Tefsir 369-01

369- Tefsir Ders 369 hayat veren nurun keşif notları

369- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 369

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Ra’d Sûresi 1’înci Âyet-i Kerime’den 11’inci Âyet-i Kerime’ler)

 

 

Çok kıymetli izleyenler,

 

Hayat veren nurlu Kur’an’ın hayat veren dersleri devam etmektedir. Dersimiz Ra’d Sûresi’ne gelmiş bulunmaktadır bu sûrede ki Hakk’ı hakîkati açıklayan insanları bâtıldan hakka çağıran tüm tehlikelerden kurtaran bitmez tükenmez nimetlerle donatan tam rahmetin merkezine çağırmaktadır. Bu sûre-i celile Mekke döneminde inen sûrelerdendir fakat medenî olduğuna dair rivâyetlerde bulunmaktadır âyet sayısı 43 âyet-i kerimeden müteşekkildir. Hasen, İkrime Atâ kavillerinde Mekkî’dir Alûsî’nin de beyân ettiği gibi. Ancak Atâ’dan 43’üncü âyet diğerlerinde de 12’nci ve 14’üncü âyete kadar olan kısmını bunun dışında olduğu nakledilmiştir. Yine İbn-i Abbâs’tan Telvi’den, Mukâtil, Katâde kavillerinde sûrenin medenî olduğu kaydedilmiş ancak İbn-i Abbâs ve Katâde kavillerinde de 31’inci âyetten itibaren iki âyet ve bir rivâyette de 31’inci âyetini bunun dışında sayılır ve sûre Mekke’de nâzil oldu demişlerdir. Keşşâf ise ihtilâflı olduğunu kaydetmiş Kâzî Beyzâvî de ve Ebussuut medenîdir. Mekkî olduğunu söyleyenler de vardır demişlerdir ve aynı zamanda 43’ncü âyet-i kerimesi müstesnâdır da demişlerdir. Fahrettin Râzî, Mekkî olduğunu tercih etmekle birlikte Esam’ın tefsirinde otuz 31’inci âyetinin dışında sûrenin icmâ ile medenîdir dediğini de kaydetmiştir. Bu haberlerin kaynağında da Fahrur Râzî bulunmaktadır. (وَيُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلاَئِكَةُ ) bu âyet-i kerimede ismini almaktadır bu sûre, gök gürlemesi anlamına gelen Ra’d kelimesi bu sûre-i celileye isim olmuştur.

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

المر تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَالَّذِيَ أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ الْحَقُّ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يُؤْمِنُونَ ﴿١﴾

 

 

‘’Elif, Lâm, Mîm, Ra.’’ İbn-i Abbâs’tan şöyle bir tevil nakledilmiştir. (Enallahu ağlemü ve era) Yani ben Allah’ım bilirim ve görürüm diye bir tevili mânâ verilmiştir. Bu haberin kaynağında da Suyûtî bulunmaktadır ed-Dürrü’l-Mensûr da kayıtlıdır yine Âlûsî de kayda almıştır. Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede ‘’Elif, Lâm, Mîm, Ra.’’ İşte bunlar sana o Kitâb’ın âyetleridir.

 

Dakika 5:30

 

Ve sana Rabbinden indirilen haktır diyor. Bu Kur’an-ı Kerim tamamen Allah’u Teâlâ’dan gelen hak mı hak, gerçek mi gerçek, hakîkat mi hakîkat, mûcize mi eşsiz bir mûcize Kitap’tır. Yüce Allah kullarına bu Kur’an-ı Kerim’i kendisi tanıtıyor. Bunun içinde haktır ve gerçektir şanlı Kur’an, onun için insanlara hayat verir ölümsüz hayatı hazırlar. Onun için nurun kaynağıdır ve Hz. Muhammed’in bağrına yerleştirilmiştir oradan nuru cihânı tutmuştur ezelî ve ebedî değerleri içinde toplamıştır. Bunun için ölümsüz hayat isteyen mutluluk isteyen gerçek hayatı arzu eden herkes Kur’an-ı Kerim’in deryâsının içinde yaşamalıdır Kur’an-ı Kerim atmosferinde yaşamalıdır bütün feyizlerin faziletini Kuran-ı Kerim’den, Hz. Muhammed’den, Yüce İslam’dan almalıdır.

