Tefsir 387-01

387- Tefsir Ders 387 hayat veren nurun keşif notları

387- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 387

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Kehf Sûresi 1’inci Âyet-i Kerime’den 12’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

Kıymetli izleyenler,

 

Dersimiz Sûret-ül Kehf ile devam etmektedir bu Ashâb-ı Kehf diye meşhurdur. Biliyorsunuz Kehf kelimesi geniş mağara anlamındadır Ashâb-ı Kehf diye meşhûrdur dünyada pek çok yerde bu bilinmektedir. Bunun içinde bu sûrenin adı Kehf Sûresi’dir. Kelimenin aslı Kehf el-Kehf ’dir Sûret-ül Kehf diye de burada kendisini şanlı Kur’an da Cenab-ı Hak bu sûreye bu ismi vermiştir. Mekke döneminde nâzil olan sûrelerdendir âyet sayısı 110’dur. Sadece 28’inci âyetinin Medine’de dinleyene dair bir görüş vardır bütün diğer âyetleri hakkında da Mekkî olduğu rivâyeti vardır.  İbn-i Hişâm’ın şöyle bir rivâyet ettiği zikrolunur; Nadr Bin Hâris Kureyş’in putperestlerin şeytanlarından birisi olarak tanınmaktadır. Sevgili Efendimiz Hazreti Muhammed’in baş düşmanlarından bir tanesi bulunmaktadır. Kendisi İsfendiyar hikâyelerinin öğrenmiş hikâye okuyan Hazreti Muhammed nerede Hakk’ı, Kur’an-ı Kerim’i tebliğ ediyorsa bu Nadr Bin Hâris bu putperest şeytan Peygamberin nasihat ettiği yere gider Peygamberden sonra Aleyhisselâtu Vesselâm oradakilere hikâye okur ve insanların Müslüman olmasına engel olmaya çalışırdı. Kureyş bunu Ukbe Bin Muayt ile beraber Medine’deki Yahûdî bilginlerine göndermişler ve demişler ki: Onlara Muhammed’den ve vasıflarından sorunuz ve sözlerinden haber veriniz. Çünkü onlar eski kitap ehlidir demişler. Yahûdî bilginlerine bu şekil gelmişler ve sormuşlar. Yahûdî bilginleri demişler ki: “Ona şu üç şey hakkında sorunuz” o gençlerden sorunuz ki, işte bu mağaraya giren yiğitler. İşte Ashâb-ı Kehf konusu bu yiğitler bu gençler bunlardan sorunuz. Dünyanın doğusuna batısına hâkim olan doğuya batıya giden yani siz Zülkarneyn’den de sorunuz birde ruhtan sorunuz demiş Yahûdî bilginleri. Şimdi onlar da sormuşlar fakat rivâyetin içinde zayıf bir görüş belirtiyorlar ki, Peygamberimiz İnşâ’Allah kelimesini unuttuğunun yarın size cevap veririm dediği hakkında rivâyet bulunmaktadır ama bu rivâyet zayıf bir rivâyettir.

 

Dakika 5:20

 

Nitekim Vahyi İlâhî’nin 15 gece geciktiği ve 15 gün sonra geldiği rivâyetleri vardır. Nitekim Cebrâil Aleyhisselâm Yüce Allah’tan Celle Celâlühü bu sûreyi Ashâb-ı Kehf Sûresi’ni getiriyor ve bu putperestlerin Yahûdî bilginleri aracılığıyla sordukları sorulara bu sûre-i celile cevap veriyor.

 

 

استعيذ بالله

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ قُلِ الرُّوحُ مِنْ اَمْرِ رَبّ۪ي وَمَٓا اُو۫ت۪يتُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِلَّا قَل۪يلاً﴿٨٥﴾

 

