HadısŞerifKülliyatı 15-01

15-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 15

15- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 15

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain Euzu bikelimatillahit taammaati min şerri ma haleka ve zerea ve berea, rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatın ve euzu bike rabbi en yahdurun’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Çok kıymetli ve muhterem efendiler; sizlere hadisi usulden keşif notları vermeye devam ediyoruz. Sünnet dediğimiz zaman Hz. Peygamberin (A.S.V) yüce kitabımız da Üsve-i Hasene diye takdim edilen hayatı ve Hz. Ayşe validemizin ifadesi ile Kur’an’dan ibaret olan ahlakıdır. İşte açıklamak ve anlatmak da ve bunun iyi kavranması için çalışmak, Peygamber (A.S.V) tebliğ açıklamaya başladığı andan itibaren sünnet devre de demektir. Çünkü günlük hayatı ilahi irade istikametin de, tanzim de kim benim sünnetimden yaşama tarzımdan yüz çevirirse bakın Peygamberimiz buyuruyor; benden değildir dinin elden çıkışı sünnetin terki ile başlar. Halat nasıl iplik, iplik ortadan kalkarsa dinde birer, birer sünnetin terki ile ortadan kalkar. Sünnet, hadisi şerifler ile Peygamberimizin sözleri, işleri, takrirleri tüm yaşantısı ve Kuran-ı Kerimin açıklanması gibi. Peygamber’siz nasıl ki İslam olmadığı gibi hadisi şerifler yani sünnet de olmadan olmaz. Zira sünnetin terk edilmesi ile doğacak boşluk, sünnetin tam zıttı olan bidat tarafından doldurulur. İşte bidatların süratle yerleşmesinin sebeplerinden bir tanesi sünnetin iyi bilinmemesi yaşanmamasıdır. Sünnet İslam kültürü, bidat ise İslam kültürüne ters düşen ondan geri, ondan İslam kültürün de yeri olmayan her türlü yabancı unsur demektir. Ümmet sünnetle vardır onunla yaşar, yozlaşma da sünnetten ayrılmakla başlar. Şu bir asrın içerisine bakarsanız Allah demenin bile yasak olduğu günler de ümmetin başına dindarların başına balyoz gibi inenlerin bu dini yok etmek için neler yaptıklarına bir bakın. Kitap vahyi, vahiy kaynağı metluv denir. Kitap lafız ve mana olarak vahiy olduğu için ona vahyi metluv denir.

 

Dakika 5:04

 

Sünnet ise vahyin bir çeşit meal ve mefhumu niteliği ile zımmen vahiydir fakat lafız olarak vahiy niteliğine sahip değildir. Bu sebeple de ona vahyi gayri metluv denilmektedir. Hz. Peygamber (A.S.V) aynı zaman da beşeri aklın en üst seviyesindedir. Nebevi akıl veya melekeyi nübüvvetten sadır olmaktadır sünnet, bağlayıcılığı da sünnetin ilahi nebevi kaynağından ileri gelmektedir. Beyan, tekit, tebyin ve teşri, sünnet Kuranı Kerim’de bulunan bir hükmü tekit ve tasdik eder. Tebyin, tefsir, tafsil, tavzih, tahsis, takyit, şek izah ve yorum gibi sünnetin kitabı açıklama fonksiyonudur. Teşri sünnetin hüküm koyma koyması demektir, teşri fonksiyonu şöyle bakalım, sünnet asla kitaba muhalif değildir. Kitabullah da bulunamayan çözümler sünnette olabilmektedir, sünnetin hüccet olduğun da sünnetin delil olma niteliği tartışma konusu yapılmaktadır. Bütün gayretler işte bu aidiyeti doğru olarak tespit edebilmek içindir. Bir elçi onu gönderen gibi addedilir. Peygamberi kim gönderdi? Yüce Allah. Peygambere karşı koyan Allah’a karşı koymuştur sünneti kabul etmeyen yarın Kuran-ı da inkâr edecektir ve hatta elçinin sözü söylediği söz gibi kabul edilir, kimin sözü elçinin sözü onu memur edenin şahsın söylediği söz gibi kabul edilir. Çünkü Peygamberi Allah’u Teâlâ gönderir. Peygamber Allah’tan aldıklarını yerine yerleştirir, Allah’tan aldığı emirleri uygular. Peygamberin getirdiğini alın ve sizi men ettiği şeyden de sakının buyuruyor yüce Allah. ‘’Haşr Suresi 59’’ O Peygamber kendi arzusunca konuşmaz, onun söylediği sadece Allah’ın vahiy eylediğidir. ‘’Necm Suresi 3 ve 4. Ayeti Kerimeler’’ Peygambere itaat eden muhakkak ki yüce Allah’a itaat etmiş olur. ‘’Nisa Suresi ayet 80’’ Onun yorumuna ve irşadına muhtaç olmadan getirdiği dini anlamak ve yaşamak nasıl mümkün olacaktır? Yani Peygamberin açıklamasıyla din açıklanmış olur ve anlaşılmış olur, tebliğ görevi yapar Peygamber (A.S.V) fetva verir.

