Tefsir 429-01

429- Tefsir Ders 429 hayat veren nurun keşif notları

429- KUR’AN-I KERİM TEFSİR DERS 429

(Fâtır Suresi 5. Ayeti Kerime’den 35. Ayeti Kerime’ler )

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَـرَٓاءُ اِلَى اللّٰهِۚ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَم۪يدُ ﴿١٥﴾

اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَأْتِ بِخَلْقٍ جَد۪يدٍۚ ﴿١٦﴾

وَمَا ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ بِعَز۪يزٍ﴿١٧﴾

  وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰىۜ وَاِنْ تَدْعُ مُثْقَلَةٌ اِلٰى حِمْلِهَا لَا يُحْمَلْ مِنْهُ شَيْءٌ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۜ اِنَّمَا تُنْذِرُ الَّذ۪ينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ بِالْغَيْبِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَۜ وَمَنْ تَزَكّٰى فَاِنَّمَا يَتَزَكّٰى لِنَفْسِه۪ۜ وَاِلَى اللّٰهِ الْمَص۪يرُ﴿١٨﴾

وَمَا يَسْتَوِي الْاَعْمٰى وَالْبَص۪يرُۙ﴿١٩﴾

  وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُۙ ﴿٢٠﴾

وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُۚ ﴿٢١﴾

وَمَا يَسْتَوِي الْاَحْيَٓاءُ وَلَا الْاَمْوَاتُۜ اِنَّ اللّٰهَ يُسْمِــعُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَمَٓا اَنْتَ بِمُسْمِــعٍ مَنْ فِي الْقُبُورِ﴿٢٢﴾

  اِنْ اَنْتَ اِلَّا نَذ۪يرٌ ﴿٢٣﴾

اِنَّٓا اَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَش۪يراً وَنَذ۪يراًۜ وَاِنْ مِنْ اُمَّةٍ اِلَّا خَلَا ف۪يهَا نَذ۪يرٌ﴿٢٤﴾

  وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۚ جَٓاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالزُّبُرِ وَبِالْكِتَابِ الْمُن۪ير﴿٢٥﴾

 ثُمَّ اَخَذْتُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَكَيْفَ كَانَ نَك۪يرِ۟﴿٢٦﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler kalbine yüce Kuran’a verip de dinleyenler hayat veren nurun dersleri ölümsüz hayata Allah’ın lütfuna keremine çağıran ve ölümsüzlüğe hazırlayan yüce Allah’ın mutlu keremi olan rahmetinin ebedi saadetinin tecellisi olan Kuran-ı Kerimin dersleri keşif notları irşat notlarıyla dersimiz devam etmektedir. Fâtır Suresinin 15. ayetini gelmiş bulunmaktayız. Ne büyük şeref ne büyük lütuf ne büyük kerem ki Allah’u Teâlâ’nın kitabını dinlemek Allah’ı dinlemektir Allah’tan direk ders almaktır onun sohbetinde bulunmaktır. İşte Habibi Muhammed Mustafa Sallallahu Teâlâ Aleyhi Vesellem yüce Allah’ın kanunlarıyla İslam’ın şeriatını yeryüzüne tüm insanlığın mutluluğu için yerleştirdi. Bir ilmi irfanı ilim ile bilinen İslam bir de yaşanan İslam ikisi eğer ki gerçekleştiği zaman bir Müslümanın fertlerin, cemiyetlerin, devletlerin, milletlerin ve tüm dünyanın üzerinden bu gerçekleştiği zaman ortaya çıkacak şey şudur. Gerçek bir evrensel iman gerçek bir adalet gerçek bir sevgi ufukları bütün âlemi kuşatan bir rahmet deryası ki ezeli ebedi kuşatan bunların hepsinin adı İslam.

 

Dakika 5:28

 

Ey kıymetli izleyen, yüce Allah’ı onun kitabını Peygamberimiz bize nasıl öğrettiyse Ashabı Güzin tabiin ve müçtehit âlimlerimiz mürşit âlimlerimiz bize bu yüce İslam’ı çok güzel anlamışlar ve anlatmışlar. Bizde ilmi İslam’ı ve yaşanan İslam’ı şahsımız da bu ikisini bulmamız gerekiyor ve insanlığa da bunu dosdoğru belgelerle ilmi delillerle bunları bilip takdim etmeniz gerekiyor. Onun için Kuran-ı Kerim Allah’ın kitabı eşsiz bir kitap  eşsiz bir mucize şimdi yüce nazmını yüce metinlerini okuduğum bu yüce ayetlerin şimdi de yüce anlamlarına geçiyoruz. Ey insanlar siz Allah’a muhtaçsınız, biz Allah’a muhtaç değil miyiz? Ey Allah’ı, onun nizamını tanımayanlar nefes alıp verirken size bu hayatı kim verdi? Ruh ve bedeni kim verdi? Nimetler var ayağının altında Kürreyi Arz’ı sana kim döşedi? Çeşitli o bitkileri, meyveleri, sebzeleri nimetleri canlı cansız sana bunları kim verdi? İnsanoğlu Allah’a ebedi muhtaçtır Allah’u Teâlâ bunu söylüyor ey insanlar siz Allah’a muhtaçsınız. Ebedi ben muhtacım bütün varlığım ona ait  yediğim içtiğim zerre ne varsa her şeyim ona ait ondan başka benim kimsem yok. Öbürleri onun kulları benim gibi onlarda Allah’a muhtaç herkes muhtaç hükümdarlar muhtaç o generaller, hâkimler, savcılar muhtaç polisler muhtaç dağda ki çoban değil herkes muhtaç. Bütün gördüğünüz canlı cansız ne varsa bütün canlıların rızkı Allah’a ait hepsi Allah’a muhtaç cansızların da varlığı yaratılışı Allah’a ait. Allah’a muhtaç olmayan kimse yok ki ey zalimler ey insanlığın kanını emenler Allah’ın nimeti çok helal yiyin milleti sömürmeyin harama tenezzül etmeyin her haram bir ateştir sizi yakar dünyanızı da berzahınızı da mahşerinizi de perişan eder. Gelin  kimsenin hakkını yemeyin kimseye kötülük etmeyin hepiniz Allah’a muhtacız hepimiz Allah’ın kullarıyız iyilikler varken neden kötülük yapalım ki kötülüğe ne gerek var. Adalet varken neden zulmedelim ki, sevgi varken neden nefret edelim ki,  iman ve tevhit varken neden küfredelim neden şirke nifaka düşelim ki. Onun yüce Rabbimizin vücudu bârisi tevhidi ilahisi ortadayken neden şirk koşalım ki onun eşi benzeri yok ki gelin aklınızı başınıza alın ideolojiler sizi kurtarmaz helak eder Allah’u Teâlâ’ya rağmen  Allah’ın mülkünde yaşanmaz.