Ey Sevgili Habîbim Muhammed Mustafa (S.A.V)! Sana ruhtan soruyorlar. De ki: “Ruh Rabbimin emrinden bir iştir O’nun emrinden bir emirdir” diye cevap verdi. Hem İsrâ Sûresi’nde bu konu geçti. Şimdi de Zülkarneyn ve Ashâb-ı Kehf  hakkında bu sûrede dersimiz içinde bunlar da ortaya çıkmış anlaşılmış olacaktır. Ancak ile ilgili husûslar da açıklama yapmanı ihtiyaç zamanından sonraya bırakılmasının câiz olması en seçkin görüş olarak ortaya konmuştur. İbn-i İshâk’ın bu rivâyeti hadis usulü açısından delil göstermeye uygun bir haber değildir. Nitekim senette yani bu rivâyetin senedinde tanınmayan biri vardır. İbn-i İshâk rivâyeti zayıf görmüş ve bu rivâyeti benimsememiştir. Yine Sahîh-i Buhârî ile Sahîh-i Müslim de Abdullah Bin Mes’ûd’dan nakledilen rivâyete muhâliftir. Hazreti Îsâ’yı kabul etmeyen Yahûdî bilginlerinin sordurmuş olmaları uzak görünür Fahrettin Râzî ise burada konuyu biraz daha açmaya çalışmıştır. Ashâb-ı Kehf ’in Hazreti Mûsâ’dan önce olup Mûsâ’nın bunları zikrettiğini ve Yahûdîlerin sormalarının sebebinin de bu olduğunu söylemiş. Bazıları da Hazreti Îsâ’dan önce mağaraya girdiklerini ve Hazreti Îsâ’nın bunların haberini anlatmış olduğunu ve Îsâ ile Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem ve Aleyhimisselâmlar arasında ki zamanda dirildiklerini söylemiş. Yani Allah diriltmiş ki başkası diriltemez. Diğer bazıları da Hz. Îsâ’dan sonra mağaraya girdiklerini söylemiştir. Kaffâl’dan ve Taberî ’den de nakledildiği üzere İbn-i İshâk ’tan rivâyet edilen de budur. Şu hâlde İbn-i İshâk’ın sözüne göre Yahûdîlerin bunu sormaları gerekir. Çünkü Fahrettin Râzî’nin verdiği ve Keffal’ın da üzerinde durduğuna göre bu Ashâbı Kehf ’in durumunun bir türlüsü böyle diğeri de bu Mûsâ’dan önce de sonra da değişik dünyanın değişik dönem ve tarihlerinde değişik ortamlar da bunun tekrar zuhur etmiş olması da mümkündür.

 

Dakika 10:20

 

Ashâb-ı Kehf kıssası de tamamlayıcıları Mûsâ ve Hızır kıssası Zülkarneyn kıssasıdır. (وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الرُّوحِۜ) diyen âyetten başka bir de (وَيَسْأَلُونَكَ عَن ذِي الْقَرْنَيْنِ) “Sana Zülkarneyn’den soruyorlar.” Tabii ki bu sûre-i celilenin içinde Hızır ile Mûsâ’nın bir yolculuğu ve bir arkadaşlıkları bulunmaktadır hikmet üzere. Yine diğer bir mesele, (فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَّفْسَكَ) şimdi bu Kur’an’a îmân etmezlerse belki sen arkalarından esef ederek kendini üzeceksin. Sevgili Peygamberimize diyor bunu da. Yani buna da yanlış bir anlam vermişler azarlama diye vermişler. Hâlbuki burada irşâd ve takviyedir ve hamd zevki bulunmaktadır. İniş sebebi soru ile ilgili rivâyet birçok yönden kusurludur bu sûrenin tefsirinde bu rivâyete dayanmak câiz olmaz. Sûrenin kendisi iyi anlaşıldığı zaman niçin hangi sebeple sûre-i şerifin inzâl edildiği ortaya çıkmaktadır. İniş sebebi ( اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًاۗ) “Allah çocuk edindi” diyenlere karşı şirki ortadan kaldırmak için inen sûrelerden biridir yine. Daha çok burada müşrikler şirk koşan kim varsa çağdaş müşrikler her çağın ferdi, içtimâi devlet düzeyinde milletler düzeyinde şirk koşarlar olagelmiştir. Bugünde bugünkü çağın şirki de şöyle baktığınız zaman Allah’tan başka kim kimi Rab tanıyorsa adını koyarak veya koymayarak işte bunların tamamı çağdaş şirkin içindedirler. Bunun için Cenab-ı Hak ( اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًاۗ) “Allah çocuk edindi” diyen zihniyete işte burada ders veriyor. Yine bu Ashâb-ı Kehf ‘in o yiğit delikanlıların şirke karşı çıktıkları ayaklandıklarını şirk devletine ve onun o zamanki despot hükümdarına karşı îmânın şahlanmasını tevhîd îmânının şirki ayaklanmasını görüyoruz. Bunun için burada önemli dersler verilmektedir. (وَقُلْ عَسَى أَن يَهْدِيَنِ رَبِّي لِأَقْرَبَ مِنْ هَذَا رَشَدً)  De ki: “Rabbimin beni bundan daha yakın bir zaman da dosdoğru bir başarıya ulaştırması umulur.” Bak burada Kehf Sûresi 24’üncü âyetinde Ashâb-ı Kehf 309 sene kalmışlar mağarada. Hz. Muhammed kısa bir sürede bütün dünyaya karşı en büyük bâtılı devirip Hakk’ı hâkim kılan en büyük devrimi yapan cihân Peygamberi Hz. Muhammed’dir. Kalplerde, kafalarda, ruhlarda büyük bir devrim yapmış bâtılı devirmiş Hakk’ı hâkim kılmıştır.

 

Dakika 15:04

 

İslam tam bir haktır ebedî hâkimdir hiç mahkûm olmaz. Onun için sûre-i celile de verilen en büyük mesajlardan birini budur.

(فَمَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ رَبِّه۪ فَلْيَعْمَلْ عَمَلاً صَالِحاً وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّه۪ٓ اَحَداً ) “Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa sâlih amel işlesin tam ihlâsla Allah’a ibadet etsin ve ibadetine bir şey karıştırmasın ve ibadette hiçbir şeyi Rabbine ortak  koşmasın.” Kim Rabbine kavuşmayı istiyorsa yüzü ak kalbi pak olarak tam tevhîd îmânı parlayarak Allah’ın huzuruna gelmek gerekiyor bir de yüzleri kararmış katrandan elbise giymiş yüzüstü sürünerek Allah’ın huzuruna gelenler var. Bunlar kim? Müşrikler, münkirler, zâlimler, münâfıklar fâcirler, fâsıklar, bâğîler, tâğîler insanlığın düşmanları bunlar hak düşmanları, tevhîd düşmanları tam adâletin hukûkun ve hukûkun üstünlüğüne karşı koyan insanlığın kanını emen zihniyettir. Bunlar Allah’ın huzuruna kara suratlarıyla geleceklerdir. (وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ) (إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ) (وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ ) ne diyor; Parıl, parıl parlayan yüzler vardır Allah’ın cemâline bakan gözler vardır. Peşinden ne diyor; Kapkara suratlılar geliyor. ‘’İlâ Âhiri’l Âyeh’’ Bunun Cenab-ı Hak Kehf Sûresi’nde daha nice hakîkatler parlatılmaktadır hak parlıyor ebedî gâlip olarak. Kur’an-ı Kerim tam ebedî gâlip olarak nurun parlamasıdır. Ey Müslüman! Kalbimde bu nur parlasın Kur’an-ı Kerim’in mânâsı seni kuşatsın Kur’an’ın çeşmesinden bol, bol iç o okyanusta yaşa o deryâ da fezalarda yaşa. Kur’an’ın âyetleri kalbin semâlarında yıldızlardan daha parlak parlasın ve güneşin üzerine doğan Kur’an güneşi kalbinde doğsun. Tüm semâlar ve yıldızlar oradan ışığını alsın parlasın ebedî. Kur’an güneşine ebedî sönmek yoktur. Bu dünyayı aydınlatan güneşin üzerine doğan güneş Kur’an’ın, İslam’ın nurudur. Kur’an A’dan Z’ye haktır, hakîkattir, nurdur. Ve benim anlattıklarından daha güzel daha yücedir. Çünkü biz insanoğlu gücü nispetinde anlatır. Allah’ın kelâmını bir de Allah’tan dinlediğin zaman o zaman ne olur biliyor musun? Onun bir nurunun şelvesi Tur-i Sina dağı yok etti biliyorsun. O zaman Kur’an karşısında dağlar duramaz.                  (لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ لَرَاَيْتَهُ خَاشِعاً مُتَصَدِّعاً مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِۜ ) Eğer Kur’an-ı Kerimi dağlara indirseydik diyor Cenab-ı Hak o dağların Allah korkusundan paramparça olduğunu görürdünüz diyor. Ey insanoğlu! Kur’an’ın yüceliğini iyi anla onun nur çeşmesinden ölümsüz hayat çeşmesinden ebedî içmeye devam et. O derslerimiz biliyorsunuz hayat veren nurun dersleri keşif notları ve irşâd notlarıdır. Bizzat Kur’an-ı Kerim’in kendisidir baştan sona sırayla dersimiz devam etmektedir. Şimdi dersimiz Kehf Sûresi’nin başındayız Kehf Sûresi’nin kendisi hakkında kısa öz bir keşif notları verdikten sonra sizlere şimdi onun öz anlamıyla yine irşâd notlarımız keşif notlarımız ölümsüz hayat veren vurun dersleri devam etmektedir.

 

Dakika 20:00

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ عَلٰى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِـوَجا۔ًۜ﴿١﴾

قَيِّماً لِيُنْذِرَ بَأْساً شَد۪يداً مِنْ لَدُنْـهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِن۪ينَ الَّذ۪ينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ اَجْراً حَسَناًۙ ﴿٢﴾

مَاكِث۪ينَ ف۪يهِ اَبَداًۙ ﴿٣﴾

وَيُنْذِرَ الَّذ۪ينَ قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَداًۗ ﴿٤﴾

مَا لَهُمْ بِه۪ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِاٰبَٓائِهِمْۜ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْۜ اِنْ يَقُولُونَ اِلَّا كَذِباً﴿٥﴾

فَلَعَلَّكَ بَاخِـعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَسَفاً﴿٦﴾

اِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى الْاَرْضِ ز۪ينَةً لَهَا لِنَبْلُوَهُمْ اَيُّهُمْ اَحْسَنُ عَمَلاً﴿٧﴾

وَاِنَّا لَجَاعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَع۪يداً جُرُزاًۜ﴿٨﴾

اَمْ حَسِبْتَ اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّق۪يمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَباً﴿٩﴾

 

 

