AmeldeFıkhı 119-01

119- Amelde Fıkhı Ekber Ders 119

AMELDE FIKHI EKBER DERS 119

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler keşif notlarımız devam ediyor tabi ki kıymetli derslerimiz amelde fıkıh ekber ve ondan keşif notları hayat veren nurun ta kendisi. Şimdi bu konu da yine alışveriş konusunda ve akdin hükmü meselesinde dersimiz başlamak üzeredir. Akdin hükmü mebinin yani satılan şeyin mülkiyetinin müşteriye semenin yani bedelin mülkiyetinin de satıcıya ait olmasıdır. Şimdi işte burada alışverişin hükmünün yani akdin hükmünün bu şekilde kıymetli âlimlerimizin hükmü böyle açıkladıklarını görüyoruz. Şimdi hüküm konusunda da teklifi hükümler yine vücub ifade eden mendupluk, haramlık ve kerahiyet ifade eden hükümler diye de kısımlara derecelere ayrıldığını da görüyoruz. Sıhhat, lüzum aynı zamanda şer-i niteliği rüknün ve şartlarının tamamıyla haiz olan akdin hükmü sahih ve lazım olmaktır denilmiştir. Etki burada ortaya çıkan etkinin ne olduğu o kastedilir. Şart ve rükünleri tamamen haiz olursa vasiyet veya benzeri şeylerde olduğu gibi şer-i hüküm ile buna terettüp eden eserdir. Mülkiyeti müşteri adına sabit olması semende mülkiyetinde satan adına sabit olmasıdır. Evet, konular iyi anlaşılması için gereken izahlar özlü olarak yapılmaktadır. Yüce İslam’ı yüce dinimizi en iyi şekilde anlayıp kavramayı hükmünce iman ve amel etmeyi Cenabı Hak ben Müslümanım diyen herkese nasibi müyesser eylesin. Bir şeyin kıymeti insanlar arasında o şeyin karşılığı olarak kabul edilen değerdir. Yani semen dediğimiz zaman kıymet ve değin arasında farklar bulunmaktadır.  Şimdi semen mebinin mukabilindedir mebi neydi? Satılan şey. Dini terimleri de kullanıyoruz ki dini terimler unutulmasın ve asli olan bu kelimeler yerinde dursunlar. Bunlar ilmin temel taşlarıdırlar bunlar alamazsınız yerine yanlışı zayıfı koyarsanız temel sarsılır. Nakitler umumiyetle altın, gümüş yahut mebide ıvaz yani karşılık olmaları halinde rayiç olan fülüstür. Şimdi fülüs nedir derseniz?

Dakika 5: 00

Değeri üzerinde anlaşılan sikke halinde basılmış madeni paralardır. Şimdi bugünkü kullanılan paralarda bunun yerine kullanılmaktadır ki bunlara da fülüs denmiştir. Kıymetli efendiler kıyemî olan ayınlar yani mislî olmayanlar şimdi bunlara da sırayla bir göz attığımız zaman Maliki âlimleri bu konuda galip olan kişiye niteliklere göre satış muhayyerlik tam olgunlaşmadan olan satışlar gibi durumlarla bunlar da görüşlerini ortaya koymuşlardır. Bizde sizlere bunların keşif notlarını vermeye devam ediyoruz şimdi semende tasarruf konusunda değimlerde mesela alacaklılarda bu konuda bakın ne buyruldu; Ey Allah’ın resulü Hz. Ömer’den gelen bir haber bu (s.a.v) Efendimize bakın ne diyor: o cihanın en kıymetli Halifelerinden olan Hz. Ömer (R.A) ne diyor? Ey Allah’ın resulü bizler el bakide de deve satıyoruz ve dirhem yerine dinar alıyoruz dinar yerine de dirhem alıyoruz. Şanlı Peygamber (a.s.v) Efendimiz ne buyurdular? ‘Eğer o günün fiyatıyla almış ve aranızda alacak verecek olmaksızın birbirinizden ayrılmış iseniz bunda mahsur yoktur’ buyurdular. İşte görüyorsunuz burada şanlı Peygamber Efendimiz durumu cihana ilan eylediler durumun ne olduğunu. Semen dediğimiz zaman altın ve gümüştür kıymetliler veya onların değeri karşılığında fülüslerdir daha önce izahını yaptığımız gibi. Mebi ve semenin teslim edilme konularına da gelince ayın bir malın kendisidir bu tabi ki müşteriye teslim edilir karşılığı alınır. Yine mebinin yani satılan şeyin hakkında da ayın ötekinin değin olması yani birisi ayın öbürü değin olması bölünme kabul etmez mesela Malike göre satıcının semeni kabzedinceye kadar mebiyi alıkoyma hakkı vardır. Hanbelilere göre de önce satıcı satılanı daha sonra da müşteri semeni teslime mecbur edilir. Yine Şafilerde de alı koyma hakkı vardır yani kişi malı veriyor karşılığını ver diyor karşılığını eğer o an için verilmesi gereken bir pazarlıksa o an vermesi gerekiyor o an vermiyorsa verinceye kadar malını vermekte erteleyebilir. Ariyet ödünç vedia emanet şimdi ariyetlerde yani ödünç olanlarda vedialarda yani emanet olanlarda da bu konularda ve cinayet suç unsuru olanlarda da bu konuların hepsinde de kıymetli âlimlerimiz ayrı, ayrı görüşler belirtmişler hükümler ortaya koymuşlardır.

Dakika 10:33

Hanefi âlimleri teslim veya kabzın manası tahliye veya tehallidir dediler. Şimdi kabz neydi daha öncede açıklamıştık ele geçmesidir tahliyedir ve tehallidir dediler yani kabzın manası tahliye de tehalli de nedir? Satan malını müşteriye teslim ediyor oda bedelini değerini satana teslim ediyor. İşte biri bunu tahliye biri tehallidir. Şimdi tahliye Hanefilerce kabz tahliyeyle olur yani ele geçirme. Malikiler ve Şafiler ise örfe göredir dediler örfe göre neyse ona göre olur dediler. yine Hanbelîlerde örfe başvurmak gerekir dediler ve bu şekil görüş beyan ettiler. Hepsi aynı konunun detaylı bir şekilde izahını ortaya koydular baktığınız zaman hepsi aynı şeyi söylüyor en sağlam olarak ortaya keşfediliyor konular ve detaylı bir şekilde de beyan ediliyor. neticeye bakarsanız aynıdır ama incelemeler yöntemler çok farklı ve çok güzeldirler. Mebinin müşteri yanında ariyet yani ödünç olarak bırakılması veya ona verilmesi konusunda vedia emanet yine bunların durumuna da baktığımız zaman kıymetli âlimlerimiz her konuda güzel açıklık getirmişlerdir bunun batıl olanına fasit olanına dikkatler çekilmiş o konularda da hükümler beyan edilmiştir. Sahih olan akit yani alışveriş veya diğer anlaşmalar şart ve rükünlerini ihtiva eden akittir sahih akit neymiş? Şart ve rükünlerini içinde barındıran akitlere sahih akitler denmektedir. Hanefi uleması akit diyor sahih, fasit ve batıl gibi kısımlara ayrılır buyurdular. fesadı yani muteber olmamayı, muteber olmayan sadece günahımı gerektirir? İşte bu konuda da görüşler beyan edilmiştir. Cumhurda şariin her hangi bir akdi nehy etmesi onun asli itibariyle muteber olmaması günah kazanması manasına gelir dediler. Her kim bizim şu işimizin üzerinde olduğu şekle uygun olmayan bir işler ve bir iş işler ve dinimize ondan olmayan bir şeyi ortaya koyarsa dine dinden olmayanı dinin içine koyarsa o merduttur buyurdu kim? Şanlı Peygamberimiz (a.s.v).

Dakika 15: 12

Yine diğer bir haberde de her kim bizim bu işimizde kendisinden olmayan bir şeyi uyduracak olursa bu reddedilir buyurdular buda aynı hadisi teyit eden başka bir haberdir. Evet, kıymetliler bunları rivayet eden kıymetli muhaddislerimiz Buhari, Müslim ve diğerleridir. Aişe validemiz gibi kıymetli sahabenin fakih ve fakihelerinden rivayet edilmiştir. Şariin emir ve talebine muhalif olursa fasit yahut batıl olur dediler ibadette olması ile muamelatta olması arasında da bir fark yoktur da dediler. şari Teâlâ Allah Teâlâ’dır şeriatı ortaya koyan Allah Teâlâ’dır. İslam şeriatı Muhammedi şeriat Allah’u Teâlâ tarafından ortaya konmuş Hz. Muhammed onu hem uygulamış hem cihana tebliğ eylemiştir. Yine Hanefi ekolünün yüksek şahsiyetleri bakın ne dediler? Şariin bazen bir akdi nefyetmesinin manası sadece onu işleyenin günahkâr olması demektir batıl olması değil dediler çünkü muamelatta kulların maslahatları emelin aykırılığı hakikatine raci ise o zaman batıl olur dediler. Maslahat gerçekleşiyor ise eksiklik vardır oda telafi edilir dediler buna da fasit akit adı verdiler. kim verdi bunu? Hanefi âlimleri. İbadetlerde ise batıl olmak ile fasit olmak eş anlamlıdır dediler. Görüyorsunuz ibadetlerin dışındaki durumlar biraz daha farklı incelenmektedir. Sahih olan satışlar konusunda da yine Hanefi âlimleri aslı ve niteliği itibari ile meşru olur. Sahih satışın etkisi mülkiyetin mübadele edilmesidir dediler. Batıl satış ise rüknü ve mahalli yerine gelmeyen aslı ve niteliği itibariyle meşru olmayan satıştır dediler. Kıymet taşımayan şeyin satılması gibi diye de örnek vermiş oldular. Batıl bir satış ile kabzedilmiş semen tazminat altındadır dediler. Fasit satış vasfı ile değil de aslı itibarı ile meşru olan satıştır yani kusur vasfındadır aslında değil dediler kim diyor bunu? Hanefi ekolünün dünyayı okutan meşhur âlimleri meçhul olan şeyin satışı gibi yine bunun hükmü konusunda da Malikin izni ile yani mala sahip olan kişiye malik denir onun izni ile kabz halinde bunda mülkiyet sabit olur dediler. Kabz neydi? Malı ele geçirmektir.

