AmeldeFıkhı 131-01

131- Amelde Fıkhı Ekber Ders 131

AMELDE FIKHI EKBER DERS 131

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; Amelde Fıkhı Ekber’den keşif notlarıyla devam ediyoruz dersimiz şeri hadlerdir. Bu konuda tarihe şöyle bir göz attığımız zaman Yüce İslam’ın ortaya getirdiği İslam toplumu, şeri kuralları şeri hadleri tatbik ettiği dönemlerde malından, ırzından,  namusundan,  nizamından emin olarak huzur içinde yaşadığını görmekteyiz. Kefaretini ödemek için suçlunun bizzat kendisi kendine had uygulanması talebinde bulunmuştur. Burada kendisinin terbiyeden geçmesi,  nefsini arındırması,  günahının kefaretinin ödenmesi için yapmıştır bunları.  İslam topluluğundaki İslam’ın tamamen uygulandığı toplumlarda hırsızlarda bile bu vicdan meydana gelmişti. Ama şu anda Dünya’ya bakın dünyadaki insanlığın merhametini,  Adalet anlayışını ve insan hakları ve hukukun üstünlüğüne şöyle bir bakın, Dünya’nın tepesine bomba yağıyor,  insanlar toplu halde öldürülüyor, acımasızca dünyanın birçok yerleri sefil,  aç, açık yaşarken öbür toplumlar lortlar âleminde israfın içinde yüzüyor. Vicdan,  adalet,  merhamet nerede? Toplum geneli için ortak bir merhamet ve şefkat Yüce İslam’dadır.  Yüce İslam bütün insanlığın merhamet ve şefkatle kucaklayan Allah’ın rahmetinin,  merhametinin tecellisidir.  Yüce adaletinin tecellisidir.  Daha ne kadar güzellikler varsa tüm güzelliklerin,  hayırların ve faydaların tecellisidir. İslam’ı dünya tanımak zorundadır.  Tanımazsa İnsanlar kendilerine yazık ederler. Yüce Allah (c.c.) onun hükmüne karşı çıkan,  Allah’ın hükümlerine karşı çıkan,  serbest bırakılıp binlerce masumun canının,  bedeninin, servetlerinin gadre uğramasına yol açmaktan daha hafif kalmaktadır. Ey kıymetli,  Yüce Allah’ın hükümlerine karşı çıktığın zaman neticenin neler olduğunu, neler olacağını bir gör.  Günahkâr belli sayıda bazı insanların el ve ayaklarının feda edilmesi, suçun serbest bırakılıp binlerce masum canının bedeninin servetlerinin mahvolup alıp gitmesi bunların gadre uğramasına yol açmaktan daha hafif kalmakta değil midir,  daha hafif değil midir? Cezanın şiddetli olması rahmettir. Suç işlemekten alıkoymak da ve kurtarmaktadır. O da kurtulmaktadır,  suçlu da kurtuluyor. Geniş toplum tabakalarına yayılan umumi bir rahmete vesile olmaktadır.

 

Dakika 05:04

 

İslam Şeraitinin kendisi rahmet ve şefkat nizamıdır. Rabbiniz kendisi için merhameti iltizam etti,  buyuran Yüce Allah’ın kendisidir.  Yine Şanlı Peygamber o Rahmet Peygamberi (A.S.V.) şöyle buyurduğunu görüyoruz:  Merhametlilere Rahman olan Allah da acır,  O’da merhamet eder.  Hayvanlara bile şefkatle davranmamızı emretmiştir. İnsanların hepsi için rahmet tarafını nazarı itibare almıştır.  İtibar insanların toplu olarak elde edecekleri menfaattedir. Mücrim ve suçluların menfaatine değil, neticede onlar da terbiye edilip suçtan vazgeçtikleri zaman işte Onların da menfaatine dönüşmektedir. Suçun işlendiği kesin bir şekilde sabit olmadıkça haddin tatbik edilmemesine son derece dikkat edilmiş, sucu ispat etme yolları üzerinde dikkatle durulmuştur. Tüm hassasiyetler gösterilmiştir. Yeryüzündekilere acıyın ki,  göktekiler de size acısın.  Merhamet rahman sıfatının şubelerinden bir şubedir.  Onu gözetiniz Allah da gözetsin,  onu gözetmeyenden Allah da rahmetini kessin diye Peygamberimizden böyle bir haber vardır.  Bunu kıymetli mühendislerimiz rivayet etmiştir.  Rivayet edenlerden birisi Tirmizi diğeri de Ebu Davud’dur. Şüphe bulunması halinde zaten hiçbir had cezası uygulanmaz, şüphenin olduğu yerde had cezası düşer.  Had cezaları istisnai ve nadir durumlarda tatbik olunmuş cezalardır.  Nadir hallerdeki tatbikat zaten kâfi gelmektedir. Recim cezasına gelince bu ırza tecavüz edenlerden toplumun İntikam almasını temsil eden ve suçtan caydırıcı İlhami yani tanıtıma yönelik,  teşhire yönelik yolla yapılan ceza şeklidir.  Bu toplumun intikamıdır.  Çünkü orda namusa, tecavüz ırza tecavüz vardır.  Irza tecavüzden de toplum intikamını alır. Burada tarih boyunca çok rastlanmayacak kadar nadir olduğu görülmektedir. Şimdi kıymetliler,  had ve kıssası şeriatta tayin ve takdir edilmiştir.  Bunun takdirini şeriat yapmıştır,  şeriatı da Allah’u Teâlâ Allah ortaya koymuştur.  Hâkimin takdir etme salahiyeti yoktur.  Had cezalarını hâkim tayin etmez.  Allahu Teala tayin etmiştir,  hâkim O cezayı uygulamak zorundadır.

 

Dakika 10:00

 

Tazir cezaların da ise takdir hâkime bırakılmıştır.  Tazir cezaları ayrı,  had cezaları ayrıdır.  Bunları toplum bilmiyor,  topluma bunları anlatın diyor ve Şeraiti Muhammedî’ye İslam’ın Muhammed şeriatı,  Adalet şeriatı,  insanlığın ebedi huzuru olan bu şeriat insanlara öcü gibi gösterilerek geldi.  Bu da şeriatı öcü gibi gösterenler dinsiz,  imansız,  kitapsız ve şeriatın Allah’ın şeriatını tanımıyor bunun şeriatını tanıyan işte şeriatsız ve kitapsızlar bunu yaptılar.  Allah’ın şeriatını tanımıyor ama kulunkini tanıyor. Kul bir kanun çıkarmış onu tanıyor ama Allah’ın ortaya koyduğunu tanımıyor. İşte Allah’ın ortaya koyduğunu tanımayanlarla, Allah’ı tanımayan onun ilkelerini tanımayan da zaten ne şeriat vardır, ne de din, ne de iman vardır.  Yüce İslam burada hükmünü vermiştir.  Yalnız şeriatın kucaklaması,  şeriata düşman olanları da şeriat kucaklar,  merhamet kucağı ile adaletiyle,  niçin İslam bütün insanlığa rahmet tecellisi olduğu için herkesi kurtarmaya gelmiştir.  Ama kurtulmak istemiyorsa,  diretiyorsa kendi bilir,  çünkü yol İslam’da ikidir biri cennete giderken Allah’ın rızasına cemaline,  biri Allah’ın adaletine ve cehenneme gider yolun biri, kendi bilir herkes.  Bizden sadece söylemesi.  Müslüman bir hâkimin son derece adalet ve takva üzere bulunması gerektiği de göz önüne alınmalıdır.  Evet kıymetliler,  tazir cezaları biliyorsunuz hâkime bırakılmıştır ama hakimi iyi yetiştir. Şartlara ve topluma olan tesirine göre uygun cezaya karar verir tazir cezalarında.  Hâkim, adalet ilkelerine göre yetişen iyi bir hâkim suçun durumuna göre, kişinin kişiliğinin durumuna göre bütün yönleriyle keşfeder,  neticede tazir cezasını hâkim uygular, amma had cezaları böyle değildir,  had cezasının ne olduğunu Allah belirlemiş hâkim de uygular o kadar. Müslüman bir hâkimin son derece adalet ve takva üzere bulunması gerektiği de göz önüne alınmalı ve hâkim iyi yetiştirilmelidir.  Maliki,  Şafii ve Hanbeli gibi hukuk ekolünün yüksek şahsiyetleri bu zatı muhteremler hâkimin İçtihat derecesini ulaşmış olması lazımdır derler.  Şimdi İslam’da içtihat derecesine ulaşacak bir hâkim Kuran’ı Kerim’in bütün ayetlerinin hükmünü bilecek, sünneti bilecek, icmayı,  kıyası bilecek. Sonra tarih boyunca uygulanan İslam hukukçusu olan müçtehitlerin bütün her konuda yaptığı içtihatları bilecek.  Bir de çağının şartlarını ve değişen ve değişecek şartları, değişmiş şartları da göz önüne alarak asıldan fere doğru hareket etmeyi bilen hâkim olacak.  Besmelenin anlamını bile bilmeyen abdestsiz,  taharetsiz dolaşan ve adalet ilkesini imandan ve İslam’dan almayan bir hâkim Müslümana ceza veremez.

