Tefsir 417-01

417- Tefsir Ders 417 hayat veren nurun keşif notları

417- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 417

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Rûm Sûresi 28’inci Âyet-i Kerime’den 40’ıncı Âyet-i Kerime’ler)

 

‘‘Bismillahi Zişân azimû sultan şedidül burhan kaviyyül erkâm mâşââllahu kân Eûzubillahi min külli şeytani insün ve can’’

‘’ Rabbi Eûzu bike m‘in hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en yahdurûn’’

 

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ اِذَٓا اَنْتُمْ بَشَرٌ تَنْتَشِرُونَ﴿٢٠﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler, muhterem efendiler!

 

Hayat veren nurun dersleri keşif notları ve irşâd notları olarak dersimiz ölümsüz hayata ebedî mutluluğa hazırlayan derslerdir ki bu direk İslam’ın kendisi Kur’an-ı Kerim’in de kendisidir. Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhisselâtu Vesselâm bunun önderidir. Yüksek Ulemâ Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat ekollerinden gelen gerçek âlimlerimiz de bu görevin, bu vazifenin öncüleridirler. Sevgili Peygamberimizin de vârisleridirler bunun için bu dersleri yediden yetmişine beşikten mezara kimsenin kaçırmaması gerekir. Beşikten mezara kadar okunacak derslerin en başında, temelinde işte hayat veren nurun kendisi İslam’ın kendisidir. Bunun için bu derslerin ben kendim zaten mezara kadar talibiyim kendime söylüyorum kendime söylerken de beraber dinleyelim diyorum. Ve tebliğ emrini Rabbimiz veriyor. Birbirimize bütün doğruları hak ve gerçek olarak tebliğ edelim, işte çırpıntımız budur.

 

Cenab-ı Hak onun âyetlerindendir diyor. Ki, sizleri bakın kupkuru bir topraktan yarattı Cenab-ı Hak yoktan yarattı. İnsanların maddî yapısının topraktan yarattı. Bakın, tabiata hâkim yüce bir kudret var tabiat ona mahkûmdur o kudret kâinatı tabiatı yaratan Allah’tır (C.C). Kuru toprağa hayat vererek bakın Yüce Allah bir en mükemmel insanı yaratıyor ki, bütün mahlûkatın en şereflisi insandır eşrefi mahlûkat denmektedir ki, insanlığın da en şereflisi îmânı Amel-i Sâlih’i olup Allah’a itaat edenlerdir. Öbürleri ise kendilerine verilen şanslarını kaybedenlerdir. Kendilerine şans verilmiş ana sermaye verilmiş Rahmeti-Rahmân onu kötüye kullanmışlar.

 

Dakika 5:00

 

Ebedî ölümsüz cennet ve Allah’ın cemaline gidecekleri yerde Allah’ın gazâbına cehenneme, şirke, küfre, zulme gitmişler onu kazanmışlar ve onu kazanıyorlar. Yazık etmiyorlar mı kendilerine? Ölüleri diriltmeyi kudretini gösteren tabii ki delillerindendir. Ölüleri diriltmeye Allah’u Teâlâ’nın kudretinin kâfi olduğunu her şeye kâdir olduğunu açıkça gösteriyor. Çünkü yoktan bunca âlemi yaratan ölüyü diriltmez mi? Daha kolay iş. İnsanı Cenab-ı Hak tam bir insan olarak yaratmıştır maymun veya diğer bir hayvandan yaratmamıştır her hayvana ayrı türünden ayrı cinsinden yaratmıştır. Her hayvan ayrı, ayrı tür ve cinstirler. Onun için insanın apayrı bir ahsen-i takvim üzere en üst biçimde ve en güzel bir şekilde insan apayrı yaratılmıştır. İnsanın maymuna indirgemek başka mahlûkata indirgemek insanoğluna en büyük hakarettir kötülüktür bunun bilimsel yolu da aslâ yoktur ve olamaz.

 

Bunun için Cenab-ı Hak insanoğlunun ruh dünyasına sevgiyi koymuş merhamet duygularını yerleştirmiş akıl zekâ akıyor insanoğlunda ne yazık ki bu aklı zekâyı kötüye kullananlar var iyiye kullananlar var.

 

Şimdi şöyle bir bakalım; İnsanoğlu Rabbânî hükümlerine de delâlet eden deliller vardır. Cenab-ı Hak ne yarattıysa bu âlemde bunların tamamını Rabbânî hükümlerine de delâlet eden deliller burhanlar bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de kitâbî kânûnlar kitâbî âyetler var, kâinatta da kevnî kânûnlar var her şey bir kânûnla çalışmaktadır. Güneş Allah’ın ona koyduğu kânûnlara göre hareket etmekte güneşlik yapmaktadır. Aylar, yıldızlar, güneşler diğer bütün yaratıklar da böyledir. Yüce Allah bunlara bir ölçü koymuş kânûn koymuştur. İnsanlar Rabbi ’sinin emrinde Rabbi ‘sinin rızâsını kazanmak uğruna insanlığa faydalı olan bilimsel çalışmalarla görevlidir. Onun için insanoğlu faydalı olan bilimsel çalışmalar da yarış hâlinde olmalıdır. Ve bütün kavim bütün milletler bu konuda faydalıyı celb etme zararı def etme konusunda iyi düşünmelidirler. Yüce Allah insanlara düşünme kuvvetini de verilmiştir bunu sadece insana vermiştir. Diğerlerine içgüdülerini vermiş onları hangi gaye için yarattıysa o fıtrat tabiat kânûnlarıyla Yüce Allah onları donatmıştır. Ama insanoğluna terakkî gücü vermiştir. İnsan gelişen yükselen varlıktır gelişmeli yükselmelidir. İnsanın asıl fıtratı geliştiren yükselten İslam’dır şanlı Kur’an’dır, bunun önderi Hz. Muhammed Mustafa’dır. (A.S.V)

 

Dakika 10:00

 

İnsanoğluna Cenab-ı Hak yüksek bir ahlâk ve sevimli bir medeniyet hazır ve ne kadar mutlu bir hayat ve nimeti aday olarak insanoğlu yaratıldığını ve bu hayatın bir rüknü olan kadının düşüş ve zilletten korunması için sevgi ve esirgeme hisleri ile nasıl bir sosyal düzen takip etmek gerektiğini göstermektedir. Bunu şanlı Kur’an gösteriyor. Kur’an-ı Kerim’i çok iyi keşfetmek çok iyi anlatmak gerekiyor anlatmak gerekiyor. Herkes yüksek derecede âlim olamayacağına göre âlimlerimizi iyi dinlemelidir. Gerçek âlimleri ve irşâttan geçmelidir insanoğlu hem de doğru irşâttan geçmelidir doğru irşâd İslam’ı doğru bilmek doğru anlatmak doğru yaşamanın adıdır.