Yüce Rabbimiz bu yüce âyetlerinde bakın yüce anlamları olarak neler anlıyoruz bu yüce âyetlerden hamd diyor Cenab-ı hamd övmenin övülmenin bütün yüce övgülerin bütün yüce övülmelerin tamamı Allah’a aittir. Bütün yüce ezelî ve ebedî yüce övgülerle övülmek ve övmek hakkı Allah’ındır. Burada ‘’Hâmidiyet’’ ‘’Mahmûdiyet’’ tamamen O’nundur O’na aittir. Övülecek övülmüş ve övecek olan sadece O’dur. O’nun övmediğinde değer yoktur o övme övülme hakkı O’nundur. Öveceksen Rabbini öv bir de O’nun övdüklerini öv ama ne yaparsan yap O’nun dediklerini yap O’nun dediği gibi yap ölçüye uyarak yap. Bu ölçüyü uygulayan Hazreti Muhammed’dir. O ölçüyü koruyup bize kadar getiren İslam müçtehitleridir hakîkî İslam âlimleridir. Şunun-bunun ortaya koyduğu ölçüler doğru ölçüler değildir. Onun için İslam’ı doğru bilmemiz gerekiyor doğru bilen doğru yaşar doğruda tebliğ eder başkalarına dosdoğru öğretir. Yanlış bilen yanlış öğretir yanlış yaşar yazık olur.

 

Hamd Allah’a mahsustur ki kulu (Muhammed’e) Kitâb’ı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.

 

Kur’an-ı Kerim öyle bir kitap ki tamamen doğru  hiç mi hiç eğriliği olmayan bir kitaptır diyor Yüce Allah.

 

Dakika 25:04

 

Bunu biz demiyoruz Allah’u Teâlâ kendi Kitâb’ı için kendisi söylüyor. Zaten bizim bir katkımız olma şansı yok bir şey alamayız Kur’an’dan bir şey koyamayız. Kur’an’a, Kur’an-ı Kerim Allah’tan geldiği gibi ebedî korunur ve Allah’ın koruması altında. Onun için Kur’an-ı Kerim’de hiç mi hiçbir eğrilik yoktur dosdoğru bir kitap.

 

Onu dosdoğru (bir kitap) olarak (indirdi) ki katından gelecek şiddetli azâba karşı (insanları) uyarmak ve faydalı işler yapan mü’minlere kendileri için güzel mükâfat bulunduğunu müjdelemek için onlar orada sürekli kalacaklardır. Nerede? Cennet-i Âlâ’da. Ve: “Allah çocuk edindi” diyenleri uyarmak için bu şanlı Kur’an’ın cihâna haykırmasının cihânı aydınlatmasının hikmetinden biri “Allah çocuk edindi” diyen ne kadar müşrik putperest varsa… Bu Arap müşrikleri melekler Allah’ın kızları dediler çocuk isnat ettiler. Yahûdîler Üzeyir Allah’ın oğlu dediler çocuk isnat ettiler Allah’a Hristiyanlar mesih Îsâ Allah’ın oğlu dediler Allah’a çocuk isnat ettiler Allah’a iftirâ ettiler en büyük zulmü işlediler. Bunlar gibi daha kimler varsa dünyada natüristler, animistler, öteki putperest, beriki putperest kim olursa olsun Allah’ın yanlış tanıyanlara Kur’an-ı Kerim tam bir uyarı veriyor uyarıyor. Uyanın yanlışı bırakın doğruya gelin diyor gelirlerse gelmezlerse kendileri bilir.

 

Cenab-ı Hak bu gerçeği buyurduktan sonra bak ne diyor; Bu hususta diyor ne kendilerinin yani “Allah çocuk edindi diyenlere” diyor ki Cenab-ı Hak: Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftirâdır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar. Papaları uydurmuş onlar da söylüyor ruhbanlar uydurmuş onlar söylüyor, keşişler uydurmuş onlar söylüyor, sahte ilahiyatçılar uydurmuş onlar söylüyor. İşte bu yanlışı şirkin taklidi birisi yanlışa düşmüş öteki onun yanlışı taklit ediyor, şirke düşeni taklit ediyor onun izinden gidiyor. Cenab-ı Hak uyarıyor Yüce Allah şanlı Kur’an uyarıyor, nurlu İslam uyarıyor. Sevgili Peygamberimiz uyardı dünyayı İslam’ı yerleştirdi uyguladı Hakk’a yürüdü. Ey Muhammed (A.S.V)! Demek onlar, bu söze (Kitâb’a) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle, üzüle kendini helâk edeceksin! Hazreti Muhammed dünyaya rahmet Peygamberi, merhamet Peygamberi olduğu için inanmayanların sonuçta helâk olacaklarını ebedî azâbta kalacaklarını Peygamberimiz Muhammed Mustafa bildiği için inanmayanlara çok üzülüyordu. Allah Peygamberimizi uyarıyor.

