HadısŞerifKülliyatı 12-01

12-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 12

12- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 12

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vessalatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve ezvacihi ve eshabihi ve etbaihi ve etratihi ecmain, Rabbi Euzu bike min hemezatişşeyatın ve euzu bike rabbi en yahdurun’’

 

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

(Men kezebe aleyye müteammiden felyetebevve megadehü minennar) „Sadaka Resulullah“  S.A.V

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; usulü hadisi şerifler külliyatından hadis usulünden keşif notları vermeye devam ediyoruz, konumuz mevzu hadislerdir. Mevzu hadisler malum ki uydurma hadislere mevzu hadisler denmiştir. Bunların çıkış sebeplerinin birçok nedenleri vardır. Neden hadis uydurmuşlardır? Okumuş olduğum hadisi şerifte hem de Mütevatir bir hadisi şerifte sevgili Peygamberimizden şöyle rivayet ediliyor; kim bile bile bana yalan isnat ederse ateşteki yerine hazırlansın ve ateşteki yerini hazırlasın diye de mana verilmiştir. Peygamber efendimiz böyle buyuruyor yani Peygamberimiz adına kim hadisi şerif uydurursa bir defa cehennemdeki yerine hazırlansın buyuruyor. Yine Sahihayn de gelen bir rivayet aynen şöyledir; benim hakkımdaki yalan bir başkasının hakkın da söylenen yalana benzemez, kim bilebile bana yalan nispet ederse ateşteki yerini hazırlasın, ateşteki cehennemdeki yerine hazırlansın buyuruyor. Yine başka bir hadisi şerifte Peygamberimiz; her kim yalan olduğu bilinen bir sözü Peygamber Efendimizden rivayet ederse o yalancılardan biridir buyuruyor. Evet, kıymetli efendiler; İbni Sirine ait bir rivayette ilk zamanlar da halk isnat sormuyordu, ne zaman ki Müslümanlar arasın da fitne patlak verdi, o zaman hadis rivayet edeni sorup sünnet ehlinden olanların rivayetlerini alıp bidat ehlinden olanların ibadetlerini terk etmeye başladılar. Şimdi Alliyyül Kâri’nin işaret ettiği bir haber de bakın bu Mütevatir hadisin Peygamber hakkın da hadis uyduranların durumu ile ilgili bakın ne buyuruyor; (Men kezebe aleyye) denilen hadisi şerifin muhtelif vecihlerden 102 adedini kaydediyor. Kim? Alliyyül Kâri denilen o yüksek âlim.

 

Dakika 5:07

 

Bunlardan bazıları Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın sağlığın da bir kimsenin evlenmek istediği bir kızı alabilmek için kızın ailesine giderek beni Resulullah (A.S.V) gönderdi, istediğim kadınla evlenme mi emretti. Mahiyetin de Resulullah (A.S.V) adına yalan söyler. Kızın ailesi meseleyi tahkik edince yalan söylediği anlaşılır. Resulullah (A.S.V) bu herifi idama mahkûm etmek ve laşesini de yaktırmak suretiyle cezaların en şiddetlisini verir. Belki de bu beraatımız cezanın tesiriyle, yani bu ibretamiz cezanın tesiriyle hiçbir münafık Resulullah (A.S.V) hakkın da yalan uydurmaya cesaret edemez. Alliyyül Kâri farklı şekiller de gelen rivayetler özde birleşirler, aynı hadiseyi anlatmış olmaları kuvvetle muhtemel gözüküyor. İşte görüyorsunuz burada yalan hadislerin gerçek hadisi şeriflere karışmaması için Devrisaadetten başlayarak bütün hadis âlimleri tarafından titizlikle bunlara dikkat edilmiştir. Şüphesiz ilk hadis uydurma işi Şia tarafından başlatıldığı gibi ilk uydurulan hadisler de Hazreti Ali (R.A) şahsıyla onun tebciliyle, tafsiliyle ilgili idi, bu hususu bizzat Şii müellifler de teyit etmektedir. Nitekim Şiilerce mutemet kabul edilen Nehcü’l-Belağa Şarihi İziblün Hibeli Tula İbn Ebil Hadid aynen şöyle demiştir; bil ki faziletler ile alakalı yalan hadislerin aslı Şia cihetinden gelmiştir bunu bir Şii âlimi söylüyor. Onlar bidayette imamların hakkın da muhtelif hadisler vaz etmişlerdir yani uydurmuşlardır. Onları hadis uydurmaya sevk eden amil hasımlarının düşmanlığı idi. Ne zaman ki Bekri’ye Şia’nın bu faaliyetini gördü, onlar da kendi imamları hakkında Şia’nın hadislerine mukabil başka hadisler vaz ettiler yani uydurdular diyor. Bekri’ye de bugün Ehlisünnetin dışın da Şia’nın kollarına yakın bir koldur. Hadis vaz’ının hadis uydurmanın sebepleri; Şia bir kısım dini siyasi maksatlarla başlattıktan sonra değişik gayelerle o işe tevessül edenler çok olmuştur, bunları dindarlık adına yapanlar var. Nebevi bu konu da zararın hepsinden fazla olduğunu dindarlık adına yapılan uydurulan hadislerin zararı hepsinden fazladır diyor.

