AmeldeFıkhı 10-01

10- Amelde Fıkhı Ekber Ders 10

AMELDE FIKHI EKBER DERS 10

 

 

 

Euzübillahimineşşeytânîrracîm, Bismillahirrahmanirrahim.

Elhamdülillahi Rabb’il âlemin. Vessâletü vessalâmû âlâ Rasulûna Muhammed ve âlâ âli Muhammed.

 

Kıymetli izleyenler, hakkında ihtilâf edilen necasetler konusundaki dersimiz devam etmektedir. Amelde Fıkh-ı Ekber ve onun keşif notlarıdır derslerimiz. İslam âleminin kıymetli müçtehitlerinden, başta dört mezhep ve diğerleri olmak üzere sizlere keşif notları vermeye devam ediyoruz. Dersimiz fıkıh, amel, Amelde Fıkh-ı Ekber. Onun ekolü, orada okumak, okutmak, dersimiz bu. Faydalanmak, başkalarını faydalandırmaktır. Doğrular İslam’a aittir; yanlış varsa onu yanlış anlayıp, yanlış anlatanlara aittir. Kıymetli efendiler, ihtilâf konusu olanlardan bazıları da şunlardır: Eti yenen hayvanın sidiği, artıkları ve tersi: Mâlikîler ve Hanbelilere göre helalin sidiği temiz, mekruhun sidiği de mekruhtur demişler. Bunlardan deve, sığır, koyun, tavuk, güvercin gibi eti yenen hayvanların sidiği, tersi temizdir demişlerdir. Mâlikîler necaset yiyeni veya içeni istisna etmişlerdir. Yine Uranîlere develerin durumuyla, hastalıkları ile ilgili develerin sidik ve sütlerini içmeyi; o an için orada tıbbî bir müdahale yapılmış ve ilaçları da böyle tavsiye edilmiş. Onlar da hastalıklardan kurtulmuşlardı. Bu haberin kaynağında Kütüb-i Sitte ve diğer kıymetli muhaddislerimizin pek çoğu görülmektedir. Dolayısıyla şöyle bir bakıyoruz ki olayları iyi keşfedip iyi anlamak gerekmektedir. İşin tıbbî yönüne de iyi bakılmalıdır. Çünkü burada tıp yönü de görülmektedir. Şafiîler ve Hanefilere göre sidik, kusmuk ve ters hayvandan olsun, insandan olsun, mutlak olarak necistir demişlerdir. Efendimiz (A.S.V.) işte o mescitteki bedevinin durumuna karşı ona derhal su dökülmesini emretmiştir. Eğer böyle olmasaydı bu emredilmezdi ve kesin olarak bunlar, sidikler necistir demişlerdir Hanefiler ve Şafiîler. Yine şöyle bir bakıyoruz ki; onlardan biri de mezarda azap çekenlerin, kabir azabı hakkındakilerin biri de sidikten sakınmıyordu, yani temizliğe dikkat etmiyordu. Onun için mezarda kabir azabı çekiyordu. Bak bu Hadis-i Şerifi de Buhârî, Müslim, Ahmet ve Enes Bin Mâlik’ten rivayet etmişlerdir.

 

 

5:11

 

