Tefsir 321-01

321- Tefsir Ders 321 hayat veren nurun keşif notları

321- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 321

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Kıymetli dinleyenlerimiz,

 

Câhiliye devri, şekavet devri, terör devridir. İslam’da terör yoktur İslam bütünüyle teröre karşıdır İslam’da hiç terör olmaz, terör savaşı olmaz. İslam’da cihâd vardır. Yani barışı, Allah’ın adâletini yeryüzüne yerleştirmek vardır. Cihâd ediniz, cihâdı terk ve tehir ederek nefislerinize zulmetmeyiniz. Cihâd mutlak nass’a bağlıdır haram veya helâl aylara bağlı değildir. Burayı iyi anla cihâd mutlak nass’a yani Kur’an-ı Kerim’e bağlıdır Allah’ın emrine kesin olarak haram veya helâl aylara bağlı değildir. Allah müttekilerle beraberdir hiç unutma bunu! Mütteki ol, muhsin ol, Zühd-ü Takvâ ’yı yaşa marifete ulaş ve tevhîd nurları ve feyizler seni kuşatır.

37’nci âyeti kerimede de Tevbe Sûresi nesî ‘den bahsediyor Cenab-ı Hak. Nesî, tehir, geri bırakma gibi anlamı veresiye, seneye, bir ilâveye kalanda nesî denmektedir bunlar kelime anlamı. Seneye bir ay ilâve etmek ve seneyi geciktirmenin adıdır esas buradaki nesî. Âlimlerin çoğunluğu tehir demişlerdir nesînin anlamına. İbrâhim Aleyhisselâm ve İsmâil Aleyhisselâm’dan beri aylar 12 aydır ve 12 aydan dördü haram aylardır. Tabii ki burada ki dört haram ayından bahsediyoruz yoksa 12 ay Allah yerleri, gökleri yarattığından beri 12 ay zaten. Şimdi Araplarda da haram aylar böyle tanınıyordu İbrâhim ve İsmâil’den beri Aleyhimüsselâm. İlâve aya “Safari Âhir” diyorlardı. Müşrikler bu 12 aya 1 ay ilâve ediyorlar bu ilâve ettikleri aya “Safari Âhir” diyorlardı. Tehire uğrayana da Muharrem’e de yani nesî derlerdi. Her 25 senede bir sene kayboluyordu bu nesî yoluyla. Kamer’i yerine güneş senesi itibar edilseydi bu bir sene 33 sene de kayba uğrardı yine. Kameri sene güneş yılından 11 gün daha azdır. Araplar bunu 15 gün kabul ediyorlardı 2 senede 1 aylık ilâve olarak 2’nci seneye ekliyorlardı. Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm Hz. Muhammed Vedâ Haccın ’da şöyle buyurdu; ‘’innez zemâne gadis tebâreke heyetihî yevme halakallahusemâvâti vel arda” buyurdu. “Muhakkak ki zaman dönüp dolaşıp Allah’ın gökleri yeri yarattığı ilk günü şeklini aldığını bildirmiştir.” Yani nesî 12 aya yaptıkları o ilâveyi ayların yerlerini günlerini değiştirmelerini ortadan kaldırdı. Yüce Allah’ın yarattığı zamandaki gibi dedi o şeklini aldığını buyurdu. Câhiliye uydurma âdetlerin tümünü ortadan kaldırdı Hz. Muhammed ve İslam dini. Bu haberin kaynağında Buhârî Şerif, Müslim-i Şerif ve diğerleri bulanmaktadır.

Dakika 5:04

Haramı helâl kılmak için vakit tehiri nesî’dir. Buna dikkat et! Haramı helâl kılmak için vakit tehiri nesî’dir fiilin hükmü failin ve mefulün hükmü de açıklar. Bu da bir kural kaidedir fiilin hükmü failin ve mefulün hükmünü de açıklar.