 

Dakika 10:08

 

Yine Yahyâ b. Saîd el-Kattân onlar kadar yalan söyleyen bir başkasına rastlamadım diyor. Her uydurduklarına inanarak doğruyu yanlıştan ayırt etme cihetine gitmediler. Yine de Tedribin kaydettiği örneğe göre Nuh İbni Ebi Meryem’e teker, teker her sure için İbni Abbas’tan rivayet ettiği fezail ile ilgili rivayeti nereden aldın? Diye sorulunca ben demiştir insanları Kur’an’dan yüz çevirmiş Ebu Hanife’nin Fıkhı İbni İshak’ın Meazisi ile meşgul gördüm de bu hadisi Allah rızası için uydurdum diyor bakın şu hale bak Ebu Hanife İmamı Azamı kıskanıyor. Onun için milleti oradan soğutmak için hadis uyduruyor adama bak. Yine İbni İshak’ın Meazisi ile meşgul gördüm diyor bak İbni İshak’ı da bir de üstelik yalanı Allah’ın rızası için yalan uyduruyor. Allah’ın rızası için yalan uydurulan kişiden Allah razı olur mu? Bu kadar sapık ne yaptığını bilmeyen kendini dindar zanneden sapıklar türemiştir bulunmuştur tarihte bugün de yarın da bu gibi serseriler daima olacaktır. Meysere İbn Abdurrabih de uydurduğu hadislerden sevap uman birisiydi, hem yalan uyduruyor Peygamber adına hem de ondan sebep bekliyor. Hazreti Ali’nin fazileti üzerine 70 hadis uydurdum diye de iftihar ediyor. Hz. Ali’nin gerçek olarak fazileti ona yetiyor, artıyor onun hakkında hadis uydurmaya gerek yok ki. Yine Kerramiye Fırkası, terğib ve terhip hadislerini uydurmayı caiz gördüğünü söyler Kerramiye de batıl mezheplerden ehli bidat yollarından bir sapık yoldur. Sevgili Peygamberimizin kim bilebile bana yalan nispet ederse ateşteki yerine hazırlansın dediği halde, bakın bunu da tevil ederek kendi keyiflerine göre yanlış mana vermeye kalmışlardır, hadiste yalancılığı ile meşhur Muhammed İbnu Said El Maslup kelam güzel olduktan sonra onun için bir senet uydurmanın hiçbir mahsuru yoktur demiş. İşte yalancılığa yol açan sahte müftüler türemiştir. Bir kısım yalancı sahtekârlar dindarlık adına böyle yaparken bir de Yüce İslami dini yıkmak için din düşmanları tarafından uydurulmuş, yalanlar, mevzu hadisler vardır. Hammad İbnu Zeyd, zındıkların 14000 hadis uydurduğunu belirtir. Hadis uyduran zındıklardan Abdülkerim İbnu Ebil Avca, halife Mehdi zamanın da idam edilmek üzere yakalandığı zaman aranıza 4000 hadis soktum, bunlarla helali haram, haramı da helal kılıyorum der.

