Tefsir 400-01

400- Tefsir Ders 400 hayat veren nurun keşif notları

400- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 400

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Nur Sûresi 21’inci Âyet-i Kerime’den 31’inci Âyet-i Kerime’ler)

 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِۜ وَمَنْ يَتَّبِـعْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ فَاِنَّهُ يَأْمُرُ بِالْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِۜ وَلَوْلَا فَضْلُ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ مَا زَكٰى مِنْكُمْ مِنْ اَحَدٍ اَبَداًۙ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يُزَكّ۪ي مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ﴿٢١﴾

  وَلَا يَأْتَلِ اُو۬لُوا الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ اَنْ يُؤْتُٓوا اُو۬لِي الْقُرْبٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَالْمُهَاجِر۪ينَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۖ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ﴿٢٢﴾

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ﴿٢٣﴾

  يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ﴿٢٤﴾

  يَوْمَئِذٍ يُوَفّ۪يهِمُ اللّٰهُ د۪ينَهُمُ الْحَقَّ وَيَعْلَمُونَ اَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ الْمُب۪ينُ﴿٢٥﴾َ لْخَب۪يثَاتُ لِلْخَب۪يث۪ينَ وَالْخَب۪يثُونَ لِلْخَب۪يثَاتِۚ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ اُو۬لٰٓئِكَ مُبَرَّؤُ۫نَ مِمَّا يَقُولُونَۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ۟﴿٢٦﴾

 

(صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ)

 

Ey îmân edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin, onun izinden gitmeyin, ona tâbî olmayın, ona kulluk etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, şunu bilsin ki o edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı içinizden hiçbir kimse temize çıkamazdı. Fakat Allah Celle Celâlühü, dilediğini temizler arındırır. Allah işitir ama her şeyi işitir ve işittirende O’dur. Allah bilir ama her şeyi bilir başkalarına bilgi vermişse O vermiştir. İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir. Namuslu, kötülüklerden habersiz mü’min kadınlara zinâ isnâdında bulunanlar, dünya ve âhirette lanetlenmişlerdir. Onlar, onlar için çok büyük bir azâb vardır.

 

Dakika 5:25

 

O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edecektir. O gün Allah onlara gerçek cezâlarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın gerçek olduğunu anlayacaklar. Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. İşte bu temiz olan, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır. İftiraya uğrayan kadınların derecesi çok yüksektir. Âişe Annemiz işte bunlardandır ki, derecesi öyle yükselmiş ki Âişe annemizin hakkında ‘’Nur Sûresi’’ gelmiş Yüce Allah onun tertemiz nur bir kadın olduğunu âlemlere cihâna ilan etmiştir.

 

Gaflet habersiz gönlünde hiçbir kötülük bulunmayan günahsız kadınlara iftira edenlerin vay hâline! Bunun için dikkat edilmeli ki, insanlar bir dedikoduyu duyunca enine boyuna düşünmelidir. Hele Müslümanlar birbirlerinin hakkında öncelikle hüsnü zan hâkim olmalı kötü zandan uzak olmalıdır. (لْخَب۪يثَاتُ لِلْخَب۪يث۪ينَ) Habisler habiseler habisler içindir. (لْخَب۪يثَاتُ) Kötü kadınlara deniyor. Hâin karılar murdar erkeklerindir, murdar erkeklerde murdar kadınlarındır. Bunun için zinâ gibi pis fiiller murdar kişiden murdarlardan çıkar ve ancak murdarlara ait olabilir. (لْخَب۪يثَاتُ لِلْخَب۪يث۪ينَ) “Habiseler de habiseler içindir.” (اَلزَّان۪ي لَا يَنْكِحُ اِلَّا زَانِيَةً اَوْ مُشْرِكَةًۘ وَالزَّانِيَةُ لَا يَنْكِحُهَٓا اِلَّا زَانٍ اَوْ مُشْرِكٌۚ) “Zinâ eden erkek zinâ eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez. Zinâ eden kadınlar da ancak zinâ eden veya müşrik olan erkek evlenebilir.” (وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّب۪ينَ) “Tayyibat da Tayyibeler için hoş, pak ve temiz kadınlar pak erkekler içindir.” (وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِۚ) “Tayyibeler de Tayyibat içindir.”

 

Dakika 10:00

 

Temiz pak erkekler pak adamlar temiz pak kadınlar içindir tertemiz, namuslu, iffetli kadınlar içindir tertemiz erkekler. İslam o kadar yücedir ki, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar dünyanın en temiz şahsiyetlerindirler böyle olmak zorundadırlar. İslam Anayasası’nda iffet, İslam Anayasası’nda iffet, ırz ve namus hukûkunun ilk esaslarından olduğu tespit edildikten sonra bu temizlik ile en fazla ilgili olan meskenlerin korunması beşerî münasebet hakları, beşerî münasebet ahlâkı ve hukûku kadınların tesettürü gibi detaylara geçiriyor. Kadın da İslam’da tesettür esastır bunu herkes iyi bilmelidir. Bu konuyu ilâhî emri sulandırmaya kalkmak, bu insanlığın hayrına değil kendi hayırlarına da değildir. Bunun için İslam dini kişinin iç dünyasını temiz tuttuğu kadar dış dünyasını da temiz tutmuştur. Onun için bugün bütün yarattığı yaratıklar bile, bir kuşa bakım tüyleriyle kanadıyla ve güzelim bir sûret ve sireti ile yaratılmıştır. Diğer yaratıklara da bakın her şeyin kendine göre güzel bir elbisesi vardır. Kadından elbiseyi soyup atmakla kadına siz iyilik ettiğinizi mi zannediyorsunuz? Aklınızı başınıza alınız! Allah’ın dediği haktır doğrudur Kur’an-ı Kerim iç dünyanın temiz olduğu gibi dış dünyanın da temiz olması ve Allah kullarını İslam ile korumaya almıştır. İslam tam bir sigortadır, tam bir milli güvenliktir, tam bir ebediyyâtın sigortasıdır, tam bir ebedî mutluluğun kazanımları tamamen İslam’dadır. İslam tabiatüstü, insanüstü Allah’ın kurduğu kurumdur ilâhî nizâmdır. Bu kimsenin aklıyla fikri ile mukayese edilemez. Bütün akılların görevi bu Yüce Allah’ın emrini anlamak gereği gibi Allah’a kul olmaktır. Olayı saptırmaya kalkmak ne kazandıracak sana? Yarın Allah’ın huzuruna gidince Allah’a ne diyeceksin? Sen İslam hukûkunu Allah’tan iyi bilmiyorsun, Peygamberden de iyi bilmiyorsun, Ashâb-ı Güzin’den de iyi bilmiyorsun bir de bizim seçkin müçtehitlerimiz var bunlardan da iyi bilmiyorsun. Ben Kur’an okudum diyorsun bir âyeti- kerimeyi şöyle okuyup da doğru dürüst anlamını veremiyorsun. O âyetin o kelimenin nerelere uzandığı konusunda bunun akademik araştırmasını yapmamışsın yapanlarınkine de bakmamışsın. Bizim kritik araştırmacı mükemmel âlimlerimiz var. Birde bilinen İslam yaşanan İslam icmâ ümmetle bize gelen bir İslam var. Bilinen bilimsel yoldan delilleriyle kesin aslî delilleriyle.

