Tefsir 353-01

353- Tefsir Ders 353 hayat veren nurun keşif notları

353- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 353

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Hud Sûresi 9’uncu Âyet-i Kerime’den 24’üncü Âyet-i Kerime’ler)

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

وَلَئِنْ أَذَقْنَا الإِنْسَانَ مِنَّا رَحْمَةً ثُمَّ نَزَعْنَاهَا مِنْهُ إِنَّهُ لَيَئُوسٌ كَفُورٌ ﴿٩﴾

وَلَئِنْ أَذَقْنَاهُ نَعْمَاء بَعْدَ ضَرَّاء مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ ذَهَبَ السَّيِّئَاتُ عَنِّي إِنَّهُ لَفَرِحٌ فَخُورٌ ﴿١٠﴾

إِلاَّ الَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ أُوْلَئِكَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ كَبِيرٌ ﴿١١﴾

فَلَعَلَّكَ تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحَى إِلَيْكَ وَضَآئِقٌ بِهِ صَدْرُكَ أَن يَقُولُواْ لَوْلاَ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَاء مَعَهُ مَلَكٌ إِنَّمَا أَنتَ نَذِيرٌ وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ ﴿١٢﴾

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

Yüce Rabbimizin yüce Kitâb’ı (Kur’an-ı Kerim) ki, insanlığı ölümsüz mutlu hayata hazırlayan nurun kaynağı yüce Kur’an’ın hayat veren dersleriyle keşif notlarımız ve Kur’an derslerimiz devam etmektedir. Cenab-ı Hak, bu âyet-i kerimlerde bütün insanlık âlemine Yüce Allah kendi öğütlerini vermektedir.

 

Buyuruyor ve şâyet insana tarafımızdan bir rahmet tattırır, sonra da onu kendisinden geri alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur buyuruyor.

 

Kıymetli dostlarımız, bu âyetin ruhundan anladığımız nedir? Allah’a tam tevekkül bağlılıktır. Aklını, irâdeni, bütün varlığını Allah’a bağla. O, verirse al vermezse orada hikmetini bekle verdiğine nasıl seviniyorsan vermediğini de bir hikmete istinâd ettiğine iyi anla sakın itiraza geçme! İşte bak ümitsiz ve nankör bir kimse olma diyor Cenab-ı Hak. Cenab-ı Hak vermekle vermemek ile imtihan eder. Ve şâyet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattırırsak: “Artık benden bütün kötülüklerin silinip gitti” der. Bak bu da şımarıklık alâmetidir. Eğer senden sıkıntılar, belâlar, musibetler gittiyse Allah’u Teâlâ’ya şükret, hamd et, istiğfar et şımarma! Çünkü giden belâlar tekrar gelmez mi, gelemez mi? Mutlaka böbürlenir ve şımarır Cenab-ı Hak öyle diyor. Kendini bilmeyen Rabbisine bir türlü teslim olamayan kaderine rızâya kazaya hakkıyla îmân edip tevekkül gerekiyor. Eğer îmânda problem varsa iş korkunç bir tehlikeli içindedir. Ancak (her iki hâlde) de sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnâdır. Bunlar kimler? Bunlar Allah verdiği zaman Rabbim lütfetti der vermediği zamanda Rabbimin bunda hikmeti var der her ikisinde de îmânla îmânın güçlü sabrıyla karşılar.

 

Dakika 5:15

 

Her ikisinde de Rabbisine tam bağlı kalır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır işte mağfiret bunlaradır mükâfatta bunlaradır. Çünkü Müslüman kazaya kadere Allah’ın vermesine vermemesine mutlu anına sıkıntılı anına bunların tamamına îmânıyla sabrıyla eğer tam bir teslimiyetle Allah’a tevekkül ile cevap veremiyorsa İşte o zaman kişi bil ki azanlardan, sapanlardan olur. Cenab-ı Hak bu gerçeği de duyurduktan sonra bak ne diyor; Ancak her iki hâlde de sabır gösterip iyi ameller işleyenler müstesnâdır. İşte onlara bir mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır.

 

Buyurduktan sonunda bak ne diyor Cenab-ı Hak;

 

أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ فَأْتُواْ بِعَشْرِ سُوَرٍ مِّثْلِهِ مُفْتَرَيَاتٍ وَادْعُواْ مَنِ اسْتَطَعْتُم مِّن دُونِ اللّهِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ ﴿١٣﴾

 

 

Ey Rasûlüm! Şimdi belki sen, burada ne diyor: “Ona bir hazine indirilse ya, ya da beraberinde bir melek gezip dolaşsa!” diyorlar diye sana vahyolunan vahyin bir kısmını terk edecek olursan ve bundan dolayı da göğsüm daralır. Sen yalnızca bir uyarıcısın. Allah ise her şeye vekildir. Cenab-ı Hak (أَمْ يَقُولُونَ افْتَرَاهُ) Yoksa “onlar onu uydurdu mu” diyorlar? Eğer uydurdu diyorlarsa o sûrenin on mislini ortaya koyuversinler yani on sûreyi ortaya çıkarıversinler. Mademki bu Kur’an-ı Kerim’de pek çok yüce sûreler var bunlardan kısa uzun fark etmez on sûreyi de onlar getiriversinler ve Allah’tan başka kim varsa hepsini çağırsınlar. İnsanlardan, cinlerden, filozoflardan, proflardan dünyada ne kadar kimi biliyorlarsa hepsinden yardım alsınlar on sûreyi meydana getiriversinler Kur’an’ın on sûresini. Buna eğer sözlerinde sâdık iseler bunu kabul etsinler.

