Tefsir 247-01

247- Tefsir Ders 247 hayat veren nurun keşif notları

247- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 247

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(En’âm Sûresi 46’nci Âyet-i Kerime’den 70’inci Âyet-i Kerime’ler)

 

قُلْ أَرَأَيْتُمْ إِنْ أَخَذَ اللّهُ سَمْعَكُمْ وَأَبْصَارَكُمْ وَخَتَمَ عَلَى قُلُوبِكُم مَّنْ إِلَهٌ غَيْرُ اللّهِ يَأْتِيكُم بِهِ انظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الآيَاتِ ثُمَّ هُمْ يَصْدِفُونَ ﴿٤٦﴾

قُلْ أَرَأَيْتَكُمْ إِنْ أَتَاكُمْ عَذَابُ اللّهِ بَغْتَةً أَوْ جَهْرَةً هَلْ يُهْلَكُ إِلاَّ الْقَوْمُ الظَّالِمُونَ ﴿٤٧﴾

 

De ki: “Söyleyin bakalım diyor Cenab-ı Hak, eğer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalplerinize mühür vurursa, Allah’tan başka onları size getirecek bir ilâh var mıdır?” Göz verecek var mı size? Allah verdiği gözü alsa, verdiği kulağı alsa, kalbinize mühür vura diyor bunları size Allah’tan başka geri verebilecek biri var mı? Sinek bile bütün âlem bir araya gelse sinek yaratamaz. Allah’ı tanımayanlar, gel keyfim gel diyenler, din îmân tanımayanlar, hak hukûk tanımayanlar vay geldi hallerine ki dikkat et diyor Cenabı hak, âyetlerimizi nasıl türlü, türlü çeviriyoruz. Yani Kur’an-ı Kerim ile Allah öyle güzel anlatıyor ki her şeyi eşsiz güzellikte Allah’ın bir anlatımı var. Biz bunun tercümanlığını yapıyoruz size buradan keşif notları veriyoruz. Bunlar hayat veren nurun inkişâfıdır. Bütün insanlığı aydınlatıp yükseltmektir. Cennete hazırlamak, kalplerin ruhların mutluluğunu temin etmek İslam, Kur’an-ı Kerim bunun için geldi. Diyor ki Cenabı Hak: Biz âyetlerimizi nasıl türlü, türlü çeviriyoruz? Sonra da onlar yüz çeviriyorlar, Allah’ı dinlemek Kur’an’ı dinlemek istemiyorlar birileri. Roman okur, hikâye okur mâlâyanî değersiz şeylerle meşgul olur. Eşi bulunmayan Allah’ın kitâbı ile meşgul olmak istemez. Allah’ın nasıl eşi yoksa şeriki, naziri, dengi Kur’an-ı Kerim’in eşi dengi yok ki.

Değerli dostlarım,

Kur’an-ı Kerim sıradan birinin kitâbı değil ki. Eşsiz, şerik ’siz, nazır ’sız, vezir ’siz Yüce Allah’ın, âlemlerin eşsiz hükümdarı Allah’ın kitâbı. Levh-i Mahfuz’dan geldi oraya da Allah’ın ilminden geldi, oradan da bize geldi. Dikkat et! Kur’an’ın aslı Levh-i Mahfuz da, Levh-i Mahfuz’un aslı da Allah’ın ilminde. Kur’an-ı Kerim oradan geldi. Arş-ı Âlâ üniversitesinin dersleri, ezelîn ebedîn kelamı, ezelî ebedî kelam Kur’an-ı Kerim’dir. İnsanoğlu Kur’an’la yükselir ve Allah’ın rızâsına vâsıl olur başka türlü olamaz.

De ki: “Söyler misiniz bana! Size Allah’ın azâbı ansızın veya açıkça gelirse, zâlim toplumdan başkası mı helâk olur?” Zâlimler helâk olur. Zâlimlere yardım edenler de zâlimdir.

Cenab-ı Hak yine buyurdu ki;

وَمَا نُرْسِلُ الْمُرْسَلِينَ إِلاَّ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ فَمَنْ آمَنَ وَأَصْلَحَ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿٤٨﴾

وَالَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا يَمَسُّهُمُ الْعَذَابُ بِمَا كَانُواْ يَفْسُقُونَ ﴿٤٩﴾

Dakika 5:00

Yüce Rab diyor ki; Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azâbımızın habercileri olmak üzere göndeririz diyor. Peygamberler bunun için geldi. Artık kim îmân edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenâlıklar yüzünden onlara azâb dokunacaktır.

İşte Cenab-ı Hak kânûnlarını duyuruyor. Kur’an-ı Kerim’in her kelimesi, her cümlesi Allah’ın kendi kânûnlarıdır, kendi Vaad-i Sübhânisidir. Bu nedenledir ki, Müslümanlar Kur’an’ı iyi anlamalı, iyi dinlemeli, iyi tefekkür etmeli, iyi tezekkür etmeli. Tefekkürün ne kadar faziletli olduğunu, her Müslümanın mütefekkir olmasının gerekliliğini Kur’an-ı Kerim anlatıyor. Her Müslüman derin, derin Kur’an üzerinde tefekkür etmelidir, düşünmelidir. (فَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ) diyor Cenab-ı Hak. Hiç mi bunlar Kuran-ı Kerimi üzerinde tedebbür etmiyorlar ve tezekkür etmiyorlar. Tefekkür edip neden düşünmüyorlar? Düşünmüyor musunuz diyor? Kur’an üzerinde onun âyetleri üzerinde siz düşünmüyor musunuz? Allah’tan gelen kitap okunmaz mı? Düşünülmez mi? Gereği yapılmaz mı? Biz Allah’ın kulları değil mimiyiz?