 

Sevgili dostlar, muhterem efendiler, baylar ve bayanlar!

 

Tabiatın üstünde hâkim olan yüce yaratıcının kudretini iyi görmeli, iyi anlamalıdır. Tabiata hükmeden yüce bir kudret var o işte tabiatın üstünde hâkim olan yüce yaratıcının kudretidir bunu görmelidir. Bu kâinatı yaratanı inkâr ederek ne cennete gidilir ne de cehennemden kurtulma şansı olmaz. Yaratıcı inkâr edilir mi? O Rahmân ve Rahîm olan yüce sıfatlarla muttasıf olan bütün eksik noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’a kulluk en büyük sultanlıktır. Kula kul olmayı kabul ediyor da birileri, Allah’a kul olmayı bir türlü nefsine iblîsine kabul ettiremiyor. Nefsini Allah’a kulluğa, Allah’a itaate eğer hazırlamazsan o nefis seni yerden yere çalar ve seni cehennemin en dibine atılmana sebep olur. Nefsin Allah’ın emrinde olacak iblîsin senden ya Müslüman olacak iblîsin veya senden kaçacak. Allah’ın emrinde olman gerekiyor kayıtsız şartsız hâkimiyet yüce kudret hâkim kudret Allah’ın kudretidir. Hâkimiyet Allah’tadır. İlim ehli olan âlimler bilirler ki bütün bu çeşitlilik farklı tabiatlar yaratan Allah’u Teâlâ’nın eşsiz yüce eşsiz kudretini göstermektedir. Gözlerin görmüyorsa işe yaramaz, kulakların duymuyorsa işe yaramaz. Bunları kötüye kullanma! Aklın hakîkati anlamıyorsa işe yaramaz gel bunları küfre, isyâna kullanma! Güzele, doğruya, îmâna, Allah’a itaate kullan. Bunları sana bir, bir veren Allah’u Teâlâ.

 

Dakika 15:00

 

Bunları sana bir, bir veren Allah’u Teâlâ Allah sana bunları vermiş Allah’ı inkâr etsinler diye mi vermiş sana bir düşünsene? Kitap göndermiş, Peygamber göndermiş âlemleri rahmetiyle kucaklayan İslam’ı göndermiş, İslam âlemlerin tamamen Allah’ın rahmetiyle kuşatılması demektir. Allah’ın merhameti ile adâletiyle güzelliklerle kuşatılması demektir, ilâhî rahmetin bütün âlemlere tecellîsi demektir. İslam’ı sen ne anlıyorsun? Arap’ın, Türk’ün, doğunun, batının  bir nizâmı değil, İslam Allah’ın nizâmıdır O’nun kurduğu düzen Allah’ın ilkeleridir. Onun için Allah’ı bırakıp da mahlûkatı tanrı edinme! Allah’ın her şeyi yücedir zât-ı yüce,  sıfatları yüce, esmâsı yüce, kânûnları yüce, Kitâb’ı yüce ve O’nun değer verdiği her şey çok kıymetlidir. O’nun değer verdiklerinde değer vardır O’nun değer vermediklerinin hiç değeri yoktur. Değer almak istiyorsan Allah’ın rızâsını kazanmaya çalış. Çalışalım tabii bunları kendime söylüyorum ama beraber dinleyelim diyorum.

 

Cenab-ı Hak farklı tabiatlar yaratan Allah’u Teâlâ’nın tabii ki kudretini gösteriyor, hikmetini de gösteriyor ve Yüce Allah âlemin nasıl idare ettiğini de gösteriyor. Bakın, O’nun şu idâresine bakın, güneşi yerinden alıp da başka yere götürecek bir kuvvet var mı? Bakın, doğudan doğduruluyor batıdan batırıyor. Güneşi kendi yörüngesinde yıldızları, ayı, dünyayı, galaksileri fezanın içinde kendi yörüngesinde herkese bir Allah kânûn koymuş o kânûnlara göre bunlar hiç sapmadan şaşmadan ilâhî emir ne istiyorsa ona göre hareket etmekte insanoğluna hizmet etmektedir. Yağmur yağıyorsa insana hizmet için yağıyor, güneş doğuyorsa insana hizmet için doğuyor. İnsan ne için o zaman? Her şey insana hizmet ettiğine göre insan ne için? (إِلَّا لِيَعْبُدُونِ) Allah’ı tanıyacak O’na kulluk yapacak Allah’ın birliğini tevhîd îmânını ve Allah’a itaati insanoğlu ebedî kendine görev bilecek. Var olduğu müddetçe ki Allah cennette insanı ebedî yaşatıyor cehennemde de ebedî cezâlandırıyor birilerini. Bunun için insanoğlu aklını başına almalıdır! Cenab-ı Hakk’ın her şey bildiği her şeye gücünün yettiği açıkça ortadadır. Bunca âlemin yaratılması büyük bir kudret büyük bir ilim ister. İşte bu nice kudretin her şeyi kuşatan ilmin tamamı Allah’tadır Allah her şeyi bilendir her şeye gücü yetendir, yaratmanın her türlüsünü bilendir bunun delilleri ortadadır açıkça.