Şimdi nesî konusunda bazı bilgiler keşif notları verelim. Nesî, ziyâde küfürden aşırılığa gitmek haram mı helâl saymak. İkincisi, ziyâde küfre haram helâl saymaya sebeptir haramı helâl saymaya sebeptir. Şimdi buralara dikkat! Ziyâde küfürden aşırılığa gitmek, haramı helâl saymak nesih de bu var yine ziyâde küfre haramı helâl saymaya sebeptir ikinci olarak. Üçüncü olarak da, küfürde ileri gitmişlerdir nesî’nin kısa öz keşifleri bunlardır. Ebû Câfer kıraatinde ‘’ya’nın’’ ( ى) şeddesiyle hemzesiz okunur. ‘’Ennesiyyü’’ Tevbe Sûresi’nin 67’nci âyetinde: (نَسُواْ اللّهَ فَنَسِيَهُمْ) “Allah’ı unuttular Allah da onları unuttu” diyor. Nisyan, metruk yani bu kökle de ilgisi var. İbn-i Abbâs’tan gelen haberde: “Bir seni terk ederler bir senede Muharrem yaparlardı.” Buna bizim Türkçemiz de ‘’Sivirç’’ senesi yani bir seneyi kaybediyorlar. 36 sene de 1 seneyi yok ediyorlar. Nâfi İbn-i Kesîr, Ebû Âmir, İbn-i Âmir Âsım’dan Şûbe Ebû Câfer kıraatlerin de ya’nın fethi ve ‘’ ( د )’’kesriyle ‘’yuzillü’’ okunur. Küfür üstüne küfür eklerler saparlar anlamı çıkmaktadır. Yakup kıraatinde de ‘’ ( د )’’kesriyle ‘’yudillu’’ okunur ki yoldan çıkarırlar azdırır dururlar. Allah onunla kâfirleri dalâlete düşürür. Dini ibadetlerde zaman ölçüleri kameri senedir geniş bir perspektif bile Yahûdî, Hristiyan tasarruflarını ve diğer din mensuplarına da içine alır ki katmerli küfürdür. Yani bugün ki Kur’an-ı Kerim daha önceleri İncîl, daha önceleri Tevrât, daha önceleri de Suhuflar konusunda yani İslam’ın başından bugüne kadar kim ki bu yola başvurduysa diyor hepsinin durumu aynıdır. Nesî yapanların durumu böyledir diyor nesî küfürdür ve aynı zamanda katmerli küfürdür diyor. Nesî ile haramları helâl sayarlar işte haramları helâl sayınca küfür de katmerli küfür hâline geliyor. Yahûdî ve Kildani takvimiyle 3 sene de tam bir ay iç edilmesiyle 36 sene de Hristiyan takvimiyle de 33 sene de tam bir sene çalınmış olur.

Dakika 10:07

Herhangi bir hürmet kendi vaktinin dışına kaydırılıp helâl sayılmadıkça nesî’nin anlamı bulunmaz. Buraya da dikkat ediyoruz! Herhangi bir hürmet yani haram olan bir şeyin kendi vaktinin dışına kaydırıp helâl sayılmadıkça nesî’nin anlamı bulunmaz. Vakti kaydırıyor haramı helâl hâline getiriyor. Bu kulun kendini mahvetmesidir katmerli küfürdür bu diyor. Bir haramı helâl saymak bir küfürdür bunu yenilemek küfrü yenilemektir işte katmerli küfür böyle devam etmektedir süslü ve güzel gösterilir. Allah korusun insanlar haramı güzel görmeye başladı mı artık îmân yok olur küfrü güzel gördü mü îmân yok olur. Küfürden küfre yuvarlanır giderler yazık olur.

38 ve 41’e kadar ki olan âyetlerin de keşif notlarımız da şöyle devam ediyor; İslam dininde tembellik yoktur, uyuşukluk yoktur, Allah’tan başkasına karşı korku da yoktur. Sırf Allah sevgisi, Allah korkusu vardır başka İslam da korku yoktur. Tedbirleri korku yerine koymamak lâzım, doğru anlamak lâzım. Dikkat et! Müslümansan tembel olmayacaksın, uyuşukluk olmayacak hasta olmayacak demiyorum… Dikkat et! şuursuzluk anlamında bir uyuşukluk olmayacak ve Allah’tan başkasından da korkmayacaksın. İşte bunlar bir defa 38.’inci âyetin sana sıkı tembihleridir ve diğer nice âyetlerde ve Hazreti Muhammed’in duaların da bunları bulursun. Peygamberimizin ne diyor bir duasında;

‘’Allahümme innî eûzü-bike minel gasveti vel gafleti vezzilleti velmeskene’’ diyor.

