AmeldeFıkhı-41-01

41- Amelde Fıkhı Ekber Ders 41

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 41

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler! Yüce Allah’ın rahmeti mağfireti, merhameti, saadeti selameti selam, felah, necah; bu Yüce İslam’a gönül veren onun hizmetkârı olan bu yolda ömür tüketen bu tüketmekte azimli olanların üzerine olsun. Yani Ümmet-i Muhammed’in üzerine olsun. O tükenmeyen rahmetler, uçsuz bucaksız merhametliler ki Ümmet-i Muhammed; İslam’a inanan, onu bilen ve ona hizmet eden onun cihana hâkim olması için çalışan ümmettir. Bu ümmet insanlığın kurtuluşu için ortaya konmuş bir ümmettir ve en hayırlı ümmettir. Bu ümmetin okulu fıkıh okuludur, hayat veren nur-u İslam’ın bizzat kendisidir. Hayat veren İslam’dır ve onun hayat tarzıdır. Onun en yüce okulu fıkıh okuludur. İtikatta, Amelde Fıkh-ı Ekber okulunda okuyalım. Şimdi kıymetliler, namazın sünnetleri konusunda Hanbeli ekolündeki âlimlerimizin, bu namazın sünnetlerine bakışlarına biz de şöyle bir bakalım, okuyalım, okutalım. Hanbeliler, o kıymetli âlimler (Rahmetullahi aleyhim ecmain) tüm İslam âlimlerinin hepsine Allah, çok rahmet eylesin, mağfiret eylesin, merhamet eylesin. Kıymetliler, Hanbelilere göre namazın sünnetleri kavli olanlar, fiilî olanlar gibi kısımlara ayırmışlardır. Şafiîler gibi sünnet, mendup, müstehap arasında herhangi bir fark da gözetmezler yani Hanbeliler de Şafiîler gibi sünnet, mendup, müstehap arasında herhangi bir fark göz etmezler. İftitah Tekbiri alırken elleri kaldırmak Hanbelilerde de sünnettir. İmamın İftitah Tekbiri’ni açıktan olarak alması da böyledir. Şimdi elleri kaldırmak, indirmek, bu da sünnettir yine. Sağ elin, sol elin bileğin üzerine konması, göbeğin altına konulması aynen Hanefiler gibi, bunlarda da bu sünnettir. Kıyamda iken secde yerine bakması -namaz kılan efendilerin- bu da ayrıca sünnettir. İmam olan zat-ı muhteremin kıraati yavaş ve hafif okuması da sünnettir. Bir Hadis-i Şerifte gelen haberde Sevgili Peygamberimiz’den (A.S.V.), ‘’İnsanlara imamlık yapanlar, imam olan kimseler namazı hafif kaldırırsın’’. Peygamberimiz’den böyle bir -ümmetine- tavsiye vardır. Bu aynı zamanda emirdir. Kıymetliler, yine namazın birinci rekâtı uzun, ikinci rekâtını kısa tutmak da sünnettir, bu diğerlerinde olduğu gibi Hanbelilerde de böyledir, kıyamda iken ayaklarının arasını azıcık açmak, -azıcık- bu da yine sünnettir.

 

Dakika 5:42

 

Normal bir şekilde açılması konusunda bütün mezheplerin ittifak ettiklerini görmekteyiz. Fazla ayırıp adımın ayaklarını açanlar, bunlar dört mezhebin dışındaki anlayıştır. Dört mezhep her şeyin en güzel mutedil olanı ve ölçüleri ortaya güzel koymuşlardır. Delilleri ortaya güzel koymuşlardır. Yine rükûda ellerin dizlerin üzerine konulması da sünnettir. Yine kişinin sırtını düz tutması, başını sırtı ile aynı hizada tutması da bunlar da sünnettir. Yine rükûda pazularını böğürlerinden ayırması da yine sünnet olarak ortaya koymuştur. Yine secdeye giderken önce dizlerin yere konulması, kalkarken de ellerin dizlerden önce yerden kaldırılması da Hanefiler de olduğu gibi Şafiîlerde de olduğu gibi (sünnettir); bir tek Mâlikîler bu konuda farklı düşünmüşlerdir. Bunlarda sünnettir; secde azasının yere yerleştirilmesi iyice o da sünnettir. Secdede pazularını böğürlerinden ayırması, karnını uyluklarından ayırması, uyluklarını baldırlarından ayırması da sünnettir. İşte bu erkeklerde tabii. Hanbeliler bunları, Hanbeliler de sünnet olarak ortaya koymuşlardır. Secdede iki dizi birbirinden ayırmak, iki ayağı dikmek, ayak parmaklarının iç kısmını yere yapıştırmak da sünnettir. Secde de iki eli omuz hizasına koymak ve parmaklar açık olmak, bunu da Hanbeliler de diğerlerinde olduğu gibi sünnet, bunlara ortaya koymuşlar. Birinci teşehhütte iftiraş şeklinde için teverrük şeklinde oturmak, bu da Hanbelilerde sünnettir. Teşehhütte elleri uyluklar üzerine koymak da sünnettir. Sağ elin küçük parmağı ile ikinci parmağını, yumuk başparmak ile orta parmağını halka yapılması. Yine şehadet parmağı ile işaret de bulunmak, -teşehhüt esnasında- bunlar da sünnettir. Hanbelilerde yüzü ile kıbleye doğru işarette bulunmak -selamın başlangıcında- bu da sünnettir Hanbelilerde. Selam verirken sağa daha çok dönmek sola nispetle, sağa daha çok dönmek bu da ayrıca sünnet, demişlerdir. Selam ile namazdan çıkmaya niyet etmek. Bu da Şafiîlerde de böyle olduğu gibi bunlarda da böyledir.

