Tefsir 492-01

492- Tefsir Ders 492 hayat veren nurun keşif notları

492- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 492

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Buruc Sûresi 1’inci Âyet-i Kerime’den 22’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

’Elhamdülillahi Rabbil-âlemin vesselâtü vesselâmü alâ rasûlina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ecmaîn’’

‘’Subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allamtenâ inneke entel alîmül hakîm’’          

‘’Eûzu billahi min şerri mâ haleka ve zerea ve berea’’

Estağfirullah bi-adedi zünûbina hattâ tuğfer Allah’u ekber hattâ tuğfer.”

 

“Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âlî Muhammed”

 

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenlerimiz,

 

Dersimiz keşif notları ile devam etmektedir ve Bürûc Sûresi’ne gelmek üzereyiz. Kişi eğer îmân ve Amel-i Sâlih ile yaşamıyorsa kişide îmân ve Amel-i Salih yoksa bu kişi ne kazanıyor dikkat eder misiniz? Alâk Sûresi’ndeki secde âyeti okununca tabii mü’minler seve seve secdeye kapanmışlar. Fakat birileri ıslık çalıyor, el çırpıyor ve sanki Allah’a kulluğu protesto ediyor. Yani secde etmedikleri gibi secde edenlere de karşı çıkıyorlar. Bu dayatma îmâna karşı îmânsızın karşı koyma dayatması putperest devrinde devrisaadette bunlar vardı. Bugün de inancın üzerindeki zorbalıkların aynısı çağdaş putperestliğin aynısıdır. Putperestlik terfiye etmiştir başka bir şey yapmamış putlar değişmiş ama putperestlik aslâ değişmemiş Allah’a isyân devam ediyor şirk devam ediyor. Bunun için kıymetli dostlarımız, işte secdeyi Allah’a olan secdeyi el çırpıp protesto edenler, ıslık çalanlar putlara rahatlıkla tapıyorlardı. Dikkat edin! Allah’a kulluk yapmayan, Allah’a tapmayanlar bakın başkalarına nasıl tapıyorlar? İşte şirk budur Allah’a kulluğun dışında kime ne yapıyorsan kimin emrinde gayrimeşru Allah’ın rızâsına O’nun kânûn ve hükümlerine aykırı ne yapıyor bu hakkın, hakîkatin dışındadır ve bu başına belâ olacaktır. Çünkü seni Allah yarattı birileri değil. Onun için bu secde konusunda İmâm-ı Âzâm, secde vacip demiş İmâm-ı Şâfiî de sünnet demiştir. Her ikisi de secdenin varlığına işaret etmişlerdir. Tabii farz veya vacip veya sünnet demenin o müçtehitlerin oradan çıkardıkları mânânın gücüne göre onlar bu mânâyı çıkarmışlardır. Müçtehitler mânânın gücünü değişik anlayabilirler bu bir ilmin metodu ve kişinin ilmi dehâsı kesbî ilimlerle vehbî ilimlerin metot sistem olarak müçtehidin iç dünyasında bütün kuvvetlerini sarf ederek bir sentez oluştururlar ona göre onlar mânâ verirler.

 

Dakika 5:30

 

Onun için müçtehitler de bu yetki vardır. Bu niye böyle, niye şöyle demeyen câhillerin hakkı yoktur. İlim adamları onun üzerinde düşünürler düşünmelidirler. İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anh) “Mufassala”larda secde yok demiş rivâyeten böyle gelmiş ise de Ebû Hureyre bakın ve başka rivâyet var. Rivâyetleri müçtehitler fâkihlerimiz çok iyi incelerler. Bir rivâyete takılıp kalmazlar bütün rivâyetleri incelerler senetlerin derecelerine de bakarlar. Onun için câhillerin, âlimlerin işine karışmamaları oradan bilgi almaları gerekir. Câhil ehlin işine karışırsa işte ortada kargaşa olur sapıklık ortaya çıkar, başıbozukluk ortaya çıkar.