 

Kıymetli dostlarımız,

 

İşte Cenab-ı Hak burada kesin olarak buna kimsenin gücü yetmedi, yetmeyecektir. Kur’an-ı Kerim cihâna 14 asırdan fazladır meydan okuyor. Üç kısa âyetini bile, üç kısa sûresini bile kimse meydana getirememiş getiremeyecektir. Kur’an-ı Kerim her konuda meydan okuyor. Çünkü Allah’ın Kitâbı’dır elbette ki meydan okuyacaktır.

 

Dakika 10:00

 

Yoksa “onu kendi uydurdu” mu diyorlar? O hâlde sende onlara de ki: “Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah’tan başka kim varsa onları da yardıma çağırın.” İnsanları çağırın, cinleri çağırın, batılıyı doğuluyu çağırın bütün dünyanın üniversitelerini çağırın bir araya getirin Kur’an-ı Kerim’in en kısacık üç sûresini dahi kimsenin meydana getiremeyeceği açık seçik ortadadır Kur’an-ı Kerim Allah Kitâbı’dır. “Eğer doğru söylüyorsanız” bunu yaparsınız. Yok, eğer bunun üzerine size cevap vermedilerse, artık bilin ki, bu Kur’an ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir. O’ndan başka ilâh yoktur. Artık Müslüman oluyorsunuz, değil mi? Diyor Cenab-ı Hak. Bütün dünyayı ne yapıyor? İslam’a çağırıyor.

 

فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُواْ لَكُمْ فَاعْلَمُواْ أَنَّمَا أُنزِلِ بِعِلْمِ اللّهِ وَأَن لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ ﴿١٤﴾

 

Artık Müslüman oluyorsunuz değil mi? Müslüman oldunuz değil mi? Diyor. Cenab-ı Hak. Bütün dünyayı İslam’a çağırıyor. Allah’ı, Peygamber Hz. Muhammed’i, şanlı Kur’an-ı Kerim’i tanımaya çağırıyor. Müslüman olmak Allah’ın birliği Hazreti Muhammed’in Peygamberliği Kur’an-ı Kerim’in hak kitap olmasıyla bunu tasdik etmek ile Müslümanlık başlanır ve İslam’ın ebedî saadet kapısından içeri girilir. Artık burada İslam’ın eğitimi ve öğretimi ile zirveye doğru ne yapar? Sürekli terakkî eder tâ Âlâ’yı Illiyyine Allah’ın cemâline, rızâsına, vuslatına kadar ne yapar?  Çalışır gayret eder.

 

Kıymetli ve muhterem efendiler,

 

مَن كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ ﴿١٥﴾

 

Cenab-ı Hak bu şanlı âyet-i kerimesinde de: Her kim dünya hayatını ve güzelliklerini isterse biz onlara amellerinin karşılığını orada tamamen öderiz diyor. Bu hususta kendilerine bir densizlik yani haksızlık yapılmaz diyor. Dünyayı isteyene dünya veriliyor Cenab-ı Hakk’ın burada vaadi var. Fakat dünyayı isteyip âhireti istemeyene ebediyyû’l-ebed cennette nasîb yoktur çünkü dünyada Allah’ın âhirette Allah’ındır. Îmânın tam olacak îmânınla itaatinle dünya için değil dünyada Allah için çalışacaksın âhirete yatırım yapacaksın dünyanın sırtına bineceksin dünyayı Allah yolunda kullanacaksınız. Dünyayı elde edeceğim diye Allah’ı inkâr eder Kur’an’ı, sünneti, İslam’ı, Hz. Muhammed’i inkâr edersen Aleyhisselâtu Vesselâm o zaman Allah seni dünya ile baş başa bırakır âhirette nasibin olmaz. Dünya ile beraber ne yaparsın? Önce yok olursun sonra da dirilir amelin ve küfrün karşılığı adâlet tecellî eder cehennemde ebedî kalırsın gel bu duruma düşme.

 

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede buyurduktan sonra diyor ki, devamında;

 

Dakika 15:10

 

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَاطِلٌ مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ ﴿١٦﴾

 

Cenab-ı Hak yine buyuruyor; Fakat onlar öyle kimselerdir ki, âhirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur diye hep dünya dedi âhirete inanmadı. Allah’u Teâlâ’nın emirlerini tanımadı Peygamberin Peygamberliğini Hazreti Muhammed’i tanımadı Kur’an’ı Kerim’i ve Kur’an’daki Allah’ın âyetlerini ve hükümlerinin tanımadı. O zaman ne oldu? Âhirette diyor bunlara ateşten başka bir şey yoktur işledikleri şeyler orada hep boşuna gitmiştir. Îmânsız ne yaparsa yapsın dünyada kalır boşa gider hiçbirisi âhirette terazinin sevap tarafına konmaz. Çünkü îmânsızın ameli boştur. Zaten bütün yaptıkları da bâtıldır çünkü îmânsız yaptığını Allah için yapmaz, ya nefsinin yahut da dünyevi bir şahsi çıkarı uğruna yapar veya başka maksatlarla yapar. İslam da ise, her güzel amel Allah için yapılır her kötülükten Allah için sakınılır. Allah için olmayan hiçbir şey Allah katında bir değer taşımaz. Tüm günahlardan Allah için kaçınacaksın tüm iyilikleri de Allah için yapacaksın. Bunu yapmadığın zaman bütün amelleri boşadır. Zaten îmânsızın da problemi îmânsız olmasındandır. Küfür, şirk ve nifak ve zulüm olmasından dolayı bir defa bunlardan kurtulacak ki îmân edecek îmânıyla da güzel amel işleyecek. İşte o zaman her ameli kat, kat aratılıyor bir sevabına 700 kattan da dilerse Cenab-ı Hak artırarak lütfuyla ihsânda bulunuyor.

