HadısŞerifKülliyatı 40-01

40-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 40

40 Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 40

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

‘’Allahümme eslihli şe’ni vela tekinni ila nefsi tarfete ayn Allahümme salli ve sellim ve barik alâ Muhammedin ve ala ali Muhammed’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem efendiler; hadisi şerifler külliyatından keşif notlarımız devam ediyor. Konumuz kabz edilmeyen satışa dairdir, İbni Ömer Hazretlerinden gelen haber de Peygamber efendimiz ’den şöyle rivayet ediyor; o sevgili efendimiz buyurmuşlardır ki bir yiyecek satın alan kimse onu kabz etmeden önce satamaz. Bunu Buhari Müslim, Nesai, Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace gibi bütün hadis muhaddislerimiz eserlerin de bunu tahriç etmişlerdir. Ebu Hanife hazretleri de akar hariç başka şeylerin hepsin de caiz değildir der, İmamı Şafii Hazretleri satılan mal devralınmadan satılamaz der. Sevgili efendimiz Peygamberimiz (A.S.V) ümmetimin ihtilafı rahmettir der, şimdi bu konular incelenmiş fakihlerimiz tarafından hepsi detaylı olarak ortaya konmuş, âlimleri bir konu da ihtilaf etmişse o bir rahmettir. Muhalefet işte ilim de yarıştır doğru da yarıştır doğrunun teferruatlı şekil de anlaşılması ve anlatılması bu bir ilmi yarıştır ve rahmettir. Çirkin muhalefetler aka kara karaya ak diyen zihniyettir ki bu Müslümanın muhalefeti değildir. Zalim siyasetçiler yapar bunu, adil siyasetçiler ise daima doğrudan yana hak ve hakikatten yana olurlar. Aka kara karaya ak demezler. Evet, kıymetliler; yine gelen haber de yanın da mevcut olmayan şeyi satma, işte bu da Nesâi’nin, Tirmizi’nin, Ebu Davud’un, İbni Mace’nin rivayet ettiği hadisi şeriflerdendir. Yanın da mevcut olmayan şeyi satma, işte Peygamberimizden gelen haberler böyle. Çok kıymetli ve muhterem izleyenler; yüce İslam’da daima doğruluk emredilir ve kimsenin aldanması aldatmasına müsaade edilmez, aldanma aldatma aldatan bizden değildir buyuruyor Peygamber efendimiz. Zarara sokma zarara girme ama karşıyı da zarara götürme, meyveler ekinler konusunda da bakın Peygamber efendimiz’den gelen haber;

 

Dakika 5:06

 

İbni Ömer anlatıyor yine (R.A) sevgili Peygamberimiz buyurdu ki ağaçların üzerin de o yılın meyveleri olgunlaşmaya, salih olduğu yani kızarmak sararmak suretiyle zahir olana kadar meyveleri satmayın, yaş hurmayı kuru hurma karşılığında da satmayın. İşte bakın ümmetinin ne aldanmasını ne aldatmasını istemeyen şanlı Peygamber’in getirdiği şeriat dosdoğrudur. İşte Müslümansan dosdoğru olmak zorundasın. Salih olarak ortaya çıkması nedir? Diye soruldu da zarar görme tehlikesini atlatmasıdır buyurdu. Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbni Mace, Muvatta gibi sahih hadis kaynakların da görmekteyiz bunları. Evet, kıymetliler; yine sevgili Peygamberimiz (A.S.V) meyvesi olgunlaşıncaya kadar hurmayı tanesi beyazlaşıp afetten emin oluncaya kadar başağı satmaktan men etti, bu muameleden diyor satıcı da alıcı da yasaklanmıştır, Müslimi şerif, Ebu Davud, Tirmizi ve diğerleri rivayet etmektedir. Yine Hz. Enes’ten gelen haber de Peygamber efendimiz ‘den şöyle anlatıyor; sevgili Peygamberimiz (A.S.V) olgunlaşmazdan önce meyvenin ağacın başın da iken satılmasını yasakladı. Kendisine (A.S.V) meyvenin olgunlaşması ile ne kastediliyor diye sorulunca onun kızarması ve sararmasıdır diye açıkladı ve ilave etti. Cenabı Hak bir afet vererek meyveye mani olacak olsa kardeşinden aldığın parayı nasıl helal kabul edeceksin? Dedi Peygamberimiz. Orta da meyve kendini gösterecek olgunlaşmaya da başlayacak o zaman diyor satabilirsiniz, yoksa bir afat geldi aldı götürdü veyahut meyve daha piyasa da ne olacağı belli değil, bu şekil de diyor meyve satmayın. Diğer mahsuller de böyledir, bunu da Buhari, Müslim ve diğerleri rivayet ediyor. Kızarması, sararması ve yenir hale gelmesidir yani artık meyve bu hallere gelince satılabilir. Hz. Enes’ten gelen haber de sevgili Peygamberimiz (A.S.V) siyahlanmazdan önce üzümün, sertleşmeden önce hububatın satılmasını yasakladı. Bunu da Ebu Davud, Tirmizi ve İbni Mace rivayet etmektedir.

