Tefsir 484-01

484- Tefsir Ders 484 hayat veren nurun keşif notları

484- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 484

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi Rabbil-âlemin vesselâtü vesselâmü alâ Rasûlina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi vesellem’’

Estağfirullah bi-adedi zünûbina hattâ tuğfer Allah’u ekber hattâ tuğfer.”

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

Dersimiz Müddessir Sûresi’nin keşif notlarıyla dersimiz devam etmektedir. Cenab-ı Hak bizlere inanılması lâzım gelen bütün yüce değerleri ortaya koydu. Îmânın birinci aslı ve esâsı Yüce Allah’ı iyi tanımaktır Celle Celâlühü. O’nu kemâl sıfatlarla tanımak, yüce isimleri ile en güzel isimleri ile tanımak, eserleri ile tanımak, kitâbî âyetleri ile kevnî âyetleri ile tanımak ve ortaya İslam adına koyduğu Hz. Muhammed’e inzâl ettiği bütün İslâmî değerlerin tamamını kalben tasdik etmek dilin ikrâr etmesi ile îmân ortaya çıkar, îmân gönülde parlar. Gerçek îmân ile Müslüman mü’min sıfatını kazanır ondan sonra şanlı Kur’an’da, nurlu İslam’da, Muhammedî şeriatta ne varsa onların da bir, bir ölçüsüne uyarak îmânın gereğini yerine getirir. Biliyorsunuz ki bu dünyanın bir ötesi var bu dünyanın ötesine hazırlanmak dünyalıların asîl görevidir. Bu dünyanın ötesinde bir de Cennet-i Âlâ olduğu gibi bir de cehennem var. Tahrim Sûresi 6’ncı âyet ve diğer âyetlerde olduğu gibi cehennemin diyor başında onun başında öyle melekler vardır ki irimi iri, çetin mi çetin isyân etmezler emri yerine getirirler. Kâfirlere bunlar belâdır ve imtihandır. Ebû Cehil o çağın en şeddeli hak hakîkat düşmanıydı İslam düşmanıydı. Adamlarına  “Siz demir Pehlivanlarsınız sizin on taneniz onlardan birini yakalarsınız” dedi. Yani cehennemin Zebânilerini Ebû Cehil kendi kafasına göre kendi adamlarına öyle diyor “Siz onların diyor on taneniz onlardan birini yakalarsanız” dedi. İşte Ebu’l Esed Bin Üseyd Bin Kelede el-Cumahî, pençesi kuvvetli yırtıcı biriydi. Ben size 17’sinin hakkından gelirim, siz de ikisinin hakkından gelin” dedi. Bu çağdaş kâfir aklıdır. Allah’ın bir meleğine bir ordunun gücü yetmez orduların gücü yetmez, bir Zebânî ’ye ki bunlar iri mi iri,  çetin mi çetin cehennemde görevli Zebânîler var Zebânî isimli melekler var.

Dakika 5:15

Şimdi Ebû Cehil öyle diyor kendisi gibi putperestlere “Siz diyor demir pehlivanlarsınız, sizin on taneniz onlardan birini yakalarsınız” diyor. İşte bu çağın hak hakîkat düşmanları barışın, hakkın, adâletin, hukûkun üstünlüğünün düşmanları da tevhîdi bırakıp şirke saplananlar çağdaş müşriklerin aklı da böyle… Neticede bunlar ne oldu? Bırakın Zebânîleri de Bedir’de İslam mücahit ve kahramanlarının karşısında bunlar hak ettiği cezâyı bunları Allah verdi.