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhü) Efendimizden yine Enes (Radıyallâhu Anhü) bakın bunlardan da şu haber geliyor; Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali hepsi de secde ettiler demiştir. Görüyorsunuz secde edilmiş bu âyetin secde âyeti okunduğu zaman secde edilmiş, bu da rivâyet. Şimdi sen bu rivâyetlerin hangisini alırsın? İhtiyaten incelersin bak secde edildiğine dâir bu rivâyet var. Bakın bir başka rivâyette ise, mufassallarda secde âyeti secde yok diyen bir rivâyet var. Dininde yanılmamak için elbette ki secde edildiğini amelî bir sünnetin ortada olduğu kavlî bir hadis-i şerifin kavlî sünnetinde ortada olduğu görülmektedir. Sûrenin sonunda kıraat biterse rükû secde ile “tilavet secdesi” düşer. Bu daha Hasenden gelen bir haberdir. Kâ’b, “kaplarına neler doldurmak istiyorlar?”

 

İşte kıymetli dostlarımız, biz mademki âhiret yolculuğuna çıkacağız kesin kes takvâ azığını iyice hazırlayalım, âhiret yolculuğuna berzahtan, mahşere hazırlık yapmaya çalışalım. Ölülerini hazine ve madenlerini dışarı fırlattığı zaman hamilenin doğum yaptığı gibi yeryüzü içini dışına fırlatacaktır. O günden önce hazırlık yapalım o gün de gelecek kıyâmet kopacak. Yine Ebû Hayyân; “Yorulmanın karşılığını sevap veya cezâ olarak mutlaka alacaksın” gel boşa yorulma dolu ya çalış, faydalıya çalış Allah’ın Celle Celâlühü râzı olduğu amelleri işle. İslam fıkhını çok iyi öğren o Muhammedî şeriatın ölçüsüdür İslam Fıkıh’ı işte ona göre Müslümanlığını yaşa sakın boşa yorulma! Hep faydalı da yorul hayırlı çalışmalar da yorul ki bu Amel-i Sâlih’tir. Gerçek îmânın yanında bir Amel-i Sâlih yolunda yorulmalı takvâ azığını iyiden iyiye almalıdır âhiret yolculuğuna çıkmadan önce hazırlığını yap.

 

Dakika10:50
Yüce Allah Celle Celâlühü Buhârî ve Müslim’in rivâyetinde: “Kıyâmet günü kula yaklaşır ve rahmet kanadını üzerine serer” ona “şöyle yaptın” der ve günahlarını sayar sonra şöyle der: “Senin bu günahlarını dünyada örttüm şimdi de senin için bağışlıyorum kolay hesap budur” dedi Sevgili Peygamberimiz. Yine İbn-i Zeyd; “Cennet ehli dünyada korkan, üzülen, ağlayan âhirette ise sevilen,  gülendir” dedi. Ey değerli kardeşim! Dünyada eğer Allah yolunda korkutuldun ise Allah yolunda… Dikkat et! Allah yolunda üzüldün ise, Allah yolunda ağladın çileler çektin ise âhirette ebedî sevineceksin ve güleceksin. Allah yolunda ağlayabilmeli, yorulabilmeli Allah yolunda üzülebilmeli hattâ bir madalyası “Gâzî” olduğuna dâir bir madalyası da olmalı. Gâzîlerin madalyası nedir Allah yolunda? Meselâ bir yerinde bir yara-bere izi ile mahşere gelmek Allah yolunda bir yara almış, bere almış, dövülmüş, sövülmüş bu bir madalyadır mahşere böyle gelenler büyük ödül alırlar mahşerde Yüce Allah’tan. Cehennem ehli ise dünyada sevinen gülenler hoplayıp zıplayanlar âhirette uzun bir üzüntüye boğulan kimselerdir. Bu haberi nakleden Kurtûbî ‘dir. Dünyada âhireti hesaba katmadan, Allah’u Teâlâ’nın emirlerini hesaba katmadan, Muhammedî şeriatın ölçülerini yok sayarak o kitap ki, o sünnet ki, o icmâ, o kıyasta ki yüce değerleri yok sayarak dünyada adam hoplamış, zıplamış seviniyorum zannetmiş. Gülmüş, oynamış bunlar âhirette uzun bir üzüntüye boğulan kimselerdir bunlar orada feryat edeceklerdir. Yine Âlûsî’nin nakline, Taberî’nin yine Kurtubî’nin de nakillerine göre “tabaktan” bahsediyor bu Sûre-i Celile. Ölüm ve ölümden sonraki kıyâmet safhaları “tabakan tabak” korkunç hâller. Ölüm ve ölümden sonraki kıyâmet safhaları korkunç hâllere işte “tabak” denmektedir ki “tabakan tabaka”.