 

Dakika 20:00

 

Bunca bu mahlûkat ve bu âlem çeşit çeşit yaratılmıştır ve idâre edilmektedir. Şu insanoğluna bir bak, sûretine bir bak, siretine bak hücrelerine, dokularına, organlarına, ruh yapına bak, ruhun mu muhteviyatına bak, bir de ruhun üzerine giydirilmiş bir maddî yaptığına bak. Biyolojik an atomik şöyle bir yapına bak, insan ne kadar mükemmel yaratılmış ama ekosistemin içinde tabiatta görevli nice mahlûkatta yaratılmıştır. Bunların hepsinin bir hikmeti sebebi bulunmaktadır bütün sebepler Allah’a bağlıdır, Allah’ın irâdesine. Onun için hiçbir şey sebebe bağlı değil bütün sebepler Allah’a bağlıdır. Onun için Allah’ın emrine bağlı olmayan mahkûm olmayan hiçbir şey yoktur. Gerçek yüce otorite Allah’u Teâlâ’dır. Şöyle bir bak, Cenab-ı Hak sanat ve ticaret bu imkânları insanlara vermiş bir de insana uyku bakın vermiş ve dinlendirmeyi ve çalışmayı bakın bunları tamamını Allah’ın lütfundan olduğunu görüyoruz. Çalışmalı ama çalışma imkânını verenin Allah olduğunu Allah’ın lütfundan olduğunu bilmelidir. Aynı zamanda hayat kâr ve gelişme hayatıdır kâra geçmeli sürekli gelişmelidir. Ama adâlete, hakka, hukûka, hukûkun üstünlüğüne riâyet ederek. Yoksa “insanoğlu iki günü birbirine eşit olursa ziyândadır” diyor İslam çok ilerici çok yüksek çok çağların dahi çok ilerisinde. Bakın, bu söz Hazreti Muhammed’e aittir. Ne diyor; (menisteva yevmâhü fehüve mağbün) “İki günü eşit olan ziyândadır” diyor. İlericiliğin tamamı iki kelimenin içinde bulunmaktadır. Bu haberin kaynağından Deylemî vardır ki Firdevs’te zikredilmiştir.

 

Bunlar Cenab-ı Hakkın insanlara sürekli gelişmeyi yükselmeyi bakın, Allah lütuf etmiştir bu imkânları insanlara Cenab-ı Hak bahşetmiştir. İnsan kendine verilen bu lütfu ilâhîleri doğru kullanmalıdır mesele odur. Bir insan ömrünü laklak ve gırgırlarla getirinceye kadar hikmetli, ilimli, irfânlı, faydalı bir ortam da geçirmeye gayret etme şansı da vardır veya aramalıdır arama dahi bir lütuftur. Arama azmini dahi düşünmek ayrı bir lütuftur ama kendine verilenleri kötüye kullanınca Allah’ın lütfunu kötüye kullanmış olmaktadır. Yazık olmuyor mu o zaman? Kendisine yazık ediyor. İşte çalışmak güzeldir ama bunun da Allah’ın lütfundan olduğunu bile bilmelidir. Yüce Allah’ın “Celâl” sıfatı vardır birde “Cemâl” sıfatı vardır.

 

Dakika 25:00

 

Cenab-ı Hak “Celâl” sıfatıyla istediklerin cezâlandırır “Cemâl” sıfatıyla da mükâfatlandırır. Bu kişinin kazanımlarının karşılığıdır, insanoğlu farkında olur veya olmaz. Her an kalbin, dilin, organların, ruhun, bedenin bir kazanımları vardır olumlu yönde veya olumsuz yönde hareketleri vardır. Bu kazanımların karşılığı da farkında ol veya olma kalbine yansıyor. Hayat tamamen insanın bağrından akıp gidiyor. Bu olumlu olarak akar gider, eğer günah işliyorsan olumsuz bir hayat bağrından akmaya başlar ve senin kötülüklerini sel olur seni alır o sel cehenneme kadar götürür yazık olur. Günahlar esas tufandır belâdır, iç dünyan içinde belâdır, dış dünyan içinde belâdır. Enfüsî ve âfâkî âlemin bütün mutluluğu Allah’ın korumasında olmanın şartı îmân ve Amel-i sâlih İslam’ın Yüce İslam’ın yüksek ahlâkıdır. Bunlar varsa Allah seni koruması altında tutuyor. Muttakîler, Muhsinler bunlar ehl-i takvâ, zühtü takvâ marifet ehl-i marifet bunlar hep koruma altındadırlar. Hayatın olumsuz yönlerine karşı korunursun içte mukavemetler bağışıklıklar sağlanır bunlar birer birer Allah’ın lütfudur lütfu ihsânıdır. Onun için hayatı da mematı da mahlûku da Hâlikı yaratanı iyi tanı. Hakk’ı bâtıldan ayır, bunların bütün çaresi Kuran’ı Kerim’i İslam’ı bilmekten geçer. Hayat veren bu nurun dersleri ölümsüz hayata seni hazırlayan şanlı Kur’an’ın, nurlu İslam’ın derslerini, irşâd notlarını ve keşif notlarını kaçırma! Bütün ceddine sülalene bunları dinlet.

 

“Cenab-ı Hak İnsanlar şimşeği gösterir” diyor bakın âyeti kerimede. Peki, bu şimşeği niye gösteriyor? Bakın bir şimşekte iki şeyi hemen hatırlaman gerekir. Biri korku, biri ümittir. Korku yıldırım da çarpabilir birinci şimşek çaktığı zaman o sesle şimşek arasında bir durum vardır ışığın hızı sesin hızından daha güçlüdür. Şimşek çaktığı zaman, işte o zaman yıldırımlar atılmış olur ses geldiği zaman geçmiş olsun gibi bir durum vardır. Çünkü ışığın hızı sesin hızından daha fazladır. Bundan dolayıdır ki, insanoğlu bir şimşekten hem yıldırımı da, rahmeti de bekleyebilir. Günahlar karşısında cezâlandırmak gerekirse yıldırım atılabilir tepene bir yıldırım düşebilir. Günahların hangi günahın hangi cezâyı gerektirdiğini Yüce Allahtan daha iyi bilen olmaz. Allah adâletini uygular. Suçluya suç işle yanına kalacak diye bir durum yok. Ona bir zaman tanınmış mühlet verilmiş o zaman zarfında tövbe etsin, îmâna gelsin, iyi bir Müslüman olsun diye. Sen ise, o zamanı kötüye kullanırsan, yaptıkların yanıma kalıyor dersen o yıldırım seni bir gün çarpar.