Kıymetli dostlarım,

Cehennemdeki bu Zebânîlerin görevlilerin tümünün başkanına “mâlik” denmektedir. Başkanları “mâlik” olmakla bunlar Zebânî meleklerdir on dokuzun dışındakilerinin sayısını ancak Allah biliyor.  Bu on dokuz önde gelen melek Zebânîler ondan ötede cehennemde çok sayıda sayısının kimsenin bilemediği Zebânîler bulunmaktadır. Bunlar ateşin bekçileri cehennemin gardiyanları, bekçileri hep Zebânî meleklerdir. İşte bu Müddessir Sûresi’nin âyetlerinin kısa anlamlarını verdikten sonra keşif notlarını vermeye çalışıyoruz.

Kıyâmet Sûresi’nin 34-35’inci âyetlerinde de Cenab-ı Hak onlara ne diyor; (اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۙ) Evet belâ size gerekliydi diyor. Belâ size gerekliydi siz bu belâyı bu cehennemi hak ettiniz, gerekir o belâ, gerekir size o belâ. Kim bunlar? Her çağın hak düşmanları bir de onlara yardım eden serseriler var.

Tirmizî hadis-i şerifinin Tirmizî’nin naklettiği bir haberde: Yahûdîlerden bazıları cehennemin bekçilerinin sayısını sormuş Sevgili Peygamber’imize o gün Peygamberimiz bunların önde gelenlerinin sayısının on dokuzdur buyurmuş. Yalnız bu on dokuzun dışında bunların emrinde çalışan mâlik de bunların başkanı oluyor. Sayısız cehennemde çalışan Zebânîler var. (وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ اِلَّا هُوَ) “Rabbinin ordularını ancak Allah’ın kendisi bilir” başkalarının bilme şansı yok.

Cünud; Asker, alay, ordu kendinden alınmış “cendünden” alınmış. İlâhî orduların gelişi İslam nurunun doğuşu hayır ve hakîkat sabahı İslam güneşinin doğuşudur. Yüce Allah İslam’ın nurunu kendi parlattı ebedî parlayacaktır. Mü’minin bağrında îman nuru ebedî parlayacaktır.

Dakika 10:12

O îmânın, Amel-i Sâlih’inin vesilesiyle Allah ona ebedî lütuflarda bulunacaktır lütfundan ona cennetini cemâlini vermektedir. “Ashâb-ı Yemin” kendi kazançları ile sırf lütufları ile ihsândan nasipleri olanlara mutlu kişilere “Ashâb-ı Yemin” geliyor ki bunlar amel defterlerini sağından alan sağcılardır ki İslam A’dan Z’ye sağdır ama dünyadaki insanların ortaya koyduğu sahte sağ sahte sol değil Allahu’ Teâlâ’nın bizzat ortaya koyduğu gerçek sağ İslam’ın bizzat kendisidir. Sosyal kavramda doğrular ne varsa onlar da sağın içindedir. İnsanın üstün yaratılışı da kazanca bağlı değil sırf lütuf eseridir. Yani insanın üstün yaratılışı da kimseyi kendi kendini yaratmadı birbirine yardım da etmedi yaratılırken bu yaratılışın tamamı ve üstün yaratılışta kazanca bağlı bir emek karşılığı değil, Allah’u Teâlâ’nın lütfu ile yaratılmıştır. Eğer sen başarılı bir insan görüyorsan iyi bir insan o Allah’ın bir lütfudur sırf lütuf eseridir. Nebîler, Rasûller, Velîler de işte Allah’ın üstün yaratılışla yarattığı zât-ı muhteremler başta Rasûller, Nebîler, Velîler ve yüksek şahsiyeti îmânlı, adâletli, devlet adamları, gerçek bilim adamları îmânlı bilim adamları ve gerçek anlamda îmânlı hak yolda Allah’ın görevlisi olan büyük komutanlar bunlar Yüce Allah’ın lütuflarıdırlar. İnsanoğluna lütuf üstüne bir lütuftur yüksek derecelere nâil olmaları lütuf eseridir. Kimse kerâmeti başkomutandan veya ümmî bir liderinden, ünlü bir bilim adamından bilmemelidir. Bir peygamberi üstün meziyetlerle yaratan insanlara lütfeden Allah’u Teâlâ’dır. Hazreti Muhammed Allah’ın âlemlere en büyük lütfudur rahmet Peygamberi olarak göndermiştir. İşte bütün değerlilerin en önünde ezelî ebedî insan-ı kâmil peygamberlerin imamı önderi, insin cinnin Peygamberi Îmamü’l Haremeyn ve Sekaleyn Râsuli Kibriyâ Habîbi Rûz-i Cezâ Habîbi Rahmân’u Rahim’dir Habîbullah olan Peygamberimizi âlemlere rahmetiyle tecellî edip insanlık âlemine lütfeden Allah’u Teâlâ’dır. Hz Muhammed Habîbi Hüda Rasûlü Kibriyâ Muhammed Mustafa’dır. Onun için bütün en üstün faziletlilerin en önünde Hz. Muhammed bulunuyor onun peşinde diğer peygamberler ki işte Mi’râc da bunlar görüldü Hz. Muhammed’in ulaştığı makama kimse ulaşamadı.