Dakika 20: 08

Fakihlerin cumhuruna muhalefet burada söz konusu mudur? Evet, söz konusudur. Bu kaynaklarımız tabi kıymetli kaynaklarda bunlar İbn-i Abidin de bunlardan birisi olarak bize kıymetli çok kıymetli kaynaklarda bunlar beyan edilmiştir. Yine fasit ile batılı bir birinden nasıl ayırt edilebilir? Bunun ölçüsü nedir? Konusunda da bakın o kıymetli âlimlerimiz ne kadar güzel çalıştılar, ne kadar güzel dünyayı aydınlattılar. Bu konuda şarap, domuz, meyte, kan harem bölgesinin avını yahut ihramlının avını satmak gibi eğer fasit olmak bütün satılan şey ile alakalı ise satış batıldır dediler. Mülkiyet ifade etmez dediler. bizzat mebinin yani satılanın kendisindendir ne? Sakatlık satılanın kendisindedir dediler yani aslında vasfında değil dediler aslında sakatlık varsa o batıldır vasfında olursa fasittir dedi Hanefi uleması. Şayet fesat semenle ilgili ise ve semen genel olarak mal kabul ediliyorsa yani bazı semavi dinlerin bazı şeriatlarında ki bu mesela semavi din İslam’dır.  Âdemden bu güne kadar bu dinin zamanla değişen şeriatları içinde değişik hükümler gelmiştir tarihler boyunca hükümler değişerek gelmiştir şartlar değişerek geldiği için. İşte o önceki şeriatlarda böyleyse yahut bazı insanlar ona rağbet ediyor ise şarap, domuz, harem bölgesini ve ihramlının avında olduğu gibi satış fasit olur bu Müslümanların dışındaki durum. Müslümanlarda bunlar zaten hiç biri mal değil haramdır caiz değildir. Bak bunlar başka milletlerin eskiden kalma şeriatlara bağlı olanlar için söylendi. Semen bir meyte veya kan olursa semen neydi? Değer demek. İşte bu konularda farklı görüşler bulunmaktadır ki sahih olan bunun batıl olduğudur. Evet, kıymetliler her konuyu incelediler rast gele bir kelime ortaya koymadılar,  deliller mükemmel incelenmiş, teşhisler yapılmış, tespitler keşifler yapılmış, hükümler ona göre konmuş,  şimdi ne kadar güzel teşhis ve tespitler yapılmış. Her mezhebin hangi pencereden baktığına dikkat edebilecek gücü olanlar herkes kendi mezhebinin dediğini yerine getirirse yanlış yapmış olmaz herkes kendi mezhebinin hükümlerine tabi olsunlar yüce İslam’ı bu ehil ve ilmi ehliyetin sahibi olan âlimlere tabi olarak yaşasınlar. Neyi? Yüce İslam’ın emir ve kurallarını. Şimdi batıl satış konusunda mesela mâdumun yok olan bir şeyin satışı nasıl olur?

Dakika 25: 05

Bu konuda o mütehassıs olan müçtehit fakih imamlar bu konuda ne dediler? İttifakla ne dediler? Satış akdinin böyle şeyin olmayacağı konusunda ittifak ettiler. Misal olarak doğacak bir yavrunun satışı gibi daha yavru doğmamış onu satıyor karnında bu yok olan bir şeyin satışı caiz olmayacağını söylediler. şimdi ortaya çıkmadan önce meyvenin satışı da böyledir. Daha meyve meyvesini vermemiş ortada yok ama adam daha yokken satıyor olmaz dolayısıyla bunlar yasaklanmıştır. Sedefindeki inci, memede ki süt, sırtındaki yün yine kitap basılmadan önce kitabın satışı da böyledir dediler. Bunlar Cumhura göre caiz değildir dediler Fakihlerin Cumhuruna göre. akit mahalli çünkü kesinlikle mevcut olmadığı için dediler olmayan şey satılmış oluyor. Bu konuda şanlı Peygamberimizden gelen habere şöyle bir bakalım o Âlemlerin rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimiz buyurdular ki; olgunlaşacağı belli olmadıkça meyvenin, hayvanın sırtında yünün ve memede sütün satılmasını yasaklamıştır şanlı Peygamber ( a.s.v). Evet, dolayısıyla İslam da her şey sağlama alınmıştır. Zaten bu incelemelerin bu fakihlerin müçtehitlerimizin bu çok çalışmalarının çok inceleyip müthiş keşifler yapmalarının sebebi İslam’da her hüküm sağlamdır sağlam delillere dayanır. Bu naslara dayandığı zaman zaten böyledir bu icma konusunda da yine kıyaslarda içtihatlarda da böyledir rast gele içtihat edilmemiştir kıymetliler. İmam-ı Malik gibi kıymetli bir âlimde bak ne diyor Allah hepsine bol rahmet eylesin memesindeki sütü ne kadar süt verdiği bilindiği takdirde o zaman caiz olur dedi bakın akılla aklıselimle hüküm bir arada ne kadar güzel söylediler. Yünün koyunun sırtında satılması da yün iyice belirli hale gelmiş ve yünün durumu da tespit edilir hale geldiyse tecrübeyle ve yahut da herhangi bir durumla yine sahihtir dediler ama daha yün oluşmamış durumda belli değil o zaman sahih olmadığı daha önce söylendi. Evet, kıymetliler dolayısıyla Zahiriler de aynı görüşü belirtmişlerdir. Mâdumun satışıyla ilgili diğer ekollerimizden Hanbelîler bakın onlarda garar teslim edilmeyen şeydir dediler.

Ve meçhul ise yok olduğundan dolayı değil garar dolayısıyla batıldır dediler. Yani garar yoksa zarar yoksa aldanma yoksa olur dediler.

Dakika 30: 25

Burada Hanbelîlerden kabul edilen bazen Hanbelîlere de muhalefet eden İbn-i Kayım, İbn-i Teyyime gibi şahsiyetlerde böyle söylediler. Teslim edilemeyen şeyin satışı yine Hanefi ekolünün yüksek âlimlerine göre bunlar ne dediler? Teslim edilmeyen şeyin satışı olmaz dediler. Uçmuş kuş yahut kaçmış köle gibi ve lugata gibi bu satışlar batıldır dediler. Evet, kıymetliler çünkü ortada mal yok. Yine Malikiler, Şafiler, Hanbelîler, bakın neler söylüyorlar Şafi ve Hanbelîler; Peygamber (a.s.v)  Bey’ul Hasat ve bey’ul kararı yani aldanma ihtimali bulunan satışlara bunlara karar olan garar satışları aldanma satışları denmektir garar. Evet, suda ki balığı satın almayanız çünkü bu bir garar’dır. Kim diyor bunu? Peygamber Efendimiz buyuruyor bunun gibi eğer bir şeyde aldanma varsa onun satışı caiz değildir. 4 mezhebin kıymetli ekolünün içinde bu yüksek âlimlerin tamamı teslim edilmeyen şeyin satışının batıl olacağında hepsi ittifak etmişlerdir. Evet, kıymetliler değinin mesela satışının olup olmaması konusunda da bunlara da ulema ne kadar güzel izahat ortaya koymuşlar hükümleri de ortaya koymuşlardır. Borcum borçluya yani değinin Medine satılması nedir? Değin borçtur. Borcun borçluya satılması 4 mezhep İmamı bu konuda bunu caiz görmüşlerdir. Borcu borçluya satıyor. Zahireler de bakalım ne diyorlar? Değinin Medine yani borcun borçluya satışı caiz olmaz dediler. kim? Zahiriler. 4 mezhebin dışında birde Zahiri âlimlerimiz vardır onlar da kıymetlidirler İbn-i Hazım da onlardan biridir oda kendi keşfine göre malı batıl bir yolla yemektir demiştir. Tabi onun incelediği baktığı bakışlara baktığımız zaman bunlar birbirlerine ters düşmezler çünkü maslahatın teferruatı ortaya çıkar keşfin keşiflerin detayları ortaya çıkar. o niye öyle dedi bu niye böyle dediğinin incelediğin zaman hepsinin aynı şey söylediğini de görürsün. Hanefilerle Zahiriler bakalım ne diyorlar? Borcun borçludan başkasına satış akdi de olmaz dediler.

