HadısŞerifKülliyatı 17-01

17-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 17

 

  • Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 17

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain Rabbi Euzu bike min hemezatiş şeyatın ve euzu bike rabbi en yahdurun’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; hadisi şerifler külliyatından keşif notlarımız devam ediyor. Ebu Hureyre Hazretleri’nden gelen rivayette Buhari’nin de kaleme aldığı bu bir hadisi şerifte sevgili Peygamberimiz ne buyuruyor; Peygamber efendimiz (A.S.V) soruyor sahabe; Ey Allah’ın Resulü kıyamet günü senin şefaatinden en ziyade saadete erecek olan kimdir? Diye soruyorlar. Bakın soruya verilen cevapta, hadise karşı sende olan aşkı görünce bu hususta senden önce bana bir başkasının sual de bulunmayacağını tahmin etmiştim buyuruyor Peygamberimiz tabi Hureyre’ye diyor bunu,  soran da Ebu Hureyre Hazretleri. Açıklamasını da yaptıktan sonra şu cevabı verdi; kıyamet günü benim şefaatim ile en ziyade saadete erecek olan kimse, samimi olarak ve içinden gelerek La ilahe illallah diyen kimsedir buyurdular. Şimdi bunun izahını önceki derslerimiz de yaptık, la ilahe illallah bunun başlangıcıdır, hemen yanın da Muhammedurresulullah var, bunların da içeriliğin de yüce İslam’ın tamamı var. İşte böylece La ilahe illallah Muhammedurresulullah diyerek Müslüman olup ondan sonra İslamiyet’i öğrenip yaşayan insanlar, İslam yolun da Peygamberin tabii olarak Ehlisünnet vel cemaat yolun da yaşayanlar bu müjdeye mazhardır. Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır diyor Peygamberimiz, Müslimin rivayet ettiği bu hadisi şerifte de, zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum sadece Mümine hastır başkasına değil, onu ona memnun olacağın bir şey gelse şükreder bu ise hayırdır, bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır. Ey Müslüman işte La İlahe İllallah Muhammedurresulullah’ın için de hep bunlar var. Yüce İslam’ın tamamı var, onun için Peygamber Efendimiz (A.S.V) imanın şubelerinden bahsetmiştir, bu şubelerde sayılmaya çalışılmış, şubeleri sayarken İslâm’ın tamamına bir kapı açıldığını görürsünüz. Evet, işte burada da şükür ve sabır, şükrün esas anlamı yüce Allah’u Teâlâ’ya itaat etmek.

 

Dakika 5:10

 

İsyan etmemektir, sabrın esas anlamı da yüce Allah’a itaat ederken yasaklarından sakınırken ve her türlü Allah’a itaat ederken zahmetlere katlanmak olduğu gibi isyan etmemek için haramlardan kaçarken, İslam’ı aslanlar gibi savunup cihat ederken kahramanca yüce İslam’ı savunurken bütün zahmetleri göğüslemenin adı da sabırdır. Yoksa neme lazımın sabırla alakası yoktur. Yine başka bir hadisi şerifte sevgili Peygamberimizden gelen haber de yine Müslimin rivayet ettiği hadisi şerifte Peygamberimiz ne buyuruyor; Muhammed’in diyor nefsini kudret eliyle tutan yüce zata Allah’a yemin ederim ki bu ümmetten her kim Yahudi olsun, Hristiyan olsun, beni işitir sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır. İşte görüyorsunuz Peygamberin Peygamberliğini kim kabul etmezse ister Yahudi olsun, ister Hıristiyan, isterse başkası, imanı iman olmadığı için mutlaka cehennem ehlinden olacaktır gördün ya. İşte öbür hadisi bu hadis tamamlıyor, hadisi şerifler ayeti kerimeler hep birbirine tamamlar. Önceki bütün dinlerin nesh edilip İslam’dan başka önceki bütün dinlerin nesh edilip hükümden kaldırıldığını açık bir şekil de bu hadisi şerif ifade ediyor. Bu da işitmeye bağlanmıştır Hz. Muhammed’in bu dünyaya geldiğini duyan herkesin Müslüman olmak şartı zorunluluğu vardır. Yine ayeti kerime de ‘’İsra Suresi’nin 15. Ayeti kerimesin de’’ Cenabı Hak buyuruyor; biz elçi göndermedikçe yani Peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz buyuruyor. İşte Hz. Muhammed’in Peygamberliğini dünya da duymayan kaldı mı? Onun için Hristiyanların da üstelik Yahudilerin ellerindeki kitapların da Tevrat’ta, İncil’de Hz. Muhammed haber verildi. Musa ve İsa (AS.) Hz. Muhammed’i haber verdiler. Onlar kendi kitaplarına inansalardı kendi kitapları Hz. Muhammed’e iman etmeyi Müslüman olmayı emrediyor, onlar kendi kitaplarındakini bile gizleyip iman etmediklerine göre Müslüman olmayanların halini bir düşünün. Öyle olmalarına rağmen bu iki din mensubu yani Yahudi ve Hristiyanlar, İslam’a girmekle mükellef olursa semavi aslı tamamen kaybolmuş, kitapsız din mensupları daha ziyade Müslüman olmaya mecburdurlar tamamı insanlığın tamamı.