 

Dakika 15:23

 

Müslümanın yargılanacağı yer ilahi adaletin bulunduğu İslami mahkemelerdir ve oradaki hâkimler Müslüman’ı yargılayabilir.  Bunun için kıymetliler.  Başka bir ideolojinin emrinde olan bir hâkim, bir başka ideolojiye normal bakmayacağı açıktır.  Yüce İslam’da ise adalet esastır, bütün ideolojilere İslam Adalet gözüyle bakar,  ideolojik bakış ile bakmaz. Onun için İçtihat derecesinde bulunup mahkeme başkanlığını üstlenen devlet başkanına aittir.  Devlet başkanına mütehassıs Hâkimler naip olurlarsa nizam ve usuller dairesinde karar verirler. Malikilerde ise bu konu bu hususta bir sınırın olmadığını söylemişlerdir.  Şimdi Hazreti Ömer’in ağzından düzmece bir mektup yazmış birisi.  Halifenin mührü gibi de mühür kazımıştı. Bazı kimseler affedilmesi için şefaat da bulununca bana onun dövülmesini hatırlattılar,  yoksa unutmuştum demiş Hazreti Ömer. Yüz değnek daha vurmuş.  Bu tazir bir cezasıdır. Bila here 100 sopa daha vurmuştur,  yani torpil yaptıkça O cezayı arttırmış,  aracılar geldikçe cezayı arttırmış ve torpile artık hiçbir zaman teşebbüs kapılarını tamamen kapatmış,  tam adalet sağlanmış.  İşte görüyorsunuz adalet tam yerinde olunca artık imtiyazlı kişiler devreye girip suç işleyince onların suçu örtbas edilecek, garibanlar suç işleyince onlara ceza verilecek,  böyle adalet olur mu?  İşte Hazreti Ömer bu yanlışların tamamını ortadan kaldıran ve dünyada adaletin ebedi örneği olarak anılacak bir şahsiyettir.  Çünkü İslam adaletini uygulayan zati Muhteremlerden biri odur.  Yine Halife Ömer Bin Abdülaziz günahlar miktarınca problemler,  meseleler çıkar diyor bakın, insanların başına ihdas ettikleri fıskı fücur yani günahlar miktarınca problem çıkar dedi. Çünkü günahların önüne geçmezseniz o toplumun başı beladan kurtulmaz. İmamı Azam gibi dünyanın hukuk hocası tüm dünyayı okutan sahabeden sonraki Tabiin Devri’nin en önde gelen bir fıkıh âlimi ve hukuk hocası dünya fakihlerinin de hocası olan İmamı Azam tazir cezası hadlerin en az sınırını geçemez ki. O da köleye vurulan hak miktarı olan 40 celde’dir demiş.

 

Dakika 20:12

 

Bir kamçı noksan uygulanır demiş. Yani 39 yapılır demiş. Şafiiler bu konuda Ebu Hanife’nin görüşünü kabul etmişlerdir. Cihan Peygamberi,  âlimlerin,  rahmet,  merhamet, adalet Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.V.) Efendimiz buyuruyor: Allah’u Teâlâ’nın farz kıldığı hadler dışında 10 adetten daha fazla cilde sopa vurmayınız buyuruyor. Şimdi karısını döven koca, çocuğunu döven baba hakkındadır. Köleliği ortadan kaldıran Yüce İslam, kölesini döven efendi de dâhil Veliyyü’l Emir,  idareci ve devlet başkanı hakkında değildir.  Çocuklar,  deliler, hayvanlar gibi mükellef olmayanlar Murat edilmektedir.  Şimdi şöyle yaptığımız zaman zaten çocuklara, delilere ceza verilmiyor.  Yine hayvanlarda böyle,  mükellef olmayanlar da böyle.  Hanbeliler ise şöyle görüş beyan ettiler.  Had cezalarının en az miktarına ulaşamaz.  Irza tecavüz müstesnadır demişler.  100 celdeyi bulabilir ırza tecavüz demişler.  Bir kamçı eksik olur,  bir azaltmada yapılabilir demişlerdir. Bunlar dünyanın en büyük hukukçu müçtehit âlimleridir.  Başta Hanefiler, Malikiler,  Şafii ve Hanbeliler olmak üzere yeryüzünün en büyük hukukçuları,  İslam hukukçuları, bunlar büyük müçtehittirler.  İçtihadı en güzel şekilde yapmış olan asırlardır 14 asırdır dünyayı idare eden İslam âleminde bu kıymetli hukukçuların hukuk anlayışına göre ne yapılmış, adalet 1400 sene dünyada uygulanan yerlerde tam sağlanmıştır.   Uygulamayanlar varsa veya doğru uygulanmamış ise İslam hukukunun suçu yok ki orada uygulamayanları sorgulanması gerekir.  Yine infaz edilmesinin vacip oluşu konusunda da hadlerin, kısasın infaz edilmesi,  Veliyyü’l Emir olanlara vaciptir.  Yani hadlerin ve kan sahibinin affı bulunmayan kısasın infaz edilmesi devletin üzerine bu adaletin,  devletin bu adaleti sağlaması bu had cezalarını uygulanması devlet üzerine vaciptir ki buradaki vacip farz anlamında vücut ifade etmektedir.  Bunlar da af, ibra,   şefaat,  ıskat mümkün değildir. Bu had cezalarında af yoktur.  Hiçbir sebeple yoktur af. İbra yoktur,  şefaat yoktur,  ıskat asla mümkün değildir.  Bu cezaları Allah’u Teâlâ kendi belirlemiştir,  bu cezalar olduğu gibi verilecektir.  Vermeyen bu cezaları uygulamayanlar,  Allah’ın adaletini uygulamayan farzı terk edenlerdir Müslümanlarsa.  Eğer bu ilahi emirlere inanmıyorlarsa zaten orada inanmayan kişi de iman diye bir şey kalmamıştır.

 

 

Dakika 25:38

 

Çünkü Allah’ın emirleri inanmayarak terk edilirse kâfirdir, inandığı halde terk ederse günahkârdır, fasıktır. Tazirin infazı konusunda İmamı Malik, İmamı Ebu Hanife başta olmak üzere İmamı Ahmet yani çoğunluk,  ulemanın çoğunluğu ne diyorlar tazir Allah’u Teâlâ’nın hukukuna taalluk ediyorsa diğer hadlerde olduğu gibi infazı farzdır dediler.  Yani burada ki vacip vücup ifade etmektedir. Sözle ikazla maksadı gerçekleştirecekse tazirin infazı o zaman vacip değildir dediler.  Eğer sözle bu iş halledilecekse demek istediler.  Şahıslara ait bir hak olarak icap eden tazire gelince,  hak sahibi hakkını talep ediyorsa devletin adalet mekanizması o hususta af, şefaat,  ıskat gibi bir salahiyeti yoktur. Dikkat et buraya,  şahıslara ait bir hak olarak icap eden tazir konusunda hak sahibi hakkını talep ediyorsa bunu devlet af etme şansı yoktur,  burada da af yoktur,  şefaat da yoktur, ıskat da yoktur, böyle bir salahiyet de yoktur. Hak sahibi ancak kendi hakkında vaz geçerse ne ala,  o da şahsi hakların da geçerlidir.  Allah hakkı ile beraberse o zaman yine kamu hakkı adına ceza verilir.  İmamı Şafii Hazretleri devletin taziri infaz etmesi konusunda Peygamberimizin şu hadisini istidlal etmiştir. Şanlı Peygamber Zübeyir hakkında önce kendi bahçesinin sulamasını, ondan sonra da suyu daha aşağıdaki komşusuna sulamasını söylediğinde kendisine halanın oğlu diye mi onu müsamaha ediyorsun diye ensarlı zata tazir cezası tatbik etmemiştir.  Tazirin belli bir miktarı yoktur.  Babanın, hocanın, kocanın tedip için yaptıkları gibi tazir de bunlarda da vacip değildir demiştir İmamı Şafii Hazretleri.  Vacip olmayan tazirlerin durumları farklıdır,  İmamı Şafii onlara işaret etmiştir.  Hadler Allah’u Teâlâ’ya aittir.  Usul veya genel Kaide ile ittifak halinde bulunmak, tazir suçun değişmesine göre cezanın da değişmesi elbet zaruridir.  Taziller suça göre cezadır.