Dakika 35: 00

Bak burada bazı Zahiriler İbn-i Hazmın dışında diğer Zahirilerle Hanefiler ne dediler?  Borcun borçludan başkasına satış akdi de olmaz dediler o zaman satış fasit olur dediler. Çok kıymetli efendiler ayrılırken aranızda her han gibi bir şey olmaksızın ayrıldığınız takdirde mahsur yoktur dedi Peygamberimiz neye? Alışverişinizi yaptınız ayrıldınız arada bir problem kalmadı pürüz kalmadı ise bu meşru ilkeler doğrultusunda yapılan alışverişler için söyledi. Hanbelîler dinin medinden başkasına satışı sahih değildir bakın onlarda aynı şeyi söylediler. Yalnız İbn-i Kayyım borcun borçluya da başkasına da satılmasını caiz kabul etmiştir kim? İbn-i Kayyım. İbn-i Kayyım da Hanbelîlerden kabul edilir ama Hanbelîlere de uymayan görüşleri de var mı yok mu  incelediğimiz zaman durum farklı olarak ortaya çıkar. Malikilerde dinin medinden başkasına satılması konusunda da bunlar bazı şartlar ortaya koymuşlardır Malikiler.  Bu satış riba garar ve benzeri şer-i herhangi bir mahsuru olmamalıdır. Borcun tahsil edilebileceğinin kabul edilmiş olmasını da şart koştular. İbn-i Ömer dedi ki kim bu İbn-i Ömer? Hz Ömer’in oğlu fakih Ömer’dir ve kıymetli sahabenin âlimlerindendir (Radıyallahu anhum ve erdahüm ecmain). İbn-i Ömer dedi ki ben El Baki’de dinarlar karşılığında deve satardım fakat dirhem alırdım yine dirhemler karşılığında satar fakat dinar alırdım Resulullah (s.a.v) de şöyle buyurdu; Ayrılırken aranızda bir şey olmaksızın ayrılırsınız mahsur yoktur. Daha öncede bunun benzeri geçmişti bu hadisi şerifin şimdi Malikilerin şartlarına kısaca göz atıyoruz. Senet kırdırma konusunda da hak edilenden daha aşağıya miktara satılması sahih değildir dediler. Bunu daha çok bu görüşü ileri süren Hanefilerdir kıymetliler. Şimdi garar aldanma olan bir satış konusunda da biliyorsunuz garar tehlike anlamı da taşır sözlükte tarir ise; helake götürmek demektir. Tarir şimdi garar zahiren sevilen ve batılan hoşlanılmayan şey de demektir sözlük anlamında. Şimdi dünyaya meta-ül gurur yani aldanış metaı aldanış metası adı verilmiştir dünyaya kıymetliler. Bu kelimelerin hiç birisi yersiz bir yere konmamış bu terimler çok kıymetli yerli yerince terimler kullanılmıştır.

Dakika 40:03

Onun için hangi lisana tercüme ederseniz edin bu terimleri de muhafaza edin. Garar satışı ise ismi meful olarak mağur yani bu ne demektir garara uğramış yani aldanmış anlamında aldatılmış anlamında kullanılır.  Bey-ül hasat yine kaparo satışı hasat satışı gibi durumlara şöyle baktığımız zaman bunlarda gararın olup olmadığını aldanmanın olup olmadığına bir bakacağız. İslam da aldanma yoktur aldatma yoktur. Bütün muameleler her türlü muamele İslam’da asla, hakikate dayanır. Hükümler asla gerçeğe dayanır. gararın aldanma anlamında olduğunu gördük. Fıkhen,  fıkıh da İslam hukukunda garar aldatmayı hileyi de içine kapsar dediler. Teslim edilmeyen şeyde yine yok veya meçhul olması ile veya satıcının ona malûk oluşunun tam olmamasıyla da olur dediler yani aldanmaya götüren her şey bu kelimenin kapsamı içindedir dediler. Fakihlerin ıstılahında garar Hanefiler bilinmeyen akıbeti belli olmayan şeydir derken Malikiler garar yine onlarda asıl itibariyle husule gelip gelmeyeceği konusunda da bilinmeyendir dediler. Bakın ya aynısını ifade ettiler yahut ona yakın aynı manayı ifade ettiler. Şafiler açık olmayan akıbeti belli olmayan diye tarif ettiler. Yine içinde değişik kıymetli âlimlerin güzel tanımları da ayrı, ayrı görülmektedir. Yine akıbeti meçhul olandır diyenler vardır. Sonra teslimine güç yetirilmeyen de denilmiştir Yine İbn-i Hazım da sattığını bilmemesi aldığını bilmemesi diye tarif etmiştir o garar kelimesinin anlamını garar satışlarını. şimdi bunların tümünün neticesine bakınca garar satışı tehlike ihtiva eden satıştır bak sonuçta ortaya bu çıkıyor. İhtimali şeylerin satışıdır satışı iptal eden garar ise varlık ile ilgili bir aldanmadır vasfa niteliğe dair olarak ise satışı ifsat eder dediler. Şimdi bunların tümünden elde edilen mana yine çok kıymetli bu manalar konuya ne yapıyor? Açıklık getiriyor yine Serahsi’nin garar tarifi şöyle baktığımız zaman kıymetli tariflerdendir. Çünkü garar akıbeti kapalı olan bilinmeyen şeydir demiştir. Bunun hükmü konusunda da bu satışın nehy edilmesi şeriatın esaslarından birisidir. Yani bu satış yasaklanmıştır aldanma satışı, garar satışı ve sahih olmadığı konusunda da kıymetli âlimlerimizin hepsi fakihler ittifak etmişlerdir.

Dakika 45: 07

Garar sebebiyle sahih olmayan satış türlerinden bazıları da medamin melakih satışı ile mülamese münabeze ve hasat satışlarıdır. Bunlar yasaklanmıştır çünkü bu satışlarda cahilliye devrinden kalma satışlardır gararın kapsamında bulunurlar. Darbetül kanis, Darbetül gais gibi cahiliye satışları bunlarda onlardandır hep garar kapsamındadırlar. Yani aldanma sebebiyle sahih olmayan satış türleridir bunlar müzabene satışıdırlar. Muhakale satışı da böyledir riba faiz söz konusu olmaktadır yani seni hileli yollardan faize götürür bu konularda Şafiler, Hanbelîler, Zahiriler, Malikiler Bey’ul Araya ruhsat vermişlerdir Bey’ul Araya Şafilere göre dalında bulunan taze hurmayı tahmin ederek satmak yerde bulunan hurmayı da ölçerek satmanın adıdır. Yerde bulunan kuru üzümü de ölçerek ve 5 veskin altında olmak şartıyla satmaktır. Evet, kıymetliler burada tabi vesk konusunda da bu vesk 653 kilogramdır bir vesk yani bunun altında satabilirsiniz demişlerdir. Kıymetliler semer mesela buda hurma dalındaki hurmaya denmektedir ki temir kuru hurmaya denmektedir. Şimdi dalındaki hurmayı temir kuru hurma karşılığında satmayı Peygamberimiz yasaklamış ve Araya satışına ruhsat vermiştir. Yine Hanefi âlimleri bakın ne diyorlar; Bey’ul Araya’yı caiz görmüşlerdir. Ebu Hanefi Rahmetullahi aleyh İmam-ı Azam bütün Bey’ul Araya şekillerini men etmiş ve Aliyyeyi sadece hibeden ibaret kabul etmiştir. Evet, kurallarına eğer riayet edilmediği zaman bu görüşlerin hepsi doğrudur kurallarına riayet edilirse öbür olumlu bakanlarınki de doğrudur yani hepsi bakış açıları açısından hepsi doğrudur dikkat edilmesi lazım. Hanefilerin ıstılahına göre kimisi batıl kimisi fasittir. Fasit olanlar mesela Darbetül kanis, Darbetül gais, müzabene, muhakale, mülamese, münabeze satışları ile Bey’ul Hasat ve yine bilgisizlik bulunan satışları kapsamaktadır bunların dışında kalan satışlar ise batıldır. Melakih, medamin gibi satışlar batıldır.