 

Cenab-ı Mevlâ;

 

أَفَمَن كَانَ عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِ وَيَتْلُوهُ شَاهِدٌ مِّنْهُ وَمِن قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَى إَمَامًا وَرَحْمَةً أُوْلَئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِ وَمَن يَكْفُرْ بِهِ مِنَ الأَحْزَابِ فَالنَّارُ مَوْعِدُهُ فَلاَ تَكُ فِي مِرْيَةٍ مِّنْهُ إِنَّهُ الْحَقُّ مِن رَّبِّكَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يُؤْمِنُونَ ﴿١٧﴾

 

Bu Hud Sûresi’nin 17’nci âyetine kadar geldik dersimiz devam ediyor.

 

O dünyayı isteyenler, hiç Rabbinden açık bir belge üzere olan gibidir? diyor. Açık belge nedir? Kur’an-ı Kerim tam bir Allah’ın ortaya koyduğu hak belgedir. Şimdi bunlar dünyayı isteyenler ise bu belge yok inanmıyorlar Kur’an-ı Kerime. O belgeyi yine Allah’tan gelen bir şahit olarak Kur’an izliyor. Hz. Muhammed’in Peygamberliği Cebrâil Aleyhisselâmın Kur’an’ı getirmesi Allah’ın şahitliği bütün peygamberlerin şahitliği ortada tam bir belgedir. Onun için o belge Allah’tan bir şahit olarak Kur’an-ı Kerim izliyor. Ondan önce de bir rehber ve rahmet olan kitap, Mûsâ’nın kitabı ve onu destekliyor. Çünkü bütün ilâhî kitaplar bütün peygamberler Hz. Muhammed’in Peygamberliğini Kur’an-ı Kerim’in Hak kitap olduğunu daha önce onlara Cenab-ı Hak bildirmiş o kitaplarda o peygamberlerde kavimlerine ne yapmıştır? Kur’an gibi bir yüce Kitâb’ın geleceğinin haberi verilmiştir. Bu tam bir ilâhî belgedir bunlar.

 

Dakika 20:38

 

Onun için Cenab-ı Hak böyle olanlar diyor Kur’an’a inanırlar. Yani bu belgelerle hareket edenler Kur’an-ı Kerim’e inanırlar Muhammed’in hak Peygamberliği Cebrâil Aleyhisselâmın ona Kur’an’ı getirmesi ve bütün peygamberlerin haber vermesi bütün ilâhî kitapların Kur’an-ı Kerim’in şahitliğini yapması… Çünkü Kur’an geçmişin bütün belgelerini kendinde toplar geçmişini şahitliğini yapar. Geçmişte Kur’an’ın şahitliğini yapar çünkü geçmiştekilere de Cenab-ı Hak Kur’an’ı haber verdi Hazreti Muhammed’in Peygamberliğini haber verdi. Onun içinde böyle olanlar diyor Kur’an-ı Kerim’e inanırlar tam inanırlar. Hangi hizb’den, fırkadan olursa olsun kim onu inkâr ederse, kim olursa olsun Kur’an-ı Kerim’i kim inkâr ederse, ister doğulu, ister batılı, ister Arap, ister Acem, ister kim olursa olsun kim inkâr ederse diyor bakın ona vaad edilen yer ateştir diyor Cenab-ı Hak. İşte açıkça Cenab-ı Mevlâ bunu buyuruyor. Ne diyor; (فَالنَّارُ مَوْعِدُهُ) diyor. Hangi hizipten hangi gruptan olursa olsun Kur’an’ı inkâr eden kişi için kesin kez vaad edilen yer ateştir. İşte bütün bunlardan dolayı sen de bu Kur’an’dan şüphe içinde olma. Bütün insanlığa Hazreti Muhammed’in şahsında diyor ki, Yüce Allah; “Kimse Kur’an-ı Kerim hakkında şüphede bulunmasını şüphe etmesin” diyor. Şüphenin olduğu yerde îmân olmaz. Kesinlikle diyor Cenab-ı Hak o Kur’an-ı Kerim hak bir kitaptır yani Allah’ın Kitâbı’dır Hakk’ın Kitâbı’dır ve bu kitapla ortaya konan İslam Hakk’ın dini hak dindir. Rabbindendir. Kesin kez Allah’tan fakat insanların çoğu îmân etmezler. Cenab-ı Hak yarattığı kullarını bilmez mi? Ne diyor; “İnsanların çoğu da îmân etmezler.” Şimdi îmân edenler var etmeyen var îmân edenle etmeyen Allah’ın büyük mahkemesinde herkes ne yapacak? Îmân eden îmânının karşılığını küfredende inkâr eden inkârının karşılığını bulacak adâleti ilâhî tecellî edecektir kesin kez.