 

Dakika 30:10

 

Sadece yıldırımın çarpmasıyla kalmaz seni cehenneme alır götürürler cesedin ne yerde kalır ne gökte kalır. Küfrün cesetleri ehli küfrün bütün cesetleri cehennemdedir ölümsüz bir acı içindedir tariflere sığmayan korkunç bir cezâ âlemidir. Cennet-i Âlâ da, tariflere sığmayan mutluluk âlemidir Kur’an-ı Kerim, İslam insanların tamamını cennete hazırlamaya gelmiştir. Ama insanoğlunun birçoğu bakın hem de pek çoğu bu gerçekten kaçmaktadır. Mutluluğundan kaçıyor, huzurundan kaçıyor, ölümsüz en yüce hayat tarzından kaçıyor. İnsanoğlu ne kadar çok aldanıyor ne kadar büyük gafleti var. Öleceğini bile bile, yaratılmışlığını göre göre yoktan var edildiğini göre göre, dirilmenin daha basit ve kolay olduğunu bile bile Allah’ın emirlerine kulak tıkıyor göz yumuyor sanki hiç aklı başında yokmuş gibi davranıyor. Hâlbuki insana yüce değerler verilmiştir yazık oluyor…

 

Kıymetli dostlarım,

 

Demek ki bir şimşek bile insanlara ne yapıyor; Korkuyu ve ümidi telkin ediyor. Yıldırımlar korkuyu temsil eder, ümitler rahmet ve ümidi temsil eder. Çünkü insanoğluna Allah zulmetmez, haksız yere hiç kimseye cezâ verilmez Allah zulümden münezzehtir.  İnsan hak ettiği cezâyı bulur, adâlet yerini bulur Allah adâletini tam uygular. Onun için îmânlı ile îmânsız bir olmaz. Îmânlıya yapılacak uygulanacak adâlet çok farklı lütfu ilâhî var orada, îmânsıza uygulanan adâlette çok farklı orada küfür var ve karşılığı var, beride îmân var ve karşılığı var ve bir lütfu ilâhî de var. Ama küfrün günahın karşılığında bir günah iki yazılmıyor. Ama bir sevap 700 kat veya daha fazla arttırılabiliyor. En az verilince de bir sevaba 10 kat arttırılıyor buda en az olursa. Demek ki rahmet, merhamet önde gidiyor küfürden, şirkten, nifâktan, haram işlemekten, günah işlemekten insanoğlu uzak kalmalıdır Allah’a itaat etmelidir bunun çâresi budur iyi bir Müslüman olmaktır.

 

Şöyle bir bak kâinata çekim ve denge kanallarına şöyle bir bak; çekim ve denge kânûnları hep O’nun emrinden ibarettir. Kâinatta ne varsa emir iledir o emir Allah’ın emridir. Bundan dolayı Cenab-ı Hak burada İslam mücahitlerinin çıkışına da işaret buyurmuştur.

 

Kıymetli dostlarımız, Göklerde ve yerde en yüksek şeref ve şan da ezelî ebedî bütün şan ve şeref yüce sıfatların hepsi Allah’tadır. Tam kudret O’ndadır, sonsuz hikmetin sahibi de O’dur her türlü yaratıcı yaratmanın her türlüsünü bilen de O’dur.

 

Dakika 35:20

 

Burada İslam mücahitlerine işaretli niçin yapılmıştır?

 

İslam A’dan Z’ye barış, merhamet olduğu için dünyaya İslam’ın barışın, adâletin, merhametin egemenliği için cihâd mücâhit gerekmektedir. Çünkü İslam’da ki cihâd hareketleri insanlığın kurtuluş hareketleridir. Zararları ortadan kaldırmak, faydayı cihâna egemen kılmaktır. Bunun için İslam’da ki cihâd hareketleriyle başkalarını birbirine karıştırmamak gerekmektedir. Rahmetin tecellîsidir rahmetin, tecellîsi için de çalışmak gerekiyor faydalı çalışmak gerekiyor. İşte İslam’da ki cihâd hareketli bunun adıdır faydalı hareketinin adıdır. Allah’ın emrinde ki bunlar kıymetli kadrolardır, bu kadrolar Allah’ın emrinde çalışırlar. Önderleri Hazreti Muhammed’dir, ellerindeki rehber ve hidâyet kaynağı Kur’an’ı Kerim’dir, bütün muhteviyat İslam’ın kendisindedir. Bu da İslam’da bütün insanlığı kucaklayan Allah’ın rahmetinin tecellîsidir. İslam’ı eğer sadece sen bunu Arap’a mâl eder, Türk’e mâl eder, doğuya batıya birine mâl edersen güneş doğunun güneşi demiş olursun batıyı bu güneşten mahrum etmiş olursun yazık olur. Güneş bütün âlemlerin üzerine doğar. Güneşten ruhlara doğan güneş olan İslam’dan Kur’an’ın nurundan insanlığı mahrum etmeye kimsenin hakkı yoktur. İslam evrenseldir kabul etseniz de böyledir etmeseniz de böyledir. Onun için güneşte biliyorsunuz ki önüne ne kadar engeller gelse de yine güneş güneşliğini yapmaktadır. 14 asır İslam’ın nuru kalplere doğdu dünyaya hâkim oldu dünyaya barış getirmek için elinden geleni yaptı. Her millete her inanca özgürlük verdi 14 asır bunun şahididir tarihleri doğru okumak gerekiyor Kur’an-ı Kerim’i bilmeyenler hiç olmazsa tarihi doğru okusunlar, birde yalancı tarihlerle gerçek tarihe baksınlar. Faşist bir zihniyette yazılan tarihler tarih olamaz. Tarihi doğru yazmak, doğru okumak gerekir, doğru da okutmak gerekir. Yoksa art niyetlerle gerçekleri çarpıtarak insanlara tarih anlatırsanız yeni nesillere yanlış  yön vermiş, kin aşılamış, kendi içinizdeki kinleri gençlere kusmuş olursunuz. Buna hakkınız var mı? Allah’ın rahmetini insanlara yanlış tanıtmayın! Doğulu içinde bu geçerli, batılı içinde herkes için geçerli, doğru olmalı ve tarihi doğru okumalıdır. Asırlardır İslam âlemin de her millete, her inanca özgürlük ve hürriyet verilmiş ve İslam iyi anlaşıldığı, iyi anlatıldığı, iyi uygulandığı dönemlerde her millet memnun olmuştur.