 

Dakika 15:05

 

Bakın bu kadar din azılı din düşmanları hadis uydurduğunu idam sehpasın da bile açıklıyorlar. Muhammed İbnu Said Eş Şâmi, El Maslup, Hz Enes (R.A)’den merfu olarak şu hadisi rivayet etmiştir; ben Peygamberlerin sonuncusuyum benden sonra Allah’ın dilediği dışın da Peygamber gelmeyecektir. Bu hadisin bakın için de yarısı yani Allah’ın dilediği dışın da dediği yer bura uydurmadır. Çünkü HZ Muhammed’den sonra Peygamber gelmeyecektir kesin ve kesindir, ayeti kerimeler kesin hadisi şerifler kesindir. Bak hadisin içerisine ne yapıyor, yalan katıyor. Bu da Enes Hazretleri’nden rivayet ettiğini söylüyor, Enes Hazretleri kıymetli bir sahabedir, onun adını kullanarak hadisin yarısına yalan katıyor. Mezhep gayretiyle hadis uyduranlar, Hattabiye, Rafıza, Salimiyye gibi İbni Hibban senetli olarak kaydettiği bir rivayette bid ’asından tövbe ederek Ehlisünnete rücu eden bir kimsenin şu sözünü kaydeder; yani ehli bidat yolun da iken nice hadisler uydurmuş, tövbe edince bak bunu itiraf ediyor. Resulullah (A.S.V)’in hadislerini kimden aldığınıza iyi dikkat edin, zira biz bir fikre varınca hemen onu hadis kılığına sokup rivayet ederdik diyor. Bunu diyen hadis uydurduğu ehli bidat yolun da olduğu zaman bunları yapıyor, tövbe edip de o yanlış yoldan dönünce de bu yaptıklarını itiraf ediyor. Hatib’ül Bağdadi Rafıza ’ya mensup birisinden bir başka itiraf naklediyor; bakın biz hadis uydurmak için hususi toplantılar tertip ederdik, Hâkim Mürcie’nin reislerinden Muhammed İbnu Kasım Ettayekani’nin mezhepleri üzerine hadis vaz edip mehamiliye nispet eden bir senetle rivayet ettiğini kaydediyor. İşte görüyorsunuz Mürcie’nin adamları da o da batıl bir mezhep hadis uyduruyorlar. Memun İbni Ahmet El Herevi’nin Şafi Hazretleri aleyhine uydurduğu senedi Hz. Enes’e ulaşan şu merfu rivayettir; Ümmetimden Muhammed İbni İdris adında birisi çıkacak, onun ümmetime zararı iblisten daha çok olacaktır, bu hadis tam bir yalan uydurmadır, İmamı Şafii Hazretlerini çekemeyen bu zındıklar güruhudur. Aynı rivayetin devamı Ebu Hanife’nin methi ile ilgilidir. Ebu İmamı Azam aleyhine de hadis uydurulmuş ve onun lehine de hadis uydurulmuş, ümmetim de Ebu Hanife denen biri daha çıkacak o ümmetimin lambasıdır ümmetimin lambasıdır diye.

 

Dakika 20:01

 

Bu hadiste uydurma olduğu söylenmiştir. İmamı Azamı gerçek kanallardan medh-ü sena eden çok sahih doğru dürüst rivayetler vardır, bunları itikatta fıkhı ekber bölümün de o derslerimiz de işledik, oradaki hadislerin derecelini de orada gösterdik. Halife ve Ömer ağaya yakınlık elde etmek için hadis uyduranlar olmuştur, bunlar menfaatperestlerle çıkmıştır bu şekilde, yani devlete yakınlık gösterecek, devlet adamlarına yaranmak için hadis uyduranlar. Oradan rant sağlayanlar. Kıyas İbnü’l İbrahim’den verilir, güvercinle eğlenceyi seven halife Mehdi bir gün güvercinle meşgul görünce şu hadisi rivayet eder şunlar dışında yarış yasaktır; ok, deve, at ve kuş yarışı, bura da halife Mehdiye yağcılık yapmak için kuş kelimesini bu hadise ilave etmiş ve uydurmuştur. İşte kıyas hadise kuş kelimesini ilave etmiş halife bundan sonra güvercini kestirir ve oyunu terk eder, ilaveten der ki bu yalana onu ben sevk ettim. Aynı rivayette halifenin doğrulup senin hatan yalancı kafandır dediği de belirtilir. Yani İnsanların iç dünyası bozulunca kafada bozulur kalp de bozulur, hele kalp bozulunca her taraf bozulur. Hâkimin rivayetine göre aynı Mehdi Mukatil ’in kendisine dilersen Abbas (R.A) hakkın da sana hadis uydurayım demiştir. İşte görüyorsunuz birbirini kıskanan Allah’tan korkmayan cehennemdeki yerini hem hazırlayan hem oraya hazırlanan insanların haline bakın, bir de hadis uyduranlar hikâyeci kıssacılardır. Bunlar da bu yoldan gelir elde etmek için yapmışlardır. Ahmet İbnu Hanbel ve Yahya İbnu Main böyle birisi ile Bağdat’taki Rüsefa mescidin de karşılaşır, kürsüye çıkmış bir vaiz konuşuyor, vaiz bize Ahmet İbnu Hanbel ve Yahya İbnu Main anlattı ki diye başlayıp Hz. Peygamber (A.S.V) ulaşan senedi zikrettikten sonra her kim la ilahe illallah derse her kelimesinden Allah’u Teâlâ bir kuş yaratır ki gagası altından, tüyü mercandan diyerek 20 sayfa çeken bir hikâye uydurur. Bu hadisi isnat ettiği muhaddisler de o cami de mescittedirler. Ahmet İbnu Hanbel ve Yahya İbnu Main birbirlerinin yüzüne bakıp bunu herife sen mi rivayet ettin diye sorarlar birbirlerine? Her ikisi de hayır der. Şimdi ve neticeyi beklerler, herif vaazını bitirip hediyelerini toplar, çıkacağı sırada Yahya İbnu Main gel diye vaazı çağırır ona işaret eder adamcağız yeni bir bahşiş ümidiyle yaklaşır Yahya ile araların da şu konuşma geçer.