Bahir’de yine şöyle anlatılıyor; Rasûl’e, mü’minlere olan kin ve düşmanlığı Yüce Allah iyiden iyiye bilir gerekeni yapar.

Dakika 15:10

Peygamber düşmanlığı mü’minlere, Müslümanlara olan düşmanlıkları Yüce Allah iyiden iyiye bilir ve gereğini yapar. Kıymetli dostlar, İbn-i Cüzey ’de “Müjde kâfir ile alaydır” dedi 24’üncü âyeti izâh ederken.

Yine biliyorsunuz ki şimdi Bürûc Sûresini gelmiş bulunmaktayız. Bürûc, on iki “burç” yine aynı olmakla Amerika’nın keşfi ile burçların sayısı 117’e çıkarılmıştır. Altı dairenin ikiye bölünmesi ile elde edilen on iki bölümden birisidir, birer bölüm kabul edilir.

“Koç ve Boğa” ile ikiz burcun da ilkbahar

“Yengeç ve Arslan” ile başaktadır yaz günleri,

“Terazi ve Akrep ile yay burcunda sonbahar

“Oğlak ve Kova” ile balıktadır kış günleri.

Şimdi burada “Bürûc” yıldız takımlarına “Bürûc”  denmektedir. Burçlar İdris Aleyhisselâm’a kadar bu gider. Batlamyus 21’i kuzeyde 15’i güneyde 12’si ortada. “Muaddilün nehâr” bir ucu Koç’ta, bir ucu Başak’ın sonunda olan çizginin etrafında Güneş’in bir sene içinde döndüğü yörüngenin bulunduğu noktada olmak üzere kırk sekiz burç saymış. 1029 Yıldız’dan ibâret olarak göstermiş 12 burç güneşin uğradığı evler gibi kabul edilir. Hamel-ü Sevr ile yani “Koç” ile “Öküz” burçları yani “Cevzâ”da olur “Faslı Bahar” cevzâ da ikizler burcu. Seretan-ı esedi sümbüledir yazda karar. Tabii “seratan” da yengeç burcudur, Hamel-ü Sevr bu da “Koç” burcu olduğunu söyledik.

Sümbüledir yazda karar tuttuğu gül faslını mîzan ile akrep dahi (Kavs) yani “Yay” burcu cedüvvü delv ve hut oldu zemistane medar yani (kış mevsimi) cedüvvü delvü hut oldu. “Cedüv biliyorsunuz Oğlak burcu “delv” Kova burcu “Hut” da balık burcudur. Şimdi bunlar üzerinde bugünkü keşiflerde biliyorsunuz yeni Kur’an-ı Kerim’in, İslam’ın ruhuna uygun ilmî araştırmalar bilgiler devam etmektedir. Önceki varsayımlara dayalı bilgilerin doğru tarafları varsa da zayıf ve doğru olmayan taraflarına da rastlanmaktadır. Fakat artık yeni keşifler, yeni buluşlar ise Kur’an-ı Kerim’in ruhuna uygun keşifler yapıldığı zaman ilim elbette ki bir ilerleme kaydetmektedir.

Dakika 20:15

Kıymetli dostlarım,

İlmi ilerleme kaydetmesi elbette ki insanlık âleminin kitâbî âyetleri ve kevnî âyetleri iyi keşfetmesine bağlıdır. Kevnî ve kitâbî âyetleri iyi keşfetmeyen kesin delillere dayanmadan ortaya atılan bilgiler kesin bilgiler değildir. Bunlar varsayım olarak aklın sahasında akıl yürütmek ile devam eder ama nice akıllar gerçek bilime ulaşıncaya kadar akıllar sadece yürütmekte kalır, gerçek bilgiye ulaşmadıkça keşif yapılmış olmaz.

