AmeldeFıkhı 139-01

139- Amelde Fıkhı Ekber Ders 139

 AMELDE FIKHI EKBER DERS 139

 

Hayvanın boynuna ip takıp sürmek manasına da gelmektedir.  Yine Şafii ve Hanbeli uleması aletin kesici olması kâfi gelir dediler.  Malikilerde düşmanlık ve tecavüz yeterlidir dediler.  Bakın değişik açılardan hepsi güzelim keşifler yapıyorlar.  İğne can alıcı olmayan uyluk gibi yerlere batırılırsa Hanefilerce bu şipiant sayılır kasten öldürme sayılmaz Hanefilere göre. Hanbelilere göre can alıcı yerler dışında iğne batırma ondan öldürme sayılır dediler onlar.  Şafii ve Hanbeliler aynı görüşte birleştiği görülmektedir.  Kesici olmayan bir şeyle öldürmek İmamı Azam Ebu Hanife’ye göre demir ve o manada olan bakır,  ağır bir şeyle işlenen cinayet şibiant’tır dedi kıymetli âlim. Bir de kendisinde hem çetin bir sertlik hem insanlar için menfaatler bulunan demiri indirdik.  Kuran’ı Kerim’de Hadid Suresi 25 ayet.  İmamı Azam’ın delili dikkat ediniz kamçı,  sopa ve taş kullanarak işlenen hata en öldürmede yüz deve diyet lazımdır.  İşte bu hadisi şeriftir İmamı Azam’ın delili daha önce de geçtiği gibi.  Bunlar şipiant sayılır kasten öldürme sayılmaz demiştir. İmameyn ise burada muhalefet etmişler buna kasten yani ‘’Anden’’ cinayettir demişler.  Şafii ve Hanbeliler öldürecek özellikte aletle işlenen cinayet kasten yani ‘’Anden’’ öldürme sayılır demişlerdir.  Sevgili Peygamberimiz de taşla bir kadını öldüren bir Yahudi hakkında kısas cezası vermiştir daha önce de adı geçtiği gibi.  Yakını öldürülen kişi 2 cezadan birini seçer.  Ya diyet ödemesini ya da katilin kısas edilmesini.  Malikilere göre ağır bir şey ile işlenen cinayet ‘’Anden’’ öldürmedir dediler.  Doğrudan öldürme yani mübaşereten,  mübaşereten öldürme caninin helâkına götürecek bir fiil.  Kısası icap ettirdiği hususunda ittifak etmişlerdir.  Hanefiler mübaşeret yoluyla olmasını şart koşmuşlardır.  Yani mübaşeret telef konusunda etkide bulunmak, yani ölüme sebep olmaktır.  Evet, kıymetliler kısas bu konuda kısas icap eder demişler öldürme olayı bir grup insan tarafından eğer olursa o zamanda ne olur bu ya bir biri ardınca cinayet iştirak edere yahut aynı zamanda yapılmış olabilir.

Dakika 5:06

Bir kişiye karşı bir grubun öldürmesi, öldürülmesi konusunda da dört mezhep imamının ittifak ile şer’an bir kişiye bedel bir cemaati öldürmek icap eder.  Hepsi o cinayette eğer öldürme işinde Bilfiil fail ise hepsi katil ise Ashabı Kiram şümullü bir kısas fetvası çıkarmışlardır.  Hz. Ömer döneminde olmuştur bu hadise. Yemen’in Sana şehrinde bir kadının kocası kendisini bırakıp gitmiş.  Kadının yanında başka karısından olan bir oğlunu bırakmış. Kadının kocası gider gitmez bir dost edinmiş ve ona hiç şüphe yok ki bu çocuk bizi kepaze edecek şunu öldürüver demiş kadın.  Dostu kadının dediğine razı olmuş ve çocuğu öldürmek üzere kadının dostu başka bir adam daha bizzat kadın ve hizmetçisi toplanarak onu öldürmüşler.  Sonra onun uzuvlarını kesmişler ve bir kuyu atmışlar.  Daha sonra olay ortaya çıkmış,  insanlar arasında yayılmış ve Yemen Valisi kadının dostunu tutuklamış ve adam suçunu itiraf etmiş.  Arkasından ötekiler de itiraf etmişler.  Durumu Hz Ömer’e bildiren valiye Hz. Ömer’de hepsini öldür diye emir göndererek: vallahi diyor bu çocuğu öldürmeye bütün Sana halkı katılsa hepsini öldürürdüm diyor Hz. Ömer.  İşte dünyada adaletin örneği İslam halifesi Hz. Ömer (r.a)  mübaşereten öldürme,  karnının patlatması,  başka birinin gelip başını kesmesi gibi,  bunlar mübaşereten öldürme olarak ortaya çıkmaktadır.  Hz. Ömer bir adamı pusuya düşürerek öldüren 5 veya 7 kişiyi öldürtmüş, onun aleyhine bütün Sana halkı toplanarak yardımlaşsalar o sebeple hepsini de öldürürüm demiştir.  Bu da başka kaynaktan gelen haber.  Toplu halde mübaşereten öldürme. Hanefilere göre her biri hakkında bizzat katılmışsa kısas icap eder.  Yine Hanefilere göre tevafuk ile temalü arasında bir fark ortaya bulunmadığı çıkmış olur.  Tevafuk önceden yapılmış bir anlaşma bulunmadan öldürmeye kast etmek,  temalü ise Malikilerin ıstılahınca cinayeti işleme hususunda önceden yapılmış bir anlaşmadan sonra öldürmeye kast etmek demektir.  Bakın tevafukta önceden bir anlaşma yok ama temalü de önceden bir anlaşma var.  Cumhur ki burada Hanefilerin dışındaki hepsi mütemadi olmayan Yani daha önceden cinayeti kararlaştırılmamış toplulukta bir kişiye bedel olarak öldürülür.