 

Dakika 10:26

 

Bu da sünnettir, huşu içinde bulunmak. ‘’Onlar namazlarında huşu içinde olurlar’’. Bu şimdi Cenab-ı Hakk’ın, Kur’an-ı Kerim’de kullarına, -bakın- ‘’İyi namaz kılan kulları, onlar namazlarında huşu içinde olurlar’’ buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz de vücuduyla oynayan birini görünce, ‘’Bu adamın kalbinde huşu olsa idi kazalarında da huşu olurdu’’ buyurdular. Huşu, kalbindeki bir mânâ olup, kalpte bir mânâ olup, azalara sükûnet gelir. Bu mânâ bütün kalbini, nefsini kuşatır. Onun bütün arızalarına sükûnet gelir o huşu sebebiyle. Bu huşu, kişinin kalbinde bir mânâdır. Kadınlar, kendilerini toplamaları ve iki ayaklarını sağ taraftan çıkarmalarıdır. Kadınlar böyle otururlar. Buna da kadınların oturuş şekli teverrük şekli. Kıymetli ve muhterem efendiler. Diğer sünnetlere de şöyle bir bakalım. Yine misvak kullanmak, ezan okumak, kamet getirmek, sütre edinmek gibi namazın sünnetleri vardır. Bu sünnetler namazın dışında bulunan sünnetlerdir. Şimdi sütreye baktığımız zaman; namaz kılan zat-ı muhteremin önüne koyduğu şeye ‘sütre’ denmektedir. Sevgili Peygamberimiz’den (A.S.V.) gelen haberde; ‘’Sizden biri namaz kıldığı zaman bir sütreye doğru namaz kılsın, yani önüne sütre koysun ve bu sütreye yakın dursun, önünden hiç kimsenin geçmesine müsaade vermesin, eğer biri önünden geçmek isterse ona karşı koysun. Çünkü o kişi şeytandır’. Namaz kılanın önünden geçmek isteyen, -bakın- hiç normal bir insan değil, bu şeytandır dedi. Peygamberimiz’den gelen bu haberde kıymetli muhaddislerimiz bu Hadis-i Şerifi rivayet etmişlerdir. Burada İslam âlimlerinin ittifakı ile sütre -biliyorsunuz ki- vacip değildir. Açık arazide, önünde herhangi bir şey bulunmaksızın Sevgili Peygamberimiz namaz kılmıştır. Bunu da kıymetli muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir. Bunlardan biri Buharî Şerif’tir. Önünden geçmesine -bakın sütre denilen şeyin hikmetlerinden bazılarına şöyle bir bakalım önünden geçmesine- engel olmak.

 

Dakika 15:07

 

