AmeldeFıkhı 64-01

64- Amelde Fıkhı Ekber Ders 64

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 64

Kıymetli izleyenlerimiz, Amelde Fıkh-ı Ekber’den keşif notlarımız devam ediyor. Konumuz imama uyan kimsenin durumu ile ilgilidir. İmamdan hiçbir türlü öne geçmemeli imama, doğru dürüst tâbi olabilmelidir. Ayak topukların dahi imamdan ileri geçmeyecektir. Bütün hareketlerinde imama tâbi ol. İmam ile cemaat aynı hizada olursa namaz kerahetle caiz olur. İmama uyan kişinin imamdan az da olsa geride kılması menduptur. Fakat imama uyan kişi imamdan öne geçerse namazı sahih olmaz. Bu konu bütün âlimlere göre, cumhura göredir ki bunlar Hanefiler, Şafiîler ve Hanbelîlerdir. Burada bu imama uyulması, imama muhalefet etmemesi şarttır. İmama uymayan kişilerin namazı sahih olmaz. Şanlı Peygamber şöyle buyurdu: “İmam ancak kendisine uyulması için meşrû kılındı.” Yani imama tâbi olacaksın; imam İslam’a, şeriata, İslam’ın bütün değerlerine, şeriatın hükümlerine tâbi olacak, imamlığın kurallarını yerine getirecek, cemaat de imamına tam tâbi olacaktır. Topuğa itibar edilir; İmama uyan kişinin topuğu imamdan ileride olmayacaktır, olursa sahih olmaz. Hanefiler ve Hanbeliler Kâbe etrafında namaz kılarken cemaatin imamdan öne geçmesini caiz görmüşlerdir, Kâbe-i Şerif’e mahsustur. Orada kalabalık, izdiham gibi durumlar, oranın kutsallığı ve her tarafından namaz kılınması gibi durumlar göz önünde tutulduğu zaman Kâbe-i Şerif farklıdır. Bu da Hanefiler ve Hanbelilere göredir. Zarûret varsa o takdirde kerahet yoktur. İmam Şafiî’nin yeni içtihadına göre eğer imama uyan kimse imamdan öne geçerse o kişinin namazı bâtıl olur, namazı namaz olmaz demiştir. Bakın, Şafiî de böyle diyor. Mâlikîlere göre cemaatin imamdan öne geçmeme şartı yoktur fakat zarûretsiz imamdan öne geçmek mekruhtur. Şimdi bir de mekân birliği: İmama uyan kişi imamla beraber mekân birliği içinde olmalıdır. İmam ile imama uyanların namaz kıldıkları yerin bir olması gerekir, imamı görebilmeli yahut sesini duymalıdır. Bir tebliğ edici vasıtasıyla da olsa imamın sesi duyulmalıdır.

 

Dakika 5:00

 

Mâlikîler dışında cumhura göre namaz kıldıkları yerin bir olması şarttır. Mâlikîlere göre mekân birliği şart değildir. Cuma namazı dışındaki namazlarda imamın bulunduğu yere safın bitişik bulunması da şart değildir Mâlikîlere göre. Cuma namazında cami şarttır, kime göre? Yine Mâlikîlere göre. Şimdi Hanefilere göre şöyle bir bakalım: Yüce İslam’ı güzel okuyan, dünyayı asırlardır okutan ekollerden biri Hanefi ekolüdür. Bakın, yürüyen binek üstündeki imama uysa veyahut da bunun tersi olsa binek üzerinde olan kişi başka bir binekte bulunan kimseye uysa, namaz kılınan yer farklılığından dolayı bu uyma sahih olmaz dediler, kim? Yüksek Hanefi ekolünün âlimleri. Kendisi ile imamı arasında umumî bir yol, nehir, boş bir arazi bulunsa, iki veya daha fazla saf sığacak kadar boşluk bulunsa veya bir adam boyu yükseklikte bir yerde olmadan kadınlardan bir saf bulunursa imama uymak sahih değildir. Yine Hanefilere göre bunlar. “Kendisiyle imamı arasında yol, nehir yahut da saf bulunan kimsenin namazı sahih değildir.” diye Hazreti Ömer’den gelen bir haber vardır. Bir araba geçecek kadar geniş olan yol -yoldan maksat, bir araba geçecek kadar geniş olan yoldur. Nehirden maksat bir kayığın geçeceği kadar geniş olan sudur dediler Hanefi ekolünün yüksek şahsiyetleri-. İmam mihrapta olduğu hâlde kendisi mescidin uzak bir yerinde bulunan kimsenin bu imama uyması caizdir. Mescidin üstü mescide tâbidir. Tâbi olanın hükmü, aslın hükmü gibidir, yine Hanefilerin görüşleri bunlar. Mekân farklılığı imama uymanın sıhhatine engeldir dediler. Açık arazide veya çok büyük bir mescide iki yahut daha çok saf sığacak kadar fasıla bulunursa bu durum imama uymaya manidir de dediler.