Dakika 10:03

Öldürmede etkili olması ve düşmanca bir kasıtla vurmaları lazımdır.  Cumhur,  Hanefiler ile aynı görüştedirler.  Bu konuda Hanefilerin görüşünü cumhurun tamamının desteklediğini görüyoruz.  Öldürücü nitelikte değilse caniler yine öldürülür.  Şahıs ölmüş ise Şafii ve Hanbelilerde esas olan görüş de budur.  Malikilere göre herkesin cinayette hazır bulunması yeterlidir.  Öldürme işini bir kişi yerine getirse vurmayan kişi veya kişiler vurmaya hazır veya gözetleyici olarak bekleseler bile durum aynıdır.  Malikiler böyle söylediler. Öldürmeye bizzat katılan her katil bütün mezheplerce öldürülür.  Fiilen katılmayan yardımı suretiyle öldürmeye ortak bulunan şahıs ise tazir cezası ile cezalandırılır.  Malikiler dışındakilere göre devlet başkanı İslam Devleti ve yetkili organları lüzumlu görürse öldürme cezası da verebilir.  Malikilere göre ise kısas ile cezalandırılır.  İşte ulemanın teşhislerine,  tespitlerine bir bakın kıymetli efendiler.  Teamülü temalü öldürmek için anlaşmanın manası Hanefi, Şafii,  Hanbeliler bu konuda canilerin fiil üzerinde cinayeti mübaşereten işlemek şeklinde tevafuk etmesi,  yani daha önceden bir tedbir ve ittifak yapmadan aynı anda cinayeti işlemek üzere bir araya gelmeleridir.  Malikiler şöyle derler.  Temalü cinayeti işlemek üzere önceden ittifak etmeyi gerektirir.  Bunlardan biri bunu üstlenir gözcülük yaparak suça katılırsa hepsi öldürülürler.  Malikilere göre toplulukta vurmuşlar veya ve adam olduğu yerde ölmüş ise hangisinin öldürücü darbe olduğu anlaşılmamış ise yine öldürülür.  Topluluğa karşılık bir kişinin öldürülmesi ölü sayısının birden fazla olması,  topluluğu öldüren şahıs onların karşılığı olarak öldürülür. Şafiilere göre katil ancak bir kişi karşılığında öldürülür.  Diğer maktullerin diyetleri icap eder demişlerdir. Ne güzel keşfettiklerini,  ne güzel inceleme yaptıklarını görüyoruz.  Kura çekilip ölenlerden biri namına caniye kısas uygulaması vacip olur.  Diğer hak sahipleri için ise diyet söz konusudur. İşte görüyorsunuz Şafiiler böyle dediler.  Hanbelilerde cani onlara karşı öldürülür.  Cani kısas isteyen kişi için öldürülür.  Geri kalanlara da caninin malından diyet ödenir. Bu konuda da Şanlı Peygamberden gelen haber.

Dakika 15:04

Her kimin bir yakını öldürülecek olursa onun akrabalığı iki şey arasında muhayyerdirler.  Arzu ederlerse öldürürler katili,  arzu ederlerse de diyet alırlar, sevgili Peygamberimizden gelen haber. Bir de tesebbüp yani sebep olma meselesi vardır ki dolaylı olarak müessir bu da etkendir.  Kuyu kazıp adamın ölmesine sebep olmak,  yalan şahitlikte bulunmak,  öldürmeye zorlamak,  yönetici tarafından haksızca birisinin öldürülmesi hükmünü vermek gibi.  İşte görüyorsunuz her konuyu incelemiş bu kıymetli âlimler.  Şimdi sebeple kısımlara ayrıldığını görüyoruz.  Birisi hissi sebep, yani zorlamak,  öldürmeye zorlamak, şeri sebep yalan şahitlik.  Hâkimin öldürme hükmünü vermesi gibi,  yalancı şahitlere göre hâkim hükmetti adamın ölümüne, gerçekleştirdi.  Kıymetli Efendiler her kimin bir yakını öldürülürse o 2 hayırlı şeyden birisini yapmakta serbesttir.  Ya fidye alır veya onun karşılığında öldürür, katil öldürülür yani. Bu ölenin yakınlarına verilen bir salahiyet yetkidir.  Bu yetkiyi Allah vermiştir.  Ya affeder ya öldürür.  Üç şeyden birisini yapmakta serbesttir.  Ya kısas uygular, ya diyet alır veya affeder.  Esas ayeti kerimeye uygun hadisi şerif bunlar birbirini tamamlayan hadisi şeriflerdir, hepsi de sahihtir.  Kıymetli efendiler bak hissi sebep şeri sebep, bir de örfi bir sebep vardır.  Zehirli yemek vermek,  kuyu kazıp üstünü örtmek sureti ile birinin ölümüne sebep olmak.  Şimdi bunlar konusunda bak ulema ne dediler?  Hanefi uleması her konuda dünyanın en önde gelen başı çeken hukukçuları,  fakihleri dünyayı okutan âlimler bunlar,  bakın ne buyurdular:  Sebep olarak öldürme kısası gerektirmez.  Yalancı şahitlere de kısas yoktur.  Hanefilere göre öldürmeye zorlayanı kısas uygulanır.  Zorlayan kimseyi zorlayanın elinde bir alet durumuna getirir.  Alete ise kısas olmaz. Ne olur, devlet ve yetkili organları tazir cezasına çarptırırlar.  Cumhur ne dedi bu konuda,  Hanefilerin dışında.  Kastettiği kişide ölürse sebep yoluyla kısas uygulamak gerekir.  Cumhur böyle söyledi Hanefilerin dışındaki olan toplu diğer çoğunluk.  Öldürmeye ikrah yani zorlama ile olursa yine Hanefi uleması zorlayacak olursa İmamı Azam Muhammed’in görüşü doğrudan doğruya zorlanma altında kalıp fiili işleyene değil sadece zorlayana kısas uygulanması gerekir dediler.  Çünkü sevgili Peygamberimiz Ümmetinden hata, unutma ve zorlandıkları şeyler affedilmiştir diyen Peygamber sözüne istinaden İmamı Azam ve imamı Muhammed böyle söylediler.