 

Dakika 30:01

 

Had cezaları ise belirlenmiştir Allah tarafından.  Şeriat 1 dinar gibi az hırsızlık ile bin dinar gibi büyük bir hırsızlığı şarap içme meselesinde bir damla içenler ile 1 tepsi içmeyi,  öldürme olayını da âlim, Salih,  muttaki, cesur bir kimseyi öldürmek ile basit bir kimseyi öldürmeyi müsavi kabul etmiştir.  Burada suçların durumu özelliklerine göre hangi suçu kim işlemişse o kişinin kimliğine bakılmaz,  işlediği suça bakılır.  Adalet uygulanır.  Üstünlerin hukuku diye bir hukuk yoktur.  Hukukun üstünlüğü vardır.  Üstünlerin hukuku diye bir hukuk tanırsanız o zaman birçok suçluyu üstünler sınıfına alırsınız,  onları affedersiniz garibanlara ceza verirsiniz.  Bu da zulüm üstüne zulümdür.  Evet, kıymetliler,  suçun masiyet ile vasf edilip edilmeyeceği konularında,  tazir bir tediptir.  Yani kişiyi terbiyeye yöneliktir tazir cezaları.  Şeriatın miktarı belli hududu,  hadleri ise masiyet hakkındadır yani had cezaları tam bir masiyettir.  Cezanın düşmesi tazir bazen düşer,  tazir cezaları bazen düşebilir,  had ise had cezaları ise vacip olduktan sonra hiçbir durumda bu ceza düşmez,  mutlaka uygulanır.  Tövbenin tefsiri tazir tövbe ile düşer.  Bu konuda hudut ise Hanbeliler hariç tövbe ile Hac cezaları düşmez.  Kendilerini yakalamanızdan önce tövbe edenler müstesna Ayeti Kerimesine istinaden hirabe,  yol kesme haddi düşebilir.  Bu da Ayeti Kerimede ki vasıfları taşıdığı zaman,  kendilerini yakalamanızdan önce,  bak daha yakalanmamış ama kendisi gelip tövbe etmiş ve teslim olmuş tövbe edenler bunlar müstesna diyor.  Muhayyerlik tazir cezalarında ne vardır, muhayyerlik vardır.  Hirabe dışındaki hadlerde ise yoktur.  Yine hafifletici şartları dikkate almak,  bu konuda suçlara göre değişir.  Bu da tazir cezaları.  Hadler ise böyle değildir,  failine göre değişmez had cezaları.  Cürmün yeri ve zamanını nazarı itibare almak bakımından, tazir asırlara ve mekânlara göre değişir.  Ama had cezaları değişmez.  Allah’u Teâlâ’nın hakkı, kulun hakkı. Ashabı kirama, Kuran’ı Kerim’e hücum etmek Ashabı kirama hücum etmek,  dil uzatmak şeklinde dinen saygı gösterilmesi gereken şeyleri çiğnemek gibi Allah’u Teâlâ’nın hakkına riayet etmek için takdir olunmuştur.  Bazısı da şahsi olan kul hakkını mesela,  filan kimseye dövülmesi ve onun dövülmesi,  birine sövülmesi gibi durumlarda.

 

Dakika 35:21

 

Hududun yani Had cezalarının hepsi de bütün mezhep imamlarına,  göre bütün İslam hukukçularının tamamına göre,  Allah’u Teâlâ’nın hakkı kabul edilmiştir had cezaları tamamı.  Burada kazif konusunda sadece yani kazif iftiradır.  Bu konuda bir ihtilaf vardır.  İmamı Şafii Hazretleri bakın diyor;  hak neticesinde meydana gelen telef ve zarar heder olur, tazmin edilmez.  Fakat tazir neticesinde doğacak zarar tazmini icap ettirir. Evet, şimdi Hz. Ömer hamile bir kadını huzuruna çağırtmış yani kadın korkudan dolayı cenini ölü olarak düşürmüştür.  Hz. Ömer,  Hz. Ali ile bu hususta müşavere etmişler.  Hz. Ali cenin diyetini vermekle mükellef olduğuna hükmetmiştir.  Yani Hazreti Ömer’e diyor ki bu kadın senden korktu,  cenini zayi etti dedi ve sen bu kadına ne yapacaksın dedi,  diyetini vereceksin dedi Hazreti Ömer’e o da itiraz etmedi verdi.  Bunun gibi deliller bulunmaktadır.  Fakat İmamı Azam Ebu Hanife,  Malik ve İmamı Ahmet’e göre mutlak olarak tazmin icap etmez,  bunlar istisnaidir dedi bu âlimler.  Çünkü herkesin korkacak diye bir şey yok ki.  Sonra adalet önüne birini çağırınca orada korktuysa adaletin suçu ne?  Bunun gibi istisnai durumlar farklı,  burada da yine teşhisler,  tespitler güzel yapıldığı zaman ki âlimlerimiz güzel yapmışlar, bunlar güzel keşfedilmiş ve güzel de hükümlere bağlanmıştır hepsi doğrudur.  Yine İmam-ül Müslimin, yani devlet başkanı hak uygular da, yani İslam Devleti had cezalarını uygular da o kişi bunun neticesinde ölürse kanı hederdir.  Her iki durumda da devlet,  devlet başkanı, had ve taziri uygulamaya memurdur, mecburdur.  Memurun fiili ise selamet şartı ile kayıtlı değildir.  Kıymetli izleyenler şimdi zina hakkında bunun had cezasına şöyle bir bakalım,  İslam şeriatında.  Zina biliyorsunuz haram olan, en çirkin olan şeni büyük günahlardan olduğunu her Müslüman bilir.  Her şerefli insan, her namuslu insan bilmek zorundadır.

 

Dakika 40:00

 

Zina haddi hadlerin en şiddetlisidir İslam’da.  Bunu da herkes unutmasın.  Zina bir cinayettir,  büyük bir suçtur. Şanlı Kur’an bakın ne buyuruyor: Yüce Allah Celle Celalühü İsra Suresi 32’de, Zinaya yaklaşmayın. O çirkin bir iştir,  çok kötü bir yoldur buyuruyor Yüce Allah.  Rahman’ın kulları Allah’u Teâlâ ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar.  Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymazlar. Yani asla haksız yere adam öldürmezler.  Zina etmezler, bunları yapan günahının cezasını bulur. Kıyamet günü azabı kat kat olur,  hor ve hakir olarak azapta temelli kalır. Bu da Şanlı Kur’an’ın Furkan Suresi’nin 68. ve 69. Ayeti Kerimelerinde bunları anlıyoruz. Şimdi bakir olan yani evlenmemiş olan ister kadın,  ister erkek hakkındaki zina haddinin meşruluğu ile ilgili olarak bakın Ayeti Kerime: Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer sopa vurun.  Kim buyuruyor bunu Yüce Allah Nur suresinin 2. ayetinde. Yine Şanlı Peygamberimiz (A.S.V.) Maiz isimli şahıs ile Maiz isimli şahısla Beni Gavmit’ten bir kadını recmettirdi.  Tuhfetü’l Fukaha isimli bazı kaynaklarda ve bu kaynakta da görülmektedir.  Bir kısmı Mütevatır derecesindeki hadis-i şeriflerle nakledilmiştir.  Şimdi recmin meşru olduğu hakkında Ashabı Kiramın ’da icması vardır.  Zina haddi Allah’u Teâlâ’nın halis hadlarındandır.  Yani zinaya uygulanan ceza Allah’ın hadlarındandır bu uygulanmalıdır.  Toplumun had’ları arasında sayılır.  Çünkü Allah hakları kamu hakları ile ilgili olduğu için Allah hakkı denmektedir.  Şöyle bir bak aile konusunu ayakta tutan nesillere ve toplum düzenine dokunan tüm zararlardan dolayı Cenabı Hak bu kamu ile ilgili suçların cezasını kendi belirlemiş ve Allah hakkı olarak da ortaya konmuştur.  3 sınıf kimseden kalem ref olunmuştur,  yani bunlardan kalem kalkmış ve ceza verilmez.  Kim bu üç kısım? Çocuklar, büyüyünceye kadar,  yine uykuda olan uyuyan kimseler,  bir de deliden.  Bunlardan diyor kalem kalkmıştır, bunlara ceza verilmez.  Bu da Peygamberimizden gelen bir hadisi şeriftir.  Zina livata ki livata biliyorsunuz erkek erkeğe ilişkinin adıdır.

 

Dakika 45:07

 

Yani homoseksüellik denilen şeydir. Bunlar nedir?  Haramdır.  Lut kavmine, Lut Aleyhisselam kavmine şöyle demişti:  Bütün âlemler de hiçbir kimsenin sizden önce yapmadığı bu fuhuşu mu irtikâp ediyorsunuz? Yani bu kötü fuhuşu mu yapıyorsunuz? Dedi.  Yüce Allah Kuran-ı Kerim Araf Suresi’nde 80. ayette bunu bildiriyor bize.  Fuhuşun açık ve gizli hiçbir şekilde ve hiçbir şekline yaklaşmayın.  Kim buyuruyor bunu,  Yüce Allah Enam suresi 151. ayeti kerimede.  Âlemlerin rahmet ve adalet Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.V.)  Lut Kavminin yaptığı fiili yapanı bulduğunuzda,  faili de mefulü yani mefulü de kendisine o çirkin iş yapılanı da ne yapınız,  cezasını veririz buyurmuştur.  Bu hadisi şerif birçok muhaddislerimiz tarafından rivayet edilmiştir.  İslam hukukunda işte görüyorsunuz sihak,  lezbiyenlik, erkek erkeğe yanaşırsa ikisi zinacıdır.  Kadın kadına yanaşırsa onların ikisi de zinacıdır.  Bu da Peygamberimizden geliyor bu haber.  Kadınların birbiri ile yaptıkları yakınlaşma aralarındaki zinadır,  işte görüyorsunuz kadınlar arasındaki sihak yani birbirlerinden şehvetle istifade etme lezbiyenlik demektir. Onların arasında meydana gelen bu zinadır diyor Peygamberimizden geliyor bu haber.  Yine Şanlı Peygamber buyuruyor.  Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Çaresiz ona erişecektir.  İki gözün zinası bakmaktır,  iki kulağın zinası fuhuş ile ilgili şeyleri dinlemektir, dilin zinası fuhuşla alakalı sözdür.  2 el de zina edenler zinaları harama el uzatmaktır.  İki ayakta zina eder,  zinaları fuhuşa yürümektir,  kalpte zinaya heves eder,  yapmayı temenni eder. Artık ferçte bunları doğrular yahut yalana çıkarır.  İki göz zina eder, iki ayak zina eder,  2 el zina eder,  felç zina eder buyurdu Peygamberimizden gelen haberler.  Bunlar kıymetliler bütün olayları ve tasavvufları kuşatmış olan ilmi ilahisine göre kim kuşatmış?  Allah’u Teâlâ. Kimin ilmi? Allah’ın ilmi. İşte onun ilmi ilahisine göre insanın ortaya koyduğu fiilini terkip ve takrirdir.  Yapmaya mecbur kılmak değildir.  Yoksa bu farzı farz kılmak veya yapmaya mecbur kılmak anlamında değildir. Bu ilmen Allah’ın her şeyi ezelde bilmesidir.