 

Dakika 30:00

 

Üzülme diyor sen tebliğ et sen diyor kendini helâk edeceksin diyor inanmayanlar inanmıyor diye. Sen tebliğ et inanan inansın inanmayan kendi bilir. “Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine ziynet olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim” diye. Dünya tamamen imtihandır helâlin karşısına haramı koymuş ve faydalının karşısında zararı koymuş, dünyanın karşısına âhireti koymuş, cennet karşısına cehennemi koymuş. Ve burada Cenab-ı Hak her şeyi zıtlarla yaratmış tam imtihan ortamına hazırlamış insanoğlunu imtihan ediyor özgür hür irâdesiyle herkesi. Hayatın doğrularını da ortaya koymuş soruları sormuş cevapları vermiş. İslam bütün soruları sorar ve cevapları verir. Doğru cevabın tamamı İslam’ın kendisindedir gerçek hayat İslam’ın kendisidir. İşte ayağını denk al aklını kullan iyi Müslüman ol! Öyle sahte Müslüman falan olma. Adı Müslüman kendisi affedersin her türlü rezaletin içinde böyle Müslüman olma gerçek Müslüman ol parla. Nur dedin mi nur ne yapar? Nur nurdur, İslam dedin mi İslam nurdur Müslüman en değerli şahsiyettir.  Bunun için İslam’ın değerleriyle vasıflandığın zaman işte o zaman değerli şahsiyetsin. Bütün insanlığa Cenab-ı Hak bu yüce değerleri teklif etmiş. Hepiniz değerli olun değerlenin demiş. Kimisi kabul etmiş kimisi etmemiş kendileri bilir herkes kendisi bilir. Herkesin lehine de aleyhine de kendi kazancıdır. Tüm iyilikler lehine olduğu kadar tüm kötülükleri aleyhinedir Allah ne dediyse onu yapmak ebedî senin mutluluğun kârinedir. Yaratana karşı konulmaz Kur’an-ı Kerim yaratanın Kitâb’ı. Cenab-ı Hak buradan Sevgili Peygamberimizi uyarıyor ve diyor sen değil bu Kitâb’a inanmayanlar helâk olacak. Sen, kendini onlar inanmıyor diye kendini helâk etme dedi Cenab-ı Hak. “Biz yeryüzündeki şeyleri kendisine ziynet olsun diye yarattık ki, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim” diye diyor Cenab-ı Hak. “Şüphesiz biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak yapacağız.” Yani o dünkü yeşillikler dünkü hayat fışkıran yerler bir gün bakacaksın ki hepsi ölmüş kuru toprağa dönmüş. Bugün de bakacaksın dünya ortadan kaldırılmış âhirete dönüştürülmüş. Bir gün bakacaksın ki, bu dünyada hiçbir canlı kalmamış mezara inmiş. Birde bakacaksın ki herkes mezardan fırlamış mahşere gelmiş, başka bir âhiret âlemine dönüşmüş. Birde bakacaksın ki büyük Mahkeme-i Kübrâ da Rûz-i Cezâ da ne yapacaksın; o büyük mahkeme de, mahkeme de beraat eden kurtulan cennete… O mahkeme de bütün suçlular ve cürüm işleyenler hak ettikleri ilâhî adâlete çarpılıp sırat köprüsünden doğru cehenneme. Allah vaadinden dönmez. Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerim de ne diyorsa Hz. Muhammed’e İslam adında ne indirdiyse bunlar İslam’ın kânûnlarıdır bunlar Allah’ın kânûnlarıdır.

 

Dakika 35:07

 

Allah kânûnlarını uygular Allah sözünden caymaz. Onun için yoksa sen diyor; “Ashâb-ı Kehyf’i ve Rakim’i (isimlerinin yazılı bulunduğu o taş kitâbeyi) şaşılacak âyetlerimizden mi sandın? Diyor Cenab-ı Hak. Şimdi burada şimdi bu âyetlerin ışığı altında bakın Cenab-ı Hak bir defa şirke karşı dikkatleri çekti şirke araklanan o genç babayiğitler genç yiğitleri dünyaya örnek gösterdi Cenab-ı Hak. Şirke ayaklanıyor, şirk devletine. Bu işin başında meleklere Allah’ın kızlarıdır diyen Arap müşrikleri vardı, Üzeyir Aleyhisselâm Allah’ın oğlu diyen Yahûdîler vardı. Bugün de kim varsa yine onlar Mesih’e Hazreti Îsâ’ya Allah’ın oğlu diyen Hristiyanlar vardı. Bugün de yine kim varsa bunları diyenler Cenab-ı Hak bunları uyarıyor. Ne diyor? Benim oğlum kızım olmaz ben yaratan yaratıcıyım benim kullarım olur diyor Cenab-ı Hak, benim eşim benzerim olmaz diyor. Dinlerinin birinci esası yapmışlar şirki adam dinine birinci esas olarak almış bunlar Hristiyanlar. Diğerlerinde olduğu gibi Hristiyanlar Îsâ’nın Allah’ın oğlu olduğunu birinci esas olarak almış adam dininin temeline şirki yerleştirmiş. Bu hem kendilerine hem de kandırabildikleri kim varsa bunları şirke saplamışlar ve saplanmışlar. Îsâ’nın dinin de de böyle bir şey yok Îsâ Müslüman ve o bir Peygamber değerli bir şahsiyet Aleyhisselâm. İncîl de, Tevrât’ta, Zebur da şirk yazmaz şirki İncîl de, Tevrât’ta, Îsâ da, Mûsâ da, İbrâhim de ve diğer peygamberlerde ret eder başta Hazreti Muhammed olduğu gibi. Bunlar kimi taklit ediyorlar bu şirkin peşinden gidenler? Papalarını taklit ediyorlar, şirk önderlerini taklit ediyorlar. Kim olursa olsun ve: ‘’Âbâ babalar’’ bu kelimenin büyütüldüğü yer Hristiyanlar da büyümüştür Allah’a baba demişlerdir. ‘’Âbâ babalar’’ bunlar kendi ağızlarıyla büyüttükleri bir şirk şirkin büyütülmesidir ve şirk yerleştirilmiş yazık olmuş. “Mesih” oğlumdur diye gökten bir ses geldi diye uydurmuşlar. Bakın, Hristiyanların ataları “Mesih” oğlumdur diye gökten bir ses geldi derler dururlar bu tamamen uydurmadır. Şeytanın yerlerde göklerde tellal bağırmasıdır. İnsanlığı kandırmak için ruhlara üfler şeytan vesveseler verir hayal âleminde ki yanlışları körükler. Bütün peygamberler şirki reddeder, bu şirk koşmak Allah’a iftirâdır, Îsâ’ya da iftirâdır, Mûsâ’ya da  Muhammed’e, İbrâhim’e ve diğer bütün peygamberlere de iftirâdır. Allah’a en başta Allah’a iftirâdır. Allah’ın eşi, benzer, oğlu, kızı olmaz şeriki, naziri de olmaz Allah zamandan mekândan da münezzehtir. Bütün her şey Allah’a muhtaçtır O kimseye muhtaç değildir