Allah’ım! Gafletten hasletten Sana sığınırım diyor, zilletten Sana sığınırım diyor, meskenetten Sana miskinlikten Sana sığınırım diyor. Bunların içerisinde tembellikte, uyuşuklukta, gaflette hepsi bulunmaktadır hepsinin de beslendiği yer cehâlettir. Bu hayat veren nurun dersleriyle bir defa iç âlemini tamamen süsler. Gerçek hayatı sezersin, anlarsın, yaşamaya başlarsın. Ne ile? Allah’ın lütfuyla. Hidâyet O’ndan, tevfik O’ndan. Şuanda biz tebliğe çalışıyoruz. Kimden bu başarı, bizden mi? Hayır, Allah’tan, tevfik, hidâyet hepsi O’ndan, bizde ne varsa hepsi O’na ait günahlar bize ait. Onun içinde gece gündüz tövbe et Allah’a ağla kuluna ağlama sakın kuluna yalvarma! Hele düşman karşısında sakın ağlama, cesur ol, aslan ol. Sadece Allah’a ağla işte o zaman Allah’ın kulusun. Yardımı Allah’tan iste Allah’ın kapısından hiç uzaklaşma o kapıda dur ebedî Allah’ın rahmet kapısından bir yere gitme. O kapı da durmadan o kapıda çalış, oranın hizmetkârı ol. İşte Allah’a kulluk odur. Kur’an, sünnet, icmâ, kıyas, İslam şeriatı, O’nun hükümleri ne diyorsam onu yap o zaman Allah’a kul olursun.

Dakika 15:13

Kıymetli dostlarım,

Cenab-ı Hak İslam dini cihâd dinidir. Cihâd da tembellik olmaz tembel olan Mücâhit olmaz uyuşukluk olmaz Mücâhitte bulunmaz Müslüman Mücâhit’tir. Korku, korkaklık, ürkeklik olmaz Müslümanda. Hicret’in 9’uncu yılında, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Tebük Seferi’ne çıkmak için seferberlik emredilmiş idi seferberlik ilân edilmiştir. Huneyn Savaşı ve Taif Seferinden yeni dönülmüştü, yaz sıcağı pek şiddetliydi tam yazın sıcak mevsiminde kıtlık vardı, gölgeler güzel hurmalar da yetişmişti bunlara rağmen böyle bir mevsimdi. Yer uzak düşman güçlüydü, Bizans o zaman ki Bizans’a karşıydı bu. Rum, Bizans askerine gidiliyordu, o zaman Bizans dünyanın en güçlü süper devletiydi ve ikincisi de Îran üzerinde kurulu bir Mecûsî Sasani Devleti vardı. Şimdi Bizans askerine gidiliyordu bu orduya ‘’Ceyş-i Usret yani zorluk ordusu denmişti. 20000 kişilik bir İslam ordusu ile Hazreti Muhammed (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Efendimiz) Tebük’e doğru hareket etti. Bedevîlerin çoğu bazı zayıf karakterli mü’minler ve münâfıklar sefere katılmadı evlerinde kaldılar. Burada tövbeyi istiğfara bir işaret var gerçek tövbeye bir de kıyâmete kadar gelecek Müslümanlara da bir ders var. Bu dersler Kur’an-ı Kerim’den iyi alınmalıdır. Tabii nefir, ileri fırlamanın adıdır nüfur da, ürküp kaçmanın adıdır. İstimfar cihâda teşviktir. Seferberlik ve seferberliğe icâbet nedir? Tamamen farzdır. Frenkler değil ise buna mobilizasyon denir. Cihâdın terkinde neler vardır? Cihâd İslam da katiyyen terk edilemez o zaman dünyada sulh barış kalmaz, adâlet kalmaz. Cihâdı terk edersen bakın neler oluyor; Kıtlık başlar, sefâlet başlar, mağlubiyet başlar, mahkûmiyet başlar. Perişanlık, esaret ve zillet başlar ve yok olmak vardır. Sonuçta yok olur gidersin helâk olursun. Şunu bil unutma! Hak galiptir İslam haktır Hakk’ın dinidir. İslam’da ki bütün emirler Hakk’ın hukûku, Hakk’ın emirleridir. Onun için Hak galiptir. Sen doğru Müslüman, doğru Mücâhit ol, sakın terörist olma!