Dakika 15:05

Cebrâil Aleyhisselâm dahi Hazreti Muhammed’in makamına ulaşamadı, gittiği yere gidemedi. Hz. Muhammed’den sonra bakıyoruz peygamberlik sırasında İbrâhim Aleyhisselâm ondan sonra Mûsâ Aleyhisselâm ve diğerleri gelmektedir. Hazreti Muhammed’in Aleyhissalâtu Vesselâm en üstün kılınması da bu Allah’ın en büyük lütfundan olduğunu unutma! “Necm Sûresi’nin 39’uncu âyetinde de bunu gördük. Çalışıp kazandığının dışındakilerin tamamı kendi hakkı değildir insanoğlunun sırf Allah’ın lütfudur. Şunu da unutma; çalışıp kazanma kuvvetini de bütün imkânlarını da nimetlerini de veren Yüce Allah’tır. Buna rağmen insanoğlu irâdesini Allah yolunda doğru kullanıp da çalışıp kazandığını Cenab-ı Hak kuluna nispet etmiş bunu sen çalıştın demiş bu ana sermayeyi ben verdim bunları doğru kullandın sen çalıştın diyor. Bak ve benim yolumda çalıştığından dolayı bu çalışmanın vesilesiyle îmân ve Amel-i Sâlih çalışması bu, bundan dolayı diyor bunun dışında sana ebedî lütuflarda bulunacağım demiş Yüce Allah kullarına îmânlı Amel-i Sâlih kullarına ebedî lütuflarda bulunacağını da vaad etmiştir. Birisi Rahmeti- Rahmân, birisi Rahmeti-Rahim olarak bize Allah’ın lütfu tecellî etmiştir ve ebedî edecektir yeter ki Allah’a itaat et isyân etme! Melekler ihlâslı mü’minler mü’minlerin küçük çocukları yaratılış sözleşmesinde sağ tarafta bulunanlar (Haulâi halektühüm lilcenneti velâ ubâli ve haulâi halektühüm linnâri velâ ubâli) şunları cennet için yarattım, önem vermem şunları da cehennem için yarattım yine önem vermem Kurtubî’nin haberinde. Mü’min çocukları olduğunu Hz. Ali den gelen bir rivâyettir. Tabii ki bu haberlerin genel yapısına aslî yapısına baktığımız zaman insanoğlu küfrü, şirki, nifâkı, haram ve günahı kazandığı zaman bu söylenilenler gerçekleşiyor, bunların da kimin ne yapacağı önceden biliniyor. Herkesi Cenab-ı Hak imtihan meydanına bir İslam fıtratı ile ortaya koymuştur. Yoksa kişiyi Yüce Allah ateşlik cehennemlik olsun diye yaratmıyor, o irâdesiyle kötü yolu kendi seçiyor. Cehennemlik yolunu kul kendi seçer, cennet yolunu da kul kendi seçer kendi seçeneğini kendi kazancının karşılığı herkese verilir. Yoksa zoraki kimseyi Allah gâvur yapmaz, zoraki kimseyi Müslüman da yapmaz. Zoraki yapılan işler zaten geçerli değil kabul de değil, herkes kendi irâdesiyle seve seve inanacaktır ki Müslüman olsun.  (Bakara Sûresi 28) “Kazandığı hayır herkesin kendine, kötülükler de aleyhinedir.”