 

Dakika 10:00

 

Kaza hâkimlik vasfıyla hüküm verir, dava halleder. İmamet devlet başkanlığı vasfı ile birtakım idari tasarrufta bulunur, mübelliğ ve nakildir, bu ümmeti bağlayıcıdır, ifta bağlayıcıdır ifta tasarrufu. Kaza tasarrufu sadece dava da taraf olanları bağlar. İmamet, İmamet de açıkça bir yaptırım gücü söz konusudur. Onun için sünneti hadisi şerifleri ulema tarih boyunca çok sıkı sıkıya ele almış korunarak bize kadar gelmiştir, hem de çok güçlü korunmuştur. Çözüm getirecek ve Müslümanlar arasın da inanç ve davranış birliğini sağlayacaktır. Bu cihan şümüllüğün doğal bir sonucudur, bütün dünyalılara hitap ettiğine göre uygulanabilir olması elbette ortadadır, sahabeler tarafından Peygamberden duyarak algılama amacıyla yaşamaktır. Sahabe bütün hadisi şerifleri bizzat Peygamberi Zişan’dan almışlardır, Tabiin de sahabeden almıştır ve zincirleme böyle gelmiştir, bunun ezberleyerek geliyor kitaplara yazılarak geliyor tedvinden geçiliyor tedvin yapılıyor. Tasnif-ul Kütüb, tasnif tasniften geçiyor, kim bile bile yalan uydurup Peygamberimize isnat ederse cehennemdeki yerine hazırlansın buyuruyor Peygamberimiz. Peygamber hakkında kim yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın hadisi şerifi mütevatir bir hadistir. Sahabeler bizzat uygulamak hayatlarını ona göre tanzim etmek gayesiyle sünneti öğreniyorlardı, hem öğreniyorlar hem yaşıyorlardı, deliller peşin de bulunuyorlardı. Bilginin amele intikali iç ya da dış bir takım amillere bağlı olarak açık bir gevşeklik görülmemekte o bidat ve hurafeler ki sapıklık sebebi oldukları bir zat Hz. Peygamber tarafından bildirilmiştir. Yüce İslam gevşekliği ihmali kabul etmez. Ulema çok titiz çalışmıştır, gevşeklik gösterenler derhal uyarılmıştır, sünnete yabancı unsurların karışmaması için Müslümanların ve özellikle hadis âlimlerinin gösterdiği fevkalâde dikkat ve gayreti takdirle anmamız gerekmektedir. Kuran-ı Kerim’in insanlar tarafından doğru anlaşılması, algılanması açısından söylenmiş bir sözdür hadisi şerifler bunu Abdurrahman Bin Mehdi’nin şu sözün de anlamaktayız, hadisi şerifler Kur’an-ı açıklamaktadır sünnet olabilmek için Kuran-ı Kerim gibi bir asla dayanmak zorundadır.

 

Dakika 15:01

 