 

Dakika 10:05

 

Kim? Hanefi âlimleri. Şimdi Şafiîlere göre imama uyan kişinin, imamın intikallerini bilmesi şarttır. Aynı zamanda imamı bizzat görmekle safın bir kısmını görmekle yahut da imamın sesini işitmek ile mübelliğin sesini işitmek ile olur dedi Şafiîler. İmam ile cemaat eğer bir mescitte toplanmış olurlarsa cemaatin imama uyuması sahihtir dediler. Mescidin tavanı, sahası, avlusu ve benzer yerler mescit hükmündedir dediler. Kim? Şafiîler. Açık bir arazide namaz kılıyorlarsa ve iki saf arasında yaklaşık 300 arşın mesafe bulunmamak şartıyla namaz sahih olur dediler. Burada geniş bir tolerans görüyoruz Şafiîlerde. Bir caddenin yahut gemilerin ve suda yüzenlerin, büyük bir nehrin bulunması imama uymaya zarar vermez dediler. İki gemi arasında kalan deniz boşluğu da bir gemide bulunan cemaatin diğer gemide bulunan imama uymasına zarar vermez de dediler yine Şafiîler. İmam ve cemaatin bir kısmı iki ayrı binada veya iki ayrı odada bulunursa, yine bu imama uymak sahih olur dediler. Sahih olan görüşe göre, iki saf arasında 300 arşından çok mesafe bulunmamak şartıyla bu cemaat da ikisi de sahihtir dediler Şafiîler. İmam ile imama uyanlar arasında duvar bile olsa onun arkasında yahut yanı başında bulunan kimselerin bu imama uyması da sahih olur dediler. Bu konuda en geniş caddeyi, geniş ruhsatları, toleransları Şafiîlerde görmekteyiz. Hanbelilere göre -kıymetliler-, şöyle bir bakalım: Şimdi bu kıymetli ekolün âlimlerine göre de şöyle bir bakalım. Şimdi arşını belki merak edenler olmuştur, arşın iki karıştır. Evet, şimdi Hanbelilere göre eğer imam ile muktedî (imama uyan kişi) mescidin içerisinde iseler bu imama uymaları sahihtir. Aralarında bir hâil, engel bile bulunsa yine sahihtir dediler. Mescidin dışı böyle değildir dediler Hanbeliler. İmam yahut imamın arkasındakileri görme şartıyla imama uymak sahihtir dediler.

 

Dakika 15:06

 

Aralarında 300 arşından fazla mesafe bulunsa da görmek -küçük pencere gibi içinden geçilmeyen bir şeyden de olsa- hüküm böyledir dediler. Bakın, burada da bir gerçek tolerans görüyoruz. Şimdi Peygamberimiz’den gelen haberde: “İmamla beraber kılmayın, çünkü sizlerle imam arasında engel vardır.” Hazreti Ayşe’den gelen bir haber bu. Kendi hücresinde namaz kılan kadınlara şöyle demiştir: “İmamla beraber kılmayın, çünkü sizlerle imam arasında engel vardır.” demiş Hazreti Ayşe Validemiz. “Şanlı Peygamber (A.S.V.), gece namaz kılardı. Odasının duvarı kısa olduğu için O Şanlı Peygamber’in bedenini bazıları görmüş ve bazı insanlar da ona uyarak namaz kılmaya başlamışlardı. Bunu sabahleyin anlatmaya başladılar. İkinci gece yine Hazreti Peygamber namaza kalktı. Yine bazı kimseler, bazı insanlar onunla namaz kıldılar.” Evet, kıymetliler. Bu Hadis-i Şerifi kıymetli muhaddislerimizden Buhârî Şerif’te görmekteyiz. Yine imamı görmek ve ona uymak imkânının bulunması Hanbelilerde de şarttır. Yine cemaatin imamına uyma meselesi hakkında bu ekollere göre şöyle bir bakalım: Cemaatin imama tâbi olmasını gerektirir, yani bir cemaat cemaatle namaz kılıyorsa imamına kesin uyacaktır. Sevgili Peygamberimiz’in şu sözünü hiç kimse unutmasın, diğer sözlerinde nur saçan gerçeklerin de olduğu gibi onun her sözü hak ve gerçektir ve nurdur. Şanlı Peygamber, o Rahmet Peygamberi (A.S.V.) şöyle buyuruyor: “İmam, kendisine uyulsun diye öne geçirilmiştir. İmam tekbir aldığı zaman sizler de tekbir alın, rükûa vardığı zaman sizler de rükûa varın.” Peygamberimiz böyle buyurmuştur. İmamın hareketlerine yakın olmalıdır cemaatin hareketleri ve imamı takip etmelidir, imamın yaptıklarının peşinden yapılmış olmalıdır. İmam bir hareketi yaptıktan sonra aynı hareketi yapmakla olur ancak bu gecikme ona yetişecek şekilde olacaktır. Çok geç kalma, imamdan da öne geçme. İmamdan önce yaparsan, çok da geç kalırsan ikisi de olmaz. Şimdi bu konuya göre de Hanefilere göre şöyle bir bakalım: İmama tâbi olmak namazın farzlarında ise farz olur, vacip bir harekette ise vacip olur, sünnet bir harekette ise sünnet olur. İmamdan önce, imamdan sonra rükûa varmak, önce veya sonra secdeye varmak suretiyle rükûu terk ederse bu namaz bâtıl olur, o rekât bâtıl olur.

