AmeldeFıkhı 152-01

152- Amelde Fıkhı Ekber Ders 152

 AMELDE FIKHI EKBER DERS 152

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; Amelde Fıkhı Ekber in keşif notları ile dersimiz devam ederken konumuz evlilik ve evliliğin sıhhatinin şartlarıdır yani bir evliliğin geçerli olması için neler lazımdır? Bu şartlar konusunda bir kısmın dada olsa ittifak edilmiştir ve diğer bir kısmında ise ihtilaf vardır ama her ihtilafında rahmet olduğunu unutmamak lazım çünkü bunlar ilmi ihtilaflardır müçtehitler arası ihtilaftır. Feri olarak akde mahal olması şartlardan biri bu sıhhat şartıdır. Yine akit sigasında ebediyet olması şahit imlerin bulunması, rıza ve seçme yani ihtiyar yani kişinin kendi isteğiyle ihtiyarı burada bir muhtariyet vardır. Karı ve kocanın belli olması umre veya hac için ihram halinde olmaması, Mehir ile olması, gizlemek için anlaşmamak yani gizli olmaması, tehlikeli bir hastalığında olmaması gerekir ve bir de veli bulunmasıdır bu bütün mezheplere göre şartlardır. Her mezhepler konusunda ayrı ayrı zaten keşif notları veriyoruz sizlere her mezhep her konuda ne demiş. Kadın erkeğe geçici olarak şüpheli bir şekilde haram edilmiş olmamalı kadının durumu hakkında fıkıh âlimleri arasında ihtilafta olmamalıdır. iddetin beklemekte olan kadını nikâhlamak yani iddet bekleyen kadını nikâhlamak caiz olmadığı gibi hala ile erkek kardeşinin kızını veya teyze ile kız kardeşinin kızını birlikte nikâhlamak gibi böyle bir yanlışlarında olmaması Hanefiler bu konuda akit ittifakla batıl olur demişlerdir. Eğer böyle bir şey varsa diyorlar Hanefi uleması yine nikâh kıyılan kadın erkeğe ebedi haram olanlardan olmaması mesela kız kardeş kız hala ve teyze gibi nikâhı ebedi haram olanlar vardır bunlardan birisi asla olmamalıdır Hanefi uleması tahrim kesin olursa batıldır. Nikâh batıl olur haramlık zanni olursa nikâh fasit olur demişlerdir Hanefi uleması her konuyu detaylarıyla güzel incelemişler diğer âlimlerimizde böyledir. Yine nikâhın ebedi olması gerekir bide sîga evlenirken de ebediyyata niyet edilmesi gerekir zamanla sınırlanırsa batıl olur mesela muta nikâhı geçici nikâh diye bilinir ki bu ehlisünnet tarafından ret edilmiştir ve neshe uğramıştır.

Dakika 5:10

İslam’ın ilk günlerinde bir ara buna savaşanlarında cevaz verildiği haberleri daha sonra bunların hükmü kaldırılmıştır ve nikâh geçici asla olamaz. Nikâh artık ebedi ömürleri varsa mezara kadardır oradan da mahşere kadar gelir mahşerden de artık gideceği yere kadardır. 4 mezhep ve Sahabelerin cumhuru muta ve benzeri evliliklerin batıl olduğunda ittifak etmişlerdir buraya dikkat et 4 mezhep ve Sahabelerin cumhuru muta ve benzeri evliliklerin batıl olduğunda ittifak etmişlerdir. Hanefi uleması hükmünün sünnette belirtilmiş olmasıdır. Yani batıl olmasının sebebi hükmünün sünnette belirtilmiş olmasıdır. Yani sünnet ile de muta nikâhı batıl olduğu ispat edilmiştir diyor Hanefiler. Yalnız İmamı Züfer muhakkak geçici nikâh sahih zaman belirleme şartını da fasit veya batıl kabul etmiştir. Evlilik sahih ve ebedidir çünkü nikâh fasit olan şartlarla batıl olmaz demiştir. Fakat yine de Züfer’e göre de yine de fasitlik vardır nikâhta o yönüyle de bütün mezheplere oda katılmış oluyor. Mezheplere ve Ashabı Güzin’in cumhuruna imamiyeye göre Şia dan imamiyeye göre muta evliliği ya da zamanla sınırlanmış nikâh yapmak caizdir zaniye yani fahişe ile ise mekruhtur demişler. 3 sözden biriyle yapılır bunlar seninle evlendim, seni nikâhladım, seninle muta yaptım gibi lafızlardır bu imamiyyenin görüşüdür ki Ehlisünnet bunları kabul etmemiştir ve ret etmiştir. Şimdi hükümleri süre söylendiği halde Mehri söylememek akdi batıl kılar. Şimdi bu konuda geçici nikâh konusunda süre süreyi açıklamaksızın Mehri tayin ve tespit etmek akdi daimi şekle çevirir. Evet, kıymetli ve muhterem efendiler; Şia muta için boşanmaya gerek olmadığına dair Şia da kendi arasında ittifak etmiştir. Şia’nın görüşü bu tercih edilen görüşe göre dertli an yapılmaz tereddüt halindeyse zihal yapılabilir. Muta varis olamazlar muta ile eşler birbirlerine varis olamazlar çocuk onların varisi olabileceği gibi onlarda onun varisi olabilirler bunda ihtilaf yoktur. iddet iki hayız müddeti kadardır hayız olmayanın iddet’i ise 45 gündür eşinin ölmesi halindeyse de kadının iddet’i 4 ay 10 gündür demişlerdir.

Dakika 10:05

Bu geçici nikâh konusunda Şia’nın durumudur imamiyyenin yani Şia’dan imamiyyenin delilleri onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan Mehirlerini verin. Nisa suresi 24 evlilikten değil yararlanmaktan Mehir’den değil ücretten bahsedilmektedir diyor. imamiye diyor bunu muta da nikâh akdiyle vacip olur. Mutada kiralama akdidir Mehir nikâh akdiyle vacip olur faydalanmadan önce diyor nikâh akdiyle vacip olur Mehir için söylüyor. Peygamber efendimiz sünnet inde bazı kazalarda mutaya cevaz verildiği görülmektedir. eftas senesi kaza umresi, Hayber, fetih senesi tebük’ü sayabiliriz ibni Mesud Hz. Derki; Resulullah ’la beraber savaştaydık ve beraberimizde kadınlar yoktu ona dedi ki kendimizi iğdiş etmeyelim mi? bundan bizi men etti sonra elbise karşılığında bir müddet kadınları nikâhlamaya ruhsat verdi. Sonra Abdullah ibni Mesud şu ayeti okudu ey inananlar; Allah’ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın. Maide suresi 87. Ayeti bu ayeti okudu şanlı Peygamber a.s.v. zamanında bir avuç hurma ve un karşılığında muta yapardık. Buda Cabir’den gelen bir haber bu Ebu Bekir zamanında da devam etti. Ta Ömer Amir Bin Hureys dolayısıyla buna yasaklayıncaya kadar diyor. ibni Abbas ve seleften bir gurup mutanın caiz olduğunu söylemişlerdir. Esma Binti Ebi Bekir, Cabir Abdullah Bin Mesud, Muaviye Amir Bin Hureys ve Ümeyye Bin Halefin oğulları seleme ve Ebu Said bazı tabiler Tauz Ata Said Bin Cübeyr ve Sayir Mekke fatihleri ibni Cüreyc gibi aynı görüşe katılmışlardır. İmamı mehdide mutayı caiz kabul ederek bunu Bakır İmamı Bakır İmamı Sadık Caferi Sadık yani Muhammed Bakır Caferi Sadık ve İmamiyye’den nakletmiştir. Buda İmamı Mehdiden gelen fakat Zeydiye Şia’sı cumhur gibi muta nikâhının haram olduğunu söyler ve ibni Abbas’ın yorumundan vazgeçtiğini de kabul ederler. ibni Abbas daha sonra görüşünden vazgeçmiştir. Çünkü deliller karşısına çıkınca yine yarar faydalandığınız cümlesi Ayeti Kerimede burada ki cümle murat bundan murat nikâhtır.