 

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أُوْلَئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الأَشْهَادُ هَؤُلاء الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ ﴿١٨﴾

Cenab-ı Mevlâ, bu âyet-i kerimede de bak ne diyor; Üstelik bir yalanı Allah’a iftira edenden daha zâlim kim olabilir? Bunlar Rablerinin huzuruna arz olunacaklar, şahitler de şöyle diyecekler: “İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir.” İyi bilin ki, Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerinedir diyor Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede de durumum böyle bildiriyor.

 

Dakika 25:35

 

الَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ اللّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِالآخِرَةِ هُمْ كَافِرُونَ ﴿١٩﴾

أُولَئِكَ لَمْ يَكُونُواْ مُعْجِزِينَ فِي الأَرْضِ وَمَا كَانَ لَهُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء يُضَاعَفُ لَهُمُ الْعَذَابُ مَا كَانُواْ يَسْتَطِيعُونَ السَّمْعَ وَمَا كَانُواْ يُبْصِرُونَ ﴿٢٠﴾

Yüce Rabbimiz bu yüce âyet-i kerimelerinde de bakın ne diyor; Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri, büğrü yapmak isterler. Şimdi İslam’ın aleyhinde kampanya yürütenler var şimdi İslam’ın aleyhine dünyadaki gizli iki defa propagandalar var bunların tamamı Yüce Allah tarafından ne yapıyor? Gözetleniyor denetleniyor ve bunların Cenab-ı Hak bunların hak ettikleri cezâlarını vereceğini verdiğini de vereceğini söylüyor. Kıyâmete kadar durum böyle. Bakın, üstelik onlar evet diyor onlar âhirete de inanmazlar. Çünkü Kur’an’ın, İslam’ın ortaya koyduğu îmân îmândır. Başka inançlar, îmânlar geçerli değil ki. Bütün peygamberlerin îmânı bütün ilâhî kitapların îmânı İslam’ın ortaya koyduğu îmândır. Onun için Allah yolunda insanları döndürmeye, saptırmaya çalışanlar işte en büyük azâba çarpılırlar çarpıldılar geçmişte. Onlar yeryüzünde herkesi yıldıracak değillerdir. Kendilerini koruyacak Allah’tan başka kimseleri de yoktur. Onların azâbı kat, kat olacaktır. İşte İslam’ın yolundan insanlığı kim göndermeye çalışırsa bunların azâbının kat, kat olacağı Yüce Allah tarafından duyurulmaktadır. Üstelik onlar hakkı işitmeye tahammül edemiyorlardı ve de gömüyorlardı. Şimdi Kur’an-ı Kerim İslam haktır içinde küfrü olan, bâtılı olan insan o hakkı duymaya tahammül edemiyor çünkü gerçeği de görmüyor. Kalbinde küfrü olan kim olursa olsun gerçeği göremez gerçeği görmek için kalpte îmân nuru parlayacaktır îmân nuru parlamadan insanlar gerçeği göremezler.

 

Cenab-ı Hak;

 

أُوْلَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُواْ يَفْتَرُونَ ﴿٢١﴾

لاَ جَرَمَ أَنَّهُمْ فِي الآخِرَةِ هُمُ الأَخْسَرُونَ ﴿٢٢﴾

 

Bu yüce âyetlerinde de bak ne diyor Cenab-ı Hak; Onlar kendilerine yazık etmiş olan kimselerdir. Bunlar hüsrandadırlar. Bunlar kendilerine acımayan insanlardır kendine acımayan acımaz ki, kendine acıyan insan önce kendisi iyi bir Müslüman olur Allah’ın emrine girer, Allah’ın emrine teslim olur. Artık bütün insanlığın iyiliğine çalışır çünkü İslam bütün insanlığı kurtarmaya gelmiştir. Kötülükten kurtulmadan insanlar iyiliğe mazhâr olamazlar. Dertlerden kurtulmadan sağlık, sıhhat, afiyet sahibi olamazlar. İslam önce kurtarıcıdır kurtarır seni mutlu bir saadet ortamına yerleştirir. Onun için İslam dininin, Kur’an-ı Kerim’in bütün âyetlerinin ortaya koyduğu değerleri kişi iyi ders olarak kendine yerleştirecek ders edinecek onu. Bunun talimini, eğitimini, öğretimini tam yapacak. Kur’an-ı Kerim’in eğitim ve öğretimini işte bu hayat veren nurun derslerin tam eğitimi öğretimini herkes kendine ehline, iyaline, kızına, oğluna, torununa bütün zürriyetine bu İslam’ın ölümsüz hayata hazırlayan bu eğitim ve öğretimini irşâd derslerini en iyi şekilde tahsil edilecek bir tahsil sahibi olacak. Neyin tahsili? İşte bu hayat veren nurun dersleri olan İslam’ın eğitim ve öğretimi yeteri kadar olacak.

