HadısŞerifKülliyatı 49-01

49-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 49

49  Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 49

 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatu vesselamu alarasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain. Bismillahizişan azimissultan şedidil burhan kavilil erkan  maşallahu Teala.  Euzu billahi min külli şeytan insün vecan’’

 

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Çok sevgili ve muhterem efendiler; Hadisi şerifler külliyatından keşif notları vermeye devam ediyoruz, konumuz tefsir hakkındadır. Sevgili Peygamberimiz’den gelen haber de (A.S.V) buyurdular ki (وَمَنْ قَالَ بِرَأيهِ فَأخْطَأَ فَقَدْ كَفَر ). Kim Kitabullah hakkında şahsi reyi ile söz ederse isabet bile etse hatadadır. Yine başka rivayette de kim reyi ile söz eder de hata ederse küfre düşer. Evet, kıymetliler; (Men gale kitabillahi teala birabbihi fe esabe fekade ehtare). İsabet etse bile bakın hatadadır buyuruyor Peygamberimiz. Kim Kitabullah hakkında şahsi reyi ile söz ederse isabet bile etse hatadadır. İşte haberin biri böyle Ebu Davud ve Tirmizi böyle derken Rezin şu ilave de bulunuyor; kim reyi ile söz eder de hata ederse küfre düşer. Gazali de şöyle demiştir. Büyük bir felaketlerden biridir buyurmuştur. Akli bir nakle dayanmadan, nakle dayanmadan ve öyle yapılmasında zaruret olduğunu gösteren akli bir delil bulunmadan yorum yapmak haramdır. Evet, önce kelimenin, cümlenin anlamına bakılır, zahirine bakılır ondan sonra karine aranır. İlmi metotlar uygulanır, ona göre Kuran-ı Kerim’e mana verilir. Kuran-ı Kerimi tefsir edebilmek için kişi o kelimenin o cümlenin Arapçasını bilmelidir. Bedi, beyan gibi edebiyata, tefsir hadis, fıkıh, nasih, mensûh gibi şeriata Kuran’a müteallik 15 kadar ilim bilmek gerekmektedir. Âlimler Kur’an’la, Kuran-ı Kerimi sünnetle, başta Ashabı Güzin olmak üzere selefin reyi ile yani Ashabı Güzin, Tabiin, Tebei Tabiin içindeki büyük âlimlerle tefsiri esas alıp ona göre tefsir etmelidir.

 

Dakika 5:12

 

Şia’nın yaptığı üzere hevaya göre, kendi keyfine göre tefsirler merduttur yani reddolmuşlardır. Mesela Musa’yı kalp Firavunu nefis olarak yorumlayanlar olmuştur. Bunda nakli delile dayanmadıkları için merduttur yani reddolmuşlardır. Sen Musa’yı, Musa olarak anlatman gerekir çünkü onu kalp diye bir şey yapamazsın ama bir temsil bir misal olsun diye söylemek ayrı şey, bir de ayete o manayı o şekil vermek ayrı şeydir. Müçtehit ile mütekellif müçtehit taslağı, mütekellif isabet bile etse müznibtir, günahkârdır. Yani müznibtir günahkârdır. Lügat ilmi, nahif ilmi, tasnif, iştikak, Meani, beyan, bedi, ashabı nüzul, kasas, nasih, mensûh, fıkıh, ehadis-ül mübeyyine, ilmil mevhibe gibi ilimleri gerçek müfessirlerimiz bu ilimleri yerli yerince okumuşlardır. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) ey Allah’ım. Bakın İbni Abbas hakkın da ne diyor; Ey yüce Allah’ım bunu din de fakih kıl, Kuranı Kerim’in tevilini de öğret diye dua etmiştir İbn-i Abbas Hazretleri için. İbni Abbas bugün sahabelerin içinde en önde gelenlerdendir. Ashabın tevillerinin hepsi Resulullah’tan (S.A.V) işitilmiş açıklamalardır. Yani Ashabı Güzin dediğin zaman Peygamber okulunda okuyan kişiler, esas selef oradan başlamaktadır. Dört hak mezhep de seleftir. Bunlara Ehlisünnet vel cemaat denir. Bugünkü selefim diyenlerin bu seleflerle alakaları bile yoktur, istisnalar hariçtir. Yine İbni Abbas Hazretleri anlatıyor. Sevgili Peygamberimiz buyurmuşlardır ki; kim Kur’an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerine hazırlansın, cehennemdeki yerine hazırlansın. İşte kim Kuran-ı Kerim hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerine hazırlansın, yerini hazırlasın diye de mana verilmiştir. Evet, kıymetliler; ilme dayanmadan Kuran-ı Kerim tefsir edenler zümresine dâhil olur. Kuran-ı Kerim’den mana çıkarma cihetine giderse bilgisi ile ilmi olmadan işte onlar da ilime dayanmadan Kuran-ı Kerim tefsir ediyorum zannedenler onlar da cehenneme yuvarlanırlar.