Bunun için kıymetli efendiler, bu da da ihtilâflı konulardan. İşte Şafiîlerle Hanefiler de böyle dediler, necis olduğunu söylediler. Sidik, kusmuk ve ters ister hayvandan olsun ister insandan olsun, bunlar necistir dediler Hanefiler ve Şafiîler. Kıymetli ve muhterem efendiler, şöyle bakıyoruz ki sidikten sakının. Sevgili Peygamberimiz diyor ki: Sidikten sakının (Hadis-i Şerifi). Yine kendisine istincâ etmesi için iki taş ve bir tezek getirilince iki taşı alıp tezeği reddetmiş ve bu necistir demiştir. Burada da yine Hanefiler ve Şafiîler bu Hadis-i Şerifleri getirmişlerdir. Yine kusmuk, mideden çıktığında necistir demişlerdir. Mideden çıkan balgam da necistir demişlerdir. Hanefiler konuyu genişleterek incelediler ve şöyle dediler -zaten bu konularda da çok güzel geniş inceleyen ekol, başta görüyoruz; Hanefi ekolü. Hanefi âlimleri, olayları çok güzel, geniş, mükemmel incelemişlerdir. Diğer âlimlerimize de Cenab-ı Hakk çok rahmet eylesin, hepsi güzel çalışmışlar ama Hanefilerin çalışma tarzlarını biraz daha geniş tutmuşlardır, çalışmanın sahasını- Hanefiler eti yenenin sidiği, necaset-i hafifedir; yani necistir ama hafifedir. Elbisenin dörtte birine varan bir miktar değse namaz onunla caiz olur demişler. Burada da en asgari, zarûrî şartları da göz önünde tutarak, bakın buradaki sahayı da iyi incelemişler. At ve sığırın tersleri ise Ebû Hanife’ye göre eti yenmeyenler gibi necaseti galizedir. Bu burada bunun temizliğe daha çok itina gösterilmesi gerekir olduğu görüşünü ortaya koymuştur. Çok fazlanın miktarı dörtte birine ulaşan miktardır. Mesela bir elbisenin dörtte birine bulaşmışsa, eğer bu hafife olan necasetler, işte onu ondan ötesi ile namaz sahih olmuyor, dörtte birine vardığı zaman namaz sahih olmuyor. İnsanların çok fazla bulup aşırı saydıkları; mesela elbisenin dörtte birine bulaşan pislik, bu fazla miktar demektir. Buna göre eti yenenin sidiği, köpeğin tersi, kaplan, yırtıcılar ve domuz gibi dışkısı, salyası aynı zamanda tavuk, kaz ve ördeğin pisliği ittifakla necaseti galizedir. Bunun dirhem kadar olanı ancak bağışlanır, bunun fazlası; dirhemden biraz fazlası ise bağışlanmaz, namaz sahih olmaz.

 

10:05

 

Atın ve eti yenenin sidiği, yenmeyen kuşun pisliği, şahin ve delice kuşu gibi esah olan görüş de zarûretten dolayı necaseti hafifedendir. Yoksa aslında bunlar da necaseti galizedir ama zarûretten dolayı hafife denmiştir. Elbisenin veya bedenin dörtte birinden az olanı bağışlanır; yani beden de ise bu pisliklerin değdiği el, ayak gibi organların dörtte birinden az olanı bağışlanır. Burayı doğru anlamakta fayda var: Bedende ise bu pisliklerin değdiği el, ayak gibi organların dörtte birinden az olanı bağışlanır. Dörtte bir veya daha fazlası ise çok sayılır, bağışlanmaz, namaz da sahih olmaz demişlerdir. Şimdi mesela şöyle düşünelim: Elin dörtte birini bulmuşsa, ayak gibi vücut organlarının herhangi birisinin dörtte birine kadar ulaşmışsa bu necasetler, ancak bunlar zarûretten dörtte biri bağışlanmıştır. Yoksa dörtte birinden azı bağışlanmış, dörtte birine ulaşınca artık namaz sahih olmaz demişlerdir. Güvercin gibi havada kirleten, eti yenen kuşların pisliği, yolların ve binaların onlarla dolu olmasından kaynaklanan umumî meşakkat yüzünden Hanefilere göre oda hafifedendir, temizdir. Nitekim İmâm-ı Muhammed, sonunda eti yenenlerin -at da buna dâhildir- sidiğinin temiz olduğuna hükmetmiştir. Bunlar dinde ibadeti, diîi yaşantıyı, yaşantıyı, içinde bulunacağın şartlar dairesinde hayatı kolaylaştırmak için enine boyuna incelenmiştir. Her konuda aslî olan hiçbir kir ve pasın, pisliğin olmaması, tertemiz olunması; İslam’ın gerçek emir ve amacıdır. Fakat hayatı incelemek, hayatın değişik şartlarında insanlar, bazen zarûretlerle, zorluklarla baş başa kalırlar. Yüce İslam hayatı kolaylaştırır. Bu kıymetli yüksek âlimlerimiz de bunları incelemişlerdir. Mâlikî ve Ahmet’in de görüşüyle bunlar aynıdır. Şafiîler ise şöyle dediler: Korunma zorluğundan dolayı kuşun pisliği çok olduğunda bağışlanır demişlerdir. Neticede baktığımız zaman hepsi, hem dinin emri tam yerini bulsun hem de hayat kolaylaşsın diye çırpınmış bu âlimlerimiz. Hem en kolayını insanlara takdim etmeye çalışmışlar, hem de dinin emrini amacından hiç saptırmadan, dosdoğru, dinde takvayı yakalamaya çalışmışlardır ve delilleriyle ona göre incelemişlerdir. Şimdi konumuzda meni var. Meni nedir? İnsan dışındakilerin menisi ise Hanefi ve Mâlikîlere göre necistir. Hanbelilere göre eti yenenlerinki temizdir. Şafiîlerde esas olan görüşe göre köpek, domuz veya bu ikisinin türleri dışındakilerin menisi temizdir demişler.