 

Dakika 25:06

 

Bu hadisi sana kim söyledi? Ahmet İbnu Hanbel ile Yahya İbnu Main der, Yahya İbnu Main benim bu da Ahmet İbnu Hanbel, biz şimdiye kadar bu anlattığın Hz. Peygamber (A.S.V)’in sözü olarak hiç işitmedik, rivayet de etmedik. İlla da yalan uyduracaksan bizden başkasını araya koysaydın ya veya başkasını araya koy demiş. Yahya İbnu Main sen misin diye soruyor? O şımarık Allah’tan korkmayan hikâyeci falcı vaiz, evet benim diyor ben çoktandır Yahya İbnu Main ahmaktır diye işitir dururdum, şimdi anladım ki bu doğruymuş. Bakın yalan uyduranlar hayâsızdır, utanmayı da bilmezler. Yalanlarını üste çıkartmak için de bakın bir yalanlarına başka yalan da katarlar. Peki, benim ahmak olduğumu nasıl anladın? Diye sorar. Sanki dünyada sizden başka Yahya İbnu Main ile Ahmet İbnu Hanbel yok mu? Ben bu adamdan başka 17 Ahmet İbnu Hanbel ’den hadis yazdım der, bunlar hep yalan üstüne yalan. Evet, kıymetliler; imtihan maksadıyla uydurmalar yapılmıştır hadis uydurarak evraklarının arasına sokuşturdular. Yani bazı âlimleri denemek için evraklarının arasına sahte hadisler koydular bakalım bile biliyorlar mı bilemiyorlar mı şeklinde kitaplarına bir şeyler sokuşturmuşlardı. Malimi de Rafızi olan yeğeni yanıltmıştı. Hz. Peygamber (A.S.V), Ali (R.A)’ye baktı ve şöyle dedi; sen dünyada da ahirette de efendisin, seni kim severse beni de sever, benim sevgilim Allah’ın de sevgilisidir, senin düşmanın benim de düşmanımdır, benim düşmanım Allah’ın düşmanıdır. Benden sonra sana buğuz edene ne yazık, Abdurrezzak bunu Mamer’den rivayet etmiştir. Bu İbnu Main’nin de dediği gibi batıl, mevzu bir rivayettir. Fetvalarına delil için hadis uydurarak fetvalarına delil diye zikretmiş olanlar da vardır. Yani sahte fetva veriyor, sahte fetvanın yanına da hadis uyduruyor. Bu şekilde de uydurukçular çıkmıştır. İbni Dihye’nin böyle yaptığı söylenmektedir, akşam namazını kasr etme mevzuunda ki hadisi uydurmuş olması mevzubahistir. Hâlbuki sefer de dört rekâtlı farzlar iki kılınabilir ama akşam namazı tam kılınır. Bunun hakkında da birisi hadis uydurmuş ama o uydurmaların hiçbiri tutmamıştır ret olunmuştur. Ticari maksatlarla hadis uyduranlar çıkmıştır. Yine, kabile aşiret şehir cisle ilgili hadisler uydurmuşlardır kendilerini öne çıkartmak için. Cinsle ilgili olarak Arap milliyetçiliğini yine Arap ediplerinden meşhur Cahızın Türklerin biri lehine, diğeri aleyhine rivayetlerle dolu olarak telif ettiği iki ayrı kitabı meşhurdur.