استعيذ بالله

قُل لاَّ أَقُولُ لَكُمْ عِندِي خَزَآئِنُ اللّهِ وَلا أَعْلَمُ الْغَيْبَ وَلا أَقُولُ لَكُمْ إِنِّي مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلاَّ مَا يُوحَى إِلَيَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَفَلاَ تَتَفَكَّرُونَ ﴿٥٠﴾

Bak bu âyetinde sonu tefekkürle yine bitti. Yine Cenab-ı Hak burada da tefekkür istiyor ve yüce anlamanda Yüce Rabbimiz şöyle diyor;

De ki: Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Kim diyor? Hz. Muhammed söylüyor. Habîbim böyle söyle onlara diyor. Allah’ın hazineleri Allah’ın kendi katındadır. Bir şeye ol dediği zaman her şey olur. Onun için bir şey olmam deme şansı yoktur. Bu âlemi yaratmış tamam yıkacağı zaman da yıkar. Onun için her şey Allah’ın hâkimiyeti altında emrine bağlıdır. Gaybı da bilmiyorum Peygamberimiz öyle diyor. Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da biliyorum demiyorum ben gaybı bilmiyorum ve size, ben bir meleğimde demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Yani Allah’tan aldığı haberi söyler Peygamberler. Vahyi İlâhî gelir Peygamber’e Kur’an-ı Kerim A’dan, Z’ye Vahyi İlâhî’dir. Yani Allah’ın Peygamberine gönderdiği bütün emirlerine Vahyi İlâhî denir. Allah’ın Peygamberle konuşmasıdır Kur’an-ı Kerim’in âyetlere vahiy yoluyla gelmiştir. De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?” Peygamber de Allah’ın bildirdiğini bilir gaybı o da bilmez. Melekte ilmez gaybı Allah’ın bildirdiğini bilir. Müslümanlar, âlimler, Evliyâlar, kerâmet sahipleri de öyledir. Allah’ın bildirdiğini bilirler ve peygamberler vahiy alırlar direk Vahyi İlâhî alırlar.

Dakika 10:00

Ama şimdi şeriatla ilgili Vahyi İlâhî zaten bitti, şeriat tamamlandı, İslam tamamlandı. Bundan sonraki “Evliyâlara, Âlimlere” düşen nedir? Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı iyi anlamak bir de Mübeşşirât vardır sâdık rüyalar gelir, ilhâmlar gelir. O da şeriatı beyân için gelir, Kur’an’a, sünnete, İslam’a uy diye gelir. Uyarı olarak gelir ve seni müjdelemek üzere, şeriatı açıklamak üzere geldi. Şeriat kânûnları gelmez rüya da Evliyâ kerâmeti ile de şeriata bir kânûn kural koyamaz. Çünkü Allah İslam’ı tamamlamış, şeriatı tamamlamış. Şeriat tamamlandığı için Peygamberin dünyadan göçmüş ve onun getirdiği İslam nizâmı kıyâmete kadar ve ebedî devamlıdır. Onun için kör ile gören bir olur mu diyor Cenab-ı Hak. Ne demek? Bilenle, bilmeyen bir olur mu? İnananla inanmayan bir olur mu? Âdil ile zâlim bir olur mu? Tevhîd inancındakiyle müşrikler, putperestler bir olur mu? Hakk’ın emrindekiyle şeytanın emrinde ki bir olur mu? İnsanlığın hayrına adâletine çalışan ile insanlığın merhametiyle kucaklayanla, insanlığın kanını emen sömürenler bir olur mu? Allah’ın yazdığı hayat reçetesiyle, kulun yazdığı aynı olur mu? İşte İslam ilâhî’dir tam ilâhî hayatın bizzat hayat veren nurun reçetesi İslam’dır. Kalpler ve ruhlar mutluluğuna ulaşır İslam ile ondan sonra ruhlar ve kalpler bedenleri rahat ettirir. Beden o ruhta, o ruh o beden de İslam’ın reçetesini uyguladığın zaman ikisi de mutludur.

Onun için kıymetli efendiler, Cenab-ı Hak;

وَأَنذِرْ بِهِ الَّذِينَ يَخَافُونَ أَن يُحْشَرُواْ إِلَى رَبِّهِمْ لَيْسَ لَهُم مِّن دُونِهِ وَلِيٌّ وَلاَ شَفِيعٌ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿٥١﴾

وَلاَ تَطْرُدِ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِم مِّن شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِمِينَ ﴿٥٢﴾

وَكَذَلِكَ فَتَنَّا بَعْضَهُم بِبَعْضٍ لِّيَقُولواْ أَهَؤُلاء مَنَّ اللّهُ عَلَيْهِم مِّن بَيْنِنَا أَلَيْسَ اللّهُ بِأَعْلَمَ بِالشَّاكِرِينَ ﴿٥٣﴾

Yüce Rabbimiz diyor ki; Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an’la uyar. Dikkat et! Kur’an-ı Kerim’le uyar. Kimi? Allah’ın huzurunda hesap vereceğini, Allah’ın huzurunda toplanacağını iyi inanan, iyi bilenleri Kur’an’la uyar diyor. Bak îmânsız bu uyarıdan nasîb almıyor. Onlar için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır gerekir ki Allah’tan korkarlar. Gerçek dost sadece Allah’tır ve sadece şefaatçi de Allah’tır. Peygamberin şefaati Allah’ın emriyle, izniyle olur. Allah izin etmezse Peygamber de şefaatçi olamaz. Birisi eğer yardım edecekse Allah’ın emri ve izniyle olur. Buna dikkat et! İşte insanoğlunun vasıtayı görüp de göndereni görmemesi aslında ağacın dalını görüp de kökünü görmemesi, kökünü inkâr etmesine benziyor.