Dakika 15:00

Çünkü konu nikâhtır babalarınızın evlendikleriyle evlenmeyin. Sizden hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyen cümlesiyle bitmektedir Nisa suresi 25. Ayeti Kerime muta değil aksine nikâh yoluyla olan faydalanmadır dediler. Ücret ifadesi ise mehrin nikâh akdinde ücret diye isimlendirilmesi dolayısıyladır. Velilerinin izni ile nikâhlayın ve ücret yani Mehirlerini verin. Nisa suresi 25. Ayeti Kerime ey Peygamber a.s.v ücretlerini yani Mehirlerini verdiğin eşlerini sana helal kıldı. Buyuruyor Cenabı Hak. Buda Ahkaf suresi 50. Ayeti kerime onlardan faydalandığınız zaman ücretlerini veriniz. burada da onlardan faydalanmak istediğinizde demiştir kadınları boşadığınızda iddetlerine doğru boşayın. Talak süresi 1. Ayeti Kerime namaza durduğunuzda yüzünüzü yıkayınız Maide suresi 6. Ayeti kerime yani namaza durmak istediğinizde anlamı kastedilmektedir ki burada tam abdestin tümünü murat edilmektedir. Yine sünneti Peygamber’iyye de savaşlarda mutaya izin verilmesi savaştaki şiddeti şiddetli zaruret nedeniyledir. Sonra şanlı Peygamber bunu kıyamet gününe kadar ebediyen haram kılmıştır. İşte görüyorsunuz bu Peygamberimizin sünnetinde muta nikâhı ebediyen kaldırılmıştır. Buna birçok hadisi şerifler delalet etmektedir. ibni Abbas’ta görüşünden döndüğüne göre artık geriye de kimse kalmamıştır. Ey insanlar size kadınlardan mutayla faydalanmaya izin vermiştim ancak Allah bunu kıyamet gününe kadar haram kıldı. Muta için alınmış kadınlar kimin yanında varsa onu serbest bıraksın ve onlara verdiklerinizden hiçbir şeyi geri almayın. İşte bu hadisi şerif bir defa mutanın neshe uğradığını gösteriyor. Bunu sahih Müslim ve İmamı Ahmet rivayet etmişlerdir. Yine eftas senesinde bize kadınlarla mutaya 3 gün ruhsat verdi. Sonra yasakladı bak görüyorsunuz burada da yasaklandığını bildiriyor. Yine bu hadisi şerifte Peygamberimiz a.s.v. veda haccında muta nikâhını yasakladı. Burada da yine yasaklandığı bildiriliyor. Yine sevgili Peygamberimiz muta nikâhı ve ehli eşek etini Hayber zamanında yasakladı. Sadece zor durumda olana mutayı caiz kabul ederdi. Subhanallah ben buna fetva vermedim. ibni Abbas’ın böyle söylediği bakın böyle diyor ben buna fetva vermedim o ölü eti yemek gibidir sadece muzdar zor durumda kalan için caizdir diyor.

Dakika 20:05

İşte görüyorsunuz Said Bin Cübeyr onun yani ibni Abbas’ın böyle dediğini bildiriyor Şia hükmü genişleterek zor durumda olan ve olmayan ile mukim ve seferi gibi herkes için genel hale getirmişlerdir. Şia’nın bu görüşü bir defa sahih sünnete asla uymuyor. Ayetleri de yanlış değerlendirdiklerini görüyoruz. ibni Abbas’ın görüşünün şaz kural dışı ve sadece kendisine ait olduğunu belirterek reddetmişlerdir. Yani bunu sahibiler ibni Abbas görüşünden dönmeden önce bile onun görüşü ret olunmuş. Hz. Ali (R.A) ona şöyle diyerek reddetmiştir. Dikkat edin Hz. Ali’de muta nikâhını ret ediyor. Sen şaşkın bir adamsın diyor bakın ibni Abbas’a Hz. Ali diyor çünkü Resulullah a.s.v. kadınlarla muta yapmayı ve ehli eşeklerin etlerini Hayber günü yasakladı diyor Hz. Ali. Yine Abdullah bin Zübeyir (R.A) bakın ne diyor? Oda diyor ibni Abbas’ın görüşünü oda reddetti diyor. Müslüm onun Mekke de ayağa kalkarak şöyle dediğini rivayet eder Allah’ım gözlerini kör ettiği gibi kalplerini de kör ettiği bazı insanlar muta ya fetva vermektedirler. Abdullah Bin Abbas’ı kastetmektedir. ibni Abbas ona seslenerek dedi ki sen kaba saba bir adamsın ömrüme yemin ederim ki muta takva sahiplerinin imamı olan Resulullah’ın zamanında yapılmakta idi. ibni Zübeyir ona şöyle dedi; kendini dene Allah’a yemin ederim ki eğer mutayı yaparsan seni taşlarınca recm edeceğim. Muhaddisler daha sonraları görüşünden döndüğünü naklederler muhaddisler dikkat et. Muta İslam’ın ilk dönemlerindeydi. Adam tanıdığı bulunmayan bir şehre gelir ikamet edeceği sürece bir kadınla evlenir kadında malını muhafaza eder onu rahata erdirirdi. Ta ki şu Ayet nazil oldu; eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini haramdan koruyanlar doğrusu bunlar yenilmezler. Kınanmazlar. Mearic suresi 30. Ayeti Kerime bunu da Tirmizi’ye rivayet ediyor ibni Abbas zevce ve cariye dışında her dişi haramdır diyor. Bakın Beyhâkî ve Ebu Avane de sahihinde ibni Abbas’ın ilk görüşünden döndüğünü rivayet ederler. Cumhura göre İbni Abbas görüşünden dönmüştür. Sahabenin mutanın ebedi tahrim oluşuna icma edişi de bunu doğrulamaktadır. Hazimi Ennasih vel Mensûh da Cabir Bin Abdullah’ın hadisinden şöyle rivayet ettiği görülmektedir.

Dakika 25:00

Resulullah s.a.v. ile tebük savasına çıktık, Şam tarafındaki akabede olduğumuz esnada bazı kadınlar geldi onlar yüklerimizin develerimizin arasında dolaşırken muta yapmayı düşündü. O sırada Resulullah s.a.v. geldi onlara baktı bu kadınlar kim dedi? Ey Allah’ın Resulü (S.A.V) temettü da bulunduğumuz kadınlar dedik. Resulullah s.a.v. yüzü değişinceye ve yanakları kızarıncaya dek kızdı ve Allah’a hamd ve sena ile başlayarak bir hitapta bulundu, sonra mutayı yasakladı. Sonra o gün kadınlar ve erkekler vedalaştık ve muta nikâhına hiç dönmedik ve ebediyen de dönmeyiz bu sebeple oraya veda tepesi adı verildi diyor işte görüyorsunuz. Buradan da bunun tamamen mutanın mensup olduğunu bir hadisi şerifle mesh edildiği ortaya çıkıyor. şahit olunuz ki ben muta nikâhı ile ilgili görüşümden vazgeçtim. Bunu da İbni Cüreyc Basra da buralılara muta nikâhının da bir mahsur olmadığına dair 18 hadis zikretti halde sonunda öyle dedi şahit olunuz ki ben muta nikâhı ile ilgili görüşümden vazgeçtim demiştir. Evet, kıymetli muhterem izleyenler; mutanın mubah oluşunu nesh olunduğunu göstermektedir. ibni Abbas ve onunla aynı görüşü paylaşan sahabe ve tabilere nesih delili ulaşmamıştır. nesih bulunduğu sabit olduktan sonra onun gereğine dönmek vacip olur onlarda önceki görüşlerinden dönmüşler. Cumhur un delilleri cumhur muta nikâhının haram oluşuna Kuranı Kerim, sünneti şerif, icma ve akıl yoluyla delil getirmiştir. Cumhuru ulemanın tamamı onlar eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar kınanmazlar, yenilmezler fakat bundan ötesini arayanlar yok mu? İşte onlar haddi çiğneyip aşanların ta kendileridir buyuruyor. Mearic suresi 29 ve 31 e kadar bu Ayeti Kerime kadınlardan faydalanmayı iki yol evlilik ve malik olunan cariye dışında haram kılmıştır. Mutanın sahih bir evlilik olmadığının delili ise boşama olmadan kalkması nafakanın bulunmaması ve o sebeple mirasın olmayışıdır. Sünnetten delillere gelince Hz. Ali Sebre El Çuhani Seleme Bin El Ekva ve diğer ashaptan Allah hepsinden çok razı olsun.