Yine düşüncesini namaza hasretmesine imkân vermek. Huşunun bozulmasına imkânın vermemek gibi sütrenin çeşitli güzelim hikmetleri olduğu açıktır. Kıymetliler, kıymetli âlimlerimizin görüşlerine şöyle bir bakalım. Hanefilerle Mâlikîlere göre bu menduptur. İmamın sütresi cemaat içinde sütredir. Evet, bu mendup olarak kabul edilmiştir. Yine diğer kıymetli âlimlerimize göre, Şafiî ve Hanbelilere göre de müstehaptır. Yani burada aynı görüşte olduklarını görmekteyiz, bütün âlimlerimizin. ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) bir değnek diktirdi ve öğle namazını iki rekât olarak kıldırdı. Önünden merkepler ile köpekler geçiyor, onlara engel olmuyordu. Çünkü sütre dikilmişti önüne’’. ‘’Sizden bir evin önüne bineğin semeri gibi bir şeyi koyarsa namaz kılsın’’. ‘’Yani o da bir sütre olabilmektedir, bunun ötesinden geçenlere aldırmasın’’. Evet, kıymetliler, imamın sütresi, cemaatinde sütresi sayılmıştır. Yine İmâm-ı Ahmet’in kıymetli eserinde şöyle zikredilmektedir. ‘’Şanlı Peygamber (A.S.V.) orada namaz kıldırdı ve kendisi ile tavaf arasında sütre bulunmamaktaydı’’. Evet, yani bu Mekke-i Mükerreme’ye mahsus bir haberdir, kıymetliler. Şimdi şu sütrenin özelliklerine şöyle bir bakalım. Hanefilere göre sütrenin en az miktarı bir arşındır. Yani 46 santimetre hatta buna 46,2 santimetre gibi küsürünü de koymuşlar. Şimdi demek ki 46 santimetreyi geçince bu yeterli bir sütre olmaktadır. Kalınlığı da bir parmak kalınlığı kadardır. O alemlere Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.V.) ‘den gelen haberde -bakın- ne diyor: ‘’Sen önüne bineğin o sırtındaki bu semer gibi bir şey koyduğun zaman, önünden başkalarının geçmesinin sana bir zararı yoktur’’. Yani herhangi bir şeyi önüne koymak sütre görevi yapmaktadır. Kıymetliler burada da Yüce İslam’ın kolaylıklar dini olduğu her cepheden görülmektedir. Bütün cihetlerden de anlaşılmaktadır. Önünden geçmek zorunda kalırsa namaz kılanın önüne bir şey bırakır. Mesela bir adam, birinin -namaz kılanın- önünden geçmek zorunda. Onun önüne bir sütre koyar ve sütrenin ötesinden geçer.

 

Dakika 20:09

 

Yani o şeyin ötesinden geçmesi gerekir. Sütre ile namaz kılanın arasından geçilmez. Kıymetli âlimlerimizden, kıymetli ekollerden Mâlikîlere göre de sütrenin sabit olması şarttır. Dolayısıyla Sevgili Peygamberimiz’den gelen yine haberde; ‘’Bayram günü namaza çıktığı zaman harbesinin getirilmesini ve önüne dikilmesini emrederdi. Kendisi ve arkasında bulunanlar da buna doğru namaz kılarlardı. Seferde de aynı şekilde hareket ederdi’’. İşte kıymetliler, bu da Peygamberimiz’den gelen bir haberdir sütre hakkında. Yine İslam’ın kıymetli ekollerinden Şafiî âlimlerine göre (Rahmetullahi aleyhim ecmain) sütre müstehaptır. ‘’Bir ok ile de olsa namazlarınızda sütre edinin’’. Peygamberimiz’den gelen bu habere istinat edilmiştir. Bunun emsâli haberleri vererek geldik, vererek devam ediyoruz. Yine Şafiîlerle Hanbeliler, çizgi çizmenin sütre için yeterli olduğunu da söylemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberde; ‘’Sizden biri namaz kıldığı zaman önüne doğru bir şey koysun. Eğer bir şey bulamazsa bir asa diksin. Eğer bir asa bulamazsa bir çizgi çizsin. Öyle yaparsa önünden geçmek ona zarar vermez’’ diyen bir Hadis-i Şerif rivayet edilmiş ve bu hadisin de sahih olduğu söylenmiştir. Evet, kıymetliler, onun sahih olduğunu söyleyen kıymetli muhaddislerimiz bulunmaktadır. Hanbelilere göre ise nasıl çizgi çizilirse çizilsin yeterlidir. -bakın- Asa varsa kişide dikmek mümkün olmazsa, cumhura göre enine yere yatırıp, yere atılır, yani yere enine konur, bu da yeterlidir -bakın- cumhura göre. Yine İbn-i Ömer’den gelen bir haberde; ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) bir deveye doğru namaz kılmıştır’’. Kıymetliler, İbn-i Ömer: ‘’Mescidin direklerinden birine doğru namaz kılma imkânı bulamadığı zaman, sırtını bana çevir derdi’’ diyor. İşte bu da yine başka bir haberdir ki bir insanın sırtı sana dönük olarak onun arkasında namaz kılman bu da sürteli sayılmıştır. Yine ‘’İbn-i Hattab namaz kılmakta olan birini gördü ki, insanlar o kişinin önünden geçiyorlardı. Hazreti Ömer ona sırtını çevirdi ve elbisesi ile ‘böyle diye’ işaret etti’’. ‘’İki elini açarak öyle yap ve namazını kıl acele etme dedi’’.

