AmeldeFıkhı 38-01

38- Amelde Fıkhı Ekber Ders 38

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 38

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler, fıkıh ekolümüz devam etmektedir. Dersimiz namazın sünnetleri ile devam ediyor. Şimdi bunlardan biri de; iki secde arasında oturmak konusunda: Hanefilere göre kadınlar teverrük şeklinde otururlar. Sevgili Peygamberimiz’den gelen bir habere şöyle bir bakalım (A.S.V.): “Sonra sol ayağını bükerek üzerine oturdu. Sonra her kemik yerini buluncaya kadar doğruldu. Sonra secdeye kapandı.” Bu haber kıymetli muhaddislerimizin Peygamberimiz’den rivayetleridir. Yine başka bir haberde Hz. Peygamber (A.S.V.), sol ayağını yatırır sağ ayağını dikerdi oturuşlarda. Hanefiler bunu erkeklerde esas almışlardır, kadınlar teverrük şeklinde oturur demişlerdir. Sağ ayağının dikilmesi ve parmakları ile beraber kıbleye doğru çevrilmesi namazın sünnetlerindendir. Bu haber de İbn-i Ömer’den gelmektedir. Yine Hz. Ali’den gelen bir haberde Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “İki secde arasında köpek oturuşu tarzında oturma.” Resulullah (S.A.V.) bana şöyle buyurdu: “Başını secdeden kaldırdığın zaman, sakın köpek oturuşu gibi oturma.” İşte, kıymetliler. Namazda iki secde arasında dahi nasıl oturulacağının da sünnet olan şekli gösterilmektedir. Bir de iki secde arasında dua etme konusuna bakarsak; Hanefilerde bu yoktur (namaza bir şey karıştırmak), Hanefilerde bunlar sünnet değildir. Nafile yahut da teheccüd namazlarına hamledilmiştir onlar. Bunun için Şafiî ve Hanbelilere göre dua etmek meşrûdur onlarda. Hanbeliler bunun vacip olduğunu da söylemişlerdir. Bunun en azı bir kere Rabbiğfirli demektir. Normali 3 kere söylemektir. Bu da en aza yakın olan normaldir onlara göre. Evet, kıymetliler. Bu müçtehit, yüksek âlimlerimiz bunları böyle incelemişler ve delilleri sonucunda kanaatlerini ortaya koymuşlardır. Şafiî ve Hanbelilere göre böyledir. Ama Hanefilerde iki secde arasında dua etmek yoktur. Onlarda bu, nafile yahut teheccüd namazlarına hamledilmiştir. Yine Şafiî, Mâlikî ve Hanbelilere göre bu duanın sözleri şöyledir: (Rabbiğfirli verhamni vecburni ver faanii vehdini ve afini). Evet, kıymetliler.

 

Dakika 5:14

 

Bir de bazı mezheplere göre istirahat oturuşu diye bir oturuş vardır ki burada, Şafiîlerde ayağa kalkılan her rekâtta hafif bir duraklama sünnettir. Bu da Şafiîlerdedir. Bu ayağa kalkışta, her kalkışta bir duraklama Şafiîlerde sünnettir. Yine şöyle bir baktığımız zaman cumhura göre istirahat oturuşu müstehap değildir. Evet, kıymetliler. Birinci teşehhüt, namazdaki birinci oturuş; bu da cumhura göre sünnettir. Bu konuda da yine kıymetli âlimlerimizin görüşüne şöyle bir bakalım: Bu oturuşta teşehhüt -biliyorsunuz- ( اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.)

