Tefsir 246-01

246- Tefsir Ders 246 hayat veren nurun keşif notları

246- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 246

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

(أَرَأَيْتُكُم) Cenabı Hak bu yüce kelimesinde soru taaccüp kelimesidir. Arap dilinde benzeri yoktur demiştir bu kelime için. Çoğunluk tahkîk ile Nâfi, Ebû Câfer teshil ile Kisâî de ıskât ile veriçte iptal hemze elife çevrilerek okunmuştur ki (ahbiruni) bana haber verin muhatabın değişmesine göre. Cenab-ı Hak tabii ki Kur’an-ı Kerim’i kendi kelâmı olduğu için O’nun fesâhat ve belâğatinin de bu dünyada emsâli yoktur. İnsanüstü, tabiatüstüdür. Kur’an-ı Kerim’in kıymetini Müslümanlar bildiği zaman dünyaya efendi olmuşlar ‘’Cihan Devleti’’ kurmuşlardır. Bütün insanlığa da adâlet sağlamışlardır. Kur’an-ı Kerim’in İslam’ın kıymetini bilmedikleri dönemde de başka milletlerin esâretine girmişlerdir bu Müslümanlara hiç yakışmaz. Aziz iken kimse zillete bürünemez, gerçek hürriyetini bırakıp da köleliği hürriyet zannedemez. Şiddetli fakirlik, hastalık, âfetler, zarûretlerle sıktık diyor Cenab-ı Hak. İnsanlar suç işledikçe Allah da onların karşılığında ne yapıyor? Âfetler, belâlar veriyor. Vicdanlar donar, akıllar tutulur. Allah belâ verdiği zaman, birde insanlar sapıp azdıkları zaman vicdanlar donar akıllar tutulur, azdıkça azarlar. Şuanda insanoğlunun şuanda ki dünya da öyle çevreler, öyle toplumlar, öyle kimseler var ki yanında hakîkati söylemek şöyle dursun hakîkatçi bir insanın dahi yanından geçemeyecek kadar vicdanları donuk insanlar var. Akılları tutulmuş ve akılları başka şeyin esiri olmuş insanlar var. Azdıkça azmışlar gerçeğin önüne o kadar çok perde çekmişler ki kendilerine yazık etmişler. Onun için terbiye ediciler Cenab-ı Hak her kulun nasıl hangi dersten anlayacağını iyi bilmektedir. Kulunun suçuna göre cezadır. Allah zulmetmez kulunun suçuna göre ceza fertlerin, toplumların, cemiyetlerin, devletlerin suçuna göre ceza ve güzel amellerine karşılık da lütuf ve inâyet büyük ödüller vardır. Yüce Allah kullarının ne kazandığını görüyor kuşatmış hem bizi hem amellerimizi bütün âlemi kuşatmış. Biz ne kazanırsak O karşılığını da veriyor. Değerli insanoğlu, ey insanlar aklınızı başınıza alın! Allah bize bakıp duruyor, gözetleyip duruyor. Bize bizden yakın kalbimize kalbimizden de yakın. Çünkü bizi yaratan O, yaşatan O, hayatı veren O. O’nun yaratığı hayat reçetesi de Kur’an-ı Kerim’dir. Allah’ın reçetesini uygulamaz da başkalarınınkine muhtaç olursan bil ki sürünürsün. Çünkü Allah’u Teâlâ’nın emriyle hareket et o zaman nereye gidersen git sebepleri de Allah’ın yarattığını gör, gererek git.