 

Dakika 10:25

Allah’ı tanımayarak başka ideolojilere saplanarak hakkın hakikatin dışında yaşanır bu mülk senin mi bu mülkün sahibi var yarın seni hesaba çekecek neden benim nimetlerimi kötüye kullandın özgür hür iradeni neden kötüye kullandın diye hesaba çekileceksin. Tekrar söylüyorum Azrail (AS.) ensen de ordularıyla duruyor canını alacak saatini gözlüyor liste elinde canını alacak. Ağa demez, paşa demez, evliya demez, eşkıya demez, general demez, mareşal demez, hâkim savcı hükümdar demez canını alacak ve Allah’a götürecek Allah’a hesap vereceksin. Yüce Allah öyle diyor ey insanlar siz Allah’a muhtaçsınız işte evliyaların fakir anlayışı budur. Ne derler evliyalar? Allah’a biz fakiriz hiçbir şeyimiz yok ona muhtacız ama Allah’tan başka herkese karşı zenginiz derler. Yani kimseden bir şey beklemezler sadece Allah’a muhtaç olduklarını bilirler evliyaların fakir tarifi böyledir. Allah’a muhtaç olduğunu bilmek Allah’tan başka kimseye muhtaç olmamanın adıdır. Allah ise zengin ve her hamde layıktır bir tek zengin vardır ve zengin eden vardır o da Allah’u Teâlâ’dır.                                          ( „El-Ganiyy Muğni“) işte hem kendisi zengin hem de dilerse zengin ediyor imtihan etmek için. Fakirleri fakirlikle imtihan ederken zengini de zenginlikle imtihan ediyor. Nice zenginler imtihanı kaydediyor da feveran ediyor cehennemin en dibine gidiyor malı mülkü ateş oluyor Karunlaşıyor, firavunlaşıyor malına güveniyor nimetin sahibini görmüyor sadece nimeti görüyor bu da ben ettim ben yaptım diyor. Bunun hesabını vereceksin sen de ben de herkes de bunun hesabı verilecektir. Allah imtihanı kazanan nimetin sahibini iyi bilen ve nimete kulluk değil nimeti verene kulluk esastır. Yüce övgülerin hamdü senaların hepsi Allah’a aittir onun hakkıdır eğer o dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk yeni bir toplum getirir ve bu Allah’a göre zor bir şey değildir. Yani seni yok etmek ötekini getirmek zor bir şey değildir tarihe bak Kuran-ı Kerim’de bak yalnız şunun bunun kitabına bakarsan yanıldığın taraflar olabilir ama Kuran’ı Kerim doğru ve hak olanın ta kendisidir. Çünkü Allah’u Teâlâ’nın kitabıdır Allah’ın verdiği haberlerdir bunu da yeryüzüne açıklayan Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimizdir. Bunun için hem günah çeken bir kimse başkasının günahını çekmeyecek.

 

Dakika 15:05

 

Yükü ağır basan onun yükletilmesine çağırsa da ondan bir şey yüklenilmeyecek herkes kendi yükünü çekecek. İsterse bir yakını olsun dostu olsun kimse kimsenin yükünü çekmeyecek herkes kendinden sorulacak. Fakat ancak sen o kimseleri sakındırırsın ki gayp da Rablerinin korkusunu duyarlar Allah’ı görüyor gibi inanırlar saygı duyarlar. Hem bir tarafta azabından, hışmından korkarlar hem de rahmetinden ümitlerini kesmezler ümitle korku arasındadırlar. İşte sen bunlara öğüt verebilirsin bunlar kötülüklerden saklanırlar yoksa böyle duygusu olmayanların nasihat alma, ıslah olma yeteneklerini kaybetmişlerdir yeniden kazanmaları lazım. Fakat sen ancak o kimseleri sakındırırsın ki gayp da Rablerinin korkusunu duyarlar namazı dürüst kılarlar Allah’ın huzurunda Miraç’ta olduklarını bilirler öyle namaz kılarlar. Temizlenen de sırf kendisi için temizlenir yani kötülüklerden sakınıyor sevapları işliyorsan bu seni karinedir, kendi kurtuluşuna vesiledir yoksa Allah’a bir kârın da olmaz zararın da olmaz zarar da sana kâr da sanadır. Nihayet herkesin dönüşü Allah’adır geliş yaratılış Allah’tan olduğu gibi dönüş Allah’ın huzuruna dönüp hesap verilecektir hesap verilecektir. Ne kör ile gören eşit olur. Görenle görmeyen bir olur mu? Ne de karanlıklar ile aydınlık bir olur mu ve ne de gölge ile sıcaklık bir olur mu? Ölülerle diriler de eşit olmaz. Ölüyle diri bir olur mu? Gerçi Allah Celle Celalühü her dilediğine işittirirse de sen kabirdekilere işittirecek değilsin ölülere mezardakilere işittirecek değilsin. Öyle insanlar vardır ki kalpleri hakkı artık duymayacak anlamayacak gerçeği görmeyecek hale gelmiştir kalpleri bozulmuş batmıştır. Bunlar mezardakilere gibidir ki bu insanlara göre bir tanımdır bunlara işittiremezsin diyor bunların kulağının dibinde her gün gerçekleri söylesen bunlar anlamaz, duymaz, görmezler. Niye? Kalp ve ruh dünyaları batmıştır kötülüğü işleye, işleye böyle olmuştur gerçeği, hakkı hakikati inkâr ede, ede böyle olmuştur. Münafıklığa ısrar ede, ede böyle olmuştur, şirki müdafaa ede, ede böyle olmuştur insan kendini batıran insanın kendisidir. Allah insanları özgür hür bırakmış gerçekleri de senin aklının önüne koymuş sana önce akılda vermiş.

 

Dakika 20:00

 