Dakika 30:08

Rivayet edilen Hayber senesi Mekke fethinden 15 gün sonra ve veda haccında söylenmiş birçok hadisi şerif vardır. İttifak olunmuş hadislerdir. Ve muta nikâhının açık bir şekilde yasaklandığını ifade etmektedir. icma’dan delilde imamiye dışında bütün ümmetin muta evliliğinden kaçınma hususunda icma etmiş olmalarıdır. İbni Münzir derki; ilk Müslümanlar muta nikâhına ruhsat vermişlerdi bugün ise Rafızilerin bazıları dışındaki kimsenin cevaz verdiğini bilmiyorum demiştir. İşte görüyorsunuz Rafiziler imamiyyenin bir müntesibi olanlardır. Kadı İyaz da şöyle der Rafiziler dışında bütün âlimler tarafından haram oluşuna dair icma hâsıl olmuştur der. Bunlar kıymetli âlimlerden gelen haberdir. Aklı deliline gelince evlilik ebedi olarak meşru kılınmıştır. Manevi huzur, çocuk edinmek ve aile kurmak gibi hedefleri vardır mutada ise şehveti belirli bir müddet için gidermekten başka bir şey yoktur. Tamamen zina gibidir muta mubah olursa zinayı haram kılmak anlamsız kalır. Cumhurun delillerinin daha tercih edilir olduğu mutanın haram olduğu muta evliliğinin ve geçici evliliğinin batıl olduğu açıkça görülmektedir. Şahitlik konusunda da nikâhın sahih olması için şahitlerin bulunması gerekiyor. Şahitliğin şart koşulmasıyla ilgili olarak fıkıh alimlerinin görüşleri 4 mezhep şahitliği evliliğin sıhhatinin şartlarından olduğu 4 mezhep sahihin evliliğin sıhhatinin şartlarından olduğunda bütün hak mezhepler 4 mezhep ittifak etmişlerdir. Yine velinin dışında 2 kişinin şahitliği olmaksızın evlilik sahih olmaz. Veli ve 2 adil şahit olmaksızın nikâh olmaz. Buda Hz. Ayşe annemiz (R.A)  peygamberimizden rivayet ediyor nikâhta mutlaka 4 şey olmalıdır veli koca ve 2 şahit. Fahişe olan kadınlar kendilerini bir delil olmadan evlendirenlerdir. Buda bir hadisi şeriftir fakat tabii bu konuda detaylı görüşler vermeye devam edeceğiz inşallah. Gizli nikâh Malikiler fes olunur dediler. Şahitler olmaksızın zifaf olan eşlerin nikâhı da aynı şekilde fes olunur dediler. 4 şahitle tespit edilirse recm ya da cet yoluyla zina akdi uygulanır. Hükmü bilmemeleri mazeret sayılmaz dedi malikiler. Fakat tef çalmak velime yemeği yani düğün yemeği vermek veya veli dışında 1 şahitle nikâh açıklanırsa şüphe bulunduğu için had vacip olmaz.

Dakika 35:20

Şüphelerden dolayı hadleri kaldırınız buyuruyor Peygamber Efendimiz a.s.v. Hz. Hambelilere göre mekruh olur. fakat akit şahittir demiştir. İbni Ebu Leyla, Ebu Sevir, Ebu Bekir El Esam’a ait evlilikten dair şaz kural dışı bağlayıcı olmayan gayri lazım bir görüş vardır. Hoşunuza gidenlerden nikâhlayın içiniz den bekâr olanları nikâhlayın gibi ayetleriyle mutlak şekilde amel edilebilir. hadisi şeriflerde bağlayıcı olma özelliğine sahip değildir demişlerdir bu görüş batıldır. Kıymetliler; hadisi şerifler meşrudur ve bağlayıcıdır şehadet zamanı şimdi şahitlerin şahitlik edeceği bir zaman Cumhuru ulemaya göre Malikiler dışında Cumhura göre icap ve kabulü işitmesi için akdin yapıldığı sırada şahitlik olmaksızın akit yapılırsa fasit olur. akdi yapıldığı anda şahitler hazır olur şahitlik edecektir. Delili ise 2 adil şahit ve veli olmaksızın nikâh olmaz. Nikâhın yapıldığı zamandır şahit zamanı şahitlik akdim rüknünün şartıdır. Rükünle birlikte olması şart koşulur bu cumhurun görüşüydü izahımız. Malikiler şahitlik evliliğin sıhhatinin şartlarındandır. Akit esnasında olması müstehaptır demişler. Malikiler de kadınla zifafın caiz olması şartıdır demiş Malikiler. Evet, kıymetli efendiler; şahitliğin hikmeti evliliğin değer ve önemini belirtmek eşleri şüphe ve ithamdan korumak için insanlar arasında nikâhın duyulmasını sağlamaktır. Helal ve haram birbirinden ayrılmış olur helalin özelliği açıklık haramın özeliği de gizliliktir. Şeriat nikâhı duyurmak ve verilmesini davet etme üzerinde özenle durmuştur. İslam’ın nur saçan şeriatı böyledir nikâhı duyurunuz nikâhı duyurunuz ve onun için tef çalınız. Bu nikâhı duyurun mescitler de yapın bu nikâhı duyurun mescitler de yapın tef çalın ve içimizden biri bir koyunla olsa bile velime yani düğün yemeği versin buyuruyor şanlı Peygamber a.s.v. Hz. Muhammed. Yine şahitlerin şeriatı konusunda akıl ve buluğ ile olur şahitler akil ve baliğ olmalıdır. Hazır bulunmalarıyla ilan duyurma manasına gelir.

Dakika 40:07

Ehil olmaları tam ehliyet sahih olmalarıdır akıl buluğ konusunda ulema ittifak etmişlerdir. Şahitlerin birden fazla olması 2 adil şahit ve veli olmaksızın nikâh olmaz. Burada da kıymetli âlimlerimizin ittifakı vardır. Hanefi uleması bir kimse küçük kızına evlendirmesi için bir şahsa emretse oda babanın başka bir şahidin hazır bulunmasıyla evlendirse bu nikâh caizdir. Yine erkeklik şahitlerin erkek olması Hanefiler dışında cumhura göre şarttır Hanefiler ise bir erkek ve iki kadının şahitliği ettiği mallarda olduğu gibi caizdir. Kalplerde ve kısaslarda ise unutma dikkatsizlik ve emin olmama ihtimali sebebiyle şüphe bulunduğu içindir. Kalpler ise şüphe ile ortadan kalkar yine şahitlerin hür olması ki bunlarda hürriyet şartı aranır. Hambeliler dışında cumhura göre buda şarttır. Hambeliler ise iki kölenin şahitliğiyle evlilik akdi yapılabilir Hambeli mezhebinde kölelerin şehadeti de diğer akitlerde de geçerlidir. Kitap sünnet ve icma da reddine rastlanmamıştır der Hambeliler. Adalet sadece zahiren olsa bile şafilere göre imamı Ahmet’in de cumhura göre adalet şarttır. İki adil şahit ve veli olmadan nikâh olmaz fasık olanın şahitliği ile evlilik yapılamaz. çünkü bu hadisi şerifte peygamberimiz iki adil şahit diyor bak ve veli olmadan nikah olmaz buyuruyor. Hanefi ulemasına göre ise şahitlerde adalet şart değildir. Akit adil olan ve adil olmayan fasıkların şahitliği ile de sahih olur. Çünkü bu şahitlik bir yükümlülüktür diğer yükümlülükler gibi fasıklar tarafından yapılması da sahih olur. fasık velayet ehlinden olduğuna göre şahitlik ehlinden olabilir. Yüce İslam ki yine şahitlerin Müslüman olması gerekiyor. Burada da ittifak vardır ulema şahitlerin Müslüman olması gereklidir konusunda ittifak etmişler. Müslümanlar arasında haberinin yayılması için mutlaka Müslümanların şahit olması gerekir. Fakat karı kocanın ikisi de Müslümanda değilse Hanefilere göre kitabilerin şahitliği kabul edilir. gözle görme şafilerde gözle görmek şarttır cumhura göre ise görme şart değildir. Huşu orada bulunup iyi bilmesi yeterli görmüştür cumhur şahitlerin akdi yapanların sözlerini işitmesi ve ondan murat olup anlatmaları anlamaları sarhoşunda şahitliği sahih değildir.