 

Dakika 10:04

 

Evet, kıymetliler; üzüm kara üzümse kararacak, sarı üzümse sararacak olgunlaşmaya başlayacak, tahıl da sertleşecek, yani mesela buğday tanesi gibi, arpa tanesi gibi, bunlar iyice sertleşecek ondan sonra diyor. Yine şu haber vardır Süreyya yıldızının yaz mevsimi girdiği günün sabahın da doğduğu bunun da yaz sıcaklarının başlangıcı olduğu artık meyvelerin olgunlaşmaya geçtiği belirtilir. Evet, kıymetlidir; yine Sehil İbni Ebi Hasme ’den gelen rivayette sevgili Peygamberimiz (A.S.V) yaş hurmayı kuru hurma ile değiştirmeyi yasakladı ve bu riba’dır yani faizdir buna müzabene denir buyurdu. Ancak ariyye satışını bundan istisna etti, ariyye bahçe sahibinin ayırdığı bir veya iki hurma ağacıdır. Onların başındaki meyvenin kuruyunca ne kadar olacağını göz kararıyla tahmin eder, bunun bedelince yaş hurma satın alıp yer. Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai gibi sahih kaynaklar da görmekteyiz bu rivayetini de. Evet, kıymetliler; işte alışverişte iki tarafta aldanmasın aldatmasın prensibi ile ortaya sağlam bir alışveriş konmuştur, İslam’da her şey sapasağlamdır. Ebu Hanife, Şafii başta diğer birçok ulema arazinin altın, gümüş zahire elbise ve diğer eşyalar mukabili kiraya verilebileceğini söylemiştir. İcar bedeli ekin cinsinden de olabilir. Ancak çıkan mahsulün üçte biri veya dörtte biri gibi bir cüzüne mukabil icarı caiz değildir. Buna muhabere denir muayyen bir parçanın tarla sahibi için ekilmesini şart koşmakta caiz olmaz. Ahmet İbni Hanbel, Ebu Yusuf, İmamı Muhammed ve Malikilerden bazılarına göre yeri altın ve gümüş mukabilinde kiraya vermek ve mahsulün üçte biri, dörtte biri gibi bir cüzü karşılığında kiraya vermek caizdir, muhtar olanda budur denmiştir. İbni Ömer hazretlerinden gelen yine haberde sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar (A.S.V); müzabene’yi yasakladı, müzabene yaş hurmayı ölçeğe vurarak kuru hurma mukabili satmaktır. Keza taze üzümü ölçeğe vurarak kuru üzüm karşılığında satmaktır burada aldanma aldatma vardır.