 

Dakika 50:00

 

Çünkü senin yarın ne yapacağını bugünden biliyorsa sana onu git de yap demiyor sadece biliyor.  Seni zinaya yolla zorlar mı Cenabı Hak doğru anlamak lazım bunları da.  Zinaya zorlasa seni cezalandırır mı? O zaman senin suçun ne demez mi? Yani doğru anlayalım bu haberleri,  ayet ve hadisi şerifleri. Bilmek ayrı şeydir. Bir sene sonra güneş tutulacak,  bugünden hesap ediyor. Güneşin tutulmasında bunu önceden hesap edip bilenlerin bir tefsir var mı güneş tutulmasında. Gidip de güneşi onlar mı tutuyorlar? Yo Sadece hesabını yapıyor biliyor, o kadar. Allah da her şeyi biliyor. Onun bilmesi demek insanoğlunun zina et demesi değil,  zina edeceğini biliyor veya başka günahlar işleyeceğini biliyor bildiği için de yazıyor.  Her şeyi biliyor,  ezelden ebede bilmediği yok.  Onun için İnsanoğlu kendi özgür,  hür iradesiyle ne yaparsa ondan sorumludur cezasını çekecektir. Mümin erkeklere söyle, gözleri harama bakmaktan sakınsınlar, ferçlerini de haramdan korusunlar. Mümin kadınlara da söyle gözlerini haramdan sakınsınlar ferçlerini de haramdan korusunlar. Bunu da Yüce Allah Nur suresinin 30 ve 31 ayetlerin de böyle buyuruyor.  Bak Kuran-ı Kerim ve Peygamberi ile âlimleri ile İlim irfan ile tüm insanlığa neyin iyi olduğunu neyin kötü olduğunu Allah duyuruyor,  yapmayın şunları diyor. Sevapları işleyin diyor,  ama günah ve haramları yapmayın diyor. Sende yaparsan cezasına katlanacaksın.  İlahi adalet ensende hazır duruyor.  Onlar ferçlerini korurlar ayeti kerimesi istimna elle şehvetini tatmin,  buna da bu da haramdır dediler.  Mastürbasyon denmektedir.  Tazir cezası verilir.  Buna da yine ölü ile veya hayvanla cinsi ilişkide bu da haramdır. Şimdi kıymetliler zina konusunda ve onun cezası konusunda derslerimiz devam ediyor.  Bunun sebebi konusunda zina suçunu işlemektir.  Zina haddi ne için vurulur insana? O suçu işlediği için.  Dakik,  hassas kaideler,  hadler,  kurtarmak veya cezayı düşürmek üzere kuruludur.  Yani o ceza uygulanmadan o kişi o cezadan kurtulamaz.  Akıl konusunda da ceza ve caydırıcı bir had ya da uhur diye geçer ki Mehir ödenmesi gibi.  Şüphe durumunda suçu nispeten tamire yarayacak Mehir ödenmesi bulunur. Şimdi ilerleyen dakikalarda anlayamadığınız yerleri anlayacaksınız İnşaAllah. Zinanın konusunda erkeğin kadınla ön taraftan cima etmesidir.

 

Dakika 55:02

 

Zinanın kısa öz tarifi budur. Hanefiler zina dinen kendisine şehvet duyulacak bir kadınla ön tarafından İslam’ın hükümlerini iltizam etmiş bir erkeğin isteğiyle Dari Adil yani İslam ülkesinde, mülk ve nikâh hakikati, mülk ve nikâh şüphesi, mülk ve nikâh içtibah yerinde içtibah şüphesi bulunmaksızın yaptıkları haram cinsi haram olan cinsi münasebettir diye biraz teferruatlı tarifte bulundular. Hanefi âlimleri ki bu da yine biraz daha teferruatın biraz özüdür. Şimdi vakt meselesi de sünnet yeri,  miktarı yani şefe miktarı girmesi demektir.  Bu da vakt’ın kısa tarifidir.  Haram olması da mükellef olan şahıstan hasıl olan vak’tır.  Kalem üç kişiden kaldırılmış, yani 3 kişinin dışındaki birinin bu fiili işlemesidir,  üç kişi kimdi,  çocuk,  deli ve uykudaki insan.  Bunların dışında aklı başında akıl ve baliğ olan birinin yaptığı bu iş vak’tır ki  haramdır ve cezası muhakkaktır.  Yine kubül yani ön taraftan olması da İmamı Ebu Hanife’ye göre zina ismi konusunda İmamı Muhammed, İmamı Ebu Yusuf,  İmamı Şafii, Hanbeli ve Malikiler İmamı Azama burada muhalefet etmişlerdir. Çünkü İmamı Azam ön taraftan olması zinadır demiştir.  Dişi ve erkeğin dübür, yani arka tarafından yapılan vakt tarifin dışında tutulmuştur.  Bu şekil yaklaşmaya İmamı Ebu Hanife’ye göre bu tarifin dışında tutulmuş. Ama öbür bütün müçtehitler onlar da dâhildir demişler.  Kadın zinada erkekle kadın arasında olan iştir.  Yine diri olması, Müştehat yani kendisine şehvet duyulabilecek birisi olması. Şehvet duyulmayan insanlarla yapılan da tarifin dışında tutulmuş.  Küçük kız çocuğuna vakt edene vakt etmesi de çocuklarda da şehvet olmaz, buna da küçük kız çocuklarına da eğer vakt uygulanırsa bunun cezası had değil tazirdir,   tazir cezası uygulanır.  İhtiyar hali yani çok yaşlı değil de mesela kendi isteğiyle yapmış olması, birinin celb altında yapmamış olması.  İsteğiyle yaparsa zinadır.  Birisi tabanca dayamış bir şey yaptırıyor.  Gerçi onda da suçludur yapmamalıdır. Zinayı işleme şeraiti yoktur zorlansa bile.

 

Dakika 1:00:03

 

Ceza uygulanır tabanca zoruyla bile zina etse cezalıdır zina eden yine.  Peygamberimiz bu konuda Ümmetinden hata, unutma ve yapmaya icbar oldukları şeyin mesuliyeti ve günahı kaldırılmıştır buyuruyor. Fakat bunlarda yine derece, derece,  icbar,  ikrah konusunu işledik,  orada bunları gördünüz. Oraya baktığınız zaman icbar ve ikrahın ne olduğunu İnşallah anladık ve anlamaya devam edeceğiz.  Dari Adil de yani İslam’da olması,  İslam’ın hükümlerine iltizam etmiş kimse tarafından yapılması.  Yani Müslüman veya zimmi olması.  İşte o zaman bu özellikleri taşıyanlara had cezaları vuruluyor.  Mülkün hakikati bulunmaması,  nikâhın hakikati bulunmaması,  yani adam kendi karısı değil mülkü değil,  hanımı değil, nikâh yok,  öyle biriyle zina ettiği zaman zinadır.  Mülk şüphesi hadleri şüpheler sebebiyle kaldırır.  Yani nikâhlı mı,  nikâhsız mı şüphesi varsa burada da durum tespit edilir, şüphe varsa had uygulanmaz,  tazir cezası uygulanır.  Şüpheler sebebiyle hadleri düşürünüz,  Peygamberimizden gelen bir haber.  Elinizden geldiğince Müslümanlar üzerinde ölüm cezasını gideriniz. Yani yüce İslam kimseye ölüm cezası vermek istemez, mecbur kaldığı zaman da katiyen geri durmaz o cezayı uygular ama şüphe varsa ölüm cezası uygulanmaz had uygulanmaz. Şüpheler sebebiyle hadleri düşürünüz, hadleri düşürmeye bir sebep bulduğunuz müddetçe engelleyiniz.  Gücünüz yettiğince Müslümanlar üzerinden hadleri düşürünüz,  yani ölüm cezasını vermeyiniz şüphe oldukça,  mümkün oldukça. Ama mümkün değilse kesin o ceza uygulanır,  buraları iyi anlamak gerek.  Babanın oğlunun cariyesine vakt etmesi durumunda mülk veya had şüphesi vardır.  Sen ve malın bana aitsiniz gibi deliller de istinad edildiği zaman bu delillere şüphe ortaya çıkması dolayısıyla tazir cezası verilir, had cezası şüpheye düşer.  Nikâh şüphesi,  şahitsiz veya verisi bulunmadan evlendiği kadına vakt etse âlimler bu konuda ihtilafa düşmüşlerdir.  İhtilaf bir şüphe şüphedir. Mezhep süt emme nikâhı ebediyen haram olan kimselerin bulunması veya iki kız kardeşin nikâhına alsa yahut beşinci bir hanımla ya da başkasından boşanıp da hiddet bekleyen bir kadınla nikâhlansa,   İşte bu konularda kıymetli fakihlerimiz,  kâşiflerimiz kıymetli keşifler yapmışlardır.  İmamı Azam Ebu Hanife, İmam’ı Sevi bunlara had cezası uygulanmaz, tazir cezasına çarptırılır demişlerdir.