Aklın önüne Allah kitabını koymuş Peygamber göndermiş, âlimleri göndermiş melekler sürekli ilham veriyorlar şeytanlar nefisler vesvese hevacisler visvaslar olduğu gibi melekler daha çoğunlukta ilham da bulunuyorlar. Kuran-ı Kerim sana her gün sana nasihat ediyor Peygamberler âlimler gerçeği söylüyor. Sen hakikate kulağını tıkadın gözünü yumdun kalbini de kapattın. Ne yaptın? Kötülükleri kendine yaptın. Kimseye bir zararın faydan değil tamamen zarar sana kâra geçseydin onun kârı da sanaydı. Kendine yazık ettin eğer kalbini kendin mühürlenmesine sebep olmamışsan yine çare vardır tövbe istiğfarla gel Müslüman ol Allah’ı dinle Kuran-ı Kerim’i iyi anla iyi dinle Peygamberi dinle İslam müçtehitlerini mürşitlerini dinle İslam’ın kendini dinle. Ağayı, paşayı dinleme önce Allah’ı dinle ve hakkı hakikati dinle İslam’ın asli belgeleri asli delilleri var. Kuran-ı Kerim, sünneti şerif ve icma, ümmet, kıyası fukaha, yüksek fakihlerimiz yüksek müçtehitlerimiz var. Temel ebediyata kadar sağlam atılmış bozulma şansı yok bizim hadisi şeriflerimiz korunarak gelmiştir bizim muhaddislerimiz çok güzel çalışmışlardır. Hadis ayıklamaya kalkanlar ayıklanmış tertemiz sahih hadisler üzerinde millet üzerinde şüphe düşürmek isteyenler o kafası bozuklardır onlar kendini ayıklasınlar. Onların ayıklayacağı bir şey var kendilerini birisi onları kullanıyor hadisleri hadisi şeriflere hücum edenler müçtehitlere hak mezhepler hak mezheplerin o büyük âlimlerine hücum edenler birisi onları birileri kullanıyor onlar kendini ayıklasınlar oradan kurtarsınlar kendilerini hakka, hakikate, Ehlisünnet vel cemaate gelsinler. Ve kendi akıllarına göre kendi hevalarına uymayan her şeyi yok sayan bir zihniyettir önce hakikati tanı hakka tabi ol heva’na olma. Heva’na tabi olduğun zaman bozuk aklınla heva’nı ne yapıyorsun – baktın işine gelmiyor o hadis sahih değil diyorsun yanlış kaynaktan hareket ederek yapıyorsun. Gerçek kaynakların tamamını araştır bir de hakiki ilim ehliyle hareket et o zamanın bu yanılgılardan İnşallah kurtulursun çünkü bu acı eleştiriyi yaparken herkesin kurtuluşu bizim amacınız gayemizdir acı eleştiri yapmamızın sebebi de odur herkes gerçeği doğruyu bulsun diye. Cenabı Hak sevgili habibine diyor ki; (اِنْ اَنْتَ اِلَّا نَذ۪يرٌ) Sen sadece bir uyarıcısın. Muhakkak ki biz seni hak ile hem bir müjdeci hem bir uyarıcı olarak gönderdik hiçbir ümmet de yoktur ki içlerinde bir uyarıcı geçmiş olmasın. Seni yalanlıyorlarsa ey şanlı Peygamber ey Muhammed seni yalanılıyorlarsa onlardan öncekiler de yalanlanmışlardı yani önceki Peygamberlere de yaptılar bunlar.

 

Dakika 25:20

 

Onlara Peygamberlerin mucizelerle sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi sonra ben o inkâr edenlerin tutum yakaladım. Kim yakaladı? Allah’u Teâlâ. Peygamberlerin getirdiği ilahi nizamlara, ilahi kanunlara karşı koyanları Allah’ın yakaladı. Bu çağınkiler de gelecek çağdakiler de yakalandılar yakalanacaklar hepsi şu anda herkes yakalanmış durumda. Allah’tan kaçan olur mu? Allah’ın kudretiyle kuşatma altında olur mu? Herkes kuşatma altında, bütün ordular kuşatma altında, bütün generaller kuşama altında, bütün devlet adamları kuşatma altında. Kim varsa bu âlem de bütün âlemler kuşatma altında. Allah’u Teâlâ’dan kaçmak kurtulmak var mı? Yok. Bugün kuşatma altında olan yarın suçlar patlama yaptığı zaman günahlar volkanlar gibi patladığı zaman Allah seni nasıl yakalayacak haberin var mı? Zaten kuşatma altındasın aklın varsa Kur’an’ın nur penceresinden bak hatta pencerede kalma Kuran’ı Kerimin bizzat gel onun nur deryasının içine gir pencereden bakıp da geri kaçma. Onun için gerçekleri görmeli gerçek deryasında nurun deryasında yaşamalı ki bu Kuran-ı Kerimin İslam’ın nurudur İslam rahmet deryasıdır bu rahmet deryasından yaşayacaksın okyanuslarda bir damla misali ki o bir damla okyanusun içinde ne yapar okyanustan beslenir. O bir damlayı besleyen okyanustur sende İslam deryasının içinde bir damla misali yaşa da yaşa ebedi Allah’ın rahmetinin içinde bu bir zahmet deryasıdır nurun deryasıdır ebedi huzurun deryasıdır. İnsanüstü tabiatüstü Allah’ın rahmetinin ezeli ebedi tecellisidir bu tecellinin adı İslam’dır. Rahmet tecellisi bunun anayasası kaynağı Kuranı Kerim’dir bunun önderi rehberi Hazreti Muhammed Mustafa’dır ve bugün onun varisleri de gerçek ulemadır. Ulema deyince birilerinin bakıyoruz ki derhal alerji meydana geliyor ulema deyince iman ile küfür birbirinden uzaktırlar yalnız bir mal her şeyi kuşattığı için her evrensel bir İslam imanı da olduğu için insanoğlunu küfürden, şirkten, nifaktan kurtarmaya geldiği için merhamette evrenseldir. Ama asla küfre rıza göstermez kurtarmaya gelir inanırsa inanır inanmazsa kendi bilir. Cenabı Hak sevgili habibine diyor ki; onlara Peygamberleri mucizelerle, sahifelerle ve aydınlatıcı kitaplarla gelmişlerdi.

 

Dakika 30:10

 

Sonra ben inkâr edenleri tutup yakaladım. O zaman beni inkâr etmek nasıl oldu? Gördüler bu günün çağda ki bu çağdaş inkârcılar da görecekler öncekiler gördüler Allah nasıl yakaladı. Nuh kavmine bakın nerede? Hud ve Salih’in kavmine bakın Lut’un, Şuayb’ın, İbrahim’in ve Musa’nın diğerlerinin karşısındakilere bakın ve Hazreti Muhammed’e karşı koyan zihniyete bakın 14 asırlık, 15 asırlık şu dünya da parlayan hakikat nurun tecellisine bakın. İnkârcıların başına ne geldi  Allah nasıl yakaladı? Yani illa Allah elini uzatıp da yakalamaz Allah her türlü yakalama bilir beyninden patlatmayı da bilir kalbinin içinden patlatmayı da bilir. Tepeden, gökten tepesine yağdırmayı da bilir, altından patlatmayı da bilir. Bir küçücük mikroba seni yedirmeyi de bilir beynini yedirir kalbini yedirmeye başlatır. Kalem ucu kadar bir noktanın içinde nice canlıların Allah tarafından yaşatıldığını bilmiyorsun öğren ki biliyorsun. Biliyorsun da yalnız bir türlü iman nuruyla şereflensen daha iyi edersin çünkü iman nuruyla şereflenir. Kuran’ı Kerim’in onuruyla da beslenirsen İslam rahmetiyle ebedi kârine olur ebedi kurtuluşun olur. Cenabı Hak bu yüce ayetlerinde bu yüce gerçekleri buyurduktan sonra şimdi şöyle bir bakalım. Cenabı Hak emaneti taşıyan insan ruhunun duyduğu ihtiyaç o kadar çoktur ki daima insanlar ihtiyaç içindedirler Allah’a muhtaçtırlar. Başkaları bir kıtmire bile malik değildir. Kıtmir ne? Çekirdekte ki zar var ya zar işte onu bile yaratmaya ona bile malik olmaya kimse kadir değil yaratıcı yok ki Allah’tan başka diğerleri tamamen vasıtadır yaratıcı sadece Allah’tır. Tam manası ile zengin olan sadece Allah’tır hem de yalnız odur zengin olan bir başkalarına bir şey verdiyse o vermiştir dileyince çeker alır dilerse malıyla mülküyle batırır cehenneme hepsini beraber gönderir. Karun ne oldu? Batırıldı. İbret olsun diye dünya ya nice ibret dersleri vermiştir Cenabı Hak. İbret almıyorsan dersten kaçıyorsan okul kaçkınıysan bunu sen kendin bilirsin. İslam yeryüzünün evrensel okuludur Kuran-ı Kerim ve Hazreti Muhammed ve onun ortaya koyduğu ilkeler bu evrensel tabiatüstü okulun dersleri bunlardır. Bu derslerin dersleri yazan ortaya koyan yüce Allah’ın kendisi uygulayan, öğretende Hz. Muhammed ve onun yolunda ki Ehlisünnet âlimleridir.