Şimdi Bürûc Sûresi hakkında da şöyle dersimize başlıyoruz ki Bürûc Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde inzâl edilen sûrelerdendir âyet sayısı yirmi iki, sıra numarası Kur’an-ı Kerim’de seksen beştir. Bu âyet-i kerimede yine bilimle gerçek vahye dayalı Kur’an-ı Kerim’in yüce mi yüce uçsuz-bucaksız ilimleri içeren en büyük mûcize olduğunu ispat eden diğer sûrelerden birisidir. İnsanoğlu Rabbisinden gelen bu Kitâb’ı neyi keşfetti idi bu yerde, gökte kevnî âlemde bakın nice keşifler yapılacaktı ve Rabbisi ile beraber Allah’ın emriyle hareket ettiğinden ve edeceğinden dolayı da dünyada olumsuzluklar olmayacak hiçbir faydayı kötüye kullanılmayacaktı. Ne yazık ki İnsanoğlu keşfettiği şeylerin birçoğunu kötüye kullanıyorlar.

Mesela silah yapmış insan öldürüyor buna Yüce Allah müsaade etmez. Yüce Kur’an buna müsaade etmez. Silah insan öldürmek için değil, insan hayatını korumak için bekçilik yapar. Caydırıcı güç olarak yanında durur o insanlığın güven ortamını sağlamak için güvenden anlamayan kitap, mîzan, hukûk dinlemeyen vicdanını yitirmiş, îmânını yitirmiş Allah tanımayan adâlet tanımayan insanlara karşı güveni korumak içindi. Bakın, bugün dünyada insanlık hunharca öldürülüyor. Peki, Cenab-ı Hakk’ın insana aklı, bilgiyi, keşifleri insanların güvenini yok etsinler dünyada birbirlerini öldürsünler diye mi verdi bunları? Hayır. A’dan Z’ye İslam barış ve adâlettir güven ortamını koruyun diye verdi bunları. Sen bunun tersini yapıyorsan bunun hesabı verilecektir. Allah’ın adâleti şaşmaz.

Dakika 24:50

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

وَالسَّمَٓاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِۙ﴿١﴾

وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ ﴿٢﴾

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍۜ ﴿٣﴾

قُتِلَ اَصْحَابُ الْاُخْدُودِۙ﴿٤﴾

اَلنَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِۙ ﴿٥﴾

اِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌۙ ﴿٦﴾

وَهُمْ عَلٰى مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِن۪ينَ شُهُودٌۜ ﴿٧﴾

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ﴿٨﴾

اَلَّذ۪ي لَهُ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ شَه۪يدٌۜ ﴿٩﴾

اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ﴿١٠﴾

اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَب۪يرُۜ ﴿١١﴾

اِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَد۪يدٌۜ ﴿١٢﴾

اِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُع۪يدُۚ﴿١٣﴾

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُۙ ﴿١٤﴾

ذُو الْعَرْشِ الْمَج۪يدُۙ ﴿١٥﴾

فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ ﴿١٦﴾

هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ الْجُنُودِۙ ﴿١٧﴾

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَۜ ﴿١٨﴾

بَلِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ف۪ي تَكْذ۪يبٍۙ ﴿١٩﴾

وَاللّٰهُ مِنْ وَرَٓائِهِمْ مُح۪يطٌۚ ﴿٢٠﴾

بَلْ هُوَ قُرْاٰنٌ مَج۪يدٌۙ ﴿٢١﴾

ف۪ي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ ﴿٢٢﴾

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

1 – Burçlar sahibi gökyüzüne,

2 – Vaad olunan o güne,

3 – Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

4 – Kahroldu o hendeğin sahipleri,

Hendek sahipleri kim ki bunlar kahroldu? Bunlar insanları diri diri ateş hendeklerine atıyorlardı inançlarından dolayı.

