Tefsir 403-01

403- Tefsir Ders 403 hayat veren nurun keşif notları

403- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 403

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Furkan Sûresi 10’uncu Âyet-i Kerime’den 44’üncü Âyet-i Kerime’ler)

 

‘’Elhamdülillahi Rabbil-âlemin vesselâtü vesselâmü alâ Rasûlina Muhammedin ve alâ âlihi ve ashabihî ve etbâihi ecmaîn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

تَبَارَكَ الَّـذ۪ٓي اِنْ شَٓاءَ جَعَلَ لَكَ خَيْراً مِنْ ذٰلِكَ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۙ وَيَجْعَلْ لَكَ قُصُوراً﴿١٠﴾

  بَلْ كَذَّبُوا بِالسَّاعَةِ وَاَعْتَدْنَا لِمَنْ كَذَّبَ بِالسَّاعَةِ سَع۪يراًۚ﴿١١﴾

  اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ سَمِعُوا لَهَا تَغَيُّظاً وَزَف۪يراً ﴿١٢﴾

وَاِذَٓا اُلْقُوا مِنْهَا مَكَاناً ضَيِّقاً مُقَرَّن۪ينَ دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراً﴿١٣﴾

لَا تَدْعُوا الْيَوْمَ ثُبُوراً وَاحِداً وَادْعُوا ثُبُوراً كَث۪يراً ﴿١٤﴾

قُلْ اَذٰلِكَ خَيْرٌ اَمْ جَنَّةُ الْخُلْدِ الَّت۪ي وُعِدَ الْمُتَّقُونَۜ كَانَتْ لَهُمْ جَزَٓاءً وَمَص۪يراً ﴿١٥﴾

لَهُمْ ف۪يهَا مَا يَشَٓاؤُ۫نَ خَالِد۪ينَۜ كَانَ عَلٰى رَبِّكَ وَعْداً مَسْؤُ۫لاً﴿١٦﴾

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَقُولُ ءَاَنْتُمْ اَضْلَلْتُمْ عِبَاد۪ي هٰٓؤُ۬لَٓاءِ اَمْ هُمْ ضَلُّوا السَّب۪يلَۜ ﴿١٧﴾

قَالُوا سُبْحَانَكَ مَا كَانَ يَنْبَغ۪ي لَـنَٓا اَنْ نَتَّخِذَ مِنْ دُونِكَ مِنْ اَوْلِيَٓاءَ وَلٰكِنْ مَتَّعْتَهُمْ وَاٰبَٓاءَهُمْ حَتّٰى نَسُوا الذِّكْرَۚ وَكَانُوا قَوْماً بُوراً ﴿١٨﴾

فَقَدْ كَذَّبُوكُمْ بِمَا تَقُولُونَۙ فَمَا تَسْتَط۪يعُونَ صَرْفاً وَلَا نَصْراًۚ وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَاباً كَب۪يراً ﴿١٩﴾

وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنَ الْمُرْسَل۪ينَ اِلَّٓا اِنَّهُمْ لَيَأْكُلُونَ الطَّعَامَ وَيَمْشُونَ فِي الْاَسْوَاقِۜ وَجَعَلْنَا بَعْضَكُمْ لِبَعْضٍ فِتْنَةًۜ اَتَصْبِرُونَۚ وَكَانَ رَبُّكَ بَص۪يراً۟ ﴿٢٠﴾

 

Öyle yücedir O ki, dilerse sana ondan daha iyisini, altından ırmaklar akan cennetler verir. Kim verir? O yüceler yücesi olan Yüce Allah verir. Sana da köşkler de yapar. Ama dünya da O’nun yapacağın benzeri yoktur. O öyle köşkler yapar ki, ebediyyât köşkleri yapar mutluluk köşkleri saadet köşkleri yapar ebedî mutlu olursun, mutsuzluk denilen her şeyin artık hayal âleminden de silinir yok olur. Fakat onlar o saati (kıyâmeti) de yalanladılar. İnkârcılar gerçekleri yalanladılar. Biz ise o saati yani kıyâmeti yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık diyor Cenabı Hak. Ey inkârcı! İnkâr ettiğin o cehennem seni kuşatacak inkâr ettiğin Allah ve O’nun kânûnları seni kuşatacak.

 

Dakika 5:00

 

Şuanda kuşatma altındasın zaten. Allah’ın orduları görünmeyen görünen, görünmeyen orduları ensende duruyor sana mehil mühlet verildi sadece. Aklını başına al! Küfründen, zulmünden vazgeç, îmâna gel Müslüman ol. İslam tüm insanlığı kucaklayan îmân evrensel bir, İslam evrensel bir yüce tek Allah katında ki tek din. Allah bir dini bir, bütün peygamberlerin dini İslam’dır Allah katında tek din İslam’dır. Aklını başına al! Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler. Cehennem öfkesinden patlayacak hâlde kaynar. Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler. (Onlara şöyle denilir); Bugün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! Ama kurtuluş yok olmayacaksınız azâb üstüne azâb içinde kalacaksınız. De ki: “Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vaad olunan ebedîlik cenneti mi? Çünkü orası onlar için bir mükâfattır ve bir varış yeridir. Cennet tam bir lütuftur mükâfattır gidilecek yer sadece orasıdır.

 

Çünkü Allah sonuçta bütün Ehl-i îmânı, Ehl-i İslam’ı, Ehl-i takvâyı cennetine yerleştirilecektir bu O’nun vaadi Sübhânisidir. Onlar için orada ne isterlerse var. Nerede? Cennet-i Âlâ da. Hem orada ebedî kalacaklar; çünkü bu Rabbinden yerine getirilmesi istenen bir vaattir. Allah’ın vaadi. Allah vaadinden döner mi? Îmânın Amel-i Sâlih’in karşısına yani gerçek îmân ve İslam’ın karşısına Allah cenneti vaad etmiş kesin cennet verilecek. Yalnız Allah’a kul ol ibadetlerini cennet için yapma Allah için yap, o zaman da yanılırsın cehennem içinde yapma ibadetlerini Allah için yap. Çünkü ibadet edilecek mutlak hak Mâbud Allah’ın kendisidir cenneti cehennem Allah’ın elindedir. Sakın ola ki, başka bir yanılgıya yine düşme! Cennet için, cehennem için ibadet etme Allah için yap. Allah’ın rızâsını kazandığın an her şeyi kazandın, Allah’ın rızâsını kaybettiğin an her şeyi kaybettin. Aklını başına al!

 

Hele o gün Rabbim onları Allah’tan başka taptıkları şeylerle toplar da, der ki: “Siz mi saptırdınız şu kullarımı, yoksa kendileri mi yolu kaybettiler?” İslam’ın dışına çıktılar neden Müslüman olmadılar? Onlar: “Sübhansın seni tenzih ederiz. Seni bırakıp da senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat sen onlara ve atalarına o kadar nimet, o kadar nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular.”

