HadısŞerifKülliyatı 24-01

24-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 24

 

24- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 24

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Allahümme eslihnena şe’nena vela tekinna ila nefsena terfete aynena ya hayyu ya kayyum ya bediassemavati vel ardı ya zel celali vel ikram la ilahe illa ente Allahümme salli ve sellim ve barik alâ Muhammedin ve ala ali Muhammed rabbi euzu bike min hemezatiş şeyatin ve euzu bike rabbi en yahdurun’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; dersimiz imam yani devlet reisi hakkındaki dersimiz devam ediyor. Facir ’in dine hizmeti konusun da sevgili Peygamberimizden gelen bir hadisi şerifte (A.S.V) efendimiz buyuruyor; yüce Allah bu dini facir bir adamla da teyit eder kuvvetlendirir buyurmuşlardır. İbnü’l Münir bu konu da Allah’ın facir bir kimse ile de dinini kuvvetlendireceğini onun fücuru ve kötülüğü kendine ait olduğunu söylemiştir. Yine başka bir haber de sevgili Peygamberimiz buyuruyor; sizin üzerinize öyle kimseler imam olacak ki yani devletin başına geçecek ki bazı davranışlarını güzel bulup memnun kalacaksınız, bazı davranışlarını da çirkin bulacaksınız kim kötü olduğunu söylerse müdahene ve nifaktan kendini korur. Kim de dil ile söylemek ile beraber kalben buğuz ederse ilahi mesuliyetten kurtulur, kim de bu fena işlerden büyüğümüz yapmıştır diyerek memnun kalır ve onlara uyarsa helaka gider. Ey Allah’ın Resulü bu fasık imamlarla harp edelim mi? Diye sordular. O zaman da namaz kıldıkça itaatten ayrılmayın cevabını vermiştir. Demek ki devlet başkanın da aranan özelliklerden birisi de namazdır bu hadisi şerifte, namaz kıldıkça isyan etmeyin burada emri anlaşılmaktadır. Yine Müslim’i Şerif’te gelen bir rivayette amirlerinizden birin de kerih addettiğiniz bir şey davranış söz vesaire görürseniz onun amelini kerih görmeye devam edin, fakat itaatten elinizi çekmeyin diyerek kabih olanı takbih ile itaati birbirinden vazıh olarak ayırmıştır sevgili Peygamberimiz. Evet, kıymetliler; Müslüman da olsa namaz da kılsa bazı insanların hatasının olacağı hatasız kulun olmayacağı ve burada bu hatayı küçük hatayı düzelteyim derken büyük fitnelerin zuhur edeceği ihtimalleri göz önünde tutularak isyan etmeyin demiştir.

 

Dakika 5:22

 