 

Dakika 35:00

 

İster kabul et ister etme o senin bileceğin iş. Hem Hamit’tir Cenabı Hak hamd ve şükür tazim ve ibadet olunacak veli nimette ancak odur. Allah’a ne kadar hamd etsek şükretsek hakkı ile hak ve şükürde bulunamayız sadece nimetin sahibini tanıdığımız zaman o bizi şükretmişlerden kabul ediyor yoksa biz hakkıyla hamd ettiğimizden değil yapamayız ki. Hiçbir nimetin karşılığını biz hamd edip şükredip ona ödeyemeyiz ancak nimetin sahibini bilir minnettarlığımızı ebedi ilan ederiz. Ebediyülebet biz Rabbimize minnettarız çünkü her nimet onundur. Ben ettim, ben yaptım diyenler perişan oldular ve olacaklar perişan olmasınlar diye Kuran-ı Kerim İslam onları kurtarmaya geldi kurtulmak istemiyorlarsa artık onu kendileri bilir. Cenabı Hak (اِنَّـمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْـٔاً اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ) onun emri bir şeyi dilediği zaman ona ancak ol demesinden ibarettir o da oluverir. Yüce Allah bir şeye ol dedi mi oluverir. (كُنْ فَيَكُونُ) Onun için ey kıymetli dostum Allah’ı iyi tanı putperestlerin içinde müşriklerin içinde Allah tanınmaz. Bozuk felsefelerin içinde de Allah tanınmaz Allah’ı tanımak istiyor musun? Muhammed’in okuluna gel Aleyhisselatu vesselam Kuran-ı Kerim’in ayetlerini keşfet, kevni ayetlere bak onları keşfet Allah’ı (C.C) o zaman doğru tanırsın ama Allah’tan da doğru tanımanın hidayetini iste hem de temiz niyetle iste art niyetle bu işe başlama. Batılı aklıyla doğulu aklıyla bu işe başlama birinin felsefesiyle bu işe başlama. Temiz bir niyetle Allah’ım seni tanımak istiyorum ne olur lütfundan, kereminden, fazlından, hidayetinden istiyorum ki bana seni tanımak istiyorum seni tanıyanlardan eyle. Bak yalvarış var () Ne diyor? Allah’ım ne olur kendini ve benim kendi nefsimi tanımak istiyorum hakkıyla tanımayı bana seni ve nefsimi tanımak istiyorum diyor. Allah’ı tanı kendi aczini tanı. Neden nefsini tanımak istiyorsun? Çünkü aczini de bilmen gerekiyor, Kâdiri bilmen gerekiyor, âcizi bilmen gerekiyor, nefsini Allah’a itaat ettirmen gerekiyor. Nefsine tapmayı değil nefsin ne isterse onu yaparsan nefsinin kulusun sen Allah ne isterse ne derse onu yapacaksın nefis Allah’a kulluk edecek işte Müslümanlık bu. Bir de vizirden bahsediyor bu ayeti kerimelerde vizir ağır günah vebal demektir yani yük ağır bir yük. Fakat buradaki bunun ilgisi ağır günah vebal anlamındadır. Her koyun kendi bacağından asılır onlar mutlaka kendi yüklerini de o yükleriyle birlikte daha nice yükleri de bizzat yüklenecekler. ‘’Ankebut Suresi 13. Ayette’’

 

Dakika 40:00

 

Bakın neden acaba bu ayet-i kerimede kendi yüklerini de o yükleriyle birlikte daha nice yükleri de bizzat yüklenecekler. Bunlar nicelerini sapıtmışlar sapıtmanın günahlarını da yüklenecekler ama sapanlarda saptıkları için de saptıklarının günahını da onlar yüklenecek neden saptın, neden aldandın? Sen aldanmanın yükü altında hesap vereceksin o da aldatmanın yükü altında hem kendi günahlarını hem de sapıtmanın günahlarını da ayrıca katmerli günah ikisi de kendinin, kendilerinin günahlarıdır. Sapanda sapıtılanda kendi günahlarıyla ağır yük altında Allah’ın huzuruna gidecekler. Neden saptın sen öbürünü de neden saptırmaya çalıştın? İşte yanlış götüren önderler ve peşinden gidenler dikkat etsinler. Sapıtmış hem de saptırmış dikkat et ikisi de kendi günahlarıdır. Her kim bir kötü adet çıkarırsa kötü bir çığır açarsa ona hem onun günahı hem de onu işleyenlerin günahı vardır. Bakın çünkü kötü çığır açanlar o kötü çığırdaki işlenen bütün günahlar kadarda ayrıca kendileri günah kazanırlar ama o kötü çığırdan gidenler de kendi günahlarının vebalisi altındadırlar burada herkes payına düşeni alıyor sapanda saptıranda ikisine de kurtuluş yok. Birisi şunu şöyle yap da günahı varsa benim boynuma olsun diye kefalet ederek diğerini bir günaha sokarsa o boynuna aldığı günahı çekmeyecek değildir o günahı çeker. Ancak sevk ettiği kimseyi kurtarmış olmayacak onun çekeceğini de çekmeyecek herkes kendi günahını çekecek çünkü sen şu günahı işle günahı varsa benim boynuma diyen adam zaten o günahı çeker  ama beriki de ona aldandığı için o da çekecek. Niye? Günahı onun sebebiyle işledi. İşledin mi günahı daha bitti onun hesabını vereceksin. Niye aldandın? Öbürü aldatmak için çalışıyor senin aldanmamak için çalışmak görevin değil miydi? İşte o boynuna aldığı günahı çekmeyecek değildir ancak sevk ettiği günaha sevk ettiği kimseyi kurtarmış olmayacak o da batacak onun çekeceğini çekmeyecek herkes kendi günahlarınkini çekecek. Birisi aldandığının cezasını çekecek. Buraya dikkat et biri aldandığının cezasını çekecek. Niye aldandı? Birisi de aldattığının cezasını çekecek ikisi de çekecek öyle yağma yok. Gel falana deki sen günahı varsa benim boynuma de adamı kandır aldat o da o günahı işlesin. Tamam, ikiniz de mahvoldunuz aldatanda, aldananda. Böyle şeytanlık bu bir tam bir şeytanlık ki birisi şeytanlığı yapmış birisi şeytanın tuzağına düşmüş ikisi de kurtulamazlar.