 

Dakika 10:30

 

Bakın, dünyada niceleri var refah içinde onların hatırlamak bir istemiyor İslam deyince ürküyor. Dağdaki vahşilerin aslandan kaçar gibi avcıdan kaçar gibi İslam, Allah, Muhammed, Peygamber, Kur’an-ı Kerim deyince kaçanlar var. Ve vur patlasın çal oynasın hoplayıp zıplayanlar var ar haram helâl tanıyanlar var. İşte Allah bunlara nimet verdi bunlar azdılar. Ne diyor buradakiler; Sonunda seni anmayı unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular derler. Allah, doğruları birinin diliyle de konuşturuyor ya kendi konuşur veyahut başkasını konuşturur illâ gerçeği açığa çıkarmak için.

 

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir) işte (taptıklarınız) sizi söyledikleriniz de yalancı çıkardılar. Artık ne (azâbınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çâre bulabilirsiniz ve içinizden kim zulüm ederse, ona büyük bir azâb tattıracağız.

 

Cenab-ı Hak, hem sana dünyayı önüne koyuyor dünyayı iyi kullan hem de mahşeri cenneti cehennemi önüne koyuyor ki, aklını başına al diye.

 

(Rasûlüm!) Biz senden evvel de Peygamberleri başka türlü göndermedik. Şüphesiz onlar hem yemek yiyorlar, hem çarşılarda geziyorlardı. Biz Peygamberleri insanlardan gönderdik. Onlar da yerler, içerler, sokaklarda gezerler (sokaklarda yürüyorlardı). Sizin bir kısmınızı bir diğerine (fitne imtihan) sebebi kılmışızdır ki, bakalım sabredecek misiniz? İmtihanları kazanacak mısınız? Zîrâ Rabbim her şeyi hakkıyla görmektedir.

 

Dünya hayatı tam bir günde hazır her nefesini kazanmaya kullan kaybetme her nefes dünyada bir zaman ve ömür parçasıdır ömrünü zâyî etme. Burada ‘’bel’’ edatı bağlaç olarak mânâsı idrabdır. Yani bir hükme dönüşür. ‘’Hattâ’’ gibi terakki ileriye geçme ifade eder. İdrab sözü üstünden altına çevirmek bu geleceğe yönelmektir. Belki idrab yok, hayır, doğrusu, fakat kelimesi de bel, velâkin gibi anlamlarda kullanılmaktadır.

 

Dakika 15:00

 

Birde tegayyüz yani öfkelenmek, zefir, nefis, nefes almak. Cehennem dehşetli sesler çıkarıyor cehennem onları gördüğü zaman haykırıyor cehennemlikleri içine alıp intikam almak için. “O gün cehenneme doldun mu?” deriz diyor Cenab-ı Hak. O da: “Daha var mı der.” (يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِن مَّزِيدٍ ﴿٣٠﴾) ‘’Kaf Sûresi 30’uncu âyet-i kerime.’’

 

Yine Buhârî Şerifin, Tirmizî’nin ve diğerlerinin de rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed şöyle buyurdular: “Ateş Rabbine şikâyet edip; Ya Rabbi! Bir kısmın bir kısmını yedi” dedi. Ateş ateşi yemeye devam ediyor cehennemlikler bunun için de.

 

Alûsî’nin naklettiği üzere Taberânî ile İbn-i Merdiyye Mekül Tarîkî ile Ebû Ümâme ’den (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) haber vermişlerdir ki, Sevgili Efendimiz Rasûlullah Hazreti Muhammed Mustafa şöyle buyurdular: “Her kim bilerek bana atfen yalan söylerse, cehennemin iki gözü arasında oturacağı yere hazırlansın” buyurdular. Hadis-i şerif uyduranlar bu kapsamın içinde, İslam adına din adına kim ne uyduruyorsa onlar bu kapsamı içinde bulunuyorlar. Ne diyor Peygamberimiz: “Her kim bilerek bana atfen yalan söylerse, cehennemin iki gözü arasında oturacağı yere hazırlansın” buyurdular. Onları uzak bir yerden gördüğü zaman… Bak ne diyor yine Efendimiz Rasûlullah: “Cehennemin gözü var mıdır?” dediler de: “İşitmediniz mi?” Yüce Allah (اِذَا رَاَتْهُمْ مِنْ مَكَانٍ بَع۪يدٍ) “Onları uzak bir yerden gördüğü zaman, gözleri olmasa görür mü?” Buyurdu. Allah dileyince neye gördürmez ki? Yüce Allah’ın kudretiyle sırrı sırrî bir şekilde düşünmek gerekiyor.

 

Yine ‘’Furkân Sûresi’nin 6’ncı âyetinde’’ de ki: “Onu göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirdi.” Neyi indirdi? Kur’an-ı Kerim’i indirdi. Bütün yüce kânûnlar, yüce haberler bu yüce Kitâb Kur’an-ı Kerim’de İslam’ın bizzat kendinde Hazreti Muhammed’in bağrında cihâna uygulandı ve yerleştirildi. Kur’an-ı Kerim’i ve İslam’ı bozmaya çalışanlar boşa uğraşırlar kendilerini bozarlar birilerini bozarlar. Ama İslam’ı, Kur’an’ı bozma şansı yoktur. Kur’an-ı Kerim öyle bir kitap ki, İslam öyle bir yüce din ki Allah’ın muhafazası altındadır İslam’ın bozulma şansı yoktur. İnsanları bozabilirsiniz, ama İslam’ı bozma şansınız yoktur.

 

Dakika 20:00

 

Onun için dünya Kur’an-ı Kerim’in okuluna kayıt olmalı Kur’an-ı Kerim Üniversitesi’ni ve onun ilim dallarından bir, bir mezun olmalıdır. Kur’an-ı Kerim Fakültesinden mezun olmayan İlahiyat mezunu sayılmazlar. Kur’an-ı Kerim’i, sünneti, icmâyı, kıyası öncelikle dünyaya öğretmek lâzım tedrîci olarak. Bu Yüce Allah’ın kendi okuludur bu İslam Okulu Kur’an-ı Kerim Fakültesidir ki, buna her insan kayıt olmalı kadın, erkek, kız, oğlan. Ve dili dönerken bir çocuk dahi buraya kayıt edilmeli dilinin döndüğü kadar oradan hak olan nur olan kelimelerle dili döndürülmelidir. Peygamber Efendimiz İsrâ Sûresi’nin son âyetini dili dönem çocuklara yakın çevresinde kim varsa dili dönen çocuklara o âyeti öğrettiğine dâir haberler var. Dikkat edin! Daha dili dönerken İsrâ Sûresi’nin son âyetini bir çocuk ‘’Kur’an Fakültesinde’’ yeni daha yeni dili dönem çocuk oradan derse başlıyor. Muhammedî okuldur bu Kur’an-ı Kerim Okulu Muhammedî okuldur. İslam Okulu ilâhîdir tam Allah’ın kendi kurduğu okuldur. Bütün dünyayı İslam okutmak için geldi bütün insanlık İslam’ın bir öğrencisi talebesidir bunların sınıfları dersleri farklıdır herkes kabiliyetine göre dersini almalıdır. Bu benim fikrim falan değil. Kur’an-ı Kerim Allah gönderdi insanlığa Allah teklif etti, bu Yüce Allah’ın kendi teklifi. Allah bir şeyi sana teklif ediyor bu teklif ettiğinin içinde ebedî hayat ölümsüz hayat mutluluğun tamamı bulunuyor. Sen bu teklifi kabul etmez bu okula kayıt olmazsan, kendin bilirsin. Ben, Allah’u Teâlâ’nın bu lütfuyla bu okulda okuyorum çok mutluyum. Bütün insanlığın da mutlu olması için bakın bu okulda hizmetkârım görevliyim. Hepimiz insanız insan olma bakımından hepimiz kardeşiz. Birde îmân kardeşliği hak ve hakîkatta eğer kardeş olursak dünyaya İslam’ın barışı gelir adâlet tecellî eder bütün insanlık mutlu olur gâyemiz budur. Hiç kimseden bir şey beklemiyoruz herkesin mutlu olmasını istiyoruz. Mutluluğun okulu tedâvi metotları İslam’ın kendisindedir İslam bir yönüyle ölümsüz hayata seni hazırlar bir yönüyle seni korur tehlikelerden bir yönüyle de sana en kıymetli ilaçları verir şifâ kaynağıdır. İslam’ın kendisi A’dan, Z’ye İslam şifâdır. Kur’an-ı Kerim’in âyetleri A’dan, Z’ye şifâdır ruhların hem şifâsı hem gıdasıdır. Kalplerin, akılların, ruhların tam gıdasıdır tam şifâsıdır. Miden için etin, kanın, kemiğin için  bir yerlere gidersin faydalanırsın ama  ‘’Biiznillah’’ tabii. Ruhun gıdasını hiç bir yerde bulamazsın.