 

اللّهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِي لأَجَلٍ مُّسَمًّى يُدَبِّرُ الأَمْرَ يُفَصِّلُ الآيَاتِ لَعَلَّكُم بِلِقَاء رَبِّكُمْ تُوقِنُونَ ﴿٢﴾

وَهُوَ الَّذِي مَدَّ الأَرْضَ وَجَعَلَ فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْهَارًا وَمِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ جَعَلَ فِيهَا زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ ﴿٣﴾

وَفِي الأَرْضِ قِطَعٌ مُّتَجَاوِرَاتٌ وَجَنَّاتٌ مِّنْ أَعْنَابٍ وَزَرْعٌ وَنَخِيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقَى بِمَاء وَاحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلَى بَعْضٍ فِي الأُكُلِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ ﴿٤﴾

 

Yüce Rabbimiz bu yüce âyetlerinde de bak ne diyor; Allah O’dur ki diyor Celle Celâlühü, gökleri direksiz yükseltti. Ey insanoğlu şu göklere bir baksana! Gökler direksiz olarak yükseltildi. Kim yükseltti bunu, Yüce Allah’tan başka kim yapabilir? Yüce Allah diyor ki: İşte o gökleri direksiz yükselten benim diyor Yüce Allah Allah’tan başkası değil. Onun için göklere baktığın zaman göklerden önce yüce kudreti görsene. Onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Güneşte ayda nasıl Allah’a itaat ediyorlar. Görevlilerini nasıl yapıyorlar hiç şaşmadan. Her biri belli bir vakte kadar akar gider. Bütün işleri O yönetiyor. Göklerde yönetici yerde yönetici ezelî ebedî melekût ve ceberut âleminin yöneticisi tek olarak Yüce Allah’tır.

 

Dakika 10:06

 

Âyetleri o açıklıyor yani Cenab-ı Allah açıklıyor Kur’an-ı Kerim’in âyetlerini kevnî âyetleri, kitâbî âyetleri o açıklıyor ki, Rabbinizin huzuruna çıkacağınızı iyi bilesiniz. Dikkat et! Ey insanoğlu! Allah’ın huzuruna çıkacaksın orada mülakatta bulunacaksın Allah’a büyük mahkemede hesap vereceksin hazırlığını iyi yap hiç ihmal etme ömrünü isrâf etme hazırlığını iyi yap büyük mahkemeye hazırlan. Yeryüzünü enine boyuna yayıp döşeyen onda oturaklı dağlar ve ırmaklar meydana getiren ve yeryüzünde meyvelerin hepsinden iki çift yapan O’dur. Sürekli olarak gece ile gündüzü birbirine dolamaktadır düşünecek olan bir kavim için bunda muhakkak ki, ibretler vardır. Alınacak nasıl dersler vardır? Pek çok dersler vardır.

 

وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَئِذَا كُنَّا تُرَابًا أَئِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ الأَغْلاَلُ فِي أَعْنَاقِهِمْ وَأُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدونَ ﴿٥﴾

 

Cenab-ı Hak bak ne diyor; O yeryüzünden birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır hepsi bir tek su ile sulanır. Dikkat et! Bir tek su ile sulanır. Aynı toprağa bak aynı suya havaya bak Allah’a nimetlerinin çeşitlerine bak. Hâlbuki meyvelerinden birbirini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır. İşte Cenab-ı Hak burada da bu gere açıklarken buyuruyor ki, (وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أ) eğer şaşıyorsanız, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: “Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?” İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır. İnsanlar boynuna günah tomruklarıyla ne yaparlar? Cehennemin dibine doğru dalarlar. Boynuna gelen o halkalar, zincirler, tomruklar kişinin kendi günahlardır günah zincirleri günah tomruklarıdır.  Küfür ve şirkin tomruklarıdır cehennemde bunlarla dolaşır feryâd-ı figan ile.