Dakika 45:00

Arapça kıyılan bir akitte Arapça bilmeyen Arap olmayanın şahitliği de sahih değildir. Hanefilere göre Raci olan görüş budur. Allah’ın ve Resulünün şehadeti ile evlilik yapmak sahihi değildir. Kâfir olacağı da söylenmiştir muhafazan Allahu Teâlâ sevgili peygamberimizin a.s.v. gaybı bildiğine inanmış olur. Çünkü ayeti kerimelerde gaybı yalnız Allah bilir ve yalnız Allah’ın bildirdikleri bilir başka kimse bilmez ki gaybı Allah bilir. Hanefiler kendi velayet hakkı ile evlilikte veli olmaya uygun olan her kişi evlilikte şahit olmaya da uygundur. Yine rıza ve seçme meselesi cumhur ve Hanefilerde buda şarttır. Rıza ve seçmesi ve zorlanmaması kendi isteğiyle olması Allah hata unutma ve yapmaya zorlandıkları şeylerden dolayı ümmetimi benim için af etti buyuruyor peygamber efendimiz. Ensar’dan Hitamın kızı hansa onun yanına girip Hz. Aysen’in yanına geliyor babam itibarını arttırmak için beni diyor kardeşinin oğluyla evlendirdi. Ben ise istemiyorum dedi. Hz. Ayşe de (r.a) şanlı peygamber gelinceye kadar bekle dedi a.s.v. Allahlın Resulü gelince Ayşe annemiz ona durumu anlattı. Oda kızın babasına haber göndererek çağırdı evlendirme yetkisini kadına verdi. Kadında ey Allah’ın elçisi babamın yaptığını kabul ettim yalnız kadınlara babalarının evlilikte böyle bir yetkisi olmadığını bildirmek istedim dedi. Zorla evlendiremeyecekleri hususudur yani akil ve baliğ olmuş bir kızını veya bir dul hanımı veya yetişkin akil baliğ olan kız veya kadın neyse bunlar zorlamadan evlendirilir. Kendi istekleriyle zorlamanın rızayı yok etmesi halinde evlilik sahih değildir. İşte Hanefilerin başta olmak üzere cumhurun görüşü böyle evlilik ve boşanma zorla veya şaka ile sahih olur Peygamber Efendimiz a.s.v. 3 şeyin ciddisi de ciddidir şakası da ciddidir. Bunlar nikâh, talak ve ricaptır buyurdular. Eşlerin belirlenmiş olması bu şartı şafiler ve Hambeliler tercih etmiştir. Veli seni kızımla evlendirdim derse isim sıfat veya işaretle onu belirtmedikçe evlilik sahih olmaz. yine eşlerden birinin veya velinin hac veya umre niyetiyle ihram halinde bulunmaması gerekir.

Dakika 50:05

Buda Hanefiler dışında cumhura göre şarttır. İhramda olan nikâh kıyamaz ve nikâhlanamaz. Müslimin rivayetinde ise isteyemez diye cümle bulunmaktadır. Hanefiler bunları değerlendirerek şöyle demişlerdir. Evliliğin sıhhatinin şartı değildir akit ihramla birlikte sahih olur. Nikâhlanması ve nikâh kıyması caizdir delilleri ise İbni Abbas’ın rivayetine göre şanlı peygamber a.s.v Meymune Binti El Halisle ihramda iken evlenmiş olmasıdır. Evlilik Mehir’le olmalıdır bu şart ve bundan sonraki iki şart Malikilere göredir. mehrin olması şarttır onsuz evlilik sahih olmaz. Görüyorsunuz burada malikiler böyle söylüyorlar anlaşma tafvit evliliği diye adlandırılır yine tafvit evliliği Mehir zikredilmeden yapılan akittir. Cumhur şöyle demiştir; evlilik akdi fasit olmaz çünkü Mehir akdin rüknü ve şartı değildir. Hükümlerinden biridir akde tesir etmez demişler tercih edilen fetvada budur. tafvit evliliği nikâhın Mehir ’siz olması ittifak ile sahihtir. Cumhura göre Malikilere göre değildir. Kocanın evliliğinin gizlenmesi için şahitlere anlaşmaması gerekir. Çünkü nikâh gizli olmaz birde anlaşma yapma buda Malikilere göre şarttır. Evlilik batıl olur yine malikeler göre eşlerden birinin yine tehlikeli bir hastalığa yakalanmamış olması nikâha sahih değildir ölümün beklendiği hastalıktır. Tehlikeli hastalığın varlığına rağmen evlenmek teberrudur. Ölümcül hastalığa yakalanmış olanın teberruu da sadece üçte birin içinden yapılan yani mirasını üçte birisinden yapılır. Yine velinin bulunması konusunda bakın nikâhta bu konuda ulema ne dediler. Hanefiler burada cumhurun görüşünde değiller cumhura göre eşleriyle evlenmelerine engel olmayınız velisiz nikâh olmaz buda hadisi şerif eşleriyle evlenmelerine engel olmayın buda ayeti kerimede Bakara suresi 232 hangi kadın velisinin izni olmadan nikâhlanırsa nikâha batıldır. Batıldır, batıldır, batıldır. Eğer erkek onunla zifafta bulunursa uzvundan yararlandığı için kadına Mehir vardır. İhtilaf ederlerse velisi olmayanın velisi sultan yani devlet yetkilisi olan kişidir buyuruyor Peygamber efendimiz bu hadisi şerifinde. Kadın kadını ve kendisini evlendiremez.

Dakika 55:00

Şimdi velayet hakkına sahip olmadığına delalet etmektedir kadının kendi kendine vay bir başkası evlendirmede velayet hakkına sahip olamadığına delalet etmektedir. Şimdi bunu cumhura göre nikâh kadınların sözüyle kıyılamaz bir kadın kendi kendini ve başkasını evlendirirse veya velisinden başkasının velisinin izni ile kendisini evlendirmeye vekil kılsa nikâhın şartı olmaması nikâhı sahih olmaz demiş. Fakat Hanefi uleması bu görüşe katılmıyor onlar keşiflerini geniş tutmuşlar ve burada muhalefet etmişlerdir İmamı Azam ve Ebu Yusuf’tan gelen haber buna zahiru rivaye denmektedir. Hanefilere göre akıllı ve baliğ olan kadın kendini ve küçük kızını evlendirebilir. Başkalarının yerine de vekil olan bilir yani kadın hem bunu böyle yapabilir hem de başkaların yerine vekil olabilir. İşte Hanefilerin görüşü bu velisi kıymasa bile hür akıllı baliğ olan kadının nikâhı kendi rızasıyla kıyabilir ister bakire ister. Evlenmemiş kadın olsun Ebu Hanife Ebu Yusuf’a göre durum aynıdır. Veli bulunması sadece Memduh ve müstehaptır imamı Muhammed’e göre mevkuf olarak akit yapılabilir demişlerdir. yani imamı Muhammed mevkuf olarak akit yapılır demişlerdir. Kuran-ı Kerimden delilleri Hanefileri 3 ayette nikâhın kadına isnat edilmesidir. Bundan sonra bir kadını boşarsa kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. bak burada cenabı hak kadına yetki veriyor kadın başka birisiyle evlenmedikçe diyor. Hanefiler bu keşifte görüyorsunuz mükemmel yapıyorlar diğer kıymetli âlimlerimiz de olduğu gibi. Bu ayet Bakara suresi 230 ayeti kerime 232 ayette Bakara da kadınları boşadığınızda müddetleri sona ermişse kocaları ile evlenmelerine engel olmayın. Bak görüyorsun kadın kocasıyla evlenmek istiyor biri engel olmayın istiyor Cenabı Hak engel olmayın diyor buda ayeti kerime. Burada bak kadının bir yetkisi var bu kadının yetkisine engel olma diyor. Hitap cumhurun dediği gibi velilere değil eşleredir. Bak Hanefiler ne diyor; burada ayeti kerimedeki hitap velilere değil diyor eşleredir. Müddetleri sona erdiğinde onların kendi haklarında uygun bir şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. İşte bu ayeti kerimede de yine kadına hitap var veliye hitap yok Bakara suresi 234 bu ayeti kerimede bu ayetler açıkça göstermektedir ki. Kadının evlilik kararı kendine aittir diyor Hanefiler.