Dakika 20:15

Cenab-ı Hak; (إِنَّ الَّذِينَ سَبَقَتْ لَهُم مِّنَّا الْحُسْنَى) “Kuşkusuz haklarında bizden en güzel müjdeler geçmiş olanlara gelince onlar ateşten uzak tutulurlar.” İşte bunlar da irâdesinin Allah’ın rızâsına kullanan kendi irâdesini Allah’ın irâdesine bağlayan bahtiyar insanlardır. Bunlar özgürlüklerini tamamen Allah’ın rızâsı için çalışmışlar çabalamışlardır. Sırf lütuf olarak verilenler istisnâ edilirse diğer tüm insanlar çalışma ve kazançlarına bağlıdırlar. Doğru çalış doğru ek ki doğru biçesin. Şirk ekersen tevhîd biçemezsin, zulüm ekersen adâlet biçemezsin, küfür eken îmân biçemez. Onun için aklını başına al!

Kurtuluş da felâkette insanoğlunun çalışmasına, kazancına ve onun karşılığına bağlıdır. Doğru çalış îmân ve Amel-i Sâlih ile Allah yolunda çalış. Allah’a isyân ederek herkes çalışıyor ama isyân ile çalışanlar var işte felâketi kazanmaya çalışan bunlardır bunlar gece-gündüz felâket kazanırlar cehennemi kazanırlar. Gece-gündüz çalışırlar ama bütün emek ve gayelerinin gayretlerinin karşılığını da cehennem vardır. Kim bunlar? Îmânı yok Amel-i Sâlih’i yok üstelik gerçeklere düşman kesilmiş düşman olmak şartıyla çalışıyor gece-gündüz. Allah’ın hak ordularının karşısındaki şirk, küfür ordularının onlarda savaşıyorlar ama hangi uğurda savaşıyor? Şirkin, küfrün, nifâkın uğrunda savaşıyor. Biri cehennem uğrunda savaşırken beriki Allah’ın emrinde, Allah yolunda barışı cihâna getirmek adâleti, hakkı, hukûku egemen kılmak için zulme karşı savaşıyor teröre karşı. Ki terör nedir bunu da cihâd nedir bunu da bilmek gerekiyor. Hak yolunda olan herkes mücahittir. İslam’da terör zerresi yoktur olamaz.

(اَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَۜ) “Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar?” Rab kendi taksim eder. Rahmeti-Rahmân’ı kimse taksim edemez ancak sen doğru çalışmana Allah yolunda çalışmana bak!

Yemin; ahit sözleşme anlamına sözlerinde duranlar… Hangi sözünde? Allah’a verdiği sözünde Kâlû Belâ’da ve ondan sonra dünyaya gelmiş yaşıyor bütün yaşantısında Allah’a verdiği sözünde duranlar, görevini yapanlar ilâhî lütuftan da nasîb alan Ashâb-ı Yemin ’dir bunlar amel defterini işte bunlar sağından alacaklardır. Solundan alanlar kimler? Amel defterlerini solundan alanlar kendi keyfine göre hareket edenlerdir. Allah’ı ve Allah’ın ortaya koyduğu İslam adına yüce değerleri tanımıyor kendi keyfine göre hareket ediyor Muhammedî Şeriatı ve ölçüleri tanımıyor, işte bunlar amel defterlerini sollarından alacaklardır.

