AmeldeFıkhı 120-01

120- Amelde Fıkhı Ekber Ders 120

AMELDE FIKIH EKBER DERS 120

 

 

Kıymetli izleyenler Amelde fıkıh Ekber’le dersimiz devam etmektedir. O kızarması ve sararmasıdır, yani cumhuru ulema burada Peygamberimizin bu sözüne istinaden olgunlaşmanın veya olmanın ortaya çıkması konusunda bunun belirtilerini sordular cihan Peygamberine o kızarması ve sararmasıdır buyurdular. Hanefilerde buyurdular ki buduvvu salah yani emin olmak demektir dediler yani olgunlaşmanın baş göstermesi konusunda böyle söylediler. Şimdi olgunlaşmamış daha varlığı ortaya çıkmamış meyveler veya onların emsallerinin satılması konusunda yüce İslam her şeyi garantiye almış meşru ticareti ortaya koymuştur batıl ve fasit alışverişleri a’dan z’ye incelemiş doğruyu ortaya koymuştur. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu da bir, bir ortaya koymuştur. Amelde Fıkıh Ekberi dünya Müslümanları a’dan z’ye bilmelidirler sürekli bu ekolde insanlık okumalıdır buğdayın başağında satılıp satılmayacağını konusunda da yine Hanefi uleması caizdir dediler. Yine Zahireler, Hanbelîler, Malikiler de caizdir dediler. Şanlı Peygamberimiz (a.s.v)Selem alışverişine mevcut olmayan şeyin satışı olmakla birlikte ancak zaruret dolayısıyla bu ruhsatı vermiştir dediler. Kıymetli fıkıh kaynaklarımız da bunları görmekteyiz kıymetliler, Muğnil Muhtaçta bu güzel kaynaklarımızdan birisidir. Bir işte daraldığında mutlaka onda genişlik ortaya çıkar. İşte insanlar sabırlı olurlarsa hakta yürürlerse hak ölçülere uyarlarsa durum böyledir. Neymiş bunu tekrar edelim ki unutulmasın bir işte daraldığın da mutlaka onda genişlik ortaya çıkar. demek ki bir şeye çok daralınca ortaya bir genişlik çıkmaktadır. Buda yüce Rabbin daralan kullarına hemen yardımıdır. Başağından ayrı olarak satışı sahih değildir demiş Şafiler de yine şanlı Peygamberin ağarmadıkça yani yetişmedikçe başağın satılmasının yasaklaması ise her iki delili bir arada tevil etme veya yorumlama maksadı ile olduğu söylenmiştir. Yine Hanefi uleması misli ise mislini kıyemî ise kıyemînin kıymetini ödemesi gerekir ne zaman? Fasit bir satış alışveriş ortaya çıktığı zaman dediler. Fasit satışın mülkiyet ifade edecek bu konuda ki delil satışın rüknü malın mal ile mübadelesidir dediler. Yine kabızdan önce mülkiyet sabit olmazda dediler yani alan kişi malı ele geçirmedikçe ortaya mülkiyet sabit olmaz ki buna kabz denmektedir. Yine oda o zaman caiz değildir dediler yani ele geçirmedikçe kişi mal sahibi sayılmaz dediler.

Dakika 5:45

Çoğunluk ulema burada fasit bir satış şer-i bir hüküm ifade etmez dedi onlarda yine kabz konusunda kabzın satıcının izni ile olması gerekmektedir çünkü satan o öbürü alıyor izinsiz zaten olmuyor. Şimdi yine fasit akitte kabzetmeye de yetki yoktur dediler tasarrufları geçerli olur mu? Neyin fasit bir yolla satın alınan şeyde tasarruf geçerli olur mu? Olur, Hanefilerce mekruhtur dediler çünkü fasit yollarla yapılan fasit alışverişlerin aslında değil vasfında bir eksiklik olduğu için mekruhtur dediler. Evet, kıymetli efendiler istilat dediğimiz zaman cariyesinden çocuk sahibi olmak kitabet dediğimiz zaman köleyi bir bedel karşılığında azat etmek anlamına gelmektedir. Fesih hakkı miras olarak intikal eder mi? Eder fesih hakkı. Evet, kıymetliler birde erş meselesi var ki erş şeran takdir edilen ve can ve organların dışındaki cinayetlerde caninin ödemesi icap eden mali bedeldir buna ivaz da denmektedir. Eğer bu ivaz ve can yahut organ karşılığında ödenecek olursa buna diyet denmekteydi biliyorsunuz bugün de aynen böyle denmektedir. Yine fasit bir satış ile satılmış arazide müşterinin yaptığı inşaatı yıkmasını isteme hakkı yoktur fakat müşteri o arazinin kıymetini öder bu İmam-ı Azam Ebu Hanefi’nin anlayışıdır. Ebu Yusuf ile Muhammed’de ne dediler satıcı yapılan inşaatı yıktırıp dikilmiş ağacı söktürebilir. Gasıbın yani gasp edenin arazi üzerinde inşaat yapması Maliki’nin arazideki hakkına iptal etmez dediler. İmam-ı Azam burada milli bir zarardan yola çıkarak o hükmü ortaya koydu öbürleri de mülkiyete değinerek öyle söylediler ki hepsi kıymetlidir bu görüşlerin ve zenginliktir. İmam-ı Azam’ın ortaya koyduğu delil büyük bir zarara sebep olur yani eğer siz o yapılan binayı yıktırırsanız ortaya zarar çıkar dedi İmam-ı Azam gaspta durum böyle değildir dedi ve delilini ortaya koydu.

Dakika 10:10

Yine tabi bunlar kimisi istihzan kimisi maslahat yani birde zararı Seddül zerai gibi birçok deliller olduğu gibi akli delillerde ortaya konmuş örfte burada devrededir. Cumhura göre batıl veya fasit olması arasında fark yoktur fakat Hanefiler batıl ile fasit arasında fark gözetmişlerdir çünkü Hanefilerde batıl satışların aslında rüknünde noksanlık vardır fakat fasitlerde ise vasfındadır aslında değildir Hanefilere göre. Bu anlayışlar mükemmel güzel keşiflerle doğru anlayışlardır. Şimdi kıymetli Fakihlerimiz yasaklanmış satışların özel durumlarına şimdi bakınca akdi yapanın ehliyet durumu yani alım satım yapanların ehliyet durumuna gelince Fakihler akıllı ve baliğ olması tercih edebilme kabiliyetinin bulunması ki buna muhtariyet denmektedir. O zaman satışın sahih olabileceği konusunda ittifak etmişler ve şöyle buna detay getirmişlerdir. Delinin satışı sahih olmaz burada ittifak vardır küçük çocuğun satışı yani mümeyyiz olmayanın satışı da ittifakla sahih olmadığı görüşünde birleşmişlerdir mümeyyiz olanın satışı da Şafilere göre sahih değildir Hanefi, Maliki ve Hanbelîlere göre velisinin iznine veya geçerli kabul etmesine bağlıdır ve mevkuftur demişlerdir. Yetimleri nikâh çağına erdikleri zamana kadar gözetip deneyin kim buyuruyor? Cenabı Hak Nisa suresinin 6. Ayeti kerimesinde böyle buyuruyor âmâ olana yapılan satış Cumhura göre sahihtir ancak Şafiler bu konuda sahih olmayıp batıldır demişlerdir. Çünkü âmâ konusunda onlar o şekil bakmışlar berikilerde tabi ki âmâyı zarara sokmayan bir satış elbet caizdir. İşin içinde aldanma aldatma olmadığı zaman Şafilerde âmânın bu işi tam görmediği için aldanma ihtimaline dikkatleri çekmişlerdir ki hepsi doğrudur. O açıdan da onlar doğrudur onun için o niye öyle bu niye böyle deme şansı yok ki keşifler bakış açıları çok mükemmeldir. Mükrehin satışı Hanefilerce yapılmış tahkike göre Fuzuli’nin yaptığı satış geçerli değil mevkuftur yani hem Mükrehin satışı hem Fuzuli’nin ki mevkuftur demişlerdir ve bu keşiflerde mükemmeldir.