.)(Ettehiyyatü lillâhi vessalevâtü vettayyibât, esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekatühü. Esselamu aleyna ve âlaâibadillahissalihin eşhedü enla ilahe illallah ve eşedü enne Muhammeden abdühü ve Resulu). Tabii ki teşehhütte okunan -işte- Ettehiyyatü duası olur. Hanbeliler birinci teşehhüdün vacip olduğunu; Peygamber’in (A.S.V.) uygulamasını, buna devam etmesini ortaya koyarak vacip olduğunu söylemişlerdir. Yalnız onlardaki vacip, farz hükmü demektir. (اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ) ‘’Ettehiyyatü lillahi deyin’’ diye emretmesini, sehiv secdesi yapmasını delil getirmişlerdir. Şimdi şöyle bir bakalım: Mâlikîlere göre birinci ve son teşehhüt sünnet, Hanefilere göre her ikisi de vaciptir. Teşehhütlerin her ikisi de vaciptir. İşte, görüyorsunuz. Hanefilerde farz-vacip kavramları ayrı ayrı zikredilir. Bunu zamanı geldikçe hatırlatıyoruz. Şafiîlere göre birinci yahut bir kısmı sünnet, son teşehhüt farz. Hanbelilere göre birincisi vacip, sonuncusu farzdır. Fakihlerin ittifakı ile teşehhüdü gizli okumak vaciptir. İşte hepsinin birleştiği noktalar var. Ayrı ayrı keşfettikleri noktalar bulunmaktadır. Bunların hepsi rahmettir ve ruhsattır, kolaylıktır. Aynı zamanda İslam’ın caddesinin genişliğidir, bunu hiç unutma. Evet, kıymetliler. Bakın bu konuda sünnet diyenleri, vacip diyenleri sizlere hatırlatmaya çalıştık. Birinci teşehhüt, teşehhütten maksat Ettehiyyatü’yü okumaktır.

 

Dakika 10:03

 

Yine bu oturuş sol ayağını yatırdıktan sonra, bu ayağın topuğu üzerine oturup sağ ayağı dikmek suretiyle olur. Hanefilere göre kadınlar teverrük oturuşu ile otururlar. Ne yaparlar? Sol ayaklarına da sağ taraftan kadınlar çıkararak, onlar bu şekilde teberrük şeklinde otururlar. Hz. Ayşe’nin rivayet ettiği Hadis-i Şerifte, Cihan Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimiz sol ayağını yatırır, sağ ayağını dikerdi. Hanefiler bunları delil olarak almışlardır. Teverrük oturuşunu ise kadınlara hamletmişlerdir. Mâlikîlere göre kişi birinci ve ikinci teşehhütlerde teverrük oturuşu ile oturur. Hz. Peygamber’in (A.S.V.) namazın ortasında ve sonunda teverrük tarzında otururdu diye onların da dayandıkları deliller vardır. Bunların kaynaklarında bu böyle geçmektedir. Yine Hanefilere göre son teşehhüt için oturmak, birinci teşehhüt için oturmak gibidir; yani farkı yoktur Hanefilerde. Oturuş şeklinden bahsediyoruz. Şafiîler ile Hanbelilere göre son teşehhütte teverrük oturuşu sünnettir; Şafiîler ile Hanbelilere göre. Onlar kadınların oturuşunu, son oturuşta erkekler için de kabul etmişlerdir. Kim? Şafiîler, Hanbeliler ve Mâlikîler de. Buradan şöyle baktığımız zaman, ulemânın cumhuruna göre son teşehhütte teverrük oturuşu sünnettir, Hanefilere göre ise sünnet değildir. Hanefilerin dışındaki ulemâya göre, son teşehhütte teverrük oturuşu sünnettir. Hanefilerde ise bu erkeklere değil, kadınlaradır yine. İki eli iki uyluk üzerine koyarak oturmak: Sünnetlerden birisi de budur. Bu yüksek, çok kıymetli Hanefi âlimlerine göre, parmakların arası az açılır. Uçları dizlerin üzerine konur. Ellerle diz kapakları tutulmaz. Sağ elin işaret parmağını (lâ ilahe)’nin (lâ)’sında kaldırılır. Ulûhiyetin ispatı sırasında yani “illâllah” derken indirilir. Bu, Hanefilerdeki uygulamadır. Mâlikîlere göre teşehhüt durumunda sol el serbest bırakılır ve işaret parmağı ile başparmak dışında sağ el yumulur. İşaret parmağının vasat bir şekilde sağa sola hareket ettirilmesi menduptur; bu Mâlikîlere göre. Şafiî ve Hanbelilere göre ellerin iki uyluk üzerine konulması sünnettir. Evet, kıymetliler. Yine Şafiîlere göre teşehhütte oturan zât-ı muhterem kişi, sağ elini sağ uyluğu üzerine koyar ve elinin küçük parmağı ile onun yanındakini ve orta parmağını yumar.