Dakika 25:20

Dünyada sosyal mânâda ki bir defa sol kavramıyla sosyal mânâda ki sağ kavramını bir de din, îmân, hakîkat tanınmayan bir sol kavramı var dünyada, bir de Müslüman görünen ama İslam’ın tersini yapan sahte sağ kavramı var dünyada görülen. Bunlar değil İslam Yüce Allah’ın ortaya koyduğu gerçek sağdır ki İslam’ı iyice kavra amel defterini sağından almak istiyorsan İslam’ı iyi anla, iyi yaşa Muhammedî şeriatın ölçülerine uy. Peygamberimizin anladığı İslam’ı anla, Ashâb-ı Güzin’in ve müçtehit âlimlerin, fâkihlerin Ehl-i Sünnet müfessir ve muhaddislerinin başta müçtehitler olmak üzere onların anladığı İslam’ı anla Ehl-i Sünnet yolunu iyi kavra iyi keşfet. İşte gerçek sağ bu. Boş söz ve işlerle vakit öldürenler îmânsız gidenler bunlar “sekar cehennemine” girenlerdir (مَا سَلَكَكُمْ ف۪ي سَقَرَ) okuduğumuz âyetlerde bunlar geçti.

Kasvere’den bahsediyor okuduğumuz âyetlerde;  “Avcı alayı” “Arslan” kurtuluştan kurtarıcıdan kaçanlar var. Kurtarıcıdan kaçanlar var dağdaki Arslan’ı görünce kaçanların olduğu gibi İslam’dan kaçanlar… İslam kurtarıcıdır işte ondan kaçanları Cenab-ı Hak temsilen daha da Avcı’dan kaçan canavarlara benzetmiştir. İslam’dan kaçanlar Allah’tan kaçmaya çalışanlar ki kaçması mümkün mü? Kur’an-ı Kerim’den İslam gerçeğinden Hz. Muhammed’in risâlet ve nübüvvet ve onun Muhammedî şeriat olan İslam şeriatının gerçeğinden kaçanlar işte Cenab-ı Hak bunların durumunu dağda Avcı’dan kaçan Arslan’dan kaçan diğer o kaçanlara benzetmiş. İslam’dan kaçmak kurtarıcıdan kaçmaktır boğulmaktır cenneti kabul etmeyip cehenneme koşmak demektir. Her hikmetin başı Allah sevgisi ve Allah korkusudur hikmetin başı. Ey kıymetli! Allah korkusu insanoğlunun bütün varlığı ile Allah’ı sevmesinden ortaya çıkar. Allah’u Teâlâ’yı bütün varlığıyla sevenler bütün varlığıyla Allah’tan korkarlar o sevgiyi kaybetmekten korkarlar, rızâsını kaybetmekten O’nun gazâbına çarpılmaktan korkarlar. Bunun için muhaddislerimizin pek çoğu da şöyle nakledilir;

Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm, Rabbiniz şöyle buyurdu: Korkulacak himâyesine sığınılacak benim dedi Cenab-ı Hak. “Her kim benden korkar başka bir ilâh tanımazsa onu başlayacak olan benim başka ilâh tutmayın“ dedi.

Dakika 30:10

Bu işin bakın insanoğlunun birinci görevi Allah’ı bir tanımaktır, doğru tanımaktır O’nun zâti, sübûtî, fiili yüce sıfatları ile tanımaktır. Eşi, benzeri, şeriki, nazirinin olmadığı olmayacağının kesin kez bilmesi gerekir.