Ve bu fasık devlet başkanı ile harbi edelim mi? Diye ne de hayır, namaz kıldıkça demiş itaat edin. Bunların hepsinin en büyük kusur kâfir olmasıdır. Kâfir olmadıkça öbür hataları nasihatlerle öğütler ile buğuzlarla insanlar itaate devam etmesi gerekir. Ama kâfir olduğu anlaşıldı ise hükmen Kur’an-ı Kerim’e göre mütevatir sünnete göre o zaman ümmeti Muhammed parçalanmadan bir bütün olarak gereğini yapmalıdır. Hürmetsizlik etmeme konusunda da Ebu Amir üzerine ince bir elbise giymiş olarak hutbe veriyordu, Ebu Bilal fasıkların elbisesini giyiyor dedi, Ebu Bekre atılarak sus böyle konuşma ben Hz. Peygamber (A.S.V) şöyle söylediğini duydum işittim dedi. Yeryüzün de Allah’ın sultanını alçaltanı kıyamet günü Allah alçaltır buyurdu. İşte burada da ufak tefek kusurlardan dolayı devlet başkanının aleyhin de olmanın bakın bir de dini uhrevi mesuliyeti vardır. Ne diyor yeryüzün de Allah’ın diyor sultanını, yani devlet başkanı alçaltan kimseyi kıyamet günü yüce Allah alçaltır buyuruyor. Bugün Müslüman düşmanı olanlar Müslüman başa geçmesin diye elden gelen ne kadar yalan, iftira, komplo, kumpas gibi neler varsa bunları kurmaya çalışıyorlar. Gâvura ses etmiyorlar, Münafığa, Müşriğe, Fasıklara, Facirlere ses etmiyorlar, nerede bir Müslüman varsa onu yıpratmaya çalışıyorlar, ey dünyadaki Müslümanlar aklınızı başınıza alın. Hariciler gibi aşırı uçlar da hep düşmanla işbirliği yapıyorlar, Müslüman devlet başkanına karşı koyup, ümmeti parçalamak için düşman onları rahatça kullanıyor aklınızı başınıza alınız, yüce İslam kendi içinde kendi ıslahatını yapmaktadır. Yine bakın gelen haber de hadisi şerifte kim dünya da yüce Allah’ın makam vermek suretiyle aziz kıldığı sultana ikram da bulunursa kıyamet gününde de Allah ona ikram eder, kim de yüce Allah’ın sultanını dünya da alçaltırsa yüce Allah da onu kıyamet günü alçaltır. Buna dikkat edin! Yüce Allah kendi lütfundan kime ki bu dünya da Allah’ın makam vermek suretiyle aziz kıldığı sultana ikram da bulunursa kıyamet gününde de Allah ona ikram eder.

 

Dakika 10:02

 

Kim de Allah’ın sultanını yani devlet başkanı olan halifeyi dünya da alçaltırsa Allah da onu kıyamet günü alçaltır buyurdu. İmama itaatin haddi hududu konusunda da Müslüman kişi üzerine hoşuna giden gitmeyen her hususta emredilen şey masiyet Allah’a isyan, dine İslam’a isyan olmadıkça söz dinlemek ve itaat etmek gerekir. Eğer masiyet yani Allah’ın yasak kıldığı bir şeyin yapılması emredilirse emre ne kulak verilir ne de itaat edilir. Öyleleri çıktığı vakit ne yapalım? Diye sordular. Peygamber Efendimiz, bu da sorulur mu Allah’a isyan emredene itaat yoktur cevabını verdi. İşte görüyorsunuz Allah’a isyanı kim emredebilir? Ancak kâfirler yapar. Peki, Müslüman olduğu hal de bunu Allah’a isyanı emrediyorsa ona nasihat edilmeli ve gerçek ulema ona ilmi olarak gereken dersi vermelidir. Allah’a isyan da itaat yoktur Allah’a itaat etmeyene itaat yoktur. Allah’a isyan edene itaat yoktur, imtina etmeye kadir olduğu halde itaat ettiği takdir de haram işlemiş olmaktadır. Bazıları da Allah’a isyanı emredenlere yağcılıkla itaat etmeye kalkarlar, işte bunlar da mesuldürler. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) Ensar’dan birinin komutanlığın da bir ordu yola çıkarır, komutanlarına itaat etmelerini askerlere tembih eder, sefer sırasın da bir ara askerlere öfkelenen komutan, odun toplanmalarını büyük bir ateş yakmalarını emreder. Onlar alev, alev iyice tutuşunca komutan askerlere ateşin içerisine kendinizi atın der. Askerlerden bazıları ateşin yanın da durakalarak biz hiç Peygamber (A.S.V)’e kendimizi ateşten korumak için tabii olduk bir de ateşe mi gireceğiz? Derler. Peygamber Efendimiz (A.S.V)’e bu olay getirilir anlatılır komutan böyle yaptı derler, Peygamberimiz buyurur eğer ateşe girselerdi ebediyyen çıkamazlardı, Allah’a isyan olan şeyde kula itaat yoktur. Ateşe atılmayı Allah etmiyor ki orada isyan var, itaat maruftadır doğru olandadır, aklın ve şeriatın iyi kabul ettiği şeydedir itaat. Aklen itaat edilmesi gerektiği şeriatın emirleri ile birlikte itaatin edilmesi gerektiği yerler de itaat olur. Akla aykırı şeriata da aykırı işler de itaat olmaz. Evet, kıymetliler; imama ne zaman isyan edilir? Alaşağı edilip azledilir; açık bir küfür kâfir olduğu açığa çıkınca Buhari’de Ubade hazretleri açık küfür işlemedikçe ölçüsünü vermektedir. Evet, kıymetliler; demek ki günahkâr olmayan insan olmaz.