 

Dakika 25:09

 

Kıymetliler, Hanefiler ile Mâlikîlere göre bir insanın veya bir kadının sırtını sütre edinmek caizdir. Hanbelilere göre insanın sırtını veya başka bir tarafını sütre edinmek sahihtir, demişlerdir. Yine Şafiîlere göre insanı sütre edinmek caiz değildir, demişler. Burada Şafiîler ayrılmışlar, diğerleri caizdir, demişlerdir. Hepsine biz rahmet okuyoruz. Allah hepsinden razı olsun (Rahmetullahi aleyhim ecmain) Şanlı Peygamber’e (A.S.V.) salat-ü selam olsun, onun ashaplarından Allah razı olsun. Tüm İslam âlimlerine Allah bol bol rahmet eylesin. Ey kıymetliler, onlar ilim deryasında yüzdüler, cevherleri ortaya, yakutları zümrütleri, ‘ilmin yakutlarını, zümrütlerini, elmaslarını’ ortaya koydular. Sakın yanlış düşünmeyin, bu kıymetli âlimlere rahmet okuyun. Fakihler, bir insanın yüzüne doğru namaz kılmanın mekruh olduğu konusunda, bu konularda ittifak etmişlerdir. Yüzüne karşı bir insan namaz kılamaz, kılınırsa ittifakla mekruhtur, demişlerdir. (Rahmetullahi aleyhim ecmain) Yine Ayşe-i Sıddıka Validemiz, o kıymetli allâme-i cihan olan Annemiz Ayşe var ya (R.A.), ondan gelen haberde -bakın- ne buyruluyor: ‘’Ben divan üzerinde kendisi ile kıblesi arasında yapmakta iken o Şanlı Peygamber (A.S.V.) divanın ortasına doğru namaz kılardı. Benim bir ihtiyacım olunca yüzümü ona çevirerek kalkmayı kerih görürdüm, divanın bir kenarından geçip giderdim’’. Bu da -bakın- işte, namaz kılana karşı derin güzel bir saygının, o saygının güzelliğini Ayşe Annemiz’in bu ifadelerinden görmekteyiz. Hanefilerce bu kerahet-i tahrimidir. Yani bir insanın yüzüne karşı namaz kılmak tahrimen mekruhtur, demişler Hanefiler. Yine kıymetliler, tandırdaki ateşe doğru namaz kılmak da mekruhtur, demişlerdir. Hem de yüksek İslam âlimleri ittifakla bunu söylemişlerdir. Yani kor hâlinde bir ateşe karşı namaz kılmak mekruhtur, demişlerdir. Bir surete doğru namaz kılmak da mekruhtur. Bir suret, resim, heykel; bunlar suretler ve heykellerde bunlara da karşı namaz kılmak mekruhtur. Yine o allâme-i cihan olan Ayşe Annemiz’den gelen haberde; ‘’Bizim bir elbisemiz vardı ki üzerinde resimler bulunuyordu. Bu elbiseyi namaz kılmakta olan Hz. Peygamber’in önüne koydum. Beni bundan nehy etti veya bunu hoş karşılamadı’’.

 

Dakika 30:13

 

İşte kıymetliler, burada da bir surete karşı, resimlere karşı namaz kılmak mekruhtur. Hele de heykellere karşı hiç namaz kılınmaz. Bunu da kulağına küpe et. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.): ‘’Kadınları arka safa alınız’’. Bu da Peygamberimiz’den gelen bir haberdir. Kadınlar, camilerde cemaatlerin arka saflarında, arka kısımlarında namaz kılarlar, bu kadınların daha huzurlu, erkeklerin de daha huzurlu namaz kılmalarına vesiledir. ‘’Kadınları arka safa alınız’’ buyurulmuştur Peygamberimiz’den gelen haberde. Kıymetliler, yine sütrenin durumuyla ilgili derslerimiz devam ediyor. İslam âlimlerinin çoğunluğuna göre, ayaklarından itibaren sütresine 3 arşın yaklaşması müstehaptır, demişlerdir. Namaz kılan kişi, ayaklarından itibaren sütresine 3 arşın veya daha fazla yaklaşması müstehaptır, demişlerdir. Hz. Bilal’den gelen bir haberde; ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) Kâbe-i Şerif’e girdi, orada namaz kıldı kendisi ile duvar arasında 3 arşınlık bir mesafe vardı’’. İşte Peygamberimiz’den gelen bu da bir haberdir. Dolayısıyla yine başka bir haberde; ‘’Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) döneminde minber vardı, minber ile kıble duvarı arasında ancak bir koyun, keçi yavrusunun geçebileceği kadar bir mesafe vardı’’, diyor. Bunun da yine 3 arşın olduğu söylenmiştir. Mâlikîlere göre kişi ile sütre arasında bir koyun geçebilecek kadar mesafe bırakılır. 3 arşınlık mesafe bırakılır, demişlerdir. Yine delil olarak da; ‘’Peygamber Efendimiz (A.S.V.) namaz kıldığı yer ile duvar arasında bir koyunun geçebileceği kadar mesafe vardı’’, diyen İbn-i Sad’dan gelen haber, delil olarak ortaya konmuştur. Evet, kıymetliler, aşağı yukarı bütün âlimlerin görüşü birbirinin aynısıdır, çok az farklar; bunlar da zahirde görülmektedir. Yine bütün İslam âlimlerinin ittifakı ile sünnet olan sütrenin sağ veya soluna meyletmesi, bu da sünnettir, demişlerdir. Öne çıkan dört mezhebin burada da ittifakı olduğu söylenmiştir. ‘’Sevgili Peygamberimiz’in bir ağaç parçasına veya bir direğe doğru namaz kılarken, bunları sağ veya sol kaşın hizasına aldığını gördüm. Hz. Peygamber bunları tam önüne almazdı’’.