Dakika 1:00:05

Evet, kıymetliler Hak mezheplerin tamamından sizlere keşif notu veriyoruz. Başta Hanefiler ve diğer 3 mezhebimiz olmak üzere Hanefilerle 4 tane mezhebimiz vardır. Bunlar Ehlisünnet ve cemaat mezhepleridir. Diğer mezheplerden de yeri geldikçe görüş beyan ediyoruz keşif notu veriyoruz. Biraz önce Şia’nın imaniyesinden Rafızilerden size verdiğimiz gibi konumuzla ilgisi olduğu zaman. Yine Hanefilerin sünnetten delilleri evli olmayan kadın kendi hakkında karar vermede velisinden daha önceliklidir. bakireye sorulur onun izni ise susmasıdır hadisi şerifinde de bakın kadına yetkinin var olduğu görülmektedir. Yine Eyyim kocasından ölüm ya da boşanmayla ayrılana yani Eyyime sorulmadan bakireden de izin alınmadan nikâhı kıyılmaz.  Bak izin alınmadan diyor bakireden izin alıyorsun yine boşanmış kadından da sorulmadan nikâhı yapamıyorsun bunda kadında bir yetki var. Bu hadisi şerif mesela dediler ki ey Allah’ın resulü onun izni nasıldır. Dedi ki susması mesela bakire kıza danışıyorsun susuyor şimdi bu onun razı olmasıdır. Eğer razı olmasaydı karşı koyacaktı buda edep ve terbiyendendir zamanla törelerde bu bir dönem böyleydi. şimdi ki kızların hepsinde aynı şey olacağı söylenmez. Yine hadisi şerif evli olmayan kadının evliliğinde karar verme hakkının kendinde ait olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bakirede onun gibidir fakat hayâsın da edep ve terbiyesinden dolayı şeriat onun rızasına delalet edecek bir şekilde izin alınmasını yeterli bulmuştur. Şafilerin şafilerden fıkıh âlimi Ebu Seyr evlilikte kadın ve velinin rızası mutlaka birlikte olmalıdır diyor bu görüşte güzeldir. Hanefilere en yakın olanda budur uygulama infaz şartları konusun dada Hanefi uleması karı kocanın tam ehliyetli olması tam ehliyette akil buluğ hürriyetle olur. Evet, kıymetliler; eğer evlilik akdini mümeyyiz bir çocuk veya köle yaparsa maliki ve Hanefilere göre evlilik akdi veli baba veya efendisi gibi velinin iznine bağlı olur. Şafi ve Hambelilere göre köle mümeyyiz ve mümeyyiz olmayan çocuğun tasarrufları geçerli değildir batıldır dediler. Zaten aynı şeyi ötekiler de söyledi çünkü onlarda da velinin izni gerekir dediler.

Dakika 1:05:00

Köleler de ve mümeyyiz çocuklarda burada görüşler birbirine çok yakın veya aynısı kocanın reşit olması bu Malikilere göre şarttır. Reşit olmayan Malikilere göre evlilik akdi velisinin iznine bağlı olur. Burada da malikiler yine erkek konusunda Hanefilerle aynı görüşte olduğunu görüyoruz. Şafi ve Hambelilere göre reşit olmak evliliğin sıhhatinin şartlarındandır. Buda güzel görüşlerdir bunlarda Hanefiler reşit olmak evliğin sıhhatinin ve uygulanmasını şartlarından değildir. Sefih bir erkek bir kadınla evlenirse caizdir evlilik asli ihtiyaçlardan ve şahsi tasarruflardandır diyor Hanefiler. Az çok evliliğe yakınsan bu adam evlendirilir senin aklın ermiyor sen sefih akıllısın deyip adamı bekâr bırakmayın diyor Hanefiler. Yakın velinin mevcut olması halinde akdi yapanın uzak velilerden olmaması bu Hanefilerde infaz şartıdır. Şafi ve Hambelilerde ise bu sıhhat şartıdır. Malikilere göre mekruh olur vekil müvekkiline vekil kılındığı şeylerle muhalefet etmemelidir. Akdi yapan fuzuli birisi olmamalıdır. Hanefi ve Malikiler de bu infaz şartıdır. Lüzum yani bağlayıcı olan şartlar vardır velinin baba ya da dede olması gerekir bu Ebu Hanife ve Muhammed’e göre şarttır. Ebu Hanife ve Muhammedin delilleri Hutame Bin Mazun kardeşi Osman Bin Mazun un Abdullah Bin Ömer r.a Hz. İle evlendirdi. Buluğa erdikten sonra Resulullah s.a.v. kızı tercihte serbest bıraktı oda kendini seçti yani ayrılmayı tercih etti. Hatta ibni Ömer’in ona sahip olduktan sonra benden çekip alındığı rivayet edilmiştir. Ebu Yusuf ise şöyle demiştir bu şart değildir. Baba ve dedenin yapması gibi bağlayıcıdır Muhammed’e imamı Muhammed’e muhalif olarak Ebu Hanife ye göre hâkim ehliyetsiz veya eksik ehliyetli olanı evlendirirse evlendirilen kişiye seçme hakkı yoktur. Baba ve dedeninkine benzer dediler hür baliğ ve akıllı olan kadının velilerinin rızası olmadan Mehri misil ile kendi kendisini evlendirmesi halinde eş yani koca denk olmalıdır. Velisi bu evliliğe razı olmazsa evliliğin feshini hâkimden talep edebilir. Yani denk olmadığı zaman.

Dakika 1:10:10

Bu durum zahiru rivayiyeye göre Hanefilerde şarttır. Diğer mezhepler dede denk olması lüzumunun şartıdır nikâh sahihtir demişlerdir. Yine lüzum şartı olduğunun delili Fatıma Binti Kaysa azatlık kölesi Zeydi’n oğlu Usame ile evlenmesini emretti. Usame de Resulullah’ın emri ile onu nikâhladı bu hadisi şerifi lüzumunun delili olarak gösterdiler. Ebu Huzeyfe Bin Ukbe Bin Rabia salimi evlat edindi ve Ensar’dan bir kadının azatlısı olan kardeşi Ukbe Bin Velid ’in kızını onunla nikâhladı. Abdurrahman Bin Affın kızı Affın kız kardeşini Bilal’in nikâhında gördüm bu iyi hadisi şeriflere istinaden bu hükümler ortaya konduğunu görüyoruz. Yine tüm mezheplerimize göre evliliğin şartları konusunda Hanefi uleması siga’nın şartları yani icap ve kabulün şartları özel lafızlarla olması gerekir. Özel lafız ne söz yani sahih açık ya da kinaye dolaylı ifadelerdir bunlar kinayeli lafızlar ise bir niyete ihtiyaç duyan sözlerdir. İcap ve kabulün bir mecliste cereyan etmesi kabul icaba muhalif olmamalı sîga duyurmalı lafız sınırlandırılmış olmamalı yani 1 ay bir zamanla sınırlı olamaz. Yine akıl buluğ ve hürriyet olmalı akil buluğ ve hürriyet evlilik akdi deli çocuk ve kölenin şahitliğiyle yapılamaz. İslam yani Müslümanların nikâhında zimmilerin şahitliği şahitliğiyle Müslümanların evliliği sahih olmaz yani şahitler Müslüman olur erenler Müslüman olduğu gibi şahitlerin akdi işitmeleri gerekir. Hanefiler bu şartları sîga ile ilgili bu şartları ileri sürdüler.  Yine akdi yapanların şartları bu şekil iz sürdüler evlenecek çiftlerle ilgili maliki uleması özel sözlerle olmaz. Velinin evlendirdim, nikâhladım kabul ettim, razı oldum, yerine getirdim veya tamamladım demesi yeterlidir. Malikiler de hemen olması icap ve kabulün yani peş peşe olması zamanla sınırlandırılmış olmamalı. Akdi aykırı olmaması gerekir Malikiler ’de de evliliğin istikrarı için kocada aranan şartlar vardır. Hürriyet, akil ve baliğ olmak, reşit olmak, sağlıklı olmak ve denklik. şafi  uleması ise onlarda hitap her iki tarafında birbirine hitap etmesi  yani hutbe okunması hitabın muhatabın tamamına yöneltilmesi ilk başlayanın akdin 2 şartı bunlardan 2 şartından birini zikretmesini, anlamını genel  kastetmesini, icap ve kabulün arasına yabancı sözler girmemesi, uzunca bir sükutun icap ve kabul arasına girmemesi,  sözünde değişiklik olmaması, akitleşen her iki tarafında sözünün işitilmesini, icap ve kabulün mana bakımından uyuşması, sözün bir zamanla sınırlanmaması, kabul icaptan sonra kabul hemen gelmeli, evliliğin başka bir şeye bağlanmaması şarttır. Şafiler de bunları ileri sürdüler Hambelilerde karı kocanın belirlenmesi ve diğer kıymetli âlimlerin görüşlerine yakın görüşler beyan ettiler. Şahitler ve veli evlilik akdinin iki rüknüdürler buda şafilere göredir şahitler ve veli evlilik akdinin 2 rüknüdürler yine Hambeliler karı kocanın belirlenmesi yine şahitlik veli velisiz nikâh sahih olmaz. Yani Hambelilerde de veli gereklidir. İstek ve rızanın bulunması, şahitlerin bulunması, Müslüman kişiler olmaları, şahitleri mahremiyet engellerinden uzak olmaları, bunlarda kısaca özlü olarak Hambelilerin ileri sürdüğü şartlardır. Şimdi evlilik konusunda birde çeşitlilik meselesine bir bakalım. Hanefiler bu konuda şöyle dediler; sahih veya lazım olan, sahih fakat lazım olmayan mevkuf fasit ve batıl olan evlilik gibi çeşitlere ayırdılar. Kim? Hanefi uleması malikiler de lazım olan lazım olmayan mevkuf fasit veya batıl olan evlilik diye ayırdılar birbirlerine yakın. Şafi ve Hambeliler lazım olan lazım olmayan fasit veya batıl olanı dediler bu çeşitlere ayırdılar. Mekruh olan ittifakla lazım olmayan evlilik denmektedir mevkuf olan evlilik ise rükünleri ve şartları fakat uygulanma şartlarında biri eksik olandır.