 

Dakika 10:01

 

Bu da Nevevi’nin işaret ettiği bir izah tarzıdır son izahımız. Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişler dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır yoksa kapalı kalır açılmaz, La ilahe illallah cennetin anahtarıdır. İşte bu anahtarla cennetin kapısını açman için La İlahe İllallah diyen hemen peşin de Muhammedurresulullah diyecektir. Muhammedurresulullah diyen de yüce İslam’ı öğrenip yaşayacaktır, içiyle dışıyla Müslüman olacaktır. İbadet olmadan zahmet çekmeden sadece La ilahe illallah demekle cennete gidilemeyeceğini ifade etmek istemiştir. Ne var ki Hz. Peygamber (A.S.V) La ilahe illallah cennetin anahtarıdır buyurduğu gibi yukarı da bir hadisi şerifte de Ebuzer hadisinde de görüldüğü üzere bu kelimeyi samimiyetle benimseyen kimsenin de kurtuluşu söz konusudur. Ama La ilahe İllallah’ın içini doldurmak kaydıyla, içini doldurmak için Muhammedurresulullah diyeceksin İslam adına Allah’u Teâlâ sana ne emrettiyse emirleri yapacaksın, yasaklarından kaçınacaksın, işte içini böyle doldurursun. İşte ‘’Zümer Suresinin 53 Ayeti Kerimesin de’’ Cenabı Hak; Ey Muhammed (A.S.V) deki ey kendilerine kötülük yapıp aşırı giden kullarım, yüce Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin, doğrusu yüce Allah günahların hepsini bağışlar çünkü o bağışlayıcıdır merhametlidir buyuruyor. Şimdi onun ayetler birbirini tamamlar demiştik, bu ayetin peşinde de hemen Cenabı Hak ne diyor; tamamen Allah’a yönelenler görevini hakkıyla yapmaya çalışanlar, yanlıştan dönüp doğruyu yaşayanlar ki İslam’ı bilip, öğrenip yaşamaya gayret edenler ve ansızın başlarına belalar gelmeden önce bunun çaresine bakanlar diye izah ederek ayetler devam ediyor. Evet, kıymetliler; burada da yüce Allah ümit kesilecek bir varlık değildir, iman etmeden gerçek Müslüman olmadan da kimsenin kurtulma şansı yoktur. Allah ümit kesilecek bir varlık değildir ama isyan edilecek, inkâr edilecek, şirk koşulacak bir varlık da değil eşi benzeri şeriki naziri dengi olmayan yüce sıfatlarla muttasıf olan noksan sıfatlardan münezzeh olan ve kendinden başka ilah olmayan eşi benzeri de şeriki, naziri de olmayan tek varlık. Yine ‘’Furkan Suresi’nin bakın 70. Ayeti Kerimesin de’’ tövbe istiğfar eden inanıp salih amel işleyenlerin kötülüklerini iyiliklere çevirir, yüce Allah bağışlar ve merhamet eder.