Dakika 20:16

Ebu Yusuf ise Mükrihe yani zorlayana, müstekrehe yani zorlanana da kısas yoktur ortada şüphe vardır demiştir.  Bu da güzel bir kısas hakkında güzel bir keşiftir,  imamı Ebu Yusuf İmamı Azam’ın birinci talebesidir. Züfer ’de yine İmamı Azam’ın talebesidir kıymetli bir Hanefi âlemidir imamı Züfer.  O da kısas sadece müstekrehe uygulanır demiştir.  En tercihe değer olan ise İmamı Azam’ın görüşü ve imamı Muhammed’in görüşü tercihe şayan görülmüştür,  öbürleri de kıymetlidir.  Cumhur ise Malikiler,  Şafiiler ve Hanbeliler zorlayana da,  zorlanana da kısas uygulamak gerektiğinin görüşündedirler.  İşte görüyorsunuz değişik çok kıymetli yaygın zengin kişiler yapılmış her konuda.  Bu katilin ve maktulün durumları iyice incelendikten sonra bu görüşlerin hepsi kıymete,  takdire şayandır.  Çünkü duruma göre bunların her birisi mükemmeldir.  Çünkü her birisi ile de ilgili şartlar ortaya çıkabilir ve çıkmıştır,  keşifler yapılmıştır.  Kıymetli efendiler öldürme emrini vermek, zorlama halinde mecbur tutulmaktadır.  Emretme halinde ise tercih sahibidir.  Hanefi uleması tesebbüben öldürmede ise kısas yoktur diyet söz konusudur demişlerdir.  Cumhur ise bunlar biliyorsunuz Hanefilerin dışındaki bütün mezhepler, emredilen kişiye kısas uygulanır.  Evet, emredenin otoritesi yoksa Malik,  Ahmet ve Şafi’ye göre ki bunlar İmamı Malik, İmam Ahmet, İmamı Şafii hazretleridir.  Bunlara göre emredilen kişiye kısas uygulanır,  emredene de tazir cezası verilir.  İşte görüyorsunuz. Mezhepte ki diğer âlimler öyle derken emreden kişiye kısas uygulanır diyor bu üç mezhebin içindeki âlimler ama mezhebin başındaki zatlar bakın görüyorsunuz değişik fetva veriyorlar.  Bir mezhebin içinde dahi değişik görüşler bulunuyor.  Bu bir zenginliktir,  her açıdan bir keşiftir.  Dünya bunlara rahmet okumalıdır hayran olmalıdır.  Bu kanaatlere ilmen, delillerle varıyor bunlar. Onlar istimbat âlimi mükemmel âlim onlar.  Amirinin kendisini öldürmesinden korkuyorsa İmamı Maliki göre hem emredene hem de emir alana bir arada kısas uygulanır. İşte görüyorsunuz yeryüzünde eğer İslam Hukuku bu yüce hukukun üstünlüğü yeryüzüne tecelli etse idi uygulansaydı,  Dünya huzur üstüne huzur yaşayacaktı.

Dakika 25:20

Şafii ve Hanbelilere göre yaratana İsyan gerektiren hususlarda yaratılmışa itaat yoktur.  Bunu kim söylüyor,  Peygamber Efendimiz söylüyor. Kıymetli muhaddislerimizin bu hadisi rivayet ettiğini görüyoruz.  Yine İmamı Azam’ın kıymetli görüşüne göre zorlayıcı olması hali dışında emredene kısas yoktur,  zorluyorsa o zaman durum değişir.  Emir hakkı olmayan bir cihetten sağdır olmuşsa bu sefer emir alana kısas uygulanır.  Çünkü o zaman isteğiyle yapmış gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.  Zehirleme meselesinde zehirleme bir tesebbüp olup yani sebep olmak,  ölümüne sebep olmak olup Hanefilere göre kısası gerektirmez.  İstiğfar etmesi, hapsedilmesi ve tazir edilmesi gerekir.  Tazir edilmesi lazımdır.  Bunu da İslam devletinin yetkili hâkimi,  devlet başkanı durumu inceler,  hak ettiği ceza verilir. İmamı Azam’a göre yine bunda kısas yoktur.  Diyet onun akilesine düşer demiştir. Akilesi kim yakın varislerine denmektedir. Maliki uleması ise kısası gerektirir demişlerdir. Evet, zehirleme konusunda yine Ebu Yusuf ile İmamı Muhammed eğer içirilen zehir miktarı kadarı çoğunlukla öldürücü ise kasten öldürmedir dediler.  Değilse kasta benzer hatadır dediler.  Görüyorsunuz her şey incelenmiş,  zerreden hareket ederek en çoğa kadar,  en çoktan en aza kadar teşhisler tespitler yapılmış.  Ömürlerini Bu zatı muhteremler ilme irfana vermişler,  dünyanın en büyük hukukçusu bu dört mezhebin ulemasıdır.  Bütün dünya bunlardan öğrenmiştir hukuk adına ne varsa.  Bunları da kim okutmuş? Tabiin uleması ki başta İmamı Azam ve diğerleri tabiini de Ashabı-ı Güzin okutmuş Ashabı- Güzin’de Muhammed’in Okulu’nda okunmuş, Hazreti Muhammed’i de Yüce Allah kendisi vahiy ilahi ile donatmış. Cebrail de aracılık yapmış.  Evet, kıymetliler Hanbelilerde benzeri bir zehir öldürüyor ise öldürücü bir zehir ise kısası gerektirir demişler.  Yahudi bir kadının Hazreti Muhammed’e zehirli bir koyun sunması,  önüne getirmesi,  kebap halinde koyun kızartılıp Peygamberimizin önüne koyuyor. Yahudi karısı,  Yahudi olan bir kadın Peygamberimizi öldürmek için Peygamber Efendimiz ile Bişir Bin El Bera’nın o koyundan yemesi ve Bişir’ in ölmesi üzerine kadını çağırtıp itiraf etmesi sonucunda öldürülmesini emretmiş olması.