 

Cenab-ı Mevlâ bu gerçeği de açıkladıktan sonra bak ne diyor;

 

Dakika 15:00

 

 

وَيَسْتَعْجِلُونَكَ بِالسَّيِّئَةِ قَبْلَ الْحَسَنَةِ وَقَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِمُ الْمَثُلاَتُ وَإِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ لِّلنَّاسِ عَلَى ظُلْمِهِمْ وَإِنَّ رَبَّكَ لَشَدِيدُ الْعِقَابِ ﴿٦﴾

 

Ayrıca senden iyilikten önce hemen kötülüğü getirmeni isterler. Oysa daha önce onlara misal olacak cezâlar gelip geçmiştir. Ve gerçekten Rabbin, zulümlerine karşılık insanlara mağfiret sahibidir.  Bununla beraber Rabbinin azâbı da cidden çok çetindir.

 

 

وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْلآ أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ ﴿٧﴾

 

O inkârcılar: “Rabbinden ona bir mûcize indirilmeli değil miydi?” derler. Yer gök mûcize dolu görmüyorlar başka mûcize istiyorlar yer gök mûcize ile dolu. Şanlı Kur’an en büyük mûcize, kâinat en büyük mûcize harika tabiata hâkim olan yüce kudret açıkta görecek göz yok kalpleri kararmış beyinler bulanmış günahlar zifiri karanlık perdeler çekilmiş. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: Sen bir uyarıcıdan başka bir şey değilsin. Ey Şanlı Muhammed diyor Aleyhisselâtu Vesselâm! Sen bir uyarıcısın insanlığa İslami güzel anlatan birisisin sen anlat dedi o görevi yaptı. Şimdi görev hepimizde, Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı doğru anlayacağız doğru anlatacağız. Ve her kavim için bir hidâyetçi vardır. Her kavme, köye, şehre, devlete peygamberler gönderilmiş o peygamberlerin ekolünde güzel âlimler yetişmiş. Hazreti Muhammed bütün cihâna evrensel olarak bütün milletlere kıyâmete kadar bütün çağlara Hz. Muhammed rahmet Peygamberi olarak gönderilmiş ve onun okulunda Ashâb-ı Güzin gökyüzünde yıldızlar gibi parlamış. Ve o ekolden Ehl-i Sünnet ekolünde nice büyük âlimler ve hukûkçular yetişmiş müçtehitler yetişmiş mürşitler, nice evliyâlar kâşifler yetişmiş. He şimdi birileri diyor ki falan kâşif filan kâşif bütün kâşifler İslam âlimleridir. Onlardan kopya edilmiş dünyanın batısına, doğusuna, şuraya, buraya ne gittiyse İslam âlimlerinin eserlerinden gitmiştir. Onun için bütün hakîkatler Kur’an da İslam’dadır ve bütün gerçek keşiflerin anası esası aslı esası da İslam âlimlerinin eserlerindedir. Gerçek kâşifler  bizim evliyâlarımız, Âlimlerimiz, müçtehitlerimizdir. İmâm-ı Âzâm dünyanın en büyük kâşiflerindendir. Mâlik de öyledir, Şâfiî de, Hanbelî de diğer müçtehitlerimiz de diğer bütün mürşitlerimiz büyük mutasavvıflarımız bizim büyük kâşiflerimizdirler. Sen bilmiyorsan kulağını tıkamışsan, gözünü yummuşsan başkasının suçu yok ki suç senin. Kendi değerlerini okumamışsın kendi tarihini bilmiyorsun Kitâb’ın Kur’an’ı keşfetmemişsin kendi tarihini okumadan başkalarını kopya etmişsin.