 

Dakika 25:05

 

Gel Kur’an-ı Kerim okuluna onun burada tıp bölümüne kayıt ol. Kur’an-ı Kerim’in ruhları tedavi eden bir tıp bölümü var oraya kayıt ol. Bu dersleri A’dan, Z’ye kaçırma! Bu dersleri A’dan, Z’ye kaçırmamak senin için  dünyanın en büyük fakültesine kayıt olmak ve orada okumak demektir mutluluk ırmakları senin bağrından geçer ve içinde mutluluk sentez oluşturur ebedî mutlu olursun. Gel şanlı Kur’an’a, nurlu İslam’a gel, barışa gel, adâlete gel, hukûkun üstünlüğüne gel. Allah’a yürü Muhammed’in önderliğinde yürü, Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde yürü Muhammedî bir Kur’an anlayışıyla müçtehit Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat âlimlerimizin İslam anlayışıyla Allah’a yürü ehl-i bid’attan sakın! (دَعَوْا هُنَالِكَ ثُبُوراًۜ ) Orada (ثُبُوراًۜ ) yani ey sübur, ey helâk yok oluş neredesin? Gel de bizi kurtar diye feryat ederler. Kim bunlar? Cehenneme gidenler. İslam’ı kabul etmeyen îmânı, Allah’ı, Peygamberi, O’nun yüce ilkelerini kabul etmeyenler. İşte sonuçta helâk olup yok olmayı çâre olarak yok olmayı feryat ediyorlar. Her yanında olalım da kurtulalım diyorlar ama yok olmak cehennemde de yok azâb var orada da azâb devamlı cennette mutluluk devamlı. Seni İslam kurtarmaya geldi ebedî mutlu olmana geldi bütün insanlık mutlu olsun diye geldi. Gel İslam’ı seninle doğru anlayalım doğru anlatalım doğru da yaşayalım ki, mutlu olalım. İstenecek vaad işte şöyle bir bak Yüce Allah onu kullar tarafından istenilmek şartıyla vaad ve taahhüt buyurmuştur.

 

وَقَالَ الَّذ۪ينَ لَا يَرْجُونَ لِقَٓاءَنَا لَوْلَٓا اُنْزِلَ عَلَيْنَا الْمَلٰٓئِكَةُ اَوْ نَرٰى رَبَّـنَاۜ لَقَدِ اسْتَكْبَرُوا ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ وَعَتَوْ عُتُواًّ كَب۪يراً ﴿٢١﴾

يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً ﴿٢٢﴾

وَقَدِمْنَٓا اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَٓاءً مَنْثُوراً ﴿٢٣﴾

اَصْحَابُ الْجَنَّةِ يَوْمَئِذٍ خَيْرٌ مُسْتَقَراًّ وَاَحْسَنُ مَق۪يلاً ﴿٢٤﴾

وَيَوْمَ تَشَقَّقُ السَّمَٓاءُ بِالْغَمَامِ وَنُزِّلَ الْمَلٰٓئِكَةُ تَنْز۪يلاً ﴿٢٥﴾

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يراً ﴿٢٦﴾

وَيَوْمَ يَعَضُّ الظَّالِمُ عَلٰى يَدَيْهِ يَقُولُ يَا لَيْتَنِي اتَّخَذْتُ مَعَ الرَّسُولِ سَب۪يلاً ﴿٢٧﴾

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَن۪ي لَمْ اَتَّخِذْ فُلَاناً خَل۪يلاً ﴿٢٨﴾

لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً ﴿٢٩﴾

    وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورا﴿٣٠﴾ً

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ مِنَ الْمُجْرِم۪ينَۜ وَكَفٰى بِرَبِّكَ هَادِياً وَنَص۪يراً ﴿٣١﴾

وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ الْقُرْاٰنُ جُمْلَةً وَاحِدَةًۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِه۪ فُؤٰادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلاً ﴿٣٢﴾

وَلَا يَأْتُونَكَ بِمَثَلٍ اِلَّا جِئْنَاكَ بِالْحَقِّ وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ ﴿٣٣﴾

اَلَّذ۪ينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضَلُّ سَب۪يلاً۟ ﴿٣٤﴾

 

 

Dakika 31:25

 

Allâhümme ecirnâ minen-nâr.“ Allâhümme ecirnâ minen-nâr.“ Allâhümme ecirnâ minen-nâr.“ vee edhılnâ minel cenneti meal ebrâr”

 

“Bununla beraber, bize kavuşmayı bulmayanlar: “Allah’ın huzuruna çıkacağını bir türlü kabul etmeyenler, bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik” dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyüklendiler büyüklük tasladılar ve büyük azgınlık ettiler. Melekleri görecekleri gün, işte o gün günahkârlara hiçbir sevinç haberi yoktur. İşte habere bak! Ve yasak yasak diyeceklerdir. Yani engelleneceklerdir melekler tarafından. Onların yaptıkları her bir kişi dikkate alırız, fakat onu saçılmış dizellerin zerreler hâline getiririz. O gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir. O gün gökyüzü beyaz bulutlar hâlinde yarılacak ve melekler bölük, bölük indirileceklerdir. Ne zaman? Kıyâmet günü. İşte o gün gerçek hükümranlık, çok merhametli olan Allah’ındır. Kâfirler için ise o, pek zorluklu bir gündür. Çünkü kâfirlerin hali perişandır mü’minlerin ise tam ebedî kurtuluşa ulaşanlardır. O gün zâlim kimse ellerini ısıracak: “Eyvah!” diyecek, “keşke Peygamber’in yanında bir yol tutsaydım!” Müslüman olsaydım. “Eyvah!” diyecek “keşke falancayı dost edinmeseydim” diyecek.