Dakika 30:10

Peygamberimiz kadını çağırdı,  niçin böyle yaptın dedi.  O da eğer Peygamber isen dedi mucizenle kurtulursun diye niyet etmiştim dedi, Peygamber değilsen dedi senden biz kurtuluruz diye niyet etmiştim dedi. Ama Bişir öldüğü için kısas gerekti ve kadında kısas edildi yani kadına ölüm cezası verildi.  Şafiilere göre kısas gerekir.  Yine zehirlemek Malikiler ile Hanbelilere göre kasten öldürmektir.  Şafiilere göre zorlama ile kasten öldürmek, Hanefilere göre zorlama halinde kasta benzer öldürme olarak neticelendiğini görüyoruz. Şafiiler zorlama dışında hallerde de durum böyledir, Şafilere göre. Zorlama hali dışındaki hallerde zehirleme Hanefilere göre sadece taziri gerektirir.  Mütesebbibin öldürme sonucunda, öldürme suçunda doğrudan ortak olup olmama neye,  cinayeti işleyene.  Cinayet suçunda ortak olup olmama konusunda da bu konuda sadece fiili işleyenin tazmin etmesi,  yani ödemesi,  mübaşir doğrudan fiili işleyen Hanefi uleması bakın kendi fiilini sorumlusudur. Yani böyle bir kimse kendi fiilinin sorumlusudur yine kastı olmasa dahi kimin mübaşirin tazminat ödemesi gerekir üzerine düşmek de diyet ödemek icap eder. Mesela adamın üzerine düştü adam öldü tazminat yani diyet ödemek gerekir mübaşir mütesebbib bir arada bulunacak olursa hüküm mübaşire izafe olunur. Yuvarlayan iten veya atan kişiyi diyeti veya attığı şeyin bedelini ödemek suretiyle zararı tazmin eder.  Kısas sadece öldürene,  yukarıdan aşağı atana ve onu ortadan biçene uygulanır.  Mübaşereten demek doğrudan doğruya demek.  İşe doğrudan doğruya müdahil olmasıdır.  Evet, kıymetli ve muhterem izleyenler.  Kıymetli ulemanın kıymetli keşif ve hükümlerini keşif notları halinde size takdime devam ediyoruz.  Cenabı Hak gerçekleri bilen,  hakka itaat eden İslam’dan sakınan, iki cihanda mutlu olan kullarından eylesin. Çok kıymetli ve muhterem izleyenlerimiz.  Yine öldürme ve onun cezası ile ilgili dersimiz devam ediyor. Hanefi uleması her konuda ilmi ile dünyayı aydınlatan

Dakika 35:05

Bu kıymetli ulema bakın bu konuda da ne diyorlar?  Silah ile öldürdüğü takdirde ona kısas uygulanır mübaşeret etmiştir. Onu yakalayana da tazir gerekir,  hapis yoktur.  Şimdi Şafiler’de şöyle diyorlar: katil Şafiilere göre öldürülür.  Yakalayan da hâkimin uygun göreceği süre kadar hapis ve tazir edilir. Hanbeliler ise yakalayan kişi ölünceye kadar hapsedilir yani müebbet hapis verilir diyor.  Çünkü Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu rivayet olunmuştur.  Bir adam diğer bir adamı bir başka şahıs gelip öldürünceye kadar kurtaracak olsa katil öldürülür,  yakalayan kişide hapsedilir.  Allah’a karşı insanlar arasında en ileri derecede ihsan eden kişi katil başkasını öldüren yahut İslam dininde cahiliyenin kan davasını güden veya rüyasında görmediği şeyleri gördüğünü söyleyen kimsedir buyurdular.  İşte görüyorsunuz kıymetli efendiler.  Kıymetli âlimlerimiz bu delilleri değerlendirerek,  keşfederek gereken hükümleri ortaya koydular.  Şimdi Şafilerin görüşünü aldıktan sonra Malikilerde bak ne dediler her ikisine de kısas uygulanır.  Çünkü tazminatta veya kısasta ortaktırlar.  Katilde yakalayan da dedi Malikiler.  Çünkü adamı tutuyor biri diğeri de gelip öldürüyor.  Yine Malikilere göre hem çukur kazana hem de bu çukura başkasını yuvarlayana kısas uygulanır.  Tabii ikisi bu işte ortak olduğu kesin tespit edilmişse.  Ulema rastgele hüküm ortaya koymaz.  Mütesebbibin durumu ise mütesebbib teaddi etmedikçe tazminat ödenmez. Eğer araya bir vasıta girmemiş ise,  fiil mütesebbibe izafe edilir.  Tazminat diyet, bıçağı veren kişiye aittir.  Yolun ortasında bir yılan atsa yolun ortasına, yılan bir insanı sokup öldürürse yılanı atan ölen kişinin diyetini tazminat olarak öder. Akrep ve ona benzer ısırıcı hayvanlar,  haşereyi bir hayvan bir insanın üzerine bırakıp,  onu telef etse bırakanın tazminat ödemesi gerekir.  Yalan yere şahitlik yapanlar Hanefilere göre diyet öderler. Diğer ulemaya göre kısas gerekir.  İşte görüyorsunuz ki kıymetli âlimlerimizin durumu bu muhterem izleyenler.

Dakika 40:04

Üzerine itse,  itilen kişi ölse tazminatı yani diyeti iten kişi öder.  İtilen kişi tazminat hususunda alet gibidir.  Yine kuyu kazsa,  köpek bağlasa,  kuyuya düşüp ölse veya köpek onu ısırsa da ölse,  ev sahibinin tazminat ödemesi gerekir.  Hanefi ve Şafiilerce esas olan diyet ödemesi gerekir.  Eğer sebep mübaşirden daha ileri derecede ise tazminatı mütesebbib öder.  Evet, kıymetliler,  tazminat konusunda da yine Mütesebbibin ve mübaşeretin gücü birbirine denk ise tazminatı da birlikte öderler.  Hanefi ulemasının dışındakiler ikrah halinde hem ikrah edene, hem ikrah edilene bir miktar kısas uygulanır. İkrah eden mütesebbib, ikrah altında olan da mübaşirdir.  Malikilere göre ise tutana da,  öldürene de kısas uygulanır.  Tutan mütesebbib katilde mübaşirdir dedi Malikiler.  Şimdi ortak hareket etme konusunda her konuda başı çeken Hanefi uleması bakın yine ne buyurdular?  Kısas parçalanma kabul etmez.  Küçük bir çocuk baliğ bir kişi ile deli bir kimse akıllı bir kimse ile ortak olsalar, baba oğlunun öldürülmesinde yabancı bir kişi ile ortak hareket etse veya koca hanımının öldürülmesinde yabancı bir kimse ile ortaklaşa hareket etse,  vahşi hayvanın yaralaması yahut yılanın sokması ile birlikte insanın da kasten onu yaralanması ve bu sebepten dolayı ölmesi gibi durumlarda Hanefi ve Şafii mezheplerinde ki kıymetli âlimlere göre hiçbir kimseye kısas yoktur.  Fiilde bir şüphe vardır.  Kısas ise şüpheli durumlarda uygulanmaz.  Bunlara diyet ödemek gerekir dediler. Evet, kıymetliler, kıymetli âlimlerimiz ne güzel çalıştılar,  ne güzel içtihatta bulundular, hayran olmamak mümkün değildir.  İşte görüyorsunuz bu konuda her ikisinin kendi malından diyet ödemeleri gerekir.  Baba tek başına öldürecek olsa malından diyeti öder.  Hanbelilere göre ise Şafiilere göre de bu güzelim teşhisler yapılmış,  deniz veya göl gibi bir suya başkasını atsa ve bir balık atılanı parçalasa,  atana kısas uygulamak gerekir.