 

Dakika 40:15

 

Bu özgürlüğü de kötüye kullanıp hiç isyânları başlatanlar art niyetli terör yuvaları da olmuştur. Bunlar da İslam’ın verdiği bu özgürlüğü kötüye kullanılan olmuştur ve başkalarının kışkırtmasına ve ifsat etmesine müfsitliklerine âlet olanlar olmuştur. Bir de İslam kusursuzdur İslam kusurlu olarak uygulayanlar olmuştur. İslam’da kusur yok ama insanoğlun da kusur bulunur. O zaman geriye ne kalır? İslam’ı doğru anlamak kalır. İslam’ı doğru anlatılır doğru anlaşılırsa, yeryüzü mutlu olun barış dünyaya hâkim olur mesela burada. İslam çağa uydurmaya çalışma! İslam’ı bir defa iyi anlamaya çalış birde İslam bir hakîkattir hakîkate uyumaya çalış her şeyi gerçeğe Hakk’a uydurmaya çalış Hakk’ı bâtıla uydurmaya çalışma! O zaman, işte dengeler bozuluyor, ayarlar bozuluyor huzur elden gidiyor.

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

ضَرَبَ لَكُمْ مَثَلاً مِنْ اَنْفُسِكُمْۜ هَلْ لَكُمْ مِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ شُرَكَٓاءَ ف۪ي مَا رَزَقْنَاكُمْ فَاَنْتُمْ ف۪يهِ سَوَٓاءٌ تَخَافُونَهُمْ كَخ۪يفَتِكُمْ اَنْفُسَكُمْۜ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ﴿٢٨﴾

بَلِ اتَّبَعَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۚ فَمَنْ يَهْد۪ي مَنْ اَضَلَّ اللّٰهُۜ وَمَا لَهُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَ﴿٢٩﴾

  فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ حَن۪يفاًۜ فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّت۪ي فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَاۜ لَا تَبْد۪يلَ لِخَلْقِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ الدّ۪ينُ الْقَيِّمُۗ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَۗ﴿٣٠﴾

  مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ﴿٣١﴾

  مِنَ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعاًۜ كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ﴿٣٢﴾

  وَاِذَا مَسَّ النَّاسَ ضُرٌّ دَعَوْا رَبَّهُمْ مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ ثُمَّ اِذَٓا اَذَاقَهُمْ مِنْهُ رَحْمَةً اِذَا فَر۪يقٌ مِنْهُمْ بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَۙ﴿٣٣﴾

لِيَكْفُرُوا بِمَٓا اٰتَيْنَاهُمْۜ فَتَمَتَّعُوا۠ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ﴿٣٤﴾

  اَمْ اَنْزَلْنَا عَلَيْهِمْ سُلْطَاناً فَهُوَ يَتَكَلَّمُ بِمَا كَانُوا بِه۪ يُشْرِكُونَ ﴿٣٥﴾

وَاِذَٓا اَذَقْنَا النَّاسَ رَحْمَةً فَرِحُوا بِهَاۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ اَيْد۪يهِمْ اِذَا هُمْ يَقْنَطُونَ﴿٣٦﴾

  اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿٣٧﴾

فَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِۘ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ﴿٣٨﴾

وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ رِباً لِيَرْبُوَ۬ا ف۪ٓي اَمْوَالِ النَّاسِ فَلَا يَرْبُوا عِنْدَ اللّٰهِۚ وَمَٓا اٰتَيْتُمْ مِنْ زَكٰوةٍ تُر۪يدُونَ وَجْهَ اللّٰهِ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ﴿٣٩﴾

  اَللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ ثُمَّ رَزَقَكُمْ ثُمَّ يُم۪يتُكُمْ ثُمَّ يُحْي۪يكُمْۜ هَلْ مِنْ شُرَكَٓائِكُمْ مَنْ يَفْعَلُ مِنْ ذٰلِكُمْ مِنْ شَيْءٍۜ سُبْحَانَهُ وَتَعَالٰى عَمَّا يُشْرِكُونَ۟﴿٤٠﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

Dakika 45:40

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

‘’Rûm Sûresi’nin 28’inci âyetinin’’ anlamıyla dersimiz devam etmektedir. Bu yüce nazmını, yüce metnini verdiğim âyetlerin yüce anlamlarına şöyle bir bakalım;

 

Allah Celle Celâlühü, Size kendinizden bir misâl verdi: Hiç size rızık olarak verdiğimiz şeylerde elleriniz altında ki o hizmetlilerinizden ortaklarınız bulunur da onlarla siz eşit olur, aranızda birbirinizi saydığınız gibi, onları da sayar mısınız? İşte biz, düşünecek bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz.

 

Burada Cenab-ı Hak ne diyor; “Sen bir işçini diyor hizmetlini kendi her şeyine ortak eder misin?” diyor. Her şeyine diyor ve bir evde onu da kendin gibi bir reis yapar mısın? Yapmazsın. Bir devletin başına iki hükümdar diker misin? “Hayır! Siz, kendinize bunu yakıştırmıyorsunuz da diyor ben âlemlerin tek Rabbi’siyim benim ortağım yok, şerikim yok, nazirim dengim yok bana siz bunları nasıl yakıştırıyorsunuz? Diyor Cenab-ı Hak. Kime diyor? Müşriklere diyor gizli şirke açıktan şirkin hepsini söylüyor. Kimisi farkında olarak, olmayarak nefsini tanrılaştırıyor. Kimisi servetini, malını, mülkünü, mevki makamını, rütbesini tanrılaştırıyor. Kimisi üstatlarını, önderlerini, başbuğlarını tanrılaştırıyor onların sözünü alıyor Allah’ınkini bırakıyor. Bunlar nedir? Birer birer Allah’a ortak koşmaktır, başkalarını tanrı edinmektir. Bunlara dikkat edin! Hakk’a tâbî olmak için Hakk’ı ve Hakk’ın kânûnlarını bilelim. Bunların yerine başkasını koyarsak işte orada gizli veya açık şirk başlıyor. Dikkat edelim çok mu çok! Hâlik ile mahlûku bir tutarsanız şirk ortaya çıkar, mahlûku halikın yerine koyarsanız şirk orada ortaya çıkar. Allah’ın eşi benzeri olmadığı için, Allah’ın oğlu olmaz, kız olmaz kulları olur. Yaratması vardır yaratır Allah her şeyinde birdir O’nun eşi de yok. Onun için dünyada şirkin çeşitleri çoktur, çeşitli putperestler vardır. İslam’ın içinde de dili tevhîd okuyup da yaşantısı şirkin içinde olanları görebilirsiniz yazık oluyor. Onun için Yüce Allah’ın esmâsını da evsâfını da iyi okumalıdır, Kitâb’ını da iyi okumalıdır, Allah’ı iyi tanımalıdır. Cennete girmenin birinci şartı Allah’ı iyi tanımaktır. O’nun esmâsını, evsâfını, Kitâb’ını iyi anlamaktır.