Dakika:19:58

Habîbi olan Hz. Muhammed her zaman mensurdur muzafferdir. Yüce Allah’ım daima himâyesindedir, Allah’ın himâyesi hep onun üstündedir. Habîbini hep mi hep himâye eder. Bunun için bir defa Hazreti Muhammed’in Allah’ın himâyesinde olduğunu unutma Muhammed ile Allah’la beraber ol. Muhammed’e itaat Allah’ın emirlerine itaat olduğu için Allah’a itaattir, çünkü Hazreti Muhammed Allah’ın emriyle, emreden, hükmüyle hükmeden bir Şanlı Peygamber’dir (A.S.V). Müşrikler tabii ki mağaranın önünde ve üstünde dolaşıyorlardı. Peygamberimizi Mekke’den çıkartmak için her zulmü yaptılar Müslümanlara Peygamberimiz de artık gece gündüz öldürmek için Peygamber arıyorlardı. Peygamberimize hicreti emri geldi Peygamberimiz Hz. Ebû Bekir’le bir gece sabaha doğru Mekke’den çıktılar Sevr Dağında ki mağaraya girdiler. Müşrikler de evini kuşatmışlardı Peygamberimizi öldürmek için onun yatağında Hz. Ali vardı, Peygamberimiz oradan çıkmıştı. Hem de Peygamberimizin bütün hayatı mûcizedir müşriklerin o kanlı kâtillerin arasında çıktı evi kuşatılmıştı ve üzerlerine toprak veya kül saçarak çıktığı söylenmektedir hep sarhoş olmuşlardı. Sevr Mağarasına geldiler orayı da düşman kuşattı bir müddet sonra. Baktılar evde yatağında yok, mağaranın önünde de üstünde düşmanlar dolaşıyordu Ebû Bekir (Radıyallâhu Anh) Efendimize (Aleyhisselâtu Vesselâm) düşman kapıya geldi kanlı katiller. Ya Rasûlallah diyordu Ebû Bekir mağarada, sen ölürsen İslam dini yok olur, ben ölürsem ben sıradan birisiyim diyordu. Peygamberimiz baktı Ebû Bekir’in üzüntüsüne ağlıyordu Ebû Bekir Peygamberimiz (fema zannüke isneyni ilâhu sâlisihümâ) Sen dedi ya Ebû Bekir! Üçüncüsü Allah olan bu iki için dedi ne diye üzülüyorsun? Dedi. Biz burada iki kişi miyiz zannediyorsun? Dedi. Bizim üçüncümüz Allah’u Teâlâ’dır. Dedi. (لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا ) “hiç üzülme, mahzun olma Allah bizimle beraberdir” dedi. Ebû Bekir Sıddık’tır ondan bunu duyar duymaz tasdik eyledi. Ne bahtiyar insan o Ebû Bekir ve diğerleri onun Ashâpları ne bahtiyar insanlar öyle dünyayı şereflendiren Hazreti Muhammed ile beraber olmuşlar. Ne bahtiyar insanlar bunlar (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) onun feyzi ile Sıddık’ın o Sıddık olan Ebû Bekir’in kalbine huzur ve itminan verdi. En tehlikeli günlerdi. Düşman her tarafta Muhammed’i öldürmek için Muhammed (A.S.V) arıyordu. Gayeleri Hz. Muhammed’i öldürmek, yok etmek için her taraf aranıyordu.

Dakika 25:05

Bu günler hicret günleridir hicret günleri öyle gönderdir ki bunun zâhirî böyledir ama onun bir de öbür yanı vardı ki, ebediyyâta giden ebedî zafer günleridir, sonsuz rahmet günleridir, ebedî saadet mutluluk günleridir. Bütün dünyada tam bir devrim ve inkılap günleridir. Hz. Muhammed bütün dünyada devrim yapacağının hareketi hicret ile başlamıştır. Bunun tebliği de 13 sene daha önce 610 yılında (اقْرَأْ) diye başlamıştır Nur Dağında.