 

15:25

 

İnsan menisi hakkında Hanefiler ve Mâlikîler şöyle demişlerdir: Meni necistir, kalıntısının yıkanması gerekir. Ancak Hanefiler meni yaş ise yıkanması gerekir; elbise üzerinde kurursa ovmakla yeterli olur dediler. Bu konuda Ayşe Anne’mizden rivayet edilen bir Hadisi de daha önce görmüştük. Mâlikîler de necis hükmünü mutlak olarak kullandılar. Yenmesi mubah olan hayvana ait olsa da tiksindirici olduğu ve bozularak çürüyeceğinden dolayı meni için necis hükmünü mutlak olarak kullandılar. Yine kıymetliler, Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği bir Hadis-i Şerifte Ayşe Anne’miz (R.A.) Efendimiz Hazreti Muhammed’in elbisesindeki meniyi yıkıyordu. Sonra Resulullah (aleyhisselatu vesselam) çıkıp namaz kıldırıyordu. İşte burada da yaş olanın yıkanması, kuru olanın ufalanması eğer eser kalıyorsa tamamen yıkanması gerekmektedir. Bu da oturuma göredir; temizleme metodunun durumuna göre. Hanbeliler ve azhar olan görüşte Şafiîler şöyle demişlerdir: Meni temizdir; erkek menisi ise yıkanması veya kazınması müstehaptır dediler. Yine Ayşe Anne’mizin Hadis-i Şerifini de delil gösterdiler.  Resulullah’ın elbisesinden meniyi kazıyor. Sonra da Hz. Peygamber onunla namaz kılıyordu. Bunu da Kütüb-i Sitte ve müellifleri ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Bir rivayette de namaz kılarken meniyi elbisesinden ovardım diyor. Kurumuş olan üzerinden onu bir boya otu veya bezle sil o ancak tükürük veya emsali misali gibidir buyurdu. Yani sümük ve tükürük gibidir buyruldu. Bunu da merfû’ olarak muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir. Şevkânî bu konuda şöyle demiştir: Doğru olan meninin necisliğidir. Yani meni necistir diyor ve yıkanması, temizlenmesi gerekir. Bu tabii -metotlar- duruma göre yıkama, silme, ovma şekillerinden biri ile temizlenmesi caizdir demişlerdir.  Ve bunu Şevkânî dile getirmişlerdir. Cima hâlindeyken özel bir elbise kullanmaktır. Evlâ olan ihtilâftan kurtulmak için meniden korunmalı ve cima hâlindeyken özel bir elbise kullanılmalıdır. Bunşar temizliğe dikkat için, etrafa bulaştırmamak için. Şimdi konumuzun biri de yara ve çıbanlardan çıkan su.

 

20:09

 

Hanefiler ve Mâlikîler; sarı su ve irinin azı, kanın azı gibi bağışlanır demişlerdir. Bunları ayrı değerlendirmişlerdir. Şafiîler ve Hanbeliler de necis olduğunda ittifak ettiler. Lâkin Hanbeliler kan ve ondan meydana gelen irin, sarı su ve yaradan çıkan sıvıların azının sıvı ve yiyecek dışındakilerde bağışlanacağı söylediler. Sıvı ve yiyecekte bulunan bağışlanmaz dediler. Yani sıvıya karışırsa, yiyeceklere dokunursa bunlar kabul edilmez, caiz olmaz ve orada o madde artık yenmez, kullanılmaz hâle gelir demişlerdir.  Doğrusu bunlar çok güzel, doğru teşhislerdir. Evet kıymetlile, içinde kan bulunan ve bulunmayan irin, yanık, uyuz, kaşınma gibi sebeplerle kabarcıklardan çıkan sıvılar -ki bunlar çok görünmeyecek kadar az olan, fazla olmayan şeylerdir-. Eğer insanlar bunları görmeden namaz kılmışsa elbisesinin bir yerine hafif bir sivilce gibi şeylerden bir şey dokunmuşsa bunlar bağışlanır demiştir Hanefiler ve Mâlikîler. Kıymetli izleyenler, insan ölüsü ve uyuyanın ağzından akan maddeler için -bakın- Hanefiler bunlar necistir demiştir Hanefiler. Cumhur ise bakın Resulullah’ın (A.S.V) “Müslüman pis olmaz” Hadisine binaen temiz olduğu görüşündedirler. İnsan ölüsü ve uyuyanın ağzından akan, uyuyanın uyku anında ağzından akan su da Şafiîlerin ve Hanbelilerin açıklamasına göre temizdir ama Hanefilere göre bunlar necistir; mutlaka yıkanması gerektiği zaman hemen yıkanmalıdır. Ancak Şafiîler ve Mâlikîler; sarımsı bir şekilde çıkarsa bu sıvılar yine mideden çıkan balgam gibi necistir dediler. Yani gelen suyun nereden geldiğine de dikkat ettiler. Mideden geliyorsa necistir dediler. Necaseti hakikiyenin çeşitleri. Bunlar konusunda da Hanefiler bakın ne dediler: Necaseti hakikiyenin çeşitleri, necasetin galize ve hafife olması diye Hanefiler bunu ikiye ayırdılar. Necaset-i galiza necisliği kat’i bir delil ile sabit olan şeylerdir. Mesela akan kan, kesin necaset-i galizadır, Ayet-i kerimede mevcuttur. Sonra dışkı henüz anasını emen bir yavrudan da olsa eti yenmeyenin sidiği, içki, sarhoşluk veren maddeler -şarap başta olmak üzere-; yine tavuk, ördek ve kaz gibi havada pislemeyen kuş cinsinin pisliği, ölünün eti ve tabaklanmamış derisi, köpeğin pisliği, yırtıcı hayvanların dışkısı ve salyası, ağız dolusu kusmak ve insandan çıktığında abdesti bozan idrar, meni, mezi ve akan kan gibi her şey, bunlar -başta domuzun- her şey olmak üzere en katı pisliklerdir; yani necaset-i galizadır demişlerdir.