 

Dakika 15:22

 

Ama kâfir olduğu açıkça belli ise o zaman imama hem isyan edilir, hem de azledilir ama her şey ümmetin birlik ve beraberliğini bozmadan devlete millete zarar vermeden, fitneye fesada alet olmadan, düşmanla işbirliği yapmadan ümmet kendi için de bu işi zararsız bir şekil de ne yapacak – baştaki kâfir imamı alaşağı etmesini bilecek. Hz. Peygamber (A.S.V) biat etmek üzere bizi çağırdı diyor o kıymetli sahabe. Gittik biat ettik bizden biat sırasın da koştuğu şartlar meyanın da dinlemek ve itaat etmek şartı da vardı, öyle ki emir hoşumuza gitse de gitmese de darlıkta olsak da bollukta olsak da başımızdakiler bencilliğe düşerek makamlarını kendi menfaatlerine kullansalar da itaat edecektik. Keza makam sahipleri ile yanımız da Allah’tan sarih bir delile muhalefetle açık bir küfre düşmedikleri müddetçe makam hususun da niza etmemek şartı da vardı diyor biat ederken. Bunların hepsi maslahatı faydalıyı celb etmeye zararı def etmeye yöneliktir rastgele muhalefet olmaz. Rastgele imamla devlet başkanı ile uğraşmak devlete millete zarar verir. Bugünkü yapıcı muhalefetleri yıkıcı muhalefete dönüşürse bunlar düşman kadar zararlıdır belki de içerdeki düşman odur. Onun için kıymetliler; başa geçirmeyi de bilmeli fitneye, fesada alet olmadan kâfir olursa baştaki aşağı almayı da bilmeli fitneye fesada alet olmadan. Düşmana malzeme hazırlamadan, düşmanla işbirliği yapmadan. Makam hususun da niza konusu, imamın azlini meşru kılan tek sebebin açık küfür olduğunu belirtirler. İşte onlar açık bir küfre düşmedikçe imama isyan devlete devletin başına isyan edilmez. Nevevi şöyle ifade eder; halifeler onlar İslam’ın esaslarından birini tağyir etmedikleri müddetçe sırf zulüm ve fıskları sebebiyle isyan caiz değildir. Bakın buraya da dikkat edin Nevevi gibi yüksek bir âlim böyle diyor; halifeler onlar İslam’ın esaslarından birini tağyir etmedikleri müddetçe sırf zulüm ve fıskları sebebiyle isyan caiz değildir. İslam’ı yok etmeye çalışan nice, nice insanlar görüldü bunlara ses çıkaramadılar ama bir Müslüman başa geçince hortladılar.

 

Dakika 20:01

 