 

Dakika 10:09

 

Selefin açıklamaları yani ehil olanların dersini dinlemek zaruri olan iki ön şarttır. Hem ilmin olacak hem de bilenleri dinleyeceksin, bütün müfessirlerin Ehlisünnet yolundaki gerçek âlim müfessirlerin de ilmini gözden geçireceksin. Yine Tirmizi’nin rivayetinde benim hakkımda bildiğiniz dışında sözden kaçının. Bakın kim bana bile bile yalan, nispet ederse ateşteki yerine hazırlansın, kimde Kuran-ı Kerim hakkında reyi ile söz ederse ateşteki yerine hazırlansın. İşte bu hadisi şerifler hakkında da, tefsir hakkında da, Kuran-ı Kerim hakkında da Peygamberimiz insanlık âlemini uyarmaktadır. Bilhassa ümmetini uyarmaktadır. Evet, kıymetliler; yine sevgili Peygamberimizden merfu olarak gelen haberlerde hadis, yani sünnet sahabeninkilere ‘’Mevkuf Hadis’’ denmektedir, tabiin ve ileri de ‘’Munkatı Hadis’’ denmektedir. Merfu hadis, mevkuf hadis, maktu hadis bunları daha önceki hadis usulünde anlatmaya çalışmıştık, yeri geldikçe de değiniyoruz. Evet, kıymetliler; Allah’u Teâlâ ne diyor; Benim kitabımı kim bozarsa, yanlış mana verirse cehennemi ikametgâh edinmeye hazırlansın demektir. Kim bile bile bana yalan nispet ederse, yani Peygamberimize yalan nispet ederse bu da cehennemdeki yerine hazırlansın. Yerin cehennemdeki yerine hazırlasın diye de mana verildiğini görüyoruz. Evet, kıymetli efendiler; şimdi de Kuranı Kerim’in fazileti hakkında sizlere bilgi vermeye çalışacağız. Halis El Aver anlatıyor (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmain) Mescide diyor uğramıştım, gördüm ki halk zikri terk edip malayani konulara dalmış konuşuyorlar. Hz. Ali (R.A.) Hazretleri çıkıp durumdan haberdar ettim diyor, Hz. Ali’ye geldim, ona durumu bildirdim. Bana doğru mu söylüyorsun öyle mi yapıyorlar? Dedi. Ben evet dedim, doğrudur deyince ben Resulullah (A.S.V) şöyle dediğini işittim diyor Hz. Ali; haberiniz olsun bir fitne çıkacak. Ben hemen sordum, bundan kurtuluş yolu nedir ey Allah’ın Resulü? Yani Hz. Ali diyor Peygamberimizden duyduklarını, Peygamberimize soruyor. Bundan kurtuluş yolu nedir ey Allah’ın Resulü? Buyurdu ki; Allah’ın kitabı şanlı Kur’an’a uymaktır. Onda sizden önceki milletlerin ahvali ile ilgili haber vardır. Sizden sonra kıyamete kadar gelecek fitneler ve kıyamet ahvali ile ilgili haberler mevcuttur.

 

Dakika 15:24

 