 

Dakika 45:00

 

Gerekse bir yakını olsun kimsenin kimseye bir faydası olmaz herkes kendi günahını çeker ve kimsenin günahı öbürüne de yüklenilmez herkesin kendi boynuna kazandıkları kendi boynundadır. Kaç türlü günah işlediyse kendi boynundadır öbürü de kaç türlü işlediyse o da onun boynundadır kaç türlü aldandıysa boynundadır, kaç türlü aldattıysa onunda boynundadır. Hiç kimsenin günahı işledin mi tamam o günah senindir kim kandırırsa kandırsın. Niye kandın niye aldandın? Hayatın tümünün imtihan olduğunu bilmiyor musun? İblis niçin var dünya da? İmtihan için. Dünyada her şey zıtlarla yaratılmış. Neden? İmtihan için yüce kudretin ispatı bu. Aklını başına al! Kendi heva’na uyma İslam’a uy, Allah’ın kanunlarına uy İslam şeriatına A’dan, Z’ye tabi olun. İslam şeriatı Allah’u Teâlâ’nın kuluna teklif ettikleridir. Bunları yapılacak dedikleridir, şunları yapma dedikleridir, şunları yap dedikleridir teklifi ilahidir. O günden sakının ki hiçbir kimse kimseden yana bir şey ödeyemez kimseden bedel kabul olunmaz kimseye de şefaat fayda vermez ancak Allah’ın izin verdikleri müstesna o da kime vereceğini, vermeyeceğini biliyor. (لَا بَيْعٌ ف۪يهِ وَلَا خِلَالٌ) Ne bir alış veriş nede bir dostluk olan diyor kimseden kimseye fayda yok. (وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَى) Gerekse bir yakını olsun yine çaresi yok fayda yok fayda burada din ve iman ameli salihle Allah’ın huzuruna gitmeye çalış şefaat edilecekler var edilmeyecekler var. Aklını başına al! İmansıza ebedi şefaat yoktur. Günahkâr olan imanlı insanlara şefaat vardır o da Allah’ın izniyledir herkes ben rastgele şefaat edeceğim diyemez. Şefâat-i Uzmâ’nın sahibi Hazreti Muhammed’dir. O da Allah’ın izni ve emriyle yapabilir ve diğerleridir ondan sonra. Allah’ın emaneti gibi göklerin ve yerin çekemediği ağır bir yükü yüklemiş olan insan birde o emanete hıyanet ederek ve şunu bunu sapıtarak sen yat da günahı benim boynuma olsun demek gibi başkalarının günahını boynuna almaya kalkışmamalı mahvolursun öyle duruma düşme. Günahını filanın boynuna diye kendini ateşte yakmamalıdır bunu böyle yapmak demek hem kendini ateşe atmak hem öbürünü aldatmaktır ki ikisi de ateştedir. Bunun için herkes aklını başına almalıdır yüce Allah’ın emaneti nedir – bize tekliflerdir ve bizim de ‘’La ilahe illallah Muhammedurresulullah’’ dediğimiz an işte hem rahmetin nurun içine giriyoruz hem de emanetleri yükleniyoruz. Allah’u Teâlâ’ya karşı derin bir saygı içinde olmak gereklidir Müslümanın şiarıdır bu.

 

Dakika 50:00

 

Allah bizi görüyor biz de onu görüyor olduğunu onun gördüğünü unutmadan ona derin saygı içinde olmamız gerekiyor. Fiilen azap memur olmadığını ifade etmek için ne diyor Peygamberimize (إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ) sen ancak bir uyarıcısın azap memuru değilsin uyarmak, beşir, nezir, âlemlere rahmet Peygamberi olmak ve insanlığın kurtuluşu için ne lazımsa İslam’ı ortaya koymuştur yüce Allah’ın emriyle Hazreti Muhammed. Azap Peygamberi olarak gelmemiştir rahmet Peygamberi olarak gelmiştir. Ama bir tarafta Allah’ın uçsuz, bucaksız rahmeti lütufları vardır beri tarafta adaleti vardır adaletini de ben etmem yapmam diyemezsin ilahi adaleti de ki olursa olsun uygulaman gerekir kendinden başlayarak. Tevrat’tan önce ilk zaman da Kurun-u ulâ‚da’’  geçmiştir  kurunu vusta  orta zamanda yani Musa’dan Hazreti Peygamberin Muhammed’in gönderilişine kadar ki zamana kurunu vusta  orta zaman Hz Muhammed’den sonrakine ahir zaman Musa’dan öncekine de önce ki zamanlar ilk zamanlar denmektedir. Bu ilahi kitapların geliş durumuna göre İslam’daki Allah’ın Peygamberlere verdiği görevlere göre dünyanın dönüm noktalarıdır.

 

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءًۚ فَاَخْرَجْنَا بِه۪ ثَمَرَاتٍ مُخْتَلِفاً اَلْوَانُهَاۜ وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ ب۪يضٌ وَحُمْرٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهَا وَغَرَاب۪يبُ سُودٌ ﴿٢٧﴾

وَمِنَ النَّاسِ وَالدَّوَٓابِّ وَالْاَنْعَامِ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ كَذٰلِكَۜ اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ اِنَّ اللّٰهَ عَز۪يزٌ غَفُورٌ﴿٢٨﴾

  اِنَّ الَّذ۪ينَ يَتْلُونَ كِتَابَ اللّٰهِ وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِراًّ وَعَلَانِيَةً يَرْجُونَ تِجَارَةً لَنْ تَبُورَۙ﴿٢٩﴾

  لِيُوَفِّيَهُمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ﴿٣٠﴾

  وَالَّـذ۪ٓي اَوْحَيْنَٓا اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ هُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقاً لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِۜ اِنَّ اللّٰهَ بِعِبَادِه۪ لَخَب۪يرٌ بَص۪يرٌ ﴿٣١﴾

ثُمَّ اَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذ۪ينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَاۚ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِه۪ۚ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌۚ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَب۪يرُۜ﴿٣٢﴾

  جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا يُحَلَّوْنَ ف۪يهَا مِنْ اَسَاوِرَ مِنْ ذَهَبٍ وَلُؤْلُؤً۬اۚ وَلِبَاسُهُمْ ف۪يهَا حَر۪يرٌ﴿٣٣﴾

  وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّـذ۪ٓي اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَۜ اِنَّ رَبَّـنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌۙ﴿٣٤﴾

  اَلَّـذ۪ٓي اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِه۪ۚ لَا يَمَسُّنَا ف۪يهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا ف۪يهَا لُغُوبٌ﴿٣٥﴾

 

Görmedin mi Allah gökten bir su indirdi de onunla renklerin başka, başka meyveler çıkardık dağlarda da yollar beyazlı kırmızılı çeşitli renklerde da kapkara topraklar var yine insanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah’tan ancak âlimler korkar gerçeği bilenler ilimle imanı ameli ahlakı birleşmiş olan âlimler var ya işte en çok Allah’tan korkan âlimlerdir diyor Cenabı Hak. Burada ilme ne kadar değer verildiğinin dikkatini çekerim. Şüphe yok ki Allah çok güçlüdür hüküm ve hikmet sahibidir Allah’ın kitabını okuyan namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler hayırseverler hayır yollar da bol, bol harcama yapanlar kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar.