Dakika 15: 05

Şafi ile Hanbelîlere göre sahih değildir bakış pencereleri farklıdır ve doğrudur hepside doğrudur o açıdan baktığın zaman o şekil oradan bakınca o şekil iş sağlama binmiş oluyor neticede. Fuzuli’nin satışı Hanefilerle Malikilerin görüşüne göre mevkuf olarak sahihtir Şafilerle Hanbelîlere göre ise sahih olmaz. Fuzuli’nin ne olduğunu daha önce ki derslerimizde açıklamıştık, fuzuli başkasının adına emir almadan izin almadan başkasının adına alım satım yapan kişidir tabi kimin adına yaptıysa bunu o adam kabul ederse o zaman Fuzuli’nin satışı o zaman kabul olmaktadır etmezse üzerinde Fakihlerimiz bak detaylı düşünmüşlerdir. Şimdi mükreh de cerb altında icbar altındaki yapılan alışverişin adıdır. Birde sefihlik meselesi vardır bunun da yaptığı satış Hanefilerle Malikilerle Hanbelîlerce tercih edilen görüşleri şunu ortaya koymuştur ki,  bunun mevkuf olduğunu söylemişlerdir.  Şafiler ise buna sahih değildir demişlerdir.  Müflis konusunda Hanefilerle, Malikilere göre mevkuftur,  Şafilerle Hanbelîlere göre ise sahih değildir demişlerdir.  İflas hükmü verildiği için müflis kabul edilen kimsenin satış ile tasarrufu işte bu şekilde incelenmiştir. Ölüm hastalığında olan kimsenin durumu da Malikilerin dışında kalan ulemanın çoğunluğu ve hepsi ki bunların Cumhuru terekenin 3’te 1’i sınırları içerisinde geçerlidir demişlerdir. Malikiler ise menkul malların 3’te 1’de yaptığı bağışlar geçerli değildir demişler ve her birisi güzel keşiflerde bulunmuşlardır burada cadde ve rahmet genişlemektedir. Mülcein satışı, nedir mülce? Tam bir ikrah altında olan kişi demektir. Mallarını korumak için satmak zorunda kalan kişiye mülce denir. Mesela kendisine zulmedilerek mallarının elinden alınmasından korkuyor ve bu sebeple mallarını korumak için satıyor ve satmak zorunda kalmış birisi işte buna mülce deniyor. Böyle bir kişinin yaptığı satış Hanefi ekolünün yüksek âlimlerine göre fasittir, Hanbelîlere göre de batıldır. Evet, kıymetli efendiler yine siga sebebiyle ortaya çıkan yasaklanan satışlar icab ile kabul bulunmaksızın eğer bir satış yapılmışsa bunun üzerinde düşünülmüştür buna Bey’ul muatat denmiştir.

Dakika 20: 00

İcab ve kabul olmadan karşılıklı olarak bir birlerine fiilen mal veriyorlar o zaman zaten elleriyle birbirlerine bunu verdikleri için burada gizli bir icab ve kabulün doğduğu anlaşıldığı için cumhura göre bu sahihtir amaçta bu görünmüyor ama o isteyerek veriyor o isteyerek almış teslim almış malı teslim etmiş mesela. Bu fiili bir muameledir, Şafiler ise buna olmaz demişler. Yine bazıları da buna örfe itibar edilir de demişlerdir. Bu konuda yüce Rabbimiz bakın ne buyuruyor: Ey iman edenler, birbirlerinizin mallarını batıl sebeplerle yemeyin ancak aranızda karşılıklı rıza ile yapılan ticaret yoluyla olursa müstesna. Satış ancak karşılıklı rıza iledir hem Kuran-ı Kerim hem Peygamberimiz rızaya dikkatler çekildi işte fiilli alışverişte de rıza olduğundan dolayı Cumhur ona sahihtir demişlerdir yazışma yahut elçi aracığıyla olur mu satış? Evet, ittifakla sahih olur demişlerdir. Dilsizin anlaşılan işaretiyle yahut yazıyla ittifakla makbuldür demişlerdir. Müneccez olan Hanefilere göre fasit Cumhura göre batıldır yani müneccez karara bağlanmamış olan konusunda yine satılan şey satış konusuyla ilgili kıymet taşıyan mal olması yine medamin yani melakih ve buna benzer hayvanın karnındaki yavrunun doğuracağının netacul netac satışı 4 mezhebin İmamına göre ittifakla batıldır dediler. Bunlar hakkında daha öncede bilgi verdik bunlar cahiliye devriyenin satışlarıdır. Havada ki kuşun satışı da bunlardandır ki bey’ul kali bikali borcun vadeli olarak satışı da ittifakla batıldır yine garar satışı ki buda aldanmaya dayalı bir satıştır buda sahih değildir dediler. Darbetül kanis ve dalgıcın durumu ki Darbetül kanis diye müzabene dallarında bulunan taze hurmanın,  yine dalında bulunan üzümün tahmin yoluyla satışları, bir defa dalacağım bu dalışında çıkaracağım inciler şu değer mukabilinde senin olsun demesi şeklinde olan Darbetül kanis diye bilinen bunlarda yine mülamese olan münabeze olanlar ve bu şekildeki hassas satışları Maliki mezhebinin içinde bazı kıymetlilere göre garar konusunda ne dediler? Garar varsa satış caiz değildir dediler ve Malikilerde bunu çeşitli bölümlere ayırdılar mesela teslim edilmesi imkânsız olduğu zaman türünün bilinmemesi, niteliğinin bilinmemesi, miktarının bilinmemesi gibi bunlarda caiz olmayacağı fakat cüzaf yoluyla götürü satış olur mu diye soruldu caizdir dediler.

Dakika 25:42

Başağında bulunan buğdayın satışı bu şekilde bir satış caiz değildir diyen başağıyla birlikte satılması ise Şafi mezhebine hilafeten caizdir dediler. Bunlar tamamen karşılıklı zarara götürmediği takdirde bu satışlar üzerinde güzel teşhisler yapıldı zarar yoksa satış caizdir karşılıklı kimse aldanmıyor aldatmıyorsa böyle ama birine zarar dokunuyorsa orda o satış ya fasittir ya batıldır. Yine Malikiler sürenin bilinmemesi konusunda da bir satışta da bir satışta iki satış yapmak gibi münabeze satışları, mülamese satışları da dile getirerek teslim edilmeyen şeyin satışı gibi bunları tamamen kapsamlarına aldılar ve şarap, domuz, leş, kan gibi necis şeylerin satışı da zaten başta hiç sahih olmayan satışları da dile getirerek Yahudilerin yaptıkları gibi yapmayın çünkü Yahudilerin neler yaptığını daha önceki dersimizde bunlara iç yağları yasaklanmıştı bunlar hile yoluyla bunları satmaya kalktılar. Yine meyte olan hayvanları erittiler sattılar ve parasını yediler kim? Yahudiler. Sizde yapmayın diyor. Eğlence aletlerinin satışı da Cumhurun görüşüne göre sahih değildir fakat zahireler ile bazı malikiler tef ve benzeri araçların satışını caiz görmüşlerdir. buda zahireler ile bazı Malikiler, Malikilerin hepside değil bazıları. Suyun satılması Cumhura göre mülkiyet altına alınmış suyun kaplarda olanlar, depolanmış olanlar, pınar ve kuyu suyunun satışı caizdir. İlim adamları mubah olan suyun satışının sahih olmadığı üzerinde ittifak etmişlerdir insanlar böyle bir suda ateşte, otlarda ve tuzda ortaktırlar dediler. Meçhulün satışı Hanefilere göre fasit Cumhura göre batıldır dediler. görünmeyen bir şeyin satışı görmek muhayyerliği sabittir dediler. Yine kabzdan önce bir şeyin satışı Hanefiler kabzdan önce satışı caiz değildir dediler ve Peygamberimizin şu mübarek sözüne istinat ettiler, âlemlerin rahmet Peygamberi (a.s.v) efendimiz: Malların satın alındıkları yerde satışını tacirler onları kendi yükleri arasına götürünceye kadar nehy etmiştir diyen hadis-i şeriftir.

Dakika 30: 05

Kıymetli muhaddislerimiz bu hadis-i şerifi rivayet etmişlerdir ki işte burada Ebu Davut’ta bunlardan birisidir, Dârukuntini de bunlardandır. Yine bir yiyecek satın alacak olursan onu tamamıyla ele geçirmedikçe satma, Peygamberimizden gelen bir haber. Yine Hanefilerden İmamı Muhammed onun görüşü verilen fetvaya göre onun tarafından eğer büyümesi sona ermiş ise terk etmek şartı ile dahi olsa satışı caizdir neyin? Olgunlaşacağı ortaya çıkan şeyin. Bey’ul argun yani kaporalı satış bu konuda da cumhura göre caiz değildir. Hanefilere göre fasit, Maliki ve Şafilere göre de kaporayı müşteriye vermemesi esası üzere yapılırsa batıldır o zaman ortaya faiz çıkar dediler. Herkes güzel keşifte bulundular herkesin baktığı açıdan baktığın zaman hepsi mükemmeldir. Hanbelîler ise caizdir dediler kaporalı satışa. Bey’ul-ine satışı Malikilerle Hanbelîler buna batıldır dediler. Ebu Hanife İmam-ı Azam ise üçüncü bir kişinin aracılığı bulunmaz ise fasittir. Şafilerle Zahiriler ise kerahetle sahihtir dediler. Bey’ul-ine üç türlüdür kıymetli efendiler bana şu kadara bir mal satın al bu işte sana kar olarak şu kadar vereceğim bana o malı on liraya satın vadeli olarak on beş liraya satın alırım senden diye yapılan işte buna ine satışı denmektedir ki bu satışlar konusunda bakın ne dediler? Bir kâr vereyim diyor buna mekruhtur dediler. Maliki mezhebine göre haram değildir dediler fakat mekruhtur dediler. Yine benden istediğin malı satın aldım dediği zamanda caizdir dediler. Hanefiler ise bey’ul riba ne dediler bu konuda fasittir bu satış dediler cumhura göre de batıldır dediler yani bey’ul riba bu faiz satışı ki yani bu ine satışın da faize gizli bir yol bulma tehlikesi vardır. Bu şekil incelerken bu kıymetli âlimler bunları şarap ve domuz satışları bunlar haram kılınmış bir semen mukabilinde yapılan satış yani şarap ve domuz gibi haram kılınmış bir semen mukabilinde yapılan satışlar Hanefilere göre fasittir cumhura göre tamamen batıldır.