 

Dakika 1:05:02

 

Bu iki büyük imam. Çünkü bunlarda da şüphe vardır, şüphe ile had’lar düşer prensibinden hareketle.  Yalnız diğer fakihlerimiz ki çoğunluk bunlar, âlimlerin çoğunluğuna göre ebediyen haram olan her vak’tan dolayı had icap eder demişlerdir.  Malikiler mezhep, süt emme veya 5. zevce konusunda had icap etmez demişlerdir.  Şafiilerde bilmeyen kişiye had uygulanmaz, yani bunun haram olduğunu bilmiyordu.  Tabii bilinmeyecekler var bilinecekler var.  İmamı Azam Ebu Hanife ise yapılan nikâh haddi icap etmesini engeller demiştir.  Öyle veya böyle bir nikâh varsa arada İmamı Azama göre o nikâhtır tam olmasa bile şüphe olduğu için had düşer tazir cezası uygulanır demiştir.  İmameyn ile Cumhur bu konuda nikâh ebediyen haram olan veya haram olduğunda İcma bulunan bir nikâh ise had icap eder demişler.  İmameyn’in görüşü daha zahir olarak kabul edilmiş,  fetva da ona göre verilmiştir.  İmameyn kim,  İmamı Azam’ın iki büyük talebesi imamı Ebu Yusuf ve İmamı Muhammed’dir. Kıymetli kaynaklarda bir, bir bunları görmekteyiz.  Bu kaynaklarımızdan birisi de Ed Dürr-ül-Muhtar’dır kıymetliler.  Yine tercih edilen İmam ı Azam’ın görüşüdür demiştir o da.  Bütün şeyhlere bu düşürülmüş ve İmamı Azam’ın görüşü tercih edilmiştir.  Fetvalar da İmamı Azama göre verilmiştir.  Çünkü Peygamberimizin yukarıdaki hadisi şerifine de İmamı Azam’ın içtihadı daha çok uygun düşmektedir.  Zaten İmamı Azam bütün ayeti kerimelerin tamamını,  tüm hadisi şerifleri konu ile ilgili bir de bunlardan elde ettiği maslahatı, istihzanı en iyi değerlendiren, dünyanın asırların, bütün çağların en iyi müçtehidi,  en büyük müçtehidi ve dünyanın hocasıdır İmamı Azam. Allah ona da diğer bütün âlimlerimize de çok rahmet eylesin.  Yine bir şüphe ki buna iştibah şüphesi de bunlardan birisidir, bunun anlamı karışıklık demektir.  Fiilde bulunan bir şüphedir.  Şüphenin fail de bulunması durumunda da mesela üç talakla boşanmış,  bir durum. Bayiin talakla boşanmış bir durum karşısında ki bu şüphe ne oluyor karışıklık, bazen failde bazen de fiilde bulunuyor.  Bu nedenle şüphenin olduğu yerde hadler düşüyor.  Sen de malında babanısınız. Peygamberimizden gelen haber bu. Babanın, annenin evladın kesesinde daima hakkı vardır,  bunu böyle bilesiniz.

 

Dakika 1:10:00

 

Yine zina haddi ile ilgili ergenlik çağında olması şarttır.  Akıllı olması,  delinin zinası zina sayılmıyor, ceza duruma göre tazir cezası verilir ama fakat akıllı olmayanın ki tam zina sayılmaz,  aklı başında yok çünkü ergenlik çağında olmayanlar da böyle.  Ergenlik çağında ise o tam zinadır, akıllıysa yaptığı iş tam zinadır.  Malikiler zina haddine uygulanması için Müslüman olması gerekir demişlerdir. Şimdi gayrimüslim kişi Müslüman bir kadını zinaya zorlarsa öldürülür.  Müslüman öldürülüyor zaten zina edince, gayrimüslim de elbette ki bunu yaparsa o da cezasını buluyor. Cumhur zina eden gayrimüslim kişiye zina haddi uygulanacağını söylemiştir.  Zina eden gayrimüslim kişiye zina haddi uygulanacağını söylemiştir. Kim? Cumhur.  Hanefilere göre ise bu cumhurun içinde Hanefiler dâhil değil,  öbürleri dâhil.  Hanefiler muhsan, evli kişi zina ettiği takdirde taşlanarak recm ile öldürülmeyip celd olunur,  sopalanır.  Şafii ve Hanbeliler ise bakın ne dediler;  eman verilmiş turist,  tüccar vesaire kimselere zina etmesi veya şarap içmesi sebebiyle had uygulanmaz demişlerdir Şafi ve Hanbeliler.  İslam devletince kendisine belli bir süre eman verilmiş turist, tüccar,  vesaire kimselere zina etmesi veya şarap içmesi sebebiyle had uygulanmaz,  çünkü bunlar Allah’u Teâlâ’nın hakkıdır.  Müstemen kişi alması dolayısıyla Allah’u Teâlâ’nın hukukuna riayet etmeyi iltizam etmiş olmazlar demişler ama burada yine Hanefiler ve Cumhur görüyorsunuz ki farklı hükümler ortaya koyduklarını görüyoruz. Yine Zina eden kişi kendi isteğiyle yaptığı zaman zina etmiş oluyor.  Bir baskı altında cerben yapıldığı zaman yine sorumludur ama orada bir tehdit, ikrah olduğu,  orada durumun farklı olduğu anlatılmış idi.  Erkek bu fiili bir kadınla irtikak ettiği zaman zina olur. Hayvanla yapacak olursa bu da suçtur ama tazir cezası verilir, had cezası değil.  Yemekte de bir beis yoktur. Mesela cumhura göre bu hayvan öldürülmez.  Eti yenen cinsten ise eti de yenebilir.  Hanefilere göre o hayvan öldürülür ibret olması için,  yenilmesi de haram olur.  Hayvanın kıymetini de tazmin eder öyle yapan kişi dediler.  Hanefiler biraz toplumu ahlaki yönden terbiyeye sevk eden bir etken durum uyguladılar, ibret alınması açısından.  Kadın emsali vakt edebilecek yaşta bulunmalıdır.

 

Dakika 1:15:05

 

Mesela kadın çok küçük bir çocukla yaptıysa bu had cezası değil ama tazir cezası uygulanır. Yine zina fiili şüphe ile değil şüphe ile olmuşsa had düşer.  Şüphesiz bir zina olduğu bilinmelidir ki had cezası verilebilsin.  Zinanın haram olduğunu bilmelidir. Yani adam hiçbir şey bilmiyor,  bu konularda hiçbir eğitim görmemiş dağda, mağarada,  şurada,  burada kalmış bir durumda ise bunlar da tazir edilir eğitilir,  öğretilir bu duruma düşmüş insanlar.  Kadın canlı olmalıdır.  Eğer ölü kadını böyle bir muamele yapılmışsa veya ölü erkek de aynıdır,  bu da tazir cezası uygulanır had uygulanmaz. Burada da değişik görüşler bulunmaktadır.  Yine erkeğin cinsel organının sünnetli kısmının kadının fercine tamamen girmiş olması şarttır zina olması için.  Livata durumunda ise İmamı Azama göre had değil tazir uygulanır.  İmameyn’e göre diğer mezheplerin kıymetli âlimlerine göre had icap eder demişlerdir.  Burada da değişik keşifler yapılmıştır.  Böyle olması da ayrıca rahmettir.  Zinanın cezası evli veya başından evlilik geçmiş olur ki buna muhsan denmektedir,  cezası rejim haddidir. Bu cezaya çarptırılır.  Veya muhsan olmaz ki o takdirde de celp,  yani sopalama cezasına çarptırılır muhsan değil ise yani evli değil ise.  Muhsan olmayan bekâr kimse zina ettiği zaman celd yani değnekle dövme haddi edilir.  Zina eden bekâr kadın ile erkekten her birisine yüzer değnek vurunuz.  Bunu kim buyuruyor,  Yüce Allah Kuran’ı Kerim’in Nur suresinin 2. Ayeti kerimesinde Cenabı Hak bu suçun cezasını kendi belirlemiştir.  O yüzden buna had cezası derler.  Hanefiler sürgün etme cezası ile celd cezası birleştirilmez demişlerdir.  İlave de bulunmuş oluruz dediler.  Mesh etme manasına gelir ki bu da insanlar kendisi nesh etme salahiyetine sahip değildir.  Nasih ve mensûh Allah’ın yaptığı bir muameledir, Allah’ın emrine göre olmaktadır.  Hanefiler bu konuda sürgün,  had anlamında bir ceza değildir. Bu sürgün devlete ait,  devlet başkanına aittir ki İslam Devlet Başkan’ı kastediliyor,  eğer faydalı görürse sürgüne ve ya tövbe edinceye kadar hapis edilmesine karar verir dediler.  Bu kimin için evli olmayan erkekler için.  Şafilerle, Hanbeliler ise celb cezası ile sürgüne gönderme cezası birleştirilebilir demişlerdir Şafiiler ve Hanbeliler.