 

Bakın kimin ortasında dostlarınız kim, önderiniz kim, grubunuz nasıl bir grup bunları bir gözden geçirin. Çünkü “keşke falancayı dost edinmeseydim diyeceksin.” Yanlış dost edinme gel sana Kur’an’ı, hakkı, hakîkati yaşayan ve onu sana öneren tebliğ eden dostların olsun.

 

Dakika 35:05

 

 

Eğer sahte bir toplum içinde isen bâtıl bir toplum sahte önderlerin peşinde isen onları kendine Rab edindi isen vay geldi hâline! Çünkü bu Kur’an-ı Kerim bu zikir olan bu kitap bana gelmişken o, hakîkaten beni ondan saptırdı. Ne diyor bu sapmış adam? Kur’an-ı Kerim her sana geldi her insana Yüce Allah Hazreti Muhammed tarafından Kur’an-ı Kerim tebliğ edildi. Hz. Muhammed’den sonra da kıyâmete kadar Kur’an-ı Kerim gerçek âlimleri tarafından tebliğ edilmeye devam edilmektedir. Kur’an-ı Kerim bütün insanlığın Kitâbı’dır. Bak, bu adam orada bunu itiraf ediyor ama geç kaldı. Ne diyor? Zikir yani (Kur’an-ı Kerim) bana gelmişken o hakikaten beni ondan saptırdı. Kur’an-ı Kerime dil uzatanlar insanları Kur’an’dan uzaklaştıranlar işte bunlar tam şeytânî hareketin tâ kendisidir. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır. Şeytan kandırır ama seni sonra yalnız bırakır. Beraber olsan da işin kötü o saptırınca senden kaçıyor zaten haberin yok. Peygamber dedi ki, (Aleyhisselâtu Vesselâm): “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş (bir şey yerinde) tuttular.” Tabii dünyada Kur’an-ı Kerim’i terk edenler için Hazreti Muhammed bunu söylüyor Yüce Allah’a durumu bildiriyor. Cenab-ı Hak bak, Rasûlüm diyor, Sevgili Habîbim ey Muhammed Mustafa Sallallâhu Teâlâ Aleyhi ve Sellem: Ve işte biz böyle her Peygamber için günahkârlardan bir düşman yapmışızdır. Yani peygamberlerin düşmanları var; çünkü sen hak yolda olduğun müddetçe hakkı hakîkati kabul etmeyen îmânsızlar, kitapsızlar başta peygamberlere düşmandırlar. Onun peşinden Peygamberin izinde gidenlere de düşmandırlar. Yeryüzünde îmânın karşısında küfür, adâletin karşısında zulüm, hakkın karşısında bâtıl var olmaya devam edecektir. Onun için dünya iki kutupludur küfrün kutbu, îmânın kutbudur. İslam îmânın kutbudur bu bütün insanlığın kurtuluşudur ve insanlığın tümünün kurtuluşuna gelmiştir. Hattâ İslam ve îmân kendine düşman olanları da kurtarmaya gelmiştir kurtulmak isterlerse. Cenab-ı Hak ne diyor; Bununla beraber hidâyet verici ve yardımcı olarak Rabbin sana yeter diyor. Dünya düşman olsa da Rabbin sana yeter diyor. Ölürse mümin şehit olursa kalırsa yine gâzî olur. Yine K-kahramandır yine yüksek mevki ve makamların adamıdır. Allah katında mevki makam îmâna, İslam’a, Amel-i Sâlih’e verilir öbürleri aşağı giderken îmânlı kişiler yükselecekler yukarı gideceklerdir.

 

Dakika 40:00

 

Onun için Rabbin sana yeter ‘’Hasbiyallahi ve ni’mel vekil…ni’mel mevlâ ve ni’men nasîr… ğufraneke Rabbena ve ileykel masîr!“  „Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh’’ ‘’Maşa’Allah külli ni’metin minallah’’ Onun için kudret ve kuvvet tamamen Allah’tandır O ne derse öyle olur nimetlerin hepsi O’ndandır.

 

Onun için kıymetli dostum, Allah’a sarıl ki ebedî yıkılmayasın. Fâniye sarılırsan hiç ayağa kalkamazsın sürüsün de sürünsün yazık olur. Bâkiye sarıl fâniyi bırak fânileri kurtar. Nasıl? Bâkiye sarılarak kurtarırsın fâni fâniyi kurtarmaz bâkiden güç ve destek alarak O’nun lütfuyla olur. Yine o inkâr edenler dediler ki: “O Kur’an ona, hepsi birden indirilseydi ya!” Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça, parça indirdik) diyor Cenab-ı Hak ve onu tane, tane (ayırarak) okuduk. Hem onlar sana karşı herhangi bir mesel ile gelmezler ki, biz sana (onun karşılığında) doğrusunu ve tefsirin daha güzelini getirmiş olmayalım. İşte Kur’an-ı Kerim’i gerçek anlamda tefsir eden Yüce Allah’tır. Ne diyor (وَرَتَّلْنَاهُ تَرْت۪يلاً) Kur’an-ı Kerim Hazreti Muhammed’e çok güzel ve en güzel şekilde okundu, öğretildi. (وَاَحْسَنَ تَفْس۪يراًۜ ) En güzel şekilde Kur’an-ı Kerim’i Allah Hazreti Muhammed’e tefsir eyledi Cebrâil Aleyhisselâm da burada görevliydi. Bunun için Kur’an-ı Kerim’in bakın tefsirini açıklayanı da keşfedeni de Allah’ın kendisi. Ve Hz. Muhammed’e bunu öğretti o da Ashâblarına öğretti Ashâbın yolu da bugün Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat âlimleri ile devam edip geldi bize bizden de kıyâmete kadar gidecektir. Omuzlarımızda yüce bir emânet vardır bu emânete iyi sarılmalı iyi korumalıdır bu emânet hem kurtarıcı bir emânettir hem de ebediyyû’l-ebed kendisine hizmet edilmesi gereken yüce emânettir ki bunun adı İslam de Kur’an-ı Kerim Yüce Allah’ım bize teklif eyledikleridir ki bunlar bir, bir Allah’ın kânûnlarıdır.

 

Bunun için kıymetli dostlar; O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! Bakın, birileri cehenneme yüzüstü sürünerek cehenneme gidiyorlar. Bugün ayaklarının üzerinde yürüten Allah, o gün yüzünün üstünde yürütecek seni cehenneme böyle toplayacak. Neden? Nedenini kendine sor. Allah’ı ve O’nun ilkelerini kabul etmemenin cezâsını o büyük mahkemede ki büyük adâlette bu suçun cezâsını göreceksin. Kur’an-ı Kerim çağların Kitâb’ı mıymış,  Allah’ın Kitâb’ı mıymış? Yoksa Müslüman, Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed, Yüce Allah’ın ortaya  koyduğu Yüce İslam çağ dışımı mıymış, yoksa bütün çağları peşinden sürükleyen en yüce en ileri yüce değerler miymiş bunu göreceksin.