Dakika 15:00

Bu dünyanın kökeni âhirettir. Oraya tebdil edilecektir kıyâmet kopacaktır. Ama âhiret âlemi ebedî devam edecektir. İnsanoğlunun bedeni çürüyecek ama ruhu Allah’ın emri ve izniyle ruhun durumu devam edecektir. Bunlar hep Allah’ın emri ve izniyle hiç kimsenin ölmeme, kaybolmama gibi bir şansı yok. Ölümsüz hayatın sahibi hayatı yaratan Allah sadece kendisi (الْحَيُّ الْقَيُّومُ)’dur. (يُحْيِي وَيُمِيتُ)’dir. Ölmeyen biri hayat veren odur, ölüleri dirilten odur, yoktan yaratan odur, ölümsüz hayatın tek sahibi O’dur. Onun için kendisi (الْحَيُّ لاَ يَمُوتُ)’dür. Öyle bir diri ki ölümsüz diri. Böyle bir Yüce Rabbin kulu olmak ne kadar büyük bir şans biliyor musunuz? İnsanoğlu göremediği düşünemediği şeyler çok vardır. Bu âlemlerin yüce hükümdarının kulu olmak işte O’nun rahmet kapısında sultan olmaktır. Onun için Hz. Muhammed kulluk yarışında herkesi geçmiş ve en yüksek makama da alınmıştır ve bütün âlemlere de rahmet Peygamberi olarak gönderilmiştir. Onun için insanoğlu kendi nimetlere sırt dönüyor. Hz. Muhammed bütün âlemlere rahmettir. Onu kim kabul etmezse kendisi rahmete sırt dönmüş olur ve kendini mahvetmiş olur, yazık olur. Îsâ bizim, Mûsâ bizim, İbrâhim bizim, Nuh’lar bizim, Âdem’ler bizim ve diğer bütün peygamberler bizim. Onlar geçmişte görevlerini güzel yaptılar ama en son bütün âlemlere Hz. Muhammed gönderildi. Bütün milletlerin Peygamberleri, çağların Peygamberi çağlar ona kavuşmak için çok çalışmalı. Çağların gerisinde insanoğlu İslam çağları kuşatmış gelin diyor. Bütün insanlığı yükseğe çağırıyor İslam dini İslam’ı anlamayan kara beyinler İslam’ı çağdışı göstermeye çalışıyorlar. İslam’a çağdışı diyen kızıl ruhları İslam kurtarmaya geldi. Kızıl kara kafaları İslam onları tedavi etmeye geldi İslam onların da dostu ama onlar değil ne yazık ki. İslam onlarında dostu, İslam herkesin dostu çünkü herkesi kurtarmaya geldi. Herkesi Allah’a cennete çağırıyor. Ali’ye, Veli’ye puta uşağa çağırmıyor, uşaklığa çağırmıyor. Sırf Allah’ın rızâsını dileyerek sabah akşam Rablerine dua edenleri huzurundan kovma diyor. Dikkat et buraya da! Sırf Allah’ın rızâsını dileyerek sabah akşam Rablerine dua edenleri huzurundan kovma diyor. Kime diyor? İşte îmânlı bir adam ne kadar garip olursa olsun çok değerlidir. Ne kadar fakir olursa olsun değerlidir. Îmânlı mı, Allah’a kulluk ediyor mu, Allah’a boyun eğmiş mi? Bu zengini de fakiri de bunun her türlüsü kıymetlidir. Allah’a boyun eğen herkes kıymetlidir. Bunları huzurundan kovma diyor. Onların hesabından sen sorumlu değilsin.

Dakika 20:00

Onlar da senin hesabından sorumlu değiller. Onları yanından kovduğun takdir de zâlimlerden olursun. Ne diyordu çağın zâlimleri o çağın Peygamberimize ne diyorlardı o çağdaş zâlimler, o garibanları etrafından dağıt diyorlardı. Fakir fukara köleler verdi etrafında. İslam kölelikten insanlığı kurtarmaya geldi. Garibanları ne yaptı? Kucaklamaya geldi, yetimleri kucaklamaya geldi, ağlayanları durdurmaya onları mutlu etmeye geldi. Boynu eğri olanları garibanları kucaklayıp onlara özgürlük hürriyet vermeye geldi. Allah’ın rahmet sofrasında onların hakkının olduğunu ilan eyledi bu cihâna. Onun için bakın Hz. Muhammed’in şahsında bütün cihâna bütün milletlere insanlık âlemine Cenab-ı Hak mesaj veriyor. Allah’ın rızâsını dileyen, sabah akşam Allah’a dua eden insanları ne kadar garip olursa olsun, yetim olursa olsun bunları sakın kovma diyor. Ağalar, paşalar ne kadar kıymetliyse îmânıyla, Allah’a itaatiyle ne kadar onlar kıymetliyse ki Allah’ı tanımayanların hiç kıymeti yok zaten o gariban da o Allah’ı tanıyan devlet adamları kadar ve o zengin kodamanlar kadar o gariban da kıymetlidir. O Allah’ı tanıdığı müddetçe herkes kıymetlidir. Garibanı gariban olarak kimse küçük görmeye zerre kadar hakkı yoktur. İslam böyle bir şansı kimseye vermez. İslam kimseye tepeden baktırmaz çünkü herkes Allah’ın kullarıdır.

Cenab-ı Hak bunları da buyurduktan sonra diyor ki;

وَإِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٥٤﴾

وَكَذَلِكَ نفَصِّلُ الآيَاتِ وَلِتَسْتَبِينَ سَبِيلُ الْمُجْرِمِينَ ﴿٥٥﴾        

Yüce Rabbimiz diyor ki; Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selâm olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tövbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan esirgeyendir diyor. İnsanların suçu olur, günahı olur suçsuz insan olmaz yeter ki hatâsını bilsin Yüce Allah’a boyun eğip tövbe istiğfar eylesin. Hatâsız kul olur mu? Peygamberler mâsumdur günah işleyemezler. Öyleyken herkesten çok tövbe ediyorlar, herkesten daha çok kulluk ediyorlar. Alınlarını secdeden kaldırmıyorlar. Cephe de mücâhit ve bakıyorsunuz ki gecenin ıssız saatlerinde Âbid anlı secde de bir de bakıyorsunuz ki elini bağlamış Allah’ın huzurun da divan duruyor. Peygamberler onların ashapları ve bütün “Mü’minler, Evliyâlar, Âlimler” haddini bilen inanmış herkes kadın, erkek, genç, yaşlı Allah’a boyun eğilmez mi? Yeter ki aczini bil hatânı itiraf et, suçunu itiraf et. Hiç kimse Allah’ın hakkıyla kulluk edemez. Gücün nispetinde, imkânların dâhilinde Allah’a kulluk et. İslam her şeyi kolaylaştırmış ve İslam’ın bütün teklifleri herkesin kolayca yapabileceği şeylerdir.