 

Dakika 15:15

 

Burada da bütün insanlığın tümü tövbe istiğfara, imana çağrılıyor, işlenen günahların sevaba dönüşmesi de burada lutfu ilahidir. Tövben kabul olursa Allah’u Teâlâ lütfundan kereminden dilerse senin günahlarını da sevaba çevireceğini de söylüyor. Bir kısım kimseler günahlarına günahlarının çok olmasını temenni edecekler mahşer de, bakın Peygamber efendimiz buyuruyor bunu da yine. Bunlar kimlerdir? Diye sordular. Şu cevabı verdi; onlar yüce Allah’ın seyyiatlarını sevaba tebdil ettiği kimselerdir. Bu şans kime vurduysa tabii ki onların temennisi o an için öyle olur ama bu şans kime vurdu kime vuracak onu Cenabı Hak kendi bilir, sen günah işlememeye gayret et. Tövbeye, istiğfara devam eyle, işin garantisi budur. Bu günahları sevaba çevrilenler Müslüman değilken Müslüman olanlar, ondan sonra samimi Müslüman olup Allah yolun da cihad edenler gibi nice şartları, vasıfları taşıyanlar, bu vasıfların tamamını her kişi de bu samimiyet o ihlasın bulunmayacağını düşünerek dikkat et günah işlememeye gayret eyle, tövbeyi istiğfara gayret eyle devam et. İmanını muhafaza etmeye çalış, iman etmek kolaydır imanlı yaşamak imanla ölmek esastır. Eğer imanı yok eden tehlikelerden korunmuyorsan o iman yok olur gider. Küfrün, şirkin, nifakın, inkârın, tekzibin her çeşidinden bir defa imanını koru, dinin hiçbir şeyini hafife almaktan son derece sakın. İmanlı ölmek için yüce İslam’ın bütün emir ve hükümlerini kalbin tasdik edecek, dilin ikrar edecek ve bu tasdik ebedi olacak, bu ikrar ebedi olacak. Bir de bu imanın bir ordusu olacak bu iman devletini korumak için nedir o? başta namaz ibadetler geliyor başta da namaz ve diğer farzlar vacipler sünnetler müstehaplardır. Eğer dinini doğru öğrenirsen seni kimse sapıtamaz, dinini eğer doğru öğrenmezsen önüne gelen seni sapıtmaya çalışır aklını başına al. Ayeti kerimeleri, hadisi şerifleri doğru anlayanlardan ders al, cümlenin içinden bir kelimeyi, konunun içerisinden bir cümleyi alıp da seni aldatanlara dikkat et.

 

Dakika 20:00

 