Dakika 50:05

Yani enine boyuna konumun bünyesi mükemmel incelenmiş keşfedilmiştir. Enine boyuna incelendikten sonra hükümler ortaya konmaktadır delil olarak da şanlı Peygamber (a.s.v) Bey’ul Hasat ve Bey’ul gararı yasaklamıştır delil işte Peygamberin yasaklamasına dayanmaktadır. bununla tabi elinde mevcut olmayan malın satışıyla ilgili Peygamberimizin sözleri de ayrıca delildirler. Yani az miktarda basit aldanmalar konusunda da buna da yesir garar demişlerdir mesela bilgisizlik bunlarda kısımlara ayrılmaktadır icma ile yasaklanan çok olan yani çok aldanışlar tamamen yasaktır caiz değildir o alışverişler bunlarda icma olduğunu söylemişlerdir. Az olan az aldanma konusunda ise ihtilaf vardır.  Hanefiler yüksek âlimleri,  Hanefilerin bu yüksek şahsiyetleri ne diyorlar? Yani az miktardaki az aldanış ihtiva eden satış caiz kabul edilmiştir onlarca. Mesela ceviz, badem, fıstık gibi bunların emsali içerisindeki çeltik içindeki pirinç gibi, yine başağının başağında bulunan buğday gibi bunların satışları karpuz ve nar kabukları içinde bulunan şeylerin satışı buna örnektirler. Malikilerle Hanbelîler de caiz kabul etmişlerdir Şafiler ise üst kabukları iki farklı görüş beyan ederek sahih olmayacağı cihetinden bakmışlar çok zarar görüldükleri zaman az zarar içinde daha önceki kıymetli Fakihlerinde dediği gibi az zararı da sahih olacağını söylemişlerdir. Caiz olduğunu görüşünü tercih etmektedirler çünkü bundan tam kurtuluş bulunmaz çünkü bir kabuğun ne kadar kalın ne kadar ince olduğunu bilemiyorsun sonra nardan nara az çok farkları bulunuyor ki bunlara benzer cevizlerde öyle burada az çok fark bulunmaktadır. Bunun için burada kurtuluşu her konuda mümkün olmayacak konularda caiz görülmüştür caiz olduğu görüşü de savunulmuştur. Bunlar örf halindedirler fesh edilmesi de mümkündür de dediler çünkü zaten alışverişlerde nedir esas olan icabet ve kabuldür. Karşılıklı rıza aldanma niyeti kimsede olmaz aldatma niyeti de olmaz meşru bir Müslümanın aldatmadan aldanmadan yaptığı alış verişlerdeki kasıt ve garezleri olmadan küçük aldanışlar birbirlerine helal edilmelidir. Yine şöyle bir baktığımız zaman sigorta konularına da sigorta işi tabi dünyada ortaya çıkmıştır.

Dakika 55: 09

Bunun İtalya’da deniz sigortası olarak ortaya çıktığını 14. asrın başlarında olduğunu da söylemişlerdir sigorta konusunda. Şimdi dayanışma sigortaları zararları telafi etmek için, muayyen bir aidat ödemeyi kabul etmek sigorta konusunda. Belirli bir aidat ve ücret karşılığında sigorta görülen şekil işte budur ki, her iki tarafı da bağlayan karşılıklı bir ivaz akdidir. Bu konuda kıymetli âlimlerimiz kıymetli görüşler beyan etmişlerdir yani anonim ortaklık sigortası dayanışma sigortalarının İslam’a göre caiz olduklarında bir şüphe olmadığı da söylenmiştir. Sabit bir taksit ile sigorta mesela bunlardan birisi haram olduğuna dair İbn-i Abidin’in fetvası vardır mesela deniz sigortasında olduğu gibi bu akit lazım yani bağlayıcı olmayan şeyi iltizam etmektir demiştir İbn-i Abidin’deki ifadeye göre mesela öldürmek, yıkmak, yakmak ve benzeri ile saldırı, kuyu kazmak gibi, telef olmaya teşvik etmek gibi, kefalet meselesinde olduğu gibi. Ne diyor?  Bu akit lazım bağlayıcı olmayan şeyi iltizam etmektir diyor. Şimdi tazminat ödemek türünden değildir diyor kim? İbn-i Abidin diyor bunları. Sigorta taririn tazminatın kabilinde de değildir diyor sen bu yola git eğer bu yolda korkulacak şey olur ve malın alınırsa ben onun tazminatını öderim dese tazminatını öder. Şimdi bunun gibi kıymetliler iki tarafında aldanma ve aldatma konusunu iyice inceledikten sonra işte eğer iki tarafta da aldatma ve aldanma zarar yoksa bunlar caiz olduğunu söylemişlerdir eğer aldanma ve aldatma varsa bir tarafta caiz olmayacak demiştik İbn-i Abidin’in incelediği konular onlar. Zarar olduğu zaman bunların caiz olmayacağını söylemiştir. Hanefiler nes-i konusunda necisin yani necisin ve sonradan necis olanlar konusunda da bunların satışı konusunda da Hanefiler bakın ne diyorlar? Şarap, domuz, meyte yani leş ve kanın satışı satış akdi olmaz dediler bunlar satılmaz böyle bunlar üzerine akit yapılmaz dediler bunlar mal da değildir dediler. Pisliğin satışı da ayrıca mekruhtur dediler. Gübrenin hayvan gübresinin satışında ise bir mahsur yoktur çünkü hayvan gübrelerinden faydalanma vardır. Bitkiler olsun, ağaçlar olsun şimdi yine onlara göre faydası olan her şey satılabilir.

Dakika 1:00:05

Bu sayılanlar hariç şarap, domuz gibi, leş, meyte gibi şeyler akan kan gibi bunlar hariç.  Bunlar kızıl haram olduğu için bunların dışında bak köpek, pars, aslan, kaplan, kurt, kedi ve buna benzer azı dişi olan yırtıcı her hayvanın satılması sahih mi değil mi? Hanefilerce sahihtir satılabilir çünkü bunların herhangi bir şeyinden fayda sağlanır bunlarda faydalanma vardır. Şimdi yılan, akrep gibi haşerat bunlardan da bir fayda görülürse bunlarda satılması sahihtir yalnız faydalanması sabit olacaktır bilinmiş olacaktır. Mesela necaset bulaşmış bir şey bunlar yenmez fakat satılması başka yolda kullanmak o zaman sahihtir ama yenmesi katiyen caiz değildir. Mesela meytenin yağı bunlar müstesnadır ondan faydalanmak helal değildir mesela hayvan ölmüş onun yağıda kullanılmaz meytenin yağıda kullanılmaz. Kıymetliler ölçü konusunda da şeran helal bir menfaati bulunan bir şey şeran helalse bir menfaati bulunuyorsa her bir şeyin satışı caizdir Hanefi âlimleri böyle dediler. Delilde bakın Cenabı Hak Bakara suresinin 29. Ayet-i kerimesine istinaden Hanefi âlimler dediler ki bu ayette Cenabı Hak ne buyuruyor?  Yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yaratmıştır diyor kim? Yüce Allah ne varsa (هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً) buyuruyor, ondan sonra zaten göklerde bizim için yaratıldı istiva edildi. Şimdi Malikilerde Hanefilere yakın veya aynısını ifade eden görüşlerini görüyoruz mesela onlar da şarap, domuz ve meytenin satış akdi olmaz aynı Hanefiler gibi söylediler. Şanlı Peygamberin bak şu sözünü de ortaya koyarak ne buyurdu Allah’ın Resulü Hz. Muhammed Mustafa (a.s.v) Efendimiz buyurdu ki; muhakkak Allah ve Resulü şarabın, meytenin ve domuzun ve putların satışını haram kıldılar. Ey Allah’ın Resulü meytenin yağları hakkında ne dersin? Onlarla gemiler yağlanır ve insanlar onu aydınlatmak için yakıt olarak kullanırlar diye sorulunca o cihan Peygamberi (a.s.v) Efendimiz -hayır dedi o haramdır diye buyurdu daha sonra şanlı Peygamber şöyle devam etti; Allah Yahudileri kahretsin, Allah onlara hayvanların iç yağlarını haram kılınca onlar bunu erittiler ve sonrada satıp bedelini yediler yani sizde Yahudiler gibi yapmayın dedi Peygamberimiz. Onun içilmesini haram kılan, satışını da haram kılmıştır diyor bunu da şarap hakkında söyledi cihan Peygamberi bütün çağların Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (a.s.v) Efendimiz. Yine şanlı Peygamber köpeğin kıymetini,  fahişenin ücretini ve kâhinin aldığı parayı yemekten nehy etmiştir diye haber bulunmaktadır.

Dakika 1:05:19

Sahnun derki:  Ben köpeği satar ve onun semeri ile hac ederim dedi. Köpek konusunda daha önce Hanefilerde faydası olan hayvanları saydılar köpek de bulunmaktadır faydası olan her hayvan satılır. Fakat Peygamber Efendimizin bu Hadis-i şerifini onlar enine boyuna inceledikten sonra bu hükümleri ortaya koymaktadırlar. Necaset bulaşan şeyin satış akdi olmaz eğer temizlenme imkânı yoksa tabi ama gübre için satışları sahihtir mesela gübre olanlar Şafiler Hanbelîlere göre domuzun meytenin,  kanın,  şarabın ve buna benzer necis şeylerin satışı da caiz değildir. Bakın burada önceki Hanefilerde böyle söylemiş Malikilerde söylemişti ki hepsi aynı görüşteler. Çünkü hakkında ayeti kerime olunca zaten nas hepsini burada bağlıyor muhakkak Allah ve Resulü şarabın, meytenin, domuzun ve putların satışını haram kılmıştır. Buda sahih olan hadis-i şeriflerdir kıymetliler zaten bir şeyin hakkında sahih olan bir hadis-i şerif veya ayeti kerime olunca zaten orda o hükmü bağlıyor. Köpeğin satışı caiz değildir bak mesela kimlerine göre Şafilerde Peygamber (a.s.v) köpeğin bedeninin yenilmesinin nehy etti diyor. Haşerat mesela yine aslan kurt gibi hayvanlar eti yenmeyen ak baba çaylak, karga gibi kuşların satışı da caiz değildir dediler.  Bunlar Şafiler ve Hanbelîler şimdi Hanefi ve Zahiri ekolünün âlimleri fayda varsa dediler faydalanmak maksadı varsa onun satışı caizdir dediler. Kendisinden faydalanma mümkünse satışı da caizdir Malikilerle Şafi fakihlerine ve Hanbelîlerin değine görüşlerine göre necasetin satışları caiz değildir dediler. Tabi gübre olanlar caiz ama tabi kıymetli âlimlerimiz bunları kıymetli bakış açılarına göre ellerine aldıkları delillilere göre incelemektedirler.  Herkes kendi delillerine bakış açısına göre keşifleri doğrudur kıymetliler. Yine kaparo konusunda da bakın ne dediler, bir miktar sonraya bırakmak ve bir miktarda önce vermek kaparo bu şimdi Cumhur bu yasak ve sahih olmayan satıştır. Hanefilere göre fasit Peygamber Efendimiz kurban satışını nehy etmiştir diye rivayet vardır.