 

Dakika 15:05

 

Onun için müzabene caiz değildir. Yine Buhari, Müslimin Hz. Cabir’den gelen haberde Peygamber Efendimiz (A.S.V) muhabere ve muhakaleyi de yasakladı, Ata bu konu da der ki Cabir bize şu açıklamayı yaptı; muhabere boş araziyi sahibi bir başkasına verir, alan adam bütün masrafları karşılayarak tarlayı eker. Tarla sahibi mahsulden hisse alır, müzabeneye gelince bunun daha ağaçta iken yaş hurmayı kuru hurma ile ölçekle satmak olduğunu söyledi. Bir de muhakale ise ekinden cari bir alışveriş müzabeneye benzer, ekinin ölçekle buğday mukabili satılmasıdır, bunu da Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesai gibi kaynaklarda görmekteyiz. Muhakale, müzabene, muavene, muaveme ve muhabere suretiyle yapılan alışverişleri yasakladı. Ravi der ki muaveme bir kaç yılı içine alan bir satıştır, keza sünyayı da yasakladı. Sünen müellifleri şu ziyadeyi kaydetmişlerdir, bilinme durumu hariç demişlerdir. Muaveme akdinde açık bir aldatma vardır, işte işin içinde aldanma ve aldatma olduğu müddetçe bu alım-satımlar caiz değildir. Burada açıklamaya muhtaç olan şekil sünyadır, sünya kişinin bahçesinin meyvesini tamamen satıp belli ve muayyen olmayan bir kısmını hariç tutmasıdır. Sünen müellifleri koydukları kayıtta istisna kılınan kısım belirtildiği takdirde bu satışının caiz olacağını açıklamışlardır. Evet, yani koydukları kayıtta istisna kılınan kısım belirtildiği takdirde caiz olur, belirtilmez de muallak ve meçhul kalırsa caiz olmaz. Muhâdara, muhabere ve satışlarını yasakladı der, yine Nesâî’den gelen haberde, Ravi şu açıklamayı yaptı; muhâdara hurmanın alaca düşmezden önce satılmasıdır. Muhabere de yılının miktarını göz kararıyla tahmin edip şu kadar bu kadara saye satmaktır. Göz tahmini ölçülmesi tartılması mümkün olan şeylerde buda aldanma aldatma vardır. Mülamese ve münabezeyi de yasakladı, mülamese satış sırasında taraflardan birinin elbisene değersem veya sen elbiseme değersen alım satım kesinleşmiştir diye bunda cahiliye devrinden kalma alışveriş usulleridir bunları yasakladı Peygamber Efendimiz.

 

Dakika 20:00

 

Münabeze de buna benzer, mülamese ve münabezenin mahiyeti nasıl cereyan ettiğinin tavsifine âlimler çeşitli izahlar yapmışlardır. İyice görüp anlamadan sadece el değmesi ile akdin kesinleşmesi hususundaki mutabakata mülamese denmektedir. Aldanma ve aldatma işin içinde olduğu müddetçe bunlar caiz değildir. Yine alım satımı caiz olmayan eşyalar konusunda da Hz. Ömer (R.A) buyurdu ki; efendisinden çocuk doğuran cariyeyi efendisi artık satamaz, hibe edemez miras olarak da bırakamaz. Hayatta kaldığı müddetçe ondan istifade eder ölecek olursa cariye hür olur, bunu da Muvatta İbni Ömer’den rivayet ediyor, o da babası olan Hz. Ömer’den durumu anlatıyor. Tabii ki Hz. Ömer’de Peygamberimizden almadığı bir şeyi söyleme şansı kimsenin yok zaten. İçtihatlar bambaşka. Yine İbni Ömer (R.A) Hazretleri diyor ki sevgili Peygamberimiz (A.S.V) Vela’nın alım satımını ve hibe edilmesini yasakladı. Vela nedir? Azad etme sonucu efendi ile azatlı köle arasın da teessüs eder ki buna Vela ’yı Itak denir, Vela ’yı Muvalak da denir, şu halde yukarıdaki hadis bu hukuki akrabalığın para ile satışını veya hibe yoluyla bir başkasına devredilmesini yasaklamaktadır. Yine sevgili Peygamberimizden gelen haber de suyun satılmasını yasakladığını rivayet etmiştir, bunu da Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Nesai rivayet etmektedirler. Âlimler çoğunlukla buradan yağmur pınar veya nehir suyunu anlamışlardır. Tirmizi’nin belirttiği üzere insanlar suya muhtaçken bir kimsenin ihtiyacından artan suyu başkasına satmasını mekruh addeden âlimler de mevcuttur. Kişinin kabına aldığı su suyu satabileceğini söylemişlerdir, kendi kabındaki suyunu ama milletin muhtaç olduğu kar yağmur suları, nehir suları pınar suları bunlar satılamaz demişlerdir. Yine Hz. Cabir’den gelen haber de suyun fazlasını satmaya satmayı yasaklamıştır, Müslimi Şerif ve diğerleri rivayet etmektedir. İçmek veya hayvanlarını sulamak üzere başkası istediği zaman bunu vermemekten veya parayla satmaktan yasaklamıştır. Âlimler arazi sulamak için istendiği takdir de parayla satılabileceğine ittifak ederler. Ama içmek için veya hayvanlarını sulamak için zaruri ihtiyaçlar karşısın da su satılmaz.