 

Dakika 15:00

 

Birde bunun ehliyetini taşıyan bu ilmin ehliyetini taşıyan yüksek Ulemâ ile ve icmâ ümmetle yaşanarak bilinerek gelmiş dünkü doğan güneş bugün doğuyor yarın da doğacak. İslam ezelî ebedî batması olmayan ebedî doğan güneşlerin üzerine doğan bir nur ve güneştir. Onun için İslam hiçbir şeyle kıyas edilemez. Çünkü Allah’ın kurumudur. Allah’ı yok sayarsan senden aşağı kim olabilir? Sen Yoksun ama o yokluğun cehennemin dibinde değersizliğin anlamındadır. Allah’ı da O’nun emirlerini de kimsenin inkâr etmeye hakkı yoktur. Sen inkâr diyorsan inananlara bir defa onların hak ve hukûkuna da kesin kez saygı göstermen gerekir. İnanmıyorsan senin hâlin sana aittir inananların işine karışma inanmıyorsan bilmiyorsan bilenin işine de karışma. Îmânsız imamlının işine karışamaz bilmeyen bilenin işine karışamaz. Hele Allah’ın işine kimse karışamaz. Onun Kitâb’ını biz öğrenmeye mecburuz. Benim ecdadım, benim milletim ki, İslam milleti dünyada ırkı kim olursa olsun benim İslam milletim Muhammed’in ümmeti onun içindeki seçkin Ulemâ bu yolu bilimsel yoldan bilerek bize kadar getirdiler ve götürüyorlar. Emânet bizim boynumuzda bizde bu emâneti eğer korumazsak ihânet etmiş en büyük hâinlerden oluruz. Emâneti koruyalım mı, ihânet mi edelim? Bilimsellik, çağdaşlık ve bilimselliğin üstünde bilimsellik, çağdaşlığın önünde ve üstünde bir çağdaşlık İslam’ın kendisi Kur’an-ı Kerim’in kendisi Peygamberin kendisidir. Neden böyle? Allah’ın kendisi Celle Celâlühü ezelî ebedî de onun için. O’nun ilminin tecellîsidir Kur’an-ı Kerim Allah’ın ilminin tecellîsi ve büyük bir rahmettir bütün insanlığı kuşatan rahmettir. Onun için İnanmıyorsan inananın işine karışma! Çağdaşlık îmândadır îmânsızlıkta değil. Çağdaşlık bilimde ve medeniyettedir, adâlet ve hukûkun üstünlüğündedir. Zorbalıkta, dayatmada, soygunda, hırsızlık, haydutluk da çağdaşlık olmaz. Çağdaşlık, bütün insanlığın başta insanlığın ve ekosistemin hukûkunu korumak, dünyayı mutlu ve yaşanır hâle getirmektir. İslam mutluluğun ebedî  mutluluğun bütün değerlerini içinde toplayan ilâhî bir müessesedir. Ne batının, ne doğunun dediği gibi değil İslam Allah’ın dediği gibidir. Bunu Muhammed’e öğretmiş (A.S.V) Ashâb öğrenmiş bu okulda okumuş, Tâbiîn okumuş bizim müçtehitlerimiz ve İslam ben Müslümanım diyen doğulu batılı kim varsa bunlarda buradan nasîbini almaya çalışmıştır ve çalışacaktır. Bütün insanlığı İslam kucaklar. İslam’ın her şeyi evrenseldir. Sen bunu kabul etmiyorsan sen kendin bilirsin sana illâ kabul et diye bir dayatmacı yok. Ama sen inananlara dayatmacı olma zorbalığı bırak.

 

Dakika 20:00

 

Dayatmayı bırak senin dediğin gibi olmaya kimse mecbur değil. Ama ben Allah’ın dediği gibi olmaya mecburum. Allah’ın ne deyip ne demediğini de Kitâb’ını iyi okuyacaksın, İslam’ı iyi bileceksin ona göre de Allah’a kulluk edeceksin. Bilmeden de olmuyor bu iş bilerek ama doğru bilerek. Birilerini de taklit ederek de bilgi olmaz bilginin kaynağına ulaşmak lâzım. Kur’an-ı Kerim’in kendisi bilginin kaynağı ve Hazreti Muhammed ve İslam’ın aslî delilleri ve ferî delilleri bu işin kaynağıdır. Allah bütün İslam âlimlerinin hepsine bol bol rahmet eylesin. İlimle uğraşan bilimsel uğraşı içinde olan  ne kadar îmânlı bilginlerimiz, Ulemâmız varsa Allah çok çok rahmet eylesin. Onların üzerinden ebedî mutluluk ve nur-i ilâhî eksik olmasın. Çünkü ilim ruhlar üzerinde doğan bir güneştir ebedî batmaz. Sen kaçmazsan inkâr etmezsen o güneş senin bağrında parlamaya ebedî devam eder. Bu dünya yok olacak ama îmân güneşi İslam güneşi ebedî doğmaya devam edecek, ebedî aydınlatacak ve cennetler İslam’ın sahasındadır İslam’ın içerisindedir. Bütün cennetleri arıyorsan İslam’ın içine bak, Kur’an’ı Kerim’in içine bak, Hz. Muhammed’i iyi  dinle, Kur’an-ı Kerim iyi anla o zaman Allah’ın ne dediğini anlarsın Allah’ı iyi tanırsın veya tanımaya çalışırsın.

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿٢٧﴾

فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا ف۪يهَٓا اَحَداً فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتّٰى يُؤْذَنَ لَكُمْۚ وَاِنْ ق۪يلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ﴿٢٨﴾

  لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ مَسْكُونَةٍ ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ﴿٢٩﴾

قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ ذٰلِكَ اَزْكٰى لَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ﴿٣٠﴾

وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَٓائِهِنَّ اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ اَوْ اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ اَوْ نِسَٓائِهِنَّ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ﴿٣١﴾

 

Dakika 25:20

 

Ey îmân edenler! Ben Müslümanım deyip İslam’ın tümünü kabul edenler ve tasdik edenler ikrâr edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Kimsenin evine izinsiz girmeyin. Bu sizin için daha iyidir, daha hayırlıdır herhâlde (bunu) düşünüp anlarsınız.

 

Kim diyor bunları? Yüce Rabbimiz söylüyor. Şu medeniyetine bir bak Kur’an medeniyetine, İslam medeniyetine bir bak! Ruhlar üzerinde kalpler üzerinde bir nur medeniyeti ki, bu İslam medeniyetidir. Muhammed’in eliyle dünyada kurulan bir ebedî saadet medeniyetidir, Allah’ın rahmetinin tecellîsidir.

 

Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.

 

Başkasının evine zorla girilir mi? Girildiği zaman hak hukûk olur mu? Medeniyet, özgürlük olur mu? Mesken emniyeti olur mu? Namus emniyeti olur mu? Mal mülk emniyeti olur mu? Hürriyet olur mu? İslam her yönüyle Allah’a giden bir hürriyet yoludur medeniyet yoludur. Ama Allah’tan gelen Allah’a giden yoldur birilerinin uydurduğu değildir. Bu Allah’a giden Allah’tan gelen bu yol, bunun önderi Hazreti Muhammed’dir. Rehberi içindeki bütün kurallarını içinde toplayan Kur’an-ı Kerim İslam’ın bizzat kendisidir.

 

İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Bak ne diyor; İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir. Allah’ın bilmediği olmaz Allah her şeyi bilir Celle Celâlühü. (Rasûlüm!) Ey Şanlı Peygamber âlemlere rahmet olarak gönderdiğim Habîbim Muhammed Mustafa (Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem!) Mü’min erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırz ve namuslarını da korumalarını söyle. Dikkat et! Bakın Yüce Allah erkeklere diyor ki; Gözlerinizi (harama) dikmeyin namusunuzu koruyun diyor. Sen ne kadar namuslu isen karşının da namusunu değerini bilmen lâzım. Senin anan sana ne kadar muhteremse öbürünün anası da, bacısı da ve kız kardeşi ve diğerleri de o kadar muhteremdir.