 

Dakika 20:10

 

Ve imam selam verdikten sonra bu kişinin o rekâtı kaza etmesi de vacip olur, buradaki vacip farz anlamındadır. Dört şeyde imama uymak gerekli değildir Hanefilere göre -yine-: Bir imam, bile bile namaza bir secde ilave ederse -çünkü namaz eksiği kabul etmediği gibi ilave de kabul etmez- imam yanılmış olur. Mesela bir rekât, bile bile bir secde ilave ediyor; onu cemaat yapmaz. Bayram tekbirlerini fazla alırsa -bu Hanefilere göre- yine yapmaz cemaat. Cenaze namazının tekbirlerini fazla alırsa yine imama o cemaat uymaz. Son oturuşta da imam yanılarak kalkarsa yine cemaat imamını uyarır ve imama uymaz. İmam cemaatin uyarması sonucu dönüp oturursa sehiv secdesi yapmak gerekir. Sehiv secdesi ile namaz tamam olur. İmam fazla rekâtın secdesini yapmışsa, cemaat imama uymayıp kendi başına selam verir. Eğer imam son oturuştan önce ayağa kalkarsa ve bu rekâtın secdesini de yaparsa hem imamın hem de cemaatin namazı bâtıl olur dediler. Kim? Hanefiler. Burayı tekrar ediyorum: Eğer imam son oturuştan önce ayağa kalkarsa ve bu rekâtın secdesini de yaparsa hem imamın hem de cemaatin namazı bâtıl olur. Niye? Ka’de-i Ahîre farz idi, bu terkedildi; onun için. Şimdi cemaatin imama uymaması uygun olabilecek yerler: İmama uyan, kendisi yapmak zorundadır. Bunlar da şu hareketlerdir, imama uyan kişi şunları kendi mecburen yapacaktır: İftitah tekbirinde elleri kaldırmak -bunu imama uyan kişi kendi yapacaktır-. Sübhaneke okuyacak kendisi, rükû tekbirlerini alacak imamın peşinden, secde tekbirlerini alacak, rükû ve secdede tesbihleri okuyacak. ‘Semi allahu limen hamideh’ demek, teşehhüt okumak, selam vermek, teşrik tekbirlerini almak. Bunlar cemaatin de yaptığı şeylerdir, yapması gerekir. İmamın peşinden bunlar hep yapılır. Yine mutlaka imama uyması gereken yerlere de şöyle bir bakalım, imam terk ettiği takdirde uyanların da terk etmesi gereken meselelere bir bakalım. Mesela bayram tekbirleri; imam terk etti, cemaat de terk eder. İmam birinci oturuşu terk etti, cemaat de terk eder. Tilavet secdesini imam terk etti, cemaat de terk eder. Sehiv secdesini imam yapmadı, cemaat de yapmaz.

 

Dakika 25:03

 