 

Dakika 32:00

 

Onun için buradaki derslerimiz hepimizin mutluluğu için hayat veren nurun Kur’an’ın dersleridir. Hem insanoğlunun ölümsüz mutlu hayata hazırlar hem de tüm tehlikelerden kurtarır. En önceki kurtardığı şey küfürden, şirkten, nifâktan, cehâletten kurtarır. İlime, irfâna, îmâna, Amel-i Sâlih’e İslam’ın güzel ahlâk ile seni donatır ve ruhunu bütün kötülüklerden arındırır. Tertemiz parlayan bir ruh bir kalp sahibi yapar düşüncelerin parlar dilinde hikmetler dökülür gözün Hakk’ı görür. Kalbin Hakk’a bağlıdır Hakk’ı düşünür bütün kalbinle Hakk’ı seversin ve övüleceği översin ki işte o yüce övgülerle övme övülme hakkının kime ait olduğunu bilirsin. O Hamdü Senâ en yüce övgülerle övme ve övülme hakkı Allah’ındır. (C.C). Bütün doğruları sana kalbine, diline, ruhuna, bedenine Kur’an yerleştirir. Bu dersleri kaçırma A’dan Z’ye hayat veren nurun yani Kur’an’ın derslerini kaçırma ölümsüz hayata seni hazırlayan bu Kur’an’ın hayat veren Nur’u İlâhî olan bu dersleri kaçırma! Onun için Cenab-ı Hak burada ne diyor; Onlar kendilerine yazık etmiş olan kimselerdir o iftira edip uydurdukları da diyor ki kendilerinden yüz çevirip gitmişlerdir. Çünkü hak olmayan ne varsa hem bâtıl yok olacaktır. Bâtıl içinde, dalâlet içinde yüzen insanları kendilerini cehenneme taşıyan kötülüklerden başka yanlarında bir şeyin olmadığını göreceklerdir. Her şeyi boşa gitmiştir Yazık değil mi?

Kıymetli dostlarımız,

 

Cenab-ı Hak; Kesinlikle bunlar âhirette de en ziyade hüsrana uğrayacak olanlardır diyor. Çünkü dünyada boş işlerle bâtıl işlerle dalâletin içinde yüzersen dünyan gider heder olursun, âhiretinde tamamen hüsrân olur. İşte seni bunların tümünden Yüce Allah kurtarmak için ebedî mutlu nimetlerle donatmak için tükenmez nimetler eksilmez göz aydınlığıyla seni donatmak için lütuf ve ihsânda bulunmak için sana İslam’ı teklif eyledi ve imtihan ediyor hayat tamamen bir imtihan.

 

Bunun için;

 

Dakika 36:10

 

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ وَأَخْبَتُواْ إِلَى رَبِّهِمْ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ الجَنَّةِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ ﴿٢٣﴾

مَثَلُ الْفَرِيقَيْنِ كَالأَعْمَى وَالأَصَمِّ وَالْبَصِيرِ وَالسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاً أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ ﴿٢٤﴾

İşte kıymetli dostlarım, yine şanlı Kur’an’ın Hud Sûresi’nin 23 ve 24’üncü âyetleri ne geldik. Cenab-ı Hak bunlarda da bak ne diyor; Fakat îmân edip Sâlih Amel işleyenler ve Rabbine karşı edepli olanlar, Allah’a derin saygı içinde çünkü Allah bizi görüyor. Biz sürekli Allah’ın huzurunda O’nun bizi gördüğünü, bizi denetlediği unutmayacağız O’nun huzurunda olduğumuzu iyi bileceğiz. İşte böyle bilenler îmân var, Amel-i Sâlih var İslam’ın ortaya koyduğu hak îmân var işleyenler için bak ne diyor; Güvenen ve itaat edenler… Kime? Allah’a güveniyor Allah’a itaat ediyor. İşte bunlar da diyor cennet ehlidirler bunlar kesin cennete gidecekler. Îmân var, Amel-i Sâlih var, İslam’ın ortaya koyduğu hak îmân var ve İslam’ın ortaya koyduğu ibadetler var, güzel ameller var. Farzlar, vacipler, sünnetler, müstehaplar var bunlar yerli yerince yapılmış îmân mükemmel Allah’a tam güvenmiş tevekkülü var. Müslüman Allah’a mütevekkil insandır. Burada tevekkülü çok tarif ettik geçmiş derslerimizde ama yine hatırlatayım insanoğlu unutkan bir yaratıktır tevekkül Allah’u Teâlâ’ya kulluk ederek güvenmektir. Kulluğunu yaparak yatarak değil kulunu terk ederek de değil Allah’a kulluk ederek tam cihâd ederek Allah’a güvenip bağlanmanın adı sığınmanın adı güvenin adıdır. Ne diyor; Bunlar Allah’a güvenirler ve Allah’a itaat ederler. Görüyorsun ya, Allah’u Teâlâ’ya itaat ederek tevekkül gerekiyor. İşte bunlar da cennet ehlidirler kesin cennete girecekler. Onlar orada ne kadar kalacaklar? Ebedî kalacaklar. Cennet-i Âlâ’da. İhtiyarlık var mı? Yok. Hastalık var mı? Yok. Hep genç. Ne var orada? Çalışmak var mı? Yok. Zevkusefa var. Bütün nefes alıp verirken nasıl sana nefesler ilhâm ediliyor cennette de sana nefes alıp vermekten daha mükemmel. Cennet hayatında ne diyorsun (Subhanallah ve bihamdihi) mutluluğun ifadesi bunlar uçsuz bucaksız akıl ve hayallerden geçmeyen nimetlere mazhâr olmuşsun, Allah’ın cemâline mazhâr olmuşsun. Şu üç günlük dünyaya bakıp da hiç inkâra, küfre, şirke düşünür de Kur’an-ı Kerim ve Allah’ın âyetleri Hazreti Muhammed’in Peygamberliği hiç inkâr edilir mi? Allah’ın bir emrini inkâr etsen kesin orada îmân olmaz.