 

Dakika 35:09

 

Kıymetli dostum, sütre ya sağ kaşına gelecek ya da sol ayağına gelecek şekilde dur sütreye karşı. Yoksa tam ulu orta durma. Ya sağ kaşına gelsin ya sol, bunun da hikmetleri dersin içerisinde anlaşılmaktadır. Yine namaz kılanın önünden geçip geçmeme konusunda; o kıymetli âlimlerimizin keşif notlarına tespitlerine bir bakalım. Hanefilere göre tahrimen mekruhtur, namazını kılanın önünden geçilmez. Geçen kimse günahkâr olur. Secde yerinin ötesinden geçerse, işte o zaman bu caizdir, geçen de günahkâr olmaz. Secde ettiği yerin ötesinden geçerse. Secde ettiği yerden veya secde ettiği yerle namaz kılanın arasından geçilmez katiyen. Bunlara dikkat edilmektedir. Biz de dikkatlerinizi çekmeye çalışalım. Safın arasındaki bir boşluğu doldurmak için namaz kılanın önünden geçmek ise caizdir. Bak, saftaki boşluğu doldurmak için saflarda boş yer bırakılmamalıdır, saflar doldurulmalıdır. Önünden geçeceği bir yerde namaz kılması da o kişi için mekruhtur ve kendisi günahkâr olur. Önünden geçileceğini bile bile oraya namaza durulmaz. Bu da oraya namaz duran kişinin kendisi günahkâr olur. Yine Mâlikîlere göre geçen kişi günahkâr olur, demişlerdir onlar da. Boşluğu doldurmak veya burnu kanayan bir kimsenin geçmesi caizdir. Tavaf etmekte olan için haram söz konusu değildir, tavaf edenler için Kâbe-i Şerif’i. Çünkü oranın şartları farklı. Burada namaz kılanın önünden geçmenin haram oluşu imkânının bulunmuş olmasına bağlıdır. Eğer imkânı var da oradan geçerse günahkâr olur. Namaz kılan bu şekilde tedbirsiz hareket ettiği hâlde önünden geçen kimsenin başka taraftan geçme imkânı bulunur da oradan geçerse her ikisi de günahkâr olurlar. İşte görüyorsunuz, Müslümanlar tedbirli, dikkatli olmalı. Tedbirini almayan her ikisi de günahkâr olur, başka imkân varken namaz kılanın önünden geçilir mi? Geçersen günahkâr olursun, öteki de tedbirini almadan namaza durduğu için o da günahkârdır. Kusurlu olan taraf daha çok günahkâr olur. Bu Şafiî ekolünün yüksek âlimlerine göre, sütre edinmişse -diyor- önünden geçmek haramdır. Sütre ile namaz kılanın arasından geçiyorsa o zaman bu haramdır, demişler. ‘’Eğer namaz kılanın önünden geçen kişi bunun günahını bilseydi, onun 40 yıl beklemesi, önünden geçmesinden daha hayırlı olurdu’’ diye Peygamberimiz’den gelen bir haber vardır. Bu haber Ebu Cehin El-Ensari’nin rivayet ettiği bir Hadis-i Şerif olarak muhaddislerimiz bildirmişlerdir.