Bu ameli noktadan bir değerlendirmedir. Hukuki açıdan 2. derece de hukuk kaynağıdır. Sıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum diyor Şanlı Peygamber Hz. Muhammed Mustafa (A.S.V). Nedir o iki şey? Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve Resul’ünün sünneti yani hadisi şerifler. Kuran-ı Kerim’in ilk ve en yetkin müfessiri Hz. Peygamberdir hatta onun temiz hayatı, canlı Kur’an’ı Kerimdir. Bu yüzden de sadece onun hayatını taklit etmek din sayılmaktadır. Bunun dışın da kimsenin hayatı din olarak taklit edilemez. Sünnetin en güzel örnek olduğuna inanmak gerekmektedir. Çünkü insanlığı kurtaracak ana kaynak iki Kuran-ı Kerim ve sünneti şeriftir. Onun yanın da icma ümmet ve kıyas vardır, şüphe etmek Hz. Muhammed’in Risalet’ine karşı çıkmak anlamına geleceği için kişiyi imandan eder. Nitekim İbni Mesud (R.A) Hazretleri de; Nebinizin sünnetini terk ederseniz saptınız gitti demektir buyurdular, hemen sapıtırsınız dedi gerçekten en doğru yola çağırıyorum. Evet, kıymetli efendiler; bu ‘’Müminun Suresi ayet 73’e bakıver’’ Eğer ona şanlı Peygambere itaat ederseniz doğru yolu bulmuş olursunuz. Buda ‘’Nur Suresi 54. Ayeti Kerime’’ Yüce Allah buyuruyor bunları. Evet, kıymetliler; sünnete sarılmak her Müslümanın görevidir halkımız bidat ve hurafelerden, aydınımız ise yabancı şartlandırmalardan yakasını kurtaramadığı için işte ümmeti Muhammed’in hali bu duruma düşmüştür. Buraya dikkat et! Halkımız bidat ve hurafelerden aydınımız ise yabancı şartlandırmalardan yakasını kurtaramadığı için bu konu da tam bir kargaşa hüküm sürmektedir. Ümmetin içindeki kargaşanın sebebi budur halk sünnete sarılacak, aydınlar da yabancı şartlandırmalardan paçasını kurtaracak, yabancıyı taklitten kendini kurtaracak. Şu anda ümmet yabancıyı taklit etmektedir, bidat’a saplanmıştır birçok konular da. Ümmetin yaşantısına bakın yaşantısın da sünnet mi görülüyor kitap sünnet mi görülüyor? İcma mı görülüyor kıyas mı görülüyor? Bid’ at mı var yabancıyı taklit mi var? Şimdi de Rivayetül Hadis ilmi konusun da Hz. Peygamberin söz fiil takrir ve halleri bunların rivayet ve zapt edilişi, hadis naklin de hatadan uzak kalmak için bütün gayretlerin adı işte nedir? Hadis ilmi usulü hadis ilminin içine alınmıştır ve süzgeçten geçirilmiştir.

 

Dakika 20:10

 

Dirâyetül hadis ilmi kaideler ilmidir. Her şey kural ve kaideye bağlanmıştır. Söz, fiil, takrir, yaratılış veya huyla ilgili bir vasıf olarak Hz. Peygamber (A.S.V) veya sahabe ve tabi’una izafe edilen her şeydir, hadis ilminin temeli hadisin tarifi budur. Hadis en geniş şekliyle böyle izah edilmiştir. İsnat dindendir eğer isnat olmasaydı her rast gelen aklına eseni rivayet etmeye kalkışırdı. Abdullah İbnül Mübarek de pek haklı olarak işte bunu söylemiştir. Ali isnat yani güvenilir olan senede denir. Bu grup sahih ve hasen hadislerden teşekkül eder ki bunlara makbul hadisler denir. Merdut hadisler de ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisi ile amel gerekmeyen hadislere de merdut hadisler denir. Mütevatir hadisler ise yalan üzere birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun her nesil de kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği işitme veya görmeye mahsusat yani dayanan hadislerdir. Ahat hadisi şerifler ise Mütevatir hadis şartlarına şartlarını taşımayan hadislerdir. Mütevatir değildirler ama sahihtirler senet dereceleri tevatüre ulaşmamıştır ama sahih oldukları senetlerin de incelenmiştir. Sahih bunlar da şu kısımlara ayrılır; Sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üçe ayrılmıştır. Sahih hadis hüccettir ve gereğince amel etmek vaciptir. İşte burası da çok önemlidir, sahih hadisler derece olarak yedi derecedir. Buhari, Müslim’in müştereken kitaplarına aldıkları hadisler 1. dereceyi teşkil ederler. Sadece Buhari’nin aldıkları, sadece Müslüm’ün aldıkları, kitaplarına almamışta olsalar Buhari ve Müslim’in hadis kabul şartlarına uyanlar, yalnızca Buhari’nin şartlarına uyan hadisler, Müslim’in şartlarına uyanlar. Buhari ve Müslim’in dışındaki hadis mütehassıslarının sahih dedikleri hadisler işte yedi kısım bunlardır. Zayıf hadisler de gereği kadar incelenmiştir. Hasen hadis yine hüccettir. Ceyyit ve kavi terimleri sahih demektir. Salih terimi ise sahih ve hasen hakkın da ortak kullanılır. Müstahsen ise sahih olmaya daha sahih olmaya da hasen olmaya da ihtimali var demektir müstahsen olanlar.