 

Dakika: 40:45

 

Bu iki ayrı grubun mezhebi, bakın bir taraf inkârcı grup bir taraf îmânlı grup bir taraf din, îmân, İslam nedir tanımıyor bir tarafta Allah’ın bütün emirlerini bütün gücü nispetinde yapmaya çalışıyor. Bu iki diyor ayrı grubun misali nedir? Meseli kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Birisini tam tam kör tam sağır görmüyor duymuyor biri de içinden firâset nurların parlamış öyle görüyor, öyle görünüyor ki, tam Allah’ın nuruyla bakıyor. Bunların ikisinin durumu diyor işte böyledir biri tam îmânsız kimim içinde küfür, şirk varsa, nifâk varsa, zulüm varsa fâsık ise bunlar zifiri kör ve sağırdan beterdir. Buradaki sağlık körlük kalpteki ruhtaki körlük sağırlıktır. Yoksa dışındaki özürlüler değil ama öbürü ise îmânlı insanlar ise önüne bakarken arkayı da görürler dağın öbür tarafını da sezerler firâset nurları vardır. Bu gayb bilgisi değildir gaybı Allah bilir. Bunlar ferâset firâset nurlarının insanoğluna feyiz olarak içine doğmasıdır. Kur’an’dan aldığı hak bilgilerdir marifet bilgileridir birde Vehbi yoldan kalbe gelen ilhâmlardır. Bunun için Cenab-ı Hak bunlar diye hiç eşit olabilirler mi? Görenle görmeyen, bilenle bilmeyen, inananla inanmayan, âsî ile zâlim ile âdil itaatkâr bir olur mu? Hâlâ düşünmeyecek misiniz? Diyor.

 

Kıymetli dostlarım,

 

Bütün nimetleri Allah verir alırsa yine verir. Bunu dikkat et! Allah’a bağlı kal her konuda tövbe ve istiğfârına devam et sakın şımaranlardan olma, azan kuduranlardan olma! Hoplayıp zıplayıp çalıp oynayıp da Allah, Peygamber, Kur’an âyeti, haram, helâl tanımı yanlardan olma, kendini mahvetme! Şimdi caka yapmaya da kalkma! Bazen yoklukla imtihan olur bazen bollukla imtihan olur hayat imtihandır unutma bunları. Zulüm ve cehul bir ruh hâli vardır ki bunlar nedir? Biri zulüm ve cehul bu korkunç bir ruh hâlidir. Bunlar nimeti vereni düşünmezler bunlar maddeye taparlar taptıklarını da bilmezler. İşte bu nimeti vereni düşünmeyen onu bilmeyen bilmek istemeyen materyalist diye bunlarda zulüm ve cehul korkunç kapkara bir ruh hâlleri vardı bunların. Bunlar nimete bakarlar nimeti vereni aslâ düşünmezler.

 

Dakika 45:06

 

Çünkü mü’minler ise nimetten önce nimeti verene bakarlar onu düşünürler ona hamd ederler. Kibir, gurur bu cehul ve zulüm karanlıkları içinde ruhu kararmış bozuk ruh hâlleri olan insanlarda kibir vardır, böbürlenme vardır tepeden bakarlar. En çok Kur’an’ın âyetlerine, sünnete karşı İslam’ın delillerine hak olan ilâhî emirlere karşı kibirlenenler böbürlenenler ise direk kâfir olmuşlardır. Allah’a Allah’ın emirlerine kibir böbürlenme olamaz olursa îmân olmaz. Bunun için kutsal şeylerle alay etme psikolojisi de bu ruh hâli ile ilgilidir. Eğer Kur’an’ın ilkeleriyle Allah, Peygamber, Kur’an âyetleri ile ibadet ve tatlarıyla kim alay ediyorsa istihzâ ediyorsa, işte bu bunların diyor psikolojisi de nedir? Bu zulüm bozuk ruh hallerinin diyor gereğidir. Çünkü kutsal yüce değerlerle alay edende îmân olmaz. Îmânı olsa Allah’la alay edilir mi? Allah’ın emirleriyle Kur’an-ı Kerim ve âyetleri ile âyeti kerimelerle alay edilir mi? Peygamberlerle ve o kutsal yüce değerlerle alay edilir mi? İşte alay edenlerin ruh hâlleri psikolojik hâlleri bozuktur îmânları yoktur. Onun için inkârcı, alaycı, nankör ve şımarık insanlara karşı Cenab-ı Hak ne diyor; Peygamberimizi de uyarıyor, ne diyor; Sakın ola ki Kur’an-ı Kerim’den tek bir ilâhî emirlerden birisini dahi ben açıklamayım birilerinin işine gelmez diye diyor sakın bir emrimi dahi terk etmeye kalkma diyor. Peygamberin şahsında dünya Müslümanlarını Allah uyarıyor bu Kur’an-ı Kerim’i doğru anlatın diyor. Birilerinin hoşuna gidecek birilerinde gitmeyecek diye Kur’an’da azaltma çoğaltma yapılamaz kavuk sallanamaz. İşine gelirse inanırsın işine gelmezse kendin bilirsin orada da zorbalık yok. Kur’an-ı Kerim zorbalara karşı gelmiştir. İslam’da tam bir barış, ilim, irfân ortamı vardır tam bir adâlet ortamı sevgi, kardeşlik, merhamet, rahmettir İslam. Onun için bunu kabul edersen edersin etmezsen kendin bilirsin. Kur’an-ı Kerim’den tek bir kelime bile gizlenemez terkedilemez veyahut da yanlış yorumlanamaz. Bunun için Cenab-ı Hak (تَارِكٌ بَعْضَ مَا يُوحَى إِلَيْكَ) sana vahiy olunanların bir kısmını terk edecek olursun. Bakın, (وَضَآئِقٌ بِهِ صَدْرُكَ) onunla göğsün daralır. Çünkü birilerinin işine gelmeyeceğin gelmeyecek bir ortam da Kur’an anlatacaksın birilerinin işine gelmiyor. O zaman anlatan kişi zorlanıyor çünkü orada karşı çıkacak birileri var ve o ortam öyle bir ortam. Böyle de olsa diyor Cenab-ı Hak Peygamberimizin şahsında hepimizi uyarıyor.