 

Dakika 40:05

 

O öyle yücedir ki kendi dediği gibi yüce kemâl sıfatlarla muttasıf noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah Zâtında, sıfatlarında, Efâlinde her şeyinde birdir. Başkalarına Allah çift yaratmış ama kendi tek. Bunun için bunlar bu yanlışlardan insanlığın kurtulması gerekiyor. Kur’an-ı Kerim, Hazreti Muhammed, Yüce İslam insanları kurtarmaya geldi kurtulmak isterse istemezse kendi bilir. Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem: Ey Sevgili Habîb diyor; Ey âlemlere rahmet Peygamberi olarak gönderdiğim Muhammed! “Bu  Kitâb’a inanmayanlar helâk olacak inanmıyorlar diye kendini üzme kendini helâl etme!” diyor Cenab-ı Hak üzülme, kederlenme diyor. Gözleri kamaştıran o süsler ziynetler toprak olup gidecektir. Eğer aklın varsa îmânı kalbinde süsle kalbini îmân bahçesi îmân sarayı tevhîd sarayı hâline getir ve kalbindeki o îmân sarayına tamamen Allah’a süsle. Onun için Kur’an’ın nuruyla kalbin nurlansın süslensin. Tevhîd sarayı, bütün kalbin bütün ruhun Allah desin o bir olan Allah’a bağlansın  gerçek îmân ruhu kalbinde parlasın. Yanlış yapma yazık olur. (أَمْ حَسِبْتَ) Yoksa zannettin mi ki, (أَنَّ أَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّقِيمِ) Ashâb-ı Kehf ve Rakîm bunlar diyor dünya hayatına aldanmayan babayiğitler için ne diyor (كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَباً) garip mûcizelerimizden midirler? Daha nice, nice mûcize üstüne mûcize harika üstüne nice harikalar bulunmaktadır. Bunun için Kehf kelimesi büyük mağaralara deniyor ‘’ğar’’ kelimesi de küçük mağaralara inlere deniyor. ‘’Rakim’’ ise levha bizim kitâbe dediğimiz yazılı taş veya maden veya diğer şeylerden levha demektir bu da ‘’Rakim’’

 

Cenab-ı Hak;

استعيذ بالله

 

اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً ﴿١٠﴾

 

O genç yiğitlerin Allah’a olan duaları bu âyette bu duayı okuyun ezberleyin

(رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً) sık, sık okuyun bu duayı da. Kur’an-ı Kerim de hem âyet hem dua nice yüce mi yüce Allah kelâmından müteşekkil dua örnekleri vardır. Sevgili Peygamberimiz her âyete göre nice güzelim dualar yapmıştır. Kur’an ve sünnetin dualarına dikkat et yapmacık dualar var piyasa da dolaşıyor.