Dakika 45:22

Boğmayacak kadar ise ona kısas yoktur.  Su fazla değil ise boğmayacak kadar değil ise o zaman kısas yoktur.  Malikiler ise kastedene kısas düşer,  hata en öldüren ile deli ve küçüğün akilesine de diyetin yarısı düşer demiştir Malikiler. Evet, kıymetli efendiler ölüm tehlikesine atma konusunda da insan ile bir aslanı, kaplanı bir çukur içerisinde dar bir yerde bir arada tutsa, onu ısıracak bir köpeğin önüne bıraksa veya üzerine onu sokacak bir yılan akrep atsa,  fiilin kasten bir öldürme sayılıp sayılmayacağı konusunda bakın ulema ne dediler:  Hanefi uleması yine kısas da diyette yoktur,  tazir edilir,  dövülür ve ölünceye kadar hapsedilir dedi Hanefiler.  Yine imamı Azam’dan böyle bir kimsenin diyet ödemesi,  küçük çocuğa yapacak olursa diyet ödemesi yine gerekir dedi İmamı Azam.  Küçük bir çocuğu bağlayıp güneşte, soğukta ölünceye kadar bıraksa akilesinin diyet ödemesi gerekir.  Akilesi kim idi? Varisleri yakın varisleri.  Malikiler ise kısası gerektiren kasten öldürmedir.  Şakalaşmayı kast ettiği iddiası da kabul edilmez.  Hanbeli uleması ise hayvan da onu öldürse bu kasten öldürmedir.  Yılan onu sokup öldürürse bu da kasten öldürmedir,  akrep onu sokacak olsa kasten öldürmedir.  Maliki ve Hanbelilerin görüşü burada ayrıca tercihe şayan olduğu söylenmiştir bazılarınca.  Ama bütün hepsi kıymetlidir bunların.  Şafii uleması bunları yapana kısas gerekir demiştir.  İşte görüyorsunuz hayvanlar geniş değil dar olan yerde insana karşı sebat gösterirler.  Onu bırakana kısas gerekir.  Aslanın önüne atıyor ki parçalasın diye ve köpeğin önüne bırakıyor ki onu ısırsın parçalasın diye. İşte bunlar üzerinde de ulema görüşlerini ortaya koydular.  Yine suda boğmak veya yakmak ya da emsali bir cinayette bulunmak konusunda da bakın yakmak kasten öldürmektir. Ateş silah gibidir,  kaynar su, eritilmiş maden, kızdırılmış tandır ve fırında ateş hükmündedir dediler. Kim? Hanefi uleması. Boğmaya gelince İmamı Azam bu kasta benzer öldürmektir demiş ve Ebu Yusuf’la İmamı Muhammed ise kısası gerektirici kasten bir öldürmedir demişlerdir.

Dakika 50:22

Kim başkasını suda boğarsa biz de onu suda boğarız diyor. Kim? Peygamber Efendimiz. Kısas var burada da.  Yine su fazla ise hüküm budur.  Yani su boğacak durumda fazla ise,  az ise kurtulmak mümkün olur.  Yüzebiliyorsa öldürmek Hanefilere göre kasta benzer,  şibihi anit cinsindendir dediler.  Malikiler ise yakmak ve suda boğmak kasten öldürmektir.  Yüzen bir kişiye şaka yolla bir yol yapılmış ise hafifletilmiş diyet ödemesi gerekir dediler Maliki uleması.  Evet, kıymetli efendiler,  bu kıymetli âlimlerimiz ne güzel çalıştılar,  ne güzel tespitlerde bulundular. Boğaz sıkarak öldürme konusunda yine Hanefi uleması boğmak,  İmamı Azam’a göre kasta benzer bir öldürmedir.  Ebu Yusuf ile Muhammed’e göre ise boğmak kısası gerektirici kasten öldürmedir dediler.  Malikilerde İmameyn’in görüşünde oldukların ı görüyoruz.  Şaka yahut tedip yoluyla olursa bu da hata en öldürme kabilindendir dediler.  Şafii ve Hanbeliler ne dediler?  Boğmak kısası gerektiren kasten öldürmedir dediler İmameyn gibi düşündüler.  Cumhurun görüşü Sedd-i Zerai açısından uygun görülmüştür.  Yine hapsetmek, terk etmek, aç susuz bırakmak gibi durumlarla öldürme konusunda,  açlıktan,  susuzluktan,  soğuktan ölse bu konuda Ebu Yusuf ile Muhammed diyet ödemesi gerekir dediler,   kaste benzer bir öldürmedir dediler.  Malikler ise kasten öldürme olarak gördüler.  Şafii ve Hanbeliler kısası gerektirici kasten öldürme olarak kabul etmişlerdir.  Bu da mutedil görüş olarak değerlendirilmiştir.  Korkutmak yoluyla terör ile dehşet vererek öldürme ise korkusundan dolayı ölse yahut aklı gitse,  düşüp ölse veya aklı başından gitse bir kadının yavrusunu düşürse,  çocuk zayi etse, yılan bıraksa korkusundan ölse, Hanefilere göre diyeti ödenmez, aniden yapılmış kasta benzer bir öldürmüş olur.  Bir şekilde öldürmüş olur diyet ödemesi gerekir dedi Hanefiler.