Dakika 35: 00

Cihan Peygamberi Muhammed (a.s.v) şarap, meyte, domuz ve putların satışını haram kılmıştır. Buhari Müslim gibi kıymetli muhaddislerimiz bunları ortaya koymuş ulemamızda bu konuları enine, boyuna incelemişler, keşif eylemişler. Neticede herkes anladığı hükmü ortaya koymuştur onların anladığı ve anlattığına dikkat edeceksin bakış pencerelerine hangi açıdan baktığı o herkes baktığı açıdan doğru keşfetmişlerdir. İnsanları bırakınız Allah onların kimini kiminden rızıklandırsın. Kim diyor bunu? Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed söylüyor. Çünkü insanlar bir biriyle alış, veriş yaparlar meşru alış veriş herkesin faydasınadır herkes rızıklanır o yolda Peygamberimiz işte bu konuya değindiler. Hanefi âlimleri ne dediler? Pahalılık dönemleri eğer ortada bir tehlike varsa tahrimen mekruhluk ortaya çıkar. Şafi ve Hanbelîler ise sana bu fiyattan daha yükseğe peyderpey satmak üzere bu malı yanında bırak. Yapılan satışlar şimdi bunlara ulema ne dediler? Malikiler böle bir satışın hükmü fasittir, Hanefilere göre ise sahihtir. Ama ne derdiler? Tahrimen mekruhtur ancak caiz olması için muhayyerlik olması gerekir Hanefilerin görüşüne göre muhayyerlikte vardır, Şafiler Hanbelîlerde bu görüştedirler. Telakki el ruhban bir de kafileleri karşılama meselesi vardır adam pazara girmeden pazarın dışında onları karşılayıp onların piyasayı bilmeden onların malını alma gibi bir durum var şehir dışında karşılamak haram kılınmıştır. Eğer onlar aldatıldıysa zarara götürüldüyse Hanefiler buna tamamen mekruh demişlerdir. Cihan Peygamberinden gelen haber sizler böyle mal getiren kâfirleri karşılamayınız ikamet eden birisi bedeli bilirse sat yapmasın bakın şehirlinin, köylüyü aldatmasına asla müsaade edilmemiştir. Kıymetliler; çünkü İslam herkesin sigortasıdır hiç kimsenin aldanması aldatılması ve başkasına aldatmasına müsaade edilmemiştir her konuda iş sağlama alınmıştır. Malın sahibi bu durumda pazara vardığı takdirde muhayyerdir yani kendi aldatıldığını anlarsa hemen muhayyerdir. Ne yapar? Alışverişi fes edebilir. Hanbelîlerle Şafilere göre kabın aldanma sabittir demişler yani aldanma muhayyerliği gerekir buda sabittir demişler, Malikiler ise esnafın hakkı sebebiyle caiz değildir fasittir demişler. Neciş satışı İmam-ı Şafiye göre alacakmış gibi fiyat arttırmaktır geliyor adam fiyatı arttırıyor almaya niyeti yok.

Dakika 40: 00

Bu konu da her ikisi de günahta ortak oluyor yani bu kişi günahkârdır diyor. Almayacak ama fiyat arttırıyor buna yapana naciş, necş sıfatı verilmiştir. asi olduğu üzerinde kıymetli âlimlerimizin icması olduğu kayda alınmıştır. Bunun hükmü de Zahireler bunun fasit olduğunu, Malikiler Hanbeliler caiz olduğunu söylemişlerdir. Hanefilerle esas olan Şafiler günahla birlikte sahihtir, Hanefiler tahrimen mekruhtur demişlerdir.  Yine Şafiler buna haramdır demişlerdir. Malı almıyor mahsus arttırıyor. Buna ne deniyordu? Neciş satışı kelimeler birbirine yakındır terimler neciş değil de neciş bak orayı iyi anlamak lazım Hanefiler böyle derken diğerleri de görüşlerini ortaya koydular ve buna şunları da göz önüne getirerek mesela cuma namazı için minareye çıktığı zamandan başlayıp namazın bittiği zamana kadar devam eden vakitte alış veriş nedir. Hanefilere göre bu vakit ilk ezandan itibaren başlar.  Buradaki alış veriş Hanefilerde tamamen mekruhtur, Şafilerde ise haramdır. Yani bu cuma günü bu şekilde cuma namazın eda edildiği ki bu minbere çıktığı zamandan başlayıp bittiği zamana kadar Hanefilere göre de bu vakit ezandan itibaren başlar namaz bitinceye kadar o an ki alış verişler hakkında böyle hükümler ortaya koydular. Evet, kıymetliler; yine Şafiler ne demişlerdi? Haram ve 2 tane görüş vardır bunlarda hem haram hem sahihtir diye ki tabi buda yine bakış ve açıları farklı olduğu için bu görüşe sahip olmuşlardır. Malikiler ise bu alışveriş fes edilir. Hanbeliler ise sahih değildir demişlerdir ki burada görüyorsunuz 100’de 99’u bir gün hepsi sahih olmadığını sadece Şafilerden bir görüş farklı olduğunu görüyoruz. Öbürlerinin sahih olmayacağını Hanefilerde zaten tahrimen mekruh olduğunu söylediklerini görmekteyiz. Yine şarap sıkan kimseye üzüm satılması Şafi ve Hanefilere göre Zahirde sahih ve mekruhtur. Günah ise bu konudaki fasit niyete göredir. Yine avın satılması, kime? Harem bölgesinde avcılık yapan kimseye avın satılması eğlence aleti yapacak kimseye de ahşabın satılması da böyledir dediler. Malikilerle Hanbelîler ise Settü Zerai için batıldır dediler. Neydi Settü Zerai? Harama giden yolları kapamak, yol kesenlere silah satmak gibi faize götüren bir yol olarak iğne satışı da bunun gibidir dediler.

Dakika 45: 04

Kendisiyle harama ulaşılan şey nedir? Haramdır dediler. Evet, çok güzel incelediler, çok güzel keşiflerde bulundular her konuda, mükemmel çalıştılar. Yüce Allah bu âlimlerimize bütün âlimlerimize çok, çok rahmet eylesin. Yine kim bir anneyi çocuğundan ayırırsa Allah’ta kıyamet gününde kendisiyle sevdiklerini bir birinden ayıracaktır. Buna da dikkat lazım şanlı Peygamber (a.s.v)Baba ile çocuğunu, kardeş ile kardeşini bir birinden ayırana lanet etmiştir. Evet, şimdi burada da anneye ihtiyacı olan yavruların anneden ayrılmaması alım satımda bile buna dikkat edilmesi gerekiyor kıymetliler işte görüyorsunuz, yüce İslam rahmetle, merhametle cihanı kucaklamış durumdadır alış verişlerde de durum böyledir. Bir kişinin kardeşinin sattığı şeye talip olması ben bunu senden daha fazlasına satın alırım demesi şeklinde, ilim adamları bütün bu şekillerin haram olduğu ve bu işi yapanın asi olduğu konusunda ne yapmışlardır? Toplu bir kanaat ortaya koymuşlardır ki bu icma oluşmuştur. Sizden hiç bir kimse kardeşinin kim bu kardeşi? Din kardeşi, iman kardeşi yani din kardeşinin satışı üzerine satış yapmaya kalkışmasın pazarlık üstüne pazarlık olmaz dünürlük üstüne dünürlük olmadığı gibi. Yine gayri Müslim’in satışı üzerine de böyle bir satış haramdır. Yani burada Müslümanlar bir birine böyle yapamazlar ama başkalarına da yapamazlar. Yani Müslüman olmayan insanlarında satışı üzerine bir satış yapamazlar. Günahla birlikte bunlar nedir? Hanefi ve Şafilere göre günahla birlikte sahihtir. Hanbelîlerle Malikiler fasit olduğunu söylemişlerdir ki işin içinde günah olduğu zaman o iş yapılmaması gerekir. Yine satış ve bir şart buna da bey-ü sümya denilmektedir. Bu konuda kıymetli Hanefi uleması fasit şart ile satış fasit olur demişler akde uygun olmayan şeriata varid olmayan insanların örfünde yeri bulunmayan satışlar bunlar olduğu zaman nedir? Bunlar sahih olmazlar Malikiler müşterinin eğer şart müşterinin genel yahut özel bir tasarrufta bulunmasını engelliyor ise bu satışın batıl olduğunu söylemişlerdir. Kim? Malikiler. Şafiler ise akdin gereğine aykırı bir şart olursa satış batıl olur dediler. Yine Hanbelîler borç şartı ile satış bir satışta iki şart ve yanında bulunmayan şeyi satılması helal değildir diyen hadisi şerifi delil göstererek ortaya görüşlerini açıklamışlardır.