Yine mühendislerimiz Hâkim Tirmizî’nin naklettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz, Yüce Rab buyurdu: “Kulum bana iki elini kaldırır dua ederse ben o elleri bağışlamadan geri çevirmekten utanırım” diyor. Bu Yüce Allah’ın lütfudur merhametidir kullarına rahmetinin önünde gitmesidir. Yalnız birçok sağlam kaynaklarda bunu (هُوَ اَهْلُ التَّقْوٰى وَاَهْلُ الْمَغْفِرَةِ) bunu da hiç mi hiç unutma! Bu mağfiretin temelinde o elleri Allah boş göndermiyor. Kimin ellerini? Îmân mükemmel olacak bunun altyapısında Amel-i Sâlih olacak o yüce kelimelerle yapılan dualar Allah’a yükselecektir. Yoksa îmânsızın şirkin, şirkin içinde yüzenlerin el kaldırması dua etmesi değil onlar putlarına yalvarıyorlar Allah’a yalvarmıyorlar Allah’ı doğru tanımıyorlar. İşte herkesin bir önderi lideri var ona yalvarıyor. Yüce Allah’a yalvarmak Allah’u Teâlâ’nın ilkeleri olan İslam’ı bütünüyle kabul etmektir. Kalbin tasdik etmesi dilin ikrâr etmesi ile bu kendini ispat eder ve bunun bir de yaşanan kalpteki kısmı var bir de yaşanan görünen pratikteki olanı var ki bu da İslam’ı bizâtihi inandığı gibi yaşamaktır. İnandığın gibi eğer yaşama ortamı vermiyorlarsa orada inanç hürriyeti yoktur var diye bağırsaklarda bunlar inancı yok etmek için çalışan ve insanlığı kandıran zorbalar ve despotlardır. Bunların kimisi nerondur ve kimisi de öbürleridir. Fakat bunlar bakarsınız ki özgürlükçü Havârî kesilirler ama inandığım gibi yaşamana müsaade etmediği zaman o bir zorbadır. Her zorbanın karşısına hukûkun üstünlüğü ile îmânlarının evrensel hak îmânların ruhu millinin îmânı millinin bunun bütün kuvvetlerinin bir araya gelip zorbalara dur bakayım demek görevi de îmânlıların görevidir. Dur bakayım! Sen kimin hakkını hukûkunu çiğniyorsun? Dur bakayım! Koca zorba çağın zorbası seni… İnandığım gibi ben yaşamak istiyorum Yüce İslam ortada belli. Benim Peygamberim, Ashâplar, Tâbiîn, bütün müçtehit âlimler bu İslam ortada ebediyyen bozulma şansı yok gerçekler ortada bilinen ve yaşanan İslam ortada. Sen kimin inancının önüne engel oluyorsun?