 

Dakika 30:00

 

Kendi namusunu bilen başkasının namusunu bilmek zorundadır, kendi değerini bilen karşının da değerini bilmek zorundadır. Cenab-ı Hak işte onun için diyor ki; Ey Habîbim ey Muhammed! Tabii bunu Kur’an-ı Kerim söylüyor Kur’an’ı da cihâna Hazreti Muhammed açıkladı. Kıyâmete kadar Kur’an-ı Kerim dünyaya emirlerini duyurmaya devam ediyor ve ebedî bir kitap bu. Mü’min erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle: Bakın, sadece erkeklere değil kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Burada ziynetten maksat kadının vücududur ziynetlerini teşhir etmesinler. Ne diyor? Kadın vücudunu teşhir etmesin. Nedir teşhir? Kadının vücudunun açılmasıdır. Açmasınlar ziynetlerini korusunlar. Kadın bütün vücudu ile ziynettir. Burada kadının Cenab-ı Hak hem değerini anlatıyor hem de bu değerin korunmasını anlatıyor. Kadın İslam’da ipeklinin içindeki bir inci dağı gibi korunmaktadır. Kadına en büyük değeri İslam vermiştir bundan 14 asırdan daha önce bu değer verilmiş İslam ile. Dünyadaki verilen haklar kadının fıtratına, hilkatine, onun ruhsal yapısına, onun biyolojik fiziksel yapısına uyuyup uyumadığına şöyle bir bak, Allah kadar kimse bilir mi bunu? Bilmez. Allah yarattığını daha iyi bilir. Kadını Allah yarattığı için kadına Allah onun mutluluğu onun huzuru dünyada ve âhirette onun ebedî mutlu olması için kadına da Cenab-ı Hak kurallar koymuştur. Onu hâin gözlerden ve her türlü zarardan onu koruma altına almıştır bu kadına verilen değerdir. İslam kadına değer vermiyor ikinci sınıf kabul ediyor demek İslam’ı bilmemek Allah’ı da bilmemektir. Allah’ı doğru tanı İslam’ı da doğru tanı. Ey Müslüman kadınlar! Doğuyu, batıyı taklit etmeyin Allah’ın emrine bakın Allah’a kul olun. Muhammed Mustafa, Hatice-i Kübrâ, Âişe’yi Sıddıkâ, Fatıma-tüz Zehrâ ve diğer ümmetin kadınları bilimsel İslam’ı bilimsel olarak tam ilmi delillerle bilen gerçek müçtehitlerin bir İslam anlayışıyla hareket edin. Batıyı taklit etmeyin doğuyu da taklit etmeyin İslam ne doğunun tekelinde, ne batının tekelinde. İslam doğunun da üzerinde batının da üzerinde tabiatüstü Allah’ın kurduğu bir kurumdur ve ‘’Nizâm-i İlâhî’dir.’’ Onun için ‘’Nur Sûresi’nin’’ bu âyetlerine de kadınlarımız, erkeklerimiz herkes dikkat etsin. Allah’a inanan, Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın Kitâb’ı olduğuna inanan, İslam’ın Hakk’ın dini hak din olduğuna inanan Hz. Muhammed’in hak ve evrensel cihân Peygamber olduğuna inanan herkes Kur’an-ı Kerim’i İslam’ı doğru anlasın.

 

Dakika 35:20

 

Bunun için İslam bütün çağların önündedir. Ne diyor Cenab-ı Hak; Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. İşte Kur’an-ı Kerim’de başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları… Dikkat et buraya! Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları yani (mü’min kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler yahut henüz kadınların gizi kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Bunların dışında nikâh düşenlerin hiçbirine açılıp saçılmasınlar ziynetlerini göstermesinler. Kim diyor bunu? Yüce Allah söylüyor. Bunlar en yakın olanlar nikâh düşmeyenler bunlar senin mahremin. Nikâh düşmeyenlerin yanında biraz kolların açılması saçının, başının birazcık açılması ama vücudunun her tarafı değil tabii bunların iş güç icâbı evdeki rahatlığı icâbı bunlar müstesnâ. Yabancı erkeklere karşı, nikâh düşenlere karşı nikâh düşen senin yakın akraban vardır bunlara karşı da ziynetlerini diyor Cenab-ı Hak teşhir etmesinler. Bunların dışında bakın katiyyen ne yapsınlar; ziynetleri anlaşılsın diye de, ayaklarını yere de vurmasınlar. Nikâh düşen yabancı erkeklere karşı ziynetlerini göstermesinler diyor. Dikkat et buraya! Ziynet kadının vücududur ve aynı zamanda ziynetin kadının vücudu olduğu gibi ziynet olduğu gibi elbisesi ve elbisesinin üzerine taktığı ayrıca ziynetler vardır küpeleri vardır. Ve aynı zamanda boğazına taktığı bileklerine taktıkları vardır bunun gibi ziynetlerini de diyor göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye bakın buraya da dikkat çekiyor, gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler! Müslümanım diyen Kur’an-ı Kerim’e İslam’a inandım diyenler hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.

 

Dakika 40:00

 

Şuana kadar bu konulara dikkat etmemişsen derhal tövbe et. Gerçek İslam’ın istediği bak ne diyor; Başörtülerini yakalarının üzerine koysunlar diyor. Bu bilhassa genç kadınlar içindir yaşlanmış kadın fazla örtünmesine başörtüsü koyması normal örtülmesi yaşlı kadınlar için yeterlidir. Bilhassa genç kadınlar kız veya kadın bakire veya dul fark etmez genç kadınlar bu kurallara Allah’ın bu ortaya koyduğu kurallara dikkat etmek zorundadırlar. Çünkü biz Allah’ın kullarıyız görevimizi Allah’ın emrettiği gibi yapmadıkça Allah’a âsî oluruz. Hem isyâna devam edeceksin hem de el kaldırıp Allah’tan bir şeyler isteyeceksin. Bu görüyorsun çelişki bu tövbe et, tövbe et burada yapılacak ilk şey tövbedir. Tövbe istiğfar et görevini doğru yap. Batılı şöyle diyor doğulu böyle diyor güneyli kuzeyli böyle diyor diye din olmaz dindarlık da olmaz. Allah ne diyorsa onu yapacaksın, Peygamber ne diyorsa onu yapacaksın. Gerçek İslam müçtehitlerinden herhangi bir ekolü bilmiyorsan takip edeceksin yani bilenleri. Bunun için ey mü’minler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. (وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً) Ne diyor? (وَتُوبُٓوا) Tövbe ediniz. Kime? (اِلَى اللّٰهِ) Allah’a (جَم۪يعاً) toptan tövbe ediniz. İslam âlemi

Ümmeti Muhammed toptan tövbe etmelidir. Niye? Her biri birini taklit ediyor. Hak ilimden başkası taklit edilemez. Hak ilim nedir? İslam’ı bilen müçtehitlerimizin ilmidir. Bunun dışında ne doğu ne batı, ne güney ne kuzey kimse taklit edilemez. Sen kimin kulusun ki, kimi taklit ediyorsun. Sen kimin kulusun ki, kimin emrindesin sen, kime itaat diyorsun? Allah’a isyân edilerek Müslümanlığın olmayacağını biliyorsun bilirsin bilmelisin. Her birisi çıkmış ötmesini bilmeyen vaktini de bilmeyen ve burnu gübrelikten kurtulmayan ötmesini bilmeyen horozlar gibi ötüyor birileri. Kafaları karıştırmak câhillerin ahlâkını bozmak ve insanlara ayrı ayrı bölüklere bölük börçük Müslümanları parçalamak için neler, neler ortada ne entrikalar ne komplolar dönmektedir. Ey Müslüman! Bunlara karşı bağışıklı olman için, mukâvemetli olman için, hak bilgiyle donanman gerekiyor. Hak bilgi gerçeği bilenlerle beraber ol. Her biliyorum diyene dikkat et. Kur’an’ın kendisini konuşturmuyorlar birilerini konuşturuyorlar dikkat et. Kur’an-ı Kerim’in kendi konuşulacak kendi Kur’an konuşacaktır birileri değil. Yiğitlerse açsınlar Kuran’ı kelime, kelime ortaya koysunlar Kur’an-ı Kerim’in anlamı. Burada Hazreti Muhammed, Sahâbî, müçtehitlerimiz ne demişler kendi zırzırlarını değil bu işi bilenlerin ilmini ortaya  koysunlar.