Ayrıca sizin aranızda iman, küfür, taat, isyan, haram, helal vesaire nevinden cereyan edecek ahvalin de hükmü vardır. O hak ile batılı ayırt eden ölçüdür. Onda her şey ciddidir. Gayesiz bir kelam yoktur. Kim akılsızlık edip ona inanmaz ve onunla amel etmezse Allah onu helak eder. Kim onun dışında hidayet ararsa Allah onu saptırır. O Allah’ın sağlam ipidir, o hikmetli olan zikirdir, o dosdoğru yoldur, o kendine uyan hevaları koymaktan, kendisini kıraat eden delilleri iltibastan korur, âlimler ona duyamazlar. Onun çokça tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez, insanı hayretlere düşüren mümtaz yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar biz hiç duyulmadık bir tilavet dinledik bu doğruya götürmektedir biz onun Allah kelâmı olduğuna inandık. ‘’Cin Suresi 1. Ayeti Kerime’’ Kim ondan haber getirirse doğru söyler, kim onunla amel ederse ücrete mazhar olur, kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder, kim ona çağrılırsa doğru yola çağrılmış olur ey Aver bu güzel kelimeleri öğren dedi Hz. Ali, Peygamberimizden duyduklarını böyle Aver’e nakletti. Bunu da Tirmizi anlatmaktadır. Tirmizi rivayet etmektedir. 6 sahih kitaptan biri de Tirmizi’dir. Ashabı Güzin arasında cereyan eden hadiseler veya tatarların çıkışı gibi fitneler zuhur etmiştir. Deccal veya Darbetül Arz’ın zuhuru gibi ahir zaman fitneleri olabileceği belirtilmiştir. Ancak Alliyyül Kâri birincisi dışındakileri kastetmiş olması makam icabı mümkün değildir demiştir. Hakikaten o Kuran-ı Kerim hak ile batılı ayırt eden kati bir sözdür, o hezil, gayesiz bir söz değildir. ‘’Tarık Suresi 13. ve 14. Ayeti Kerimelerden de’’ bunları anlamaktayız. Tîbi bakın ne diyor – Kim akılsızlık edip Kuran’ı Kerim’i terk ederse Kur’an’dan amel edilmesi vacip olan bir ayet veya bir kelimeyi tekebbür sebebiyle kibirlilik sebebiyle kim amel dışı bırakır veya kıraatini terk ederse küfre düşer. Kuran-ı Kerim’in yüceliğine inanmakla birlikte aciz tembellik veya zayıflık sebebiyle kıraati terk etmesinde durum farklıdır.

 

Dakika 20:05

 

Ancak sevaptan mahrum kalır. Hoşlanmadığın senin bir ayet veya ilahi Kur’an’dan bir emir, bir hüküm olsa ayakların cehenneme doğru tepetaklak kayar gidersin aklını başına al. O Şanlı Kur’an kendine uyan hevaları kaymaktan korur. Kuran-ı Kerim getirdiği hidayete tabi olursan, Kuran-ı Kerim’in getirdiği hidayete tabi olursa kişi korunur. Kur’an’a tabi olan heva bidate düşmekten, sapıtmaktan kendini korur. Zikri yani şanlı Kuran’ı kitabı biz indirdik, onun koruyucusu da biziz. ‘’Hicr Suresi Ayeti Kerime 9’’ Biz Kuran-ı Kerimi senin dilinle indirerek kolaylaştırdık. Peygamberlere verilen kitaplar Peygamberin dili, lisanı ne ise o dil üzere gelirler ki iş kolay olsun diye. Hem Peygamberin çevresindekiler biraz daha kolay anlasın, Peygamberin işi de kolaylaşsın diye Cenabı Hak Peygamberin lisanı dili üzere indirmektedir ilahi kitapları. Onun için Kuran-ı Kerim Arapçadır. Andolsun ki Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık. ‘’Kamer Suresi 22’de’’ Yine âlimler ona doymazlar buyuruyor Peygamberimiz. Keşfettikçe yenilerini aramaya, öncekinden daha fazla bir iştiyak duyar. Bu böyle doymadan usanmadan devam eder gider. Ebu Hureyre Hazretleri rivayet ediyor (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmain) sevgili Peygamberimiz buyurdular ki (A.S.V) bir grup Kitabullah’ı okuyup yani Kuranı Kerim okuyup ondan ders almak üzere Allah’ın evlerinden birinde bir araya gelerek gelecek olsalar mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allah’ın rahmeti büyük kuşatır. Meleklerde kanatlarıyla orayı sararlar. Yüce Allah onları yanında bulunan yüce cemaate de anar bakın yeryüzünde böyle kullarım var, Kuran-ı Kerim okuyorlar ondan ders alıyorlar buyurur göktekilere yerdekilere Cenabı Hak ne yapıyor hatırlatıyor, anıyor, onlara övüyor. Bunu da Ebu Davud, Tirmizi, Müslim, İbni Mace gibi sahih kaynaklarda görmekteyiz. Evet, kıymetliler; sekinet esas itibariyle vakar, itminan ve mehabet manasına gelmektedir. Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa nesebi hızlandırmaz. Soyuna sülalene güvenme ameline bak, Kur’an ile amel et. Kuran’ı Kerim’i iyi anla onun emrinde iyi Müslüman ol. Ebu Hureyre Hazretleri yine bir rivayette Peygamberimiz (A.S.V) sizden kim evine döndüğü zaman 3 adet gebe, iri semiz deve bulmayı istemez buyurdu diye ashaba sordu.