Kıymetli dinleyenler,

Îmân ve yakin hâli, rızâ hâli hiçbir hüznü üzüntüyü câiz görmez. Bak orada Hazreti Muhammed de tam bir îmân tam bir yakın hâli ve rızâ hâli içinde Hazreti Muhammed’in bir ruh hâli olduğu için hiç zerre kadar üzüntüsü yoktu hüznü yoktu. Düşman etrafı çevrilmiş dünyanın tamamı düşman olsa Hazreti Muhammed’in bir defa Yüce Allah’a olan temsili tamdı, tevekkülü tamdı Hakka’l-Yakin Hak’la beraberdi. Sıddık da işte orada böyle irşâd oldu o da mutlu oldu hüzün ondan da gitti. Îmân, metânet, sekinet, ilâhî kuvvet ve icazkâr müjde içindeydi Hz. Muhammed. Îmân dolmuş taşıyor, metânet mükemmel, sekinet gelmiş Yüce Allah’tan ilâhî kuvvet ve icazkâr müjde içinde idi Hz. Muhammed (A.S.V). Sıddık onu tasdik ediyordu Sıddık ’lık orada zaten. Sıddık Habîbi Kibriyâ ’yı tasdik ettiği için Sıddık oldu. Hakka’l-Yakin tecellî eden ilâhî beraberliktir bu. Dikkat et! Hakka’l-Yakin tecellî eden ilâhî beraberliktir bu, rahmetle inen sekinettir bu, ezelî hakîkattir bu, sonsuz rahmettir bu ve Nusret’tir tam bir zaferdir ve bu hicret tam bir zafer yolculuğudur. Allah’a gidiyor Allah ile beraber O’nun rızâsına ve Arş’ı Âlâya, Cemâli İlâhî’ye yolculuk yapılıyor. İslam kişiyi Allah’ın Cemâline götürür ve Allah Mümin kullarına rahmeti içinde kendi Cemâline yükseltir. İslam ile Kur’an ile Muhammedin irşâdıyla yükseltir. Rabbi Rasûlü ile beraber idi Yüce Allah Rasûlü Habîbi Kibriyâ’sı Muhammed Mustafa’sı ile beraberdi. Görünmez ordularla Yüce Allah Muhammedi destekliyordu. Görünmez ordularla burayı unutma! Hz. Muhammed’in Müslümanların görünüyordu ama Muhammedi destekleyen Allah’ın orduları vardı gizli onlar görünmüyordu.

Dakika 30:07

Kelime-i Tevhîd kelimeyi ulyâ’dır en yüce kelime “Lâ İlâhe İllallah Muhammedur Rasûlullah” bu en yüce kelime bu ulyâ’dır, yüceler yücesi kelime budur ve en yüce kelimedir. Küfür ve emsalini Cenab-ı Hak süfla kıldı, en alçak kelime kıldı küfür ve emsallerini. Aziz, hakîm olan Yüce Allah yenilmez, yanılmaz, karşı gelinmez münezzeh bir yüce varlıktır Allah’u Teâlâ Aziz ve Hakîm’dir. Bütün sebeplere Allah hükmeder. Hiçbir şey Allah’a hükmetmez edemez her şeye ve bütün sebeplere Allah hükmeder. Cihâd O’nun kul üzerinde hakkıdır. Ey Müslüman! Cihâd bizim üzerimizde Allah’ın hakkıdır, kullar üzerinde Allah’ın hakkıdır cihâd her Müslüman Mücâhit olacaktır olmak zorundadır. Bu insanlığın kârine, barışın ebedî devam etmesine, adâletin tecellîsine işte yönelik bir cihâddır ki işte Allah’ın kul üzerinde hakkıdır. Yeryüzünde adâleti uygulayacaksın Allah’u Teâlâ bunu kuluna emreyledi kuluna hilâfet görevi verdi bunun için. Onun için cihâd Yüce Allah’ın kul üzerinde hakkıdır, izzeti şanıdır. Cihâd, izzettir, şandır, şereftir ve Allah’ın da hakkıdır unutma! Cihâd için akıncılar olunuz. Her Müslüman bir mücahit akıncıdır, bilgili eğitimli olun diyor, bilgili olun, eğitimli olun, cehâletinizi yenin, nefsinize karşıda Cihâd-ı Ekber ile cihâd edin. Görüyor musun? Nefsini bütün kötülüklerden arındırmak Allah’a kul olması için çalışmanın adı Cihâd-ı Ekber’dir. Ebû Bekir Cessâs Hanefîlerin bir otoritelerinden, büyük âlimlerinden kendine ve Mücâhitlere mâlî yardım mâlî cihâddır diyor. Şahsi, nefsi cihâd ise türlü, türlüdür diyor. Çeşitli hizmetler, faydalı hizmetler hepsi birer, birer cihâddır diyor.