 

Dakika 30:22

 

Bunlardan alınarak bazen lehte, bazen aleyhte Türklerle veya Araplarla ilgili rivayetlere itibar edilmemelidir. Arap’ı Türk’e, Türkü Arap’a düşman etmek için de hadis uyduranlar olmuştur. Gayeleri ne? İslam âlemin de fitne fesat çıkarmak, İslam birliğini, İslam kardeşliğini bozup parçalamak. Uyduranın itirafı ile pişman olup tövbe ederek hadis uydurduklarını itiraf etmişlerdir. Bakın böyle tövbe edip işinden vazgeçenler de olmuştur. Fezaili Kur’an ile ilgili hadisleri uyduran zat bunlardan biridir, bunu bir fazilet bir dindarlık olarak ifade etmiştir. Hâlbuki Kuran-ı Kerim’in kendisi, kendisinin yüceliğine zaten kendisi delildir, bir şeyin uydurulmasına gerek yok ki sen güneşi onun parlaklığını güneşten daha iyi ispat edebilir misin? Kur’an öyle bir fazilete sahip ki o bir mucize, Allah’ın kelâmı ve onun karşısın da herkes aciz o bir muciz. Onun için hadis uyduranların hepsi doğru yoldan sapmış insanlardır, iyi niyetle yapanlar bile olsa yine aynıdır. Bunu bana kimse söylemedi diyor bak uydurduğu hadisi soruyorlar, bunu sana kim söyledi? Kimse söylemedi. Ancak baktık ki halk Kur’an’a rağbet etmiyor biz de insanları Kur’an’a yöneltmek için bu hadisi uydurduk diyorlar. Sahih hadisleri görmüyor, binlerce sahih hadisler var ve Kuran-ı Kerim’in kendi ayetleri var, onları görmüyor illa yalanla işin içinden çıkacağını zannediyor. Bu yalan uydurmaların maddelerini sebeplerinin bazılarını saydık, bunlardan biri de Ravi’nin hali ile ilgilidir ki doğum tarihi sorulur, doğmazdan önce öldüğünü söyleyince, onun doğumunu söylemesi yalanını itiraf yerine geçer. Çünkü yalancılar kimisini doğmadan öldürürler, kimisini de ölmeden önce dünyaya doğmuş gösterirler. Bunun gibi yalanın kuyruğu meydana her zaman meydandadır, bu nedenle kıymetli dostlarımız rivayet ve Ravi de mevcut karineler, bunlar incelendiği zaman ortaya çıkar ve hadis âlimleri bunları hep incelemişlerdir. Bir hadisin makule mugayir, menkule muhalif, usule aykırı olduğunu görürsen bil ki bu hadis mevzudur. Hadis âlimleri bunların uydurma hadislerin tamamını ortadan çıkartmış atmışlardır.

 

Dakika 35:00

 