 

Dakika 45:00

 

O zaman hakîkat ortadadır İslam ve Kur’an bir güneştir batmayan ebedî nurun güneşidir, nurun aydınlığıdır. İslam tamamen nurdur, tamamen mutluluktur, tamamen ilim irfândır, tamamen İslam bilim, bilim üstü bilimdir. Benim dediklerimden daha yücedir. Neden? Allah’ın ortaya koyduğu nizâm da onun için. Beşerî değil bu İslam beşeri değil ki, insanların ortaya koyduğu bu düzen değil Allah’ın nizâmı, Allah’ın kânûnları, Allah’ın ilminin tecellîsi. Kur’an-ı Kerim ne? Kelâmullah Allah’ın kelimelerinin tecellîsi, ilminin tecellîsi İslam. Sen neden bahsediyorsun? Niye Kur’an-ı Kerim’e biz hürmet ediyoruz? Abdestsiz elimizi dokunmak istemiyoruz niye? Allah’ın Kitâb’ı, ona abdestsiz dokunanlar Allah’ın Kitâb’ı olduğunu inkâr etmedikleri hâlde bakın hürmet etmeyi bilmiyor. Abdestsiz dokunuruz dokunurum diyor çıkmış birileri konuşuyor. Kur’an’ı Kerim’e lafsına, mânâsına onun bütün maddî ve manevî neyi varsa onun hepsine hürmet gerekir. Sen şimdi bir elbise giydin içinde sen varsın peki, ya, dışında senin elbise var sen kaç paralık adamsın denir mi sana? İçinde sen varsın; ha bunun içinde mürekkep var, harfler var, harflerin içinde de ilâhî kelâm var. Şimdi o dışında mürekkep var, kâğıt var, harf var diye içindekini inkâr edebilir misin? Dışında senin et var, kan var, kemik var ruhunu inkâr edebilir misin? Kur’an-ı Kerim Cenab-ı Hak harflerin içinde kelimelerin içinde kendi kelâmını bunların içine ne yapmış? Yerleştirmiş. Harfler, kelimeler onun elbisesi onun dışına giydirilmiş bu da insanlara böyle tecellî etsin insanlar anlasın diye. Bakın Cenab-ı Hakk’ın lütfuna bakın, şu keremine bakın! Hem de bir lisan Arap lisanı üzerine gönderiyor ama Arapçayı geliştiriyor, yükseltiyor. Çünkü Kur’an yüce, Kur’an-ı Kerim yüce kitap, Allah’ın Kitâb’ı (C.C). Bunun için kıymetliler ne yaptığımızı bilerek hareket etmeye çalışalım. Eksiklerimizle, kusurlarımızla cehâletimizle savaşalım o zaman işte bilimde ilerleriz, gerçek bilgi elde ederiz her bilgi hak bilgi ruhta parlayan bir nurdur. Derslerimiz hayat veren nurun dersleridir, keşif  notlarıdır, irşâd notlarıdır. Benim anlattığımdan Yüce İslam daha yücedir, daha güzeldir. Kusur insanoğlundadır İslam’da kusur yoktur. İslam o kadar yüce ki insanoğlu İslam’ı anlatırken kendi seviyesine düşürüyor onu öyle anlatıyor. Kendi seviyesi belli; İslam’ın kalitesini de düşürüyor farkında değil ve doğru yaptığını zannediyor. İslam’ı İslam olarak anlatmaya çalışmak lâzım ve aczini, cehlini, gafletini de itiraf ederek. İslam çok yüce…

 

Dakika 50:05

 

Ensâr’dan bir kadın gelip Hz. Muhammed’e Ensâr’dan bir kadın gelip: “Ya Rasûlallah! Ben evimde öyle bir hâlde bulunurum ki o hâlimle hiç kimsenin beni görmesini istemem.” Bakın, bir kadın böyle diyor Peygamberimize. Tabii kadın evinde istediği gibi davranır edebine edebi kurallara da dikkat eder ama tabii yerine göre açılır saçılır da fazla olmamak haddini aşmamak kaydıyla. Şimdi fakat diyor ailemden bir kimsenin üzerime gelip giriverdiği de eksik olmaz demişti. Bunun üzerine bak Cenab-ı Hak ne diyor; (يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا) ‘’İlâ Âhiri’l Âyeh’’ bu âyet geliyor. Bakın ne diyor; (لَا تَدْخُلُوا بُيُوتاً غَيْرَ بُيُوتِكُمْ) “Kendi evlerinizden başka evlere odalarınızdan başka odalara… Dikkat et! Kendi evin ama bir odadan öbür odaya geçeceksin orada da başkaları var o odada. (حَتّٰى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاۜ) “Sahiplerine geldiğinizi fark ettirip ev halkına selâm vermedikçe girmeyiniz” izin isteyiniz girebilir miyim diye kapıdan kapı örtüktür açma kapıyı izin al öyle gir içeri izin verilirse verilmezse sakın girme. Bakın bu âyetler geldi; Baskın yapar gibi birdenbire vahşicesine girivermeyip insanlığa yaraşır ve duruma uygun bir yakınlık ortaya koymak demek olur. Ebû Eyyûb’dan  rivâyet edilmiştir ki (Radıyallâhu Anhü ve Erdahüm Ecmaîn): “Ya Rasûlallah! İstinas nedir?” dedik. Buyurdu ki: “Öksürerek tekbir ve tesbih ile ev halkını haberdar etmektir.” Teslimde, Esselâmu Aleyküm demektir. Yani bir odadan bir odaya veya bir başkasının evine gittin kapısına vurursun, selâm verirsin ve orada öksürerek veya geldiğini haber vermek kaydıyla bu şekilde durumu haberdar edersin. Herkesin kapısında zil yok belki kapıya vurunca içerde duyulmayacak bir ortamda olabilir. Bunun için ortamın gerekleri şartlarına göre hareket edersin. Şu hâlde istinas açıkça izin isteme ile yumuşak bir şekilde haber verme ve fark ettirmeden daha geneldir. Ve izin istemek ise şarttır. Yani izin isteyeceksin dışarıdan sesleneceksin veya zile bastın kim o dediler veya demediler acele etme, üç defa bunu biraz fasıla ile ara vererek üç defa tekrar et izin verilmezse sakın içeri girme. Sünnet veya edep olmakla izin isteme şeklinde olması sünnet veya edep olmakla… Meskenler, oturma yerleri tecavüzden ve her türlü edepsizliklerden korunmalıdır.

 

Dakika 55:00

 

Bu aile emniyeti, mesken emniyeti, evler tam emniyet içinde olmalıdır bu da istinas fark ettirme ve selâm iledir. Birisi Rasûlullah’tan izin isteyip bakın, ‘’Ellecü vülüc’’ edeyim mi yani girebilir miyim demişti Peygamberimize. Peygamber (S.A.V) de, “Revza isimli bir kadına bak ne diyor; Kalk şuna izin istemeyi öğret, izin isteme işini güzel yapmıyor ona şöyle söyle; ‘Esselâmu Aleyküm e-edhul’ yani girebilir miyim gireyim mi, desin ve selâm versin buyurmuştur. Adam da bunu işitmiş ve söylemiş. Bunun üzerine gir buyrulmuş.

(اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِۚ) “Kıyâmetin zamanının ilmi muhakkak ki Allah nezdindedir.” Lokman Sûresi 34’üncü âyetin sonuna kadar okumuştur. Sevgili Peygamberimiz Allah’u Teâlâ bana birçok hayır verdi. Yani diyorlar ki Peygamberimize: “Senin de bilmediğin var mı?” diyorlar. Peygamberimiz diyor ki: “Allah’u Teâlâ bana birçok hayır verdi bununla birlikte hiç şüphe yok ilimde öylesi vardır ki onu Allah’tan başkası bilmez buyurmuş” ve bu âyeti Lokman Sûresi’nin 34’üncü âyetini okumuşlardır. Câhiliye halkı yani İslam’dan önceki toplumlar mahremiyete saygı gözetmedikleri gibi, mahrem nedir, namahrem nedir aynı sığı sürüsü gibi hergele gibi yaşıyorlardı bazı yönleri böyleydi. Bunlar selâm duasını bilmezler. Ama bunun yerine bugünkü dünyada yapmacık olanlar olduğu gibi o zamanda şöyle diyenler vardı; Sabahınız hayat olsun veya hayır olsun, akşamınız hayat olsun bugün de İslam selâmını kabul etmeyen ve günaydın,  tünaydın diyenler var. Onlar onların olsun selâm İslam selâmı bizim olsun. Ama biz istiyoruz ki Allah’ın İslam bir rahmetidir bu rahmetten herkes nasîbini alsın. Ama bu zorla değil herkes kendi isteği ile olacak bir hidâyeti rabbaniyedir kul ister Allah verir. Kul istemezse Allah, İslam çok kıymetlidir. İstemeyene gidip de ona zoraki vermez. Hiçbir şeyde zorlama olmadığı gibi Allah da kimseye zorlamaz bize de zorlamayın diyor zaten. Ama tebliğ edin diyor anlatın benim yüce emirlerimi yüce kitâbım Kuran’ı, İslam’ı cihâna anlatın diyor. Anlatmak boynumuzun borcudur bütün Müslümanlar dünyada bildiği kadar, becerdiği kadar dosdoğru ama doğru olmayan bilgi, bilgi değildir.

 

Dakika 1:00:00

 

Güdük bir medeniyetin âdeti olduğunda şüphe yoktur. Yani câhiliye putperest adetleri vardı kendilerine göre. Hudutsuz selâmet duygusu vaat ve telkin eden selâmı tabii bilmiyorlardı. Müslüman değil ki, nereden bilecek; Eliyle yaptığı putlara tapıyor, kendisi gibi kullara tapıyor, yaratılmışlara tapıyor bugünde olduğu gibi. Bugün de herkes bir grup kurmuş grubu önderi ne derse onu yapıyor. Allah ne derse bunu yapıyım diye bir amacı yok. Tabii ki Allah’a kulluk yapanlar kula kul olmayanlar müstesnâ. Allah’a kulluk yapmayan mutlaka birinin kuludur. Ya nefsinin kuludur hevasının emrindedir veya bir başkasının kuludur ama kendisi de bilmez bilse o duruma düşmez zaten. Bilmek istemiyor tehlike orada, hakîkati dinlemek istemiyor tehlike orada. Bunu önleyerek diğer iyi temennilerle yetinmek bir câhiliyet eseri olacağından hoş değildir mekruhtur. Yani selâmın yerine bir başkası konamaz ‘’Esselâm’’ Allah’ın ismidir. Allah’ın yerine başkası konur mu? Konmaz. Yok ki başka ilâh yok ebedî, ezelî Allah bir O’nun selâm da O’nun isimlerinden bir isimdir içeriğindeki mânâ çok zengindir. Hudutsuz bir selâmet duygusu vaad ve telkin eden selâmın yerini hiçbiri tutmaz. Bunun için istihzan üçtür. Nedir istihzan? Üç defa yani bir eve gittin izin istemek üç defadır. Birincisinde kulak verirler sen diyelim ki kapıyı çaldın selâm verdin birincisinde kulak verirler ikincisinde hazırlanırlar üçüncüsünde izin verirler veya vermezler o artık onların bileceği iş. Acele ettirilmeyip aralarında biraz bekleme ile yapılmalıdır. Peş peşe tak, tak, tak, tak kapıyı vurup işte üç defa çaldım demek bir kere bile değil bu normalde değil. Normal medenî kurallara uygun olarak bu ara vererek fasıla ile üç defa kapı çalınır veya zile basılır izin verilirse girilir, verilmezse dönülür. Bunları Kur’an-ı Kerim’de birer âyet olarak görüyoruz. Şiddet ile kapı çalmak ev sahibine bağırmak ise bunlar haramdır. Hakaret ediyorsun, tecavüz ediyorsun özlü tecâvüz bunlar haramdır. Bunun için (اِنَّ الَّذ۪ينَ يُنَادُونَكَ مِنْ وَرَٓاءِ الْحُجُرَاتِ اَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ Hucûrat 4) Peygamber Efendimizin dünya ilimden irfândan mahrum bir ortamda dünyaya Peygamber olarak en yüce medeniyeti İslam medeniyetini kurucu olarak geldi dünyaya. Bakın, insanları bir yandan eğitiyordu, bir yandan da onların eğitimine sabrediyordu. Bakın o bedevîler, aklı ermeyenler, câhil cühelâ, tahsili kültürü olmayan ki… Tabi bu İslami mânâda bugünde çağdaş etiketliler var onlarında birçoğu bunları bilmiyor.

 

Dakika 1:05:00

 

Rasûlüm! Bak, Cenab-ı Hak ne diyor bu âyet-i kerimede: “Rasûlüm! Sana odaların arkasından bağıranların çokları aklı gelmez kişilerdir.” ‘’Hucûrat Sûresi 4’üncü âyeti kerimede’’ Cenab-ı Hak böyle diyor. Kapıya yönelerek izin isteme ‘‘la teste’zin ve ente testakbilül bâbe’ kapıya yönelerek izin isteme! Bakın, El-Hindi Kenzu’l Ummal’da de bu rivâyet bulunmaktadır. Çünkü kapıya gözünü dikme, kapıya bakarak da hareket etme. Ya? Bir yan tarafa veya sırtını dönerek izin iste belki kapının kenarından içeride hoş olmayan bir şeyde görülebilir. Böyle de yapma diyor bak Peygamber Efendimiz (A.S.V). Yine bakın ne diyor; Nebi’yi Ekrem Hz. Muhammed Mustafa’ya bir adam: “Annemden de izin isteyecek miyim?” dedi. Peygamberimiz; “Evet” buyurdu. Bak annenin evine girerken bile izin isteyecek miyim? Diye soruyor biri. Evet, diyor Peygamber Efendimiz izin isteyeceksin diyor. Onun benden başka hizmet edeni yok “her girişimde izin mi isteyeyim?” dedi. Peygamber Efendimiz (Aleyhisselâtu Vesselâm) dedi ki o adama; “Ananı çıplak görmeyi arzu eder misin?” buyurdu. O da: “Hayır!” dedi. Öyleyse izin iste dedi. Belki o hâlde bir durumda olabilir dedi. Bu 14 asır önce bakın İslam’ın kurduğun medeniyet, daha bugünkü dünya bu medeniyete ulaşamadı. Dünya da hâlâ çağdaşlık var medeniyet yok. Hâlâ dünyada ruhlar ve kalplerde bu medeniyet bu terbiyeyi yeteri kadar bulanmazsınız. Sosyoloji, psikoloji ve diğerleri bu medeniyete ulaşması çok uzak görünmektedir hattâ batılı bir bilim adamının “Royy’da” bunlardan. Muhammed’in medeniyetine kimse ulaşamaz diye itiraf edenler de yok değildir. Royy‘da bunlardandır ve emsalleri de. Ve içeri girmek için ısrâr edip direnmeyiniz. (فَارْجِعُوا) Hemen dönünüz eğer izin verilmezse (هُوَ اَزْكٰى لَكُمْۜ) o dönüvermek sizin için daha temizdir edebi kurallara uygundur.                             (وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَل۪يمٌ) Ve Allah her yaptığınızı bilir. İçinizde kendinize ait meta mal bulunan ve oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur.