 

Dakika 50:20

 

Tevhîd îmânı kalbe girmeden kimse cennete giremez. Tevhîd îmânı Allah’ın birliğini iyi tanımak O’na kul olmakla mümkündür. Îmân sadece o tevhit hanîf îmânı budur işte. İslam A’dan Z’ye dünyaya doğduğundan ebediyyâta kadar İslam tevhîd dini, hanîf dinidir.

 

Cenab-ı Hak bu 28înci âyet-i kerimede böyle buyururken bakın 29’da da şöyle buyuruyor;

 

Fakat zulmedenler, bilgisizce hevâlarına uydular. Buraya dikkat et! Hevâlarına diyor bak. Hevâ nedir?  Nefsin Hakk’a uymayan arzu ve istekleridir. İslam şeriatına, Hakk’ın emir ve kânûnlarına uymayan nefsin arzu ve istekleridir ve nefsinde dayatmasıdır aynı zamanda ibliste orayı körükler vesveseyle. Artık Allah’ın şaşırdığını kim yola getirebilir? Onların yardımcıları da yoktur. Kişi nefsini tanıştırdığı zaman artık kişi sapmayı istiyor Allah da sapıtıyor. Sapıklığı kazanıyor Allah da kazancını veriyor.

 

O hâlde yüzünü Allah’ı bir tanıyarak dine, hak din İslam’a Allah’ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult. Gerçek fıtrat dini İslam dinidir yaratılışın tam bizzat kendine uygundur. O fıtratı geliştirip yükseltmek için İslam o fıtratın dinidir. Cenab-ı Hak ne diyor, işte diyor fıtratına doğrult diyor. Neyi? Yüzünü. Allah’ın yaratışında değişiklik bulunmaz. Dosdoğru din işte bu fıtrat dini olan İslam’dır. Fakat insanların çoğu bilmezler. Ota, yaprağa mahlûkata tapanlar fıtrat yolundan sapanlardır.

 

Başkasından geçerek hep O’na gönül verin ve O’ndan sakının. Namaza devam edin gerçek anlamda namaz kılın ve müşriklerden sakına olmayın. O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek, öbek olmuşlardır parça parça bölünmüşlerdir, grup, grup hâline gelmişlerdir. Her grup kendilerindekine güvenmektedir, her grup ben de doğruyum zannediyor. Fıtrat dini İslam’ın o tevhîd Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat kanalıyla Hazreti Muhammed’in ortaya koyduğu uyguladığı itikatta, amelde, ahlâkta, hukûkta, muamelatın tamamında Hazreti Muhammed’in yeryüzüne yerleştirdiği Ehl-i Sünnet din İslam anlayışının dışındakileri ehl-i bid’at yollarıdır. Kimisi sapıktır kimisi daha çok sapıktır.

 

Dakika 55:00

 

Kimisinin itikat da dalâlete saplanmıştır, kimisi de amel de saplanmıştır, ahlâkta saptanmıştır. Her bid’atın b ir rezaleti delâleti vardır her bid’at kötüdür. Bid’at nedir derseniz: Kur’an’ı Kerim’e, sünnete, icmâya, kıyasa faydaya dünyevî ve uhrevî faydaya uymayandır. Bunun için;

 

Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablarına yalvarır; dua ederler sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zamanda bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablarına ortak koşarlar. Başı dara gelince Allah’a yalvarıyor, başı selâmet bulunca şirk koşuyor. Bu da insanoğlunun ne kadar büyük yanılgısıdır ve hüsrânıdır derin bir cehâletidir korkunç bir helâk oluşudur. Çünkü şirke af yok, şirkten vazgeçmeli tevhîd îmânıyla îmân edip Müslüman olmalıdır.

 

Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. En büyük nankörlük nedir? Allah’ın Şânına yakışmayan bir inançla şirk koşmaktır, küfür etmektir, zulmetmektir, münâfıklıktır. Bunlar Yüce Allah’u Teâlâ’ya en büyük nankörlüktür. Haydi, geçine durun bakalım, diyor Cenab-ı Hak. Burada tehdit var; haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz. Yani sen şirk eker de îmân biçebilir misin, tevhîd biçebilir misin? Biçemezsin. Yani ektiğini biçeceksin diyor Cenab-ı Hak. Şirk eken ebedî helâk olacak. Şirk koşan, küfür eden münâfık, ehli nifâk, ehli zulüm ebedî helâk olacaktır.

 

Bunun için kıymetli dostlar, muhterem izleyenler!

 

Cenab-ı Hak yine buyuruyor ki 35’inci âyetinde: Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de O’na ortak konuşmalarını o mu söylüyor? Bakın ortada tevhîd îmân için delil var, doğru için delil var. Kur’an-ı Kerim, İslam, Hazreti Muhammed. Ama küfür için şirk için ortada bir delil yok ki sebep de yok delil de yok. İnsanlar yanlışı kendi uydurdular, olmayan şeyi yaptılar, olmayacak şeyi yaptılar. Aslî olan ezelî ebedî îmândır îmân aslîdir. İnkârı insanlar kendi uydurdu mahvettiler olmayacak şeyi yaptılar. Küfrün olması bir defa gerçeği olmayan yönüyle muhâl ve mümtenidir. Küfürde Âdemiyet yokluk vardır, var olan aslî olan îmân ve gerçek İslam’ın kendisidir. Fıtrat dini aslîdir. Ne kadar fıtrat dinine İslam’a uymayan ne varsa insanlar bunu kendileri uydurdular, yazık ettin kendilerine. Çünkü bunların hiçbiri fıtrî değildir uydurdukçadır safsatanın tâ kendisidir.

 

Dakika 1:00:05

 

(Esatir-ül Evvelin) veya (Esatir-ül Ahirin) fark etmez öncekilerin ve sonrakilerin uydurmasın İslam fıtratına uymayan bütün delâlet insanın kendi uydurmasıdır. Aslî olan  İslam hakîkatidir fıtrat gerçeğidir ki,  bu İslam şanlı Kur’an nurlu İslam bunun önderi evrensel bütün çağların milletlerin Peygamberi, Hazreti Muhammed’dir (A.S.V).