Dakika 25:20

Bir de hayatı kolaylaştırır ve mutluluk ortaya çıkar. İslam yaşandıkça hayat mutlu, tatlı kolay olur. İslam yaşanmadıkça ruhlar sıkılır, hayat kişiyi bastırır, hayat yaşanmaz hâle gelir. Bunalımların, streslerin sebebi nedir? Kalpte îmân yerine başka bir şey var. Allah olacağı yerde kalbin Allah’a bağlanacağı yerde başka bir şeye bağlanmış. Kalpler de îmân yerine karayılanlar yatarsa o kalpte… Şirk nedir? Karayılandan kötüdür. Küfür nedir?  Karayılandan kötüdür o zehirli karayılandan. Yılanı alır atarsın ameliyat olur çıkarırsın. Ya küfrü, ya şirki, ya nifâkı ne yaparsın? Îmân edeceksin îmân gerçek îmân öyle şunun, bunun îmânı değil, İslam’ın ortaya koyduğu îmân. Suçluların tuttuğu yol açığa çıksın diye âyetleri işte böyle genişçe açıklıyoruz diyor Cenab-ı Hak. Kur’an-ı Kerim şimdi suçları da keşif eder, doğruyu ortaya koyar, yanlışları da ortaya koyar. Derki: Şu yanlış, şu doğru, şu karanlık, şu aydınlık der seni aydınlığın, nurun içine çağırır. İslam budur bütün ruhları sana okur. Gel Kur’an sana senin ruhunu okusun. Sen kimsin kimliğini Kur’an-ı Kerim’den öğren. Senin ruhunu dünyanın sosyologları, psikologları bir araya gelse senin ruhunu kimse okuyamaz. Ancak yaratan yarattığı için biliyor ve Kur’an ile de senin ruhunu okuyor. Gel kendini Kur’an’a şöyle bir muayene ol, Kur’an’a vur onun ölçülerine kendini Kur’an’ın, Yüce Allah’ın şunları uygula reçete olarak yap dediklerini. Yapıyor musun? Allah’a itaat mi ediyorsun, tersini mi yapıyorsun, Allah’a isyân mı ediyorsun? Bir bak bakalım, reçeteye bak. Biz size bu hayat veren nurun reçetesinin tamamını takdim ediyoruz. Öyle Kur’an-ı Kerim’in kenarında dolaşanlardan değiliz. Kur’an’ın kelime, kelime tamamını, âyet, âyet tamamını baştan sona sırayla bu ilâhî, ulvî yüce nuru seni cennete ebedî mutluluğa hazırlayan hayatın gerçek nurunu sana o mutluluğu sana takdim ediyoruz ve tercümanlığını yapıyoruz. Kitap Allah’ın kitâbı biz O’nun kullarıyız, birbirimizi sevip sayacağız, doğruları birbirimize söyleyeceğiz, birbirimizi yanlışlardan zararlardan kurtaracağız. Zarardan kendini kurtarmadan mutlu olman mümkün mü dünyada, mezar da, mahşer de? Onun için kıymetli dostlarımız, birbirimizi uyaralım birbirimizi iyi anlayıp iyi dinleyelim. Hayırlı olan, faydalı olan gerçek hak ve gerçek olan neyse bunları yapalım. Öncelikle Allahu Teâlâ’yı tanıyalım, emirlerini kânûnlarını tanıyalım, kitâbı Kur’an’ı tanıyalım, Muhammed Mustafa’yı (S.A.V) Efendimize tâbî olalım. Onun getirdiği Allah’tan ona inzâl edilen İslam şeriatının iyi şöyle gönül verelim, tâbî olalım. O zaman dünyamız güzel, mezar güzel, mahşer güzel daha da güzel Allah’ın eşsiz güzelliğine cemâline nâil olalım.

Dakika 30:10

Cennete ulaşanlar Allah’ın cemâline de nâil olacaklardır. Cemâl sevgisi de cenneti unutturur, unutturmalıdır. Çünkü he şey Allah’a aittir Allah’ın rızâsının içerisinde O’na vasıl olursan ebediyyû’l-ebed bütün mutluluklar, bütün cennetler o rızânın içinde. Allah’a kul ol kul. Ne diyor? Cennet için çalışmıyorum, cehennem içinde çalışmıyorum. Allah’ım! Sırf senin rızân için senin kulunum, sen Rab’sın hem de benim ve âlemlerin Rabbi ’sin ben sana kulluk ve sende bu kulluğa lâyıksın sen başka mâbûd zaten hak mâbûd yok diyor. Sırf Allah’ın rızâsına Allah, Allah olduğu için kulluk ediyor katıksız, katkısız. O da ne diyor? Ey kulum! Bana hakkıyla îmân edip Amel-i Sâlih işlersen sana cennetimi vereceğim diyor o diyor onu vaat ediyor daha neler verir. Ebedî hayat veriyor cennet üstünde cennet var. Kimisine iki cennet veriyor bir tek cennet 7 kat göklerden, yerlerden daha geniş. Bakın bu kadar insan milyarlarca insan bir tek dünya da yaşıyor bugün. Ama bir tek insana öyle cennetler veriliyor ki, tek bir cennet yerlerden, göklerden daha geniş, 7 kat göklerden geniş. Çünkü bu fezanın, Arş’ın ve ötesinin ucu bucağı var mı? İşte bu âfâkî âlem, feza âlemi uçsuz, bucaksız âlemlerin Rabbi ’si Cenab-ı Hak. O ezelî, ebedî âlemlerin sahibi. Onun için Allah’ın ne başlangıcı vardır ne sonu uçsuz, bucaksız kudretin sahibidir bütün âlemlerin. Dilediği kuluna ne yapıyor? Cennetleri veriyor istediği gibi. Amelini kaliteli yap kaliteli kaliteyi arttır, her ibadetini zevkle yap, ihlâslı bir ibadet yap. Her ibadetinin kalitesini arttır ki cennetin kalitesi artar. Cennetler de derece, derece aşağıda ki bir cennet daha yukarıdakini yıldızlar gibi görüyor. En aşağıdakine girsem de o cenneti bulsam da bana yeter diyenler olur ama o cenneti bulmak için de en asgarisini de yine sen kaliteli iyi ibadet etmeye çalış. Çünkü Allah’ın rızâsı elde edilmeden cennet elde edilmez.