Dakika 55:02

Malikiler düşmanlık,  saldırganlık yapılmışsa kısas gerekir.  Şaka yollu ise diyet ödemesi gerekir dediler. Tüm âlimler birbirine yakın zengin görüşler beyan ettiler.  Şafii ve Hanbeliler kasten yapacak olursa bu diyeti gerektiren kaste benzer bir şeydir dediler.  Ceninin tazminatının ödeneceği üzerinde ittifak vardır kadın çocuğu zayi ettiyse bu tazminat ödenir bütün ulema bunu desteklemiştir.  Hz. Ömer’in başından geçen olaydır.  Yine Hanbeliler ise yine diyet gerekir derler.  Kıymetli Efendiler; Hz. Ömer’in başından geçen olay şöyle izah edilmiştir.  Hz. Ömer kocası yanında bulunmayan fakat yanına girip çıkan çıkanın olduğu bir kadına haber gönderdi.  Kadın vay başıma gelenlere ben Ömer’e karşı ne yapabilirim dedi.  Yolda giderken korkudan dolayı doğum ağrıları başladı çocuğu düşürdü.  Doğurur ve çocuk iki defa ağlayıp öldü.  Hz. Ömer Peygamberin Ashabı ile istişare etti, bazıları senin herhangi bir sorumluluğun yoktur.  Çünkü sen tedip edici bir valisin,  yani devlet başkanısın dediler.  Hazreti Ali ise susuyordu. Hz. Ömer ona yönelerek Ey Hasan’ın babası sen ne dersin? Diye sordu.  Hz. Ali şu cevabı verdi:  Eğer onlar görüşlerine dayanarak söylüyorlarsa görüşleri hatalıdır.  Eğer senin arzuna göre söylüyorlarsa sana karşı samimi davranmıyorlar.  Bu ölen çocuğun diyetine senin ödemen gerekir ya Ömer,  Emir el Müminin. Çünkü kadın korkudan sen kadını korkutan sensin ve bundan dolayı çocuğunu düşürdü. Bunun üzerine Hz. Ömer şöyle dedi: Sana bunu diyeti,  bunu diyeti kavmine yani Kureyş’e paylaştırmadan yerimden ayrılmam için ant veriyorum dedi hemen Hz. Ömer diyet ödedi.  Evet, kıymetliler burada da takvanın zirvesi vardır. Aslında burada Hz. Ömer’in onu korkutan bir şey yok.  Sadece onu sorguya çekmek için çağırmıştı ama kadın korktu. Yine de Hazreti Ömer takvanın zirvesini yaşadı ve diyet ödedi. Cinayet kastı konusunda da kıymetliler Hanefilere,  Şafiilere ve Hanbelilere göre kastetmesi halinde dediler, öldürmeye elverişli bir alet kullanmaktır.  Aletin çoğunlukla öldürücü olmasını şart koşmuşlardır. Öldürmek kastının delilidir.  Malikiler ise bu konuda kasten öldürme, şaka yahut tedip yoluyla yapmamış olsun.

1:00:10

O takdirde bu fiil hata olur.  Sınırlı ve sınırsız kasıtla ilgili konularda Hanefi ve Hanbeliler burada öldürmesi halinde kasten katil olur dediler.  Yine Şafii ve Malikiler bir kimseyi kast ettiği takdirde kasten öldürmedir.  Muayyen olmayan ise bu Şafiilere göre kasta benzer öldürmedir.  Malikiler ise hata yolu ile öldürmedir diye zengin görüşler beyan ettiler.  Rızaya veya öldürme izni rıza veya öldürme izni konusunda da insanın canı Yüce Allah’ın mülküdür, buna dikkat et.  Hanefiler bu konuda imamı Züfer’in dışında kalan tüm Hanefi uleması kasta benzer bir öldürme olup diyet gerekir.  İmamı Züfer ise kısasın uygulanması gerekir dedi.  Evet, kıymetliler Maliki mezhebi kasten öldürme suçunda modern kanuncular tarafından ihtimali kasıt adı verilen şeyi de kapsamış olmaktadır.  Evet, yine Malikiler kısasın uygulanması gerekir dediler.  Şafii ve Hanbeliler kısasta diyette yoktur dediler.  Kasten öldürmenin cezası bu günahların en büyüğü cehennemde ebediyyen kalacağına dair hüküm varit olmuştur Şanlı Kuran’ı Kerim’de.  Kısas ayeti dolayısıyla kısas edilir kasten öldürmenin bakın cezası ne kadar şiddetli.  Yine katil hiçbir şey miras alamaz,  mirastan mahrum olmaktır.  Dünyası da berbat öbür âlemi de berbat katilin kasten öldürmenin.  Asli ceza Şeriat-ı Garra-yı Muhammediyye’yi şeriattaki Muhammed’i şeriatta asıl cezası kasten öldürmenin kısas veya kavet diye bilinir.  Burada ulema ittifak etmişlerdir.  Hanefiler bizzat kısastır demişlerdir.  Evet, kıymetliler kavet adının verilme sebebi caniye ip ve benzeri bir şeyle kısası uygulanacağı yere doğru sürüklemeleri dolayısıyla buna kavet ismi verilmiştir.  Yine Şafiiler kefarettir demişler.  Kısasın anlamı konusunda da izin takip edilmesi, sürülmesi anlamındadır.  Bu lügat sözlük anlamındadır.  Yine şeran kısas caniye yaptığı işin misli ile ceza vermek,  bu da öldürmedir dediler. Meşru olması konusunda kısasın şanlı Kuran’a baktığımız zaman sahih sünnete bakınca bu meşruiyeti Şanlı Kuran, şanlı şerefli sünnet,  İcma ve akıl ile sabittir.