 

Dakika 50:00

 

Ne diyor; Göğsün daralabilir.  (أَن يَقُولُواْ لَوْلاَ أُنزِلَ عَلَيْهِ كَنزٌ أَوْ جَاء مَعَهُ مَلَكٌ) Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya diyorlar diye böylede diyorlardı o zaman. Bugünde bunun benzeri başka şey söylerler. Şu Mekke dağları altın oluverse diyenler vardı. Ey Muhammed! Mûcize göster de şu Mekke dağları altın olsun diyorlardı. Bakın bu müşrik kafasıdır yeri göğü Allah yaratmış her şeyi altını yaratmış, gümüşü yaratmış yeraltı yerüstü nimetlerin hepsini yaratmış hazineler ortada bunları îmânsız kişiler görmüyor. Niye? Küfrün karanlığı içinde bakıyor görmüyor hakîkati görmüyor yine başka mûcize istiyor. Eğer sürekli işi mûcize üstüne mûcize ile yapılsaydı celbi îmân ortaya çıkardı celbi îmânı Allah kabul etmiyor ki. Yoksa bu âlemi yaratan Mekke dağlarını altın yapmaya daha çok kâdir. Âleme kadir olan o yüce kudretin sahibi bu uçsuz bucaksız âlemleri yaratan Mekke dağlarını altın yapmak daha basit. Ama imtihan meydanında imtihan ortamına Cenab-ı Hak ayarlamış hikmetiyle her şeyi icbâra, celbe ayarlamamış. İcbâr ve celb ile olsaydı zaten herkesi icbâren zorla Müslüman yapardı o zaman imtihan olmazdı.

 

Kıymetli dostlarım,

 

Cenab-ı Hak, (إِنَّمَا أَنتَ نَذِيرٌ ) sen ancak nezirsin uyarıcısın diyor. (وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ ) Allah da her şeye karşı vekildir. Peygamberimize sen vekil değilsin ben vekilim diyor sen vezir ve nezirsin diyor. Yani İslam’ı doğruya doğru anlattın mı? Sen görevini yaptın diyor senin görevin tebliğdir, beşirdir, nezirdir diyor. (فَا ضْرِبُواْ فَوْقَ الأَعْنَاقِ وَاضْرِبُواْ مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍ ) ‘’Enfâl Sûresi 12’nci âyet-i kerime ’’ “Boynunun üstüne ve parmaklarına vurun.” İşte Cenab-ı Hak öyle bir ortam kitap tanımıyor, hak hukûk tanımıyor barış istemiyor zorba dayatıyor zulmediyor insanlığa kan kusturuyor kan akıtıyor bunlara karşıda ‘’Enfal Sûresi 12’nci âyet-i kerimesinde’’ Cenab-ı Hak her ortama göre ne yapıyor? Emri fermanını veriyor. Kıymetli dostlarımız, onlara meydan oku diyor ve çekinme diyor. Müslüman yanlışa, zorbaya, kâtile, teröriste meydan okur zulme haksızlığa meydan okur. Çünkü İslam tamamen Allah’ın adâleti hak ve gerçektir tam bir barıştır kimsenin hakkını kimseye hak yedirmez. İlâhî adâletten tam sosyal düzen hakça bölüşüm hakça taksimat yapılır kimsenin hakkı kimseye yedirilmez İslam budur. Onun için zâlime meydan oku diyor Cenab-ı Hak zulme, şirke, küfre meydan oku diyor ve çekinme diyor.

 

Dakika 55:00

 