 

25:44

 

 

Namazda bir dirhem ve ondan az olan miktarı bağışlanır. Sıvı olanlarda avuç içi kadardır.  Bunun kapladığı yerin durumu; şimdi alan olarak da sahih olan görüşe göre avuç içi kadar bir yere sıvı bir galiza, pislik oraya bulaşmışsa artık ondan fazlası namazı bozar. Azdan sakınmak da insanlar için zordur, ama çoktan sakınmak kolaydır. Onun için Yüce İslam; hayatta en çok insanların karşılaşabileceği durumlarını da incelemiş âlimlerimiz. Az miktarların affedileceğine dair ölçüleri koymuşlardır. Necaset dirhemi aşarsa namaz sahih olmaz. Buna dikkat etmek lazım. Bir dirhem ve ondan az olan miktar bağışlanır ve sıvı olanlarda ise avuç içi kadar yeri kaplamış, daha fazla değilse bunlar bağışlanır demişlerdir. Hanefi âlimleri necaset-i galizayı böyle izah etmeye çalışmışlardır. Biz de anladığımız kadarıyla sizlere takdim etmeye çalışmaktayız. Necaset-i hafife. Yine Hanefi âlimleri hafif olan necasetleri şöyle izah etmişlerdir: Necaseti, necisliği kat’i olmayan, delille sabit olan şeylerdir. Eti yenenin sidiği, at da buna dâhildir. Ve yenmeyen kuşun pisliği, deve, koyun, at, katır, eşek ve ineğin tersi ise Ebû Hanife’ye göre galizadır. Muhammed ve Ebû Yusuf’a göre de hafifedir. Azhar olan da onların görüşüdür; yani burada Muhammed ve Ebû Yusuf’un görüşü yani azhar olan görüştür demişlerdir. Elbise ise: Elbisenin tamamının dörtte biri kol ve ayak gibi bedenin bir organı ise bulaştığı organın dörtte biridir. Yani necaset-i hafifenin namazda bağışlanan miktarı böyledir. Bulaştığı yer elbise ise elbisenin tamamının dörtte biri, eğer vücut ise bulaştığı yer kol ve ayak gibi bedenin bir organı ise bulaştığı organın dörtte biridir. Daha biraz önce de bu konuda az da olsa açıklama yapmıştık. Necasetin katı ve sıvı olması: Kıymetliler, yine Hanefi âlimlerine göre necasetin görünen ve de görünmeyen olması. Şimdi katı necasetler var bir de sıvı necasetler var. Katı necasetler de belli ve sıvılar da bilinmektedir -ki daha önce de izahları geçti-. Bir de necasetin görünen ve görünmeyen durumları bulunmaktadır.