Dakika 50: 10

Yine ceale, bahşiş, sarf, müsakaat kıraz yani müdaere ve nikâh ortaklık müsakaat gibi bunlarda Malikilerce fasit olarak kabul edilmiştir. Malikiler yine bunlara biraz daha detaylı bakarak garara raci olan faize, riba ’ya raci olan satışlar üzerinde şöyle bir genel bakışla iğne satışı, Argun satışı ve emsallerini dile getirmişler bunların sahih olmayacağını söylemişlerdir. Evet, kıymetliler; bey’ul medamin, bey’ul melakih gibi satışlar konusunda da ancak malik olduğun şeyde talak olur, ancak malik olduğun şey azat etme olur ancak malik olduğun şeyi satabilirsin. Bu hadisi şerife göre sakıncalı satışlarda ortaya konmuştur. Hurma kuruduğu takdirde eksilir mi? Ashabı kiram (Radıyallahu Anhüm ve erdahüm ecmain) Evet dedi. Bu sefer Hz. Peygamber (a.s.v.) o takdirde olmaz diye buyurdu. Beş vesak ‘tan aşağı olan miktarda caiz olur buyurdular. İşte görüyorsunuz taze hurmayı misliyle yahut kuru hurma karşılığında söyledi bunu diğerleri de böyle, biri eksiliyor birisi öyleyse bunlar üzerinde de fazla bir aldanmaya mahal olmaması için ne buyurdular? Ancak beş vesak ’tan aşağı olan miktarda bu işin caiz olabileceğini söylediler. Burada baktığımız zaman vesak’ın da ne olduğunu daha önce açıklamıştık. Yine iki yüz elli üç kilogram yani iki buçuk kantara eşit olduğu söylendi bu vesak konusunda. Müslüman bir köleyi Müslüman bir kişiye satmak çünkü gayri Müslim bir kimsenin ona sahip olması Müslüman’a hakarettir. Yani bir Müslüman’ı Müslüman olmayanın emrine köle olarak veremezsin dediler asla caiz değildir dediler. İşte kıymetliler İslam dini izzet dinidir bütün insanlığında bu izzete kavuşmasını ister bir Müslüman’ın zillete düşmesini imanın küfrün emrine verilmesini kabul etmez. Amir imanlardır küfür değil imanında nasıl bir iman olacağını yüce İslam ortaya koymuştur. Herkesin iman dediği iman değildir imanın ilkeleri asli esasları İslam ile ortaya konmuş neyin imandır neyin küfürdür bunlar detaylı açıklanmıştır. Onun için İslam imanı hiçbir zaman küfrün, şirkin, nifakın, zulmün emrine verilemez.

Dakika 55: 08

Şimdi muhayyerlik konusuyla derslerimiz devam edecektir ki buna el hıyarat denmektedir. Bu konuda Hanefi âlimleri şart bu konuda ki şartları muhayyerlik şartları ru’yet, ayın, gabın, tayin, Nakt, vasıf gibi şartları ortaya koydular Mecelle de bunları kendisine madde olarak almış olduğunu görmekteyiz. Yine teravvi, hıyarı teravvi eksikliği gerektiren hükmi hıyar gibi muhayyerlik çeşitlerini göreceğiz. Muhayyerlik meclisine gelince, Malikiler Medineli yedi fakih ile beraber Ebu Hanefi’nin de yanlarında, başlarında olduğu gibi sahabeden sonra bunun batıl olduğu söylendi. Malikiler ve adı geçenler yine Şafi, İbn-i Hanbel, Süfyanı servi ve İshak ise meclis muhayyerliği konusunda bunu geçerli kabul etmişlerdir. Tabi bakış açıları farklıdır keşifler farklıdır herkes keşfini ortaya koyunca herkesin içtihadı da bir zenginliği bir rahmeti ortaya çıkarır. Şafiler ise bun u biraz daha geniş bakarak şöyle dediler; meclis muhayyerliği, şart muhayyerliği ki bunun süresi üç gün olarak belirlediler. Kusur muhayyerliği, karşılanan kafilenin muhayyerliği, müşterinin durumu bilmemesi halindeki muhayyerlik, yine niteliğin bulunmaması aranan bir niteliğin o konuda ki muhayyerlik, kalpten haberi olmadığı için ortaya çıkan muhayyerlik ve bilinmemesi bilinmesi gerekenin bilinmemesi sahih şart ile ödemekten kaçınma gibi durumlarda tehalüf sebebi ile muhayyerlik. Murabaha satışındaki muhayyerlik gibi semenden acze düşülmesi niteliği değiştiği için ortaya çıkan muhayyerlik gibi muhayyerlikleri Şafi ekolü ortaya çıkardı ve bunları bu şekil detayla ortaya koydu. Diğer kıymetli âlimlerimiz inde güzel keşiflerinde gördüğümüz gibi. Hanbelîler ise meclis şart hıyanet, ayıp, tetlis, gabın gibi muhayyerlikleri ortaya koydular ve detaylı konulara baktılar ve güzelim keşiflerde bulundular hükümleri ortaya koydular. Yüce İslam’ın sapa sağlam hükümlerinin anlaşılması için zengin, geniş ve sağlam bir cadde ortaya çıktı. Bu âlimlerimizin bu güzelim çalışmalarıyla. Müslümanlar dikkat etsinler herkes mezhebini iyi keşfetsin iyi anlasın. Sakın kimse dünyada mezhepsiz kalmasın Bu hak mezheplere intisap etsin

Dakika 1: 00: 06

Çünkü hak mezhepler bütün ortaya koydukları hükümleri Kuran-ı Kerime, sünnete, icma ve kıyasa ve fer’i delillere, içtihada dayayarak hükümler ortaya koydular, rast gele hiçbir şey ortaya koymadılar. Bunları bırakırsanız cahillere uymuş olursunuz müçtehit olmayanlara. Cahile uyarsanız işte her biri bir tarafa çeker başıbozukluk ortaya çıkar, ilimden uzaklaşır cehalet ortaya çıkar. Ehliyet ortadan kalkar ehliyetsiz insanlar din hakkında konuşmaya başladılar. Bunlara dikkat edin? Dışarıdan mal getireni karşılamayınız onu kim karşılar ve ondan şey satın alırsa o kişi pazara geldiği takdirde muhayyerdir. Kim söyledi bunu? Cihan Peygamberi Hz. Muhammed söyledi (a.s.v) Kişi aldandığını anladığı an muhayyerdir. Develerin ve koyunların memelerini bağlamayınız, sütlü görünsün diye memeyi bağlıyor birkaç gün sağmıyor karşıyı aldatıyor. Bu İslam anlayışı değil ki İslam’da yok ki bunlar sahtekârlığı Müslüman olup ta ben Müslüman’ım diyerek sahtekârlığı İslam’dan gibi göstermek sahte Müslümanların işidir bu. Develerin ve koyunların memelerini bağlamayınız her kim böylesini satın alırsa onu sağdıktan sonra iki şeyden hayırlısını yapabilir dilerse onu alıkoyar dilerse bir sa hurma ile geri çevirir yani burada muhayyerdir baktı ki sütü yok geri verebilir o malı. Kim söylüyor bunu? Peygamberimiz söylüyor hile yapmayın sakın ola ki Müslümanlar bir birini aldatmaya kalkmasın. Allah’ı kimse aldatamaz herkes kendini aldattığının farkına mahşerde varırsa geç kalır, mezara inince varırsa geç kalır. İyi Müslüman ol aldanma aldatma kimseyi, Allah için yap yaptığın işleri, Allah için yaparsan hile hüt de olmaz orda Allah seni görüyor sen onu göremesen de sürekli sana bakan Allahın huzurunda Allah seni göre,  göre bu yanlışları saygısızca terbiyesizce yapma şansımız var mı? Alışveriş yaptığı takdirde aldatma yok ve üç gün süre muhayyerliğim vardır de. Yani alışveriş yaptığınız zaman üç gün beni muhayyer kabul et diye de pazarlığınıza bunu dile getirin diyor kim? Peygamber efendimiz. Yine meşru muhayyerlik konusunda İmamı Azam Ebu Hanife bu cihan âlimi İmamı Züfer ve İmamı Şafi gibi kıymetli âlimlerimiz, bir adam bir başkasından bir deve satın aldı ve dört gün süreyle ona muhayyerlik şartını koydu şanlı Peygamber (a.s.v) satışı iptal edip muhayyerlik üç gündür dedi buyurdu. İşte bu adı geçen âlimlerimiz bu hadisi şeriflere istinaden görüşlerini ortaya koydular. Ebu Yusuf Muhammed ve diğer Hanefilere göre az veya çok olsun muhayyerliğin şart koşulması caizdir. Şimdi o an için Peygamber Efendimiz muhayyerliğin bazı şeylerde üç gün ile sınırlı olmasını ortaya koymuş ama diğer bir anlayışa göre alım satımın durumuna göre bu muhayyerlik müddetinin fazlada olabileceğini ileri sürmüşlerdir kim?