 

Dakika  56:07

 

Bunların ticareti ebedidir kazanımları. Niye? Bunlar iman ve ameli salih sahibi Allah’u Teâlâ’ya teslim olmuş zati muhteremlerdir. Nimetin Allah’a ait olduğu bilirler seve, seve hayır yaparlar işlerler kimseye de muhtaç olmamak için de çalışırlar çünkü Allah mükâfatlarını kendilerine tamamen ödedikten başta lütfundan onlara fazlasını da verecektir. Çünkü o çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir şükrün karşılığını bol verir. Kitaplar için de sana vahyettiğimiz kitapta kendilerinden öncekileri tasdik edici olmak üzere bir haktır bu şanlı Kur’an var ya öncekileri tasdik eder yanlışları ret eder hak bir kitaptır. Şüphe yok ki Allah kullarının bütün hallerinden haberdardır ve her şeyi görendir. Bizi görüyor rahmetiyle baktığı lütfuyla baktığı gördüğü kullarından eylesin biz gece gündüz ona yalvaracağız. Ya Rabbi merhametinle baktığın kullarından eyle diyeceğiz çünkü sürekli bakıyor ve görüyor. Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık onlardan da nefislerine zulmedenler var orta yolu tutan var Allah’ın izniyle hayırlar da ileri geçenler var hayırda en önde gidenler var gerçek hayır seven mücahitler bunlar. İşte bu büyük bir lütuftur onlara Adn cennetleri vardır onlar oraya gireceklerdir orada altın bileziklerle incilerle süsleneceklerdir oranın güzelliği tariflere sığmaz. Orada elbiseleri de ipektir ama dünya ipeklerine benzemez öyle güzel ki tariflere sığmaz. Onlar orada şöyle derler; hamd olsun Allah’a görüyorsunuz cennete cenneti gören Allah’ın büyüklüğünü görüyor. Cennet Allah’ın bir lütfudur ama o lütfun sahibi Allah’tır yine Allah’a bakıyor cennettekiler Allah’ın güzelliğini cemalini görünce cennetler unutuluyor. Zaten hakiki Müslüman cennete değil o cennete lütfeden Allah’a bakar kalbini Allah’a bakıp başkasına değil kalbin Allah’a baksın ona yönelsin onun huzurunda olduğunu bil ve unutma ebedi her şeyi kazanırsın bunu yapmazsam kaybedersin kendin bilirsin.

 

Dakika 1:00:05

 

Burada nefsime söylüyorum nefsim Allah’a itaat etmezsen vay geldi haline. Kıymetli dostlar Cenabı Hak hayırda ilericiler var işte bu büyük lütuftur İslam’da ki yarış hayırda en önde fazilette en ileride en yüksekte olmak bu da Allah rızası uğrunda yarıştır. Sahte ödüller bir şey ifade etmez sahte sanatlar taklitler de bir şey ifade etmez İslam da her şey faydaya Allah’ın rızasına dayanır. Kıymetli evlendiler, Cenabı Hak onlara Adn cennetleri vardır onlar oraya gireceklerdir ora da altın bilezikler ve incilerle süsleneceklerdir orada elbiseleri de ipektir. Onlar orada şöyle derler; hamd olsun Allah’a bizden o üzüntüyü giderdi. Gördün mü? İslam sana öyle bir mutluluk kazandırıyor ki ebedi sana üzüntü keder yok mutluluk var seni cennete bu dünya da hazırlayan İslam dinidir ölümsüz hayat üzüntüsü olmayan hayat ama bu nimetin sahibi Allah. Allah’a nasıl kulluk edeceğim dersen bunun adı İslam’dır İslam’ı öğren ve yaşa. Gerçekten Rabbimiz çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir. Lütfundan bizi durulacak bir yurda kondurdu ki onun adı Cennet-i Âlâ. Burada bize yorgunluk gelmeyecek burada bize usanç da gelmeyecek Cennet-i Âlâ öyle bir zevk âlemi ki ne yorgunluğu var, ne usanması var zevk üstüne zevktir. İnkâr edenlere gelince onlara cehennem ateşi vardır hüküm verilmez ki ölsünler ölüm isterler ölemezler ölüm yok kendilerinden biraz azapta hafifletilmez, azap da şiddetiyle devam eder ölümde yok işte biz her nankörü böyle cezalandırırız diyor Cenabı Hak. Ey nankörler, ey inkârcılar, ey müşrikler, ey zalimler, ey münafıklar gelin İslam sizi de kurtarmaya geldi bu kötülüklerden vazgeçin imanın uruyla parlayın.  İslam’ın nuruyla parlayın İslam’ın rahmetinin içine girin İslam ebedi rahmettir Allah’ın rahmetidir, rahmetinin tecellisidir Kuran-ı Kerim rahmet kitabıdır hidayet kitabıdır nurun kaynağıdır Hazreti Muhammed rahmet Peygamberidir hem de bütün âlemlere doğuya batıya değil bütün âlemlere. Onlar orada söyle feryat derler. Nerede? Cehennemde. Ey Rabbimiz bizleri çıkar yapa geldiklerimizden başka salih bir amel yapalım. Bakın bunların bu yalvarışlarına onlara size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Diyor Cenabı Hak.