1: 10: 03

Yalnız bu haberin zayıf olduğu bu hadis-i şerifin zayıf hadislerden olduğu da belirtilmiştir. Ahmet Bin Hanbel ise bir mahsuru yoktur demiştir çünkü kaporanın ve satım işinin özelliğine nitelik niceliğine bağlı eğer malın asli bedeline tabi ise caiz o zaman Hanbelîlerin dediği gibi helal olduğunu belirtmiştir. Hanefilerde bunu çok güzel incelemişler onun için sahihtir demişlerdir çünkü kaporalar asli bedelin bir parçasıdır onu biraz önce veriyorsun kalanını sonra veriyorsun ama kaparo orda bir faize giden fazlalık gibi bir durum arz ederse öbür müçtehitlerin dedikleri gibi o zaman caiz olmaz. Kıymetliler; konu anlaşılırsa hepsi mükemmel bu âlimlerimiz hepsi mükemmel görüşler beyan görüş beyan ettiler. Su, hava ve toprak bunlar satış akdi olmaz hakkında dediler. Hanefiler bakın ne dediler; suları onlar incelediler kısımlara ayırdılar deniz suyu faydalanma hakkına sahiptir. Kim? Herkes her bir insan yediği her an gibi bir şekilde bundan faydalanır dediler tıpkı güneş ay veya havadan faydalanmada olduğu gibi dediler. Kim? Hanefiler şefeh hem de şirh hakkı diye bilinen hakları herkesin vardır dediler. Şefeh nedir şirh nedir? Bu kelimeleri de biz açıklayarak giriyoruz.  Biliyorsunuz şefeh içmektir içilecek sulardan kamuya ait olan sulardan,  kimsenin mülkiyeti olmayan sulardan,  şefeh hakkı herkesin vardır,  içer ve şirh hakkı buda sulama hakkıdır.  Ama hayvanları sularsın,  ama araziyi sularsın. Dolayısıyla 2. Büyük konuda büyük vadilerde, yataklarda akan sular vardır.  Diğer bir kısmı da suların mesela Dicle, Fırat, Nil gibi ırmaklar,  Seyhunlar,  Ceyhunlar gibi umumi nehirler ki bunlar insanların bunlardan da şefe hakları ve şirh hakları vardır dediler bu ırmaklardan.  Mesela küçük bir akan suyu yahut bir kınalı veya bir kuyu su,  mesela bir köy halkı gibi bir toplumun mülkiyeti altındaki su. Şimdi bundan da ne yapar? Vatandaş bundan da faydalanırlar bunlarda o türlerdendir ve şefeh hakkı kesin vardır sulamaya gücü yetecek kadar bolsa ne ala değil ise sadece şefeh hakkı vardır. Yani içme hakkı herkesin eğer su kapları ihraz etmiş ise nedir ihraz?  Adam depolamış kendi altına almış kendine ait bir su bu sahibinin yani Malikinin izni olmada bu sularda içilmez caizde olmaz ondan faydalanamaz ancak sahibinin Malikinin izni ile olur.

Dakika 15:00

Cihan Peygamberi (a.s.v) insanlar 3 şeyde ortaktırlar buyurdu kim söyledi cihan Peygamberi Efendimiz Muhammed Mustafa ( s.a.v) buyurdu ki; su, ot ve ateş bunlara da insanlar ortaktır dedi. Tabi bunların da ev adamın içindeki ateşle evine girip ateş almak için tabi izne tabidir. Yine suların durumunu zaten izah ettik ot konusunda da adam özel tarlasına otu faydalanmak için o ot hakkında kendisi o otu has olarak ekmişse o zaman o ot şahsidir. Ama kendiliğinden bitmiş sahibi de oradan ekme biçme diyor otu o zaman o otta herkes ortaktır herkes hayvanını otlatabilir. Komşular birbirinden bu şekilde zaten örfte de bu vardır faydalanırlar ama adam tarlanın otunu ota bırakmıştır otunu biçecektir o zaman da o tarlanın bu seneki emeği ortadır ona da kimse müdane etmemesi lazımdır. Bu ottur demek o zaman ot olduğu için adamın otluğuna da gidip müdane edemezsin bunlara da dikkat etmek lazım her şeyi âlimlerimiz incelemiş İslam dininde rast gele bir olay yoktur her şey hükme bağlanmıştır. Her şey hakkında bir hüküm vardır ama Müslümanlara düşen görev bu dinini öğreneceklerdir itikatta ve amelde Fıkıh Ekber tam bilinmelidir. Müslümanlar tarafından kürsülerden hiç de inilmeyen veya çok az denilen konulardan birisi de itikatta ve amelde Fıkıh Ekber dersleri a’dan z’ye işlenmelidir. Fıkıhsız hayat olur mu? Amelsiz hayat olur mu? İnsanların bütün yaşantısına a’dan z’ye kavli ve fiili bütün hareketleri ile ameli fıkıh ne yapmıştır – insanın bütün yaşantısını içine almış hükme bağlamıştır. Allah’ın emrine göre yaşamak İslam-ı bilmeye lehinde aleyhinde olan fıkıh kuralları bilmeye bağlıdır. Bunlar İslam’ın emirleridir âlimlerinde ortaya koyduğudur sen bilemiyorsun ama bilenle hareket etmek zorundasın.  İşte müçtehitler bunlar yeryüzünde bu hak mezhepler bunun için vardır var olmaya ebedi devam edecektir.  Bilenle hareket edeceksin bunun aslını bileceksin Kuran-ı kerimin hükmü nedir? Sünnetin hükmü nedir? İcma nedir?  Kıyas nedir? Asli deliller fer-i deliller bunları ulema ne kadar ömür vermiş bunları ortaya koymuş hükümleri ilim olarak Müslümanlar bunu bilmeden yaşamaları doğrumudur.  Kütüphaneler ilimle dolup taşıyor vatandaşın kalbinde kafasında bir şey yok böyle Müslümanlıkta yok Müslümanlar dinlerini bilmelidir kişinin dindarlığı ilmine bağlıdır.  Hak ilimle hak ameller ortaya çıkar, hak ilimle hak itikatlar gerçek imanlar ortaya çıkar. Yanlış bilgi aldın, yanlış inandın bu imandan hayır çıkmaz yanlış öğrendin yanlış amel işliyorsun yine olmaz. Yanlış öğrendin yanlış ahlak sahibisin yine olmaz yanlış bilgi ile doğru amel işlenmez doğru amel olmaz

1: 20: 00

Onun için bilenle hareket edeceksin bu dini asırlardır bu ekoller yüksek âlimlerin bulunduğu bu ekoller dünyayı okutmuşlar ve amelde, itikatta bütün hükümleri fıkıh hükümleri ortaya koymuşlar. Evet, kıymetliler mülkiyet altında olan sular satılması müstehaptır demişler.  Ama yine adamın alacak gücü yoksa içmeye de ihtiyacı varsa mutlaka mülkiyet altında da olsa bu sulardan verilmesi gerekir. Hele de zaruret varsa şarttır vermek vermezse o kişi suçlu ve susuzluktan ölecek hale gelmiş karşı tarafa su vermiyor suyu olduğu halde o zaman bu çarpışma konusudur demiştir. Hanefiler Hanefi âlimleri. Çünkü adan susuzluktan ölecek adam su vermiyor çarpışabilir diyor savaşabilir.  Çünkü burada bir ölüm kalım meselesi var açlık halinde de zaruri hallerinde durumun böyle olduğunu daha önceki derslerimizde gördük yeri geldikçe de görmeye inşallah devam edeceğiz bu konuda Cumhur ne dedi? Mubah olmayan suyun satış satışı herkes için caizdir mubah olmayan dedi dikkat et burada da kim? Cumhur ulema eğer yakında su bulunmuyor ise kuyu ve benzeri sahibine ya sen suyu çıkartıp ona verirsin ve ya suyu almak için ona müsaade edersin denilir. Çünkü zarurette kimse ben bu suyu vermem diyemez ama şahsi malındır eğer satmak istiyorsan satarsın fakat suyun satılması hiçbir âlim tarafından hoş görülmemiştir ama caiz görülmüştür ama hoş görülmemiştir. Hz. Osman Yahudi’nin elindeki bir suyu satın aldı toplum faydalansın diye toplum ne yaptı vakfeyledi toplumun hizmetine toplumun faydasına sunuldu Peygamberimizin teşvikiyle. Evet, kıymetliler Cenabı Hak yüce İslam-ı en iyi bilen bütün amelleri Salih olan dünyası obası Allah’ın rızasını kazanmış ve Allah’ın lütfuna da mazhar olmuş kullarından eylesin çırpıntımız onun için. Kıymetli izleyenler; amelde Fıkıh Ekber ile ve batıl veya fasit alış veriş konusunda ki derslerimiz devam ediyor. Şimdi Hz. Osman’ın bir yahu diden bir su kuyusunu alıp topluma başladı konusunda da bakın Peygamberimiz ne buyurmuşlardır kim kuyusunu satın alıp da Müslümanlara böylelikle genişlik sağlarsa karşılık olarak ona cennet verilecektir buyurdu şanlı Peygamberimiz hemen Hz. Osman’da bu kuyuyu Yahudi’den aldı toplumun hayrına bağışladı. Daha sonra ümmete suyun satışını haram kılan şeyi hükmünde aralarında yer aldı diğer şeriat ahkâmının karar kıldığı söylenmiştir. Mubah olan suyunun satışı Odunun satışına kıyas edilmiştir.