 

Dakika 25:06

 

Zayıf hadisler sahih ve hasen hadis şartlarını taşımayan hadislerdir. Bu senetler mükemmel bir şekil de incelenmiştir, senetteki kopukluk gözden geçirilmiş, Ravi’de ki cerhi gerektiren bir hal gözden geçirilmiş. Mürsel tabiinin sahabe ravi’yi atlayarak, tabiinin sahabe ravi’yi atlayarak Hz. Peygambere izafe ettiği hadise Mürsel denir. Ebu Hanife İmamı Malik ve taraftarlarınca sikanın Mürsel’i sahihtir hüccettir demişlerdir. Yani güvenilir Ravi’nin demektir. Munkatı olanlar, senedi muttasıl olmayan hadistir. Mürsel hadisten daha zayıftır. Mu’dal hadisler iki veya daha fazla Ravi’nin düştüğü hadislere denir. Mu’dal munkatı’dan daha zayıftır. Muallak senedin bütünüyle hazf olunduğu hadistir. Müdelles, senetteki bir Ravi’nin ismini atlayarak yapılan rivayettir. Metruk veya matruh, yalancılık çok yanılma gibi kusurların bulunmasıdır. Muallel hadisler, gizli kusur taşıyan hadislerdir. Şaz olanlar, bir Ravi’nin daha sika bir Ravi’ye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir. Münker, daha zayıf bir Ravi’nin zayıf Ravi’ye muhalefetidir. Müdreç, ravilerden birinin yaptığı ilaveyi ihtiva eden hadistir. Maklup, birbirine karıştırılmış olarak rivayet edilenlerdir. Muzdarip olanlar, muhtelif şekiller de rivayet edilir, tercih etmek imkânı olmazsa böylesi hadislere de muzdarip denir. Musahhaf olanlar, değiştirilmiş olan hadistir, kelimelerin de noktaların da değiştirme vardır. Muharref harekeleri değiştirilmiş hadistir. Mevzu hadisler ise uydurulmuş yalan üzere uydurulmuş hadislerdir. Evet, kıymetliler; Peygamber (A.S.V) tarafından Allah’u Teâlâ’ya izafe edilmişse bu hadisi ilahi veya Rabbani hadis adına alır ki buna Kutsi hadis denir. Evet, hükmen sadece Hz. Peygamber’e izafe edilen hadise de merfu hadis denmektedir. Merfu hadis hüccettir. Mevkuf senet sahabe de kalır, Hz. Peygambere ulaşmaz ve hüccet de değildir. Maktu herhangi bir tabii ye izafe olunan söz fiil veya takrirlere denir. Maktu hadis hüccet değildir. Müselsel, tekrar ederek rivayet ettikleri hadistir.

 

Dakika 30:00

 

Muttasıl, Mevsul, müsned senetteki ravileri tam olan hadislere denir. Garip hadisler bir Ravi’nin yalnız başına rivayet ettiği hadistir. İşte kıymetli efendiler; ulemayı görüyorsunuz ki ince elekten nasıl elemişler. Radıyallahu anh, Radıyallahu Anhüma bunlar sahabenin isimleri geçtiği zaman bu şekil de olması gerekir, yazılı değilse yazılıymış gibi okunması bunları tekrar etmekten bıkmaması gerekir. Bu noktayı ihmal eden kişi büyük bir hayırdan mahrum kalır ve üstün bir fazileti kaçırmış olur. Çünkü Sahabeye sen bu duayı yapmaz da kime yapacaksın. Diğer Peygamberlerin isminden sonra Aleyhisselamın kısaltması olarak, Peygamber efendimizin isimlerini duyduğum zaman Aleyhisselatu vesselam, bazen de kısaltmaları yazarken (S.A) bazen de (S.A.S) yazılmıştır, bunlara da dikkat etmişlerdir ulema. Kadın sahabeler rivayet ederse (Radıyallahu Anha) denmiştir. Çünkü zamirler kadınların zamirleri ayrıdır, erkeklerin zamirleri Arapça da ayrıdır. Fıkıh ve diğer dini ilimler ile meşgul olan herkes Ebu Davud’un sünenine itina ve itibar etmeli ve onu tam olarak kavramaya çalışmalıdır. İşte Kütüb-i Sitte’nin üçüncüsü de Ebu Davud’dur. Kıymetliler; Ebu Davud ismini alan hadisi şerif kitabıdır. Bunlar hakkın da size kısaca bilgiler verdik ve İnşallah vermeye de devam edeceğiz.

 

Dakika 33:03

 

(Visited 56 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}