 

Dakika 40:09

 

İnsanların geçme ihtiyacında oldukları yerde namaz kılan kişinin buna hedef olması da ayrıca mekruhtur. Bak insanların geçme ihtiyacını bile bile oraya namaza durmuş adam, bu mekruhtur. Hanbelilere göre geçen kişi sütre olmasa da kişi günahkâr olur, demişlerdir. Geçecekleri bir yerde namazda durmak, yine Hanbelilere göre de mekruhtur. Aynen Şafiîlerin dediği gibi. Kıymetliler, tavaf esnasında ise -bakın- o yüksek âlimler ne diyorlar: ‘’Tavafı tavaf edenin, Kâbe’nin içinde bulunanın veya Makam-ı İbrahim’in arkasında bulunanın önünden geçmenin caiz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir’’. Kim? Yüksek İslam âlimleri, fakihlerimiz. Hanbeliler: ‘’Mekke’nin tamamında ve Harem içinde namaz kılmakta olan kimsenin önünden geçmek haram değildir. Çünkü Mekke’nin kendine has şartları ve özellikleri bulunmaktadır’’. Bilhassa tavaf esnasında ki durumlar incelendiği zaman bunlara haklılık payı vermek gerekir. Kıymetliler, Hanefilerin yüksek âlimleri (Rahmetullahi aleyhim ecmain) -bakın- ne diyorlar: ‘’Açık arazide büyük bir mescitte namaz kılıyorsa ayakları secde mahalli ve bu ikisi arasında kalan kısımdan geçmek haramdır’’. Bakın, her şey incelenmiş ne güzel incelemişler ne güzel tespitler, teşhisler, keşifler yapılmış. Küçük mescit tercih edilen görüşe göre her tarafı 40 arşın olan mescittir, demişler. Bakın, mescidin ebatları, ölçüsü bile ortaya konmuş. Bu kişinin ayaklarının bulunduğu yer ile kıblenin duvarına kadar olan mesafeden geçmek haramdır, demişlerdir. Bakın küçük mescitlerde, sütre olmazsa hüküm böyledir. Eğer sütre olursa sütrenin arkasından geçmekte hiçbir sakınca yoktur. Büyük mescit veya açık arazide, sadece secde edilen yer ile yetinilmiştir. Dikkat et büyük mescit veya açık arazide sadece secde edilen yer ile yetinilmiştir. Yani secde edilen yerden geçme diyor. Daha ilerisinden geç, ama secde edilen yer ile kişinin ayakları arasındaki mesafeden sakın geçme. Mâlikîlere göre (Rahmetullahi aleyhim ecmain) sütreye karşı namaz kılarsa, kendisiyle sütre arasında geçmek haram olur, sütresiz namaz kılıyorsa kıyam yeri ile rukü ve secde yeri arasından geçmek haram olur, demişler. Hemen hemen hepsi aynı güzel ifadelerde bulunmuşlardır.

 

Dakika 45:09

 

Şafiîlere göre -bakın- namaz kılan kişi ile sütresi arasında 3 arşın ve daha az mesafeden geçmek haramdır, demişler. Ve hemen hemen hepsi aynı şeyi ifade ediyorlar, değişik ifadelerle aynı, gerçek ifade edilmektedir ve güzel ifade edilmektedir. Ötekini anlamayan berikini anlar berikine anlamayan ötekini anlar maksat hâsıl olur. Hanbelilere göre sütre edinirse -diyor- namaz kılan zat-ı muhterem, kendisi ile bu sütre arasından geçmek uzun da olsa haram olur; eğer sütre edinmemiş ise ayaklarından itibaren 3 arşınlık bir mesafeden geçmek haramdır, demişlerdir. Evet, kıymetliler, namaz kılanın önünden geçen kişiye engel olmak onu uzaklaştırmak konusunda, -bakın- Sevgili Peygamberimiz’den gelen habere bir bakalım (A.S.V.). O Şanlı Peygamber şöyle buyurdu: ‘’Sizden biri namaz kıldığı zaman, önünden hiç kimsenin geçmesine müsaade etmesin. Eğer geçen adam karşı çıkarsa onunla mücadelesini yapsın, dövüşmek gerekirse dövüşsün. Çünkü bu kişinin yakınında şeytan vardır’’. ‘Bu kişinin yakınında şeytan vardır’. Kıymetliler, bu Hadis-i Şerife de şöyle baktığımız zaman, güvenilir muhaddislerimiz bunu rivayet etmişlerdir. Buna şu mânâda verilmiştir, Hadis-i Şerifin metnine baktığımız zaman, burada ‘karin’ kelimesine bir bakalım, insana yaklaşan ve insandan ayrılmak istemeyen bir şeytan vardır. Tedbirli olunursa, insan şeytanları da cin şeytanları da zarar veremezler. Allah’a sığınmalı, tedbirli olmalı. Tedbir, kulun görevidir, İslam’ın emridir. Tedbirli ol, en çalışkan Müslüman olacak, en tedbirli de Müslüman olacak. ‘’Tedbir gibi akıl yoktur’’ diye haber Peygamberimiz Hazreti Muhammed’den gelmektedir (A.S.V.), Yine Sevgili Peygamberimiz’in şöyle buyurduğunu duydum diyor sahabeden bir zat-ı muhterem (r.a.); ‘’Sizlerden biri kendisini insanlara karşı koruyacak bir şeye doğru namaz kıldığı zaman, biri önünden geçmek isterse onu uzaklaştırırsın. Eğer adam direnirse onunla mücahedesini yapsın. Çünkü o şeytandır’’ diyen yine bir haber var ki bu haberi de Ebu Said El Hudri’nin rivayet ettiğini muhaddislerimiz söylemiştir. Kıymetliler, Hanefilere göre dövüşme emri, İslam’ın ilk dönemlerinde idi. Bu hüküm sonradan nesih edilmiştir dedi Hanefiler.