 

Dakika 15:08

 

Hanbelilere göre ise başparmağını, orta parmağı ile birlikte halka yapar. ‘’İllallah’’ sözünde parmağını kaldırır. Fakat sağa sola hareket ettirmez. Mâlikîlerde hareket ettiriyordu, bu Şafiîlerde. Hanbelilerde hareket ettirilmez ve parmağına bakar. Kıymetliler, işte mezheplere göre sünnetlerden birini de bu şekilde izah ederken, bir de farz namazların üçüncü ve dördüncü rekâtlarında Fatiha okuma konusu da mezheplerde şöyle: Hanefilerde Fatiha’yı okumak sünnettir. Şafiîlere göre üçüncü ve dördüncü rekâtlarda Fatiha okumak farz, Mâlikîler ile Hanbelilere göre imam veya yalnız başına kılanlar için vaciptir demişlerdir. Hanefilerin dayandıkları delil, Kur’an-ı Kerim’den bir ayet okumanın yeterli oluşudur. (فَاقْرَؤُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ ). Müzzemmil Suresi’ndeki 20. ayet-i kerimede: “Kur’an-ı Kerim’den kolayınıza geleni okuyun.” Şimdi şöyle baktığımız zaman, Hz. Ali, İbn-i Mesud gibi bazı sahabelerden Fatiha’yı okumanın sünnet olduğu ile ilgili rivayetler gelmiştir. Yine Fatiha okumayanın namazı kabul değildir diyen Hadis-i Şerif de vardır. Kur’an-ı Kerim’den bir şey okumak da farz yahut namazın rükünüdür. Bunların tümü üzerinde bu kıymetli âlimlerimiz görüşlerini beyân etmişlerdir. Şöyle bir baktığımız zaman bunların üzerinde kıymetli âlimlerimiz delilleri bütün, enine boyuna incelemişler, kendi kanaatlerini ortaya koymuşlardır. Hepsi mükemmeldir. Son teşehhütte Peygamber Efendimiz’e salavat-ı şerife getirmek konusunda Hanefiler: Bunlar salavat getirmeye sünnettir demişlerdir. Mâlikîler de sünnettir demişlerdir. Şafiî ve Hanbelilere göre ise vaciptir demişler. Peygamber’in (A.S.V.) âline salavat getirmek ise Şafiîlere göre sünnet, Hanbelilere göre yine vaciptir demişlerdir. Bakın, Peygamber’e salavat getirmek vaciptir diyorlar fakat Şafiîler Peygamber’in Ehl-i Beyt’ine getirilen salavatlar sünnettir derken Hanbeliler yine buna da vacip demişlerdir. Okunan salavat-ı şerifeler biliyorsunuz ki Salli Barik’tir:(Allahümme salli âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Kema sallayte âlâ İbrahime ve âlâ âli İbrahim inneke hamidün Mecid. Allahümme Barik âlâ Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Kema barekte Ala İbrahime ve âlâ âli İbrahim inneke hamidün Mecid). İşte salavat-ı şerifeler bunlardır. Kıymetliler, Peygamberimiz’in âline salavat getirmenin sünnet olması konusunda Ebû Zür’a’dan gelen bir rivayettir. Ebû Zür’a’dan rivayet edilen Hadis-i Şerife dayanmaktadır. Bunu Şafiîler ortaya koymaktadırlar.