 

Dakika 45:00

 

Samîmîyetten uzak papağan vâri dualardan sonra hak ile bâtılı karıştırıyor dua ediyor adam haddi aşarak dua ediyor. Hâlbuki dua bütün kalbin Allah’a yalvarışı O’nun rahmet kapısında kalbini dilenci tası gibi Allah’a uzatılması samîmî olarak Allah’a hak kelimelerle yalvarılmasıdır. Uydurukça, yapmacık dualar bunlar yanlış madde karışmış yenmeyen salataya benziyor. Bunlara da dikkat edin! Tâğutlara dua ederek Allah’tan bir şey istenmez. Tâğutlar, Allah’u Teâlâ’nın yüce emirlerinin karşıtı olan tâğutî güçlere de dua ediyor ve onlar için Allah’tan bir şey istiyor. Bunlara dikkat edin! Yanlış kelime katmayın dualarınızın içine doğru dua edin duanın altyapısına dikkat edin! Duanın altyapısı iyi bir îmândır Amel-i Sâlih’tir. Dualar yüce kelimlerdir yüce kelimeler Amel-i Sâlihle Allah’a yükselirler. Kur’an-ı Kerim’i açın bakın bu dersleri iyi dikkat eder inceler iyi dinlerseniz hayat veren nurun bütün derslerinin bütün soru ve cevaplarını bulacaksınız şanlı Kur’an da nurlu İslam da. Bu hayat veren nurun derslerinde bu keşif notlarında irşâd notlarımda bulacaksınız. Her şeyin cevabı var ama dersleri baştan sona kadar tekrar, tekrar dinleyin. Meselâ ‘’Elhâm’ı’’ namazların her rekâtında okuyorsunuz ‘’Elhâm’ı Şerif, Fâtihâ’yı Şerif’in’’ içeriğini günde 40 defa okuduğun ömründe belki şuana kadar sayısını bilemediğin kadar Fâtihâ okudun. Fâtihâ sana hangi mesajı veriyor açtın da anlamında baktın bunun dersini iyi bir yerden aldın mı? Mânâ çeşmesinden içtin mi? Gel beraber içelim. İşte bu dersler nur çeşmesinden, ölümsüz hayat çeşmesinden bol, bol içmek için bu dersler ortaya konmuştur bu Allah’ın lütfudur. Bize ait bir beceri diye bir şey yoktur hepsi Hakk’a aittir, bizde ki kudret, kuvvet ne varsa hepsi Allah’ındır. Biz, bir damla sudan yaratılmış ve bize ahseni takvim verilmiş ve Cenab-ı Hak ruhundan üflemiş İslam ile bizi değerlendirmiş değer vermiş hepsi Allah’a ait. Bak, birileri ana sermayeyi mahvediyor birileri de ana sermaye ile kâra geçiyor. Nedir ana sermaye? Rahmeti-Rahmân ana sermayedir. Rahmeti-Rahim nedir? Îmân, İslam ile cenneti ebedî orada kare geçmektir cenneti Allah’ın cemâline ulaşmaktır. Rahmeti-Rahim bu kâra geçmektir sermayenin ebedîsidir. Yani  ana sermaye ebedî tükenmeyen sermayeye dönüşmüş. Ne ile? Îmân, İslam, Kur’an ile Amel-i Sâlihle. Onun için ne varsa bizde ve âlemler de Allah’a aittir. Kudret, kuvvet O’ndan, başarı O’ndan, lütuflar keremler O’ndan kimse kendine ait bir zerre dahi görmesin. Kimsenin kendine ait bir şeyi yok hepsi O’na ait. Allah’ın verdiklerini gâvur kötüye kullanıyor Müslüman Allah’ın yolunda kullanmaya çalışıyor.

 

Dakika 50:00

 

Aradaki fark da bu biri irâdesinin kötüye kullanıyor verilmiş ana sermayeyi kötüye kullanıyor şirke, küfre, isyâna kullanıyor, öbürü Allah’a itaate bütün insanlığı faydasına kullanıyor. İslam tamamen fayda, rahmet, merhamet, sosyal adâlet, sevgi, bütün güzellikler faydalıyı celb zararı def adına ne varsa İslam da. Benim dediğinden kat, kat daha Yüce İslam ben bu kadar gücüm yetiyor da anlatabiliyorum. Onun için kıymetli dostlarım, İslam da kusur da yok eksikte yok. Allah nimetini tamamlamış din olarak İslam’ı seçmiş. (الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا) Ne diyor Cenab-ı Hak; (الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ) “Dininiz İslam’ı kemâle erdirdim nimetimi tamamladım, din olarak İslam’ı seçtim, İslam’dan başka din kabul etmem” diyor Cenab-ı Hak. (إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ) (وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ ) ‘’İlâ Âhiri’l Âyeh’’ Onun için (فَلَن يُقْبَلَ) Unutma! Yani Allah İslam’dan başka din kabul etmiyor. Âdem ile başlamıştır İdrislerle, Şit’lerle, Hud’lerle, Nuhlarla, Sâlihlerle, İbrâhimlerle, İsmâillerle, İshâklarla, Yâkuplarla, Yusuflarla, Mûsâ’lar, Îsâ’lar, Zekeriyâ’lar, Yahyâlarla Muhammed’le kıyâmete kadar İslam tek İslam bütün peygamberlerle İslam doğmuş ve devam ediyor. Onun için İslam dışında din yok ki. Var diyenler Allah’ı ikileyenler üçleyenler var ya! İşte ikinci din olarak ortaya konanlar Allah’ı ikileyenler Allah’ı üçleyenler ve Allah’tan başka ilâh tanıyanlar başkalarını rab edinenler o zaman uydurabildiğin kadar din çoğalır dünyada. (Uydur ellezine beceruhâ) ne demiş sahte Molla (Kaz kabarûhâ kabarûhâ kepçellezine basarûhâ ) kazı çalmış öbürü dini uydurmuş beriki kazı çalmış  ona da bir şey uydurmuş ne yapıyor; Bir şey öğrendiğini zannediyor. İslam’dan başka din yok Allah’tan başka da ilâh yok bütün peygamberler Müslüman. Bütün ilâhî kitaplar İslam’ın kitaplarıdır ve hepsini Kur’an’ı Kerim yenilemiş ve geçmişin şahitliğini üstlenmiş, geleceğin delillerini de kendinde toplamış. Kur’an-ı Kerim, İslam ve Hz. Muhammed bu yüce değerlerle ortaya konmuş.