 

Ebû Bekir-i Sıddık (Radıyallâhu Anh): Ya Rasûlallah! Biz ticaretimizde çeşitli yerlere gider ve hanlara konarız. Yani otellere hanlara konarız. Bugün bunun yerinde oteller bulunmaktadır ve başka yerler bulunmaktadır. “İzin verilmedikçe onlara girmeyelim mi? demişti Ebû Bekir Sıddık (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn). Bakın bunun üzerine bu âyet nâzil oldu diye rivâyet edilmektedir. “İzinsiz başkalarının bulunduğu hiçbir yere girilmez.”

 

Dakika 1:10:20

 

Gayrimeskûne boş olan meskenler, oturulmayan meskenler, metâ, mal mülk fayda ve istifade edilen herhangi bir şeye metâ denmektedir. (ف۪يهَا مَتَاعٌ لَكُمْۜ) İşlerinde herhangi bir şekilde faydalanma yetkiniz ve bundan dolayı bir çeşit girme hakkınız bulunan evler odalar demektir ki: “Han, hamam, dükkân, depo” vesâire gibi umuma açık olan yerlere şâmil olduğu gibi intifâ yani yararlanma hakkını geçici olsa da başkasına vermiş ise, yine önceki âyetlerin hükmü geçerlidir, izin olmadan giremez. Ama umuma açık olan yerlere zaten girilir, çünkü umuma açıktır. Meselâ bir han, hamam, dükkân depo, vesâire gibi umuma açık olan yerlere şâmildir bu âyeti kerimeler. Ama intifâ, yani yararlanma hakkını geçici olsa da başkasına vermiş ise yine önceki âyetlerin hükmü geçerlidir izin olmadan giremez. (وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ ‘’Mâide 99’’) “Ve Allah Celle Celâlühü sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.” Mü’minlere yani mü’min erkeklere söyle; (قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ) Gözlerini indirsinler harama bakmaktan ayıp bir şey görmekten sakınsınlar. Dikkat et! Allah’u Teâlâ burada erkeklere diyor. Karşında bir haram gör bak gözünü açtığın karşıya diktiğin zaman haram bir şey göreceksen diyor gözünü aşağı indir bakma diyor.

 

Sofi ’yeden bir Şiblî ‘’Kuddise Sırruh’’ ona sormuşlar bu âyeti (يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ) ne demektir, diye sormuşlar da, Şiblî ‘’Kuddise Sırruh’’ demişti ki: “Baş gözlerini haramlardan, kalp gözlerini Allah’tan gayri şeylerden çeksinler.” Şu cevaba bakın mükemmel bir cevap. Kur’an-ı Kerim’in ve âyetlerin ruhuna uygun bir cevap. Tekrar ediyorum Şiblî’nin bu âyetten anladığına bir bakın. Ne diyor; “Baş gözlerini erkekler haramlardan kalp gözlerini Allah’tan gayri şeylerden çeksinler.” Kalp gözün Allah’a baksın diyor O’nun emrinde olsun diyor. Kalbin gözü Allah’a bakmalı emirlerine bakmalı O’nun emirleri Şârî Teâlâ olan Allah’ın şeriatının kurallarıdır onlara bakmalı. Kalp Allah’a bakmalıdır. Ve baş gözleri de erkekler diyor kadınlar da dâhil şimdi kadınlara gelecek âyet var peşinden. Bakın haramlara diyor bakmaktan tamamen baş gözlerini çeksinler hiçbir harama bakmasınlar diyor. Baş gözlerini haramlardan ne diyor; çeksinler kalp gözlerini de Allah’tan gayri şeylerden çeksinler. Burayı iyi anlarsan çok şey kazanmış olursun. “Kalp gözlerini Allah’tan gayri şeylerden çeksinler.”

 

Dakika 1:15:55

 

Önemine binaen tekrar ediyorum ki Allah’ın hidâyet ettiği kulların anlaması için. Bunlar vesiledir hidâyet Allah’tandır vesileler de Allah’tandır. (وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ) Irzlarını da korusunlar, namuslu olsunlar avretlerini örtüp ırz ve namuslarını korusunlar.

 

Kıymetli dostlarım,

 

İşte füruc: İki şey arasındaki açıklık apış arası erkeğe de dişiye de kullanılmıştır bunlar.

(اَحْصَنَتْ فَرْجَهَا) Fercini korudu ‘’Enbiyâ Sûresi 91’inci âyet-i kerime’’ Avret mahalli bilinen cinsel organdan ibâret değildir. Apış arası denilen açıklık boyunca uzar ki bunun azamisi topuklara kadar varırsa da en yakın birinin adı dizüstü oturulduğunda belirleneceği üzere göbek altında dizlere kadardır bu asgarisidir, tamamı değil. Bunun için erkeklerde korunması ve örtülmesi farz olan bir avret mahalli bu bilinen en az miktardır. Göbek ve diz altı, fazlası müstehaptır erkeklerde göbekten diz altını tam korumak farzdır fazlası müstahaktır. Kadınlarda da bundan sonraki âyetin delaletiyle tepeden topuğa kadardır. Kadındaki örtünme yeri avret mahalli kadında tepeden topuğa kadardır. (اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ) “Şüphe yok ki Allah, her yaptıklarından haberdardır.” Erkeklerin nerelere göz diktiklerini en iyi şekilde bilir. Çünkü Allah her şeyi bilir. Niyetleri bilir, kalpleri bilir, ruhları bilir, sırları bilir, sırların sırlarını bilir bilmediği yoktur. (وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ) Şimdi kadınlar için bak ne diyor; mü’mineler de yani Müslüman kadınlara îmânlı kadınlara da yani mü’min kadınlara da söyle: (يَغْضُضْنَ مِنْ اَبْصَارِهِنَّ) “Gözlerini indirsinler, helâl olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar.” Kime diyor? Kadınlara diyor bunu da Cenab-ı Hak. Zîrâ bakmak zinânın postacısıdır derler. Çünkü önce bakışların indirilmesi emrinin gelmesi bu nükteye işarettir. Ne demişler? Bakmak var ya, zinânın postacısıdır derler. Müelliflerimizden birçoğu söyler bunu müellif Elmalı da bunu böyle söylemiştir.