 

Dakika 20:27

 

Hanefi ve Mâlikîlerin delilleri ise hadislerdeki mensur emirler, bize salavatın keyfiyetini öğretiyor. Salavatın vacip olmasını gerektirmez demişlerdir. Kim? Hanefi âlimleri ve Mâlikîler. Teşhis ve tespitlerinden sonra bu kanaatlerini yüksek âlimler açıklamışlardır. Ve onun için salavat Hanefilerde ve Mâlikîlerde sünnettir. Namaz dışında Cihan Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’ya salavat-ı şerife getirmek menduptur. Bu konuda icmâ olduğu da bildirilmiştir. Hanefilere göre kişinin ömründe bir kere Sevgili Peygamberimiz’e (S.A.V.) salavat getirmesi farzdır, ömründe bir keresi farzdır. Tekrarlanması ise müstehaptır demişlerdir. İşte, kıymetliler. Yine mezheplere; bu Hanefi mezhebine göre Peygamber’in ismi bir mecliste zikredildikçe salavat-ı şerifelerin tekrarlanması müstehaptır demiştir Hanefi âlimleri. Ve mükemmel teşhisler, tespitler, incelemeler yapmışlardır. Bütün âlimlerimize Allah çok rahmet eylesin. Hanefi âlimleri de bu işin başını çekmektedir. Ashab-ı Gûzin ve Tâbiîn’den sonra Hanefiler bu işin başını çekmektedirler. Peygamberimiz’e salavat-ı şerifeden sonra dua etme konusunda da Hanefilere göre Resulullah’tan mensur olan şekilde dua etmek, diğer imamlara göre kişinin dilediği şekilde dua etmesi ve hayırlısını istemesi -onlarca- sünnettir. Hanefilere göre öyle rastgele dua yapılamaz, Salli Barik’ten sonra. Peygamberimiz’den mutlaka rivayet edilmiş dualar olması gerekir. Öbür mezhepler istediği gibi dua eder demişlerdir. Biz hepsini sever, sayar; hepsine rahmet okuruz. (Allahümmağfirlena velivalidiina veli eimmetina ve limen sebagana bil imâni mağfiraten hazma). İşte bu da dua örneklerinden birisidir. “Ey benim Yüce Rabb’im, Allah’ım. (C.C.)! Bana, anneme, babama ve bizden önceki müminlere mağfiret et. Bizim için, annem, babamız için ve bizden önceki ne kadar müminler varsa hepsine mağfiret et.” diye dua örnekleridir. (Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten. Ve fil âhıreti haseneten ve kınâ azâbennâr.) Bu da Kur’an-ı Kerim’de ayet olan bir dua örneğidir. Yine başka dua örneklerinden: ‘’Allahümme inni zalemtü nefsî zulmen kesira ve innehu la yağfirüzzünübe illa ent fağfirli mağfiraten min indik verhamni inneke entel ğafururrahim’’. Bu da şahane bir dua örneğidir. Yine bir başkasında: ‘’Allahümme inni Euzü bike min azabi cehennem. Ve min azabi kabri ve min fitnetil mahya, ver memati ve min şerri fitnetil mesihiddeccar’’. Bunlar da çok mükemmel dualardır ve diğerleri bu şekilde devam etmektedir. Çok kıymetli, mükemmel dua örnekleri vardır. Kur’an-ı Kerim’de birçok dualar vardır ve Sevgili Peygamberimiz’in de rivayet edilen dua örnekleri vardır. Onun için Hanefiler; Peygamber’e, Kur’an-ı Kerim’e dayanan dualar okunmalıdır demişlerdir. Yine dualardan birisi (Allahümme einni âlâ zikrike ve şükrike ve Hüsni ibadetik) ve diğer başka dua örneği de (Allahümmec’al fii kalbi nuran) diye devam eden dua örnekleri vardır. Hanefilere göre alelade, rastgele dua edilmesi caiz değildir. Dualar mükemmel dua olmalıdır. Ya Kur’an-ı Kerim duaları ya Peygamberimiz’den gelen dua örnekleri olması lazımdır. Bu namazda insanların sözlerinde bir şey söylemek caiz olmaz. Hanefiler, Müslim-i Şerif’inde rivayet ettiği bir hadiste -bakın- rastgele dua olamayacağını bu Hadis-i Şerife de istinat ettirirler. Bu: “Namazda insanların sözlerinden bir şey söylemek caiz olmaz. Namaz ancak bir tespih, bir tekbir ve Kur’an-ı Kerim okumaktır.” Bu sözler Peygamberimiz’e ait olarak rivayet edilmiştir. Hanefilerin dışındakilere, insan sözlerine benzeyen sözlerle namazda dua etmeyi caiz görmüşlerdir. Hanefiler caiz görmemişlerdir. Yine gelen bir haberde şöyle buyruluyor: “Sonra dualardan hoşunuza gideni tercih etsin ve istediği gibi duada bulunsun. Sonra Allah’tan dilediği kadar istekte bulunsun. Sözlerden dilediğini seçsin.” Bu duaların içinde, kıymetli duaların içinde dua seçmenin serbest olduğu konusunda bunlar rivayettir Peygamberimiz’den. Yoksa “rastgele dua edin” anlamı çıkmaz bundan. Yine duaları Arapça yapmak: Bütün kıymetli yüksek âlimlerimizin ittifakı ile dualar Arapça yapılır. Hanefiler şöyle demişlerdir: “Arapçadan başka dillerde dua etmek haramdır.” Dikkat et, ey dünya Müslümanları! Arap dili-edebiyatı, Kur’an-ı Kerim’in, İslam’ın edebiyatıdır. İslam dili ve edebiyatıdır. Her dil güzeldir ama Arap dili ve Osmanlıca, Farsça İslam’a İslam edebiyatı olarak asırlardır bunu, İslâmî eserlerin bu dillerle yazıldığını görüyoruz. Arapça ise Kur’an-ı Kerim’in kendi dilidir.