 

Dakika 45:20

 

Yüzüstü sürünerek cehenneme gideceksin. (اَلَّذ۪ينَ يُحْشَرُونَ عَلٰى وُجُوهِهِمْ اِلٰى جَهَنَّمَۙ اُو۬لٰٓئِكَ شَرٌّ مَكَاناً وَاَضَلُّ سَب۪يلاً۟ ﴿٣٤﴾) Ne diyor Yüce Rab: O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! İşte onlar yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır. İslam’a çağdışı dersen senden sapığı olmaz bu dünyada, İslam adâletine çağdışı dersen senden zâlimi olmaz bu dünyada. Allah, ezelîn, ebedîn Rabbisi değil mi? O’nun ortaya koyduğu yüce kânûnlar çağları kuşatan bütün çağların problemlerine çözümler getiren yüce kânûnlar Allah’ın kânûnlarıdır ki, bunun adı İslam’dır anayasası bunun Kuran’ı Kerimdir. Sosyal barış, sosyal adâlet, hukûkun üstünlüğü buradadır kardeşlik, evrensel sevgi, evrensel merhamet buradadır. Kur’an-ı Kerim’i bilmezsen bir de birileri sana yanlış tanıttıysa yazık olmuş sana. O zaman Kur’an-ı Kerim’e sırtını dönenler kendi oturduğu evini yakanlardır kendisiyle beraber daha kimler varsa. Dünya hepimizin evidir gelin bu dünyayı güzelleştirelim. Dünyaya adâlet gelsin, sevgi gelsin ve sosyal evrensel barış gelsin birbirimizi dışlamayalım. İslam bakın, yanlışı dahi dışlamadan yanlışa çözüm getiriyor doğruyu gösteriyor. Doğruları gösteren burada bizâtihi Allah’u Teâlâ’dır. Peygamber O’nun elçisi şimdide Ulemâ O’nun vârisidirler. İlime, bilime değer verelim. Artık ideolojilerin saplantıların dünyadaki milletler kurbanı olmasın kâtilliklere son verelim terör üretmeyelim. Terör üretiyor ondan sonra elindeki silahı o terörle tüketmeye çalışıyor oradan para kazanmaya çalışıyor. Bir yandan terörü kendi üretiyor bir yandan da teröre silah veriyor bir yandan da yine terörle savaşıyorum diyor. Bu aldatmacalardan da kendimizi de kurtaralım bu dünyayı da. Bunlar kendimize de kötülük insanlık âlemine de ekosisteme de kötülük. Bir çiçeği bile vakti gelmeden soldurmayalım, bir karıncayı bile incitmeyelim. Bunların hiçbiri boşa yaratılmadı bunların hepsinin bir gâyesi var. Bütün kâinat içindekilerle insana hizmet ediyor insanda Allah’ın emrinde olacak gerçek îmândır Müslüman olacak sosyal barış dünyada sağlanacak. İslam’ın adı sosyal barış Arap’ın, Türk’ün tek elinde değil İslam, İslam evrensel bütün milletlerin dinidir Allah bütün insanların âlemlerin Rabbisi olduğu gibi.

 

Dakika 50:00

 

Onun için İslam dini, Arap dini, Türk dini, batı dini, doğu dini değil Allah’ın hak dini Hakk’ın dini bu İslam. Bunu bilelim bu bizi kucaklayan bir din. Niye insanlığı bu barıştan, bu adâletten, bu hukûkun üstünlüğünden niye insanlığı mağdur edelim? Allah bize bunu teklif etmiş kullarının hepsi mutlu olsunlar diye. İslam’da İslam’ın amentüsünde bütün peygamberler var İslam’ın amentüsünde Îsâ’ya, Mûsâ’ya, İbrâhim’e, Nuh’lara toz kondurmaz İslam. Ve gerçek anlamıyla sana Îsâ’yı öğretir, Mûsâ’yı öğretir, Muhammedi öğretir, İbrâhim’i öğretir (AS.) hepsine selâm olsun bütün peygamberleri sana öğretir ve İslam’ın Amentüsü evrenseldir bütün yüce değerler o amentünün içindedir. Sen istesen de istemesen de ben Îsâ’ya, Mûsâ’ya, Muhammed’e, İbrâhim’e toz kondurmam. Meryem’e toz  kondurmam istesen de istemesen de. Bunlar Kur’an-ı Kerim’in İslam himâyesinde değerli şahsiyetlerdir. Bunun için Îsâ da senin tekelinde değil, Mûsâ da öbürünün tekelinde değil, Muhammed de öbürünün tekelinde değil. Bunlar Yüce Allah’ın yeryüzünde görev verdiği değerli şahsiyetlerdir ki, bunların tamamı İslam’ın amentüsündedir. Ve Kur’an-ı Kerim geçmişin hem şahidi, hem Musaddik’i, hem de Müheymin’dir. Ebediyyâtın da belgeleri Kur’an-ı Kerim’de mevcuttur, İslam da mevcuttur. Sen İslam’ı ne zannediyorsun? İslam’ın tabiatüstü evrensel bir defa ruhunu, merhametini, kardeşliğini, adâletini, sosyal barışını, evrensel barışını anla  İslam’ı çöz anla keşfeyle. Kitâbî Kur’an’ın kitâbî âyetlerini keşfeyle kevnî âyetlerimizi keşfeyleyelim insanlığın hayrına çalışalım. Onun için Allah ne derse öyle olacaktır Allah ne yapacağını da Kur’an-ı Kerim’de bildiriyor. Aklını başına al! Ben bunları kendi nefsime söylerken bütün insanlık Rabbimin kullarıdır onlara da söylemek zorundayım çünkü Kur’an-ı Kerim tüm insanlığa geldi. Sadece bana sana gelmedi ki hepimize geldi.

 

Burada “Reca’dan” bahsediliyor “Reca” arzu İbn-i Hilal’in Füruğ isimli eserinde ‘’Emel’’ sürekli bir arzu ve istektir. Meselâ, teemmül etti uzunca düşündü denilir. ‘’Emel’’ mümkün de ve muhalde yani imkânsızda da olur. Misbahta da der ki: Meydana gelişi uzak olan şeyler de kullanırız demiştir. Yani ümitsizliğin zıttıdır. Lügati Tehami’ye yani Mekke lügati denilmiştir buna (لاَ يَرْجُونَ) korkmazlar bilinen mânâsı ile arzu etmezler. Gerçek lugata göre ise ümit etmezler anlamındadır

 

Dakika 55:00

 