5 – O çıralı ateşin,

6 – Hani o ateşin başına oturmuşlar,

7 – Mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

8 – Mü’minlere kızmalarının sebebi de, yalnız Azîz ve Hamîd olan Allah’a îmân etmeleri idi.

Her çağda îmân düşmanı kâfir hep böyledir.

9 – O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur ve Allah her şeye şahittir.

10 – İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azâbı ve yangın azâbı vardır.

11 – İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

12 – Kuşkusuz Rabbinin yakalaması çok serttir.

13 – Yoktan O yaratır ve tekrar O diriltir.

14 – Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

15 – Arş’ın sahibidir, yücedir.

16 – Dilediğini yapandır.

17 – O orduların kıssası sana geldi mi?

18 – Yani Firavun ve Semûd’un?

19 – Fakat o inkârcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

20 – Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

21 – Hayır, o şerefli bir Kur’an’dır.

22 – Levh-i Mahfuz’dadır.

Bütün kânûn ve kuralların tamamı Kur’an-ı Kerim’in içindeki âyetlere iyi bak bir, bir onları incele kıymetli dostum, aldanma sakın, sakın ola ki aldanma! Kur’an-ı Kerim’i iyi anla Allah’ı, İslam’ı iyi keşfet.

Şimdi Buruç Sûresinin bazı keşif notları ile dersimizi devam ettirelim;

Kıymetli dostlarımız,

Ameli işler anlatılıyor tembeller ise zamanı öldürür. Çünkü tembel zamanın kıymetini hiç bilmez hâlbuki ömrüm çok kıymetlidir ilmi ve ameli işlere ömür harcanmalıdır.

Dakika 30:10

Buradaki ateş hendeklerine Müslümanlar o günün Îsâ Aleyhisselâm’a inanan Müslümanlar Hazreti Muhammed’den önce Îsâ Aleyhisselâmın getirdi o İslam şeriatına o gün inanmışlar idi mü’minler vardı. Bakın, ne yaptılar; Yahûdî Zûnüvâs ve adamları Necran bunlar Müslümanlarının Necran ki yani Îsâ dininde bugünkü deyimle Hristiyanlarını Necran Hristiyanlarını: “Siz Îsâ’ya inanıyorsunuz diye inançları uğrunda bunları ateşe vurdular ve ateş hendeklerinde yaktılar.” Bunu yapan Zûnüvâs ve adamları olduğu tarihi belgelerde bildirilmektedir. İşte burada sırf o zaman bu Necran Hristiyanlarının ateşe vurulup yakılması Yahûdî Zûnüvâs tarafından ve adamları tarafından sırf Îsâ’ya Allah’ın inzâl eylediği o zaman ki İslam’a inanıp Müslüman olmaları, mü’min olmalarından dolayı ateşe vurdular yaktılar. Tabii görünürde bunlar yandılar ama Allah’u Teâlâ onlara acı duyurmadı din ve îmânları uğrunda cennete gittiler. Fakat onları yakanlar ise ebediyyû’l-ebed cehennemde yanacaklardır ve feryat edeceklerdir yardımcıları da ebedî yoktur. Bugün birisi şehit olur Allah yolunda, şehitlere Allah acı duyulmuyor ki, çünkü Allah yolunda olduğu için Müslüman mü’min olduğu için. İşte o zaman Necran Hristiyanları da Müslüman idiler. Konunun anlaşılması için burada bu kelimeler kullanılıyor yoksa bütün peygamberlere inanan mü’minlerin hepsi Müslümandır. Yalnız Peygamber’in getirdiği dinin tamamına inanacaksan Müslüman olman için. Bugün Îsâ’nın getirdiği eğer ki İncîl’in ortaya koyduğu gerçeklere inansaydı insanlar Îsâ’nın yolundan sapmasaydı, İncîl’in yolundan sapmasaydı Hazreti Muhammed’i zaten İncîl haber veriyordu. Muhammed gelince bütün insanlık Müslüman olması gerekiyordu, olmayanlar kendi kitabına da inanmamışlar veya kendi kafa gerçek İncîl’i ortadan kaybetmişler veya içine yanlış yorumlar getirmişler. Bu insanoğlunun kendi ihânetidir gerçeğin önüne işte böyle engeller çekmektedirler engel olmaktadırlar.