 

Dakika 1:20:15

 

(وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ) “Ve kadınlarınız avret yerlerini korusular tamamıyla örtüp zinâdan korunsunlar.” Kim diyor bunu? Yüce Allah söylüyor işte âyet-i kerime. Kur’an-ı Kerim’in 31’inci Nur Sûresi’nin 30-31’inci âyetlerine şöyle bir bakın. “Ve avret yerlerini korusunlar tamamıyla örtüp zinâdan korusunlar.” (وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ) “Ve ziynetlerini teşhir etmesinler.” Kadının ziyneti denince örfte taç, küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir. ‘’A’râf Sûresi’nde’’ (يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ) “Ey Âdemoğulları! Her mescide gidişinizde ziynetli elbiseler giyin” ‘’A’raf Sûresi buda 31’inci âyet.’’ Bu âyet-i kerimede: Ziynetin elbise demek olduğu da geçmişti. Önceki derslerimizde burası izâh edilmişti. O hâlde bu ziynetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan ve vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Dikkat et buraya! Vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücutlarını açmak şöyle sursun üzerlerindeki ziynetleri bile açmasınlar. Bununla birlikte bir kısım âlimler burada ziynetten maksadın ziynetin takıldığı kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir. Ki yüz, sürme ve allık yeri, baş, taç yeri, saç örgü ve büklüm yeri, kulaklar küpe yeri, boyun göğüs ve gerdanlık yeri, el, yüzük ve kına yeri, bilekler bilezik yeri, pazılar pazıbent yeri, baldırlar halhal yeri, ayaklarda eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz. Bu âlimlerden bazıları Muzafın Hasfî veya zikri hâl irâdeyi mahâl ile ziynet yeri takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da kadının vücudundan aynı olduğu zaman, o ziynetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla câiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir. O ziynetler kadının vücudunda iken, bunlar teşhir edilmesi istenmiyor. Ama kadının vücudundan alıp da bir yere koyduğun zaman artık o ziynet kadın üzerinde etkisi ortadan kalkıyor. Bazıları da yine bu delil ile kadının asıl ziyneti, vücudunun güzel yaratılışı, ziynet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu ziynetten maksadın yalnız vücut olduğunu kabul etmişler. Ve kadınların birçoğu yapmacık ziynetten uzak bulunmakla zaten ziynetli oldukları hâlde, yaratılış ziynetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir ziynet olması, hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından, bu tahsisin için bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir. “Kadınlar yaratılıştan ziynetleri demek olan vücutlarının hiçbir tarafını açmasınlar.” İşte sonuçta ki mânâ bu, tekrar ediyorum. “Kadınlar yaratılıştan ziynetleri demek olan vücutlarının tarafını açmasınlar.” Doğrusu doğal olan güzelliklere ziynet denilmekten çok cemâl denilmesi daha yaygın ve ziynet tâbiri yapma şeylerle süslenen takılarda meşhûr ise de,

 

( زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَن۪ينَ وَالْقَنَاط۪يرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ )

 

Dakika 1:26:45

 

“Kadınlardan, oğullardan yığın, yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi.” ’’Âli İmrân Sûresi 14’üncü âyet-i kerimesinde’’ böyle buyuruldu. Ziynet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Ziynet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir. Dikkat et! Kadın yaratılış ziynetiyle diğer takılarıyla nedir; sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlemektir. Güzelliğin ortaya çıkması gerekse de gizler onu hak bir örtü içinde başkasına gösterir mi güneş yüzünü hiç o parlaklık içinde? (اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا) “Ancak görünen kısımları müstesnâ.” Kadının bütün vücudu ziynettir bu ziynetin teşhir edilmesini Allah yasaklamıştır. Ancak burada bir istisnâ var. ((اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا)) „Ancak görünen kısımları müstesnâdır.” O görünen kısımlar, o ziynetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı bu hükümden müstesnâ ve bir başka bir hükme tâbidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz ziynetleridir, el ve yüz. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir ziynetidir tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzünde namaz da görülmesi âdettir.

 

Ebû Dâvûd’un Müsnedin ’de rivâyet edildiği üzere, Peygamberimiz (Aleyhisselâtu Vesselâm); Baldızı Hazreti Esmâ’ya: Ya Esmâ! Kadın büluğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerini işaret etmişlerdir. Yani yüzünden ve avuç içlerinden başka vücudunu kimseye gösterme ya Esmâ demiştir Peygamberimiz baldızı Esmâ’ya.

 

Dakika 1:30:15

 

İş yaparken gerekli eşyayı tutarken ve hattâ örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi zarûrî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. İşte bu hadis-i şerifi Ebû Dâvûd rivâyet etmiştir. Birde şahitlikte mahkemede birde nikâhta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zarûretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur yüz ve eller. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve namahremden örtülmesi gerekir. Nikâh düşen ne kadar yabancı erkek varsa yakınlarından da olabilir yakın akrabandan nikâh düşenler bunlardan da korunman ziynetini açmaman örtülü olman gerekir.

 

Cenab-ı Hak yine buyuruyor ki: (وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ) “Ve başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar.” Bakın bir de fazladan başörtüsünü Cenab-ı Hak bura da emrediyor. (خُمُر) ‘’Humur’’ nedir? (خُمُر) ‘’Humur’’ başörtüsü demektir. Bunu çarpıtmasın kimse! Ve bunun çoğulu ‘’ceyb’’ de elbisenin yakasıdır (جُيُوبِ) ‘’Cuyub’’ da ‘’ceyb’in’’ çoğuludur, ‘’ceyb’’ de elbisenin yakasıdır. Başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık, açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler. Ve o hâlde bu emri yerine getirebilecek başörtüsü kullansınlar. Tefsircilerinin nakline göre câhiliye kadınları da, hiç başörtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı. Câhiliye kadınları İslam’dan önce putperest kadınları böyle yapıyorlardı ziynetleri görünürdü. Demek ki son zamanlarda, asrilik sayılan açık saçıklık böyle eski bir câhiliye âdeti idi. İslam böyle açıklığı yasaklayıp, başörtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır. İslam da tesettür farzdır. Görülüyor ki bu emirde tesettürün yalnız vacip oluşu değil özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edep ve temizliğinin en güzel ifadesi de budur. Kadın içiyle dışıyla tertemizdir ve korunmaya alınmıştır. Bu Allah’ın emriyle… İslam zaten yerleri gökleri koruyan ilâhî kânûnlardır yerler, gökler koruma altındadır. Herkesi Allah, yarattığı şekli ile yarattığı kulunun durumuna göre emirler hükümler vermiştir.

 

Dakika 1:35:25

 

Bu benim senin emrin olamaz, bu Allah’ın emridir yarattığına Allah emreder. O, en güzelini emreder yarattığının ebedî mutluluğu için emreder. Bildiklerin olur, bilemediklerin olur bunun faydalarının bazılarını bilirsin ama hepsini bilemezsin, yaratan tamamını bilir. Görülüyor ki bu emir içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır, bu bakımdan mutlaktır. Ancak görünen istisnâ edildiği gibi gizlenen ziynetlere bakmanın helâl olanları da istisnâ ile bu tesettürün yani örtünmenin vacip oluşunun… Buradaki vacip farz anlamında vücup anlamındadır. Namahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve öneminin göstermek üzere bir daha tekit ile buyrulmuştur ki öyle örtünsünler (وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ) ve ziynetlerini açmasınlar açık bırakmasınlar. (اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ) Ancak kocalarına veya kendi atalarına yani babalarına, dedelerine ki açma ile dayı da nikâh düşmeyeceğinden bunlarda dâhildir. (اَوْ اٰبَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ) Veya kocalarının atalarına (اَوْ اَبْنَٓائِهِنَّ) veya kendi oğullarına (اَوْ اَبْنَٓاءِ بُعُولَتِهِنَّ) veya kocalarının oğullarına (اَوْ اِخْوَانِهِنَّ) veya kendi erkek kardeşlerine (اَوْ بَن۪ٓي اِخْوَانِهِنَّ) veya erkek kardeşlerinin oğullarına (اَوْ بَن۪ٓي اَخَوَاتِهِنَّ) veya kız kardeşlerinin oğullarına (اَوْ نِسَٓائِهِنَّ) veya kendi kadınlarına ki bunlar kimdir kendi kadınları; Mü’minlerin kadınları yani Müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır. Yabancı kadınlara da açılmaları câiz olmayacaktır bunun da hikmetleri, sebepleri yok değildir. Çünkü özelliğini bilip tanımadıkları yabancı kadınlara özelliğini bilmiyorsun tanımadığın bir kadın yabancı bir kadın ki tabii birinciye İslam dışındaki gayrimüslim kadınlara da açılmaları câiz olmayacaktır. Önceki müfessirlerin çoğunluğu demişlerdir ki; Mü’minlerin kendi kadınları demek, kendi dinlerinde olan Müslüman kadınlar demektir. Önceki müfessirlerin çoğunun görüşü budur bu âyetten bunu anlamışlardır. Bundan dolayı Müslüman kadınları Müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdırlar. Fakat bazıları da bunu istihsâna hamlederek müminlerin kadınları hizmet veya sohbetlerinde bulunan gerek Müslüman gerek Müslüman olmayan kadın cinsi demek olduğunu söylemiştir ki, Fahrettin Râzî buna mezhep budur demiştir.