Dakika 1: 05: 18

Hanefiler den Ebu Yusuf,  İmamı Muhammed ve Hanbelîler. Buda güzel keşiflerdendir çünkü Peygamber efendimizin bir konuda üç gün demesi ile başka konularda durum onu gerektiriyorsa sürenin fazla olmasının da caiz olacağı keşifleri de yapılmıştır. Onun için bu hadisi şeriflerin keşiflerine de bakmak lazım sonra hadislerin senetleri, sahih olup olmama dereceleri, bir konuda kaç türlü hadisin olup olmaması bunları hep keşif âlimlerimiz hep keşfetmişlerdir. Onun için bir hadisi eline alıp da işte şu hadis böyle diyor deyip öbür hadislerden haberin olmazsa hükmün ne olacağını bilemezsin. Müçtehitle hareket et şimdi muhaddislerimiz bile müçtehitlere götürürler hadisi şerifleri bunların hükümleri nedir diye yani muhaddis bile böyle yapınca bir hadise bir mana bile veremeyen insanların bir hadisi eline alıp bu böyle diyor deyip diğer hükümleri yok sayması bu hadislerle sünneti yaşıyorum anlamı çıkmaz buradan bu kendini aldatmadır. O hadisle ilgili kaç tane başka hadis var onların hükmü ne müçtehide sor onu fakihlere sor onların hükmünü âlimlerimiz ortaya koymuş işte amelde fıkıh ekberi size böyle keşif notlarıyla vermemizin sebebi de budur. Yani dünyadaki bu müçtehitlerin her konuda ne kadar güzel geniş düşündükleri, hükümleri nasıl güzel ortaya koydukları, nasıl güzelim keşifler içtihatlar yaptıklarını, nasları nasıl incelediklerini görürsünüz. Yine Hanefi âlimleri şart muhayyerliği miras alınmaz dediler. Şöyle bir bu işlerin özüne doğru bir bakınca Fuzuli’nin satışında vade ve şart muhayyerliği miras alınmaz. Ayıp ve tayın muhayyerliği kısas görme muhayyerliği, nitelik muhayyerliği ve tayin muhayyerliği ise miras alınır. Evet, kıymetliler Fuzuli’nin satışında kabul ve geçerli kabul etme muhayyerliği ile vade ve şart muhayyerliği miras alınmaz dedik ve öbürlerinin de miras alınacağı söylendi. Burada, bu Hanefi âlimlerinin keşifleridir ve Hanbelîler ise şart muhayyerliğinin sahibinin ölümüyle batıl olacağı şeklindedir. Malikiler ve Şafilere göre muhayyerlik sahibi olan kişi ölecek olursa onun mirasçıları kendisi gibi muhayyerliğe sahiptir demişlerdir kim? Şafilerle Malikiler. Evet, herkes güzel çalışmış güzel içtihatlar ortaya koymuş Allah bu âlimlerimize rahmetiyle, mağfiretiyle, merhametiyle nazar buyursun bunlara kandım deyinceye kadar rahmetini ebedi üzerlerinden eksik etmesin bütün seyyiatlarını hasenata çevirsin.

Dakika 1: 10: 08

Cumhuru ulema bakalım ne buyurdular asıl olan bunlarda da hakların ve malların miras alınmasıdır. Hanefi uleması ise asıl olan malların miras alınmasıdır. hakların ise delil bulunan haklar müstesnadır dediler. Delil bulunan hakların dışındakilerin miras alınmamasıdır Hanefilerde. Şimdi yine kıymetli âlimlerimizin kıymetli keşifleriyle derslerimiz devam etmektedir kıymetli dostlarımız her kim malı olan bir köle satacak olursa onun malı satıcıya aittir satın alanın bunu şart koşması hali müstesna. Her kim ıslah edildikten sonra hurma ağacı satacak olursa onun meyvesi satıcıya aittir satın alanın şart koşması müstesna işte sevgili Peygamberimizden böyle haberler geldi bunlara da dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu okulda bu fıkıh okulunda dünya Müslümanları ömür boyu okumalıdır yaşlılar gençlere sağlam bir fıkıh ekolünün devamını sağlamalıdırlar yaşlılarımız bu fıkıh ilmini tam bilmeli gençlerimize aktarmalıdırlar. Bu ekolde hepimiz okuyalım, bunları iyi anlayalım, iyi kavrayalım, ne yaptığımızı bilelim dünya hayatını İslami hükümlere göre doğru yaşayalım. İslami hükümlere göre yaşamak demek Allahın emrinde bir kul olmak demek ilahi ölçülere şeriatın ölçülerine uymak demek. Fıkıh ilmi şeriatın ölçülerini ortaya koyan bir bütün ilimleri içine alan ilimdir. Bütün ilimler fıkıh ilminin içinde bulunur onsuzda hayat olmaz sonra her branşı da içine alır, hâkimin bütün branşlarını içine alır tacirlerin, işçilerin, işverenlerin, devletin ve devletin bütün icraatlarının tamamını fıkıh ilmi içine alır. Fıkıh ilminin içine almadığı dünya yüzünde bir branş yoktur. Şanlı Peygamber (a.s.v) Efendimiz şöyle buyurduğu mervidir. Kıymetli Muhaddislerin rivayetiyle Müslüman Müslüman’ın kardeşidir bir Müslüman kardeşine kusurlu bir şey satacak olursa o şeyin kusurunu ona açıklamaması helal değildir. Gizledin mesela kusuru gizledin sattın malı o helal değil ki kim diyor bunu şanlı Peygamber diyor (a.s.v) niye sen malını haram ediyorsun ki doğru alış veriş yapsana doğrudan aç görmedim eğriden tok görmedim atasözünü de mi duymadın? Yine cihan Peygamberi bakın ne buyurdular (a.s.v) bütün doğruların olan Peygamber buğday yığını satan birisinin yanından geçer elini buğdayın arasına daldırır onda bir ıslaklık görür şöyle buyurur bizi aldatan bizden değildir.

Dakika 1: 15: 02

Görüyorsunuz buğdayı ıslamış onun ağır gelmesini sağlamışsa veya şişmesini onu öyle satacaksa bak ne diyor? Peygamberimiz bizi aldatan bizden değildir diyor. Hem Müslüman’ım diyeceksin hem Müslüman’ı aldatacaksın Peygamberimiz ne dedi bizden değilsin sen diyor kime diyor? Aldatan herkese ey Müslüman, Müslüman gibi Müslüman ol Allah’a kul Peygambere ümmet müminlere kardeş ol insanlık senden çok şey öğrensin. İnsanlığı sapıtma İslam’ın da yüz karası olma yine alilerin rahmet Peygamberi buyurdular ki her kim memesinde sütün toplandığı bir koyun alır onun musarra yani memelerin bağlanmış olduğunu görürse o 2 şeyden daha hayırlısını seçmekte 3 gün muhayyerdir. 3 güne kadar 2 şeyden 1 ‘ini yapabilir dilerse alı koyar dilerse geri verir ve onunla beraber bir sa hurma iade eder. İşte kıymetliler hükümleri Peygamberimiz zaten hükümleri açıklanmış ulemada ne yapmış keşfini yapmış Kuran’ın hizmetinde, sünnetin hizmetinde, Allah Peygamberin emrinde, Fakihlerimizde güzel çalışmalar yapmışlar. Ayıplar konusunda ayıp malda ayıp kusur varsa kesin açıklayacaksın ayıplı mal satmayacaksın.  Cenabı Hak Kuran-ı Kerimde ne buyuruyor bilmiyorsunuz bilenlere sorun her konuda bilene sormak bilmeyen için tam bir görevdir.  Hem de bu ayeti kerime Nahl suresinin 43. ayeti kerimesi bilmeyen bilene soracak ve müçtehitten fetvayı alacak,  müçtehit olmayan da müçtehidin fetvasını bilecek,  en azından.  Ve adaletli tek bir kadının sözü ile yetinilir 2 kişi olmaları daha iyi bir ihtiyat gereğidir mesela ebenin şahitlik etmesi orda ebeden başka şahit veya bir kadın bulunabilir başkasının bulunamaz onun için bazı yerlerde bir kadının şahitliği yeterlidir ama adaletli tek bir kadının şahitliği yeterlidir adalet gerekir. Buralar nerelerdir mesela kadınlar hamamında bir olay oldu onu ancak kadın bilir kadınların bulunduğu yerlerinde ki şahitlik kadına aittir çünkü orda erkek bulunmaz bunlara da dikkat edilmesi gerekir yine satıcıya yemin ettirme keyfiyeti gerekirse bu konuda da gereken hükümleri ortaya koymuşlardır. Kıymetliler adamın birisi bir başkasından köle satın alır Allah’ın dilediği kadar bir süre onun yanında kalır sonra onda bir kusur bulur köle kusurluymuş yani özürlüymüş, Peygamber (a.s.v) davacı olarak durumu arz eder.