91 ve 122’nci âyete de baktığımız zaman bu gerçekleri de görüyoruz ayrıca. Bedir’de Hubâb İbnü’l Münzir, kuyuları arkanıza almanızı düşman kuyularını doldurmanızı teklif ederim dedi Efendimize Hazreti Muhammed’e bu zât-ı muhterem. Hubâb İbnü’l Münzir dedi teklif etti Efendimize.  Efendimizde onu hemen yaptı. Yani güzelim teklifleri Peygamber Efendimiz ve kim olursa olsun, istişâre de fayda vardır vahiy değil reydir deyince o da reyini böyle teklif etti Efendimiz (A.S.V).

Dakika 35:00

Vahiyler karşısında bir şey teklif edilmez ama vahiy ile ilgili değilse reylerle ilgili ise herkes reyini ortaya koyarsa zenginlik ortaya çıkar ve ortak yol en faydalısı bulunur. İstişâre, şûrâ İslam da esastır. Bunu da unutma! Bunu da Hazreti Muhammed ve Yüce İslam Şûrâyı oluşturmuştur dünyada. Ama bütün reyler Hak’tan ilhâm alan reyler olmalıdır, dalâletten değil. Nefiriam (Topyekûn silahlanma) seferberlikte geri duranlar, bunlar şiddetle azarlanmıştır. Seferberlik gerekiyorsa derhâl hemen seferber olmalıdır cihâda katılmalıdır. Katılmayanlar şiddetle azarlamış nifâk fitne ehli alçaklara diyor dikkatler çekilmiştir. Nifâk ehli, fitne ehli her yerde fitneliğini yapmaya çalışır.

42 ve 47’ye kadar ki olan âyetlerinde keşif notlarından bahsediyoruz. Dünyanın en güçlü Bizans Ordularına karşı ön safta çarpışan kahraman Mücâhitler vardı, o gün vardı, bugün de vardır, yarında olacaktır. Bunlar yemin ederler bu Mücâhitler yemin ederler. Neye yemin ederler? Ya şehit, ya gâzî olmaya. Cihâda giderken bayrama gitmekten daha zevkli giderler. Bunlar kahraman Mücâhitlerdir. Dünyanın en güçlü ordusuna giderken böyle gidiyorlardı. Ya istiklâl, ya ölüm diye gidiyorlardı. Sahtekârlar ise yalan yere yemin ederler alçaklar, münâfıklar, cihâd kaçkınları, aşağılık zihniyeti daima zilleti tercih eder. Nifakı, küfrü tercih eder, miskin zillet içinde yaşamayı tercih eder. Hak’tan,  hakîkatten, barıştan haberleri yoktur. Hudeybiye Mekke’nin fethi ile noktalandı şirk sönüyor İslam bütün âleme yayılıyordu, barış yayılıyordu, adâlet yayılıyordu. Hayat veren nur gönüllere, gönülleri aydınlatmaya başladı aydınlatıyordu bütün yıldırım hızıyla. Tebük ’de fethi bir Mübin’dir, apaçık büyük bir zaferdir. Ben de kıyâmete kadar bu büyük zaferler devam edecektir. Niçin? İslam cihâd dinidir, barış dinidir, adâlet dinidir. Barışın devam etmesi, adâletin tecellîsi, Hakk’ın hakîkatin cihâna hâkim olması için bu şarttır. Tüm insanlığın adına, insanlığın kurtuluşu adınadır. İslam’da ırkçılık, faşizanlık yoktur. Yağmacılık yoktur, yakma yıkma yoktur, toprak savaşı da yoktur. İslam da tam bir hak, hakîkat, adâlet, barış cihâdı vardır. Kurbiyet Ehli (Allah’a yaklaşmış) olan Ebrâr’ın hedefi, Kurbiyet Ehli ne demek?