 

30:24

 

Görünen, aynî necaset dışkı ve kan gibi olanlar; tabii bunlar görünenlerdir. Bu, giderilmesi, mutlaka temizlenmesi ile necaset ortadan kaldırılır. Görülmeyen; mesela sidik kuruyunca görünmez ve derhal üç kere orası yıkanmalıdır ve zannı galibe göre de hareket edilmelidir.  Zahirur Rivaye’de; her defasında üç defa yıkamalı ama her defasında sıkmak gerekir. Necaseti çıkaracak olan sıkmadır. Yani yıkamayı da bilmelidir; yoksa üzerine su akıtıp da sıkmadan yıkadım zannetmeyeceksin. İçinde kir kalabilir. Kıymetli efendiler, tabii necasetten bağışlananlar konusunda da az çok bilgi vermeye çalıştık. Yine biraz daha açıklayalım: Katı necaset-i galizada az. Mesela azın miktarı nedir? Dirhemden, yani 2.17 gramdan az olan miktardır. 2 gram ortalama; bunun bir de 2 gramdan 17 azıcık bir santigramı vardır ki bu ortalama hesabı edersek 2 gramdan az olanlar veya 2 gram olanlar az kabul edilmiştir necaset-i galizada. Sıvı necaset olanlarda ise bunun az olan miktarı avuç içinden daha az olanlarıdır. Şimdi necasetin katı kısmında 2 gramı aşmamalı, sıvı olanda da avuç içinden daha az olmalıdır. Şimdi buradan baktığımız zaman hafif necasetin azı, elbisenin dörtte birinden az olandır. Bedende de necasetin bulaştığı kol ve ayak gibi organın dörtte birinden az olanıdır. İşte bağışlanan insanların fark edemediği, edemeyeceği en az miktarları kıymetli âlimlerimiz,  Hanefi âlimleri böyle açıklamışlardır. Netice olarak bağışlamanın sebebi ya zarûret ya da genel meşakkat veya necisten sakınmanın zorluğudur. Şimdi öyle anlar olur ki bunlar fark edilmeyebilir. Bu kadarları affa tâbi tutulmuş, bunların affedileceğine, bağışlanacağına dair deliller incelenmiştir. Fakat esas olan zerre miktarı necaset de olsa yıkanmalı ve temizlenmelidir. Bunlar hayatın zarûretleri, meşakkatleri, bir de sakınmanın güçlüğü açısından Yüce İslam hayatı kolaylaştırmak, insanın işini kolaylaştırmak için her kolaylığı getirmiştir.

 

35:09

 

Bunlar da en asgari olan bağışlama miktarlarıdır. Bu miktarların bağışlanacağını söylemişlerdir Hanefi âlimleri; bu oranları aşmamalıdır. Fakat mümkün ortamlarda ise azı da çoğu da derhal tertemiz yıkanmalıdır. Sakınılması zor olan necasetler, namaz ve mescide girmek için bağışlanır. Sakınılması zor olan necasetler namaz ve mescide girmek için bağışlanır. Yemek ve içecekte ise böyle değildir. Yenen, içilende; bunlarda bağışlanmaz. Hiçbir konuda yenecek içilecek şeylere bunların zerresi bile karışmamalıdır ve bağışlanmaz ve yenilmesi, içilmesi kat’iyen caiz olmaz. Olayı doğru anlayalım. Bunlar, ibadetler konusundaki bağışlanmalardır. Yoksa yeme-içmedeki bağışlanma diye bir şey yok. Çünkü zerresi bile yenilen-içilenlere karışırsa bu necis olanlar kat’iyen yenilmez ve içilmez. Caiz de değil. Yüce İslam insanın dışını ayrı koruyor içini ayrı koruyor. Yenilen-içilen; insanın iç dünyası ile ilgili, insanların dışında belirli miktarlarda af getirmiş, ruhsat vermiş. Zarûretler, meşakkatler ve sakınmaların zorluğu; hayatın kolaylaşmasına çalışılmış ve o kolaylıklar getirilmiş. Ama yeme içme böyle değil. Ey Müslüman! 14 asır öncesinden bugüne kadar mikropların her türlüsünden korunma, koruyucu hekimlik, tabiatüstü, ilimler üstü yüce değerler İslam’dadır. Aklını başına al! Yüce İslam’ı çok iyi anla. Anladığın zaman iki cihanda sadece mutlu olursun. Anlamadığın müddetçe kendine yazık edersin. Şunun bunun tesiri altında kalırsın. Şu söyle diyor, bu böyle diyor dersin. Gerçek âlimlerimizle ilmî hareketin içinde bulun. Bu ekolde beraber okuyalım mezara kadar. Okutalım, okuyalım, konuları güzel anlayalım. Şimdi kadınlarımız konusunda da istinca konusunda açıklanacağı üzere idrar çıkarıldıktan sonra istinca için su kullanmaları gerekir -kadın için-. Tabii erkekler için de temizlik suyla yapılır ama kadınlara burada özel bir hatırlatma yapılmıştır. Şafiîlere göre -bakın aşağıdakiler hariç- necasetlerden hiçbiri bağışlanmaz. Mutedil bir gözün görmediği az kan ve sıçrayan sidik; bakın bunun dışında hiçbiri bağışlanmaz demişlerdir Şafiîler. Biz bunlara da çok müteşekkiriz, hepsine de. Öbürleri hayatın zarûretlerini, meşakkatlerini içeren incelemeler yapılmış. Burada da Şafiîler ne diyor, titiz davranılmasını uygun görmüşlerdir. Mutedil bir gözün görmediği diyor -bakın- necis sayılan sıvılardan ancak diyor bunlar bağışlanır; yoksa öbürleri bağışlanmaz demişlerdir.