Dakika 1:20:10

Hz. Peygamber köleyi ona ilk sahibine geri iade eder, adam şöyle der ey Allah’ın Resulü o benim kölemi kullandı ondan istifade etti bunun üzerine cihan Peygamberi şöyle buyurur; ‘’elharacu bidat damahan’’ mükâfat tazminat mukabilidir dedi Peygamberimiz semende satılan şeye mebie kıyas edilmiştir burada. Evet, o köleyi kullandıysa sen de kölenin parasını elinde tuttun yani parayı çalıştırdın yani cihan Peygamberi hep doğruyu söylemiştir, cihanda doğruların bütün insanlığın doğru olarak tek önderidir. Bütün kıyamete kadar ve ebedi olarak insanlığın rahmet Peygamber’idir. Yine şanlı Peygamberin (a.s.v) her kim görmediği bir şeyi satın alırsa onu gördüğü zaman muhayyerdir. Osman Bin Affan Radıyallahu anhü Hazretleri kendisine ait bir araziyi Talha Bin Abdullah Radıyallahu anhü Hazretlerine sattı. Her ikisi de araziyi görmemişlerdi Hz. Osman’a aldandım dediler. Hz. Osman ben bunda muhayyerim çünkü görmediğim şeyi satın aldım dedi bu konuda her ikisi de Zübeyir Bin Mutimi hakem tayin ettiler. Talha Radıyallahu anhüm ’ün lehine muhayyerlik hükmünü verdi Şimdi ikisi de görmemişlerdi biri görmeden sattı biri görmeden aldı kıymetliler. Yine rivayete göre Osman Bin Affan Hazretleri Basra’da Talha Bin Ubeydullah’a bir arazi satın aldı, Talha Bin Ubeydullah’a bu satımda aldandın denildi. Şöyle dedi: ben görmediğimi satın aldığımdan benim için muhayyerlik vardır.  Hz. Osman’a da sen bu satışta aldandın denildi, Hz. Osman da şöyle buyurdu: görmediğim için benim içinde muhayyerlik vardır.  Bunun üzerine her ikisi de Hz. Zübeyir Bin Mutime aralarında hakem tayin ettiler.  Hz. Zübeyir Talha’nın lehine muhayyerlik hükmünü verdi, bu hüküm Ashabı Kiramdan bir gurup huzurunda verilmiş idi.  İşte görüldü üzere bilhassa muhayyerlik satın alan üzerine geçerli olduğunu görmekteyiz burada.  Yine Hz. Talha, Hz. Osman’dan bir miktar mal satın aldı,  ona sen bu satışta aldandın denildi.  Hz. Osman ben görmediğimi sattığımdan benim için muhayyerlik vardır dedi. Talha da bende görmediğimi satın aldığımdan benim için muhayyerlik vardır dedi. Böyle deyince aralarında Zübeyir Hazretleri mutini hakem tayin ettiler o da Talha için muhayyerlik oldu. Hz. Osman için muhayyerlik olmadığını hükmünü verdi. İşte değişik bu rivayetleri incelediğimiz zaman durum ortaya çıkmıştır kıymetliler.

1: 25: 08

Hem de kaynağına dayanarak bunlar tabii ki delil teşkil eden hadisi şeriflerdir ve Ashabı Güzin’e dayanmaktadır bunlarda. Şimdi Ashabı Güzin’e dayanan haberler de fakihlerimiz onları güzel inceleyip durumu en iyi değerlendirende bizim müçtehit fakihlerimizdirler. Onun için fakih müçtehit olmadan fetva ortaya çıkmaz, fetvayı ancak müçtehit verir başkası fetva vermez ancak başkaların fetvasını bilmeli onu konumum içinde bulunduğun şartlarına göre müçtehidin fetvasını bugünkü çağını değişen şartlarını taşımayı bilmeli. Ya müçtehit olacaksın ya bunu yapacaksın ikisinin biri. Şimdi başka satış konularına da gelince trampa satışı konusunda mutlak satışlarda aynı denk karşılığı satılmasında yine sarf konusunda ki deyinin değin karşılığında satılması yine selemler deyinin ayın karşılığı satılması murabaha satışları misli ve muhayyer bir kar fazlalık konularda bakın ı ile mübadele edilmesi sermayenin mübadele etmesi ki termiye satışı muhayyer bir zarar ile semenin misli ile mübadelesi ki vazia satışı yine rıza ile kabul edecekleri şekilde mübadele edilmesi satıcı malın sermayesinin gizlemeyi arzu eder ki şu anda yaygın olan satış şekli olarak görülmektedir. Buna Muaveme satışı denmektedir bunlar gibi konularda bakın şanlı Kur’an bu konuda selemin meşruluğu konusunda şanlı Kuran-ı Kerimeye bir bakalım. Yüce Allah (c.c) ey iman edenler süresi belli bir vakte kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Bakara suresinin 282. Ayeti kerimesinde burada yazın buyuruyor Cenabı Hak ben şahitlik ederim ki belli bir süreye kadar tazminat altında ki selefi yani selemi yüce Allah kitabında helal kılmış ve ona izin vermiştir dedi. Kim söyledi bunu? Bu da İbn-i Abbas’tan gelen bir haberdir. Yine Kıymetliler her kim herhangi bir şeyde selem yaparsa tartısı belli olsun dikkat et faizden korunmak için tartısı belli olsun, ölçüsü belli olsun, vadesi belli olsun işte o zaman faizden kurtulursun. Çünkü bunlar kendi konuları içinde geldi anlatılarak devam edilmektedir.  Şimdi yine selem konusunda şöyle bir bakınca selem yahut selef vadeli olan bir şeyi peşin olan bir şeye satmaktır buna böyle tarif verenlerimiz olmuştur yine bu konuda selemin rüknü konusunda da icab veya kabuldür.

Dakika 1:30:05

Evet, kıymetliler icab ve kabulünün bütün akitlerde rükün olduğunu görmekteyiz bunu da kimse unutmasın selemin de bakın rüknü yine icab ve kabuldür. Şeraiti konusunda ise Hanefi âlimleri cinsin açıklanması, selemin şartları konusunda cinsin açıklanması, türün, niteliğin açıklanması. Yine miktarının bildirilmesi gerekir dediler o büyük kâşif âlimler Hanefi âlimleri yine kalite bilinmelidir dediler malın kalitesi bilinmeli satılırken yine peşin ödenmesi neyin resur malın akit meclisinde fiilen teslim edilmesi kabzedilmesi. Evet, kıymetliler bizim âlimlerimiz çok güzel çalışmışlar asırlardır göz nuru dökerek gelmişler ve yüce İslam da anlaşılmayan bir şey bırakmamışlar her şey hükme bağlanmış asıl korunmuştur. Fıkıh eserlerde tevatür yoluyla korunarak gelmiştir bizim kitabımız Kuran-ı Kerim Mütevatır bir eşsiz mucizedir sahih sünnet korunarak gelmiştir onların korunması da Mütevatır yoldan gelmiştir. Hadisi şeriflerin derecelerin incelenmiştir senetleri ve korunarak gelmiştir. Onun için yüce İslam’ın ebediyen bozulmayacağı ortadadır. İnsanlar bozulabilir yerde de sürünebilir izzeti bırakır zillete sarılırsa yerde sürünür bugünkü Müslümanların düştüğü durum budur. Niye Müslüman aşağıya düştü de sürünüyor istisnalar kaideyi bozmaz bu yüce değerleri bıraktılar ondan birbirlerini taklit ediyorlar. Arka teker oldular, römork oldular, başkalarının motorunun arkasına takıldılar işte sürünüyorlar kendi yüce değerlerinin bu âlemlerde benzeri yok eşi benzeri olmayan yüce İslam’ı bırakırsan sürünürsün gel sarıl değerlerine ve insanlıkta kurtulsun. Zulüm kalksın, dünya adalet hâkim olsun, düşmanlıkların yerini barış, kardeşlik sevgi, muhabbet alsın. Çünkü İslam’ın sevgisi ruhları kuşatır kalpleri ele alır kalbin mutluluğundan işe başlar oraya gerçek hak imanı koyacaksın batıl inançları çıkarıp atacaksın hurafeleri safsataları alıp atacaksın hak imanı kalbinle ruhunla doldurup taşıracaksın buda İslam’ın ortaya koyduğu hak imandır. Bütün Peygamberlerin imanı Hz. Muhammed’in imanı bütün Müslümanların müminlerin imanıdır. Hz. Âdem ile başlamış Muhammed’le ebediyyata kadar devam ediyor bu hak iman bütün dünyayı bunun adı İslam dini Allah katında ki din İslam onun ortaya koyduğu iman, imandır. Peygamberlerin ortaya koyduğu ki geçmişi unutuyorsun bozuyorsun tarif ediyorsun. İşte Hz Muhammed geçmişi Allah’ın ortaya koyduğu vah ile yeniledi. Bütün geçmişin doğruların korundu ve yanlışlar ortadan kaldırdı.