Kıymetli dostlarımız, nâmütenâhi kudretin büyüklüğü anlatılıyor bu Sûre-i Celilede de. Cisimler, eserler, feyizler, bereketler, rahmetler anlatılıyor. Atomlar arasındaki uyum denge değişikliği anlatılıyor.

Bürûc; Görünen şey, yüksek köşk = kasr-ı âlî, yüksek surlar, kaleler büyük yıldızlara onların bir araya gelmesine onların görüntülerine işte burçlar denmektedir. Bürûc ise burçların çoğulu.

Dakika 35:15

On iki burç mesela: “Koç, Öküz, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık” gibi burçlar sadece burçlar bunlardan ibâret değil. 6’sı kuzeyde 6’sı güneyde diğerlerine sûret denmiştir. “Burçlar kandil nurlu bir ay yaratanın şanı ne kadar yücedir.” (Furkan Sûresi 61’de): “Burçları yaratan kandillerle gökleri donatan nurlu bir ay yaratanın şânı yücedir.”

Kıymetli dostlarım, Cenab-ı Hak kandil olarak güneşi asmış bak, ondan da öbürleri ışığını almaktadır. Zemahşerî; Göğün kapılarıdır demiş burçlardan için.

UHDÛD: Uzun hendek, yarık, kamçı anlamındadır ki işte hendekler kazılmış ateşler yakılmış bunun adı uhdûd.

Kıymetli dostlarımız,

Kucağında çocuğu ile bir kadında getirilir getirdiler kadını ateşe atmak istiyorlar kadını da çocuğunu da, bak çocuk bile geldi daha küçük yeni yavru bebek bu çocuk dile geldi. Anne, sabırlı ol sen haklısın haklı olanı ateş yakmaz diyordu çocuk. Ve bakın bu da îmânın bir kerâmetidir. Cenab-ı Hak o çocuğu orada bebeği konuşturdu ki anne korkusundan dinden dönmesin diye. Hayat çetin imtihanlarla da bazen doludur çetin imtihanları da kazanmak zorundasın. İşte bu “maşiteler” “asiyeler” bu çetin imtihanlardan geçen kadın kahramanlardan birkaç tanesidir. Çetin imtihanlardan geçen ne kadar kahraman erkekler kahraman kadınlarımız vardır. Hangi güç ve kuvvet karşısında olursan ol îmânından vazgeçme! Seni yaksalar da, boğsalar da, denizlere atsalar da, paramparça yapsalar da îmânından vazgeçme! Çünkü Allah yolunda ölenler, öldürülenler ölü değil onlar diridirler, Allah’ın himâyesindedir. Hayat tamamen imtihandır Allah’a güvenir O’nun himâyesinde sağlam Müslüman olursan Allah’ın yardımı seninle beraberdir. Îmânsız ölme yaksalar da, parçalasalar da îmânından vazgeçme Müslüman olarak ölmeye bak! Bir kere dünyada ölmüş görünürsün ama Allah sana ölümsüz hayat verecek lütfundan cennet ve cemâlini verecektir.

Ebû Hayyan, Âlûsî, Müslim, Tirmizî, Ahmed Bin Hanbel gibi kıymetli hadislerimiz ve âlimlerimiz den bakın şöyle naklediliyor;