 

Dakika 1:20:05

 

Namazın kısaltılması caiz olacak bir uzaklıktaki yere bir sene süreyle sürgüne gönderme cezası birleştirilebilir hem de celb edilir dedi Şafii ve Hanbeliler.  Hükümleri benden alıp öğreniniz.  Peygamberimiz buyuruyor ki, hükümleri benden alıp öğreniniz.  Bekâr bir erkek bekâr bir kadınla zina etmişse her birine yüzer değnek sopa ve bir sene sürgün cezası veriniz.  Kadın ancak beraberinde kocası veya mahremi olduğu halde yolculuğu çıksın.  Bu da Peygamberimizden gelen hadisi şerifler bunlar birer birer.  Malikiler bu konuda sürgün erkek sürgün edildiği yerde bir sene müddetle hapsedilir.  Sürgün cezası verilmez kadına dedi Malikiler. Burada dört mezhebin ittifakı ile celb ile rejim cezaları birleştirilmez.  Evet kıymetliler.  Yine muhsan olan yani evli kişi,  bütün âlimlerimizin Mütevatır sünnet icma ve akli delillere istinaden kişinin cezasını rejim olduğunda ittifak etmişlerdir.  Müslüman bir kişinin kanı ancak şu üç şeyden biri sebebiyle helal olur.  Evli olup zina etmek,  başka birini öldürmek haksız yere,  dininden irtidat edip dinden çıkıp,  Müslüman cemaatten ayrılan, bunlar konusunda Peygamberimizin bu hadisi şerif rivayet edilmiştir.  Yine Ey Üneys, Peygamberimizden gelen haber, bunun zina ettiği kadına git,  eğer yaptığını itiraf ederse onu recm et.  Zina eden bir kadınla zina eden asıf olayında da Peygamberimiz (A.S.V.)  Eslem kabilesinden bir adama ey Üneys bunun zina ettiği kadına git,  eğer yaptığını itiraf ederse onu recmet buyurdular.  Şimdi bakıyoruz kıymetliler. Buradaki haberler Mütevatır derecesindeki haberler olduğunu kıymetli âlimlerimiz söylediler ve oradaki recmedilen kişiler kadın erkek İkisi de kendileri geldiler ve cezamız neyse hükmet dediler ve kendileri itiraf ettiler.  İtiraf etmeselerdi yine de bunlar zaten had cezasına çarpılmayacaklardı.  Çünkü 4 şahit gerekecekti veya kocanın karısını görmüş olması zina ederken, o zaman da kadın inkâr ettiği takdirde bunlar ne yapacaklardı,  birbirleriyle lanetleşen yeminde bulunacaklardır.  Bunun gibi yani had cezaları öyle kolay uygulanan cezalar değildir.

 

Dakika 1:25:01

 

Maiz zina işlediğini itiraf ettiğinde onun taşlanarak had cezasının uygulanması emir olunmuş.  Bir kadın zina ettiğini itiraf ederek kendisinin cezasının verilmesini talep etmiş.  Bu da Gamidi Kabilesinden bir kadın.  Çocuğunu doğurduktan sonra bu da recmedilmiştir.  Bunlar gelip kendi suçlarını defalarca Peygamberimize itiraf eden kişiler ve aynı zamanda Tevrat’ı şerifteki ceza Yahudilere recm’dir, recmedilerek cezanın evlilere cezası verilir ve Peygamberimizin Tevrat’a göre Yahudilerden yapan, zina eden kadın ve erkeğe bu cezayı verdiğini rivayeti de açıktır.  Bunları da onların gelip Tevrat’a göre bu iki Yahudi’nin Tevrat’a göre hüküm istedikleri Peygamberimizin ’de onlara Tevrat’a göre hüküm ettikleri rivayeti güçlüdür.  Kıymetli efendiler,  bu Ümmet haddin meşru olduğu hususunda İcma eylemiştir, İcma vardır had cezaları, kesin vardır.  Yine evli kimse son derece çirkin ve kötü bir iştir.  Evli insanın zina etmesi,  bekâr içinde çirkindir son derece kötüdür.  İstihsan,  men etmek, şeri olarak ise İslam ergenlik çağında olmak,  akıllı olmak,  hürriyet, iffet ve evli bulunmak, hür ve mükellef kişinin sahih bir nikâh halindeyken vakt etmesi manasına gelir.  Şafiilere göre burada kastedilen sonuncu manadır. Hanefiler ise ihsan iki çeşittir.  Rejim İhsanı, kazif ihsanıdır Hanefilerde.  Neydi kazif, iftira. Akıl, ergenlik, hür olmak, Müslüman olmak, sahih bir nikâh ile evli bulunmak, sahih bir nikâh da iken guslü icap ettirecek şekilde zevcesi ile velev inzal bulunmasın cima etmek, cima vaktinde karı ve koca da bütün bu sıfatların bulunması,  bu şartlarından birisi bulunmadığı takdirde onlardan her birine yüzer değnek vurun. Bu şartlardan birisi yoksa o zaman ne oluyor, recm haddi yüz değneğe dönüşüyor. Evet, kıymetliler,  bu haberlerin tevatür derecesine vardığını, Ashab-ı Kiram’dan büyük bir topluluğun bunları rivayet ettiğini görmekteyiz.   O Maiz olayı,  Gamidi kabilesinden olan bu meseleyi.  İmamı Ebu Yusuf bu son şartı ileri sürmemiştir.  Gayrimüslim bir kadınla da cima etse muhsan olur,  Şafiilerin görüşü de böyledir.  Bir Müslüman gayrimüslim bir kadınla da cima etse muhsan olur dediler.

 

Dakika 1:30:07

 

Muhsan olmasa muhsan’ı recm, muhsan olmayana da celb, yani kırbaç veya sopa uygulanır ve sürgün cezası icap eder dediler.  İmamı Ebu Hanife ve İmamı Malik Müslüman olmak İslam’ın şartlarındandır dediler. Zimmi recmedilmez.  Rejim temizlemek demektir. Zimmi ise buna ehil değildir.  Onun temizlenmesi ahirette cehennemde yanarak tahakkuk edecektir dediler.  Allah’a şirk koşan muhsan olmaz. Yine Resulü Ekrem (A.S.V.) Yahudi bir kadınla evlenmek isteyen Kââb Bin Malik’e onu bırak o seni muhsan kılmaz buyurdular.  Şimdi kıymetli efendiler bırak onu, o seni muhsan kılmaz buyurmuştur Peygamber Efendimiz.  İşte bunları bir, bir ilerleyen derslerimizde daha iyi anlayacaksınız. Yine tilavet bakımından resmedilen, rejim ayetinden önce Tevrat hükmüne göre vuku bulduğunu da söylemişlerdi,  biz de söylemiş idik size.  Hazreti Peygamberin iki Yahudi’ye recmetmesinin ise indirilip de bilahare tilavet bakımından mesh edilen rejim ayetinden önce Tevrat hükmüne göre vuku bulduğunu söylemişlerdir.  Bu da kıymetli fıkıh kaynaklarımızdan mevcuttur.  İbni Abidin’de bunlardan birisidir.  Fethu’l Kadir’de öyledir ve diğer kıymetli kaynaklarımızda da mevcuttur. Yine birçok fakih ulema ki aralarında İmamı Azam ve İmamı Maliki’n bulunmadığı ulema şöyle dediler ki,  bunlar İmamı Ebu Yusuf, İmamı Ahmet, İmamı Şafii bunlar dediler. Müslüman olmak recme götüren ihsan şartlarından değildir.  Zimmiye had uygulanır yani zimmiye de uygulanır.  İbni Ömer’den gelen haber de ise zina etmiş olan iki Yahudi getirilmiş ve onların recmedilmelerini emretmiştir.  İslam şart olsaydı rejim etmezdi dediler bu ulema. Bekâr olmayan erkek, bekâr olmayan kadınla zina ederse cezası işte rejim suretiyle verilir dediler.  Bu da yine kıymetli muhaddislerimiz tarafından rivayet edilen hadisi şeriftir.  Bekâr olmayan kadın ve erkek yüz değnek vurulmak veya recmedilmek suretiyle cezalandırılır şeklinde tahriç ettikleri görüyoruz.  Kimin? Ebu Davud’un,  böyle tahricin de görmekteyiz.