1: 35: 06

Yepyeni bozulmayan çağların önünde ve üstünde giden bir hak iman ve İslam ortaya çıktı. Bütün dünyayı buraya çağır ağaya,  paşaya çağırmayın dedeye, ebeye de çağırmayın falancaya da çağırmayın.  İşte falanca birisinin amiri memuru öteki onun lideri beriki, berinin lideri bunlara çağırmayın hakka hakikate çağırın.  Hakikate çağırdığımız kişi Kuran-ı Kerimi,  sünneti, icmayı, kıyası ve müçtehitlerin ortaya koyduğu hükmü bilen kişi olacak.  Müçtehidin adını bile bilmiyor,  müçtehit nedir bilmiyor, adam şeyhlik yapıyor.  Önüne koymuşlar kopyaları Kuran-ı Kerim okumayı bile bilmiyor kopyalarla şeyhlik yapıyor.  Cahilleri etrafına azda olsa toplamış ötekide başka türlü yapıyor beriki başka türlü yapıyor.  Böyle değil kıymetliler, İşte Kuran-ı kerim,  işte sünnet,  işte icma kıyas,  işte müçtehit ya müçtehit olacaksın ya müçtehidin fetvasını ortaya koyacaksın.  Ya mutasarrıfların ilmini ki oda en az müçtehitler kadar onlarda bir mutasarrıf olmak için müçtehit olman gerek. A’dan Z’ye Kuran-ı Kerime sünneti icmayı bilmen gerek birinin önüne koyduğu kopyalarla taklitlerle tasarruf tarikat olmaz. Git Cüneydi Bağdadi ne diyor? Beyazdı Bistâmî ne diyor? Davudi ne diyor? Ve bunların emsali veliler bütün mutasarrıflar ne diyor?  Onlardan haberin yok kendine çağırıyorsun milleti toplamışsın başıbozuk birkaç tane bir kısmı da oradan rant sağlıyor. Ne ortada gerçek müfessir de yok, gerçek tefsir yok gerçek tefsir gerçek muhaddis yok, ortada gerçek sahih hadis yok kendi aklının birden kopya ellerden yaptığı kopyaları millete sunuyor. Bunlardan bu dünyayı kurtarın ey ilgililer ve yetkililer bunlardan dünyayı kurtarın İslam adına konuşan kişinin ehliyetine bakın ya müçtehit olacak ya müçtehidin ilmini bilecek. Hak mezheplere göre konuşmak ehli bidatinde görüşünü yanlışını doğrusunu da bile bilmek ehli bidatin da doğrusuda var yanlışı da var. Ama öncelikle Ehlisünnet vel Cemaat hak mezheplerin o büyük âlimlerin içtihatlarını müçtehitlerin ortaya koyduğu İslam din anlayışını kavraman gerekiyor Ehlisünnet yolu bu yol. Evet, kıymetliler her kim bir meyvede selem yapacak olursa, ölçüsü belli olsun çünkü faize gitmemek için.  Yine şanlı Peygamber (a.s.v) garar satışında ve kaliin kali ile değinin deyin, karşılığı borcun borç karşılığı yani hazır olanın veresiye satılmasını yasaklamıştır garar kişinin yanında bulunmayan şeyi satması kali ise deyin, deyin karşılığı yani borcun borca satılması demektir.

dakika1: 40: 06

Hazır olanın vadeli ve veresiye satılması ise şu anlamda olduğu söylenmiştir. Birisinin senin üzerinde vadeli bir dirhemi var bu var ise sen onu peşin olarak 500’e verirsen bu vadeli olanını peşine satılması demektir. İşte görüyorsunuz borcun borca karşılık satılmasının caiz olmadığı üzerinde ulema ne yapmış görüş birliğine varmışlar ki yani icma oluşmuştur kıymetliler bizden söylemesi. Yine şöyle buyruldu cihan Peygamberi tarafından Hz. Muhammed (a.s.v) Efendimiz buyuruyor: Sizden kimseler yapacak olursa ölçüsünü belli tartısı belli vadesi belli olarak yapsın yani az verip çok alırsa işte faiz oluyor faiz en büyük günahlardan en büyük haramlardandır. Hanefi, Maliki ve Hanbelîler şöyle dediler. Dikkat et bu kıymetli ekolün büyük âlimleri selemin sahih olması için tecil edilmiş olması şarttır. Peşin selem sahih olmaz her kim bir şeyde selem yapacak olursa ölçüsü belli, ağırlığı belli, vadisi belli olarak selem yapsın. Yani 2 gr altın verdin mesela yahut da 2 gram altın aldın 3 gram altın verdin bu faizdir. Bunlar misli, misline olmadığı müddetçe faizden paçanı kurtaramazsın bunları da iyi bilmek zorundasın. İşte yana yakın bu derslerimiz bunlarla ilgili a’dan, z’ye bütün dünyayı okutan ekolün derslerini size keşif notlarıyla vermekteyiz. İmam-ı Şafi de şöyle demiştir; Selem peşin olarak da vadeli olarak da sahihtir demiştir. Tabi on un bakış açısından nedir? Yine faiz karışmamak kaydıyla tartıya ölçüye dikkat etmek şartıyla tayin edilmiş bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın Cenabı Hak Kuran-ı Kerimde böyle buyurmuştur. Ekinlerin biçim zamanına kadar yahut dövülme zamanına diye vade belirterek alış veriş yapmayınız ancak bilinen bir aya kadar vade tespit ederek alış veriş yapınız. Burada da Peygamberimiz işi sağlama tutulmasını emir buyurdular. Çünkü yüce İslam her şeyi sağlama almıştır, İslam da zayıf sakat diye bir şey yoktur, İslam kusursuzdur yeter ki insanlar yüce İslam-ı doğru anlasınlar. Hanefi âlimleri hayvanlarda ki selem konusunda nasıl olursa olsun hayvanda selem caiz değildir demişlerdir. Maliki ve Şafi Hanbelîler kıyasen onlar selen de caizdir.