Dakika 35:00

Anayasalarda inanç hürriyeti yazıyor ama inancından dolayı birisi başını örtmüş zorbanın biri başını açacaksın diyor. Bu bir tek örnek öbürü başka türlü diyor daha öbürü başka türlü diyor. Allah’ın mülkünde Allah’u Teâlâ’nın emirleri kısıtlanıyor yok kabul ediliyor. Azrâil Aleyhisselâm ensende duruyor ordularıyla seni alıp Allah’ın huzuruna götürecek. Allah’ın mülkümde sen kimin kânûnlarını tanımıyorsun? Şunun-bunun getirmişsin kânûnlarının dayatıyorsun millete Allah’ınkileri yok sayıyorsun. Anayasalara da koymuşsun inanç hürriyeti diye bunu ne diye koydun ne diye çiğniyorsun? Kendi anayasanın ilk defa çiğneyen sensin. Ben ise ve Yüce İslam’ın âmir hükümlerine sıkıca bağlı kalan herkes de böyledir, Allah’ın emrinde olmak mecburiyetindedir. Çünkü beni Allah yarattı ben Allah’ın kuluyum olmaya mecburum. Ben senin kulun değilim ki, sen de benim gibi bir damla sudan yaratıldın. Ama şimdi Allah’a kafa tutuyorsun O’nun ortaya koyduğu Muhammedî şeriatı, O’nun ilkeleri olan Yüce İslam’ı yok sayıyorsun çağdışı sayıyorsun. Allah ve O’nun ilkelerini ebedîdir çağların üzerinde önündedir. Çağdışı olan biri varsa o da İslam’a çağdışı diyen sensin karanlık suratta sende, karanlık ruhta sende içi dışı zifiri karanlık akreplerin, yılanların, mikropların ürediği ruh sende. Zulüm sende, bütün kötülükler sende kaynıyor işte “zalem, zalem üstüne” diyorlar karanlık içinde karanlık senin ruhunda.  Küfür, şirk, nifâk, zulüm bunların karanlığı seni katmerli bir kuşatma altına almış. İslam ebedî aydınlıktır insanlığı kucaklayan Allah’ın ezelî ebedî merhametidir, evrensel barıştır. Sen hangi İslam’dan bahsediyorsun, kimden bahsediyorsun? İslam’ı önce iyi kavra iyi anla da insanlara bakıp da şu Müslümanmış bakın şu Müslümanın hâli böyle Müslümana bakıp da sen İslam’ı o Müslümanların yanlışıyla kıyas edersen Allah’a iftira ediyorsun sen en büyük iftiracısını sen. İnsanoğlu doğru da yapar yanlış da yapar. Allah yanlış yapmaz İslam Allah’ın kurduğu nizamın, kuralların ilâhî kurumun adı evrensel bütün âlemleri kuşatan rahmet tecellîsi İslam. Sen neden bahsediyorsun? Senin istediğin suçtan dolayı bütün insanlık suçlu mu? Bir Müslüman İslam’ı bilmiyorsa sen ona öğretmemişsen onun suçundan dolayı İslam mı suçlu,  Müslümanlar mı suçlu? Veyahut da sen bir provokatörü götürdü İslam kılığında ona Müslüman gösterdin Müslüman falan da değil ve o provokatör suçu işlettin ve bunu Müslümanlar yaptı diye onu Müslümanların üzerine attın bu senin ih3anetin yine senin zulmün yine milleti câhil bırakan da sensin. Kendi yüce değerlerinden milletini mahrum bırakıp bankaları soyarken sessiz kalan sen değil misin? Milleti topluca katletmek ne demektir?

Dakika:40:00

Yetimin hakkını yersen garibanların, yoksulların, fakirlerin hakkını hukûku çiğnersen her hak sahibine hakkını âdil bir ortamda vermezsen hakça Allah’ın nimetlerini bölüşmezsen zulüm sende. Yetkiyi elinde bulunduruyorsan top-tüfek sende ise adâletin tarafını tutmayıp kendi zorbalığın tarafını tutarak da yattığın zaman, adâleti yok ettiğin zaman suçlu kim? Buna karar verelim, suçluyu bulalım suçsuzların hakkını verelim adâlet tecellî etsin bu adâlet sana da lâzım, bana da lâzım, hepimize lâzım.

Melekler bakın ne diyor; Ey bizim Rabbimiz, ey bizim İlâhımız! “O bağışlanacaklardan değil” dediler. Allah’ın affettiği bazı kullarına melekler böyle dediler. Yüce Allah (C.C): ”Fakat korkulacak olan da, bağışlayacak olan da benim şahit olun ben onu bağışladım” buyurdu. Allah’ım! Beni de bağışla koru iyi kullarının arasına beni al, Ümmet-i Muhammedi bağışla kalplerini birleştir. Allah’ım! Senin hükmün ile hükmetmeyi cihâna barışın gelmesini adâletin tecellî etmesini senden diliyoruz kabul eyle Allah’ım.