Kunut duası da böyle. Kunutu terk etmek ve rükûu kaçırma tehlikesi olduğu zaman bu da o zaman söz konusudur buyurdular. Şimdi kıymetliler, iftitah tekbirinde imama tâbi olmak daha faziletlidir, bunu kaçıranlar var. Bu fazileti kaybedenler var, keyfî. İmamdan önce tekbir getirirse o kişinin namazı sahih olmaz. Mesela iftitah tekbirini kişi imamdan önce aldı, tamam; o kişinin namazı namaz olmaz. Çünkü imama uymamış olur. Belli bir zaman sonra tekbir alırsa -iftitah tekbirinin faziletine yetişmeye de- bu sefer de onu kaybeder. Adam imamdan zor almış, gecikmiş, keyfî bu da fazileti kaybediyor. Eğer imamdan önce tekbiri tamamlarsa yine yeterli değildir, çünkü yine imama uymamış olur. Teşehhüdünü tamamladıktan sonra, özürsüz olarak imamdan önce selam verirse namazı mekruhtur. Mekruh olarak namazı sahihtir. Bunlar Hanefilere göre idi, şimdi Mâlikîlere göre bir bakalım: Mâlikîlere göre imama tâbi olmak, imamın fiilinin peşinden yapılmasıdır. Ne önce olmalı ne de onunla beraber ona eşit olmalı, ne de ondan sonraya kalmalıdır. İftitah tekbiri ve selam için bunlar şarttır Mâlikîlere göre. İftitah tekbirini imamdan sonra almalı ve imamdan sonra selam vermelidir, imamdan önce bitirilmesi sahih değildir dediler Mâlikîler de. Rükünlerde cemaatin imamın önüne geçmesi haramdır dediler Mâlikîler de. Bunu Hanefiler nasıl söylemişlerdi? Farzlarda imama uymayan kişi haram işlemiştir, onlarda da öyle. Burada da Mâlikîler ne diyor? Rükünlerde cemaatin imamın önüne geçmesi haramdır dediler. İmam rükûdan kalktıktan sonra rükûa varmak suretiyle imamından geri kalırsa, bilerek yapılmışsa namazı bâtıl olur dediler Mâlikîler de. Yanılarak meydana gelmişse imam selam verdikten sonra onu kaza eder dedi Mâlikîler. Kunut menduptur Mâlikîlerde. Mâlikîlerin durumu birçok konularda aynen Hanefiler gibidir. Zaten bu mezheplerin temelde hepsi kökte birdir fakat ağacın dalları keşfedilirken farklılıklar ortaya çıkmıştır, bu da rahmet deryasıdır ve dalgalanmaktadır. Mükemmel. Yüce Allah bu kâşif âlimlerimize ne büyük lütuflarda bulunmuştur. Evet, kıymetliler. İmam selamı terk ederse cemaat bunu yapsa da namaz bâtıl olur.

 

Dakika 30:03

 

Çünkü selam vermek Mâlikîlerde rükündür. Evet, kıymetliler. Her Müslüman kardeşimiz hangi mezhebe mensupsa o mezhebin delillerini, kurallarını bilsin, yerli yerince Müslümanlığını yapsın. Bunlar hak mezhepler, hak müçtehitler, hak kâşiflerdir. Hiç mi hiç tereddüt yoktur. Ancak deliller konusunda tercihler yapılır, daha güçlü delillere göre hareket edersin ama bunlar; o delillerin gücü, yine müçtehitler tarafından verilmektedir. Sakın, hiç tereddüt etme; çünkü o deliller incelenir. Her mezhep, kendi delillerini güzel incelemiş, rastgele hareket edilmemiş. Şafiîlere göre fiillerinde imama uymak vacip olur. Bakın, hepsi kökte, asılda aynı. Şekilde, zahirde -görüyoruz ki- farklılıklar var, bu da doğaldır, olmalıdır. İftitah tekbirini imamla aynı anda alırsa Şafiîlerde namaz bâtıl olur. Namazın imamdan biraz sonra olması gerekir, fazla olmazsa yine namaz bâtıl olur. Çünkü imamın peşinden alırsın, imamla beraber de alamazsın. Buradaki durum Şafiîlerde de böyledir. Muktedi özürsüz olarak iki fiilî rükünde imamdan geri kalır veya öne geçerse namaz bâtıl olur dediler Şafiîler. Muktedinin iftitah tekbirinin tamamının, imamın iftitah tekbirinin tamamından sonra olması, yine muktedinin özürsüz olarak iki rükünde imamdan önce veya sonra hareket etmemesi, imamın selamından önce selam vermemesi şarttır Şafiîlerde. İmamdan önce selam vermek durumunda ise namaz bâtıl olur dediler. Özürsüz olarak fiilî bir rükün ile imamdan öne geçerse yine namaz bâtıl olur dediler, kim? Şafiîler. Unutmayın diye hatırlatıyorum. Sözlü, diğeri fiilî olan iki rükün ile imamı geçmek de namaza zarar vermez; Fatiha’yı okumak ve rükû etmek gibi. Fakat fiilî rükün haram olur dediler. Tam bir fiili rükün ile imamdan öne geçilmesi haramdır dedi Şafiîler de. “İmamdan önce başını kaldıran kimse, Allahu Teâlâ’nın başını eşek başına döndürmesinden yahut şeklini eşek şekline çevirmesinden korkmaz mı?” diye bir haber vardır Peygamberimiz’den. Bu haberi Buhârî, Müslim gibi şanlı muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir.