 

Dakika 20:02

 

Başkaları da seni ne yapıyor? Kendi borusunu öt tüttürüyor sana, o üflüyor senin boru ötüyor. Birilerinin borusu borazanı olmaktan kendini kurtar kendini öz değerlerinle tanış. Başta Kur’an-ı Kerim’le Hazreti Muhammed ile kitap, sünnet, icmâ,  ümmet,  kıyâs-ı fukahâ ile kendi mutasavviflerinle tanış bakalım hangi hazineleri görüyorsun. Onun için İnsanlık âlemi başta dünyanın barışına ve gerçek sosyal adâlete rahmetin âdil taksimâtına kendini adamış hak hakîkatle tanışmış İslam âlemi bir defa bu görevini şu anda bıraktığı yerden sapasağlam şahlanıp ayağa kalkacak görevini emâneti yüklenecek. Yoksa bu emânetin altında bu ihânetle ezilmeye devam edeceksin. Bırak ezilme düştüğün yerden kalk emâneti yüklen sıkı sarıl Allah’ın rahmetine mazhâr ol dünya da adâleti barışı gerçekleştir. Kur’an-ı Kerim, İslam, Muhammed Mustafa Aleyhisselâtu Vesselâm bunun için dünyaya geldi.  Bunun için kıymetli dostlarım, Cenab-ı Hak işte gerçekleri bir, bir açıklıyor.  (وَيَقُولُ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَوْلآ أُنزِلَ عَلَيْهِ آيَةٌ مِّن رَّبِّهِ) dediler. (إِنَّمَا أَنتَ مُنذِرٌ وَلِكُلِّ قَوْمٍ هَادٍ) Cenab-ı Hak da o inkârcılara cevabını verdi.

 

للّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ ﴿٨﴾

 

Her dişinin neye gebe olduğunu Allah’u Teâlâ biliyor. Çünkü her şeyi bilen onu bilmez mi? Ve rahimler ne eksiltir, ne artırır, onu da bilir. O’nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır. İşte kâinatta her şeyin kimyasına bir bak, her şeyin fiziğine bir bak Yüce Allah her şeyi bir miktarla bir ölçüyle yaratmıştır. Elmanın kimyasına bak, armudunkine bak ve bütün eşyaya şöyle bir bak, yerde gökte ne varsa hepsini bir miktar ile tam bir takdiri ilâhî takdir ile Cenab-ı Hak onlara nasıl bir kimya vermiş ona nasıl bir miktar ve özellik vermiş. Bunun için Cenab-ı Hak her şeyi bir ölçü ile yarattığını açıkça beyân ediyor. Onun katında her şeyin bir ölçüsü vardır (وَكُلُّ شَيْءٍ عِندَهُ بِمِقْدَارٍ ) buyuruyor.

 

عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْكَبِيرُ الْمُتَعَالِ ﴿٩﴾

 

Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de bilir. Büyüktür ama tek büyüktür O’ndan başka büyük yoktur. Yani (الْكَبِيرُ) O tek büyüktür O en büyük başka büyük yoktur. Eşi yok ki başka olsa (الْمُتَعَالِ) kendisi mütealdir yani yücelerden yücedir. Yücedir ama tek yücedir yücelerden yücedir.

 

Dakika 25:05

 

Eğer birisine bir yücelik verdiyse O vermiştir ki O da O’nun mahlûkatından lütufta bulunduğu kullarındandır. Mesela Hazreti Muhammed’e en yüksek makamı Makâm-ı Mahmûd’u vermiş. Lütuf Allah’ındır Hz. Muhammed Allah’ın en yüksek seviye de kuludur ve en büyük Peygamber’idir, en büyük de kuludur. Allah’tan başka bütün kulların içinde kulluğun zirvesinde peygamberler bulunur peygamberlerin de imamı onların da zirvesinde Hazreti Muhammed vardır “Aleyhisselâtu Vesselâm.’’ Bunun için kıymetli dostlarımız, Allah’u Teâlâ’nın eşi, benzeri, şeriki, naziri, misali olmadı olmayacaktır.  (لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ)

 

 

سَوَاء مِّنكُم مَّنْ أَسَرَّ الْقَوْلَ وَمَن جَهَرَ بِهِ وَمَنْ هُوَ مُسْتَخْفٍ بِاللَّيْلِ وَسَارِبٌ بِالنَّهَارِ ﴿١٠﴾

 