Cenab-ı Hak yüce nur saçan âyetlerinde bakın ne diyor;

قُلْ إِنِّي نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللّهِ قُل لاَّ أَتَّبِعُ أَهْوَاءكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُهْتَدِينَ ﴿٥٦﴾

قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبْتُم بِهِ مَا عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ ﴿٥٧﴾                   

Yüce Rab bu âyet-i kerimeler de bakın ne diyor; Habîbim de ki Hz. Muhammed’e diyor (A.S.V) bize de bu Kur’an-ı Kerim’i anlatın diyor deyin anlatın bu dünyaya söyleyin. “Şüphesiz ki bana, Allah’tan başka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı” de onlara diyor. Ne diyor Peygamberimize bütün dünyaya ilân et, Allah’tan başkasına ben ibadet edemem, kulluk edemem de dünyaya diyor. Buradan alınacak ders nedir?

Dakika 35:00

Hz. Muhammed’in şahsında hepimize diyor ki; Allah’tan başkasına ibadet olmaz, kulluk olmaz. De ki: “Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım.” Şimdi herkes kendi atasına, kendi, liderine, önderine, izimine kendi sistemine seni uydurmaya çalışır. Herkesin bir sistemi var dünyada ama Müslümanın Allah’ı tanıyanın Rabbi ‘si tek Allah’tır başkasına kulluk edemez. Hiç kimsenin izimine uyamaz. Allah’tan başka ilâh yok ki, ne izimi. Allah’ın adâletini uygula ve ilim irfân peşinde koş ne izimi, bilimsel çalışma içinde bulun ne izimi. O izim bu izimle bakıyorsun Firavunlar savaşı başlıyor, tanrılar savaşı çıkmış ortaya Allah bir başka ilâh yok ki, tanrı yok ki Allah bir. Onun için kıymetli dostlarım, Peygamberimize Allah sıkıca tembih ediyor ve bütün insanlığı da böyle de duyur dünyaya diyor. Dünyada kendi sistemini Müslümana, insanlara dayatanlar var ya kendi şirkini, küfrünü onlara de ki diyor; Sizin çarpık isteklerinize ben uymayacağım de onlara diyor. Kim? Allah’u Teâlâ diyor. Ben, sen diyemez ki zaten Allah ne derse hakikat gerçek odur. Eğer uyarsan o zaman sapıtmış olur doğru yolda gidenlerden olmamış olurum. Kula kulluk yaptın mı sapıttın zaten. Allaha kulluğu bıraktığın an orada saptın Allaha kulluk bırakılmaz. Paramparça olsan da Allah’ın kuluyuz biz o parçaları tamamını sana yepyeni ölümsüz hayat verecek Allah’u Teâlâ. Şehitler niye tekrar tekrar dünyada gelip şehit olmak istiyorlar, niçin? Orada yüksek mevkileri buldular onun için. Ya Rabbi! Müsaade et bize dünyaya gelelim tekrar tekrar cihâd edelim ve şehit olalım diye şehitler can atıyor ama Allah müsaade etmiyor. Dünyada bir kere bir ömür boyu bir imtihan vardır. Herkese bir ömür verilmiş o ömründe Allah’a kulluk ettin ettin, imtihanı kazandın kazandın yoksa kaybedersin. Biraz buna tapacaksın biraz ötekine tapacaksın şu önderime, şu liderime, şuna falancanın izimine berikinin bilmem neyine o zamana kadar Azrâil de seni şirk içinde yakalar alır götürür. Îmânsız öldüğün zaman ne olacak hâlimiz? Yazık olmaz mı?

De ki: Ben Rabbimden apaçık bir delille dayanmaktayım. Dikkat edin! Hz. Muhammed’e Cenabı Hak öyle diyor. De ki diyor; Ben Rabbim ’den apaçık bir delile dayanmaktayım. Nedir o delil? İslam A’dan, Z’ye delil Kur’an’ın her âyeti Allah’ın ortaya koyduğu Allah’ın tapusu hak delil, eşsiz burhan, kesin ilim, Vahyi İlâhî, Allah’ın kitâbı. Bunda iyi delil olur mu? Bir de şu kâinatın yaratılışına düzenine bak bunlar da Allah’ın kudretinin delilleri ayrıca. Siz ise onu yalanladınız yani Allah’ın ortaya koyduğu delilleri yalanladınız. Kime diyor? İslam’ı inkâr edenlere Allah’ı, Peygamberi, Kur’an’ı inkâr edenlere. O çabuk gelmesini istediğiniz azâb benim elimde değildir. Hz. Muhammed söylüyor Cenab-ı Hak böyle söylemesini istiyor. Hüküm ancak Allah’a aittir. Gerçeği O anlatır ve O, hakkı batıldan ayırt edenlerin eşsiz hayırlısıdır.

 

Dakika 40:10

İşte kıymetli dostlarımız, Cenab-ı Hak âyetleriyle bütün insanlara hikmet saçıyor, nur saçıyor ve nura da dâvet ediyor.

Yine Cenab-ı Hak diyor ki;

قُل لَّوْ أَنَّ عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ لَقُضِيَ الأَمْرُ بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَاللّهُ أَعْلَمُ بِالظَّالِمِينَ ﴿٥٨﴾

وَعِندَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ لاَ يَعْلَمُهَا إِلاَّ هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلاَّ يَعْلَمُهَا وَلاَ حَبَّةٍ فِي ظُلُمَاتِ الأَرْضِ وَلاَ رَطْبٍ وَلاَ يَابِسٍ إِلاَّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ ﴿٥٩﴾

Yüce Rab bu âyeti kerimelerde de bakın ne diyor; De ki: “Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azâb benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda ki durum herhâlde sonuçlanmış olurdu. Allah zulüm edenleri en iyi bilendir.” Gaybın anahtarları O’nun katındadır yani Allah’ın katındadır. Onları O’ndan başkası bilmez, karada ve deniz de olanları o bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin, yani bilir. Ne toprağın karanlıklarında bir tane, nede bir kuru ve yaş hiçbir şey yok ki, o her şeyi açıklayan kitapta bulunmasın yani hepsi bulunur.

Onun için kıymetli dostlarımız, Cenab-ı Hak bu şanlı âyetleriyle de kendisinin ilminin her şeyi kuşattığını bildirmektedir.