 

Dakika 30:04

 

Şafiîlere göre Arapça bilmeyenler özürleri sebebiyle ve âciz oldukları için mendup olan dua ve zikirleri kendi dillerine tercüme edebilirler demiştir. Ancak gücü yetenlerin bunu yapmaları caiz değildir de demişlerdir; özürlüler için bu da. Özürlüler başka şeydir. Özürlü ile sağlamı birbirine karıştırmamak lazımdır. Evet, kıymetliler. Selam verirken önce sağa sonra sola selam vermek; bunlar da Hanefilere göre selam vermek vaciptir. Cumhura göre ise o rükûndur. Bütün müçtehitlere göre sağa sola dönmesi sünnettir. İşte namazın sünnetleri bölümünü burası girmektedir. Sağa sola dönmesi sünnettir. Mâlikîler ile Şafiîlere göre birinci selam vacip, Hanefiler ile Hanbelilere göre iki tarafa selam vermek de vaciptir. Hanefiler ile Hanbelilere göre iki tarafa selam vermek de vaciptir. Mâlikîlerle Şafiîlere göre birinci selam vaciptir. İşte, kıymetliler. Sünnetleri; namazların sünnetlerini izah ederken, konumuzla ilgili olan vaciplere, rükünlere de değinerek gidiyoruz. Bunların birbirine karışmaması gerekir. İyi dinlenirse, tekrar tekrar takip edilirse bunlar kolayca anlaşılır. Ama belki birinci dinlemede birbirine karşı olmuş gibi durum arz edilebilir. Şimdi şöyle bir bakalım: Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) sağına ve soluna selam verirken yanağının beyazlığını görürdüm diyor. Sa’d bin Ebû Vakkas’tan gelen bir haber bu. Evet, kıymetliler. Yine başka haberde Sevgili Peygamberimiz, sağ yanağının beyazlığı görülecek şekilde sağ tarafa, sol yanağının beyazlığı görülecek şekilde sol tarafa selam verirdi. Bakın; selam, kelimelerin durumu ayrı hüküm taşıyor ve sağa sola dönmek ise ayrı hüküm taşıyor. İşte bunları, fıkıh ilmini iyice okumayanların, bir dinleyişte bilgiyi anlayamadığı tarafları olabilir. Namaz kılan kişi sağına ve soluna selam verirken, sağında ve solunda bulunan Müslümanlar ile insan ve cinlere ve meleklere selam vermeye niyet eder; buna dikkat et! İmam da kendisine uyanlara selam vermeye niyet eder. Cemaat de imamın selamını almaya niyet eder. Hanefilere göre cemaat eğer sağda ise birinci selamda imamın selamını almaya niyet eder. Eğer solda ise ikinci selamda selam almaya niyet eder. Şafiîlere göre hüküm bunun tam muhalifidir. Evet, kıymetliler. Şimdi buraya dikkatlerin çekilmesi lazım. Belki insanların bunları unutmamaya çalışmaları lazım. Namaz kılan kişi sağına ve soluna selam verirken, sağında ve solunda bulunan Müslümanlar ile insan ve cinlere ve meleklere selam vermeye niyet eder.