Dakika 40:00

Hendekler açtılar ateş yaktılar, kadın-erkek dininden döneni bıraktılar, dininden dönmeyen kimseleri yaktılar. Mü’minleri yakanlar Ashâb-ı Uhdûd işte “Hendek” sahipleri Ashâb-ı Uhdûd “Hendek” sahipleri ki o günün Îsâ’ya inanan Müslümanlarını yaktılar. Kureyş’te mü’minlere zulmediyorlardı, aynı şeyi Müslümanlara, Hazreti Muhammed’e Peygamberlik gelince Kureyş’te mü’minlere, Müslümanlara zulüm ediyorlardı. Her çağın zâlimleri vardır inananlara zulmeden îmânsız çağdaş îmânsızlar zorbalar vardır. Yalnız îmânlılar ve îmânlar evrensel îmân, evrensel îmân bütün bu inananların îmânları evrensel bir bütün oluşturduğu zaman bunun karşısında küfür barınamamıştır barınamaz. Ey îmânlılar! Evrensel bir Ruhî Muhammedînin önderliğinde bir ve bütün olun Kelime-i Tevhîd Allah’ın birliğinde O’nun emrinde birleşin. Yüce İslam bu birliği emrediyor o zaman dünyaya barış gelir, adâlet gelir, hukûkun üstünlüğü tecellî eder. İslam evrensel merhamettir tüm insanlığı kucaklar. Şimdi bu yolda sabır gereklidir, tahammül gereklidir. Fahrur Râzî gibi büyüklerde bunu hatırlatıyor. Bu yol sabır yoludur îmânın gücü kadar kişinin sabrı vardır îmân zayıfsa sabrı zayıftır. Îmânda ısrâra işaret sakın îmânından sakın dönme! İyi bir Müslüman ol o yolda ya şehit ya gâzî olmaya karar ver bundan asla cayma!

“Tezekkür, şükür, mülayim Allah için dua müşrik, müsrif değil yalana şahit olmazlar âyetlere koşarlar göz aydınlığı eşler zürriyetler isterler takvâ sahiplerine önder kıl derler. Zorba, mağrur, kibirli, saygısız, kaba, haşin değillerdir mü’minler Müslümanlar.” Furkan Sûresi âyet 61’den ötesi… İşte şöyle bir bak, yüce Kur’an hangi erdemli mesajları vermektedir? Eşine rastlanmayan erdemli mesajlar erdemli insan yetiştiren ekol İslam’ın kendi ekolüdür.

Fevz-i Kebir; büyük kurtuluş sabretmek Allah yolunda gerçek kahraman mücahit olmak. (Nahl Sûresi 106); Küfür sözü katiyyen söylenmez. Bir Müslüman ölüme râzı olur küfür sözü söylemez zorlananlar hâriç. Açıktan küfür sözünü söylemek ruhsat ölümle tehdit hâlinde olabilir. Mesela, kesin düşman seni öldürecek benim şu söylediğimi söyle diyor içinde îmânına sıkı sarılarak dışından ölmemek için düşmanın sözünü dışından söylemek ama içinden îmânına sıkı sarılmak bu bir ruhsattır. Kesin öldürüleceğini zamandır bu ruhsatta rastgele değil.

Dakika 45:30

Böyle bir durum olmadan bir Müslümanın îmânını gizlemesi de doğru değildir böylesi ruhsatlara sarılması da hiç doğru değildir. Ancak kesin kes ölüm tehlikesi gibi bir durum olması gerekir.

Müseylemetül Kezzâb iki Müslümanı iki Sahâbeyi bir gün yakaladı. Müseylemetül Kezzâb’ı bilenler biliyor bu yalancı bir peygamberlik iddia eden çok yalancı sahtekâr bir zâlim idi. Yemen taraflarında bu kendini peygamber ilân etti iki Sahâbeyi yakaladı. Dedi ki; “Ben peygamber miyim değil miyim?” diye sordu. Tabii Sahâbiden birisi; “Sen yalancı ve sahtekârsın Hz. Muhammed hak Peygamberdir” deyince onu idam etti. Öbür Müslümanı çağırdı dedi ki; “Ben peygamber miyim değil miyim? O da onun dediklerini dışından söyledi ama içinden sen yalancısın, sahtekârsın Hz. Muhammed hak Peygamber diyor “Lâ ilâhe illallah Muhammedurresulullah” iç âlemi söylüyordu sürekli. Dışından ölmemek için baktı ki arkadaşını öldürdüler kendisi önlemek için Kezzâb’ın, Müseylemetül Kezzâb’ın söylediklerini dışından söyledi ama içinden tam bir mü’min Müslüman idi. Bu durum Peygamberimize tabii haber verildi haber ulaştı. Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm: “O bırakılana ruhsat yolunu tercih etti içinde îmânını da sakladığı korudu” dedi. Ona bir beis yok dedi. Öldürülen ise fazileti aldı dedi bakın buyurdu. “Öldürülen ise fazileti aldı ona mübârek olsun” dedi. Yani öteki de şehit oldu. Kıymetli dostlarım, bizde Müslümanlar yerine göre fazileti, azimeti yaşarlar, yerine göre de ruhsata sarılırlar.