Dakika 5:15

Bilimsel düşünerek git, aklını Vahyi İlâhî ile birleştirerek git. O zaman Allah nerede sana hangi nimeti, kolaylığı, yardımı, nusreti sana murad ederse işin rast gelir. Allah ile hareket et, aklını başına al! Allah’a rağmen dünya da hayat olmaz sürünürsün, ondan ona gidersin. Falcıya gidersin doktor diye, sihirbaza gidersin doktor diye, yılana sarılırsın kurtulayım diye. Zehirden zehre, kuyudan kuyuya, ateşten ateşe düşersin, belâdan belâya sürüklenirsin, Allah’a rağmen hayat olmaz. Allah’a kul ol, Kur’an’la, aklıselimle, bilimle hareket et. Ben sana demiyorum ki yani benimle hareket et, Ali, Veli ile hareket et demiyorum. Bak okuduğum Kur’an-ı Kerim, Kur’an-ı Kerim’in anlamını veriyorum. Rab ne derse onu demek zorundayım, hayat odur zaten mutluluk oradadır. Allah’a kul olmak sultanlıktır, kula kul olmak aşağılıktır, zillettir, şirktir şirk. Puta tapıyorsun haberin olsun! Kula kulluk olur mu? Kulların hepsi Allah’a kulluk eder görevi Allah ve İslam verir. Her faydalı dünyada fayda, hayır ne varsa faydaların hepsi İslâmî’dir. Zararların yanlışların tamamı İslam dışıdır. İnsanlar birbirini sever Allah için sever birbirini itaat eder Allah için yapar yani hepsi Allah için olacak, Allah’ın emirlerine uygun olacak. Allaha isyân edilerek kula itaat olmaz, işte mesele burada.

(Eşşeyü izâ taga itteseâ) bak ne diyor; “Bir şey sıkışınca genişler veya patlatır.” İnsanoğlu sıkışmadan başı belâya girmeden Cenab-ı Hakk’a teslim olurda o güzelim onun güzel emirlerini yerine getirir hayat bulursa bunların hiçbiri olmaz. Ama insanoğlu daima yanlışa sürüklendiği müddetçe ve yanlışa birbirini sürüklediği müddetçe onu da doğru zannettiği müddetçe bir gün ne olacak? İşler sıkışacaktır. “Ve bir şey sıkışınca genişler veya patlatır.” Şimdi krizlere bakın, felç olan ekonomilere bakın, ahlâkî çöküntülere bakın. Şimdi her yıkılandan sonra ne yapılıyor? Yenisi yapılmaya çalışılıyor daha iyisini yaparım diye uğraşılıyor. Fakat bunun daha iyisini yaparım derken bir defa bütün insanlığın ruhlarını, bütün insanlığın kalplerini, bütün vicdanları ne yapacaksın? Hakk’ın bir defa ölçüsünde bunların hepsine faydalıyı takdim edeceksin. Yani Allaha, emrine itaat ederek yapacaksın bunları. Allaha rağmen yapmaya kalkarsan depremden kurtuldum zannedersin tsunamiye yakalanırsın, tsunamiden kurtulduğunu zannedersin ritaya (kasırga) yakalanırsın. Allaha itaat edilmediği iman gerçek bir iman ve gerçek itaat olmadığı müddetçe öbüründen kurtulur öbürüne yakalanırsın. Nimetler, zevkler, sefâlar önlerinde âmâde idi. Geçmişte öyle insanlar vardı ki nimetler bol zevkler, sefâlar önlerinde âmâde idi yani ne isterlerse vardı zevki sefâ içindeydiler.