Dakika 1:20:00

Cumhuru ulema batıl olan evlilik rükünlerinden ya da sıhhat şartlarından birini kaybeden evliliktir. Hanefi uleması rükünlerin den veya gerçekleşme şartlarından biri eksik olan evliliktir demiş. Batıl olan evlilik için Hanefi uleması fasit olan evlilik sıhhatinim şartlarından biri eksik olan evliliktir. Cumhura göre ise fasit ile batıl evlilik arasında fark yoktur. Evet, kıymetliler; yine bağlayıcı olan evlilik hakkında şerrin izin verdiği biçimde kişilerin birbirinden faydalanmasının helal olmasıdır. Yani bağlayıcı evliliğin hükmü budur cinsi ilişkinin meşru bir şekilde olması ve helal olmasıdır. Hayız, nifas ihram hali ile ve kefalet vermeden önce zihar durumunda iken cinsi ilişkide bulunmak caiz değildir. Onlar eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini herkesten korurlar doğrusu onlar kınanmazlar. Maide suresi 30 da rabbimiz böyle buyuruyor. Sana kadınların aybaşı hakkında da sorarlar deki o bir ezadır aybaşı halindeyken kadınlardan el çekin temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Buda Bakara suresi 222. Ayeti kerimedir kadınlarınız sizin tarlalarınızdır tarlanıza istediğiniz gibi gelin. buda bakara suresi 223 ayeti kerimedir. Kadınlardan zihar ile ayrılmak isteyip te sonra dediklerini geri alanların birbirleriyle temas etmeden bir köle azat etmeleri gerekir. Buda Mücadele suresi ayet 3.  Ayeti kerimedir dersimiz devam ediyor kıymetli ve muhterem izleyenler yine evliliğin hükmü ile dersimiz devam ediyor tabi bağlayıcı olan evlilik bu bir kadına meşru yoldan değil de anüsten yaklaşırsa lanetlenmiştir. Kim ki bir hayızlıya veya bir kadına yine anüsten yaklaşırsa veya bir kâhine gidip onu doğrularsa Muhammed’e a.s.v. indirilene küfürde bulunmuştur. Yani Muhammed’e indirilene inkâr etmiştir. İndirileni inkâr etmiştir buyuruyor kim sevgili peygamberimiz Yine buyuruyor ki kadınlar için Allah tan korkun çünkü onlar bağlıdırlar malik oldukları bir şeyi yoktur onları Allah’ın emanetiyle aldınız ve uzuvlarını Allah’ın kelimesiyle helal kıldınız Allah’ın aziz kitabında zikredilen kelimesi ise nikâh ve evlenme sözüdür. İşte kıymetli ve muhterem efendiler; bunlar birer birer peygamberimizden rivayet edilen hadisi şeriflerdir.

Dakika 1:25:00

 

hayızlı kadınla ilişkide bulunmanın hükmü eğer anüsten yani arka taraftan ilişkide bulunmanın haram olduğu hayız halinde olsun olmasın bir defa anüsten cinsi ilişkinin haram olduğu hayızlı veya nifas halindeki bir kadınla ilişki de bulunmanın normal yoldan yani önden bunun hayız halinde haram olduğunu bilir ve kasıtlı olarak yaparsa hayızın başlangıcındaysa bir dinar sonunda ilişkide bulunurda yarım dinar tasadduk etmesi yani sadaka vermesi sünnettir. Erkek hayızlı karısıyla cinsi ilişkide bulunursa kan kırmızı ise 1 dinar sarı ise yarım dinar sadaka verilir. İşte görüyorsunuz kıymetli efendiler ölümden sonra Hanefilere göre bakmak ve dokunmak haramdır şafilere göre ise tam bunun hilafınadır. Karısından faydalanma mülkiyeti kadın erkeğinden erkek karısından faydalanır. Hapsetme ve kayıt altına olma mülkiyeti kocasının izni olmadan kadının evden çıkması yasak olması Allah’u Teâlâ’nın oturunuz. Talak 6. Ayeti kerimede oturma emri çıkmayı yasaklamak demektir. Evlerinizde oturun Ahzap suresi 33 onları evlerinden çıkarmayın onlarda çıkmasınlar Talak suresi 1. Ayeti kerime bunlar gayri meşhur çıkışlardır. Yoksa meşru yoldan kadın kocasıyla anlaşmalı görüşmeli samimi muhabbetli saygı içinde kadın gerektiği zaman güven ortamında çıkar evine geri döner kocanın karısına Mehri müsemma vermesini vacip olması yani koca karıya Mehri müsemma verir vermesi vaciptir. Kadının istediği zaman bu evliliğin asli hükmüdür. Mehir faydalanma mülkiyetinin karşılığıdır. Yine nafakanın 3 çeşidi ile vacip olması yemek giyinmek ve oturmak. Bunlar kadın kocasına haksız yere itaat etmediği sürece gerekir. Eğer kadın haksız yere kocasına itaat nafaka hakkını kaybeder. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuğun babasına aittir. Buda Bakara suresi ayet 233 varlıklı olan kimse nafakayı varlığına göre versin rızkı ancak kendisine yetecek kadar verilmiş kimse Allah’ın kendine verdiğinden versin buda Talak suresi ayet 7 gücünüz nispetinde kendi oturduğunuz yerde oturtun. Buda Talak suresi ayet 6 evlilik dolayısıyla sıhri akrabalığın oluşması evlilik nedeniyle çocukların mezhebin babaya ait olması çocuk yatağındır yatağın sahibinindir ifadesi geçmektedir bu hadisi şerifte de.