 

Dakika 25:15

 

Ancak esah olan tahrimi olmasıdır yani bu yasaklamanın, başka su yoksa hayvanları sulamak için o su gerekliyse satamaz yasaklayamaz engel olamaz, ihtiyacından artması halinde de zaruret halin de yine satmaması gerekir, fazla suyu vermemesinin büyük bir günah olduğu da söylenmiştir. Evet, kıymetliler; Nesâi’nin dışın da 5 kitapta, hadisi şerif kitapların da hadis kaynakların da geldiğine göre sevgili Peygamberimiz (A.S.V) emretmiştir; ota mani olmak maksadıyla suyun fazlasına mani olmayın, bunu da Müslim ve diğerlerinin hepsi rivayet etmişlerdir Nesai hariç. Otlağa yakın kuyu var insanlar başka kuyu olmadığı için onun suyundan istifade edemedikleri takdir de hayvanlarını susuzluk endişesiyle oraya otlatmaya getiremeyecekler, o zaman oranın otunu da yasaklamış oluyor o kuyuyu yasakladığı zaman, bu gibi zaruri haller de kimse ne suyu ne de otu diyor yasaklanmasınlar satmasınlar. İhtiyaç fazlası suya mani olmayı yasaklamak da haram kılmaktadır. Kuyu suyunun fazlası yasaklanamaz, Müslümanlar üç şey de ortaktırlar su, ot ve ateş. İşte Peygamberimizden gelen haberin biri de budur Ebu Davud, İbni Mace bu haberi vermektedirler. Sahibi olan arazinin otuna veya kaba alınmış suyuna başkası izinsiz karışamaz bu da ayrı. Adamın kendi tarlasın da sahibi o tarlanın sahibi olan arazinin otuna veya kaba alınmış suyuna başkası izinsiz karışamaz bunlar da başka. Sahipsiz araziden bunların alınmasına kimse mani olamaz demişlerdir. Tutuşturmak maksadıyla köz vesaire isteyenin talebinin de ret edilmeyeceğini anlayanlar olmuştur, adamın ateşe ihtiyacı var ver diyor. Evet, kıymetli ve muhterem izleyenler; yasaklanması yasak olan şey nedir? Bana söyle diye soran birine bakın nedendi? Tuz dedi. Babam tekrar sordu diyor Büheyset-ül Fezariyye’den bu haber. Başka ne var? Diye sordu. Ateş dedi. Sonra tekrar sordu ey Allah’ın Resulü yasaklanması helal olmayan şey nedir? Şanlı Peygamber hayır yapman kendine hayırdır cevabını verdi Ebu Davud rivayet ediyor bunu da.