Mesela tufan sırasın da Hz. Nuh Aleyhisselamın geçmiş, geçmişi Beytullah’ın etrafın da 7 kere tavaf etti, sonra makamı İbrahim de iki rekât namaz kıldı diye bak hadis uydurulmuş. Allah atı yarattı, sonra koşturdu at koşunca terledi, atın terinden de kendisini yarattı diye haşa yine uydurukça hadis uydurmuşlardır. Suyuti böyle bir rivayeti değil Müslüman, aklı olan bir kimse bile uyduramaz demiştir ve doğru söylemiştir. Aklı olan dini imanı olan bunları uydurabilir mi? Şimdi tek kuruş verilse 50 hadis uydurabilecek insanlar vardır diyor, bunu uyduran Ebul Mühezzim hakkın da Şube şöyle demiştir; ben onu gördüm kendisine tek kuruş dirhem verilse 50 hadis uydurabilecek bu kadar kendini, dinini, imanını kaybetmiş insanlar. Bozukluk içine yerleşmiş Peygamber efendimiz müminin ferasetinden kaçın O Allah’ın nuru ile bakar. İşte Müslüman ferasetli olan insandır bu yalan uydurmaları da gerçek Müslüman sezer. Rebi İbnu Hüseyin şöyle der; hadis de gündüz aydınlığı gibi bir ziya vardır, ona derhal ünsiyet edersin uydurma sözler de ise gece karanlığı gibi bir karanlık vardır. Ondan da nefret edersin. Ne güzel söylemiş, bu da feraseti iman nuru iç dünyasın da parlayanlar içindir. Yine İbnül Cevziyye de Münker hadisten çoğunlukla ilim talibinin tüyleri ürperir ve kalbi nefret eder der. Mülkün-i İbnü’l Cevzi Teyi’den bunun şahidi şudur; bir kimse bir başkasının 2 yıl boyu hizmetini yapsa, onun neyi sevip sevmediğini öğrenmiş olur, biri çıkıp da sevdiğini bildiği bir şey için o falan şeyi sevmezdi diyecek olsa hadim yani hizmetçi derhal bu sözü tekzip eder. Bir Müslüman’ın da iç dünyasına Yüce İslâm’ın o güzellikleri yerleşir, nefret edilecek ne varsa o da onun içine yerleşir. Onun için Müslüman küfre şirke nifaka haram ve günahlara nefret eden kişidir, iman ve ameli salih ile ilgili bütün sevaplar ise Müslümanın için de onlar süslenmiş zevk üzerine zevk haline gelmiştir. Müslüman mükemmel bir hakkın adamıdır hakkın kuludur. Hak onun içine yerleşince batıl ona yer bulamaz. İbnü’l Mübarek’e bu mevzu hadislerle ne yapacağız? Diye endişe ishal edince Cenabı Hak bak ne diyor; ne güzel cevap veriyor diyor ki onlar için varlar ayeti kerime zikri biz indirdik biz koruyacağız. ‘’Hicr Suresi ayet 9’’

 

Dakika 40:10

 

Yüce İslam son dindir, Hz. Muhammed son Peygamberdir bu din bozulmadı bozulmayacaktır. Ey Müslümanlar işte okuduğum ayeti kerime ne diyor Cenabı Hak; onu biz indirdik biz muhafaza etmekteyiz diyor. Cenabı Hak Ümmeti Muhammed ile ruhlar da kalpler de hafızalar da bakın nasıl yerleştirmiş yüce İslam’ı, müfessirler fakihler muhaddisler ilim adamları nasıl çalışmışlar, nasıl çalışıyorlar şöyle bir bakın. Bunlar Allah’ın bir lütfu ihsanıdır. Ümmeti Muhammed’e hiç kimseye verilmeyen bakın bu lütuflar da Cenabı hak lütfu ihsan da bulunmuştur. Onun için Yüce İslam her şeyiyle sapasağlam hiçbir bozulma olmadan gelmiş olmadan gitmektedir. İslam’ı kim bozuk gösterme çalışıyorsa onun kendi bozulmuş bozuk onlardır. Cerh ve tadil ilmi, senet ilmi bu endişeli gayretin eseridir. İşte cerh ve tadil ilmi neyi gösteriyor bize? Doğrunun içine yalanın yanlışın girmemesi için bütün raviler cerh ve tadil süzgecinden geçirilmiştir. Cüveyri hiçbir kayda tabi tutmadan hadis uyduran kimseyi kesin bir dille tekfir eder kâfirdir der. Cumhura göre terğib veya terhip hadisleri uyduran tekfir edilmezse de fasıktır. Haram veya helal ile ilgili vaaz edenin tekfir edileceğine icma vardır. Bir şeyi haramı helal gösteriyorsa, helali de haram gösteriyorsa işte o kâfirdir demişlerdir. Uydurma olduğu uydurma olduğunu belirtmeden rivayet etmenin haram olduğunda da ittifak vardır. Kişi mademki hadisi uydurmuşsa onun uydurma olduğunu söylemek zorundadır, söylemezse işte bunun haram olduğu da söylememesi de ayrıca bir haramdır. Evet, kıymetli ve muhterem izleyenler; şimdi de inşallah bura da dersimizin sonuna gelirken bundan sonraki dersimiz nesih ile devam edecektir. Cenabı Hak hakkı bilen hakka tabi olan, batılı reddeden kullarından eylesin.

 

Dakika 43:59

 

(Visited 392 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}