Yine buyuruyor ki;

وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُم بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِالنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿٦٠﴾

Yüce Rab bu 60’ıncı âyete geldik (En’âm Sûresi’nin) burada da diyor ki; Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O’dur. Çünkü kulun hayatı Allah’a aittir, O yaşatır, O uyutur, O uyandırır, O öldürür, O diriltir. Sonunda da dönüşünüz ancak O’nadır. Herkes Allah’tan gelmiş Allah’a dönecektir, hesap verecektir sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.

Dünyada ki amellerimiz boynumuz da takılı olarak O’nun huzuruna gideceğiz. Biz dün ne işlediğimizi belki unuttuk ama bütün yaptıklarımızı bize haber verecektir.

Cenabı Hak;

وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُم حَفَظَةً حَتَّىَ إِذَا جَاء أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لاَ

                                                                                                يُفَرِّطُونَ ﴿٦١﴾        

Bu âyeti kerimede de: O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonun da sizden birine ölüm geldiği vakit elçilerimiz diyor hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar. Ölüm orduları vardır Azrâil (AS.) emrinde ölüm orduları, ölüm askerleri vardır ruhları canları alır.

Dakika 45:00

Bunlar görevlerini diyor kusursuz, eksizsiz yaparlar. Ecel saatin gelince ağa ol, paşa ol, fakir ol, zengin ol bir saniye durdurmazlar canını alırlar. Alnını secdeye koy Allah’a yalvar kibiri, gururu bırak. Ey ağalar, paşalar! Allah’a secde edin, boyun eğin Allah’a kafa tutmayın. Yarın Azrâil canını alırken Azrâil’e kafa tutamayacaksın da Allah’a nasıl kafa tutuyorsun? Diyeceksin ki tutmuyorum. Allah’ın gönderdiği İlâhî nizâma uymuyorsan, O’nun emirlerini tanımıyorsan, O’nun emirlerini getirmiyorsan bu ne demektir? Kendine sor cevabını kendin ver.

ثُمَّ رُدُّواْ إِلَى اللّهِ مَوْلاَهُمُ الْحَقِّ أَلاَ لَهُ الْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ الْحَاسِبِينَ ﴿٦٢﴾

Yüce Rab diyor ki; Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Yani canları alınınca artık Allah’a dönüş vardır. Dikkatli olun hüküm ancak O’nundur yani Allah’ındır. Hüküm ağaların, paşaların değil ki doğulunun, batılının da değil hüküm Allah’ındır. Size diyor ne diyor; Dikkatli olun hüküm ancak O’nundur yani Allah’ındır ve O hesap görenlerin en süratlisidir. Cenab-ı Hak öyle süratle hesaba çekecek ki insanları çünkü kendisi her şeye kâdir. Milyarlarca insan herkes benimle hesap görüyor diyecek çünkü Allah bütün kudreti, bütün cihetleri kuşatmıştır. Onun için bir savcı, beş savcıyla, beş hâkimle günlerce süren sürecek dâvâ değil Allah’ın hakemliği bu Allah hesaba çekecek. Kimi? Herkesi, hâkimleri, devlet adamlarını, sahte ilâhîyatçıları, sahte imamları, bu ruhbanları, keşişleri, hahamları ve sahte din adamlarını kim varsa Allah’ın kulu hepsini Allah hesaba çekecektir A’dan Z’ye. Bugün savcılığa gelip de hesap vermeyenler, ifâde vermeyenler o gün Allah’ın askerlerine, ordularına ben gitmem hesap vermem desinler, Azrâil’e desinler ben can vermeyeceğim deyin bakalım hiçbir mareşal, hiçbir ağa, paşa, hiçbir firavun kurtulmuş mu Azrâil’den aldığını götürüyor. Şimdi adam inkâr ettiyse, âhirete inanmıyorsa o zaman bu kendini de inkâr etmesi lâzım. Kendini yoklasın var mısın yok musun? Organlarına, sistemlerine, ruhunu, bedenine bir bak şu âleme bir bak yaratılmış mı bu âlem? Aklını başına al! İnkâr etmek nedir? Güneş karşısında zindanın altına kaçmaktır gittiğin yer daha kötü güneşten kaçıyorsun. Zindan da aşağıda ne var? Ejderhalar var daha berbat bir yere kaçıyorsun, zindana, karanlığa kaçıyorsun. İnkâr demek bu âlemi yaratanı inkâr demek bu aydınlıktan karanlığa kaçmak demek… Nereye kaçacaksın? Kaçtığın yerde Azrâil (AS.) yok mu? Ölüm yok mu? Ben seni sevdiğim için söylüyorum acıyorum ama sen kendine acımazsan Allah acımış rahmetiyle kucaklamış, İslam’ı göndermiş, âlemi yaratmış, rahmet sofrasına oturtturmuş sen inkâr ediyorsun. Bu inkâr seni kurtaracak mı? Daha mı perişan olacaksın üç günlük dünyaya aldanma, öleceksin, ömrün belli, kaç sene yaşayacağın da belli kıyâmet uzakta olsa da senin ölümün yakın. Aklını başına al! Sana herkes bunları söylemez banane der umurumda mı çoklarının o umurumda mı diyenler bile kendinden haberleri yok. Kişi kendinden haberi olursa sana acır. Kendine acıyamayan başkasına acımaz.

Dakika 50:42

Allaha itaat etmeyen insanlar en çok kendine acımayan başkalarına da acımayı bilmeyenlerdir. Bir defa kendine acıyan Allaha tam îmân edecek tam Müslüman olacak.