 

Dakika 35:00

 

Özürleri sebebiyle imamdan geri kalsa, bu muktedi uzun üç rüknüne kadar mazur kabul edilir. Eğer daha fazla geri kalırsa bulunduğu kısımda imama uyar. İmam selam verince eksiklerini tamamlar. Bu da özründen dolayı geri kalanlar, imamdan geri kalmış olanlar. Şafiîlerin de görüşlerinden size keşif notları verdikten sonra Hanbelilere şöyle bir bakalım: Cemaatin imamından öne geçmemesi, imamdan geri kalmamasıdır; Hanbelilere göre de dikkat edecek. İmama mutavaat, tâbi olmaktır. “İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır.” Peygamberimiz’den gelen bu haberi hatırlatıyor bütün müçtehitler. Rükûa varıp kalkmak suretiyle cemaat bile bile imamın önüne geçerse namazı bâtıl olur. Bakın; rükûa imamdan önce gitmiş, imamdan önce kalkmış. Hanbeliler de de bu namaz bâtıl olur dediler. İmamdan öne geçerse yaptığını imamdan sonra tekrar yapmak için geri dönmesi vaciptir dediler. Bilmeyerek yaparsa namazı sahihtir, yalnız yeniden yapması da gereklidir dediler. İmamdan önce yapması haramdır. Birçok fiiller imamdan önce yapılırsa haramdır, Hanbelilerde de böyle. İmam, uyulsun diye naspedilmiştir. İmam, kendisine tâbi olsunlar diye imam kılınmıştır. “Sizden biri başının eşek başına döndürülmesinden korkmaz mı?” Hadis-i Şerifini Hanbeliler de hatırlattılar. Cemaat, imamı iki rükün ile geçerse namazı direkt bâtıl olur. Yanılarak yaparsa namazı bâtıl olmaz; fakat yaptığını iade eder dediler Hanbeliler. İade etmezse bu rekâtı iptal edilir, namazı namaz olmaz. Bir rekât iptal edildi mi namaz namazlıktan çıkar. Yine Şafiî ekolünde olduğu gibi aynı anda yapılması da mekruhtur, yani imamla yarışma; imama tâbi ol, imamın peşinden yap yaptıklarını. Cemaat iftitah tekbirinde imamı geçerse yahut onunla aynı anda tekbir alırsa namazı bâtıl olur dediler Hanbeliler. Diğerleri de böyle söylemişlerdi. Selam vermede bilerek imamı geçerse yine namazı bâtıl olur dedi Hanbeliler. Eğer yanılarak olursa selamı iade eder. İade etmezse namazı bozulur, bâtıl olur dediler. Yine bilerek bir rükün geride kalırsa, bu rükûn rükû ise namazı bâtıl olur dediler. Başkası ise, yanılarak, bilmeyerek olmuşsa geri kaldığı kısmı yapmak vacip olur dediler.

 

Dakika 40:00

 

Rekâtı kaçırmaktan korkarsa imama uyar ve rekâtı iptal eder, imam selam verdikten sonra iade eder dediler Hanbeliler. Bilerek imamdan iki rükün geride kalırsa namazı bâtıl olur dediler Hanbeliler. Burada Hanefi ve Hanbelilere göre imamla beraber tekbir alması caizdir. Mâlikî ve Şafiîlere göre bu namazı iptal eder. İmamdan önce iftitah tekbiri almak da; ittifakla namaz bâtıl olur dediler bütün mezhepler, bütün âlimlerimiz, müçtehitlerimiz. Şafiîler İmama aykırı hareket etme konusunda, imama uyma konusunda -bakın- muvafakat etmeyi şart konmuşlardır. Bir sünneti işlemede imama uymayı şart koşmuşlardır şimdi Şafiîler. Şöyle bir bakalım: İmam tilavet secdesini terk etse, muktedi de bu secdeyi yapsa yahut bunun aksi olsa veyahut da imam ilk teşehhüdü terk edip muktedi bunu yapsa ve bunu da bilerek ve kasten yaparsa namazı bâtıl olur dedi Şafiîler. Bakın; Şafiîlerin buradaki durumu biraz daha farklı. Hanefiler ise Muhâzât-ı Nisâ meselesinde mahremi de olsa safta kadınlarla aynı hizada namaz kılmamayı Hanefiler şart koşmuşlardır. Buna Muhâzât-ı Nisâ konusu denmektedir. Şimdi mesela müştehat, evlenebilecek çağda ve görünüşte olan bir kız çocuğu, kadın -ne ise- bununla aynı anda, aynı hizada namaz kılarsa namazı bozulur. Deli bir kadınla aynı hizada namaz kılan kimsenin namazı bozulmaz; delinin kendisi namazı sahih değildir de ondan. Yani deli namaza kabul edilmiyor, namaz dışında kabul ediliyor. Çünkü deliye namaz zaten farz değil, namaz mutlak namaz olmalıdır. Namaz aynı namaz değilse namaz bâtıl olmaz. Yani kadın ve erkek aynı namazı kılacaklar, aynı imama uymuş olacaklar. Cenaze namazı bunun hükümden ayrılmıştır. Aynı hizada bulunmakla cenaze namazı bâtıl olmaz dediler Hanefiler. Namaz, iftitah tekbiri ve eda yönünden müşterek olmalıdır dediler yine Hanefiler. Bir kadınla erkeğin yan yana bulunması, namazın bâtıl olması için namaz iftitah tekbiri ve eda yönünden de müşterek olmalıdır dediler. Erkek ile kadın arasında en az bir parmak kalınlığında ve bir arşın yüksekliğinde yahut arada bir adam sığacak kadar boşluk, bir perde, engel bulunduğu takdirde namaz bâtıl olmaz dediler.