 

Dakika 1:05:00

 

Söylüyor veya söyletiyor dünyada size bir ömür vermedik mi? O ömrü siz Allah’u Teâlâ’ya isyana kullandınız İslam diye bir ey tanımadınız tanımak istemediniz Müslümanlara ateş püskürüyordunuz, demedik etmedik bırakmadınız. Hem size uyarıcı da gelmişti, Peygamber gelmedi mi? Geldi. Hz Muhammed’i nasıl karşıladınız? Kuran’ı Kerim’i nasıl kaçırdınız? İslam âlimlerini nasıl karşıladınız? İslam’ı nasıl karşıladınız? Size biz ömür verdik diyor Cenabı Hak am siz bu ömrü de özgürlüğü de iradenizi de kötüye kullandınız. O halde azabı tadın cezanızı çekin diyor Cenabı Hak bunu nefsime söylüyorum ey nefsim Allah’a itaat et. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur. Allah’tan kim kurtarabilir ki? İkinci ilah mı var ki kurtarmaya gelsin? Allah bir Vücudu Bâri Tevhidi İlahi Allah bilir zatında, sıfatlarında, efâlinde, her şeyinde bir Allah bir. (هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ) ne diyor (قُلْ) deki (هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ) Allah birdir.         (اللَّهُ الصَّمَدُ) Allah Samet’tir herkes ona muhtaç o kimseye muhtaç değil ihtiyaçları gideren sadece o. (لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ) Allah doğmadı ve baba da olmadı ve eşi de, benzeri de, şeriki de, naziri de, dengi de olmadı olmayacak. (وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ) Allah’ın doğru tanı doğulu, batılı gibi tanıma Allah’ın istediği gibi tanı Allah’u Teâlâ’nın istediği gibi tanımak Hazreti Muhammed’in getirdiği İslam’ı bilmek, Kur’an’ı Kerimi keşfetmek Hz Muhammed’i keşfetmekten geçer kitabi ve kevni ayetlere de iyi bak. Cenabı Hak öyle diyor çünkü zalimleri kurtaracak yoktur denir o cehennemde ki feryatlara böyle cevap verilir. İşte burada bir de ıstıfa seçme kanununu da görmekteyiz. Onların çıkaran suyun özelliğine yapısına değil Allah’ın iradesine yüce kudretine iyi bakmak gerek. Cenabı Hak gökten sular indiriyor yeryüzünde bakın bir hayat yaratıyor su vesilesiyle burada Allah’ın kudretine bakacaksın. Eğer Kudretli Rabbaniye bakmaz da tabiatı yaratıcı olarak görmeye çalışırsan mahvoldun o zaman tabiat tanrın olur. Natürizm materyalizm  işte burada iflas etmiş mahvolmuştur. ‘’cüded’’cim harfinin ötresiyle ‘’cüddenin’’ çoğuludur. Rengi diğer renkten ayıran yol gibi ayırıcı çizgidir. (Cim) harfinin üstün okunmasıyla da (Cim) harfinin üstün okunması ile de (cedde) de cadde demektir. (ğarabi)  ve kapkara yani koyu kuzguni siyah renkte burada ne diyor bu da (ğarib) ğaribin çoğulu olmaktadır ki siyahın şiddetlisi demektir.

 

Dakika 1:10:25

 

Allah’u Teâlâ’yı Celal ve Cemal ile Kemal sıfatı ile bizim sahipleri var ya işte Allah’tan korkanlar bunlardır bütün varlığıyla Allah’ı seven de bunlardır. Allah’ın Celal ve Cemal ve Kemal sıfatlarıyla bilen ilim sahipleri var ya (إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء ) yüce Allah bu ayette öyle diyor fakat Allah haşyetini korkusunu Allah saygısını kulları için de ancak bilginler âlimler duyar diyor. Bu derin saygı Allah’a karşı âlimler de var diyor bu âlimler Allah’ı Celal ve Cemaliyle Kemal sıfatıyla bilen ilim sahipleridir. Saygı onun şanına olan bilgi ve bilginin derecesi ile uyumlu olur kişi Allah’ı ne kadar iyi biliyorsa o kadar çok saygı gösterir. Cahiller Allah’a saygı göstermeyi de bilmezler cahillere cesur denmiştir. Niye? Allah’tan korkmayı bilmez ki Allah’a saygıyı da bilmez onları öğretmek gerekir. Çünkü bir şey hakkında saygı onun şanına olan bilgi ve bilginin derecesiyle uyumlu olur Allah’a dair ilmi ne kadar mükemmel ise korkusu da o oranda mükemmel olur. İşte Allah’u Teâlâ’ya saygısı olan, sevgisi olan insanların durumuna bir bakın Allahu Teâlâ’ya Celle Celalühü dahi ilmine bakın onun ilmi ne kadar mükemmel ise Allah korkusu da Allah sevgisi de o oranda mükemmel olur. Hak bilgi hak ilim ve menfaat veren ilimler var bunlar işte bu ilimler. Peygamberimiz menfaatsiz ilimden doymayan nefisten Allah’tan korkmayan kalpten kabul olunmayan duadan Allah’a sığınmıştır.

 

(Allahümme min euzübike min ilmillahi yenfeu ve kalbin la yahşeu ve nefsin la teşreu ve davetin la yüstecabü)

Onun için kıymetli dostlar ilim faydalı olan ilimdir  İnsanlığa zarar veren kendisine bile faydası olmayan ilimler muzır ilimlerdir. İlmin faydalısı birde ilmi faydalı ilmi faydaya kullanmak insanın zararına kullanmamak, bugün ekosistemi bozmaya çalışanlar kimler bunlar? Bir şeyler öğrenmişler kötüye kullanıyorlar bakın genler bozulmaya çalışıyor hormonlar artmaya çalışıyor çalıştırılıyor ekosistem bozuluyor sebzeler de, meyveler de, hayvanların etinde, sütünde bakın bozulmalar meydana geliyor. Bunları bozmaya kimsenin hakkı yoktur hak ve hukuk burada çiğneniyor bunların ensesinden tutmak gerekiyor ekosistemi kimse bozamaz.

 

Dakika 1:15:00

 

Bir tane çekirdeği bir tane ot tohumunu dahi bozmaya hakkın yoktur. Bir kuzuyu, bir böceği bile bozmaya hakkın yoktur ekosistem de bunların hepsinin ayrı, ayrı görevi vardır. Yüce Allah yüce yaratıcı her şeyi mükemmel yaratmıştır fıtratı korumak gerekiyor. Fıtratı korumak o güzel yaratılışı korumaktır. İnsanoğlu kendini de bozamaz çünkü kendini kendin yaratmadın  kadın kadınlığını koruyacak erkek erkekliğini koruyacak bütün mahlûkat fıtratıyla korunacak bozulmayacak. Hukuk dediğin zaman her şeyin hakkını bizatihi vermek ve korumak hukuk anlayışında da bugün dünyada problem var. Allah’u Teâlâ El-Hak’tır kendisi bütün hakları veren odur. Eğer onun verdiği hakları sen yerli yerince hak sahiplerine haklarını vermiyor fıtratı bozmaya çalışıyorsan burada bir cinayet vardır. İslam dininin doğru anlayalım dünyaya anlatalım İslam dini fıtratı aslı esası koruyan aslın ve gerçeğin ta kendisidir. Bunun için Allah’a dair ilmi bir insanın ne kadar mükemmel ise korkusu da o oranda mükemmel olur. Ben sizin Allah’tan en çok korkanınız ve en çok muttaki olanınızım diyor. Kim? Sevgili Peygamberimiz. Bu hadisi şerif kaynağında Buhari, Müslim, Ebu Davud, Muvatta, Ahmet Bin Hanbel gibi çok kıymetli âlimlerimiz muhaddislerimiz bulunmaktadır. (Ene ahşaküm mollahi ve atgaküm) diyor. Ben sizin Allah en çok korkanınız ve en çok muttaki olanınızım diyor. Kim? Hazreti Muhammed diyor. (A.S.V) Allah yalnız bağışlayan merhamet eden değil aziz hiçbir sebebe boyun eğmeyen yenilmeyen hiçbir kanun altına alınma ihtimali bulunmayan dilediği anda kahredip yerle bir eden çok kuvvetli çok azametli galip ve kahredici bir bağışlayıcıdır. Bağışlayıcılığının bakın yanında yüce Allah’ı yüce sıfatlarıyla yüce isimleriyle tanımak gerekiyor. Mağfireti çok olduğu gibi cezası intikamı da çok şiddetlidir. Aklını başına al şeytan Allah Kerim’dir derken bakın demez ki sana intikamı da çok şiddetlidir cezası da çok şiddetlidir demez Allah Kerimdir diye, diye sana günah işletmek  ister. Aklını başına al! Onun için Allah’ın bilmeyenler halkı ederler her haltı işlerler. Onun bir kul ne kadar iyi bilirse o kadar çok saygılı o kadar çok hürmetli olur bununla birlikte bilginlerin saygısı, korkusu, haşyeti ne kadar yüksek olursa ümidi de o oranda çok olacağı unutulmamalıdır. Âlimler çok korkuyorlar ama çokta ümitlidirler.