 

Dakika 30:03

 

Tuz bir kimsenin mülkü içindeyse ondan istifade hakkı sahibine aittir. Bu kendi mülkün de olanlar için değil sahipsiz araziler de meralar da olanlar içindir. Kişi kendi mülkün de istediği gibi tasarruf eder ama yine de toplumun maslahatını da düşünmesi gerekir. Ebu Ümame Resulullah (S.A.V) buyurdular ki şarkıcı cariyeleri satmayın, satın da almayın onlara musikide öğretmeyin, onları alıp satmak şartıyla yaptığınız ticarette hayır yoktur, onlar için ödenen para haramdır. Yine sevgili Peygamberimiz şu ayet bu gibiler hakkın da nazil olmuştur; insanlardan bazıları bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için boş sözlere müşteri çıkarlar, Allah yolunu alaya alırlar işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır. ‘’Lokman Suresi Ayeti Kerime 6’’ yine bunu da Tirmizi, İbni Mace rivayet etmişlerdir. Ancak onlardan alınan para haramdır tıpkı şarapçıya satılan üzümden alınan para gibi, zira bu satışta haram işe yardım vardır demişlerdir. Allah’ı zikirden alıkoyan haram şarkıcı sesleri satın alan şeklin de anlamışlardır boş söz (لَهْوَ الْحَدِيثِ) tabirinin içine bir çeşit yani her çeşit zararlı faydasız hakikati olmayan şeyleri dâhil etmişlerdir. Şarkıcılığın haram olduğuna kayil olanlar da bu hadis ve bu ayete dayanırlar. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) taksimden önce ganimetin satılmasını yasakladı bunu da Tirmizi rivayet etmektedir. Evet, muhterem efendiler, İbni Ömer hazretlerinden gelen rivayette cahiliye insanları devenin etini karnındakinin hamileliği vaktine satarlardı, karnındakinin hamileliği devenin karnındakini doğurması doğanın da büyüyüp hamile kalmasıdır. Resulullah (A.S.V) bu alışverişleri yasakladı, karnındaki de doğar denir ki bunların istikbal de ne olacağı meçhul olduğu için bunlar yasaklanmıştır Buhari, Müslim ve diğerleri rivayet etmişlerdir. Çünkü meçhul bir vadeye talik edilen bunlar yasaktır henüz mevcut olmayan satıcının elin de bulunmayan bir şeyin satışıdır ki bunlar yasaklanmıştır. Ödemenin karnındakinin doğumuna tehiri riba’dır faizdir demiştir Nesâi’nin rivayeti İbni Abbas’tan geliyor Peygamberimizden böyle haber veriyor.

 

Dakika 35:00

 

Çünkü henüz mevcut olmayanın satışıdır ve bu tam bir aldatmacadır faizdir denmiştir. Resulullah (A.S.V) efendimiz erkek deveye parayla çekmeyi yasakladı, bunu da Müslim ve Nesai rivayet etmektedir. Para ile bu işin yapılması münakaşalıdır da demiştir ulama, bunlar da teferruata ihtiyacı vardır ulema gereken incelemeyi yapmış fıkıh kitapların da amelde fıkhı ekber de bunların hükmü ortaya konmuştur. O derslerimize de müracaat edilirse fıkıh boyutunu da oradan öğrenmiş olurlar. Yine sevgili Peygamberimizden gelen haber de hayvanın et mukabilin de satılmasını yasakladı. Bu da Muvatta’nın haberidir İbnü’l Müseyyeb Peygamberimizden anlatıyor. Canlı hayvanın ne kadar et vereceği az mı çok mu olacağı bilinmez, onun için de et mukabili canlı hayvan satılmaz, kestikten sonra satılır eti bir fiyatla. Evet, kıymetliler; meçhul olan kişinin aldanma durumu olan satışlar alım-satımlar yasaklanmıştır. Cenabı Hak her işi yüce İslam’ın şeriatının ölçülerine uygun olmayı nasibi müyesser eylesin, her kazancı helal olan, her sözü her işi hak ve nur olan kullarından eylesin. Amacımız budur yüce İslam bu güzelliklerin tamamıdır.

 

Dakika 37:36

 

(Visited 64 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}