‘’Lika’’ ise, buluşmaktır yani Allah’ın huzuruna toplanmanın adıdır. ‘’Lika’’ (Likaullah) Allah’a kavuşmak. (Rü’yetullah) Allah’ı görmek veya Allah’a ermek. Hesap ve cezâ için Yüce Allah’ın huzuruna çıkmak, Allah’a hesap vermek, Allah’ın görmeye yüzü olmayan onun huzuruna çıkmak istemez. İşte inkârcılar, zâlimler, fasıklar böyledir. Allah’ın huzuruna çıkmak istemezler ama Allah’ın orduları onu onları oraya çıkarır istese de istemese de. Bir suçlunun elinden dünyada dahi suçlular polisin emniyet güçlerinin elinden kurtulabiliyor mu? Allah’ın ordularından onun kudretinden kaçmak imkânı var mı? Yok. Suçlu olarak Allah’ın huzuruna çıkmaktansa bütün varlığınla Allah’ı sev Allah’ın emrine itaat et seve seve. Aşıkın maşuka koştuğu gibi Rabbine koş. Bütün varlığınla Rabbini sev sığınacağın varlık O, ebedî yardımına muhtaç olduğun varlık O, sana ebedî hayat verecek olan varlık O, bütün nimetleriyle seni kuşatan O. O’ndan kaçılmaz ki O’na koşulur. Günahlarım var diyorsan ki vardır tövbe et, istiğfar et, yan yakın. Rabbim de beni affet de O’na yalvar. O Gaffar, O Gafur, O Tevvâb, O Rahmân, O Rahim, O Hannân’ü Mennan yüce isimler yüce sıfatlar hep O’nun. Îmân et, tövbe et istiğfarda bulun. Rabbin eğer gerçek îmân edip gerçek tövbe edersen bütün günahları mağfiret eder O’nun dilenesine bağlı. Onun için ben günahkârım diye de Rabbine sırt dönme bütün varlığınla da yalvar O’na. Bunları nefsime söylüyorum ama sana da acıyorum seni de seviyorum da sana da söylüyorum, birde görevim var.

 

Kıymetli dostlar,

 

İşte gerçekler ortada. Hesap ve ceza için Yüce Allah’ın huzuruna herkes çıkarılacak büyük mahkeme kurulacak bunda şek ve şüphe yok. Allah’ı görmeye yüzü olmayanlar O’nun huzuruna çıkmak istemezler ama mecbûren çıkarılır. Hiçbir zâlim geride bırakılmaz hiç kimse bırakılmaz huzuru ilâhîde herkes hesap verecektir. Bunun için de Rabbimiz huzuruna hazırlanmalıyız bu hazırlık ne demektir derseniz; iyi bir Müslüman olmak için çalışmaktır. Müslüman insanlığın en hayırlı adamıdır insanlığın hayrına çalışır Müslümandan bütün insanlık fayda görür zarar görmez. Eğer bu mânâda bir ortaya İslam milliyetçiliğini anlamak isteyenler olursa hayır, İslam evrensel bütün insanlığın dini. Birilerinin dini değil ki sadece yani İslam’da yani bir ırkın dini değil bu onun için İslam’da yani ötekini öteleştirmek diye bir olay yok. İslam’da hakîkat vardır hak ve hakîkat vardır.

 

Dakika 1:00:30

 

Onun için şimdi güneş ki, aydınlatıyor diye güneş milliyetçiliği olur mu? Olmaz. İslam bütün âlemlerin rahmetinin tecellîsidir Allah İslam ile bütün âlemlerde ne yapmış; Rahmetini tecellî ettirmiş. Hz. Muhammed evrensel bir Peygamber bütün insanlığın cinlerin de Peygamberi, meleklerin de Peygamberi. Neden derseniz, melekler mâsumdur görevlerini yaparlar günah işlemezler onlar da Hazreti Muhammed’in ilkelerine hizmet ediyorlar oradan da şerefleniyorlar. Hazreti Muhammed’in ilkeleri yerleri, gökleri şereflendiriyor. İslam yerlerin, göklerin şerefidir şan ve şerefidir. Yerlerin, göklerin, âlemlerin İslam rahmetidir Allah’ın Rahmâniyetinin Rahimiyetinin tecellîsidir.  Onun için İslam’ı doğru anlayalım kardeşler, muhterem efendiler, baylar bayanlar, hanımefendiler, beyefendiler, gençler İslam’ı doğru anlayalım. Bunun için de istiâze yani bir yalvarış Müslüman da sürekli Allah’a yalvarış vardır. Ama cehennemlikler cehenneme girince onlar da orada yalvaracaklar bu yalvarış hiç fayda vermeyecek. Bunun için de evlerden ırak dağlara taşlara diye bir söz vardır. Şimdi meleklere îmân etmeyin günahkârlar o meleklere îmân etmeyin melekler o günahkârlara davranmayın size o müjde ve cennet men edilmiş yasak kesinlikle yasak derler. Şimdi melekler orada görevliler bugünkü emniyet güçleri ne görev yapıyorsa mahşerde, cennette, cehennemde görevliler var. Ne diyorlar? Melekler o günahkârlara davranmayın diyorlar. Size o müjde ve cennet men edilmiş yani size cennet yok diyorlar konuyu iyice anlayalım yasak diyorlar görevliler. Cehennemlik bir insanın cennete girme şansı yok. Kesinlikle yasak derler melekler Allah’ın orduları kimin cehennemlik, kimin cennetlik olduğuna hüküm verilir. Heba:  Güneş ışığı içinde uçuştuğu görünen tozlara heba denmektedir. Mensur: Satılmış demektir. Heba zerreyi o zerre hiç görülmez bir hâle gelir. Ne ile? Heba ile. Saçılmış zerrelere benzetilerek ayrı birer istiâre yapılmıştır. Çünkü Yüce Allah her şeye kâdirdir.

 

Dakika 1:05:02

 

Müstakar’dan bahsediyor bu âyetlerde çoğu zaman da ‘’Müstakar’’ mahşer yerinde insanın kaldığı yere ‘’makıl’’ bu da aynı zamanda dinlendiği yere denmektedir başka dünya ile ilgili anlamları da bulunmaktadır. Cennette uyku olmadığına göre burada ‘’makıl’’ yalnızca dinlenme yeri diye açıklanmıştır. Cenneti Âlâ da zevk âlemi olduğu için orada uykuya ihtiyaç duyulmayacaktır ora zevk üstüne zevktir. Yorucu bir olayda ebedî olmayacak, her şey mutluluk ve gençliğe ayarlanmıştır zevke ayarlanmıştır Cenneti Âlâ. O günün yarısında hesaptan kurtulunacak da cennetlikler cennete cehennemliklerde cehennemde bir öğle uykusu uyuyacaklar diye birde rivâyet vardır. Ki, cehennemliklerin bu son uykularıdır bir daha ebedî azâb içinde kalacaklardır. Bütün zâlimlerdir sebep Ukbe Ebî Muayt ’tır denilmiştir. “Eyvah!” bana diyecek keşke de Peygamber’in yanında bir yol tutsaydım. Nice Ukbe’ler Ebî Muayt‘lar böyle diyecek. Kim bunlar? Şanlı Kur’an’a, Sevgili Muhammed’e Aleyhisselâtu Vesselâm nurlu İslam’a karşı koyanlar. İşte keşke biz de Müslüman olsaydık Peygamberin yolunda olsaydık onun getirdiği Şeriatı Garrai Ahmediyye’ye tâbî olsaydık diyecekler feryat edecekler iş işten geçmiş olacak. İş işten geçmeden şu anda dersimizi haktan, hakikatten, nurlu Kur’an’dan, nurlu İslam’dan alalım bu yüce okula kayıt olalım. Bu dersleri kaçırmayalım. Bunlar hayat veren nurun dersleri, keşif notları ve irşâd notlarıdır hiç mi hiç kaçırmayın. Yediden yetmişine bütün çocuklarınızla aile fertlerinizle bu dersleri kaçırmayın ferdi ve içtimâî millet olarak, devlet olarak, dünya olarak bu dersleri kaçırmayın. Cinler âlemi de bu dersleri kaçırmasın, insanlık âlemi kaçırmasın, cinler âlemi de kaçırmasın. Çünkü Hazreti Muhammed cinlerinde Peygamberidir. Onun için Sekaleyn İmâm-ül Haremeyn ve Sekaleyn ve Zülcenaheyn Hz. Muhammed’e Cenab-ı Hak neler vermiş.