Dakika 1:30:05

Eşler arasında miras hakkının sabit olması karılarınızın bıraktıklarının yarısı sizindir. Nisa suresi 12 Miras konusunda edilen vasiyette ve borçtan arta kalanın 8 /1 i onlarındır. Nisa suresi ayet 12 birden fazla eş bulunması halinde kadınlar arasında hak bakımından adil davranmanın şart oluşudur. bu tam gerekli bir şarttır. Şafiiler hariç cumhura göre gece yanında kalma nafaka yiyecek ve iskân oturma gibi haklar bakımında da adil olması zamanı aralarında eşit olarak pay etmek ve nafakanın vacip olduğunu göstermektedir. Şayet aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız buda Nisa suresi ayet 3 nafaka ve kasinde adil davranmaktan korkulursa o zaman bir tane ile yetinmelidir. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur ayet Nisa suresi 3 haksızlık ve zulüm haramdır. adil davranmak zorunlu bir vaciptir ki farz anlamındadır bu vücut ifade eder Hz. Ayşe (R.A) Hz. Anha, Hz. naklediyor ki şanlı Peygamber S.A.V taksim yapar adil davranır ve şöyle derdi; Allah’ım bu benim malik olduğum taksimdir senin  malik olduğun ve benim malik olmadığımdan dolayı beni kınama Peygamberimizin hanımları arasında ki adaletini yapıyor. Yine de aczini itiraf ederek böyle dua ediyordu. Bununla zevcelerine karşı sevgi yakınlığı kastetmektedir. Israr etseniz bile kadınlar arasında adil olamazsınız. Buda Nisa suresi Ayet 129 bu Ayetin sevgi ve cinsi ilişkideki adalet olarak tefsir ettiğini söylerler. Yine sevgili Peygamberimizden gelen haber kimin 2 kadını olur kime diğerinden çok meylederse kıyamet gününde iki tarafından biri meyil etmiş veya düşmüş bir şekilde gelir buyuruyor sevgili peygamberimiz. Bunu da Ebu Hureyre rivayet ediyor belirleme kocaya aittir. eşlerin evlerine gider iki kadının bir erkekle beraber aynı yatakta olması yasaklanmıştır. Gece bekçiliği ise safilere göre gündüze taksim yapar eğer koca gece çalışıyorsa Hanefi uleması böyle yapmak güzeldir demişlerdir. Hastalık halinde de peygamber efendimiz a.s.v. sonunda dünyadan göç ettiği hakka yürüdüğü hastalığında soruyordu yarın ben neredeyim ben neredeyim? Ayşe’nin gününü istiyordu eşleri de istediği yerde kalmasına izin verdiler. Ölünceye kadar Ayşe’nin evinde kaldı buda Peygamberimizden gelen haberdir. Malikiler şöyle der hasta tahsime muktedir olmazsa tayin etmeden onlardan istediğini yanında kalır dediler.

Dakika 1:35:05

Yine kasmin şekli eşlere ayrılan zaman konusunda cinsi ilişkide eşitlik icap etmez gecelemek gereklidir. Çünkü herkesin zevki isteği aynı olmaz geceyi bir örtü yaptık ayet Nebe 10 eşitliğin esası gecedir. Meskenlere evlere sığmak gece olur yine maişet gecede sükûnet içindir gündüz maişet gecede sükûnet içindir cinsi ilişki bakımından da eşit davranmak müstehaptır. Öylesi adalete daha uygundur eşler zaten birbirinin durumunu bilirler ona göre hareket ederler yolculuktaki taksimat Hanefi uleması kasım yapması gerekli değildir. Yolculukta eftal olan aralarında kuraya başvurarak nefsinin istediğini yapma ithamını kendinden uzaklaştırmak ve eşlerin gönüllerini hoş tutmak için kurası çıkanla yolculuk yapmasıdır. Hz. Ayşe şöyle rivayet eder (r.a) şanlı Peygamber a.s.v efendimiz yolculuğa çıkmak istediğinde eşleri arasında kura çeker eşlerinden hangisine kura çıkarsa onu beraberinde götürürdü buyurdu diyor Ayşe annemiz. Maliki ve Hanefilere göre eşlerden dilediğini seçebilir Allah yolunda yani hac gibi bir ibadet için yolculuğa çıktığında ikisi veya hepsinin arasında kuraya başvurur. Hanefiler ve malikiler kurayı vacip görmezler. Şafiler ve Hanbeliler kurasız beraberinde götürmesi caiz değildir derler. Yolculuğa çıkmak istediğinde kadınları arasında kura çeker kime kura çıkarsa onu beraberinde götürürdü efendim kıymetli âlimlerimiz hep delillere dayanarak değişik artlarda değişik deliller ortaya çıkmıştır. Kıymetli âlimlerimiz de onlara bir, bir değerlendirmiş buda zenginlik oluşturmuştur. Kadının yolculuğunun kasım üzerine etkisi kadın kocasının izni olmadan yolculuğa çıkarsa kasım ve nafakaya ilişkin hakkı düşer. Şafiler bu konuda eğer onun ihtiyacı içinse yani erkeğin ihtiyacı içinse kadının kasım hakkı verilir. demiştir. Hanbelilerde aynı görüştedirler bu karı koca arasındaki samimiyet olduğu müddetçe buna problem olmaz. İyi niyet olmazsa o zaman kimin nereye gittiği belli olmaz kadının hakkını hibe etmesi hibe edebileceğine dair fakihler ittifak etmişlerdir. Sevde Binti Zemâ annemiz kendi gününü Ayşe ye hibe etti hibe kocanın razı olmadan caiz değildir. Kocanın rızası olmadan caiz değildir. Hibe eden eş ve koca razı olursa ihtilafsız caizdir buyurdular. Kasım hakkının mal karşılığı verilmesidir ki satmak anlamına olur ve böyle satış caiz değildir.

Dakika 1:40:10

Bakire dul yeni ve eski eşlerin hakkı konusun dada Hanefi uleması bakire dul yeni ve eski Müslüman ve kitabı olan kadınla kasım hakkı yönünden eşittirler. Adil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız kadınlar arasında eşitlik yapamayacaksınız. Bari bir tarafa tamamen meyil etmeyin buyuruyor yüce Allah Nisa suresi 129.ayet i kerimede sevgide adil olamazsınız bari kasım yönünden bir tarafa fazla mey etmeyiniz onlarla güzellikle geçinin buyuruyor Cenabı Hak nisa 19 adaletsiz davranmaktan korkarsanız buyuruyor nisa ayet 3 haklarda ise kadınlar arasında farklılık yoktur.  Bakireye 7 ve dula 3 gece ayrılır cumhura göre yeni bakireye zifaf döneminde diğer eşler için bunun kazası yapılmaksızın yedi gecenin 7 gecenin tahsis edilmesi vaciptir der cumhur bakireyle ilk evlendiği zaman dul eş içinde kazası yapılmaksızın 3 gece tahsis edilir. Bundan sonra hepsi arasında kasım yapılır. Yani zaman taksimi ve adil ve eşit bir şekilde bakireye 7 ve dula 3 gece ayrılır. Sünnet olan daha önceki eşinin üstüne bir bakireyle evlenirse yanında 7 gün kalır bir dul ile evlenirse yanında 3 gün kalır sonra kasım yapar eğer istersem şunu söyleyebilirim; Enes bu rivayeti sevgili Peygamberimize kadar yükseltmiştir. Bunu ibni Hibba’nın haberi buda ikinci haberde Enes Hazretleri’nden Ebu Kılade Enes, Enes Hazretleri’nden verilen haberdir. Kocanın kadını yatağa davet etmesi halinde kadının buna uyması vaciptir. Erkeklerin meşru suretle kadınlar üzerindeki hakları gibi kadınlarında onlar üzerinde hakları vardır bakara suresi 228.ayeti kerime Mehir ve nafaka kadının hakkıdır. Kadınında kendini ona erkeğe vermesi ve yokluğu sırasında iffetini koruması görevidir şerlerinden huysuzluklarından yıldığınız kadınlara gelince onlara önce öğüt verin. Vazgeçmezlerse kendilerini yataklarında yalnız bırakın yine fayda vermezse dövün. size itaat ederlerse de onların aleyhinde bir yol aramayın ayet Nisa 34 şeriat itaat etmemeleri halinde kadınların yalnız bırakma ve şiddetli olmayan hafifi uyarı dayağıyla terbiye edilmelerini emretmiştir. Size itaat ediliyorsa aleyhlerine yol aramayın nisa suresi ayet 34 kocalarına itaat etmelerinin gerekliliğine delalet etmektedir. Bu ayeti kerime kadın kocasına itaat etmeli kocada karısına şeriat adalet ilkeleriyle sevgiyle onu iyi beslemeyi bilmelidir.