Dakika 1:05:20

Ulemanın burada bu keşifleri hükümleri ortaya koydular,  bu meşru delillere dayanarak.  Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de Bakara Suresi 178’de Ey iman edenler.  Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazıldı buyrulmaktadır.  Biz onların üzerine onda yani Tevrat’ı Şerif’te cana karşılık candır diye yazdık.  Bu da Maide Suresi 45. Ayeti Kerime.  Ey kâmil akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır buyuruyor yine Şanlı Kur’an’ın Bakara Suresi Ayeti Kerime 179.  Sahih sünnette de birçok hadisi şerif mevcuttur.  Allah’tan başka hiçbir ilahın olmadığını benim de Allah’ın Resulü olduğuma şehadet eden Müslüman bir kimsenin kanı ancak şu üç şeyden birisi ile helal olur.  Böyle bir şehadet getiren kimse bir Müslümandır ancak bunun kanı üç şeyden birisi ile helal olur.  Evli olduğu halde zina eden,  cana karşılık can ve dinini terk edip İslam cemaatinden ayrılan,  Peygamberimiz böyle buyurdu. Yine her kim kasten öldürürse o kısastır.  Her kim bunun uygulanmasını engellerse Allah’ın rahmeti ve gazabı onun üzerindedir.  Ondan herhangi bir tövbe veya fidye kabul olunmaz buyurmuştur. İşte görüyorsunuz Peygamberimizin sözlerini.  Kısasın vücubu ümmetin icması vardır.  Akılda kısasın teşrikini gerekli görmektedir.  Adaletin bir gereği olarak kamu güvenliği sağlamak,  kanları, canları koruyup himaye altına almak,  canileri cinayetten alıkoymak,  asılsız iddialara iltifat edilmez.  Kısasın teşrii sayesinde toplumun hayat hakkı korunmuş olmaktadır.  Ey akıl sahipleri sizin için kısasta hayat vardır bunu Yüce Allah buyuruyor.  İşte kısası kaldırdılar,  dünyayı suçlularla doldurdular,  güvenlik ne oldu, güvenlik sarsıldı.  Kamuda gerçek güvenlik kalmadı.  Caydırıcı ceza ortadan kalktı.  Şimdi sen caydırıcı ceza vermezsen suçu üretirsin.  Topluma insanlık âlemine iyilik yapmış olmazsın,  Allah’a asi olursun ve suçlu katil üretirsin. Katiller çoğalır ve çoğaldı.  İnsan ölüsüne bakın dünyada insan ölüsü ile diğer yaratıkların ölüsü eşit hale geldi.  Cumhura göre kısas yahut onun affedilmesi öldürme günahını örter kefaret olur.

1:10:03

Hadler kendilerine uygulanan kimselerin kefaretleridir. Şeriatın zahiri hükümleri ahirette ceza talebinin düşmesini gerektirmektedir.  Bu cezasını imanı varsa ya hafifletir ya kefaret olur.  İmanı yoksa bu dünyadaki cezasıdır,  ahirette cehennemde cezası ebedi kalır.  Hanefilere göre kısas yahut af öldürme günahını örtmez.  Yine zulmedilen maktulün kısasta bir menfaati yoktur. Kısasın faydası insanların öldürmeden vazgeçmeleri için canlılaradır.  Kısasta sizin için hayat vardır.  Bu ayeti kerime açıkça bunu ifade ediyor.  Buyruğu bunu ifade etmektedir.  İşte Hanefilerin bakış açıları farklıdır diğerlerinden. Yine hadler arasındaki farklara bakınca zina haddi,  sarhoşluk haddi gibi hadler sadece yüce Allah’a yani toplama ve cemaate has olan haklarıdır.  Kısas ise kullar için haktır. Hanefi ve Malikilere göre kısasta Allah’a yani cemaate ait hakta vardır.  Kazif haddi suçsuz bir kimseye zina iftirasında bulunmak ise hem Allah hakkını hem de kul hakkını,  yani insan haklarını kapsamaktadır.  Buna göre Hanefi uleması hadler ile kısas arasında birçok fark ortaya koymuştur.  Hanefi uleması kısas miras alınır,  hak miras alınmaz.  Kısasın affedilmesi sahihtir had ise affedilemez.  Zamanaşımı tekadüm öldürme ile ilgili şehadetin kabulüne engel değildir.  Hâlbuki kazif dışındaki hadler böyle değildir.  Bunlar da zamanaşımı,  şehadete engeldir.  Zamanaşımına tekadüm denmektedir.  Sarhoşluk verici şeylerin içilmesinde zamanaşımı kokunun gitmesi iledir.  Diğer hadlerde zamanaşımı ise bir ay geçmek ile gerçekleşir. Kısasta şefaat caizdir.  Fakat hadler de hâkime ulaştıktan sonra caiz değildir.  Her kim bunlardan yani zina,  hırsızlık ve öldürme gibi masiyetlerden bir fiili işler ve bunun karşılığında cezalandırılır ise bu ona kefaret olur.  Her kim bir günah işler dünyada bu günahına karşılık cezalandırılacak olursa şanı yüce Allah ahirette kuluna cezayı tekrarlamayacak kadar kerem sahibidir.  Her kim bir günah işler ona bu günahın had cezası uygulanacak olursa bu onun için bir kefaret olur. Bunun gibi birçok hadisi şeriflerin var olduğunu görmekteyiz.

Dakika 1:15:03

Kısasta kan,  velisi, velisi tarafından davanın mahkemeye götürülmesi lazımdır.  Kısas dilsizin işareti yahut yazısı ile sabit olmakla hak bunlarla sabit olmaz.  Hâkimin hadlerde değil kısasta şahsi bilgisine dayanarak hüküm vermesi caizdir.  Bu Hanefilerin mutekaddim âlimlerine göre böyle hüküm verilmiştir.  Müteahhirin ise bugünkü dünyada adaleti uygulamayan din iman konusunda güvenilmeyen hâkimlerin önünde yolu tıkamak kastı ile mutlak olarak hâkimin bilgisi ile hüküm verilemeyeceğine fetva verirler.  Müteahhirin uleması,  kimin Hanefi âlimlerinin. Bazı Hanefi âlimleri ise hadlerin istifası, yani yerine getirilmesi devlet başkanı yani devletin İslam devletinin yetkili organları ile olur.  Kısasın ise hâkimin var olması şartı ile kanın velisi tarafından yerine getirilmesi caizdir.  Kısasta İvaz yani karşılık bedel caizdir.  Hadlerde ise böyle değildir.  Şafiiler ise kazif haddi içinde ivazı caiz kabul ederler.  Hadlerde ikrardan dönme sahih olmakla birlikte kısasta sahih değildir.  Kısas konusunda ortaya konan Şeraite bakınca katilde aranan şartlar mükellef yani akil ve baliğ olmalıdır katile bu cezaların verilmesi için.  Sarhoşa kısas konusunda kıymetli âlimlerimizin hepsinin ittifak ettiği görüşe göre haram bir içki ile sarhoş olana kısas uygulanır.  Yine şeriatın bütün hükümleri sarhoş içinde bağlayıcıdır. Onları yerine getirmek zorundadır.  Sarhoşluğu onu kurtarmaz.  Yine talak alışveriş gibi akitlerde, ıskatlarda ve ikrarlarda da sarhoşun ibaresi sahihtir.  Sarhoşluk ile ibare değil de sadece kasıt ortadan kalkar.  Küfür sözünü söyleyecek olursa bir sarhoş Hanefilere göre istihsanen irtidat etmiş olmaz.  Sarhoşa kısas vaciptir.  Sedd-i zerai kastı ile de bu gereklidir.  Kendisini emniyet içerisinde hissederek cinayet işler,  öldürür,  zina eder, hırsızlık yapar ve sarhoştum der şuraya çıkar.  O zaman bu milletin kamunun çekeceği vardır.  Buna meydan vermemek için sarhoşa ceza uygulanır hem de tam uygulanır.  Öldürmeye kast etmiş olmalıdır.  Şartlardan biri katil için aranan şart kasten öldürme kısastır.