Onun için kıymetli dostlar, Cenab-ı Hak ne diyor bu âyeti kerimede de diyor ki;

قُلْ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ تَدْعُونَهُ تَضَرُّعاً وَخُفْيَةً لَّئِنْ أَنجَانَا مِنْ هَذِهِ لَنَكُونَنَّ مِنَ الشَّاكِرِينَ ﴿٦٣﴾

Şimdi de ki diyor yine, Habîbinin şahsında hepimize Kur’an’ı iyi anlayın, iyi dinleyin ki; “Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenler olacağız” diye gizli ve aşikâr O’na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? diyor. Bunun geniş şöyle muhakemesi olan insanlar beyninde tefekkür gücü güçlü olan insanlar bu âyetin neleri kuşattığını kavradığını ve nelere şümûlünün uzandığına bir bakar şöyle. Allah’tan başka kimse kurtaramaz. Denizler gidiyorsun deniz, fırtına bastırdı. Fırtınanın emri nereden geldi? Gökler, yerler içerisindeki bütün iklimlerin değişen değişmeyen tarafları… Emir nereden? Denizin üstünde de olsan seni kurtaracak sadece Allah’tır tedbiri aldıracak da O’dur. Tedbirleri, vasıtaları, sebepleri yaratacak da O’dur. Denizin dibinde olsan kurtaracak O’dur. Havada uçarken uçağın arızalandı O’ndan başkası yine kurtaramaz. Kurtarırsa kurtarmayı dilerse tam kurtarır dilemezse o kendi bilir. Yani kurtarıcı sadece O. İslam Kur’an-ı Kerim ile de ne yapıyor? İnsanların hidâyetini istiyor ama özgür bıraktığı için zorlamıyor insanoğlunu özgür bıraktığı için zorlamıyor.

Cenab-ı Hak yine diyor ki şanlı âyetinde de ki: “Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonrada siz yine ortak koşarsınız” diyor.

قُلِ اللّهُ يُنَجِّيكُم مِّنْهَا وَمِن كُلِّ كَرْبٍ ثُمَّ أَنتُمْ تُشْرِكُونَ ﴿٦٤﴾

Bu da insanoğlunun tabi ne kadar gaddar olduğunu gösteriyor tekrar şirke dönenlere diyor.

قُلْ هُوَ الْقَادِرُ عَلَى أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعاً وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ انظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ الآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ ﴿٦٥﴾

Yüce Rab burada da diyor ki; De ki: “Onun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azâb göndermeye yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter.” Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, akıllarını herkes başlarına alsınlar diye.

Dakika 55:25

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerimi niye 6666 âyet niye 6000 üzerinde 6000 küsur âyet göndermiş? Acaba bu kadar niye izâh ediyor. Hayatın bütün kânûnları Kur’an-ı Kerim’de var birde bunu Hz. Muhammed izâh etmiş sahîh hadislerle açıklığa kavuşturmuş daha iyi anlaşılır hale gelmiş bu doğru anlatımı ve anlayışı Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat âlimleri muhafaza ederek gelmişler. Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak lâzım mesele burada.

Kıymetli dostlarımız,

Yine buyuruyor ki Cenab-ı Hak;

وَكَذَّبَ بِهِ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّ قُل لَّسْتُ عَلَيْكُم بِوَكِيلٍ ﴿٦٦﴾

لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ﴿٦٧﴾

Kavmin o (Kur’an-‘ı) yalan saydı diyor. Kime diyor? Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’i kendi kavmine açıkladığı dönemde İslam dünyaya doğduğu Kur’an’ın Allah’tan gelmeye başladığı zamanda ne yaptılar? Mekke halkı putperest idi hem Kur’an’ı inkâr ettiler îmân edenler hariç hem de Peygamberimizi öldürmeye, yok etmeye kastettiler Müslüman olanlar da zulmediyorlardı. Cenab-ı Hak onu hatırlatıyor dünyaya. Hâlbuki o gerçektir. Ne diyor; Allah Kur’an için Kur’an-ı Kerim gerçek Kur’an’dır, benim kitâbımdır, Muhammed’e onu ben gönderdim diyor. De ki: “Ben sizin vekiliniz değilim.” Yani ben tebliğe görevliyim her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, sizde onu yakında bileceksiniz. Yani bu inkâr etmeninin Kur’an’ı inkâr etmenin bir size faturası gelecek. Size bire mehil müddet verilmiştir o mehil müddet bitince başınıza geleceklere hazır olun dedi. Bu Yüce Allah’ın ehli küfre, ehli şirke, ehli zulme nedir, tam bir ültimatomdur ister inansın ister inanmasın. Bugün dünya yarın Mevlâ hem de Azrâil’in askerlerinin önünde doğru Mevlâ’nın huzuruna mezara mahşere. Eğer bunu bugünden iki kere iki dörtten daha sağlam inanmıyorsan o îmân, îmân değildir. Buna yakîn îmân diyor Kur’an-ı Kerim. Gel kardeşim, Cenab-ı Hak sana kulum diye sevmiş acımış bakın seni cennete çağırıyor, îmâna İslam’a çağırıyor. Bende biz hepimiz Allah’ın kullarıyız bende bunun tercümanlığını yapmaya, tebliğini yapmaya çalışıyorum ki, bir kardeşliğim dokunsun birde Rabbimin emrini aczimle beraber yerine getirmeye çalışıyorum. Çünkü biz insanız hepimiz birbirimizin insan olma bakımından kardeşiz. Gerçek kardeşlik îmân kardeşliğidir birbirimize doğruyu söyleyelim. Küfürle îmân kardeş olmaz ama insan olma bakımından birbirimizin insanlıkta Âdemin Havvâ’nın çocuklarıyız, Allah’ın da kullarıyız, Muhammedin de ümmetiyiz hepimiz inanan inanmayan. Burada bizim birbirimize bir bağımız var sıkı sıkıya bağlarımız var Allah’ın kullarıyız bu bir defa yaratılış bağları bunlar fıtrat bağları. Bakın hilkatin, fıtratın ve tabiatın bir defa bize bağladığı şeyler var. Âdemin çocuklarıyız, Havvâ’nın çocuklarıyız bakın burada da bağlarımız var. Hepimiz Hz. Muhammed’in ümmetiyiz. Hz. Muhammed dünyaya geleli 14 asırdan fazla oldu. Kıyâmete kadar bütün çağların Peygamberi o bütün milletler onun ümmetidir inansan da inanmasan da.