 

Dakika 50:02

 

Artık Müslümanlar medenileşti, söz anlar, nasihat anlar, artık kitaptan, ilimden, irfandan anlayan duruma geldiler ki o dövüşme diyor emri nesh edildi, ortadan kaldırıldı. Çünkü Müslümanlar medenileştiler diyor, insanlar medenileştiler. Geç desen de kimse geçmez önünden. Bu hâle geldiler ama şeytanlar daima var mıdır, vardır. Onlara karşı tedbirli ol ve Allah’a sığın. İşaretle, tesbihle kıraat açıktan yaparak uzaklaştırmaya çalışılır. Hanefiler diyor ki; ‘’Önünden biri geçecekse onu uyar, bir işaretle, bir tesbih ile veya kıraati açıktan yaparak uzaklaştırmaya çalış’’. ‘’Biri geçecekse şayet işaret ile veya sağ eli sol elin üst kısmına vurarak engel olmaya çalışılır’’ da demişlerdir. Bunu da kadınlar yapar, demişlerdir. Erkekler öbür türlü kadınlar da bu türlü, kadınlar işaret ile veya sağ eli sol el üstüne, üst kısmına vurarak engel olmaya çalışırlar, demişlerdir. Bu Hanefilerin güzel izahlarıdır. Yine başka bir haberde; Peygamber Efendimiz’in, Ümmü Seleme (R.A.) iki çocuğuna Sevgili Peygamberimiz’in işaretle engel olduğu söylenmiştir. Namaz kılarken önünden geçmek istemiş çocuklar. Şimdi bazıları ölçüsüz cümleler kullanıyorlar. Peygamberimiz, aklı ermeyen çocukları, delileri, ticareti camiye sokmayın dediği hâlde birileri ölçüsüzce; rastgele bugün birilerine hoş görünmek için kelimeler kullanıyorlar. Yani delileri de çocukları da camiye doldurun dercesine ölçüsüz kelimeler kullananlar var. Ne yapıyor bunlar! Alnındaki saman çöpünü alacağım diye gözlerindeki çıkartmaya çalışan adamlar bunlar. Ne yaptığını bilmeden konuşanlar, ölçüsüz, birilerine yaranmak için veya yaptığı işi faydalı zannediyor, daha büyük zararlara yol açtığının farkında değil. Aklı eren çocukları niye getirmiyorsun da aklı ermeyenleri getiriyorsun. Bu şeytan işi işte! Aklı erenleri, ilimden irfandan anlayacak çocukları getirmiyor. Ya nerede aklı ermeyen çocuk varsa camiye oradaki atmosferi bozacak, Kur’an’ı dinlemek isteyene engel olacak, ses, gürültü, zırıltı, namaz kılanın önünden koşacak. Kıymetliler, ölçülü olalım, mantıklı olalım. Peygamber’in sözlerine dikkat edelim. İslam dini ilimler üstü ilimdir, eşi bulunmayan ilimlerdir. Vahy-i ilahiye, Kur’an gibi Allah’ın kelâmına, Muhammed gibi bir Peygamber’e istinat eden bir din rastgele konuşmaya gelmez. Çıkıyor bir şey konuştuğunu zannediyor, ne yaptığının farkında değil. Önünü sonunu düşünmeden konuşanlara söylüyoruz. ‘’Namazda iken bir kimseye herhangi bir şey isabet ederse ‘Subhanallah’ desin’’.