1: 25: 07

Yine şanlı Peygamberimiz (a.s.v) Efendimiz sizden her han gibi birinizin ipini alıp dağa giderek odun taşıması ve bunu satıp parasının bir kısmını yiyip bir kısmını tasadduk etmesi dilencilik yapmasından daha hayırlıdır buyrulmuştur Peygamberimiz tarafından. İşte bu hadisi şerife istinad edilmiştir. Mubah olan suyun satışı bu hadisi şerife kıyas edildi mervidir. Zahiriler suyun satışı helal değildir demişlerdir onlar başka pencereden bakmışlardır. Kuyunun tümü caiz olur. Yine Ahmet Bin Hanbel suyun satışı benimde hoşuma gitmez demiştir. Kıymetliler ihtiyaçtan fazla suyun satışının nehy edildiğine de delildir. Kendisi vasıtasıyla otun da satılması için artan su satılmaz dediği de sabittir. Kimin? Peygamberimizin. Yine o rahmet Peygamberinin artan suyu satmayı yasakladı burada fazla olan su kastedilmiştir. Nehy edilmesinden maksat toplanan yağmur suları gibi sular olmasıdır. Hanefilerin ıstılahında fasit olan satışlar bakın ne buyurdular; Aslı itibariyle meşru olan ve kavz ile mülkiyet ifade eden satıştır fasit olan satış. Hanefilerin dışındakilere göre ise satış ya sahih ya da batıldır. Sahih olmayan satış hiçbir zaman mülkiyet ifade etmez demişlerdir. Şimdi meçhulün satışı konusunda da yine Hanefi âlimleri fahiş derecede meçhul ise cehalet yani bilgisizlik satış o zaman fasit olur dediler. Örfün hükmüne başvurulur hayvanın türünü mesela açıklanmazsa radyonun veya her han gibi bir teknik aletin markasını açıklamazsa o zaman fahiş bir cehalet ile meçhul kabul edilir demişlerdir ki yani aldığın malın sattığın malın bilinir olması gerekir dediler satışın sahih olması için dediler. Tayin muhayyerliği kıyasa göre ise satış fasittir Züfer ’in görüşü de böyle olduğu kayda alınmıştır kaynaklarımızda. Yine muhayyerlik şartı konusunda da Ebu Hanefi gibi kıymetli âlimlerimiz 3 gün veya daha az Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre ise sınırın bilindiği takdirde 3 ve daha fazla gündür dediler.

1: 30: 00

Yani buda muhayyer şartın muhayyerliğinde ki süre konusunda bunu dile getirdi bu kıymetli âlimlerimiz. Yine sürenin bilinmemesi konusunda da cehalet-ül ecel yani buna kerim olarak sürenin bilinmemesi anlamındadır satışı ifsat eder mi? Eder dediler. Yani sürede bilinmelidir dediler. Yine Cumhura göre bakın burada kimler var Zahiriler, Hanbelîler Şafi ve Malikiler var ki bu Cumhurun içinde meçhul satışın batıl olduğunu satılan da garar yani aldanmanın olacağını söylediler. Malikiler ise Bey-ül ihtiyar adını verdiler garar ile cehalet arasındaki fark konusunda da garar cehaletten daha geneldir her bir meçhul bir garar’dır dediler. Mesela birde şarta bağlı olan satışlar konusunda da mesela meta, iza, in, şayet ne zamanki, eğer falan kişi bana evini satacak olursa gibi şartta bağlı olarak satışlar konusunda ne dediler? Bunun hükmü hakkında Hanefiler ıstılahına göre fasit olarak bilinmektedir ötekilerde buna batıl demişlerdir. Evet, kıymetliler çünkü bunda da garar yani aldanma vardır dediler galip olan malın satışı Hanefiler gaip olan ayının görünmeden satışı hakkında caizdir müşteri onu görürse muhayyerdir dediler. Muhayyerliği varsa her kim görmediği şeyi satın alırsa onu gördüğü takdirde muhayyerdir. Kim söylüyor bunu? Şanlı Peygamberimizden gelen haberdir buda kıymetliler. Malikiler bu konuda emin olunuyor ise caizdir dediler. Ve buna bermaniç veya beramiç ismini verdiler Malikiler. Şafiler ise sahih değildir dediler. Herkes kıymetli penceresinden baktılar kıymetli keşifler yaptılar ona göre hükümleri açıkladılar. Şimdi muhayyerlik konusu da görmeye ait muhayyerlik her kim görmediği şeyi satın alırsa o gördüğü zaman muhayyerdir. Buna bu hadisi şerife zayıf diyenler olmuştur kimisi de başka türlü değerlendirmiştir. Yine Hanbelîler müşteriye nitelikleriyle belirtilir.

1: 35: 00

Satış o zaman sahih olur dediler. Hanefi âlimleri zahiriler, Hanbelîler, Malikiler, Zeydiler, İmamiler yine İbaziye’ninde olduğu söylenen o grup gaip bir aynın niteliklerine göre satılmasını caiz görmüşlerdir. Yerde saklı olanlar hakkında da Hanefi âlimleri gaip olan aynın yani malın satışını caiz kabul ettikleri gibi bu satışı da caiz kabul ederler. Malikilerde caiz olduğu görüşünü kabul etmişlerdir. Zahiriler ise muhalefet etmişlerdir bu muhalefet şafiler ve Hanbelîler de dâhildir. Gözleri görmeyen amanın satışı konusunda da, alış verişi konusunda da Hanefiler ve şafilerin dışında diğerleri de Hanefilerle beraber hibesi sahihtir dediler. Satışı, satın alması, icaresi rehmi de sahihtir dediler. Dokunmak, koklamak, tadına bakmak gibi vasıflarını belirleye bileceğini söylediler satış ancak karşılıklı rızayla olur. Hadisi şerifine de istinad ettiler. Hanefi âlimleri satıcı için görme muhayyerliğini kabul etmemişlerdir. Çünkü satıcı zaten malının başında olması görmesi gerekiyor. Haramdan olan semen konusunda da mesela şarap ve domuz gibi Hanefilere göre bunların durumu tamamen fasittir dediler. Şarap ve domuz da bazı kâfirlere göre, gayri Müslimlere göre kıymet taşıyan bir maldır onlara göre. Yine şarap ve domuz Hanefiler bu konuda şeran bunlar mütekarden değildir yani mal sayılmaz dediler. Kaide şudur eğer 2 bedelden birisi semavi her han gibi bir önceki şeriatlarda mal değil ise satış batıldır dediler. İster medeni olsun yani satılan isterse semen olsun durum böyledir dediler. İvaz konusu yani bedel de eğer bedel bazı şeriatlarda mal kabul edilirken bazılarında edilmiyorsa geçmiş şeriatlar kabul ediliyor bu yine genel satış fasittir dediler yine haram olan kızıl haram olan şarap karşılığında elbise satmak gibi yine elbise karşılığında şarap satmak gibi ki bunlar fasittir dediler. Hanefilerin dışında kalanlara göre bunlar batıldır dediler batıl ile fasit arasında Hanefilerce fark gözetilmiştir. Çünkü batılda kusur malın aslındadır.