Şeriat geliyor şeriat kahrolsun diye sokaklara döktüler milleti, fitne üstüne fitne, fesat üstüne fesat, darbelerle geldiler milletin devletini hazineleri soydular gittiler. Ey ümmeti Muhammed bir ve bütün ol Peygamberini iyi dinle, İslam âlimlerini iyi dinle. İbnu Hacer’in zalim imamı fitne ve zulme yer vermeksizin tahttan indirmek mümkünse bunu yapmak bir vecibedir demektedir. Değilse sabretmek vecibedir diyor. Yine faydalıyı celb etmeye zararı def etmeye yöneliktir bu İbnu Hacer’in sözü de ve doğrudur. Doğru olanı küfre düşmedikçe isyanın yasak olmasıdır, küfre düştüğü takdir de devlet başkanı, amirler isyan vacip olur. Nitekim Abbasi halifelerinden Memun, Mutasım ve Vasık, Kuranı Kerim için Kur’an mahlûktur iddiasını ki âlimlerce bidat olarak vasıflandırılmıştır. Kur’an mahlûktur diyen ehli bidattir, Ehlisünnet Kuran-ı Kerim Allah kelamıdır demiştir ama bu halifeler Kur’an mahlûktur demişler ve bu batıl fikirlerini yaymaya çalıştılar. Bu maksatla âlimlere darp ettiler hapse attılar ve katille yani öldürmeye varıncaya kadar her çeşit işkenceyi tatbik ettiler. Buna rağmen hiçbir âlim bu muameleleri sebebiyle onlara isyan etmek gerekir dememiştir çünkü âlimler sabretmesini de bilirler şehit olmasını da bilirler, ümmet yeter ki zarara gitmesin devlet yıkılmasın diye. Düşman çullanmasın diye fitne fesat hortlamasın diye. İbnu Hacer bir başka vesile ile kâfir imama karşı isyan vecibesinin icma ile sabit olduğunu bu vecibenin her Müslümana terettüp ettiğini belirtirsek sözünü şöyle noktalar, buna gücü yeten sevap kazanır göz yumup müdahane eden günahkâr olur. Gücü yetmeyen de oradan hicret eder, bu da kâfir imam devlet başkanı hakkındadır. Bunu da İbnu Hacer yine bu şekil açıklamıştır. Azli gerektiren tabii haller açık küfür dışın da delirtmek, sağırlık, dilsizlik, düşkünlük derecesine varan yaşlılık, yani görev yapamaz hale gelmiş, o zaman imam devlet başkanı azledilir yerine yenisi nasb edilir. Düşman eline esir düşmesi de azlini gerektiren sebeplerden biridir kurtarma ümidi de kesilirse azli gerekir o da devletin başı başkansız devlet hükümetsiz kalmasın diye çünkü devletin başına mutlaka birisi gidince birinin gelmesi gerekir.

 

Dakika 25:00

 

Sebepsiz azil mümkün müdür? Evet, kıymetliler hayır. Böyle bir hakla hakka sahip değildir, sebepsiz bunu da Bâkillâni söylüyor, sebepsiz devlet başkanı azledilemez. Bir de istifa meselesi istifa da ölmesi gibidir, yenisini seçmek terettüp eder. Azilde âleme fesat niza ve haksız yere adam öldürmeler mevcuttur, hülasa isyanın meşru sebebi açık küfürdür, fısk vesaire sebeplerle azil edilemez. Zira azil de âleme fesat, niza ve haksız yere adam öldürmeler mevcuttur, açık küfrün yanın da. İtaatin şart olmasının sebepleri fitneyi önlemektir. Zararların büyüklüğü ve çokluğu sebebiyle İslamiyet bütün gücüyle fitneyi önleyici ve bastırıcı tedbirlere ağırlık vermiştir, devlet başkanına eften püften şeylerle isyan ettiğin zaman ne yapacaktır, zararın daha büyüğü gelmesi melhuz ise ihtimallerin dâhilin de ise dikkat edilir. Masum kanı dökülür yazık olur, bir kimseyi öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir haksız yere birini öldürdüğünü zaman. Devlet başkanını aşağı azlederken indirirken bunu fitnesiz fesatsız, kansız kavgasız yapman şartıyla olur. Fitnenin çıkarılması kolay, durdurulması imkânsız denecek kadar zordur. Nesilden nesile geçer kıyamete kadar da fitne devam eder. İşte Şia fitnesi Hz. Osman zamanından günümüze kadar 14 asır geçtiği halde zaman zaman hala ıstırabını çekmekteyiz. Şia kendi için de nice kollara ayrılmıştır, hem birbiriyle uğraşırlar hem de fitne olmaya devam ederler. Yine devlet başkanına rastgele isyan etmek, milli birliği bozar, düşmanların iştahını kabartır üzerimize düşman saldırır çullanmaya çalışır. Fitne şer unsurlar istifade eder, fitneye alet olursan en kötü insanlar faydalanır ümmet zarar görür. Hedefe meşru olan vasıtalarla gitmeye izin vermiştir, gayrimeşru vasıtalarla gitmek ise yasaklanmıştır. Anarşi ve fitne terör ise yolların en kötüsü en gayrimeşrusu ilan edilmiştir. Fitne ile tarihte hedefe asla varılmamıştır. Fitne fesat çıkarayım da ben başa geçeyim diyenler emeline ulaşamamıştır. Mutezile kendi gibi düşünmeyenleri tekfir etmek, fasık, imama itaat etmemek gibi prensipleri benimsemiş, Abbasi sarayın da hâkimiyet kurduğu Hicri 18 ile 234 yılları arası kendisi gibi düşünmeyen bilim adamlarına tatbik edilen zulüm, işkence hapis ve kıtallerle doludur ve İslam tarihinin en kara sayfalarını teşkil eder.