Kıymetli dostlarımız,

Örnekler şöyle veriliyor; Velid denilen birisi biricik Kureyş’in gülü kabul ediliyordu. Bunun adı işte Velid ki Kureyş’in gülü lakabı idi. Fışkıran nehir gibi bu çok zengindi malı vardı, yaz-kış meyvesi eksilmeyen bahçeleri vardı, ziraatı vardı, onun hayvanları vardı sürü sürü ve ticaretle de meşguldü. On oğlu vardı diyen de vardır bunun daha fazla olduğunu söyleyenler de var. Bu adam şöyle diyordu; “Muhammed’e üstün gelinmez” de demişti. Bakın, Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Teâlâ Aleyhi ve Sellemin onun üstünlüklerini gördüğü hâlde adam bir türlü îmân edemiyor. İşte mal-mülk insanların kalbine perde oluyor gurur-kibir vesilesi oluyor küfre götürüyor. Bu gerçekleri gördüğü hâlde bakın “Muhammed’e üstün gelinmez” de demişti o mutlaka üstün olur da demişti. Tirmizî, Ahmet Bin Hanbel onların naklinde bunlar anlatılırken

Saud, ateşten bir dağdır münkir ona 70 sene tırmanır 70 sene de aşağı yuvarlanır ateşten dağlara tırmandırılır 70 sene 70 senede ateş dağlarının içinde yuvarlanır bu cehennemde bir azâb şeklidir rivâyeti vardır. Bu ebedî devam eder bunun bin sene yuvarlananları da bin sene tırmananlara da olduğu rivâyeti vardır.

Yine “Sekar”; Kan, kemik, etten hiçbirini bırakmaz yakan şiddetli bir cehennem tabakasıdır “Sekar”. Malına mülküne güvenip de Allah’a kafa tutan ne kadar îmânsız müşrik inkârcı varsa işte bunlar cehennemin “Sekar” bölümüne atılacaklardır.

Dakika 45:15

İbn-i Abbâs’dan gelen bir haberde de böyle nakledilmiştir. Şimdi bunları cehennem eritir ondan sonra yeniden yaratılır daha şiddetli yakmaya devam eder, bu azâb böyle ebedî devam eder. Efendiler! Allah’ın mülkünde Allah inkâr edilmez. Allah’ın mülkünde Allah’ın kurduğu düzen İslam, İslam Peygamberi, O’nun Kitâb’ı şanlı Kur’an-ı Kerim inkâr edilmez, hiçbir âyeti inkâr edilemez, Muhammed gibi bütün âlemlere Peygamber gönderilen o şanlı Peygamberin Peygamberliği inkâr edilemez. Edilirse sonuç “Sekar Cehennemi” olur.

İbn-i Abbas 19’un her birini iki omuzu arası bir yıllık mesafedir bir kamçı da yetmiş bin insanı cehennemin dibine atarlar. Bu 19 kim idi? Cehennem Zebânîleri idi. Bakın tekrar ediyorum bu 19’un her birinin iki omuzu arası bir yıllık mesafedir bir kamçıda yetmiş bin insanı cehennemin dibine atarlar. Bunlar o kadar güçlü insanlar bir kamçı da yetmiş bin insanı… Ebû Cehiller inkârcı Velîd’ler ve diğer kimler varsa o çağda bu çağda gelecek çağda bunlar bu Zebânîlerin bir kamçısında yetmiş bini sinek bile yerine geçmez cehennemi doldururlar.

Levvâha; Geceden daha kara hâle getirir yakar simsiyah olurlar. Yani cehennem öyle yakar öyle yakar ki gece karanlığından daha da siyah bir hâle gelirler. İrâde ve seçme hakkı teklif ve sorguya çekmenin sebebidir. Sana Allah irâdeyi vermiş mi, seçme hakkını vermiş mi? Vermiş. Akıl vermiş mi? Vermiş. Seni kuvvetlerle donatmış mı? Donatmış. Sana bu âlemi hazırlamış mı? Hazırlamış. İmtihan meydanına seni koymuş mu? Koymuş. Öyleyse teklif ve sorguya çekmenin bunlar sebebidir. Bak, bunlar artık seni bu şekil yaratan yaratmış irâdeyi seçme hakkını da vermiş öyleyse sana teklif ve sorguya çekmenin sebebi ortaya çıkmıştır.

Dakika 48:56

 

(Visited 49 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}