1: 40: 00

Fasitte ise malın vasfındadır Hanefi kâşiflerine göre, Malikilere göre vadeli satışlar buna Bülu-ul Acel denmektedir ki sen peşin olarak on liraya mal satın al ben onu senden belli bir süreye kadar 12 liraya satın alırım demesiyle yapılan bir satıştır. Şafilerle Zahiriler bu konuda ne dediler? Böyle bir akit sahihtir dediler Zahirelerle. Niyet ise sadece Allah’a havale edilir dediler. Malikiler ve Hanbelîler ne dediler? Günah maksadının varlığına delil ortaya konulduğu takdirde Seddi Zerai kuralına göre akit batıldır dediler. Ne demek Seddi Zerai daha önceki derslerimizden geçen terimlerdendir harama giden yolu kapatmak. O kıymetli büyük imam-ı İmam-ı Azam büyük Hanefi ne dedi? Hullecinin evlilik akdinin sahih olduğunun hükmünü verir üzümü şarap yapacak kimseye satış akdini de sahih kabul eder. Ama bunlarda kerahet vardır demiştir 3. Bir aracının şahsının olmaması halinde 2 kişi arasında iğne satışını da fasit kabul etmiştir imam-ı Azam. Şimdi iğne konusunda da faizli olarak borç almaya yani çare yani hile olması istenen bir satış şeklidir. Bu iğne satışı ki belli bir süreye kadar belli bir semen mukabilinde bir mal satar sonra onu bir başka semen ile vadeli olarak yahut daha az olan bir semen ile peşin olarak satın alır. Böylelikle 2 semen arasında ki fark malı şeklen satan kimsenin aldığı bir faiz veya riba olur dediler. Faiz veya bir riba olur bu işlerin tümü alım satım yoluyla faizli borç almaya karşı bir hiledir dediler. İmam-ı Azam Ebu Hanefi 3. bir kişinin aracılığı bulunmazsa bu akit fasittir dedi bu kıymetli âlim Allah ona ve diğer âlimlerimize çok rahmet eylesin 2. Satış da fasit olur dediler Ebu Yusuf ise şöyle dedi; satış sahihtir dedi böyle bir satış kerahat söz konusu olmadan sahihtir dedi.  İmam-ı Muhammed ise bu kerahet ile birlikte sahihtir dedi. Böyle bir satış benim içimde dağlar gibi tenkit edilmeyi hak eden bir satıştır bunu faiz yiyenler uydurmuşlar dedi. Kim? İmam-ı Muhammed herkesin bakış açıları vardıkları kanaatler farklıdır onun için hepsinin kıymetli ve çok zengin bunlar rahmete dönüşen ihtilaflar olduğunu unutmayanız.

1: 45: 11

Malikiler ve Hanbelîler bunlarda harama giden yolu kapatmak için bu akit batıl olarak gerçekleşir dediler. Elfa kızı El Aliye dedi ki; ben Zeyd Bin Ekram’dan çocuğu olan bir cariye olarak diyor ben ve Zeyd ’in hanımının diyor yanına girdik. Zeyd Bin Ekram’dan çocuğu olan cariye El Aliye dedi ki ben Zeyd Bin Erkâm adına bir köleyi ataya 800 dirhem karşılığında sonra ondan peşin 600 dirheme satın aldım. Hz. Aişe dedi ki; Sattığında çok kötü aldığın da çok kötü olmuş dedi. Zeyd’e şunu haber ver eğer tövbe etmeyecek olursa Resulullah (a.s.v) birlikte yapmış olduğu cihadını iptal etti demektir dedi.  İnsanlar dinar ve dirhem konusunda cimrilik gösterir iğne satışı yapmaya başlar ineklerin arkasından giderler Allah yolunda cihadı terk ederlerse Allah başlarına belayı indirir ve tekrar dinlerine dönünceye kadar bu belayı üzerlerinden kaldırmaz diye de bu hadis-i şerif rivayet edilmiştir. Bunun sahih olduğu da belirtilmiştir bir önceki hadisin ise mülakisinde meçhul bir Ravi olduğu söylenmiştir. İmam-ı Şafiden de sahih olmadığına dair bir haber vardır fakat imam-ı Şafiye rağmen bu hadisin ceyyit olduğu da söylenmiştir. Evet, kıymetliler manaya baktığınız zaman manalar birbirini teyit etmektedir birde Şafi ile Davut ile Zahiri bakalım ne dediler bu konuda böyle bir akit kerahat ile sahihtir onlarda. İşte görüyorsunuz kıymetli âlimlerimiz birbirlerinin ya aynısını söylediler yahut da değişik keşiflerde bulundular. Şafilerin dışında kalanlar fakihlerin çoğunluğu Cumhuru bu satışın fasit olduğunu ve sahih olmadığını söylemişlerdir. Şafiler ise bu hadis sahih değildir diye hadis-i şerif-i itiraz etmişler hatta Zeydi’n yani Hz. Aişe ’ye muhalefet ettiğini de belirtmişlerdir. Ashabı kiram ihtilaf ettiği takdirde bizim izleyeceğimiz yol kıyastır demişlerdir. Yine harama yol bulmak istediklerini gösterir iptal etmek zahirin bir gereğidir demişlerdir. Şimdi şarapçıya üzüm satmanın konusunda da şarap imar eden  İmam-ı Azam ile imam-ı Şafi bu konuda kerahetle birlikte olur.

1: 50: 04

Sahip olur dediler yani mekruhtur şarapçıya üzüm vermek dediler. Silah satışı da böyledir şarap yapmaya, Müslümanlara karşı savaşmaya kesin olarak bunun böyle olduğu bilinmiyorsa kerahat vardır. Zaten kesin biliniyorsa satılmaz bunlar ne şarapçıya satılır ne de muharriklere satılır. İnsan maksatları dolayısıyla Allah tarafından sorumlu tutulur bu satışta haram olan şey fasit itikattır akdin kendisi değildir dediler. Malikilerle Hanbelîler ise şarap yapacak kişiye üzüm satmak batıldır burada yine Seddül Zerai kuralını göz önünde kaidesini ortaya koydular buna göre de batıldır dediler çünkü harama zarara giden yolları kapatmak gerekir ki işte Seddül Zerai budur dediler. Harama ulaştıran şeyde haramdır dediler. Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayınız bunu da Rabbimiz yüce Allah Maide suresinin 2. Ayeti Kerimesinde buyurmaktadır. Evet, kıymetliler kıymetli izleyenler; tekbir satışta 2 satış akdi yahut 2 şart gibi durumlarda Peygamber Efendimizden gelen habere şöyle bir bakalım. Şanlı Peygamber (a.s.v)  tek bir satış akdinde 2 satışı yasakladı. Şanlı Peygamber (a.s.v)şöyle buyurdu; hem selem hem de satış ve 1 satışla 2 şart tazmin etmeyeceği şeyin karı ve yanında olmayan şeyi satmak helal değildir dediler. Şimdi bu hadisi şerife bakalım yine imam-ı Şafi ben sana veresiye 2000’e peşin 1000’e satıyorum hangisini istersen o şekilde alırsın der böyle bir satış fasit yani batıldır diyor. Kim diyor bunu? Şafi Hz. şimdi yine bu konu ile ilgili Tirmizi ’den gelen haset sahih olduğu bir rivayeti var. Tazmin etmeyeceği şeyin kâri ve yanında olmayacağı şeyi satmanı bunları yasakladığına dair. Yine tazmin etmeyeceği şey kârın, kârından kasıt şudur kişinin tazminatı altına almadığı bir malın kârını alması caiz değildir. Bir mal satın alır ve onun ilk satıcısından kabzetmeden önce bir başkasına satar böyle bir satış batıldır ve karıda caiz değildir. Diye açıkladılar Hanefi âlimleri bakın o büyük kâşifler büyük deryalar ne dediler diğer kıymetli âlimlerimizde olduğu gibi böyle bir satış fasittir tarik hem de mutemlik vardır dediler. Şafiler de Hanbelilerde bunlarda batıldır dediler böyle bir satış İmamı Malik ise sahihtir dedi. Niçin dedi o da? 2 tarafın rızasının ve gararın olup olmaması şeriatını göz önüne alarak o bakış pencerelerine değişik bakınca öyle devam etsin tek doğruyu söylemeye en sağlamı elde etmeye çalışmışlardır. Yine Hanefiler canlı koyunun etinin yahut iç yağının veya kuyruk yağının ayaklarının veya başının satılmasının şeklindeki bütün satışlar batıldır böyle bir akit olmaz dediler. Canlı koyun dikkat et buraya bu olmayan bir şeyin satılması demektir dediler. Canlı koyunu diyor etini satıyorum diyor yağını etinin iç yağının veya kuyruk yağının ayaklarının başının satılması şeklini bunlara batıldır diyorlar. Yine yakuttan satıldıktan sonra cam olduğu anlaşılması bir yakut diye satılmış ama Yakut değil cam olduğu anlaşılmış çuha diye satılmış çuha olmadığı pamuk olduğu anlaşılmış böyle bir satış akdi de olmayacağını beyan ettiler. Sahip olmadığı bir şeyi yani maliki olduğu bir şey diye sahipten kabzetmeden yani o malı almadan önce satmanın caiz olup olmadığı konusunda da Hanefi âlimleri bakın ne dediler – Tasarruf caiz değildir yani mal ele geçirilmeden önce tasarruf caiz değildir dediler. Kabzedilmeyen şeyin satışını nehy etmiştir. Kim? Şanlı Peygamberimiz buna istinaden de böyle buyurdular. Çünkü şanlı Peygamberimiz böyle buyurdular malların satın alındıkları yerde satılmalarını tacirler onları yükleri arasına koymadıkça yasaklamıştır dediler. Mal ele geçirildikten sonra satılır daha malı eline almamışsın almadan karşıya satmışsın bu konu da söylediler gerekeni Peygamberimizin sözüne istinaden. Arazi ev gibi akarların durumu yine imam-ı Azam Ebu Hanefi,  İmam-ı Ebu Yusuf gibi kıymetli âlimlerimize göre istihsanen kabızdan önce satışları bunların caizdir dediler ne onlar? Arazi ev gibi akarlar garar söz konusu edilemez dediler bunlarda yine Hanefiler illet burada garar dediler. Yani neydi garar? Aldanmaydı. Malikiler ise kabızdan önce yiyecek şeyleri satışı caiz değildir dediler her kim bir yiyecek satın alırsa onu önce ele geçirsin kabz eylesin kabzetmedikçe satmasın.