 

Bunun için kıymetli dostlar, Allah’ı anmak Allah’ın Kitâb’ı ve Peygamberin öğütleri veya âyetin indiriliş sebebine bakarak kelime-i şahâdet Kur’an’dan kelime-i şehâdetten yüce Kur’an’ın âmir olduğu hükümlerin hiçbirinden mahrum ve uzak kalmamalıdır. Kur’an-ı Kerim ne emrediyorsa bunları bir, bir yerine getirmeliyiz. Su, su demekle kimsenin susuzluğu gitmez Müslümanım demekle de bu iş olmaz. Müslüman olan İslam’ın ölümsüz hayat çeşmesinden içecektir. İslam’ın îmânı ile îmân edecek Amel-i Sâlihleri işleyecektir. İtikatta, amelde, hukûkta, ahlâkta, tüm muamelâtında İslam’ı hayatına uygulayacaktır mutluluk oradadır doya, doya içmektedir.

 

Dakika 1:10:20

 

Yoksa deryâ içinde bulunup da deryâdan haberi olmayanların durumuna şöyle bir bakın.

 

Bir gün ziyafete davet etmiş Ebû Muayt Ukbe Bin Muayt.

 

Peygamber Efendimiz iki şahâdet kelimesini söylemeden yemeğini yemekten kaçınmış. Bunun üzerine Ukbe de kelime-i şahâdeti getirmiş.

 

Ubey Bin Halef’te onun yakın arkadaşıymış, o kelime-i şahâdet getirince öbür müşrik putperest: “Sapıttın” demiş. O da yok fakat evimde yemeğini yemekten kaçındı onun için utandım da şahâdet getiri verdim demiş.

 

Diğeri: “Hayır!” Sen ona varıp ensesine vurup yüzüne tükürmezsen senden hoşnut olmam demiş. Putperestin Peygamber düşmanlığına bakın.

 

Onun üzerine Dâru’n Nedve de Peygamber secdede iken rast gelmiş ve o kötülüğü işlemek istemiş. Peygamber Efendimiz Mekke dışında rastlarsam demiş mutlaka senin başına binerim buyurmuştu. Bedir günü bu esir edildiği zaman Hazreti Ali’ye emir verip boynunu vurdurdu. Ubeyde Uhud ‘da ki savaşta aldığı yaradan Mekke’ye vardığında geberdi. İşte böylece Ukbe’ye zikir geldiği hâlde yani Kur’an-ı Kerim geldiği hâlde Ubey şeytanlık ederek onu saptırdı ve îmândan vazgeçirdi. Müslüman olmaktan vazgeçirdi sapıttı ikisi de cehennemi boyladılar. (وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولاً ) “Öyle ya, şeytan insana çok hızlankâr olmuştur.” Nedir hızlan? Şeytan sapıtır ve yardımsız bırakır sapıtır sapıtınca seni yardımsız bırakır kaçar. Çünkü başka bir şey yapamaz. “Hazul” şeytan dost görünür ama bırakır çekiliverir. Şeytanlık budur sana dost görünmek sonra seni yardımsız bırakmaktır. Müslüman hakîkî Müslümanın dışında şeytanla işbirliği yapan herkes aynıdır şeytanın dostları da böyledir insan şeytanları da böyledir. Her kimde Kur’an-ı Kerim’i öğrenir Mushaf’ını asar Kur’an-ı Kerimle ilgilenmez ve bakmazsa kıyâmet günü gelir yakasına Kur’an sarılır. Ya Rab! Bu kulun beni mehçur tuttu benimle arasında hüküm ver. Yani ne dedi mehçur, beni terk edip benden uzaklaştı benimle amel etmedi. Kur’an-ı Kerim böyle senden davacı olacaktır. Benimle arasından hüküm ver diyecek Kur’an-ı Kerim senden şikâyetçi olacak müşteki olacaktır. Kur’an’ın şikâyet ettiği kimse kurtulmayacaktır. Kur’an-ı Kerim şefaat kime ederse o kurtulacaktır. Bu haberin kaynağında da Âlûsî bulunmaktadır yine.

 

Dakika 1:15:00

 

Çünkü peygamberler kavmini Allah’a şikâyet ettikleri zaman haklarında azâb çabuklaştırılmış olur daha o kavim kurtulamaz. Peygamberler kavmini kurtarmaya gelmiştir. Artık ümidini kesip de Allah’a şikâyet ettiği an o kavim helâk olur. Gerçek âlimler de peygamberlerin vârisidirler. Olaylara göre inişinde şanlı Kur’an’ın olaylara göre inişinde hem teorik hem de pratik bir kıymet ve her yeni inen yıldız ile ayrıca bir meydan okuyup kalp kuvveti verilecektir. Nâsih ve mensûh ile zamanına göre hüküm koymayı Cenab-ı Hak ne yapmış; kendi irâdesiyle böyle yapmıştır ve Allah’ın yaptıkları yerli yerincedir.

 

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُٓ اَخَاهُ هٰرُونَ وَز۪يراًۚ ﴿٣٥﴾

فَقُلْنَا اذْهَبَٓا اِلَى الْقَوْمِ الَّذ۪ينَ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَاۜ فَدَمَّرْنَاهُمْ تَدْم۪يراًۜ ﴿٣٦﴾

وَقَوْمَ نُوحٍ لَمَّا كَذَّبُوا الرُّسُلَ اَغْرَقْنَاهُمْ وَجَعَلْنَاهُمْ لِلنَّاسِ اٰيَةًۜ وَاَعْتَدْنَا لِلظَّالِم۪ينَ عَـذَاباً اَل۪يماًۚ ﴿٣٧﴾

وَعَـاداً وَثَمُودَا۬ وَاَصْحَابَ الرَّسِّ وَقُرُوناً بَيْنَ ذٰلِكَ كَث۪يراً ﴿٣٨﴾