Dakika 40:02

Allah’a, O’nun rızâsına, emrine yakın olan kullar. Kurbiyet Ehli Allah’a en yakın kullar o Allah’ın rızâsı için çalışan kullardır. Allah’u Teâlâ’nın kendisine kudretiyle hazır ve nazır kendine kendinden daha yakın olduğunu bilen kullar bunlar. Bunlar günahtan kurtulmak için çalışırlar rızâsını aramak gözetmektir bu kulların görevi hedefi budur arzuları budur. Af olundun deseler bunların yüreği titrer ben neden günah işledim de affedildim derler ve tembih burada ifâde etmektedir. Demek ki mukarrep kullar bunlar günah işlemek hiç işlemezler, hiç günah işlemek istemezler. Hep sevapta yarışmak Allah’ın rızâsını gözetmek içindedirler, öyle bir gayret içindedirler. Affa uğradın deseler bunlara, yürekleri titrer. Niye? Bir günah işlemişim ki ben affa uğramışım derler, yürekleri titrer. Affa uğradım diye böyle yüreği titreyen hiç günah işlemek ister mi? İstemez. İşte bunlar Kurbiyet Ehli olan Ebrâr’ın hedefi budur. Allah’ın rızâsında sevap yarışındadırlar. Burada bir tembih ifâdesi de vardır. Hz. Muhammede Cenab-ı Hak onu Murâd Peygamber seçtiği için geçmiş ve gelecek bütün günahları mağfiret edilmiştir. Peygamberler günah işlemezler. İşleyemezler aynı zaman da bütün peygamberler böyledir en büyük Peygamber Hz. Muhammed de böyledir. Münâfığa çetin ol bak, Cenab-ı Hak Tevbe Sûresi 73’üncü âyette yani karşıdaki inkârcı, münâfık, gaddar, zâlim, saldırganlara karşı çetin ol, çetin o diyor Cenab-ı Hak. Bomba yağdırana sen pamuk atsan ne olur? Bomba yağdıranlara caydırıcı güçle karşı konur ki, insanlık o kâtillerden kurtulsun. Yüce Allah onu tembih ediyor karşıdaki düşman hangi dilden anlıyorsan öyle ona büyük kuvvetle karşılık ver. Efendimiz Aleyhisselâtu Vesselâm’ın geçmiş-geleceği affedilmiştir çünkü Cenab-ı Hak bütün peygamberlere İsmet sıfatı vermiştir ve diğer sıfatlarıyla beraber. Doğruluk tebeyyün ile yalan ortaya çıkarmak gerekir. Peygamberimize tembih ediyor sana gelip yalan yere sahte mazeretler gösterenler var diyor bunların doğruluk olmadıklarına yalancı olup olmadıklarına dikkat et. Doğruluk tebeyyün ile ortaya çıkar. Yani bir bayanla kişinin doğruluğu ortaya çıkar. Ama yalanı tespit etmek için ne lâzımdır? İlim lâzımdır. Yalan ilim ile açığa çıkarılır, yani kesinlik kazanır, bilgi gerekir. Meşhûr bir kural vardır haberin meblülü sıdktır, doğruluktur, yani meşhûr kural haberin meblülü sıdktır, doğruluktur. Asl olan haberin doğruluğudur aklen ihtimâl dâhilindedir acaba ihtimâli ortadan kalkar. Yalanın sübutuna gelince, şimdi bak ilmi delilin ortaya çıkmasına bağlıdır. Şimdiki zaman kipi ile bu ortaya konmuş kullanılmıştır ve isim sîgasıyla da vârid olmuştur.