Yine başka bir hadisi şerifte, adamın birine kıyamet günü küçük günahları gösterilir ve hesaba çekilir. Adamcağız büyük günahlarım da ortaya çıkacak mahvolacağım diye düşünürken Gaffar-uz Zünup olan yüce Allah (c.c) şu kulumun işlediği her kötülüğe karşı bir hasene yazın. Yani bir sevap yazın bir iyilik yazın kötülüklerine karşı diyecek, beklenmeyen bir lütuf karşısın da adam tamaha kapılacak ve benim büyük günahlarım da vardı, onları göremiyorum keşke onlar da ortaya çıksa da karşılığın da haseneler, sevaplar, iyilikler verilse diyecek. Bu sözleri söylerken şanlı Peygamber (A.S.V) o derece güler ki arka dişleri bile görülür. İşte insanoğlu böyle yüz bulunca bak neler yapmak istiyor. Küçük günahları önceden gösterilip de büyük günahları gösterilmeyince seviniyordu büyük günahlarım ortaya çıkarılmadı diye. Günahlar sevaba çevrilmeye başlanınca o zaman ne yaptı? Büyük günahlarım da vardı diye ortaya çıkmasını ve onların karşılığın da sevap almak arzusun da nasıl can atmaya başladı. İşte insanoğlu bu da yüz bulunca hemen ne yapar fazlasını istemeye çalışır. İnsanoğlunun bir kısmı böyledir ama nice nice büyük zatlar vardır ki bunlar Allah’ın rızasından başka, sevaptan başka hiçbir şey temenni etmezler. Zerrenin zerresi kadar da Allah’a isyan etmek istemezler. Ama şunu iyi bilirler ki insanoğlu acizdir, aczi vardır, cehli vardır, gafleti vardır, nefsi vardır. Bu gibi özellikleri olan insanoğlunun aczi olanın kusurları vardır, günahları vardır. Birin de gökleri dolduracak günahlar varken birin de zerreler vardır ama yüce Allah’u Teâlâ’ya itaati iyi anlayan Allah’ın büyüklüğünü iyi anlayan, iyi inanan insan Allah’a zerre kadar isyan etmek istemez. Onun için kıymetliler, müjdeleri alalım inanalım ama tedbirimizi de yanın da hiç bırakmayalım. Tedbir gibi akıl yoktur diyen de Hz. Muhammed’in (A.S.V) tedbir nedir? İtikatta amel de ahlakta hukukta, İslam’ı bütün boyutlarıyla yaşamaya çalışmaktır. Zaten ne kadar yaşarsan bunları yaşa aczin var, cehlin var, gafletin yine var. Bütün gücünü Allah yoluna sarf edince Cenabı Hak kulum görevini yaptı diye kabul ediyor ama sen gücünü haramlara günahlara sarf edersen işte tam büyük bir cürüm işliyorsun Allah’a tam bilebile isyan ediyorsun, gücünü kötü yol da kullanıyorsun aklını başına al.

 

Dakika 25:00

 

Yine Abdullah Bin Mesut’tan gelen rivayette bakın ne diyor? Sırat-ı Müstakim doğru yol nedir? Diye de sordu. Ona şu cevabı verdi; Muhammed (A.S.V) bizi Sırat-ı Müstakimin bir başın da bıraktı, bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır bu ana, bu ana yolun sağın da ve solun da başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başın da bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine sülük ederse o yollara saparsa yol onu ateşe götürecektir. Kimde Sırat-ı Müstakime sülük ederse o da cennete ulaşacaktır. İbni Mesut bu açıklamayı yaptıktan sonra şu ayeti kerimeyi okudu; ’’Enam Suresi 152. Ayeti Kerime’’ İşte bu benim sıratı müstakimimdir, buna uyun başka yollara sapmayın sonra onlar sizi Yüce Allah’ın yolundan ayırırlar sapıtırlar. Fatiha-i Şerife de 40 defa namaz kılana hatırlatmıyor mu? (

 

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ ﴿٦﴾

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ ﴿٧﴾

 

Âmin, âmin. İşte Sırat-ı Müstakim Hz. Muhammed’in önün de olduğu İslam’ın kendisi tam bir doğru yoldur, tek doğru yoldur. Bu yolun başın da ne yaptı Hz. Muhammed ümmetine işte doğru yol dedi bu yolu yerleştirdi gösterdi ve kendisi de ümmeti ile bu yol da yürüyerek hakka yürüdü. Bu yolun işte başı yüce İslam’ın kendisidir, yüce İslam ile de bu yol da devam edilerek cennete girilir. Başka yol yok ki öbür yolların bakın sapık yollar olduğu, kişiyi sapıttığını, sapıtacağını cehenneme götüreceğini, cennete götürmeyeceğini İbni Mesud Hazretleri bakın (R.A) böyle hatırlattı. Bu İbni Mesut, Abdullah ibni Mesud El Füzeli (R.A) anlattığı durumdur. Ona bir adam böyle sordu o adama da İbni Mesut böyle cevap verdi. Ne güzel söyledi kıymetli efendiler, şimdi biliyorsunuz ki keşif notlarımız devam ediyor. Sizlere imanın hakikati konusunda da şu ana kadar anlattıklarımız imanın hem aslı hem de fazileti hakkın da idi. Şimdi de imanın hakikati hakkın da yine Peygamberimizden aldığımız haberleri sizlere ulaştırmaya devam edeceğiz.