Sizden sözü gizleyenle açığa vuran, gece gizlenenle gündüz açığa çıkan, O’nun açısından bunlar eşittir. Allah’u Teâlâ’ya gizli kapaklı bir şey yoktur çünkü her şeyi yaratan O. Yaratana yaratılmışlar gizli olur mu? Ezelî bildiği gibi ebedî biliyor, ebedî bildiği gibi ezelî biliyor, yerin üstünü bildiği gibi altını, altını bildiği gibi üstünü biliyor. 7 kat göklerin en üstünü bildiği gibi yerin altını biliyor, Kürreyi bildiği gibi zerreyi biliyor atomların o bölünmez en küçük zerrelerini daha da ötesini biliyor. Yani yokluğu yokluk âlemini de biliyor. Varlık âlemini nasıl yaratmış ortaya koymuş  biliyor O, yokluk âlemini de biliyor. O’nun bilmediği bilemeyeceği bir şey olmaz. Onun için tâğutların önünden el pençe durma, putlarım önünde el pençe durma! Allah’u Teâlâ’ya derin saygı içinde ol her yerde. Çünkü senin içini dışını bilen ve gözetleyen O sana hayat verip yaşatan O ona aitsin O’na saygı göster O’na. Yerin altında olsan da O’na saygı göster, 7 kat göklerin üstüne çıksan da O’na saygı göster. Çünkü âlemlerin melekût ve ceberutun sahibi sadece O. Onun için bütün saygımız O’na olmalıdır. Allah’ım! Saygıdan ne kadar kusurlarımız varsa bizi affet. En sevdiğin râzı olduğun saygıyı, terbiyeyi, güzel ahlâkı Allah’ım bizlere nasîb eyle. Gece gündüz böyle yalvarsana Allah’a saygılı bir kul olmaya çalışsana. Niye şunun, bunun karşısında el pençe duruyorsun da o derin saygıyı Allah’a göstermiyorsun? Beş vakit namaz Allah’ın huzurundan Miraç değil mi? Cenab-ı Hak seni Miraç’a huzuruna çağırıyor gel kulum huzuruma gel sen benim kulumsun her şeye muhtaçsın gel bana da diyor sana tükenmez nimetler vereyim eksilmez göz aydınlığı veriyim. Ben senin Rabbinim seni ben yarattım deyip seni merhametiyle rahmetiyle kucaklayıp seni mutlu etmeye çağırıyor huzura çağırıyor seni Miraç’a çağırıyor.

 

Dakika 30:00

 

Ey gafil, ey câhil nefsim deyip kendine dön artık tövbe et Allah’ın huzuruna gel! Birilerinin huzurundan artık ayrıl putları tağutları birilerini Rab edinmeyi bırak ruhbanlar, rahipleri, şu liderleri, şu önderleri, ötekini berikini değil Allah’ın huzuruna gel. Derin saygıyla gel, îmânla gel, tövbe istiğfarla gel, güzel ahlâkla gel, içine dışına çekidüzen ver de gel Huzur-u İlâhî’ye gel. Ve Allah’u Teâlâ’nın huzurunda olduğumuzu da hiç unutma! O bize bizden yakın olduğunu da unutma! O’nun emrini derin bir sevgi derin bir saygıyla O’nun emirlerini seve, seve zevkle yap. Biz Allah’ın kullarıyız Allah’a aitiz. Putlara, tâğutlara, önderlere, liderlere kul değiliz biz bütün mahlûkatı sevilecekleri Allah’ın kulları olduğu için severiz. Sevilmeyecekleri de Allah sevmediğini kesin açıkladığı kendi kânûnlarında suç saydığı ne varsa sevilmeyecekleri de biz Allah sevmediği için sevmeyiz. Onun için ölçümüz Allah’u Teâlâ’nın ortaya koyduğu hak hakîkat ölçüleridir ki, bu İslam şeriatının ölçüsüdür bunun da ortadaki bilinen şekli İslam Fıkhı’dır. İslam Fıkhı’nı her Müslüman iyi bilecek işte şeriatın ölçüleri oradadır. Cenab-ı Hak bu hakîkati gerçeği nur üstüne nur olan bu yüce emirlerini kendi kelâmını açıkladı ve açıklamaya devam ediyor.