Dakika 45:36

Doğrulukta ise geçmiş zaman kipidir fiil sîgasıyla ile vârid olmuştur. Müelliflerimizden merhum Elmalı (Rahmetullâhi Aleyh) de bunlara işaret etmiştir. Yine Tevbe Sûresi’nin 44 ve 45’inci âyetlerinde, Tebük Seferinde diyor sevgili Peygamberimiz Hazreti Ali’ye Medine’de kal demişti. ‘’Hz Ali’ye’’ Sen bu savaşa katılma ya Ali demişti. Hz. Ali büyük bir kahraman, cihâd adamı büyük bir Mücâhit olduğu için o da üzülmüştü yani cihada gitmek istiyordu Hz. Ali. Onun üzüldüğünü gören Peygamberimiz: ‘’Ente minnî bi menzileti Mûsâ ve Hârun’’ diyordu Sevgili Efendimiz. Ya Ali! Dedi, sen bana dedi Mûsâ’nın yanındaki Hârun gibisin dedi onu teselli eyledi. Bakın böyle kahramanlarımızda var yalan yere savaş kaçkınları cihâd kaçkınları da var, münâfıklar var. Niceleri de katılmadıklarına ağlayıp duruyorlardı. Bunlar da tövbe ediyorlardı niye katılmadık diye ağlayanlar da vardı Tövbe Sûresi’nin 82’nci âyetinde de Cenab-ı Hak bunları bildirmektedir. (وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ) “Allah muttakileri en iyi şekilde bilmektedir, çünkü Allah her şeyi biliyor ezelî ebedî.” Küfürden îmâna, îmândan küfre mekik dokuyanlar var bir çıkar, bir rant sağlayacaklarını görürlerse bakarsın ki bunlar, mü’min görünüyorlar bizde Müslümanız diyorlar o zaman. Ama çıkar varsa, rant varsa, meşakkat varsa, zorluk varsa o zamanda küfre kayarlar diyor. Bakın münâfığın sıfatlarındandır bunlar çıkarı olunca Müslüman çıkarı yoksa biraz zorluk varsa hemen küfre kayarlar kâfir olurlar. Cihâddan geri durup izin istemek inatçı ve imamları şüphelilerin âdetidir diyor. Kâşiflerimiz bu âyetlerde zaten açıkça anlatıldı. Birde keşif yoluyla bunları açıklık getiriyoruz. Yalan ihtimâlini şüpheli delili teşkil eder samîmî îmâna aykırıdır, cihâd karşılığı samimi îmâna aykırıdır, delile havâle edilir. Bunların mazereti var mı, yok mu, yalancı sahtekâr mı, değil mi? Diye, delile havâle edilir. Cihâd Allah’ın hakkıdır, sabit bir emirdir, görevdir derhâl icâbet edilir. Cihâd farz-ı ayn olduğu hâller böyledir kelâm da asıl doğruluktur îmânın icabı da doğru söylemektir bu izin isteyenler zâhirî hâlde mü’mindirler. Hak zâhir olunca onu tehir etmek câiz olmaz diye Peygamberimiz bunlara izin vermişti. İlâhî vahiy indi muhakemat usulünü Yüce Allah tâlim buyurdu. Senden ancak îmân etmeyenler izin isterler, ey Şanlı Peygamber, ey Muhammed dedi Cenab-ı Hak. Onların sahtekârlıklarını Allah haber verdi. Yalan yere yemin ederek mazeret gösterenler bunlar münâfıkların reisleri vardı İbn-i Selül bunlardan benzerleri bu gruptaydılar ve diğer ileri gelen zenginler vardı münâfık zenginler bunların ruh hâlleri işte böyle anlatılmaktadır. Şerefli İslam ordusu içinde yer almalarını Allah istemedi münâfık mü’minlerin arasına girdiği zaman müfsitlikten başka fesâd için, bozgunculuk için çalışmaktan başka bir şey yapmayacağını da Allah duyurdu.

Cenab-ı Hak münâfıkların, münkirlerin, müşriklerin, bütün zâlimlerin şerlerinden emin eylesin ve Yüce Allah Müslümanlara ve insanlık âlemine bu hayat veren nurun derslerini ve ölümsüz rahmete çağıran Kur’an’ı anlamayı dinlemeyi Cenab-ı Hak nasîb-i müyesser eylesin.

Dakika 52:15

 

 

 

(Visited 68 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}