 

‘’Allah’ım! Îmânlarımızı kâmil ve dâim eyle, amellerimizi sâlih eyle. Ya Rabbi! Dili konuşup da kalbi haberdar olmayan münâfıklardan eyleme ya Rabbi! Ne olur selim kalp nasîb eyle.’’

 

‘’Eselüke kalben selîma velîsenen sâdıka ve amelen sâliha ve hulkan hasenâ ve eselüke min hayri mâ ta’lem ve eûzubike min şerrimâ ta’lem ve estağfiruke mimmâ ta’lem ve ente allâmül guyub.” Yalvarıyoruz ya Rabbi kabul eyle.

 

Kıymetli ve muhterem efendiler,

 

Cenab-ı Hak bu gerçeği de söyledikten sonra bakın yine buyuruyor ki;

 

Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar. İnsanoğlu her zaman güllük gülistanlık içinde yaşarken iyi ama başlarına bir sıkıntı gelince diyor ümitlerini kesiveriyorlar. Hâlbuki başına gelen günahlarından gelmiştir veya değerli şahsiyetlerin başına geldiyse imtihandır rütbeleri büyür. Îmânlı insan hiçbir zaman ümit kesmez kendine döner kendini teftiş eder, kendini hesaba çeker. Allah’tan ümit kesilir mi? Allah’ın rahmetinden ümit kesenlere îmânsızlardır. Allah’tan ümit ebediyyû’l-ebed ümit kesilmez eminde olunmaz. Ben, cennete gideceğim kurtuldum da diyemezsin. Ya? Ümitle korkunun arasında yaşarsın, ümit kesemezsin ama emin de olamazsın. Çünkü günahların var korkacaksın. Korku ve ümit Müslümanın iki kanadıdır Allah’a doğru uçar birisi olup birisi olmazsa olmaz ikisi de olacak ki uçabilesin korku ve ümit kanatlarının arasında yaşayacaksın. Bu kanatlar iyi takın hiç bırakma, bu kanatların tek bir tane içinden kenarını dahi zedeleme uçamazsın sonra dikkat et. Tabii bunları güçlendirmek için hayat veren nurun dersleriyle irşâd olmak ve keşif notları irşâd notlarıyla irşâd olmamızda gerekiyor. İrşâd olmadan ilim, irfân olmadan İslam’ı Kur’an-ı keşfetmeden olmaz. Tekrar söylüyorum Kur’an-ı Kerim’i keşfetmeden başkalarının kitaplarına eğer zaman ayırırsanız Kur’an-ı Kerim’e zamanınız kalmazsa burada gerçekten uzaklaşmışta olursunuz. Allah’ın Kitâb’ını öne alın Allah’ı önce Allah’ı dinleyin, Peygamberi dinleyin sonra bunlardan sonra faydalı bilimsel her çalışmayı yapabilirsiniz.

 

Dakika 1:05:10

 

Ama ağanınkini dinleyim, paşanınkini dinleyim de Allah daha sonraya kalsın, Allah’ın Kitâb’ı sonraya kalsın derseniz ömrünüz buna yetmeyebilir. Gece gündüz Azrâil Aleyhisselâm gelebilir canınız alıp götürebilir. Aklınızı başınıza alın! Bugün piyasa kitap dolu ama Allah’ın Kitâb’ı bir Allah da bir. Onun için  Kur’an-ı Kerim’i baştan sona A’dan Z’ye özlü olarak biz not olarak keşif notları, irşâd notları, hayat veren nurun dersleri olarak aczimizle takdim ediyoruz.  Bunun için Rabbimiz nasıl eşi benzeri yoksa Kur’an-ı Kerim’in eşi benzeri yok ki. Sen kimi dinliyorsun? Öncelikle Rabbini dinle.

 

Şimdi bana birkaç tane mektup gelmiş biri Allah’tan gelmiş, biri Peygamberden gelmiş, birisi bir hükümdardan gelmiş, biri bir ağadan gelmiş öbürü bir paşadan gelmiş. Hangisini önce açık okursun? Allah’tan geleni önce açıp okumaz mısın o mektubu? Bak bu Allah’tan Rabbimden beni yaratandan gelmiş yaşatan öldürüp diriltecek ya cennete ya cehenneme koyacak ezelî ebedî bu âlemlerin eşsiz hükümdarlarından gelmiş diye Allah’ın Kitâb’ını Allah’tan gelen mektubu açıp okumaz mısın? Okursun. Okumam dersen senin aklında bir problemin var doğru doktora, îmânında bir problemin var doğru irşâd merkezine. Yazık olur yazık! Onun için insanoğlu çağdaşım diyor ama en geride kalmış farkında değil. En gerici insanların bugün çağdaşız dediğini görürsünüz. Dini kabul etmez hak hukûk kabul etmez çağdaşım der. Tamam, sen çağdaşsın neden? Zulüm de küfür de cehâlette çağdaşsın bu doğru. Îmânda, ilimde, irfânda, hukûk ve hukûkun üstünlüğünde, adâlette çağdaş olsana. Okumuş nefsinden gelen mektupları iblîsten gelen mektupları okuyor çağdaş işte bunların çağdaşı. Çağdaşım demekle kimse çağdaş olmaz olamaz. Îmânlar ezelî ve ebedîdir gerçek îmân bütün çağların önündedir ebedî ve ezelîdir. Çünkü îmân Allah’a başlar Allah ile. ‘’Amentü Billâhi’’ Ben, Allah’a inandım diyorsun bak! ‘’Amentü Billâhi’’ îmânın birinci altı esasından birisi ‘’Amentü Billâh’’ diye başlıyor. Allah, ezelî ve ebedî… Görüyor musun çağdaşlığı? O, ezelî ve ebedî olan Allah’a îmân edersen hem ezelî ve ebedî görüyor musun çağdaşlığı? o ezelî ve ebedî Allah’a îmân edersen hem ezelî hem de ebedî çağdaş bir îmân sahibi olursun. (وَ مَلَئِكَتِهٍ) bak, Allah’ın meleklerine inandım nurdan yarattığı kulları ve orduları. Gökler çatır, çatır melek ordularıyla dolu yeryüzü dolu nurdan yaratılmış Allah’ın kulları melek orduları. Allah’ın meleklerinin varlığına bak inandım diyorsun. (وَ كُتُبِهِ) Allah’ın kitaplarına diyorsun bakın kitaplarına derken Kur’an-ı Kerim hangi Kitâb’a doğru yanlış nedir, bunları Kur’an-ı Kerim bünyesinde hem doğruları musaddik hem Müheymin’dir. Kur’an-ı Kerim bilinmeden kitaplara da nasıl îmân edeceğini bilemezsin.