Dakika 1:00:55

Bize burada bağlarımız var birbirimize yardımcı olalım doğruyu söyleyelim yağcılığı bırakalım ve doğululuğu batılılığı da bırakalım gerçekçi olalım. Birisi falanca milliyetçi, ırkçı birisi öbürü ırkçı, biri doğunun ırkçısı, biri batının ırkçısı öteki bilmem ne falanca başka felsefede, filanca başka felsefede. Allah’ın felsefesi ne?  Allah’ın dediği dediktir geçerli olan Allah’ın dediğidir. Eğer bilimsel ortada doğrular varsa zaten onlar İslam’dır. Her doğru İslam’a aittir Allah’ın bir lütfu vergisidir. Beceriler, keşifler, bilimsel faydalı çalışmalar bunlar İslâmîdir İslam istiyor bunu zaten 14 asırdır insanlara Kur’an bağırıyor. Ey İnsanoğlu! İlimde süratle ilerleyin, keşiflerde bulunun, bilimsel çalışmalar yapın ama kötüye kullanmayın, insanlığın hayrına kullanın diye Kur’an cihâna haykırıyor. Haydi, bütün çağları çağdaşlığın en üst seviyesine, zirvesine çağırıyor, bilime çağırıyor, ilime çağırıyor. İslam’da cehaletin yeri yok, onun için İslam’ı doğru anlayalım. Sadece sarıktan, cübbeden ibâret değil İslam. Sarığın içini ilimle dolduracaksın, cübbenin içini dolduracaksın ilimle. Sarık cübbe ilmi temsil eder onun için İslam’ın kendisi bir ilim deryâdır uçsuz bucaksız bütün deryâlar İslam deryâsında bir damla gibidir çünkü ezelîn ebedîn kânûnları var İslam’da. Yerde gökteki bütün kânûnlar İslam kânûnlarıdır. Sen İslam’ı ne zannediyorsun, bir defa şu İslam kelimesini acaba keşfettin anladın mı? İslam ebedî saadetin, selâmetin, barışın, sulhun, mutluluğun adı, Allahtan gelen yolun Allaha seni götürecek yolun adı, Sırât-ı Müstakîmin adı bu. Doğru seni cennete götüren Sırât-ı Müstakîmin bizzat onun ismi bu İslam ve İslam’daki diğer bütün ilâhî emirlerde o yolun programları kânûnlarıdır, planı, projesidir. Plansız, projesiz bir şey olur mu? İslam’ın içinde olmayan bir şey yok. Ama sen gözünü yummuşsun birileri sana İslam’ı karalamış sende onun ağzındaki pis sakızı çiğniyorsun, mikrop kapmışsın, hastasın haberin yok. Bırak at ağzından o sakızı mikroplu sakızı. Biri sana İslam’ı karalamış sen onun dediğini yapıyorsun. O pis sakızı çiğniyorsun. Gözlerin var bak şu Kuran’a, kulakların var, aklın var, tefekkürün var anla şu İslam’ı da ondan sonra konuş gel sor şurada şu var neyin nesi de. Allah’ın eksik işi olmaz. Eksiği kafanda arayacaksın, Allah’ta kusur olmaz kusuru kendinde arayacaksın Allah’ın ilmi ezelî ebedî kuşatmıştır cehâleti kendinde arayacaksın. Allah’ta kusur olmaz Kur’an-ı Kerim, İslam ilâhî nizâmdır. Ben bunları aczimle söylüyorum benim söylediğimden çok yüce İslam benim anlattığımdan İslam çok yüce ben aczimle anlatıyorum bunları.

Dakika 1:05:40

استعيذ بالله

وَإِذَا رَأَيْتَ الَّذِينَ يَخُوضُونَ فِي آيَاتِنَا فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ الشَّيْطَانُ فَلاَ تَقْعُدْ بَعْدَ الذِّكْرَى مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ﴿٦٨﴾  

وَمَا عَلَى الَّذِينَ يَتَّقُونَ مِنْ حِسَابِهِم مِّن شَيْءٍ وَلَكِن ذِكْرَى لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿٦٩﴾                                        

Cenab-ı Hak bu âyetlerde de buyuruyor ki; Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Allah’ın âyetlerine kimsenin dil uzatma hakkı yoktur. Biri dil uzatıyorsa onu oradan ya vaz geçirirsin ya oradan kalkarsın onu protesto edersin çünkü Allaha dil uzatılamaz, kitâbına, Kur’an’ına dil uzatılamaz. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, oradan o zâlimler topluluğuyla oturma diyor. Kur’an’a dil uzatanlar zâlimdir, Allaha dil uzatanlar zâlimdir. Peygamber Muhammed’e dil uzatanlar başka Peygamberlere dil uzatanlar zâlimdir onlarla oturulmaz. Onun için Cenab-ı Hak burada da uyarısını yapıyor. Allah’ın safındaysan Allah’ın emrinde olacaksın.

Yine buyuruyor ki; Allahtan korkanlara o zâlimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. O zâlimler zulmünün cezâsını çekecekler, fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar. Cenab-ı Hakk’ın her emri hikmet doludur bu emirleri de öyledir.

وَذَرِ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ اللّهِ وَلِيٌّ وَلاَ شَفِيعٌ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لاَّ يُؤْخَذْ مِنْهَا أُوْلَئِكَ الَّذِينَ أُبْسِلُواْ بِمَا كَسَبُواْ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ ﴿٧٠﴾     

Yüce Rab bak ne diyor; Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Adam, dünyayı almış dünya onu aldatmış âhireti yok sayıyor, Allah’ı yok sayıyor hâşâ! Sende bunları bırak diyor Cenab-ı Hak. Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helâka atmamasını, kendisi için Allah’tan başka bir dost ve bir hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur’an-ı Kerim ile cihâna hatırlat diyor Cenab-ı Hak. İnkârcıların hiçbir dostu da yardımcısı da kurtarıcısı da olamayacaktır. Allah’ın elinden onu kimse kurtaramayacaktır. O azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz kabul edilmez. Onlar kazandıkları şey yüzünden helâka uğratılmışlardır helâk olmuşlardır.

Dakika 1:10:12

Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azâb vardır. Yani tam kaynayan cehennem vardır bunlar için.

Cenab-ı Mevlâ Allah’ın rahmeti, mağfireti, merhameti dururken Allah’ın azâbına çarpılmak Allah’ı inkâr etmek O’nun kitâbını Peygamberini getirdiği İslam nizâmını inkâr etmek hiçbir aklım var diyen kimseye yakışmaz yazık olur. İşte biz bu yazık omasın herkese gerçeği hatırlatıyoruz. Cenab-ı Hak hepimize hidâyet eylesin, îmândan, İslam’dan bir an bile ayırmasın.

Dakika 1:11:09

 

 

(Visited 79 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}