 

40:15

 

Kıymetli ve muhterem efendiler; bakın bir Hadis-i Şerifteki -Buhârî ve Müslim’deki bir Hadistir-. Yüce Allah peruk gibi iğreti saç takan ve taktıran, ciltlerini iğne ile dövdürüp mavi renkle boyayan ve bu dövmeyi yaptıran sıhhî zarûret olmaksızın, yani bir doktor tavsiyesi olmadan sırf güzel olsun diye dişlerini incelten ve inceltilmesini isteyen kadınların yüz ve alınlarındaki tüyleri alarak onları güzelleştirmeye çalışan ve bunu yaptıran bütün kadınlara lanet etsin diye korkunç bir haber vardır. Şimdi bunun anlamı şudur: Kadın kendi fıtratını bozacak hâllerde bulunamaz. Erkek de böyledir. Yaradılış fıtratını koruyacaksın, bozmayacaksın. Buradaki işaret edilenler kadına uyarıdır ve hem de korkunç bir uyarıdır.  Fıtratını koru; bir de güzelliğini yabancılara değil kendi efendine kocana güzelliğini sergile.  İşte mutlu yuva, mutlu aile böyle olur. Kocasını ihmal eden karısını ihmal edip de yabancı erkeklere güzel görünmeye çalışanlar, Allah için Allah’ın emirlerini yerine getirmeyenler ve fıtratını bozanlar. Ne yaptığını bilmeyen ve güzelleşiyorum zannedenler ve birçok yanlış giyim ve kuşamda, cilada ve süste bulunanlar, sağlığını bozanlar. Seni sen yaratmadın ki? Seni yaratan sana kanun kural koymuş. Bunları hep beraber iyi anlayalım, okuyalım, mutlu olalım. Yanlış yapmayalım, Allah’a asi olmayalım. Kadın ve erkek kim olursak olalım. Kıymetli efendiler, Hanbelilere göre sineğin ayaklarına bulaşan miktar gibi gözünün göremeyeceği kadar da olsa elbiseni temiz tut, ayetinin umumî efendisine binaen necasetin azı bağışlanmaz. Bakın Hanbelîler daha da titiz davrandılar. Bu hususta İbn-i Ömer’in “Pislikleri 7 defa yıkamamız emredildi” sözü ve diğer birtakım deliller de mevcuttur. Bu konularda daha önce de Hanefilerin görüşünü söylemiştik. Kıymetli ve çok muhterem efendiler, hakikî necasetin su ile temizlenme şekli. Şimdi İslam her konuda hayatı yaratan Allah, insanı yaratan Allah hayata kendi kanunlarını da koymuştur. Allah’ı ve kanunlarını tanımayanlar Azrail (A.S.) gırtlağına basıp canını alırken anlarlar, iş işten geçer. Ey kardeşim! Bu hayatı yaratan Allah, hayat kanunları olarak yüce İslam’ı gönderdi. Yüce İslam’ın bu Fıkh-ı Amel’de, itikattaki fıkıh; bunlar İslam’ın hayat dersleridir. Yaşam için ne gerekiyorsa bu kanun ve kuralları Allah’tan gelen İslam’ın delilerine göre incelenmiştir. Bizim yüksek âlimlerimiz, hukukçularımız bununla incelemişler. Dünyanın en büyük sosyologları İslam âlimleridir.