 

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ ﴿١١﴾

 

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimenin bu bölümünde de bak ne diyor; Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Dikkat et! Nerede olursan ol senin önünden ve peşinden birilerini takip ediyor. Allah’ın kudretiyle her tarafı kuşatılmış ama bir de Allah’ın görevlileri var. Allah’ın görünmez görünür orduları var uçsuz bucaksız sayısını Allah’tan başka kimsenin bilemediği Allah’ın orduları görevliler var. Önünden de seni takip ediyorlar peşinden de, nereye gidersen git onlar senin yanında seni takip ediyorlar. İşte Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Koruyucular var bakın bir insan vücudunda asgari sana hizmet eden 360 melek var insanlar meleklere hizmet etmiyor melekler insana hizmet ediyor. Yerde, gökte her şey insan için yaratılmış insan da Allah’a itaat kulluk  îmân ve hayırlı güzelim Amel-i Sâlih için yaratılmıştır. Yani Allah’ın emrinde onun yeni halîfesi olarak yaratılmıştır. Allah’ın emrinde bir kul ol hemen bu işte acele et ihmâl etme! Derhâl, Azrâil Aleyhisselam gelmeden, mezara inmeden,  iş işten geçmeden Allah’a gerçek kul ol iyi bir Müslüman ol. Sakın ola ki bir nefes dahi ihmâl etme bir nefesin dahi israfta etme, ihmâl de etme vaktin oğlu ol. Vaktin oğlu ne demek? İçinde bulunduğu her vakti Allah yolunda kullanan demektir.

 

Dakika 35:25

 

Her nefesini “Fisebilillah”  sırf Allah’ın yolunda Allah’ın  rızâsı için O’nun emrettiği İslam şeriatı emrettiği gibi Allah’a kul olmaya çalış. Kesin öleceksin Azrâil’e kesin can vereceksin. İş işten geçmeden… Azrâil ne zaman gelecek belli mi? An meselesi gelebilir şuanda niceleri can veriyor. Sağlamı da veriyor, hastası da veriyor, cephedeki veriyor,  yatakta yatan da veriyor, genci de veriyor, yaşlısı da veriyor, çocuğu da veriyor, kadını da veriyor kızı oğlanı da ecel saati gelen can veriyor.  Îmânınla dünyadan göç ölümsüz hayata kavuş İslam’da ölüm ölümsüzlüğü kazanmaktır, cennet ölümsüz bir âlemdir Allah’ın cemâli ebediyyû’l-ebed mutluluğun kurtuluşun kendisidir. Fevzi Azim de O’dur,  Fevzi Kerim’de O’dur, Fevzi Kebir de O’dur. (ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيمِ) de O’dur. Onun için aklını başına al! Bu iş ihmâle gelmez, isrâfa da gelmez, ihmâle gelmez. Kasvetten gafletten Allah’a sığın Peygamberimiz bak sık sığınıyordu. ‘’Allahümme inni’’ Ey benim Allah’ım diyor ben ‘’Eûzubike’’ sana sığınıyorum. ‘’Minel gasveti’’ Kasvetten, ‘’Minel gafleti’’ Gafletten, ‘’ vezzilleti vel meskeneti’’ Zilletten ve meskenetten sana sığınıyorum diyor. Gaflet kişiyi mahveder cehâlet mahveder. Onun için İslam’ın okulunda okumalı Kur’an-ı Kerim Levhi Mahfuz’dan Allah’tan gelen Arş Üniversitelerinin baş Kitâb’ı Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an okulunda okumalı üniversite Arş’ı Âlâ Üniversitesi’nde okumalı Kur’an dersi almak demek Arş-ı Âlâ Üniversitesi’nde ders okumak demektir tabiatüstü bir üniversite de okuyorsun. Çünkü Allah’ın kelâmı  profların, filozofların sözü değil. Melek sözü de değil zaten başkasının sözü hiç olamaz. Sırf Allah’ın kelâmı Kelâmullah. Bunun için birbirimize doğruları konuşalım doğru tebliğde bulunalım hayat veren nurun dersleri bu dersler ölümsüz hayatı  ve onun sönmeyen nurunun içinde yerine al dersini al ebedî aydınlıkta kal ölümsüz bir hayatın sahibi ol. Bu Allah’ın rızâsında o rızâ da iyi bir Müslüman olmakta. Başka türlü Yüce Allah ortaya ben şundan râzı olurun dememiş İslam’dan râzıyım diyor iyi Müslüman olursan Allah senden râzıdır. Yoksa iyiyle kötüyü karıştırarak en îmânsız insanların dahi birçok iyi işleri vardır ama îmânları olmadığı için hiçbir işe yaramaz mezar ve mahşer de.