 

اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً ﴿١٠﴾

 

Kıymetli dostlarım,

 

İşte bu genç yiğitlerin şirke karşı ayaklanan tevhit îmânıyla göğüsleri parlayan genç yiğitler işte mağara Ashâb-ı bunlardır ki bunlar duasında bakın ne diyorlar;  O gençler diyor mağaraya sığınınca şöyle dediler: “Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ben bizim için işimizden bir kurtuluş yolu hazırla.”

 

فَضَرَبْنَا عَلٰٓى اٰذَانِهِمْ فِي الْكَهْفِ سِن۪ينَ عَدَداًۙ﴿١١﴾

 

Dakika 55:00

Bunun üzerine bizde kulaklarını tıkayarak mağara da onları yıllarca uyuttuk diyor. Bunlar 309 sene bunları Cenab-ı Hak o “Kehf” denilen mağarada 309 sene uyuttu Cenab-ı Hak korudu 309 sene. Bu ne demektir? Her an ölüler diriliyor her an diriler ölürken her anda Cenab-ı Hak ölüyü diriltiyor. Bu bütün ölülerin dirileceğine bakın 309 sene bu ne yedi, ne içti, nasıl korundu bunlar mağara da? Ve 309 sene sonra bunları uyandırıyor. Allah neye kâdir değil ki şu âlemi yaratan Allah ölüyü diriltmez mi? Gâvurun aldandığı şey işte bu. Bu âlemi görüyor kendi yaşadığını yaratıldığını göre göre ölü dirilmez zannediyor gâvurluk burada başlıyor yazık oluyor aldanıyor. Kur’an-ı Kerim onu da bu yanlıştan kurtarmaya geldi. İslam hiç kimsenin helâk olmasını istemez herkesin kurtuluşunu ister İslam rahmet ve merhamettir. Ama sen merhameti kabul etmezsen, rahmeti kabul etmezsen, doğruyu kabul etmezsen, irâdeni yanlışa kullanırsan kendinden başka suçlayacağın kimse yoktur kendini suçla. Cenab-ı Hak (ثُمَّ بَعَثْنَاهُمْ) diyor bak daha sonra onlara Allah ne yaptı; kaldırdı 309 sene sonra لِنَعْلَمَ اَيُّ الْحِزْبَيْنِ اَحْصٰى لِمَا لَبِثُٓوا اَمَداً Sonra da iki gruptan hangisinin, onların mağarada kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını anlamak için, onları tekrar uyandırdık diyor Cenab-ı Hak. Bak, uyandırdı 309 sene sonra uyandırdı. Şimdi burada bilelim demek ne anlama gelir Allah’ın bilmediği bir şey olmaz fiilen ortaya koyalım diyor Cenab-ı Hak yani fiilen ortaya koyalım. Allah her şeyi biliyor ama olayı bizzat da Cenab-ı Hak bütün insanlığın ders ve ibret alması için fiilen de ortaya koyuyor işte bunu diyor. ‘’Rabbimiz daha iyisini bilir.’’  Ashâb-ı Kehf uyandıkları zaman işlerinde başarılı olduklarını gördüler ve Allah’ın rahmetine kavuştular gayelerinde isâbet ettiklerini gördüler Allah’ın yardımına açıkça gördüler ve Allah’ın rahmetine de lütfuna da mazhâr oldular. Niye? Göğüslerinde tevhîd îmânı vardı şirke ayaklandılar. Bunlar genç yiğitler, aslan yiğitler bunlar îmânları şahlandı tâğût şirk devletinin zâlim imparatoruna zâlim hükümdarına ayaklandılar.

 

Âyetlerin akışı içinde konu kendi içinde anlatılarak devam edecektir. Cenab-ı Hak şanlı Kur’an’ın ölümsüz deryâsında ki nur çeşmesinde doya, doya içmeyi Allah’ın cemâline, tükenmez nimetlerine, eksilmez göz aydınlığına mazhâr olmayı Cenab-ı Hak bizlere nasîb-i müyesser eylesin.

 

Dakika 59:32

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 60 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}