2: 00: 02

Diyen hadis-i şerif-e istinaden söylediler şimdi burada da illet nedir? Riba Ennesibeye riba ennesiye vade faizine götüren bir yol olarak kullanabilir dediler. Seddül Zerai harama götüren yolu kapatmak maksadı ile haram olur dediler. Hanbelîler ise onlar da caiz değildir dediler dışında kalan şeylerin satışını mubah olduğu illet Hanefilerde olduğu gibi garar’dır onlarda. Kimler? Hanbelîlerde. Miktarları tespit edilmeyen şeylerin yine kabızdan önce satışları sahihtir dediler. İmam-ı Şafi, imam-ı Muhammed yine Züfer gibi kıymetli âlimlerimiz kabızdan önce bir satışı mutlak olarak caiz değildir. Nehi umumidir dediler yine gelen haberde dedim ki ey Allah’ın Resulü ben bir takım satış işlerinde bulunuyorum bunlardan hangisi benin için helal ve hangisi haramdır diye sordum. O şanlı Resul şöyle bulundu; bir şeyi satın aldığın zaman onu kabzetmedikçe satma.  Kabız neydi? Ele geçirmek yani eline al diyor elin altında ki malı sat diyor. Hem veresiye hem peşin satış helal değildir tazminat altında almadığın şeyin kârı ve yanında olmayan şeyin satışı da helal değildir diyen hadis-i şeriflere istinaden hükümleri böyle verdi bu kıymetli âlimlerimiz. Akli delilin konusuna da gelince satış akla de batıl dediler. Teslimine güç olmayabilir garar da vardır Şafiler illeti Hanefilerde olduğu gibi garar’dır dediler. Bakın illet konusunda hemen, hemen âlimlerimizin 100’de 99’u aynı görüşü ileriye savundular rivaye benzemek de dediler. Süre şart koşulacak olursa Hanefi mezhebine göre bu satış olur dediler. Fakat vadesi belli satış da tecil caizdir Hanefilere göre selem satışı bu süre tayini olmaksızın caiz değildir dediler.  Cenabı Hak bu kıymetli âlimlerimize çok rahmet eylesin çok emek sarf ettiler göz nuru döktüler ömürlerini tümünü ilme irfana harcadılar ve amelde fıkıh ekber gibi hayatın tümünü içine alan bütün hükümleri lehte aleyhte ortaya koydular hem de delillerine istinad ederek ne güzel çalıştılar. Evet, kıymetliler sahih şartlar akdin gereği olan şart şer-an caiz olduğu belirten şartlar sen alış veriş yaptığın zaman aldatmak yoktur ve 3 gün süre ile benim muhayyerlik hakkımda vardır de.  Kim buyurdu bunu? Peygamberimiz buyurdular (a.s.v).  Akdin gereğine uygun olan şart bunlar sahih olan şartlardır belirsizlik ise fesattır. Akdi fasit kılar alış veriş yaptığın zaman aldatma yoktur sonra sen satın aldığın her şeyde 3 gün süreyle muhayyersin beğenirsen alı koyarsın beğenmezsen geri verirsin kiminle alış veriş yaparsan aldatmak yoktur de bu sözler şanlı Peygamberimize aittir oradan rivayet edilmiştir. Şimdi istihsana göre kıymetliler, bu satış caizdir sahih kabul edilen görüş de budur rehin ile kefalet semeni belgelendirmek içindir. Yine Hanefilerin çoğunluğu onların cumhuruna göre rehin asıl itibariyle bir teberru akdidir teberru için de mecbur tutmak ise meşru değildir dediler ne güzel keşif eylediler akit meclisi akdin hükmünü alır. Havale konusunda söylediler bunu da. Şimdi fasit şart konusuna da gelince akdin gereği olmayan akdede uygun düşmeyen şeriatta varid olmayan ve insanların da örf haline getirmediği ne kadar şartlar varsa bunlar fasit şartlardır fazladan şart koşulan bir menfaat ise faiz olur dediler riba şüphesi satışı ifsa ederde dediler. Borç veya batıl olan şeriat konusunda da buna da lahiv denmektedir ki zararlı olan şarta istinat ettiler. Hanefilerce satış caiz şart batıldır dediler yani fasit bir satıştır dediler taraflardan birisinin menfaati yoktur dediler. Akit caiz olur şarta batıl olur dediler. Çünkü lahiv boş veya batıl olan şartları böyle açıkladılar. Hanefi âlimlerinin dışındakiler şart akdin gereği akit sahihtir dediler aykırı olan ise yani muktezasına neyin satışın muktezasına aykırı olan bunların dışında kalan şarlar batıldır dediler tabi Hanefilerin dışındakiler böyle söylediler. Hanefiler ise ne dediler? Borç şartı ile satış helal değildir 1 satışta 2 şart ve yanında bulunmayan şeyi satman helal değildir diyen şanlı Peygamberin sözüne istinaden Hanefiler de böyle dediler. Hanbelîler ise tek bir şart ise bir mahsur yoktur Peygamber (a.s.v) Cabir’den bir deve satın alır ve o deve sırtında onu Medine de ailesinin yanına kadar binmesini şart koşar.  Bunun gibi bu hadise şerife istinaden Hanbelîler böyle dediler Malikilerde şanlı Peygamber (a.s.v) satışta essünyayı bilinmedikçe nehy etmiştir. Şöyle bir bakalım essünya nedir? Satışlar istisna demektir ve diğer alış verişlerle satışlarla dersimiz devam etmektir meyve veya diğerlerinin satışları kıymetli âlimlerimiz ne diyorlar? Henüz meydana gelmemiş meyvelerin satış muamelesinin olmayacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Belli olmayan akıbeti gizli olandır bunda garar vardır yani aldanma vardır dediler çünkü İslam da aldanma da aldatmada yoktur. Mukabele muza bele muhaberede nehy edildik bunlar cahiliye devriye satışlarıydı bunlarda garar aldanma vardır şanlı Peygamber (a.s.v) Beyusi’ninden yıllar boyu satıştan nehy etmiştir. Taze hurmayı kuru hurmadan bir ölçek ile satmak yahut taze üzümü kuru üzüme ölçerek satmak demektir. Muaveme ise ağaçları uzun yıllar boyu satmak demektir. Araziyi seneler boyu kiralamak demek olduğu da söylenmiştir. Sebebi ise garar’lı satış olmalarıdır. Yani bunlar nedir? Ya aldanmaya götürür ya zarara götürür diğer deyimle. Muhabere ise arazinin kiraya verilmesi 3’te 1, 4’te 1 karşılığında kiraya verilmesi demektir yani ondan çıkacak mahsulün belirli bir oranına göre onun için alışverişlerin sağlam olması kimsenin zarara aldanışa gelmemesi zarar görmemesi için gereken İslami usuller ortaya konmuştur güzelim keşifler yapılmıştır. Kıymetli efendiler,  mutlak olarak satın alma halinde olgunlaşma konusunda da bakın âlimlerimiz neler söylediler. Şart koşulmamış Kehf süresinde artan meyvenin hükümleri konusunda da Maliki, Şafi, Hanbelîler de ne diyorlar bu konuda ağaç üzerinde bırakmak şartı ile de caizdir dediler. Belli olmadan yani olgunluğu belli olmadan icma ile sahih değildir dediler. Olgunlaşıp olgunlaşmayacağı belli olmadıkça meyvelerin satışını satana da, satın alana da yasakladı. Kim? şanlı peygamber (  a.s.v).İlim ehli bütünüyle bu hadisi şerifin ifade ettiği mana üzerinde ne yapmışlardır? Bunlar ittifak etmişler buradan da icma oluşmuştur. Evet, derhal kesim şartıyla olursa yine icma ile sahih olur dediler. Yine Enes Hz. rivayetinde buna göre Peygamber( a.s.v) meyve ortaya çıkmadıkça satışını yasakladı.  Ortaya çıkması ne demektir diye Enese sordu? O da kızarması ve sararması demektir dedi. Sonra yine dedi ki eğer Allah meyveyi vermeyecek olursa sizden her hangi bir kimse kardeşinin malını neyin karşılığında almış olacaktır buyurdu. İşte buda şanlı Peygamberden gelen hadisi şeriftir. Yine o Allahın şanlı Peygamberi (a.s.v) onu gönderen Allaha hamdü senalar olsun bitmez tükenmez o şanlı Peygamber (a.s.v)buyurdu ki hurmanın kızarmadan yahut sararmadan önce satışını ve bir felaketin gelmeyeceğinden yana emin olununcaya ve ağarıncaya kadar başağın satışını satana da alana da yasaklamıştır. İşte kıymetliler kıymetli âlimlerimiz, şanlı Kur’an’ı, sahih sünneti nasıl incelemişler nasılda ortaya hükümleri koymuşlardır. Fasit bir şart örf gereği cereyan edecek olursa örf gereği sahih olur böyle bir şart ile birlikte akit istihsanen sahih olur dediler ne güzel söylediler, ne güzel fıkhi hükümleri hükme bağladılar.

Dakika 2:18:05

(Visited 76 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}