Dakika 1:40:00

İtaat edilmesi gereken hususlarda kadın ona itaat etmezse terbiye etme yetkisi kocaya aittir. Kadın geçimsiz olursa veya izinsiz dışarı çıkarsa veya namaz ve oruç gibi Allah’ın haklarını terk ederse veya kapıyı kocasına kaparsa veya kendinde ya da malında ona ihanet ederse erkek sırasıyla aşağıdakileri yapar. Yumuşaklık ve iyilikle vaazı nasihat eder birinciye böyle bir kadına önce yaptığından dönmesini gerektiren şeyler söyler ve yumuşaklıkla bunları yapmamasını ister. Sonra terk etme uzak durma ve cinsi ilişkiyle beraber yatmayı bırakma sonrada hafif ve aşırı olmayan bir dövme yollarını uygular. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin yüce Allah buyuruyor bunları yataklarında onları yalnız bırakın nihayet dövün Nisa ayet 34 ayeti kerimesi işte görüyorsunuz burada bunlar hep terbiyeye edebe yönelik hareketler yoksa vurmak kırmak sövme dövme şeyleri değil bunlar dayak bir fayda sağlamadıysa artık o son çare bu biri erkek diğeri kadın tarafından gönderilen 2 hakemin çözümüne sunulur. Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin bunlar barıştırmak isterlerse Allah onların aralarını buldurur. Buda Nisa suresi ayet 35 iyi muamelede bulunmak eziyet etmemek hakları yerine getirmek ve iyi davranmak zaten bunlar ilahi emirdir. İslam’ın ruhunda bunlar vardır Müslüman olmanın da gereğidir. bunlar yüce Allah onlarla güzellikle geçinin buyuruyor nisa ayet 19 en hayırlınız ehline en hayırlı olanınızdır ve ben ehline en hayırlı olanınızım buyuruyor. Sevgili Peygamberimiz kadınlardan hayır isteyiniz hadisler, iyi muamelenin Memduh olduğuna delalet etmektedirler. Yine kadınında güzellik tatlı sözler ve kocasının hoşuna gidecek güzel davranışlarda bulunması gerekir zenginin bekletmesi savsaklaması zulümdür Peygamber efendimiz böyle buyuruyor. işte görüyorsunuz sevgi varken vermiyorsan malın mülkün varsan iyi bakmıyorsan güzel davranmıyorsan karı kocasına koca karısına bunları esirgiyorsa orda huzur olmaz. Rızaları olmadan 2 kadını bir evde bulundurmamak yani 2 kuma bir evde olmaz onların evleri ayrı ayrı olmalıdır. İyi ve yerinde bir harekettir ayrı ayrı olması diğerinin önünde biriyle cinsi ilişkide bulunması da son derede kötü ve çirkin bir davranıştır.

Dakika 1:50:07

Zayıf yaratılışla ve cinsi ilişkiye dayanıklı değilse erkeğin ona zarar vereceği için ilişkide bulunması caiz değildir. İşte görüyorsunuz İslam dini zayıfları korur merhamet eder burada bir kocada karısının durumunu bilir karısı da kocasının durumunu bilir şeriatın emrine göre karşılıklı hareket edilir. merhamet ve sevgi yansıtarak karşıya yine faydalanmanın hükmü konusunda Hanefi uleması kadın kocasının kendisiyle cinsi ilişkide bulunmasını bir hak olarak talep edebilir. Yani kadın kocasından o işi ister isteyebilir hakkıdır Hanefi uleması böyle diyor çünkü erkeğin kadına helal ve mubah olması dolayısıyla bu kadının hakkıdır kadının bu hakkı kullanmak istemesi halinde kadınla cinsi ilişkide bulunmak erkeğe vacip olur. Yani burada vacip farz anlamındadır yani kadın istiyorsa burada kadının isteğini yerine getirmek farzdır. Cinsi ilişkide ilişki erkeğin bir hakkı olarak kabul edilirse aynı hak kadın içinde söz konusu olur bu hem erkeğin hem kadının hakkı karşılıklı birbirlerinden bunu isterler malikiler bir özrün olmaması halinde erkeğin kadınla cinsi ilişkide bulunması vaciptir dediler. Bakın görüyorsunuz burada makilerle Hanefiler aynı görüşe en yakınlar teferruatla bir değiller ama aslında birler şafiler ise erkeğe bu sadece bir defalığına vaciptir cinsi ilişki erkeğin bir hakkıdır. Cinsi arzu ve sevgidir müstehap olan kadını tamamen boş bırakmamasıdır demiş Şafiler ve gündüzleri oruç mu tutuyorsun diye sordu?  Abdullah bin Amr Bin El As anlatıyor şanlı Peygamber diyor bana sordu gündüzleri oruç mu tutuyorsun diye sordu? Evet dedim geceleri de namaz mı kılıyorsun? Evet deyince sevgili Peygamberimiz a.s.v. den hem oruç tutar hem de tutmam hem namaz kılar hem de uyurum ve kadınlarla ilişki de bulunurum. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir buyurdu Peygamberimiz görüyorsunuz burada hem erkeklere kadını ihmal eden erkeklere ders var bu Peygamber sözünde hem de kocasını ihmal eden kadınlara burada bir ders var. Namazı kıl oruç tut ama karını ihmal etme kocanı ihmal etme ey evli çiftler peygamberin sünneti peygamberin yaptığı gibidir. Ben bütün gece namaz kılacağım bütün gece oruç tutacağım diye karı kocasını koca karısını ihmal edemez. Bu İslam da yok böyle bir şey bak Peygamberimiz ne dedi kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir dedi

Dakika 1:55:00

Karı koca ihmal etmek sünnet değil ki İslam da değil bu İslam da alakası yok. Sana Cenabı Hak bütün gece ibadet et karını ihmal et diyor mu? Kocanı ihmal et diyor mu? Demiyor bir müddet ibadetini yap ondan sonra herkesin hakkını ver. Karı kocaya koca karısına konumuz ne evlilik meselesi erkek kadını cinsi yönden ihmal ederse fesat ve anlaşmazlıklar meydana gelir bunu da kimse unutmasın Hanbeliler her 4 ayda bir kere karısıyla cinsi ilişkide bulunması vaciptir demişti. Bir özrü olmaması halinde kocanın diyor her 4 ayda 1 kere karısıyla cinsi ilişkide bulunması vaciptir demişler. Bunu da ila yemini konusunda oraya istinad ettirmişler. Cinsi ilişki her kişinin her ikisinin de hakkıdır. Zaten kadının hakkı olmasaydı azilde kadından izin istemek gerekmezdi. Erkek 4 ayın bitiminden sonra cinsi ilişkide bulunmak istemez ya da her ikisi için herhangi bir özür bulunmadığı halde 4 ayın içinde 4 gecede 1 gece hür bir kadının yanında gecelemeye yanaşmazsa her iki tarafında talebi üzerine boşanırlar. Yani boşanmaya götürecek bir durum varsa tabi cumhur erkeğin cinsi ilişkide bulunması ve bu suretle kadının iffetinin korunmasını vacip kılmıştır. Şafiler ise bir kereye mahsus olmak üzere vaciptir demişlerdir. Ancak racih olan Cumhurun görüşüdür çünkü insanın fıtratı arzu ve istekleri karı koca birbirini tanımasıdır. Birbirlerinin isteklerine göre hareket ederler buda 4 günde 1 kere efendim normalidir ama fazla istiyorsa fazla yapar daha az istiyorsa daha az yapar kendi isteklerine bağlıdır fakat sağlık ve sıhhatlerini afiyetlerini gözü önünde bulundurarak azil meselesine gelince karısının izni olmaksızın azil yapması iyi bir davranış sayılmaz.  Onun rızası olmadan azil yapılması ittifakla mekruhtur biz Peygamber Efendimiz a.s.v. zamanında kuranı kerim indiği dönemde azil yapıyorduk Cabir Hz. rivayeti bu

1:58:58

(Visited 99 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}