 

Dakika 30:15

 

Çünkü bu Hariciler, Mutezileler kendinden olmayana derhal kâfir derler. Ondan sonra da isyan edin derler bunlar fitnenin başıdır, kendileri fitne olduklarının ya farkın da değiller yahut da kasten ihanet ediyorlar. İmamın tayin ve tespiti yani devletin başına bir devlet başkanının geçirilmesi konusu; Hz. Ebubekir Radıyallahu Anh’ın halife oluşun da cereyan ettiği şekil de biat esnasına hazır bulunmaları mümkün olan ulema Rüesa ve adalet ve rey sahibi kimselerden oluşan Ehlü’l Hal ve ve’l Akd tarafından seçilmek. Hz. Ömer Radıyallahu Anh’ın halife oluşun da cereyan ettiği şekil de salahiyetli bir kimse tarafından tayin edilmek, salahiyetli kimse Ehlisünnete göre ya Hz. Peygamber (A.S.V)’dir ya da önceki halifedir. Halifenin kendi yerine ömrünün sonun da birini tayin edebileceği icma ile kabul edilmiştir. Zira Hz. Ömer, Hz. Ebubekir tarafından yerine halife tayin edildiği zaman ashaptan kimse itiraz etmemiş ve herkes bunu kabul etmiştir. Onların bu kabulü halifenin yerine geçecek kimseyi tayin etme usulünün meşruluğuna delil kabul edilmiştir. Çünkü icma oluşmuştur, herkes kabul etmiştir. Zor ve istila yoluyla başa geçmek, biatsız seçimsiz başa geçecek olsa Allah’ın emirlerine zıt olan taraflarıyla kabul edilmez. Allah’ın emirlerine zıt olmayan emirlerine itaat etmek gerekir. Ehlü’l Hal, âlimler Ehlü’l Hal ve’l Akd ’den bir veya iki kişinin biatını imametin subuti ve tahakkuku için yeterli görmüşlerdir. Yani müçtehit derecesin de yüksek bir âlim veya bir veya iki veya daha fazla âlimler varsa bu yeterlidir demişlerdir. Yeter ki aday diğer şartları haiz bulunsun, yani İslam’ın öne sürdüğü şartlar varsa diyor seçilen kişi de  o zaman bu doğrudur diyorlar. Hz. Ömer sadece Hz. Ebubekir tarafından Hz. Osman, Abdurrahman İbnu Avf tarafından seçildiler ve bu işe bütün ümmetin icmasını talep şöyle dursun Medine’de ki Ehlü’l Hal ve’l Akd ’in icmayı bile talep, icmasını bile talep etmediler ama sonradan icma oluştu ve kabul edildi. Sadece işi bulandıran fitneye alet olanlar ortaya çıktı onda da ayrı. Onlar da İslam tarihini incelerken oradan sizlere keşif notları verirken onları da inşallah anlatmaya çalışacağız. Evet, kıymetliler, Cenabı Hak ümmeti Muhammed’in tümüne birlik beraberlik için de ehliyetli liyakatli insanların hep başta olmasını onların da ümmet tarafından kıymetinin bilinmesini Cenabı Hak nasibi müyesser eylesin.

 

Dakika 35:21

 

 

 

(Visited 47 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}