Dakika 10:18

Onlar nasıl yaşadılar? Allah yokmuş gibi hâşâ! Âhiret yokmuş gibi ve ölüm yokmuş gibi başıboş yaratılmışlar sanki bu dünyaya gel keyfim gel diye yaşadılar. Haram, helâl, hak, hukûk tanımadılar. İşte tam gel keyfim gel dedikleri sırada Cenab-ı Hak ne yaptı? Ansızın belâsını tepelerine bastırdı. Öyle diyor ansızın bastırdık diyor Cenab-ı Hak. Okuduğum âyetleri verdiğim anlamlara bir bakarsanız işte bunları biz açığa çıkarıyoruz ki âyetlerin orada gözden kaçanlar burada hatırlansın diye. Ve keşif notları veriyoruz bunlar hayatın nur saçan hayat veren nurun notlarıdır. Her imtihandan sonra yeryüzünü zulüm ve şerlerden kurtarmak en büyük şükrü gerektirir. Buraya dikkat et! Her imtihandan sonra yeryüzünü zulüm ve şerlerden kurtarmak en büyük şükrü gerektirir. Şimdi dünyayı zulümden, şirkten, küfürden, nifâktan ve kötü ahlâktan, sömürüden bütün zorbaların zorbalığından dünyayı kurtarıp da dünya gerçek bir medeniyete sosyal adâlete ve ilâhî adâletin uygulanması bütün insanlığın huzuru te’min edildiği zaman işte ne oluyor, bu en büyük şükrü gerektirir. Niye? Zulüm ortadan kalkmış zorbalar ortadan kaldırılmış en büyük şükrü gerektirir bu ve bir zâlimi ortadan kaldırıp da daha zâlimi oraya egemen kılarsanız. Bu adâlet değil bir zorbadan öbür zorbaya yakalanmak demektir. Yeryüzünü zulüm ve şerlerden kurtarmak en büyük şükrü gerektirir. İşte İslam bu dünyaya bunun için gelmiştir. Buna dikkat et! İslam bu dünyaya yeryüzünü dikkat et! Arap’ı, Türkü, doğuyu, batıyı demiyor yeryüzünü zulüm ve şerlerden kurtarmak için gelmiştir. Ve onu herkes İslam’ın ve ilâhî mesajın gereğini yerine getirdiği zaman yeryüzü bütünüyle zulüm ve şerlerden kurtulduğu zaman işte en büyük şükrü gerektirir. Âyetin sonunda ne diyordu?

(الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ) diyordu. Ne diyor? Hamdüsena âlemlerin Rabbisine mahsustur. Âlemlerin Rabbisi olan Allah’a hamd olsun övme, övülme hakkı bütün yüce övgülerin tamamı Allah’ın hakkıdır. Hâmidiyet Mahmudiyyet, Mahmudiyyet Hâmidiyet tamamen Allaha âittir. Kul Rabbi’sine ne kadar hamd ederse işte o kadar Allah’tan da ne yapar? Övgü alır, mükâfat alır. Hz. Muhammed’in Ahmed, Muhammed, Mahmud olmasının hikmeti nedir? Allah onu övüyor ama o da Allah’a kulluk ediyor. Yüce Allah’ı o da bütün kulluğuyla Yüce Allah’a kulluk ediyor, hamd ediyor, şükrediyor. Hamid ve şükür nedir? Allah’ın emirlerini samîmi olarak yerine getirmektir. Onun için ruhlar âleminde ruhlar yarışıyor Hz. Muhammed’in ruhu bütün ruhları geçiyor onun için en büyük zirve Makâm-ı Mahmûd Hz. Muhammed’in makâmıdır.

Dakika 15:15

Rabbini iyice öv ki Rabbin tarafından büyük ödüller ve mevkiler alabil yükselmek Allah’a kulluktadır. Yoka dünyada fildişi kulelere çıkıp Allah’a orada şirk koşup, Allah’ı tanımayan zevki sefâsına dalıp gel keyfim gel deyip Allah yokmuş gibi, hâşâ sümme haşa! O’nun yeryüzünde emir ve kânûnları yokmuş gibi haram, helâl tanımadan zevkine dalarak yaşarken ansızın Allah onları yakaladı gönderdi hak ettikleri yere. Küfür ekenler îmân biçemezler. Onun için kişi küfür ektiyse onu kazandıysa ebedî cennete giremez. Îmân ve Amel-i Sâlih ile yaşayan onu kazananda ebedî cehenneme girmez cennete girecektir.

Dakika 16:24

(Visited 71 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}