Kehf Sûresi 20’nci âyette: “Dininizden dönmeyin” dönerseniz ebediyyû’l-ebed kurtulamazsınız. Yani bir insan dininden dönerse ebedî kurtulamaz cehennemden ve mürtet olarak gider. “Rahmeti yaymak yiğitlerin işidir” İslam tamamen rahmettir, ruhsatta sakıncalıdır. Yani her zaman ruhsata eğer ben sarılayım derse bir insan bunda sakıncalar vardır herkes ruhsatı iyi koruyamaz kalbi, dili Allah’ı inkâr ederken Peygamberi inkâr ederken kalbine de bu sirâyet ettiği zaman ortaya bir irtidâd durumu ortaya çıkar.

Dakika 50:05

(Hasenât-ül ebrârı seyyiât-ül mukarrâbin) “Ebrâr’ın iyilikleri mukarrabinin günahlarıdır küfrü gerektiren amellere alışkanlık tehlikesi ortaya çıkar.” Adam sürekli ruhsatlara sarılıyor küfrü gerektiren amellere alışkanlık tehlikesi ortaya çıkar. En’âm Sûresi 121’de: “Eğer onlara uyarsanız muhakkak ki Allah’a ortak koşanlar olursunuz” diye Cenab-ı Hak mü’min, Müslümanları uyarmıştır. (وَاِنْ اَطَعْتُمُوهُمْ اِنَّكُمْ لَمُشْرِكُونَ۟ ) buyurulmuştur. İşte batış şiddetin dayanılmazlığını zorba ve zâlimlere kudretin şiddetini ifade eder. Allah bütün zâlimleri şiddetle yakalamıştır ve yakalayacaktır bütün bel ve bıkınları kırılmıştır kırılacaktır.

İbn-i Abbâs (R.A); “Cehennem ateşi onları yer kömür olurlar yeni bir yaratılışla yeniden yaratır azâbı duysunlar diye yeni deriler vereceğiz.” (Nisa Sûresi 56 da). Sürekli cehennemde azâb yenileniyor kömür olanlar yeniden onlara hayat verip yenileniyor azâbı daha fazla duysunlar diye azâb çeksinler diye cehennemin durumu böyle ölüm yok azâb yenileniyor vücut yenilenip yeniden azâb devam ediyor. Tâhâ Sûresi’nin 72’nci âyetinde de: “Firavun’a ve ordusuna meydan okuyan îmân eden sihirbazlar Allah’a ve âyetlerine seni tercih edemeyiz ne yaparsan yap hükmün dünyada geçer ey Firavun” dediler Müslüman olur olmaz. Bakın, sihirbazlar Müslüman oldu îmânları Firavun’a meydan okudu. Ne dediler: “Senin hükmün bu dünyada geçer ne yaparsan yap” dediler. Îmân böyledir îmân küfre meydan okur küfrün orduları olsa da nükleer gücü de olsa devleti milleti de olsa küfre îmân meydan okur. Îmân ebedî hürdür hiç esir olmaz. Zindanda atsalar bir mü’mini onun îmânı zindanda da hür dolaşır. Onun için ölmekle kimse Allah’tan kurtulamaz Firavun’lar geberdi yakalandı gideceği yere gitti şu anda akşam sabah ateşe sürülmektedir kabir azâbı böyle devam ediyor. Yakalanması Yüce Allah’ın yakalanması dünyada, âhirette çok şiddetlidir azâbı sonsuza kadar devam edebilir. Birçoğuna azâbı devamlıdır âsî günahkâr Müslümanların durumu da tehlikelidir îmânlarını kaybederlerse bunlar da ebedî kalırlar.

Dakika 54:39

 

 

(Visited 41 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}