 

Dakika 1:20:00

 

Korkuyla ümidin arasında yaşarlar müminler ki müminlerin önderi rehberleri de âlimlerdir onların önderi de Hazreti Muhammed’dir aleyhisselatu Vesselam. Kuvvet, inkâr ve nankörlüğe karşı kahrı gerektirdiği gibi hizmet ve şükre karşı da nimet ve ikramı gerektirir. Dikkat et! Kuvvet, inkâr ve nankörlüğe karşı kahrı gazabı gerektirdiği gibi hizmet ve şükre karşı da nimet ve ikramı gerektirir. Hayırlı hizmetler de bulunursan gerçekten nimetin sahibine de şükredersen o zaman da nimet ve ikramı gerektirir. Allah’ın Celle Celalühü kulları içinden en çok şeref verdiği de âlimler bilginler olmuş olur. Dikkat edin! En çok şerefliler de bilginler âlimler olduğu anlaşılmaktadır bu ilim nazari teorik ile değil sadece ameli pratik özelliği iledir yani ilim amele faydaya dönüşmesi gerekiyor. Hayırlı amellere ili, imanı, ameli salihi gerektirir gerçek hayırlı ilim odur. İlahi tercihte kitapların en seçkini Kuran-ı Kerim ilmini akıl vahyinden alan Peygamberler içinde de en seçkini Hazreti Muhammed Mustafa ümmetlerin içinde de en seçkini Muhammed ümmetidir ki onlar içinde de en seçkini Kuran-ı Kerim’in âlimleridir Kur’an âlimleridir. İlmiyle lafzı ve manasıyla ilim adamları olduğu hatırlatılmak üzere buyuruluyor ki kitaplar için de sana vahiy ile gönderdiğimiz kitap şanlı Kur’an var ya (هُوَ الْحَقُّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ َ) önlündekileri tasdik edici ve ayırıcı olmak üzere hak olan ancak Kuran’ı Kerimdir.  Hak kitap odur çünkü hakkı batıldan ayırır yanlışı doğrudan ayırır ve geçmişi tamamen belgesi ve himayesi altındadır doğruları himaye eder tasdi eder yanlışı ret eder geleceğin bütün belgeleri de Kuran-ı Kerim’de İslam’dadır. Diğerlerinde onun tasdikine erişmeyen diğerleri dediği İncil, Tevrat, Zebur gibi, Suhuflar gibi kitaplar Kuran-ı Kerim’in tasdikine erişmeyen noktalarla amel edilmez. Kuran-ı Kerim tasdik ederse doğrudur derse çünkü Kuran-ı Kerim onları musaddik ve Müheymin’dir. Kuran-ı Kerim’in tasdik etmediği kabul edilemez Allah’u Teâlâ geçmişi Kuran-ı Kerim’le yenilemiştir. Kur’an’ın Hz. Muhammed’in tasdikinden geçerse geçerlidir yoksa geçerli değildir böyle olmasaydı Cenabı Hak bir önceki şeriatları bir sonraki şeriatla yenilemezdi. Musa ile öncekileri yeniledi İsa ile Musa’dan sonrasını yeniledi Kuran-ı Kerim’le de geçmişin tamamını yeniledi Hazreti Muhammed ile geçmişin tümünü yeniledi. Onun için bütün doğrular geçerli olanlar Kur’an’ın, Kuran-ı Kerimin ve Hz. Muhammedin tasdikinden geçmiş olması gerekir.

 

Dakika 1:25:10

 

Peygamber Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz ve sonra o kitabı yani şanlı Kuran-ı kullarımızdan seçtiğimiz seçkinlere miras kıldık yani ilim bir mirastır Peygamberlerin varisi âlimlerdir. Hazreti Muhammed’in varisi bu dünyadaki gerçek âlimlerdir. Kendine çağıranlar değil Allah’a çağıran, Kuran-ı Kerim’e, Hazreti Muhammed’e onun şeriatına çağıran âlimler âlimdir kendine çağıranlar veya başkasına çağıranlar var ya bunlar âlim kılığı, kılık kıyafeti adı altında saptıranlardır. Doğruları olduğu kadar yanlışları da vardır ama Hazreti Muhammed’e varis olan gerçek âlimler ise belgelerle ne yaparlar? Kuran-ı Kerimi, sünneti, icmayı, kıyası hak belgeleri konuştururlar Allah’a çağırırlar. Allah’a davet ederler ilahi nizama davet ederler. Gerçek âlimlerle sahtelerine bakın şöyle kendine çağıranlar, başkasına çağıranlar, grubuna çağırıyor adam. Allah’a çağırsana ve Peygambere çağırsana, İslam’a çağırsana niye kendine çağırıyorsun başkasına çağırıyorsun? Sen misin tanrı bu milletin tanrısı veya başkası mı tanrısı da başkasına çağırıyorsun? Birliği bozanlarda bunlar, bölenlerde bunlar, parçalayanlar bunlar. İslam âlemi kucaklayan bir ilahi rahmet müessesesidir, ilahi kurumdur. İşte şuna, buna çağırırsanız insanlığı böler parçalarsınız. Müslümanları parçaladınız Kuran’ı da parçalayacaktınız ama gücünüz ebedi yetmiyor yetmeyecek. İslam’ı parçalamak istediniz gücünüz yetmedi ebedi yetmeyecek ama insanları parçaladınız kandırınız bunun hesabını da vereceksiniz ey kendine çağıranlar, ey rant sağlayanlar, ey rantiyeciler, ey vampirler insanlığa siz ne kadar zarar veriyorsunuz.

 

Dakika 1:28:15

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 45 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/htdocs\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}