 

Dakika 1:40:15

 

Önceki daha ihtiyatlı bu ise daha uygundur. Her ikisinde de gerçek payı muhakkak vardır hakîkat ikisinde de hakîkat payı vardır. (اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُنَّ) Veya ellerinin altında mâlik oldukları câriyelerine ki, onun yerine bugün hizmetliler. Çünkü İslam köleliği câriyeliği yeryüzünden kaldırmaya geldi. İslam’ın hikmetlerinden biri de yeryüzünden bütün milletlere tam adâlet tam hürriyet vermeye geldi. (اَوِ التَّابِع۪ينَ غَيْرِ اُو۬لِي الْاِرْبَةِ مِنَ الرِّجَالِ) Veya erkeklerden “ırbe” sahibi olmayan hizmetçilere… Yani kadına ihtiyaç duymaz olmuş şehveti kalmamış Sâlihlerden, ihtiyarlardan veya bunaklar veya kadın işini bilmez yalnız yemeklerinin fazlasından yemek için şunun, bunun arkasına takılır. Miskinler güruhu veyahut erkekliği yok yaradılıştan iktidarsız uşaklar bunda hadım edilmiş veya mecbubün yani erkeklik uzvu kesilmiş olanların da dâhil olacağını zannedenler olmuş ise de Keşşâf tefsirinde ve Ebû Hayyân’da zikredildiği üzere İmâm-ı Âzâm Ebû Hanîfe Hazretleri’ne göre bunları istihdam etmek, tutmak, alıp satmak helâl olmaz. Bunları tutmak selefin hiçbirinden rivâyet edilmiş değildir. Çünkü bunda hadım etme gibi bir kötülüğe düşmeye teşvik vardır. Hâlbuki hadım etmek haramdır. (اَوِ الطِّفْلِ الَّذ۪ينَ لَمْ يَظْهَرُوا عَلٰى عَوْرَاتِ النِّسَٓاءِۖ) Veya henüz kadınların gizli kadınlık husûsiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zikredilen 12 istisnâya da bir dereceye kadar ziynetlerini açabilirler. İşte bu sayılanlar kimdir? Kadının bunların yanında bir dereceye kadar açılmalarına Cenab-ı Hak müsaade etmiş bu âyetlerde. Bunun dışındakilere müsaade etmemiş. Bakın bunları tekrar özetleyelim; Bunlar kadının kocası kadın kocasına açılır. Çünkü kocalar için bu tamamen hanımı ona o da hanımına helâldir. Zikredilen mahremlerine bilinen ziynet yerlerinden yüz, el ve ayaklarla iş ve hizmet anında açılan başını, saçını, kulaklarını, boynunu, kollarını ve inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helâldir. Çünkü bunlar yakın nikâh düşmeyen yakını. Anası, babası, yeğenleri, torunları çünkü yakınlıklarından dolayı bir arada bulunmaları gerekir ve fitne düşünülmez. Fakat karnını ve sırtını göstermek câiz değil arsızlıktır. Gösterilmeyecek yerler vardır bakın karnını da, sırtını da diyor kadın bunları göstermesin. Ama bir zarûret olur da zarûret gereği onlar gösterilebilir onlar ayrı. Erkeğin erkeğe karşı olduğu gibi kadının kadına karşı avreti de göbekten dize kadardır.

 

Dakika 1:45:25

 

Yani göbek diz altını kadın kadına bile açamaz. Geri kalan kısmına bakması câizdir. Bu da kadın kadına ama yine de daha önce izâhını yaptığımız durumları da göz önünde bulundurmak kaydıyla. Erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış olanların bakmaları mahrem olanların bakmasına benzer. Yani nikâhı düşmeyen yakın akrabanın durumuna benzer. Çocuklar mükellef değildir anlayış ve idraklerine göre edep ve terbiye öğretilmesi de gereklidir. Çocuktur diye onun ahlâkına terbiyesine ters düşen bir harekette yapılmamalıdır. Bu örtünme emri esir câriyeler hakkında değil… Dikkat edin! Bu örtünme emri esir câriyeler hakkında değil, hür olan Müslüman hanımlar hakkındadır. İşte böyle hür kadınların bu istisnâ edilmiş kimselerden başkasına ziynetlerini göstermeleri kendi iffet ve korumaları ve güzel geçimleri noktasından gâyet önemli olduğu gibi yabancı erkekleri etkilememek günaha sokmamak edep ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemi olduğundan… Özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şümûlünü bir daha hatırlamak üzere hatırlatmak üzere yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki; (وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّۜ) “Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar.” Yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edep ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sûnî veya doğal ziynetler bilinsin diye  bacak oynatıp ayak çalmasınlar. Çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler çünkü erkekleri tahrik eder şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile mütenâsip bunlarda Allah’ın yardımıyla ayakta durabilir. (وَتُوبُٓوا اِلَى اللّٰهِ جَم۪يعاً اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ﴿) “Ve ey mü’minler! Hep birden Allah’a tövbe ediniz ki tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümidi kolay olmaz. Kurtuluş ümit olunmaz, çünkü bozuk toplum bozar. Toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatâlarındandır. Ey erkekler! Erkekliğinizi yapın ki kadınlara güzel örnek olun onlara karşı da görevinizi yapın.

 

Dakika 1:50:10

 

Erkek dişi bütün mü’minler îmâna yaramayan ve câhiliyet izleri olan kusur ve hatâlardan tövbe ile Allah’a dönüp, Allah’ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O hâlde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar ile ilgili âyetler gelmektedir.

 

Cenab-ı Hak içiyle, dışıyla, her şeyiyle tertemiz namuslu erkeklerden ve kadınlardan olmak için görevini yapmaya çalışan gerçek Müslüman olan erkek, gerçek Müslüman olan kadın olmanın mutluluğunu Cenab-ı Hak ben Müslümanım diyen kadın erkek herkese nasîb-i müyesser eylesin. Hidâyet, tevfik O’ndan. O’nun, hidâyetine O’nun avni muavetine ebedî muhtacız. Gerçekte tövbeyle tövbe etmeli yanlışa düşmemelidir. Bugün dünyadayız yarın mezardayız mezardan kalkıp mahşerdeyiz. Bu günler uzak değil. Bunları uzak zannedenler câhiller, gâfiller ve îmânsızlardır. Ne câhillerden yana, ne gâfillerden yana, nede inkârcılardan yana olmamalı Allah’ın emrinden bir kul olmalıdır. Allah başarılar nasîb-i müyesser eylesin.

 

Dakika 1:52:31

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 51 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}