 

Dakika 40:00

 

Îmân olacak îmânın yanında Amel-i Sâlih olacak. O güzel amellerle senin duaların Allah’a yükselecek temelinde güzel amel olmayanın duası yükselmez yukarı da, îmân ve Amel-i Sâlih olacak. Kendini kandırma! Kavuk sallayarak vaazı nasihat edilmez, birilerinin emrinde de bu iş yapılmaz Allah’ın emrinde olacaksın. Bir grubun içine girmiş birileri o grup ne derse onu yapıyor böyle Müslümanlık olmaz. Allah ne derse Peygamber ne derse onu yapacaksın müçtehitlerle gerçek ilim adamlarıyla hareket edeceksin ki, o ilim adamları da sırf Allah’a kulluk edenler Allah’ın, Peygamberin, Kur’an’ın tarafını tutanlar olmalıdır. O ilim adamı dediğinde bir kafese girdiyse ona da bir grup emrediyorsa ondan da hayır çıkmaz. Allah’ın tarafından Allah’ın emrinde olacaksın. Katıksız katkısız Kur’an’ın emrinde Kur’an’ı anlatacaksın sünneti Peygamberin ortaya koyduğu Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat anlayışında ki İslam anlayışıyla hareket edeceksin bu tam bir ilim tam bir bilim. İmâm-ı Âzâm’ı zindanlara atan Halîfelere dahi İmâm-ı Azam boyun eğmemiş. Neden eğmemiş? Halîfelerin adâleti uygulamadığı tarafları görmüş ve onun için baş kadılığı dahi en yüksek hâkimliği dahi kabul etmemiş. Neden? Birisi adâlete müdahale ediyorsa orada adâlet olmaz orada doğru dürüst din anlatımı da olmaz. Birinin diyaneti olur ama din olmaz. Nice gruplar var bu grupların her birisi kendine göre bir diyaneti var. Diyanetle din arasında fark nedir? Din, Allah’ın kânûnları diyanet ise, kişinin kendi keyfine göre aldıkları neyse din adına ne aldıysa o diyanettir. Ama Allah’ın kânûnları tam bir dindir o da İslam’dır. Onun için Hazreti Muhammed’in anladığı, anlattığı, uygulandığı İslam işte Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat yolu. Müslüman ya kendi bilecek veyahut da bir müçtehitle hareket edecek.  Kendiniz bilmeyebiliriz ama bilenle hareket edeceğiz. O bilende katıksız katkısız falan şunu diyor filan bunu diyor değil, Allah’u Teâlâ Kur’an, sünnet, icmâ, kıyas öyle diyor diye direk ilmin aslını esasını kaynağını anlatanlar olacak. Yoksa birisi diyor falan şunu demiş filan bunu demiş üstadım şunu söyledi liderim bunu söyledi böyle din  anlatılmaz. Din  Allah’ın ortaya koyduğu kânûn ve kurallarla anlatılır. O da  Kur’an-ı Kerim, sünnet, icmâ, kıyas, aslî ve fer’i delillerdir yani tamamen kendi kaynağıyla hareket edilmelidir. Ama bu deryânın içerisinde bir kitâbın aslî mânâsı vardır birde müçtehitlerin içtihâd sahası vardır müçtehitlerin içtihat sahasında müçtehitler yetkilidir o yetkilerine de kimse müdahale edemez ama müçtehit gibi müçtehit olacak. Bunun içinde Ehl-i Sünnetin içindeki içtihâdi ihtilâflar zenginliktir ayrıcalık değildir tam bir zenginliktir. O İslam ağacının güzelim, güzelim o dallarının uzantıları çeşitli o dallarda ki çiçekler meyvelerdir.