 

45:14

 

Hukukçuları, İslam âlimleridir. Çünkü Allah’tan gelen ilimleri incelemişlerdir. Bir defa Allah’ın ortaya koyduğu tabiatüstü, ilimler üstü yüce ilimler İslam’ın ortaya koyduğu ilimlerdir. Bizim müçtehitlerimiz -başta dört mezhebin müçtehitleri-, o ekolün âlimleri bakın ne kadar güzel çalışmışlar. Hakikî necasetin su ile temizlenme şekli. Necaset-i hakikiyenin giderilmesinde üç yer vardır, giderileceği 3 yer vardır. Birinci yer beden, elbise ve namaz kılınan yer. Evet kıymetliler, burada temizleyen sudur, tahur olan sudur. Onun için temizlikler su ile yapılmaktadır. Şimdi bakalım Hanefilere göre kaç defa yıkanacağı: Necis olan yerin Hanefiler; görünmeyen necasetlerde 3 sayısını şart koştular. Hanifilerde yedi şartı yoktur, üç defa yıkamak yeterlidir. Yerli yerinde sıkarak yıkayacaksın. Şimdi köpeğin ağzını sokmasından dolayı kap 3 defa yıkanır. Bakın bu da Ebû Hureyre’den rivayet edilen bir Hadis-i Şeriftir ve Hanefilerin ortaya koyduğu delillerden biridir. Yine bu Hadis hakkında bazı konuşanlar olmuştur. Yine görülen bir şey olmadığı hâlde, Resulullah (S.A.V.) üç defa yıkamayı emretmiştir. Sizden biriniz uykusundan uyandığında kaba sokmadan önce elini 3 defa yıkasın. Bu da başka bir Hadis-i Şerif ki Mâlik, Şafiî, Ahmet Efendi Müsned’de, Kütüb-i Sitte sahipleri, Ebû Hureyre’den rivayet etmişlerdir. Kıymetli izleyenlerimiz, şöyle bir bakalım: Görünen bir necaset ise temizliği sahih olana göre bir defa da olsa pisliğin kendisinin giderilmesiyle olur. Su saf bir hâl alıncaya kadar yıkanır. Yani temizlenme kanaati uyanır. Su sana yeter eseri ise zarar vermez. Bu da kıymetli muhaddislerimizin rivayet ettikleri bir Hadis-i Şeriftir. Yıkama için aslen belli bir sayı şartı yoktur. Burada asıl olan yıkanmış olması ve kanaatin uyanmasıdır; kanaat hâsıl olmasıdır. Size bir şey emrettim mi ondan gücünüzün yettiği kadarını yapınız. Bakın bu da bir Hadis-i Şeriftir. Size serbest bıraktığım müddetçe siz de beni serbest bırakın. Sizden öncekiler çok sormalarından ve peygamberleriyle ihtilâf etmelerinden dolayı helâk oldular diyor. Size bir şey emrettim mi Oodan gücünüz yettiğini yapın. Size bir şeyi yasakladım mı onu terk edin.

 

50:05

 

Bu Hadis-i Şerif sahihtir dediler. Evet kıymetliler, yüce İslam’ın -işte bakın- bunca kıymetli delilleri incelendikten sonra görüyorsunuz ki hayat dini olduğunu, akıl-mantık dini olduğu, insanların gücüne göre tekliflerin yapıldığını görmekteyiz. Hüküm nassın mevlidi ile husûsileşmez. Hüküm nassın mevlidi ile husûsileşmez. Kendisi hakkında nas olan şeye mahsus değildi; dikkat et buraya! Kendisi hakkında nas olan şeye mahsus değildir. Yani onu sadece bir şeye tahsis edemezsin. Havle Binti Yeshar’ın yukarıda geçen su sana yeter, kanın eseri ise zarar vermez, yani bu görünmeyen miktar. Veyahut da güzel yıkanmış ama çıkmıyor.  Mesela çıkmayan bir durum, bunlar zarar vermez. Tat, renk ve kokusunun giderilmesi vaciptir. Yıkama için belli bir sayı şartı yoktur. Evet kıymetliler, işte görüyoruz ki yüksek hukukçularımız, yüksek âlimlerimiz, fıkıh âlimleri; bakın görüyorsunuz ki ne güzel incelemişler bunları. Necasetten çok emen ve sıkılabilenlerin sıkılması: Şimdi öyle eşya vardır ki sıkma şansı yoktur. Sıkma şansın varsa, sıkabilirsen sık onları.  Bu konuda da yine Hanefiler bakın ne diyorlar: Necaset görünüyorsa kayboluncaya kadar yıkanıp sıkılmasıyla, görünmüyorsa her defasında sıkılmak üzere üç defa yıkamak suretiyle olur dediler. Hiç emmeyen, az emenlerden ise temizlenmesi, necasetin kendisinin giderilmesiyle olur. Bak burada daha akıllı mantıklı; tamamen devrede, her konuda olduğu gibi. Sıkılamayanlardan olması hâlinde 3 defa suya batırılır. Her defasında da kurutulur.  Onun iyice temizlenmiş olduğuna kanaat getirilir. Yerin temizlenmesine gelince; üzerine su dökülür ve galip zanna göre de hükmedilir.  Eğer sıkmak mümkün ise sıkmak sünnettir. Bu tabii Hanefilerde, hem Hanefiler dışındakiler de böyledir. Hanefile rde sıkılabilenlerin sıkılması demişlerdir. Yine dökme veya suyun necasetin üzerine akıtılması, kaplarda yıkama. Hanefilere göre yine bu temizlendiği hakkındaki kanatın hâsıl olmasıdır. Ne kadar güzel. Burada yine sayı da yoktur ancak üç defa yıkamak şarttır görüşü vardır ama bu üç de yine yıkanmış olduğuna kanaat getirmek ile ilgilidir. Hanefiler akarsu hükmünde olan bol suda yıkanması ya da üzerine bol su dökülmesi üzerinden su akması hâlinde temizleneceği noktasında diğerleriyle ittifak etmişlerdir.