Dakika 1:45:01

Karz’ın caiz oluşuna kıyas etmişlerdir.2 deve karşılığında bir deve satın almasını emretmiştir. Bu ise bir karz değil bir selendir dediler kim? Hanbelî, Şafi ve Malikiler bu keşiflerin hepsi doğrudur. Hanefiler başta olmak üzere hepsi mükemmeldir. Et konusunda kemikli etler konusunda da İmam-ı Azam Ebu Hanefi kemikli ette selen de caiz olmaz demiştir. Ebu Yusuf da Muhammed ile Malikiler yine Şafi ve Hanbelîler ise ette selem sahihtir dediler. Bu keşiflerin hepsi aldanma aldatma olmadığı zaman hepsi doğrudur. İmam-ı Azam aldanma olacağından dolayı öyle söyledi öbürleri de aldanma olmazsa dediler aldanma aldatma olmadığı zaman sahihtir dediler. İşte onun için yine Cumhura göre selem ette selem gibidir hangi yani balıklarda ki selem ette selem gibidir dediler. Kumaş konusunda da Hanefiler de caiz değildir dediler. Maliki Şafi ve Hanbelîlerde ise caiz kabul etmişlerdir. Çünkü bakış açıları hep farklıdır farklı açıdan baktıkları için hepsinin doğrudur. Çünkü kumaş aynı değerde ise aynı özellikte ise o zaman aldanma olmaz ama farklı kumaşlar ise kaliteler farklı o zaman aldanma olur işte bu içtihatların görüşlerin hepsi doğru değişik açılardan bakıyor bu kıymetli âlimlerimiz saman konusunda bile Hanefiler ne dediler? Caiz değildir selem dediler. Şimdi ekmekte de selem caiz değildir. Kim selem yaparsa ölçüsü belli olsun, ağırlığı belli olsun işte ölçü burası Peygamberimizin bu sözü ölçüde, tartıda bir sapma olursa aldanma olursa kalitede, denginde, değerinde o zaman kıymetli müçtehitlerimiz hep bunları değerlendirerek olur veya olmaz dediler. Yine İmam-ı Azam Ebu Hanefi (Rahmetullahi Aleyh) ekmeğin borç alınması da caiz değildir buyurdu. Ebu Yusuf ise imam-ı Muhammed caiz kabul etmişlerdir bakış açıları farklıdır ve zenginliktir ve doğrudur. O neden öyle dedi beriki neden öyle dedi, gerekçeler farklı olduğu için kanaatlerde farklıdır dolayısıyla mükemmeldir. Malikiler ise karz olarak verilmesi caizdir dediler. Yine Hanbelîler Şafiler ekmeğin karz’ı caizdir. Ey Allahın resulü dedim Hz. Aişe’den gelen bir haber komşular bizden ekmek ve hamur mayası borç istiyorlar kimi zaman fazla ve kimi zamanda eksik geri veriyorlar, Şanlı Peygamber şöyle buyurdu(a.s.v) Bunda bir mahsur yoktur,  bu gibi şeyler insanların günlük ihtiyaçları arasındadır. Bunların borç alınıp verilmesi ile fazla alıp eksik verme maksadı güdülmez.

Dakika 1:50:04

Bunlar gündelik komşular arasındaki maun cinsinden olmaktadır kıymetliler. Müşterinin mülkiyeti sabit olur satıcının mülkiyeti sabit olur selenin hükmü budur dediler. Ve güzel mi güzel ortaya keşifler hükümler koydular. Muaz Bin Cebel’e ekmek ve mayanın borç alınıp verilmesi konusunda soru sorulmuşta oda şöyle cevap vermiş: Fesuphanallah, böylesi güzel ahlaktandır, büyüğünü al küçüğümü ver, küçüğünü al büyüğünü ver sizin en hayırlınız ödemesi en iyi olandır. Ben Resulullah’ı (s.a.v) böyle buyururken dinledim. Evet, bunlar hacetler cinsindendir ortada aldanma aldatma niyeti olmadığı için komşular arasında ihtiyaçtır diye bakılanlar var bide hak ve hukukun korunması açısından bakanlar var ki hepsi güzel bakmışlardır. Şimdi ikale konusunda da akdin fes edilmesi ve kökten kaldırılmasıdır ikale kıymetliler ve bu konuda da her konuda olduğu gibi güzel beyanlar ortaya konmuştur. Yine ceyyit ki bu kalitenin mükemmelliğini gösterir ne behrece, züyuf ve sudduka gibi dirhemlerin bunlar türleridirler. Burada kıymetli âlimlerimiz ne yapmışlar? İncelemeler yapmışlardır. Bizde yeri geldikçe bunları sizlere duyurmaya devam edeceğiz. İstisna ki bu iş siparişi konusuna da baktığımız zaman işin yapılmasını isteyen ile yapacak olan kişi tarafından icab ve kabul ile gerçekleşir ve bunun üzerinde de ümmetim dalalet üzere birleşmez Peygamberimizden gelen haber ki bununda caiz olduğunu görüyoruz ve ümmetim dalalet üzere birleşmez. Müslümanların güzel gördükleri bir şey Allah katında da güzeldir. Bu Müslüman gibi Müslümanlar ehlisünnet yolundaki âlimler ve Müslümanların buradan hak pencereden bakışlarıdır. Burada Hanbelî şafi ve maliki gibi ekollerde bu konuda örfüne göre sahih olur dediler burada örf devreye girmiş olur. Ben Rabbimden ümmetimin dalalet üzere birleşmemesini diledim o da bunu bana bunu kabul bunu verdi muhakkak benim ümmetim bir dalalet üzere birleşmez. Evet, kıymetliler, yani duam kabul edildi diyor sevgili Peygamberimiz ve kıymetli muhaddislerimiz bunları rivayet etmişlerdir ve merfu hadislerden olduğu da söylenmiştir.

Dakika 1:55:17

Şöyle baktığımız zaman ümmet bu yüce değerlerine sarılıp o yolda yürüdüğü müddetçe ümmet yolundan sapmadan doğru gidecektir. Muhayyerliği sabittir görüp beğenecek olursa mülkiyetin sübutunun lüzum oluşudur yani lazım oluşudur. Bunun hüküm konusunda da yine sarf konusunda da her kim kendisini babasından başkasına nispet ederse Allah ondan ne bir harcama nede bir fidye kabul eder yani hiçbir şeyini kabul etmez diyor. Niye? Başkasına nesebini isnat etmesin den dolayı. Sarf hadisi şerifte tövbe adil ve fidye demektir. Şanlı Peygamber şöyle buyurdu (a.s.v) her kim Mevlalarından başkasını veli edinirse Allahın laneti ve gazabı kıyamet gününde onun üzerine olacaktır. Allah ondan ne bir sarf tövbe kabul eder nede bir adil fidyede kabul etmez her kim bir cinayet işler ve yahut cinayet işlemiş birisini barındırırsa kıyamet gününde Allahın laneti ve gazabı onun üzerine olacaktır. Allah ondan ne bir tövbe yani sarf nede bir fidye yani adil kabul etmez dedi. Evet, kıymetliler her kim babasından başka birisinden olduğunun iddia eder yahut Mevlalarından başkalarının velayetine mensup olursa Allahın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir Allah ondan kıyamet gününde tövbe yani sarf nede bir fidye adil kabul eder yani hiç birini kabul etmez demek getirdi şanlı Peygamber. Her kim babasından başkasından olduğunu iddia eder yahut Mevlalarından başkasına kendisini nispet ederse kıyamet gününe kadar Allahın laneti kesintisiz olarak onun üzerinedir. Bunlar değişik şekilde hadisi şerifler olarak rivayet edilmiştir aynı konuda ama bazı kelimeler farklıdır. Her kim Mevlalarının izni olmaksızın bir kavmi veli edinirse Allahın meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerinedir. Allah ondan ne bir tövbe yani sarf nede bir fidye yani adil kabuk edecektir yani kabul etmez. Evet, konu anlaşılsın diye değişik hadisi şeriflerinde meallerini vermekte fayda görmekteyiz. Altın, altın ile misli misline ve peşinen gümüş,  gümüş ile misli misline ve peşinen sarf yapılır. Bakın! Sarfın değişik anlamları çıkmaktadır hele altın, altın karşılığında gümüş, gümüş karşılığında buğday, buğday karşılığında arpa, arpa karşılığında hurma, hurma karşılığında tuz, tuz karşılığında misli misline bir birine eşit olarak ve peşin olarak alınıp satılır. Eğer bu sınıflar bir birinden farklı olurlarsa elden ele olması halinde dilediğiniz gibi alıp veriniz.

Dakika 2:00:01

Bunda faizden insanların kurtulması için bakın cihan Peygamberi neler söylemiştir ve insanlığa hak ölçüleri bir, bir ortaya konmuştur. Evet, kıymetliler durum anlaşılmıştır altın, altın ile gümüş, gümüş ile görüyorsunuz bu tartılan ölçülen mallar misli misline verilmesi gerekli yoksa faize gidebileceği tehlikesi ortaya konmuştur. Yine mukassa ki buna takas denmektedir bu konuda da gereken uyarılar yapılmış hak ölçüler ortaya konmuştur. Cihan Peygamberi (a.s.v)’ın yanına vardım ve şöyle dedim: Ben bakide deve satıyorum dinar karşılığında satıyor dirhem alıyorum, dirhem karşılığında satıyor dinar alıyorum, o rahmet Peygamberi Hz Muhammed buyurdu ki: Ayrılırken aranızda olacak alacak verecek kalmamak üzere günün fiyatı ile dinar veya dirhem almanda bir mahsur yoktur. Ben dinar ile satıyor onun yerine gümüş sikke alıyorum,  gümüş sikke ile satıyor onun yerine dinar alıyorum şeklinde de rivayet edilmiştir. Çünkü peşin pazarlıklarda aldanma atlatma olmadan bunlar caizdir mesela bugün fiyatlar belli gramlar belli altın verip gümüş almak, gümüş verip altın almak bunlar gramı gramına değeri değerine dikkatler gözetilmesi lazım. Şimdi götürü konusunda da yani tahmini olanlar hakkında da dersimiz devam edecektir inşallah.

Dakika 2:02:43

 

(Visited 83 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}