وَكُلاًّ ضَرَبْنَا لَهُ الْاَمْثَالَۘ وَكُلاًّ تَبَّرْنَا تَتْب۪يراً ﴿٣٩﴾

وَلَقَدْ اَتَوْا عَلَى الْقَرْيَةِ الَّت۪ٓي اُمْطِرَتْ مَطَرَ السَّوْءِۜ اَفَلَمْ يَكُونُوا يَرَوْنَهَاۚ بَلْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ نُشُوراً ﴿٤٠﴾

وَاِذَا رَاَوْكَ اِنْ يَتَّخِذُونَكَ اِلَّا هُزُواًۜ اَهٰذَا الَّذ۪ي بَعَثَ اللّٰهُ رَسُولاً﴿٤١﴾

  اِنْ كَادَ لَيُضِلُّنَا عَنْ اٰلِهَتِنَا لَوْلَٓا اَنْ صَبَرْنَا عَلَيْهَاۜ وَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ح۪ينَ يَرَوْنَ الْعَذَابَ مَنْ اَضَلُّ سَب۪يلاً﴿٤٢﴾

اَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُۜ اَفَاَنْتَ تَكُونُ عَلَيْهِ وَك۪يلاًۙ﴿٤٣﴾

اَمْ تَحْسَبُ اَنَّ اَكْثَرَهُمْ يَسْمَعُونَ اَوْ يَعْقِلُونَۜ اِنْ هُمْ اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلاً۟ ﴿٤٤﴾

 

Bu yüce âyetlerin şöyle yüce anlamına bir bakalım;

Andolsun ki Mûsâ’ya Aleyhisselâm kitap verdik, kardeşi Hârun’u da ona yardımcı yaptık. “Haydi, âyetlerimizi yalan sayan o kavme gidin” dedik. Sonunda (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ettik. Nuh kavime gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde, onları suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. biz zâlimler için acıklı bir azâb hazırlamışızdır. Âd kavmini, Semud kavmini, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârları yüzünden helâk ettik) diyor Cenab-ı Hak. Allah’ın mülkünde Allah’a karşı konulmaz. Geçmişten ibret almayan de adam olmaz geçmişten ibret alsaydı bu kavimler peş peşe ne yaparlardı; ibret alırlar helâk olmazlardı.

 

Dakika 1:20:00

 

Bakın, ders almamışlar, ibret almamışlar, adam olmamışlar. Onların her birine misâller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik diyor Cenab-ı Hak. ‘’Muhafazan Allah.’’ Gece gündüz alnını secdeye koyda Allah’a yalvar.

 

Allah’ım! Beni Müslüman olarak yaşat, Müslüman olarak öldür de… Bu peygamberlerin de duası. Allah’ım! Îmânımı kâmil ve dâim eyle amellerimi sâlih eyle beni tam Müslüman eyle. Rızâna vâsıl olan vuslata eren kullarından eyle diye dua et gece gündüz. (Allahümmahfaznî lil İslâmî gâimen ve gâiden ve râgıden velâ tüşmik bi adüvven vele hâsiden) bu duaya da gece gündüz devam et.

 

(Rasûlüm!) Andolsun ki, (bu Mekkeli putperestler) belâ ve fenâlık yağmuruna tutulmuş olan beldeye uğramışlardır. Peki, onu da görmüyorlar mıydı? Hayır! Onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar. Yani ölünce adam dirilir mi? Diyorlar. İşte burada sapıklık küfür burada başlıyor inkâr burada başlıyor. Seni gördükleri zaman “Bu mu Allah’ın Peygamber olarak gönderdiği?” diye hep seni alaya alıyorlar. Allah’ın Peygamberi ile istihza olur mu? “Şâyet tanrılarımıza inanmakta yani putlarımıza inanmakta sebat göstermeseydik, gerçekten de bizi neredeyse putlarımızdan saptıracaktı” diyorlar. İşte putperestlik böyledir putunu bırakmaz Allah’a inanmaz hakkı kabul etmez. Bu kadar putperestlik bâtıl bir inanç sistemidir. Azâbı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bilecekler! Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Diyor. Gerçekte onlar aynen hayvanlar gibidir, hattâ gidişçe daha da sapkındırlar diyor. Kim diyor? Yüce Allah diyor. Diyor ki; (اِلَّا كَالْاَنْـعَامِ بَلْ هُمْ اَضَلُّ سَب۪يلاً۟ ) işte duyuran, buyuran Yüce Allah’tır yüce buyruklar yüce âyetler bunlar. Yüce âyetlerin yüce anlamlarıdırlar. Bunun için Nuh kavminin Nuh Peygamber’den başka yalanladıkları peygamberler kimlerdir? Nuh’tan önce de peygamberler varmış, (مَّا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي آبَائِنَا الْأَوَّلِينَ ) biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık demekle hepsini inkâr etmişler Nuh kavmi hepsi tevhitte birleştikleri için yalnız Nuh’u yalanlamada hepsini yalanlama demektir.

 

Dakika 1:25:00

 

Hepsi tevhitte Allah’ın bir olduğu inancında. Kim? Bütün peygamberlerin îmânı tevhîd îmânıdır. Bir peygamberi inkâr edince bütün peygamberleri de inkâr etmiş olursun. Çünkü bütün peygamberlerin inancı tevhîd îmânıdır. Genel olarak peygamber gerçeğini, inkâr etmişlerdir. Peygamberlik bir gerçektir hakîkattir bunu inkâr küfürdür. Nuh Aleyhisselâmın gönderdiği elçiler mânâsında olabilir de denmiştir. Burada ‘’Ress’’ (وَأَصْحَابَ الرَّسِّ) örülmedik kuyu demektir. İbn-i Abbâs’tan (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) bu Semuddur diye bir rivâyet vardır. Yani (أَصْحَابَ الرَّسِّ) Ress halkını da diyor Cenab-ı Hak helâk ettiğini söylerken Ress halkının kim olduğu konusunda İbn-i Abbâs’tan o Semuddur diye bir haber rivâyet edilmiştir. Yemâme de Ress diğer nâmı ile “fele” denilen büyük bir köy halkı olup Semud’ un geride kalanlarındandır denmiştir. Peygamberlerini öldürdüler ve peşinden yok edildiler diye de rivâyet bulunmaktadır. Kâ’b, Mukâtil ve Süddî Şam Antakya’sın da bir kuyunun sahipleri ki ‘’Yasin Sûresi’nin 20’nci âyetinde’’ işaret olunan Habîbi Neccar’ı öldürmüşlerdi demiştirler. Vehîb ve Kelbi’den Ress halkı, Eyke halkı gibi Şuâyb Aleyhisselâmın gönderildiği bir topluluk idi putlara taparlardı. Kuyuları ve koyun keçi ve inek sürüleri vardı. Şuâyb Aleyhisselâm kendilerini İslam’a ve kulluğa dâvet etti yalanlayıp azgınlık ve eziyete devam ettiler. Ve günün birinde örülmemiş kuyuları olan Ress ’in etrafında bulundukları sırada orası çöktü ve yere geçtiler diye de nakledilmiştir. Ress halkına Uhdud Hendek halkı da denemiştir.

 

Dakika 1:28:22

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 40 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}