Dakika 1:20:00

Mutlak öldürmeye kast etmiş olmalıdır.  Tedip ve terbiye kastı ile genelde öldürmeyen bir şey ile defalarca vurma halinde olduğu gibi.  Ebu Hanife İmam Azam ise katil İhtiyaç,  istek ve tercih sahibi olmalıdır der.  İmamı Züfer dışındaki Hanefiler öldürmeye zorlanan kimseye kısas yoktur demişlerdir.  İkrah altındaki kişiye.  Cumhurun beyanına göre zorlayan kimse ile birlikte zorlanana da kısas uygulanır.  Şimdi maktul de aranan şerait konusunda da saldırmanın haram olması harbi olan gayrimüslim, mürtet, evli zinacı zındık ve baği sebebiyle Müslüman ve zimmi kişiler öldürülmez.   Çünkü bunların kanları mübahtır.  Hanefi uleması kanın koruma altında olması,  İslam ile ve Darül İslam’da ikamet ile gerçekleşir.  Yine Cumhur’u ulema ya göre Hanefilerin dışında İsmet iman ile yahut zimmet veya eman ile olur demişlerdir.  Çünkü antlaşma haddi sonucu elde edilen bu bir emandır.  Darül Harp’te Müslüman bir kimseyi öldüren kişiye kısas uygulanmalıdır.  Hanefiler masumluk durumunun ebediyen olması gerektiğini belirtirler.  Kanı masum olan kimsenin masumluk durumunu ebediyen olması gerekir dediler.  İster müstemen ister zimmi ister muahed anlaşmalı olsun,  hiçbiri Müslüman bir gayrimüslim e karşılık öldürülmez.  Yine gayrimüslimin kanı ebediyen masum değildir.  Katilin bir parçası olmamalı, çocuğu karşılığında babanın öldürülmesi veya bunun aksi durumlarda mecmuayım yani cinayet de öldürülen katilin bir parçası olmamalı yani ortada babalık ve evlatlık bağı bulunmamalıdır. Bulunursa burada hüküm farklıdır.  Baba yahut dede, anne yahut nene,  istedikleri kadar yukarı çıksın çıksalar da çocuklarını öldürmüş olmaları yahut çocuğunun çocuğunu istediği kadar aşağı insinler öldürmeleri karşılığında kısas uygulanmaz.  Çünkü kimse çocuğunu isteyerek öldürmez. Çocuğu karşılığında babaya kısas yoktur. Sen ve malın babana aitsin,  Peygamberimiz bir gün böyle söyledi bir nedenle diyet ödemesi icap eder.

Dakika 1:25:02

Mesela istemeyerek oğlu karşılığında baba öldürülmediğine göre diyet ödemesi icap eder.  İstemeyerek babanın elinden bir böyle bir olay vaki olursa diyet ödemesi icap eder babanın da.  Bu da ittifakla kabul edilmiştir tüm âlimler tarafından. Tedip etmek ve terbiye etmek maksadıyla vurduğu şüphesinin ortadan kalkmasını halidir. Yatırıp boğazını kesmesi,  azalarını kesmesi gibi.  Oğlu karşısında o zaman öldürülür baba.  Yani suçun niteliği araştırılır rastgele verilmemiştir hiçbir fetva,  hiçbir hüküm ulemamız tarafından rastgele verilmemiştir,  verilmez.  Fakih ulema babasını öldüren çocuğun öldürüleceği hususunda ittifak etmişlerdir.  Eğer evlat babayı öldürürse o evlat öldürülür. Müstefiz konusunda da her tabakada Ravi sayısı 3 den aşağı düşmeyen bununla beraber Mütevatır derecesine de ulaşamayan hadisi şeriflere müstefiz denmektedir.  Kıymetli efendiler İşte gördüğünüz bu haberlerin dereceleri de hadisi şeriflerinde senetleri tapuları ve dereceleri ortaya konmuştur. Fakihler babasını öldüren çocuğun öldürüleceği üzerinde ittifakları vardır.  Bütün âlimler ittifak etmişlerdir.  Babanın oğluna olan sevgisi kendi nefsi için değildir.  Fıtri ve asri bir sevgidir.  Onun için babaya anneye,  dedelere ve ebelere ve onların uzantısına, devamına böyle bir toleransı vardır.  Çünkü onlar da ki sevgi fıtri ve aslidir. Merhamet fıtridir,  aslidir.  Oğlun babasına karşı olan sevgisinde ise menfaat beklemek şüphesiyle bir şeyde vardır.  Nitekim bunlar bu şaibeler dünyada görülmektedir.  Şimdi denklik konusunda da Hanefilerin dışında kalan Cumhuru ulema öldürülenin katile denk olmasını şart koşmuşlardır.  Yani Mümin,  Müslüman karşılığında ancak bir Müslüman yani kâfir karşılığında bir Müslüman, köle karşılığında hür bir kimse kısas yoluyla öldürülemez. Kâfir karşılığında bir Müslüman öldürülmez.  Müslümanların kanları birbirine denktir.  Onların zimmetlerini en aşağı tabakada ki olanları da yerine getirmeye çalışır ve Mümin bir kimse kâfir bir kimse karşılığında öldürülmez. Peygamber Efendimiz köle karşılığında hür bir kimse öldürmez. Bir köle karşılığında hür bir kimsenin öldürülmemesi sünnet cümlesindendir. Şimdi bu Hanefilerin dışında bir görüş bu.  Hanefi uleması farklı delillerle hareket etmiş ve ayeti kerimeleri ortaya koymuştur.  İnşallahu Teâlâ derslerimiz ilerleyen noktalarında buradan hareket ederek açıklığa kavuşturmaya,  keşif notları vermeye devam edeceğiz inşallah.

Dakika 1:30:43

 

 

(Visited 58 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}