 

Dakika 35:23

 

İmam da kendisine uyanlara ve meleklere selam vermeye niyet eder. Cemaat de imamın selamını almaya niyet eder. Hanefilere göre cemaat eğer sağda ise birinci selamda imamın selamını almaya niyet eder. Eğer solda ise ikinci selamda selam almaya niyet eder. Şafiîler ise bunun muhalifini söylemişlerdir. Hepsi de güzeldir. Öyle de olur, böyle de olacağı ortaya çıkmaktadır. Yalnız herkes bir anda iki mezhebi yaşayamayacağına göre deliller ortada. Herkes kendi mezhebini kendi delillerine göre iyiden iyiye yaşamaya gayret etsin. Bunlar Rahmet deryasıdır. Başka türlü kimse yanlış anlamasın. Selamda kıbleye yönelmek: Hanefilere göre birinci selamda sağa, ikinci selamda sola dönerek selam vermek sünnettir. Evet, kıymetliler. Şafiîler de Hanbeliler de “Rahmetullah” sözü ile dönerken söylenir demişlerdir. Hanefilere göre birinci selamda sağa, ikinci selamda sola dönerek selam vermek sünnettir. Selamı dönerek veriyor bir sağa bir sola ve diğer mezhepler de kıymetli görüşlerini bu şekilde açıklamışlardır. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) önüne doğru selam verirdi. Mâlikîlere göre cemaat, bütünüyle namazdan çıkmak için selam vermeye sağdan başlar demişlerdir. Yine imama uyanların selamının, imamın selamına yakın olmasıdır. Şimdi bu böyle olduğu gibi ikinci selamın birinciye göre hafif sesle okunması ayrıca sünnettir. Hanefiler ile Hanbelilere göre bu ikinci selamı hafif sesle yapmak ayrıca sünnettir. Yine imama uyanların selamını, imamın selamına yakın olarak, onun selamının peşinden selam vermelidir. İmamdan önce selam verilmez. Ebû Hanife gibi yüksek âlim ve şahsiyete göre, imama uymak için sünnettir. Çünkü imama uymak her konuda gereklidir. Farzlarda imama uymak farzdır, vacipleri de vacip sünnetler de sünnettir. Yani imama muhalefet edemezsin. İmam gibi imam, cemaat gibi cemaat. Evet, kıymetliler. İftitah tekbiri ve intikal tekbirinde de imamın tekbirine yakın tekbir almak yine sünnettir. İmâmeyn ile Şafiî’ye göre selamda imamı takip etmek ve ondan sonra selam vermek de ayrıca sünnettir.

 

Dakika 40:00

 