 

Dakika 25:02

 

Hepimiz isteriz diye cevap verdik, öyleyse buyurdu kim namazdan kim ki namazda üç ayet okursa bu ona 3 iri ve semiz deveden daha hayırlıdır buyurdu. Bunu da sahih-i Müslim rivayet ediyor. İşte görüyorsunuz o halde birinizin mescide gidip orada Allah’ın kitabından iki ayeti öğrenmesi veya okuması kendisi için iki deveden daha hayırlıdır. Üç ayet onun için 3 deveden, 4 ayet onun için 4 deveden ve okunacak ayetler kendi sayılarınca deveden daha hayırlıdır buyurdular. Bunu da Sahihi Müslim ve Ebu Davud’un rivayet ettiğini görüyoruz. Her bir ayetin bir deveden daha hayırlı olduğunu açıklıyor. Başka rivayetlerde vardır ki yerlerden, göklerden, içindekilerden daha hayırlıdır bir ayeti kerime. Birinizin cennetteki kamçı kadar yeri dünyadan daha hayırlıdır buyurmuştur bakın cennetteki bir kamçı kadar yeri dünyadan daha hayırlıdır buyuruyor. Sana cenneti uçsuz bucaksız kazandıran nedir? Dinin, imanın, Kur’an’ındır. Yine İbni Mesud hazretlerinden gelen haber de sevgili Peygamberimiz (A.S.V) diyor dinledim. Şöyle diyordu; Kuran-ı Kerim’den tek harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle kayda geçer, ‘’Elif, lam, mim’’ bir harftir demiyorum. Aksine ‘’Elif’’ bir harf, ‘’Lam’’ bir harf ve ‘’Mim’’ de bir harftir diyorum buyurdular. Yani bir elif demenin, ’Elif, lam, mim’’ demenin görüyorsunuz ki her birine 10’ar sevap asgari bu bunun 700’e kadar artanları da var daha da arttıranlar da var. Evet, kıymetliler; her harfe en az asgari 10 sevap verildiğine göre Kuran-ı Kerim okuyanın kazandığı sevaplar uçsuz bucaksızdır. Yine Ebu Hureyre Hazretlerinden gelen haber de anlatıyor ki (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmain)sevgili Peygamberimiz (A.S.V) buyurdular ki; Cenabı Hak Kuran-ı Kerim’i güzel bir sesle açıktan okuyan bir Peygambere kulak verip sevabı bol kıldığı kadar hiçbir şeye kulak verip mükâfat ihsan etmemiştir diye haber var. Buhari Müslim ve diğerleri rivayet etmektedir bu hadis-i şerifi de. Demek ki yerli yerince Kuran-ı Kerim okumanın sevabı uçsuz bucaksızdır bu habere göre de. Tilavetten yüce Allah’ın memnun kalıp okuyana bol ikram ve sevap vermesi manasına gelmektedir. Öyleyse Kuran-ı Kerim’i dosdoğru güzel okumalı, doğru anlamalı, doğru anlatmalı ve doğru amel işlemelidir. Yani Kuran-ı Kerim’i doğru öğrenir, doğru okur, doğru anlarsan içini dışını dosdoğru Müslüman olursun. O zamanda dosdoğru cennete gidersin, doğru Müslüman olmaya bak. Bu da ilim irfandan geçer.