 

Dakika 45:15

 

Ama bu engeller yoksa bâtıl olur. Kadın ile erkeğin aynı hizada bulunması, tam bir rükünde olmalıdır. Yani bir rükûn eda etmiş olmaları veya edecek kadar yan yana olmaları durumunda; o zaman namaz bâtıl olur. Çünkü bir arada bulunmuş oluyorlar. Sağından, solundan ve arka tarafından birer kişinin namazı bozulur dediler. Yine namazda kadın erkek bir arada, yönleri bir olmalıdır. Her biri ayrı ayrı yönlerde ise namazı bozulmaz dediler. Aynı imama uymuş müştehat yani kadınla, böyle bir kadınla bir hizada bulunmak durumunda namaz bozulur, böyle bir durum yoksa bozulmaz dediler. Bir kadın, saflarda üç kişinin namazını bozar. İki kadın safta bulunursa dört kişinin namazını bozarlar dediler. Bunlar, yanı başındakiler ve arkadakiler. Hanefi mezhebine göre illeti, şehvet değildir. Yani kadının namazı bozmasının illeti, şehvet değildir. Erkeklerin durmaları farz olan makamı, yeri terk etmeleri sebebiyledir yani. Hanefiler de illâ şehvet değildir dediler. Çünkü orası erkeğin yeriydi ve farz olan makam erkeğe ait idi dediler. Yeri terk etmeleri sebebiyledir dediler. Evet, kıymetliler. Şimdi bu konuda bir diğer birçok âlimlerimizin görüşüne de şöyle bir bakalım: Sağında solunda ve arkasındakilerin namazı bâtıl olmaz. Bakın, eğer bir kadın, erkeklerin bulunduğu safta namaza durursa; sağında, solunda ve arkasındakilerin namazı bâtıl olmaz. Bu da cumhurun görüşü. Şimdi Sevgili Peygamberimiz’in (A.S.V.); “Kadınları Allahu Teâlâ’nın tehir ettiği yere, arka tarafa tehir edin.” Hadis-i Şerifi. Bu Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir. Burada safların tertibi sünnettir; bu Hadis-i Şerife göre. Bu sadece Peygamberimiz’e ait sünnettir dediler. Bu, cumhurun görüşü olarak yansıtılmıştır. Yine Hanefiler imam ile cemaat arasının kadınlardan bir saf ile ayrılmamasını de şart koşmuşlardır. Hanefiler dışındakiler şöyle demişlerdir: “Önünde başka bir kadın bulunduğu hâlde kişinin namaz kılması mekruhtur.” Bunun delili de kadınları Allahu Teâlâ’nın tehir ettiği yere, arka tarafa tehir edin Hadis-i Şerifidir.

 

Dakika 50:03

 