İmâmeyn dediği kim? İmâm-ı Ebû Yusuf ve İmâm-ı Muhammed. Hanefilerin İmâm-ı Âzam’dan sonra iki yüksek imamı. Mesbûkun, imamın iki tarafa selamını tamamlamasını beklemesi. Bu da sünnettir, Hanefilere göre de sünnettir bu. Yine okunan ayetlerin mânâsını düşünmek ve huşû içinde olmak konusunda da: Şafiîlere göre sünnettir. Şimdi İnşâAllahu Teâlâ dersimiz yine namazın sünnetlerini izah ederek devam edecektir. Cenab-ı Hakk cümlemizi her sözü nur, her işi nur, her sözü hak, her işi hak olan kullarından eylesin. Kıymetli izleyenlerimiz, Hanefiler gibi yüksek âlimlere göre namazın adabından bahsedelim biraz. Edep şanlı Peygamber’in (A.S.V.) bir yahut iki kere yaptığı ve üzerine devam etmediği şeyler diye tarif etmişler. Tespihlerin üçten fazla yapılması gibi. Şimdi farzda kıraatte bulunulması gibi. Adaplar, sünnetleri tamamlamak için meşrû kılınmıştır. Şimdi Hanefilere göre kısaca özlü olarak onun keşif notlarına şöyle bir bakalım: Erkeklerin iki avcunu yerlerinden çıkarmaları. Bu da namazın adabındandır. Ayakta iken secde edeceği yere, rükûda iken ayakların üst kısmına bakması, secde ederken burun kemiklerine, otururken kucağına, selam verirken omuzlarına bakması, bunlar Hanefilere göre namazın adabındandır. Şimdi Sevgili Peygamberimiz: “Yüce Allah’ı görür gibi Allah’a ibadet et, Sen Allah’ı görmüyorsun Ama Allah seni görüyor.” İşte bunu düşünerek namaz kılmak, namazı ve bütün adabı içinde toplar. Esnerken sol elin üstü veya elin yeni ile ağzını kapatmak: Bu da namazın adabındandır. Öksürüğü gidermek: Bu da adaptandır. Çünkü özürsüz olarak öksürmek namazı bozar. Keyfe adam boğaz temizliyor, öksürüyor: Bu namazı bozar. Öksürmemeye çalış. Elinde olmayan nedenlerle öksürürsen o başka. O zaman bir şey lazım gelmez, zarar vermez. İmam ile cemaatin kamet edilirken, Hayye Alel-felâh’da ayakta olmaları, ayağa kalkmaları: Bu da adaptandır. Evet, kıymetliler. İmamın arkasında imam yanılırsa tebliğde bulunmak veya imamın sesi uzaklara ulaşmıyorsa ona duyuruda bulunmak gibi konulara da şöyle bir bakalım: Yüksek âlimlerimiz, İslam’ın müçtehitleri çok yüksek âlimlerdir. İmamın tekbir, tesmih ve selamı ihtiyaç ölçüsünde cemaate duyurmak için sesini yükseltmesinin sünnet olduğu hususunda bütün âlimlerimiz ittifak etmişlerdir.

 

Dakika 45:18

 

Yani imam sesini cemaate duyuracak kadar yükseltmelidir. Mâlikîlere göre ise bu menduptur. Evet, kıymetliler. Yine imam âciz olursa, başkası tarafından imamın sesinin cemaate duyurulması da caizdir. Nitekim bugün kalabalık cemaatlerde müezzinler bu görevi yapmaktadırlar. Hz. Ebûbekir (R.A.) Hz. Peygamber’in hastalığında cemaate onun tekbirini duyuruyordu. Bakın, müezzinden bir başkası da bu işi yapabiliyor. Mâlikîler şöyle demişlerdir: “Namaz kılan herkesin iftitah tekbirini açıktan okuması menduptur.” Bu da Mâlikîlere göre. Yine şöyle bir bakalım, tebliğin meşrû olduğunun deliline bir bakalım: Sevgili Peygamberimiz’den (A.S.V.) şöyle haber geliyor. Hz. Câbir diyor ki: “Resulullah bize namaz kıldırdı (A.S.V.) Hz. Ebûbekir arkasındaydı. O Şanlı Peygamber tekbir getirince Ebûbekir de onun sesini cemaate, bize işittirmek için tekbir getiriyordu.” Evet, kıymetliler. Bu da yine başka bir namazın sünnetlerinden, adabındandır. Şimdi bir de her mezhebe göre İnşâAllah mezhep âlimlerimizin değişik görüşlerini alarak derslerimiz devam edecektir. Allah, Yüce İslam’ı en iyi şekilde onun okulunda okuyan, Yüce İslam’ı en iyi bilen en iyi şekilde imânı kâmil ve dâim olan, tüm amelleri ihlasla salih olan, içte ve dışta takvayı yaşayan, fıkhî ölçülerine iyi uyan, iki cihanda hiç pişman olmayan kullarından eylesin.

 

Dakika 48:22

 

 

 

(Visited 170 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}