 

Dakika 1:35:00

 

Kıymetli efendiler; 5 vasfın bulunması gerektiği üzerinde kıymetli fakihlerimiz ittifak etmişlerdir.  Bu beş şartta nedir?  Akıl ve baliğ olarak ergenlik çağına ulaşmış olmak ve hür olmak,  sünnet yerinin girmesi,  yine sahih bir nikâh yapmış bulunması gibi şartlarıdır.  Şimdi buradan baktığımız zaman bu şartlar kimde var da zina etmişse o kişiye had cezasına çarptırılır.  Bunun vasfı konusunda da hadde affetme diye bir olay yoktur.  Had cezalarında asla af bulunmaz,  af yoktur. Tek had ile hâsıl olur yani ceza bir kere uygulanır had cezası.  Yine zina etse kendisine tekrar had vurulur. Had’dan sonra bir daha zina edilirse bir daha had vurulur dediler.  Allah’u Teâlâ’nın hakkı onun emirleri ve yasakları demektir.  Şimdi Allah’u Teâlâ’nın hakkı ile insan hakkı,  kul hakkı arasındaki fark nedir dersen,  Allah onun emirleri ve yasakları demektir,  Allah’u Teâlâ’nın hakkı.  Kul hakkı ise menfaatleri ve sorumlulukları, görevleri olmaktadır.  Kulun ıskat edebileceği her hak buna dâhildir. Allah’u Teâlâ’nın hakkını ise kulun ıskat etme hakkı ve yetkisi yoktur.  Mesela kul hakkı kul onu ödeyince kurtuluyorsa ki bu kul haklarıdır ama Allah hakkına kulun ödeme şansı yok ki. Allah hakları kesin ceza olarak uygulanır,  affı yoktur.  Tövbe istiğfar ise ancak öbür âlemde Cenabı Hak değerlendirir,  kabul eder etmez onu kendi bilir. Dünyadaki ceza durumu böyle.  Sırf Allah’u Teâlâ’nın hakkı olan iman etmek,  kâfir olmanın haram kılınması gibi hususlar.  Şimdi şöyle bir bakalım tekâlifi ilahi, Cenabı Hak kulundan önce ne istiyor,  kesin iman istiyor. Bir de sırf kul hakkı vardır.  İman etmek sırf Allah hakkıdır ve kâfir olmanın kesin haram olması.  Onun için kesin İman etmedikçe Allah hakkı ödenmez. İmanla ilgili,  sırf kul haklarına gelince bunlar da borçlar,  eşyanın bedelleri gibi ihtilaf edilen haklar vardır.  Yani Allah hakkı mı,  kul hakkı mı diye.  Bu da kazif haddi yani iftira,  bu çeşit bir haktır.

 

Dakika 1:40:02

 

Şöyle bir bakınca Allahu Teâlâ’nın da bir hakkı bulunmuş olur bütün haklarda,  Allah’ın bir hakkı vardır.  Hiçbir kul hakkı yoktur ki onda Allah’u Teâlâ’nın da bir Hakkı bulunmuş olmasın.  Yani her kul hakkında da Allah’ın hakkı vardır.  İçinde kul hakkı mevcut olmayan Allah hakkı vardır ama içinde Allah hakkı bulunmayan kul hakkı yoktur.  İlahi haklar vardır.  İşte faiz akitleri, garar,  aldatma,  yine garar ve meçhul akitleri,  malını ziyan etmesini, rahmeti sonucu yasaklamıştır Cenabı Hak kimseye malını da ziyan edemezsin diyor. Ben nimet-i sana verdim israf edemezsin, telef edip heder edemezsin diyor. Haram kıldığı birçok şey kulun menfaati içindir. Müskirat mesela aklı korumak için,  hırsızlığı malını muhafaza için,  kasfi yani namusa iftira etmeyi ırzını korumak için,  öldürme ve yaralamayı canını korumak için haram kılmıştır.  Bu ve benzeri bütün haklar Allah’u Teâlâ’ya aittir. Lütuf ve rahmetinin gereği olarak kullarına yasaklar getirmiştir.  Bunlar hep lütfunun tecellisidir.  İmamı Azam Ebu Hanife’nin ve İmameyn’in had uygulanmaz ancak Mehir vermesi icap eder demişlerdir.  Mesela zinaya zorlanmış adama had uygulanır mı,  konusunda da Mehir vermesi icap eder demişlerdir.  İmamı Malik ve Hanbeliler hem Mehir vermesi hem de had uygulanmasının lazım geleceğini söylemişlerdir.  Evet, kıymetliler zinaya zorlanmış kimseye had uygulanmaz diyor İmamı Azam ve iki talebesi.  Ancak Mehir vermesi icap eder demişlerdir.  Bu zorlama tehdit,  ikrah altında yapılan iş. Fakat İmamı Malik ve Hanbeliler hem Mehir vermesi hem de had uygulanmasının lazım geleceğini söylemişlerdir. Şafiiler ile muhakkik Malikiler.  Had icap etmez demişler,  Hanefiler gibi düşünmüşlerdir.  Şanlı Peygamberimiz Ümmetimden hata,  unutma ve yapmaya zorlanmış oldukları şeylerin günahı kaldırılmıştır diyen hadisi şerif’e istinaden bu kanaate vardıklarını görüyoruz. Yine ispat konusunda da mesela hâkimin huzurunda ispat edilmesi zinanın. Bu ikrar ile veya şahitler vasıtasıyla olmaktadır.  Zina, sirkat,  muharebe yani yol kesme, yani eşkıyalık,  içki içme haddi gibi ki yine örtülmesi de zaten mümkün mertebe hâkimin hüküm verirken veya hükümden önce bilmesi ile sabit olmaz.

 

1:45:18

 

Çünkü bu gibi suçların cezası şüphe bulunma durumunda düşer.  Mümkün mertebe de örtülmesi menduptur.  Yani açığa çıkmamış bir suçu zoraki açığa çıkarmaya zorlamak diye bir şey yok,  sadece açığa çıkma imkânı varsa açığa çıkar, yoksa zorlayarak açığa çıkartmak gibi bir durum da had cezalarını düşürmek için tazire dönüştürmek için burada bir uyarıda bulunmaktadır.  Canileri,  suçluları, delilsiz cezalandırmaz.  Yani İslam’da deliller tam olmadıkça ceza verilmez. Yine şüphe oldukça had uygulanmaz, tazir uygulanır.  Hanefi ve Şafiiler karine ve işaretler ile zinanın ispat edilmesi hükmünü vermezler.  Kim? Hanefi ve Şafiiler.  Çünkü karineler de yine az çok şüphe bulunur. Çünkü had cezalarında şüphe kalkmadıkça had uygulanmaz.  Delil, adil, hür ve Müslüman olan 4 kişinin biz bu zina işini gördük diye zinaya şahitlik etmeleridir. Yani dört tane şahit lazım delillerin hem de görmüş olmaları şartıyla. Yine 4 kişi olmasının delili konusunda da kadınlarınızdan, fuhuş işleyenlere karşı içinizden dört şahit getiri buyuruyor Yüce Allah Nisa Suresi 15.  ayeti kerime.  Buna karşı 4 şahit getirmeli değil miydiler?  Bu da Nur suresi 13. Ayeti kerime.  Namuslu ve hür kadınlara iftira atan, zina isnadı ile iftira atan, sonra buna dair dört şahit getirmeyen kimseler hakkında da Nur suresi 4. Ayet,  bunlara da ne yapılıyor, 80 sopa vuruluyor.  Hanefilere göre şahitlik eden 3 kişiye kazif haddi uygulanır.  Yani namusa iftira.  Hz. Ömer Muğire ’ye karşı zina şahitliği yapan 3 kişiye had uygulamıştır. Yani kazif haddi,  iftira etmişler.  Buhari Şerif bunu sahihinde rivayet ettiğini görüyoruz. Yine mükellef olmak,  akıl baliğ olmak,  çünkü böyle olmayanların şahitliği kabul edilmez.  Kadınların şahitliği, hadlerde,  had cezalarında, erkekler için hiçbir zaman zinada kadınların şahitliği kabul olunmaz. Bunun sebebi kadınların şeref ve haysiyetlerine saygı göstermektir.  Kadınları böyle şeylere karıştırmamak.  Çünkü zina çirkin ve kötü bir şey olduğundan kadınların bu gibi çirkin olayları karışması istenmez.

 

Dakika 1:50:12

 

Ama başka şahitler bulunmadığı zaman sırf kadınları ilgilendiren konularda tabii kadınların da şahitliği geçerlidir öyle yer vardır ki bir kadının şahitliği yeterlidir,  öyle yerlerde vardır. Dereyi,  tepeyi kimse düz görmesin.  Yine adalet fasık’ın,  yani şehadeti kabul edilmez. Kişi,  şahitlik eden kişi adaletli olacak ve onun adil olduğu bilinecek.  Hür olmak,  kölelerin de şahitliği kabul edilmez.  Sonra Müslüman olmak.  Asıl şahitlik olması, yani birinin yerine vekil şahitlik yapamaz.  4 şahit o konuda ittifak halinde olması gerekir.  Biri bir türlü biri başka türlü diyorsa o şahitlik olmaz yine hat düşer şüphe işin içine girer.  Meclis Birliği de olacak. Eğer kabul edilmezse şahitlikleri ayrı ayrı birbiri peşinden gelecek olurlarsa şahitlikleri kabul edilmez.  O takdirde kazif haddi cezasına çarptırılırlar.  Şahitlik yapan ya doğru şahitlik yapacak ya da cezaya çarptırılır.  Rabia ve Mudar kabileleri kadar çok olarak teker teker gelseler hepsinde kırbaçlardım diyor Hz. Ömer. Yani yanlışa İslam’da müsaade yok.  Cima yapabilecek kudrette olması lazım. Zina edecek halde olmayan birisinin hakkında şahitlik yapsan bu iş senin aleyhine döner.  Zaman geçmemiş olmalıdır.  Bir had hakkında suçun işlendiği sırada değil,  sonradan şahitlik eden bir kavim içlerindeki bir kin sebebiyle şahitlikte bulunmuştur. Onların şahitliği kabul değildir.  Kıymetli izleyenler zaman aşımı süresi İmamı Azama göre kadı tarafından takdir edilir,  yani hâkim tarafından.  Her devirde ve çevrede özürler farklıdır.  Onun için İmameyn ise bir ay veya daha fazla olabilir demişlerdir.  Bir aydan az ise o zaman aşımı sayılmaz demişlerdir.  Şahitler şahitlik sıfat ve ehliyetini taşımalıdır.  Şafii ve Hanbeliler şahitlik yapıldıktan sonra bu gibi manilerin ortaya çıkmasının etkisi olmaz demişlerdir.  Evet, kıymetliler şahitlerin ittifak etmesi Hanefilerin cumhuruna göre şahitlere de had vurulmaz.  İmamı Züfer’e göre ise bu şahitliklere had uygulanır.  Tabii ortada durum enine boyuna keşfedilir,  ona göre hepsinin görüşü yerindedir.  Zamanaşımı konusunda Maliki,  Şafii ve Hanbeliler şehadet zaman geçmesi ile de kabul edilir dediler,  Maliki, Şafii, Hanbeliler.