“Namazda olmayan bir kadının önünde durması mekruh değildir.” Bu da Hazreti Ayşe’den gelen bir haberdir ki Ayşe Annemiz, yine Ümmü Seleme Validemiz’den gelen haberde; “Yatağın, Hazreti Peygamber’in namaz kıldığı yerin önündeydi.” diyor. Şimdi Hanefilerin de diğer cumhurun da kendilerine göre çok mükemmel delilleri bulunmaktadır. Herkes kendi mezhebinin delillerine göre hareket etmelidirler. Kıymetli efendiler, yine imamın peşinde duracak cemaatin durumu ile ilgili Hanbelilere göre cemaat, eğer bir kişi ise imamın sağ tarafında namaza durması şarttır dediler. Sol tarafında yahut arka tarafında durur ve tam bir rekât namaz kılarsa namazı bâtıl olur dedi Hanbeliler. Buradan da bu keşif notunu vermiş olalım. İmam ve cemaatin durumu: Hz. Ayşe Annemiz ve başka haberden gelen haberlere göre; “Peygamber Efendimiz, namaza durduğu zaman Ashab-ı Kiram (R.A.) onun arkasında dururlardı.” Bu da cemaatin, imamın peşinde durma şeklinin delilidir. Yine Ayşe Annemiz, Ümmü Seleme, kadınlara safın ortasında durarak namaz kıldırmışlardır. Bu da kadınların birbirlerine namaz kıldırırkenki durumudur. İmam olan kadın, safın önüne geçmez; kadın, kadınlara imamlık yapıyorsa ileri geçmez, safın ortasında durarak namaz kıldırır. Çünkü Peygamberimiz’in zamanında uygulama, kadınlar arasında böyle olmuştur. Cemaatin imamla birlikte nasıl duracağı ile ilgili konuya da gelince; cumhura göre, imama uyan kişinin imam ile aynı hizada namaz kılması yahut sol tarafında yahut arkasında namaz kılması mekruhtur. Namaz sahih olup bâtıl değildir de dediler. Bakın, burada Hanbelilerin dışındaki cumhurun durumu budur. Yine gelen haberle diyor ki İbn-i Abbas Hazretleri (R.A): “Teyze Meymûne’nin yanında geceledim. Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.V) gece kalkıp namaz kılmaya başladı. Ben de kalkıp sol tarafında durdum. O beni sağ tarafına geçirdi.” İmama uyanlar bir erkek ve bir kadın olursa erkek imamın sağında, kadın da erkeğin arka tarafında namaza durur. Şanlı Peygamber’den gelen haberde (A.S.V.); “Peygamberimiz’in peşinde namaz kıldım” diyor. “Sağ tarafında durdum, sonra Câbir bin Sahr gelip sol tarafında durdu. Onun üzerine Sevgili Peygamber Efendimiz ikimizin elinden tutarak arkasında durdurdu.”

 

Dakika 55:20

 

İşte bu da ayrı bir delil. İki kişi olunca nasıl durulacağının da burada delili gösterildi. “Hz. Peygamber (A.S.V.), Ümmü Süleym’in evinde namaz kılmıştı. Bir yetim ile beraber ben onun peşinde, Ümmü Süleym ise bizim arkamızda durarak namaz kıldık.” diyor. Bu da Hz. Enes’ten gelen bir haber, kıymetli muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir bu Hadis-i Şerif’i de. Şimdi safların durumunda; önce erkekler, sonra çocuklar, sonra hünsalar sonra da kadınlar; böyle saf olurlar imamın peşinde. Şanlı Peygamber’in (A.S.V.): “Sizin akıl baliğ olanlarınız benim arkamda saf olsun, sonra onları takip edenler, sonra onları takip edenler. Sakın dağınık durmayın, kalpleriniz de dağılır. Sokaklardaki gibi dağınık vaziyette durmaktan sakının.” diye bir Hadis-i Şerifi rivayet edilmiştir birçok muhaddislerimiz tarafından. İlk safta faziletli ve yaşlı kişiler, imamın arkasında da en olgun kişi durmalıdır. İmamı ortalayın, boşlukları doldurun. Peygamberimiz böyle buyuruyor. İmamın mihrapta durması sünnettir. İmam, cemaatin sağ veya sol tarafında durursa bu sünnete aykırı davrandığı için hata etmiş olur. Hanefilere göre bu hata tahrimen mekruhtan az, fakat tenzihen mekruhtan daha ağırdır. Ebû Hanife; “İmamın iki direk arasında yahut mescidin bir köşesinde durmasını mekruh görüyorum.” demiştir. Hanefilere göre imamın önüne geçmesi de vaciptir. Evet, kıymetliler. Şimdi safların fazileti ile de derslerimiz devam edecektir. Birinci safın fazileti hakkında Şanlı Peygamberimiz’den gelen haber şöyle (A.S.V.): “İnsanlar, ön saftaki fazileti bilselerdi burada namaz kılmak için kura çekerlerdi.” Yine başka bir haberde: “Allah ve melekler, ilk safta bulunanlara rahmet ve dua eder.” Yine başka bir haberde: “Erkeklere ait safların en hayırlısı ilk saftır, en zayıfı ise en son kalanıdır. Kadınlara ait safların en hayırlısı ise en sonuncusu, en zayıfı ise ilk olanıdır. Kadınların en arkada olmaları faziletlidir.