 

Dakika 30:02

 

Yine Buhari’nin rivayetin de sevgili Peygamberimiz (A.S.V) Kuran-ı Kerimi teganni etmeyen bizden değildir diye bir rivayet bulunmaktadır. Teganni kıraatin hüzünlü ve dokunaklı okunmasıdır. Kuran-ı Kerim’i doğru okuyarak hem hüzünlü hem de dokunaklı okumak teganni budur. Yoksa sesini o yana bu yana uzatıp Kur’an’ı bozmak teganni değil tam tersine başına beladır. Kuran-ı Kerim’in hüzünlü okunmasını tercih etmiştir bakın, Kuran-ı Kerimi rastgele türkü havasıyla okumak içinden dışından haberi olmadan makam yapmaya çalışmak, kelimeleri harfleri, mahreçleri bozmak, bunlar Kuran-ı Kerim okumak değildir. Sesi Kur’an’la güzelleştirip ziynetlemek, yerli yerince sanatla okumak tecvidi yerli yerince uygulamak manasını da anlayarak okumak. Kur’an okurken başka meşguliyetleri terk etmek, ondan lezzet almak, zenginlik yani fakirliğin zıttıdır. Faydalanmak istifade etmek, Kur’an’la yetinip önceki milletlere gelen kitaplardan onlarla ilgili rivayetlerden müstağni kalmak, adam Kuran-ı Kerim’i bilmiyor, başka kitaplar karıştırmaya başlamış. Bunlar ileride sapabilirler, ayakları kayarlar, önce Kur’an’ı, İslam’ı önce öğren ondan sonra zamanın olursa, ömrün yeterse başka ilimlerle de uğraş, o da ayrı mesele. Kuran-ı Kerim’in ezgi olarak söylenmesini arzu buyurmuştur. Hıristiyan ve Yahudiler arasında mütedavil olan Kütübü Kadime ’den müstağni olmak, onlara iltifat etmemektir çünkü bugünkü Hıristiyan ve Yahudilerin elindeki kitaplar tahrife uğramış, bozulmuştur. Kuran’ı Kerimi okuyup ondaki hakikatler ile yetinmeyip diğer dinlerin kitaplarına iltifat eden onlar da hakikat ve hikmet arayan bizden değildir. Bakın bu haber de Peygamberimizden gelmektedir. Mamafih teganni fayda manasına da tevil edilerek Kuranı Kerimi okuyup ondaki terğib ve terhiplerle irşat olmayan istikametini doğrultmak da, Kur’an’dan faydalanmayan kimse bizden değildir manası da vardır. Evet, hüzün manası kalbe daha ziyade müessir olur. Manevi zenginlik de budur, içeriğini anlamalı o mana seni kuşatmalı, işte Allah sevgisi arttıkça artmalı, coştukça coşmalı, Allah korkusu da seni kuşatmalıdır, Kuran-ı kerimi böyle okumalıdır. Şimdiki insanlar ses dinliyorlar güzel sese bakıyorlar, makam dinliyorlar, Kur’an dinlemiyorlar. Kur’an dinlemek demek Kuran-ı Kerimi anlamaya o mananın seni kuşatmasına gayret etmen demektir. Fatiha’nın içini öğrenmeden emekli olan şöyle bir din adamlarına bakın.

 

Dakika 35:07

 

Daha Fatiha’nın içini bile öğrenmemiş, ilmi olarak emekli olmuş imamlıktan veya şundan bundan. Ey Müslümanlar meslek için değil İslam, iman İslam hep Müslüman gerçek Müslüman olmak için öğren, dininden ne öğreniyorsan meslek için öğrendiklerin o mesleğini doğru yapmanın alametidir ama her Müslüman doğru Müslüman olmak için öğrenmek zorundadır. Hoca olmak şart değil ama iyi bir Müslüman olmak şart herkes için. Bu da neyle olur? Yine İslam’ı Kur’an’ı iyi bilmekle, iyi anlamakla olur. Bir de hoca olmuş adam müftü olmuş vaaz olmuş, dinin cemaatin önüne geçmiş, Kur’an’ı bilmiyor doğru dürüst, bilmek de istemiyor, oradakilerin cahilliğinden faydalanarak onları orada kendine toplamış, doğru bilgi vermiyor. Bunlar yarın mahşerde sürüm, sürüm süründürürler, üzerine aldığın görevini doğru yapmaya çalış, hoca isen doğru olmaya gayret et, imam isen doğru imam ol, müftü isen doğru müftü ol, vaaz isen doğru vaaz ol, Müslüman’san doğru Müslüman ol. İşte o zaman kazanırsın, kaybetmezsin. Evet, sevgili dostlarımız; Cenabı Hak hep kazanan hiç mi hiç kaybetmeyen kullarından eylesin.

 

Dakika 37:23

 

(Visited 115 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}