 

Dakika 30:07

 

Abdullah İbnu Ömer İbnül Hattab Hazretlerinin rivayet ettiği bir hadisi şerifte bakın ne buyuruyor Peygamber efendimiz; İslam beş esas üzerine bina edilmiştir. Bunlar temelleri, Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in (A.S.V) onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe-i Şerifi haccetmek, Ramazan’ı Şerif’te orucu tutmak. Şimdi işte Buhari’nin, Müslimin, Nesei’nin, Tirmizi’nin rivayet ettiği bu hadisi şerifte Peygamber Efendimiz bakın bu cevabı verdi. Bir adam Peygamberimize bu soruyu sordu gazveye çıkmıyor musun diye sorar? Abdullah şu cevabı verir; ben Hz. Peygamber (A.S.V)’i işittim şöyle buyurdu diye bunları saydı; İslam’ın temel esaslarını böyle saydı Peygamberden böyle işittim dedi. İşte kıymetli efendiler;

(İnnel islame büniye ala hamsin şehadeti enla ilahe illallah ve enne Muhammeden abduhu ve resuluh ve ikamıssalati ve itaizzekati ve haccel beyti ve savmi ramazan) Sadaka Resulullah evkema kal.

 

İşte anlamını verdiğimiz hadisi şerifin de metni budur. Onun için kıymetliler; biz sağlam metinler, sağlam senetler, sağlam tapular üzerindeki hadisi şeriflerin sizlere mealini manasını veriyoruz ki zaman tasarrufu olsun diye ve dersler fazla kabarmasın diye, metinlerini de vermiş olsak dersler ikiye katlanır. Bu 1000 saatlik ders 2000 saat olur. Bu da ders okuyacak İslam’ı öğrenecek insanlar için o zaman imkânı ya olur ya olmaz, işin aslının sağlam olduğunu bildikten sonra artık onun anlamını bilmeli, hükmünü bilmeli, onu artık yaşamalı. İşte biz de yerleri gökleri vermiyoruz içindeki cevherleri veriyoruz. Kıymetliler; derslerimizin özet olması da bundan gelmektedir. Çünkü bunların tamamına insanların bir kısmının zamanı olmaz, bir kısmına ömrü yetmez. Onun için işin özünü öncelikle vermeli ömrü oldukça da ne yapmalı – teferruata doğru gitmeli, icmali imandan tafsili imana hemen ulaşmak için gayret etmeli. Yine icmali imandan tahkiki imana terakki etmelidir. İşte fıkıh ilmin de biz bunların hükümlerini de açıkladık. Çünkü tekrar hatırlatıyorum ayeti kerimelerden, hadis-i şeriflerden hüküm çıkaranlar fakihlerdir. Fıkıh ilmin de bu hadislerin ve ayeti kerimelerin hep hükmü ortaya müçtehitler tarafından, fakihler tarafından ortaya konmuştur. Esas netice de ayet okumak, hadis okumak demek onların hükümlerini bilmek. Yani fıkıh ilmini bilmek demek öncelikle o dersleri vermemizin sebebi de buydu. Şimdi de o derslerin bir asla esasa hakikate dayandığının bura da belgelerini aslını hatırlatıyoruz. Yani hadisi şerifleri, Kuran-ı Kerim’in baştan sona tefsirini keşif notlarını bunun için verdik. O nedenle İslam’ın bütün işleri sapasağlamdır. İslami ilimler sağlam esaslara bağlıdır. Kıymetliler, dinimizi hep beraber iyi öğrenelim, iyi inanalım, iyi yaşayalım mesele burada. Cenabı Hak içiyle dışıyla gerçek Müslüman olan, Allah’ın emrin de bir mücahit kahraman olan, ümmeti Muhammed hep birlikte bir ve bütün olarak emri Allah’tan Peygamberden alan bir birlik için de biz ümmeti Muhammed’i her saha da Muzaffer eylesin, bu birlikten iman İslam birliğinden hiç ayırmasın.

 

Dakika 36:55

 

(Visited 67 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}