 

55:03

 

Akma, tekrar ve sıkma yerindedir. Akma, tekrar ve sıkma yerindedir. Çünkü akıcı bir su içinde yıkandığı zaman necaset zaten götürüyor onu, akıtıp götürüyor. Yine pis toprağın çok su ile temizlenmesi: Bu yine Hanefilere göre Peygamberimiz’den şöyle bir haber vardır: “Yerini kazın sonra da üzerine su dökün”. Yine diğer Hanefilerin dışındakilere de bedevi kalktı ve Mescidi kirletti, insanlar ona saldırmak için davrandılar. Efendimiz (A.S.V) buyurdu ki: “Onu bırakın ve sidiğin üzerine bir kova dolusu su dökün. Sizler kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak gönderilmediniz”. Cihan peygamberi Hz. Muhammed dünyayı, ruhları, kalpleri eğiten-öğreten, dünyada eşi bulunmayan, âlimler üstü âlim ve bütün peygamberler in imamı en büyük Peygamber, âlemlere rahmet peygamberi işte böyle buyurdular (A.S.V). Kıymetli ve muhterem izleyenler, akarsu ile temizlik: Hanefilere göre akarsuyun yani caiz su hükmü durandan yani râkip olandan değişiktir dediler. Bunun hükmü tat, renk veya kokusundan da eseri görülmezse o su temiz ve temizleyicidir dediler.  Hanefilerin dışındakilere göre ise; bakıyoruz onlar da kıymetli görüşler belirtmişlerdir. Durgun su akarsu gibidir, ancak tabii burada Mâlikîlere göre çokluğunun sınırı yoktur. Şafiî ve Hanbelilere göre çok iki kulle -yaklaşık 500 Bağdat rıtılı; yani 204 litre- bir su için; bunlar çokluk buradan başlar demişlerdir. Ve durgun su akarsu gibidir. Bu su çok ise vasıflarından birini; yani tat, renk ve koku değiştirmeyen necaset ona zarar vermez, temizdir demişlerdir. Eğer az ise derime ile tamamı necis olur demişlerdir; ki Mâlikîlere göre sınırı yoktur ama Şafiî ve Hanbelilere göre bunun sınırı; çok suyun sınırı 500 Bağdat rıtılı -yani 204 litre takriben- bir sudur. Bu su çok su hükmünde başlar buradan. Hanbelilere göre cirye yani akıntı. İçinde necaset olan ve onun ön, arka ve nehrin iki yakasında yer alan sudur. Yahut sağ, sol, üst ve alt taraflarından necaseti kuşatacak miktardaki sudur. Bunların tarifleri: İkisi de aynı anlama gelmektedir. Vusalenin hükmü; şimdi dersimiz vusale ile devam edecektir.

 

1:00:00

 

Vusale, hades veya habes hükmüyle hakikî necasetin giderilmesinde kullanılan sudur. Evet, kıymetliler, şimdi bu konuda da çok kıymetli -bu da yeteri kadardır-. Hanefilere göre bu iki çeşittir: Hakikî necasetin risâlesi ve hükm-ü necasetin risalesi olarak açıklamışlardır. Ve diğer kıymetli; burada da tabi yeteri kadar su kullanılması gerekmektedir. Temiz olacak ve necaset giderilecek ve yeteri kadar kullanılacaktır. Ve ortada bir leke kalmayacak, suda kendi özellikleri; temiz özelliklerinden bulunacaktır. Cenab-ı Hakk içi temiz, dışı temiz, her yönüyle tertemiz kullarından eylesin.

 

1:01:30

 

(Visited 144 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}