 

Dakika 1:10:00

 

Çünkü geçmişin yenileyen taptaze Allah’ın Kitâb’ı Kur’an-ı Kerim’dir. Allah’ın kitaplarına inandım diyorsun, Peygamberlerine inandım diyorsun. Bakın, âhiret gününe inandım diyorsun kazaya kadere hayrın şerrin Allah’ın yaratması insanların istemesiyle Allah’ın da yaratmasıyla olduğuna inandım diyorsun, ölünce dirilmeye inandım diyorsun. Îmânın aslî esasları bunlar, îmânın esasları bunlar. Bunlar temelleri bu temelin katmanları var bu temeller olmadan olmaz. Bu temeller, kalbim tasdikini dilin ikrârını ister. Kalp tasdik etmezse dilin binlerce söylesin hiç işe yaramaz. Îmânsız ölür gider kalp bu yüce esasları tasdik edecek dil ikrâr edecek ve yaşantına da bunlar yansıyacak inandığın artık yaşayacaksın amele dönüşecek. İlim îmâna, îmân Amel-i Sâlih’e, güzel ahlâka, hukûka ve  gerçek adâlete yansımadığı müddetçe gerçek faydayı bulmazsın. Ben şehâdet ederim ki, اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ Allah’tan başka ilâh yoktur. Zâtında, sıfatında, efâlinde, her şeyinde  Allah birdir. Ve yine ben şahadet ederim ki ve وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ Hz. Muhammed Allah’u Teâlâ’nın en son evrensel bir rahmet Peygamberidir ki tâ kıyâmete kadar son Peygamberidir, bütün milletlerin Peygamberidir. Şahâdet ederim diyorsun kalben tasdik dilinle ikrâr ediyorsun. Onun getirdiği şeriatı da yaşantına uyguluyorsun ferdî, içtimâi ve millî olarak. Ve Hazreti Muhammed’e İslam adına indirilen ne varsa, inzâl edilen hepsine inandım dilimle ikrâr kalbinle tasdik ederim deyip ben bir Müslümanım diyorsun. Göğsünü gere gere bu tasdik bu ikrâr, bu İslam’ı yaşantıyla Müslümanım de hem de göğsünü gere gere. İslam’ın emirlerinin hepsi yücedir şu emrini çağdaş bulup öbür emrini çağ dışı bulan zihniyetin kendisi çağ dışıdır.  İslam’ın,  Kur’an’ın her emri çağların önündedir, en yücedir ve en  güzeldir.

 

Bunun içinde kıymetli dostlar, her şeyin haddini bilmeyen çalışalım. Yüce Allah’ın yenileyeceğini yenilenmiş hükmünü ortadan kaldıracaklarını kaldırmış buna İslam da nâsih mensûh olayı denmektedir. Allah nesih edeceğini nesih etmiş nâsih’i mensûhu da ortaya koymuş Kur’an-ı Kerim geçmişin tamamını İslam yenilemiştir. İslam şeriatı yepyeni çağların önünde evrensel bir insanlığın tümünü kucaklayan bir İslam’dır ve İslam şeriatıdır. Onun için bazıları şeriat deyince, kendi dayatmalarını millete şeriat diye yutturuyor Allah’ınkini kabul etmiyor. Tamam, kabul etmiyorsan yarın Azrâil’in orduları senin ordularımla seni alıp Allah’ın huzuruna götürecek, o zaman hesabını verirsin.

 

Dakika 1:15:05

 

Kendi dayattığını şeriat olarak millete yutturuyorsun da, yutturmak istiyorsun da, Allah’ın yüce emir ve kânûnlarını neden kabul etmiyorsun? Yanından bile geçmek istemiyorsun, duymak bile istemiyorsun. Tamam, beraber mahşere gideceğiz hep beraber Allah’a hesap vereceğiz bunun hesabı verilecektir.

 

Evet, kıymetli dostlarımız!

 

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede de bunu buyurduktan sonraki bakın 37’nci âyeti ile dersimiz devam ediyor.

 

Onlar görmediler mi ki, Allah’ın dilediği kimseye rızkı serer ve kimisine de ölçülü verir daraltır. Bunda da hikmetleri vardır. Niye? Zengin ve fakir arasına da Allah bir denge koymuştur dengeyi kurmuştur. Ne diyor zengine; Ver bakayım yoksulun hakkını diyor. Fakire de diyor ki o rızkı az olana; çalış ama rızkına da razı ol diyor. Kimseyi Allah’u Teâlâ mahrum bırakmıyor ama imtihan ediyor. Bunlar imtihan meydanında ki olan şeyler. Ama mezara giderken ikisi de birer kefen alıyor o zenginle fakir birer kefen alıp mezara iniyorlar ikisi de. Götürdükleri başka bir şey var mı? Yok. İslam yeryüzünde dengeleri kurmuştur sen bu dengeleri bu adâleti uygulamıyorsan suç senindir. Sen orada o adâletin olmadığı yerde zulüm vardır zulmün olduğu yerde de huzur olmaz. Ne olur? Terör olur, kargaşa olur. Zaten, şu dünyada barış yoksa adâlet yoksa başka şeyler varsa bunun sebebini insanoğlu kendinde aramalıdır. İslam’da kusur yok kusur insanoğlundadır.

 

Cenab-ı Hak diyor ki; Şüphesiz ki bunda îmân edecek bir kavim için ibretler vardır. Cenab-ı Hak birilerine fazla vermiş, birilerine ölçülü vermiş niye? İbretler hikmetler vardır. Buna senin aklın ermiyorsa Allah’u Teâlâ hikmet var diyor oraya îmân et hiç olmazsa gerçeği de anlamaya çalış.

 

O hâlde akrabaya da hakkını ver, yoksula da hakkını ver, yolcuya da hakkını ver… Yani İslam da hiçbir kimseyle kayıtsız kalınamıyor. Bu Allah’ın rızâsını dileyenler için daha hayırlıdır. Ekosistemi korumakta insanoğlunun görevidir ekosistem çok güzel kurulmuş bozamazsın koruyacaksın, faydalanacaksın.

 

Dakika 1:19:03

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 53 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}