 

Dakika 45:06

 

Çünkü Kur’an-ı Kerim dediğin yüce kitap  İslam dediğin yüce din ezelî ebedî bütün yerleri gökleri kuşatan bir ilmi kaynağa sahip. Bunun için Cenab-ı Hak işte kullarına ne diyor? Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır (لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ) Allah’ın emrinden dolayı onu gözetirler. Bizi gözetenler var, koruyanlar var Allah’u Teâlâ bakın her şeye kâdir. Bir bize hizmetçiler yaratmış görünür görünmez, bilinir bilinmez neler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisinin bozup değiştirmedikçe Allah onları değiştirmez. Yani kul kendini bozmadıkça Allah kimseyi bozmaz. Allah güzel bir İslam fıtratıyla bütün insanlığı yaratmıştır bu fıtratı bozan insanoğlunun kendisi. İslam ile geliştireceği yerde İslam’dan uzaklaştırmış yanlış reçete kullanarak bozmuş Allah’u Teâlâ’nın yarattığı kula Allah’ın reçetesi uygulanır bu da İslam’ın kendisidir. Ey Müslüman, ey insan! Seni Allah yarattı sana ölümsüz hayat Kitâb’ı da Kur’an’ı İslam’ı gönderdi Hazreti Muhammed’i de, uygulayıcı olarak nasıl yapacağını sana bizâtihi o gösterdi. Acaba bunları nasıl uygularım nasıl yaparım demene gerek kalmadı Hazreti Muhammed bu İslam’ı bir, bir uyguladı en güzel şekilde dünya yerleştirdi. Yaşanan, uygulanan, bilinen İslam taptaze bozulma imkânı olmadan kıyâmete kadar devam etmektedir edecektir. Onun için bir kavme de kötülük murâd etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkân yoktur. Birisi bir  cezâyı hak etti Allah da onu ona takdir etti. Allah’ın artık takdirinin murâdının önüne geçilmez o belâ onu bulur. Onun için  Allah’ın rahmeti azâbının önünde gidiyor. Azâb gelmeden azâbına çarpılmadan iyi bir îmân ve tövbe istiğfarla iyi bir Müslüman ol Allah’ın kahrından gazâbından kimsenin kurtulma şansı da yok.  Kim kurtuldu? Firavunların karşı koydu peygamberlere hiç kurtulan oldu mu? Peş peşe kavimler batırılmadı mı? Peş peşe kavimler helâk olmadı mı?  Nuh kavminin peşinden Hud kavmi, Hud kavminin peşinden Semud kavmi, Semud’ un peşinden İbrâhim’in kavmi  onun peşinden bakın ne oluyor Şuâyb’ın kavimleri, Lut ’un kavimleri peş peşe bunlar bu kavimler helâk olan kavimlerdir. Ve Firavun helak edilmedi mi Mûsâ’nın karşısında ki? Ve kıyâmete kadar Peygamber’in getirdiği Hazreti Muhammed’in getirdiği şanlı Kur’an’a nurlu İslam’a kim karşı çıkarsa bunların küfürlerinde, şirklerinde, nifâklarında, zulümlerinde, zorbalıklarında devam ederlerse hepsi helâk olup gideceklerdir. Kimisi alttan, kimisi semâdan göklerden, kimisi sağdan, kimisi soldan, kimi önden, kimi peşinden helâk oldular helâk olacaklardır. Kimse kurtulmamıştır, kurtulmayacaktır.  Ancak Allah’a îmân ve itaat edenler, muttakiler müstesnâ. Bunlar hep kurtulmuştur.

 

Dakika 50:20

 

Onun için kıymetli dostlarımız, size bu nur saçan yüce âyetlerin öz anlamlarını verdikten sonra birde keşif notlarımızı da İnşâ’Allah bunun peşinden vermeye çalışacağız Cenab-ı Mevlâ iki cihânda mutlu olan ve hayat veren nurun dersleriyle nura gark olan ebedî nimetlere  nâil olan tüm tehlikelerden kurtulan kullarından eylesin.

 

Dakika 51:03

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 203 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}