 

Dakika 55:10

 

Çünkü tesbih getirince ona yönelinir, dikkati çeker, el çırpmak ise kadınlar içindir. Bakın, bu da Peygamberimiz’den gelen bir haberdir. Bunu kıymetli muhaddislerimiz rivayet etmişler ki Sahihi Müslim ve Buharî bunlardandır. Evet, yine bir de Mâlikîlere göre bakalım şöyle. Onlar da, hafif bir şekilde iterek de olsa uzaklaştırması menduptur, demişlerdir. Bu da başka çare yok da bununla gerekiyorsa bunlar da böyle, demişlerdir. Şafiî ve Hanbelilere göre kendisi ile sütresi arasından geçmekte olan kişiyi -onu- öte iterek uzaklaştırması sünnettir, demişlerdir. Böyle gerekiyorsa böyle yapılır. Nasıl gerekiyorsa. En medeni tavır ve hareketler ortaya konur. Bunlar geçmiyorsa karşındakine, geçen akçeyi kullanırsın. ‘’Mekke-i Mükerrem’e ile Harem-i Şerif içerisinde namaz kılanın önünden geçen kimseye engel olunmaz’’. Oraların şartları farklı olduğunu söyledik, yine hatırlatalım. ‘’Şanlı Peygamber’in (A.S.V.), beni Sehin kapısında namaz kıldığını ve insanların onun önünden geçtiklerini gördüğünü, aralarında bir sütre de bulunmadığını’’ söylemiştir. Kim bunu söyleyen? İbn-i Veda bunu söylüyor. Bu haberi birçok da muhaddislerimiz bunu haber vermişlerdir. Çok kıymetli pek muhterem efendiler, okulumuz fıkıh, amelde fıkıh ekolündeki derslerimiz devam etmektedir. Cenab-ı Hakk her sözü, her işi nur ve hak olan kullarından eylesin. Bütün amacımız, insanlık Yüce İslam’ı bilsin, okuyalım, okutalım. İslam hayat veren ilahi nizamın bizzat kendisi, eşi bulunmayan hayat tarzı; İslam’ın Hayat tarzıdır. Bu hayatı yaşayalım, ebedî mutlu olalım, Bütün insanlık mutlu olsun, Ümmet-i Muhammed mutlu olsun. Ebediyyû’l ebed hiç pişman olmasın. Her sözü her işi nur ve hak olan kullarından eylesin. Kıymetliler, İslam okulu Allah’ın kurduğu okuldur. O’nun kurumudur, O’nun nizamıdır. İslam’ın dersleri direk Allah’tan gelmiş, Muhammed dünyaya okutmuştur. Bu dört mezhep öne çıkarak dünyayı asırlardır, İslam’ın hak, aslî delilleriyle okutarak geldiler. İşte, Edille-i Şer’iyye dediğimiz zaman; bunlar kitap, sünnet, icmâ, ümmet, kıyası fukaha hemen akla gelir. Asli ve fer’i deliller, ilim, ilmin delilleri bu dört mezhebin okulunda aslı deliller okutulmaktadır, okunmaktadır. İmâm-ı Azam’ın kendisi öne çıkmamış, ilmi öne çıkmıştır. Mâlikî de böyle, Şafiî, Hanbeli de böyle.

(r.a)

 

Dakika 1:00:02

 

İlim, delil. Bunlar yüksek âlimler. Bunların ilmine bak ilmine. Mezhep düşmanlığını bırak! Mezhep taassubunu da bırak! Bunların okulunda oku. Neyi okuduklarına da bir bak. Kur’an-ı Kerim’i ne güzel okumuşlar. Hadis-i Şerifleri, sünneti, kavli, fiilî, takriri, Sünnet-i Hüda’yı, ne güzel okutmuşlar bunlar. Dünyayı okutmuşlar. Bunların ekolleri âlim kaynıyor, ilim kaynıyor. Beraber okuyalım, okutalım, mutlu olalım. Herkesin mutlu olması için çalışalım. İslam herkesi kucaklamaya geldi; nuruyla, rahmetiyle, merhametiyle uçsuz bucaksız sevgisiyle, adaletiyle, hukukun üstünlüğüyle, evrensel cihan şümul barışıyla, ruhların, kalplerin barışıyla geldi, âlemi kucakladı. Allah’ın rahmeti, İslam ile Kur’an ve Muhammed ile âlemler üzerine tecelli eyledi. Gel bu rahmetten ebediyyû’l ebed nasiptar olalım! Bu okulda okuyalım ve okutalım. Ey Ümmet-i Muhammed! Allah’ın rahmeti üzerinizden eksik olmasın. Mevla mağfiret eylesin. Merhamet eylesin. Bütün Ümmet-i Muhammed’e gerçeği okumayı, okutmayı da nasip eylesin. Selamün Aleyküm. Esselamü Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatühü ve Mağfiratüh.

 

1:02:16

 

 

 

(Visited 106 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}