 

Dakika 1:55:11

 

Yani burada zaman aşımı ortadan kalkmış gibi görünüyor.  Yine ikrar etme konusunda akıllı ve buluğa ermiş, hâkimin huzurunda 4 mecliste 4 defa itiraf etmesinden ibarettir. İkrar konusunda akıllı ve buluğa ermiş olan şahsın zina ettiğini hâkimin huzurunda 4 mecliste 4 defa itiraf etmesinden ibarettir. Bakın görüyorsunuz kıymetliler.  Adam kendisi gelip 4 defa itiraf edecek ki itirafından sonra had uygulanacak. İslam dini ne kadar tolerans tanıyor,  hak tanıyor.  Yani öküzün altında dana aramıyor.  Buluğ,  konuşma,  yani bütün hadleri içine alan şartlar vardır ki bunlar buluğ,  konuşma,  yine dilsizin Şafiilere göre işaretle ikrar etmesi,  isteyerek yapılması, ikrarın birden fazla olması,  ikrarın 4 defa tekrarlanması lazımdır.  Yine Şanlı Peygamber önünde 4 defa ikrar etmiştir kim,  Maiz.  Hem de kendi geliyor, dört defa ikrar ediyor. Peygamberimiz onu gel sen şöyle suç işlemişsin demiyor ki.  Hanefiler ve Hanbelilerin mezhebi böyledir.  Malikiler ve Şafiiler bir kere ikrara kâfidir demişlerdir.  Bakın buradaki ihtilaf nasıl rahmete dönüşüyor.  Şimdi bu ihtilafların olduğu yerde nedir,  dört ikrar olmadıkça yine ortada şüphe olacak had düşecektir.  Ey Ümeyr şunun karısına git diyor Peygamberimiz.  Zina ettiğini itiraf ederse onu recmet diyor.  İtiraf ederse diyor.  Çünkü Peygamberimize gelmiş defalarca. Bu 4 defa İtirafta Peygamberimize 4 defa gelmiş adam,  mesela zina eden adam.  Peygamberimiz sen zina etmişsin diye çağırmıyor ki onu kendi gelip itiraf ediyor.  Gamitoğullarından zina yaptığını itiraf eden kadına Şanlı Peygamber (A.S.V.)  yazık sana dön ve Allah’a tövbe ve istiğfarda bulun deyince kadın sanıyorum beni de Maiz Bin Maliki geri çevirdiğin gibi geri çevirmek istiyorsun diye cevap vermiş kadın. Yani kadın İlla cezamı ver diye diretiyor Peygamberimiz.  Çünkü bunları Peygamberimiz had cezasına çarptırmamak için geri çevirmiş erkeği.  Kadın gelmiş o da beni de mi çevireceksin yani cezamızı ver diyor illa. Hazreti Peygamber O ne demek oluyor deyince kadın, o zinadan hamile bulunuyor demiş.  Resulü Ekrem’in sen de mi hamilesin sorusuna kadın evet deyince, Resulullah kadına karnındakini dünyaya getirinceye kadar bekle öyleyse buyurmuştur.

 

Dakika 2:00:02

 

İşte durum bu merkezde. Allah’ın rahmetini,  âlemleri ezeli ebedi, rahmeti, adaleti yok sayan dinsiz, imansız İslâm düşmanları,  bunları iyice anlasınlar iyi dinlesinler.  Çağdaş bunlar hakikat düşmanlarıdır,  İslâm düşmanlığı her çağda tam hakikatin azılı düşmanlarıdır.  Şu Peygamberin merhametine bak,  suçluların itirafına ve ısrarına bak. Adam İlla cezamı ver diyor,  ben bu suçu işledim diyor daha ötesi var mı?  Zina ikrarını yapıldığı meclislerin birden fazla olması. Maiz her defasında meclisten çıkıyor sonra geri dönüyordu. Peygamberin (A.S.V.) ‘ın oturduğu yer ise değişmemişti. Hanefilerin görüşü budur.  Ulemanın çoğunluğu ise ikrarın tek mecliste yapılmasını kâfi görmüşlerdir.  İkrar devlet başkanı,  yani İslam devlet başkanı veya hâkimin, kadının huzurunda, kadı denmektedir hâkimlere İslam’da,  İslam hâkimlerinin huzurunda yapılmalıdır, ne,  ikrar. İkrar sırasında ayık olmak,  zina etmesi düşünebilecek bir şahıs tarafından yapılması, konuşabilmesi ve şartlar arasındadır.  Evet kıymetliler. Oğlunun kamçılanması ve bir sene sürgün edilmesi gerekiyor.  Ey Umeys şunun karısına git eğer zina ettiğini itiraf ederse onu rejim et, itiraf ederse diyor dikkat et. İkrar karşı delildir yani noksan bir delildir.  İşte bunu durumunu da bu delillerle ortaya koymaktadır.  Kadın inkâr edince sadece ikrar eden adama had vurulmuştur.  Şimdi birinde de kadın inkâr etmiş ama ikrar eden erkek cezalanmıştır o zaman da.  İkrarda zaman aşımının etkisi olmayacağı konusunda ittifak etmişlerdir.  Eğer ikrar varsa zaman aşımı olmaz. Yine idrarında bulunan kişiye hâkimin tavrı nasıl olmalıdır.  Onu kovmalıdır hâkim.  Çünkü Peygamberimiz Maiz’e yaptığı gibi bunu üç kere tekrarlanmalıdır.  Çünkü Peygamberimiz Maiz’i geri çevirmiş defalarca o tekrar gelmiş.  Hanefi uleması dört kere ikrarda bulunduğunda kadı onun durumunu inceler.  Akli dengesinin yerinde olup olmadığını kontrol eder dedi Hanefi uleması.  Her insan gelip de dört kere benim cezamı ver, ben zina ettim demesi öyle kolay bir şey değil ki.  Sen de cin çarpması mı, yoksa delilik mi var?  Kim söyledi bunu? Peygamberimiz Maiz’e diyor bunu.  Sende cin çarpması mı yoksa delilik mi var.

 

2:05:00

 

Demiş?  İşte görüyorsunuz kıymetli efendiler. Şafii ve İmamı Ahmet’ten gelen haber,  onların kanaati ki başta İmamı Azam Ebu Hanife olmak üzere ikrardan dönse had düşer mi?  Evet had düşer.  Hadleri şüphe bulunma durumunda düşürün.  Çünkü Peygamberimiz hadleri düşürün ne zaman şüphe varsa.  Belki ona sadece dokundun.  Bak Peygamberimiz adamı kurtarmaya çalışıyor, adam geliyor Peygamberimize ki O adam yine Maiz.  Sen zina etmemişindir diyor sen ona sadece dokundun diyor Peygamberimiz, belki onu sadece öptün diyor yani sen zina etmedin, etmemişimdir diyor.  Peygamberimiz ki adamı uyarıyor her konuda.  Kaçtığında Maiz’in peşinden giden ashabına da bıraksaydınız ya onu belki tövbe ederde,  Allah’u Teâlâ tövbesini kabul ederdi diyor.  Yani ashabının da onun peşinden gitmesini de istemiyor.  Bu bir insanlığın İslam’ına, tövbe ve istiğfarına çalışan Peygamber. İkrarda bulunan kişinin özrü olmaz,  adam ikrar ettiyse o suçun cezası verilir.  Şüphenin bulunması dışında böyledir,  şüphe varsa had düşer, tazir cezası gerekiyorsa uygulanır.  İkrardan dönme caizdir dediler hem de ittifak ile.  Kıymetliler bütün hadler İslam Devlet Başkanı, yani İslam Devleti tarafından, İslam Devleti’nin tayin ettiği hâkim tarafından uygulanır.  Bu hadleri herkes rastgele uygulayamaz.  Eğer had rejim cezası ise taşlamaya şahitler tarafından başlanması şarttır.  Yani dört tane şahit o işi tam gören ve bilen kişiler taşlamaya başlar.  İkrar ile sabit olduysa.

 

Dakika 2:08:13

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 90 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}