Peygamberimizin şahsında ne diyor; Bütün ümmetine insanlık âlemine adâleti gerçekleştirin. Bakın, dünya kan akıtanlara seyrediyor. Çocuk kâtillerine, kadın kâtillerine seyrediyor. İslam yeni doğduğu zaman İslam’dan önceki cehâlet devri câhiliye devri kız çocuklarının diri, diri kumlara gömüyorlardı canlı, canlı kumlara gömüp öldürüyorlardı. İslam’ın merhameti ve adâleti oradaki zulme dur dedi de durdurdu. Bakın bugün İslam adâleti İslam’ın su sulh ve barışı olmadığı için dünya çocuk kâtillerine topluca çocuklar öldürülüyor dünya seyrediyor Tabii seyirci kalmayanlar vicdanıyla o kâtillere destek vermeyenler ve merhametiyle adâletten yana olanlar müstesnâ. Kadınlar öldürülüyor çocuklar öldürülüyor bakın dünya seyirci kalıyor hiç ses çıkarmıyor. Dünyada adâlet birine olur öbürüne olmazsa bu zulümdür. Bütün insanlığın tamamına adâlet tecellî etmelidir. İslam bütün insanlığın tümünü adâleti emreder. Arap’a, Türk’e, Acem’e, batılıya, doğuluya değil bütün insanlığa ilâhî adâleti, barışı, kardeşliği emreder ve zorbalardan ve zâlimlerden dünyanın kurtulmasını ister. (فَإِن لَّمْ يَسْتَجِيبُوا لَكَ) ‘’ Kasas Sûresi 50’’ bunun üzerine size cevap vermezlerse (فَاعْلَمْ) o hâlde hepiniz şunu bilin ki, (اَنَّمَٓا اُنْزِلَ بِعِلْمِ اللّٰهِ) o şüphesiz Allah’ın ilmiyle indirilmiştir bu Kur’an-ı Kerim Allah’ın ilmiyle gelmiştir. Bunun için de Kur’an-ı Kerim’in nazmı mânâsı da ne kadar gayba ait haberleri de, emirleri de ve yasakları da müjdeleri ve uyarıları ile bütün akılların ve anlayışların üstünde Allah’u Teâlâ’nın özel bilgisiyle indirilmiş olan bir en yüce mûcizedir Kur’an-ı Kerim. Bir ilâhî belgedir Kur’an-ı Kerim ilâhî belgedir. İşte bu belgeye göre îmân edersen îmânın belgelidir gerçektir. Ama bu Kur’an’ın iznini irfanını doğru bileceğiz eğitimini öğretimini doğru yapacağız. Onun içinde içten hayat veren nurun dersleri bu ölümsüz hayata insanlığı hazırlayan işte hayat veren Kur’an dersleri bunlar. Ağa, paşa dersi değil. Cenab-ı Hak diyor ki  (وَأَن لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ فَهَلْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ) ve O’ndan başka ilâh yok, Allah’tan başka ilah yok Allah bir. Diyor artık Müslüman mısınız? Dünyayı çağırıyor artık Müslüman mısınız?  Yani Müslüman olmaya hâlâ karar vermediniz mi? Gelin vakit geçirmeyin derhâl Müslüman olun. İslam’ın îmânı evrensel tekrar hatırlatıyorum bütün peygamberlerin îmânıdır İslam îmânı, bütün peygamberlerin dinidir İslam dini. Sakın aldanma yanılma! Kur’an-ı Kerim geçmişin tamamını yenilemiştir.

 

Dakika: 1:00:00

 

Geleceğin bütün belgelerini kendinde toplamıştır. Bunu da önemine binaen hatırlatıyorum unutma! Şimdi, ihlâs ile Allah’a teslim ol İslam’ın bir tüm değerlerini kalbinle tasdik et dilinle ikrâr eyle ve onun o güzelim hayat veren ibadetlerini de zevk ile seve, seve yapmaya gayret et. Namazın mîraç olduğunu her ibadetin seni yukarı yükselttiğini unutma! (وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى ﴿٤٠﴾) ‘’Necm Sûresi 40’’ ve emeği ilerde görülür her güzel amelin karşılığını bol, bol Allah’ın lütfundan alacaksın. Emek ve gayretlerinin bütün mükâfatını dünyada iken almış tüketmişler vardır âhirete îmân etmeyenler. Ne emek çektilerse de emeklerinin karşılığını dünyada almış tüketmişler. Bunlar mezara günahlarıyla girerler çünkü îmân etmemişler âhirete Allah’a İslam dinine. Mezardan kalkarlar mahşere küfürleri ile şirkleriyle günahlarıyla gelirler. Aman, aman gece gündüz feryat et aman böyle bir duruma düşme! Allah muhafaza eylesin.

 

Cenab-ı Hak bu âyetlerinde de bütün insanlığa nur saçan emirlerini bildirmektedir. Yeryüzünde ne varsa hepsi fânidir eceli var ömrü var ölecektir. Her canlı ölecektir yerler gökler yok olacak onların eceli vardır âhirete dönüşecektir ve Mahkeme-i Kübrâ da haşir ve neşir vuku bulacak büyük mahkemenin önünde herkes toplanacaktır. Onun için şu ömrünü boşa harcama. Şimdi yeryüzünde ne varsa hepsi fânidir bâkî kalacak olan yalnızca celâl ve ikrâm sahibi olan Rabbinin zâtıdır.

 

Bu âyeti kerime;

 

كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ ﴿٢٦﴾

وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ ﴿٢٧﴾

 

İşte Yüce Allah burada bu âyeti kerime ile ne yaptı? Fâni ile bâkîyi bize duyurdu. Fâniye sarılma pişman olursun bâkî olana sarıl ebedî mutlu olursun, hiç mi hiç pişman olmazsın. Bâkî olana sarıl, bâkî Allah’ın kendisidir. O’na ve o’nun emirlerine işte nur saçan Kur’an-ı Kerime İslam’ın bütün emir hükümlerine sıkı sıkıya sarıl. İslam’ın şartını hayatına uygula işte o zaman bak sen bu işin tadını. Cenab-ı Mevlâ dünyada da ukbada da mutlu olan kullarından eylesin ve İslam tam bir rahmettir tam bir tam bir fazilettir o rahmetin içine alınmış fazlının içine alınmış olan kullarından eylesin. (Rabbiğfirli ve edhılnî fî-rahmtike vefî rahmetike yâ Erhamerrahimîn) Bu duayı da çok okuyun.

 

Dakika 10:4:38

 

 

 

 

 

 

(Visited 61 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}