 

Dakika 1:00:00

 

Kadınların önde olmaları ise bu fazileti yok etmektedir. Namaz kılarken Hz. Peygamber’in sağında bulunmak bizim hoşumuza giderdi. Çünkü sağdan başlayarak sağ tarafta bulunanlara selam verirdi.” Evet, kıymetliler. Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberlerden biri de budur. “Çünkü Peygamberimiz’in arkasında namaz kıldığımız zaman sağ tarafında olmayı severdik. Çünkü yüzünü önce bize çevirirdi.” Hadisten bir rivayet de böyle gelmiştir. Kıymetliler, bu Hadis-i Şerifleri bize anlatanlardan, Berâ bin Âzib’den gelen bir haber (R.A.), Peygamberimiz buyuruyor: “İlk safı tamamlayın, sonra onun peşindeki safı tamamlayın. Noksan olan saf en sonda kalsın, önceki saflarda eksiklik olmasın. Safları doldurun ve düzgün yapın.” Evet, kıymetliler. İmamın saflar konusunda cemaatini uyarması: “Saflarınızda düzgün durun ve birbirinize yanaşın, zirâ ben sizi peşimden de arkamdan da görürüm.” diyor Peygamberimiz. “Ben birimizin omzunun diğerinin omzuna, birbirimizin ayağının diğerimizin ayağına bitiştiğini gördüm.” Evet, bu da Hz. Enes’ten gelen bir haberdir. Yani o kadar sık durmuşlar ki omuzlar omuzlara, ayaklara, ayaklara değecek hâle gelmiş. Resulullah (S.A.V) safların arasına girer, bir uçtan diğer uca göğüslerimizi ve omuzlarımızı eliyle sıvazlayarak düzeltir ve; “Dağınık durmayın yoksa Allah da kalplerinizi ihtilâfla düşürür.” buyururdu. Evet, kıymetliler. Bu da Ebû Hureyre ‘den gelen bir haberdir, kıymetli muhaddislerimiz rivayet etmişlerdir. Yine safların peşinde yalnız başına namaz kılma konusuna da gelince; Ebûbekir’e Hz. Peygamber (A.S.V.) rükûda iken yetişti diyor; Peygamberimiz’e rükûda iken yetişti. Kim? Ebûbekir. Safa ulaşmadan rükûya vardı ve bu durumu Hazreti Peygamber (A.S.V.)’a anlattı. Bunun üzerine Şanlı Peygamber kendisine hitaben (A.S.V) buyurdu: “Allah sevaba olan hırsını arttırsın. Bunu bir daha yapma.” İbn-i Abbas (R.A.): “Gecenin son vaktinde Hazreti Peygamber’e geldim ve arkasında namaz kıldım. Elimi tuttu ve beni yanına çekip tam hizasına getirdi.” diyor. Şafiîler ile Hanefilere göre bu namaz, kerahetle sahihtir.

 

Dakika 1:05:02

 

Şafiîler şöyle demişlerdir: “Safta yer bulamazsa iftitah tekbirini alır, sonra saftan birini geri çekerek beraber namaz kılarlar.” demişlerdir. Yine Peygamberimiz’den gelen haberde: “Safın arkasında kılanın namazı yoktur.” Yani kâmil bir namaz değildir diye tehir edilmiştir. Yine tehir ederken yemek hazır olduğu yerde namaz kılmak yoktur mânâsındaki Hadis-i Şeriflere benzetmişlerdir. Yani bu kâmil bir namaz değil; yoksa namazın kendisi namazdır. Yoksa fazileti noksandır anlamında söylenmiştir. Hanefiler şunu da söylemişlerdir: “Tek başına, safın arkasında namaza durup sonra öndeki safa girmek için bir saf miktarı yürüse namazı bozulmaz, eğer bir saftan fazla yürürse namazı bozulur.” Dediler. Mâlikîler ise: “Safta namaz kılacak yer bulamayan kişi, safın arkasında namaz kılar.” dediler. Hiç kimseyi saftan geri çekmez dediler. Hanbeliler de şöyle dediler: “Safın arkasında tek başına namaz kılan kişi, eğer tam bir rekât namaz kılarsa namazı fasittir ve kâfi de değildir; yeniden kılınması vacip olur.” Ve Hanbeliler, delil olarak da şunu gösterdiler: “Şanlı Peygamber (A.S.V.) safın gerisinde tek başına namaz kılan birini gördü ve bu kişinin namazını yeniden kılmasını emretti.” Yine başka bir haberde: “Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) safın gerisinde namaz kılan birini gördü ve onu bekledi. Adam namazdan çıkınca ona: -Namazını yeniden kıl, zirâ safın gerisinde tek başına kalan kişinin namazı olmaz.- buyurdu.” İşte, kıymetliler. Bunlar da Hanbelilerin delileridir. Her müçtehitlerin mezhepleri, kıymetli delilleri bulunmaktadır. Ve o deliler keşfedilirken nice nice farklı mânâlar keşfedilmektedir. Kâşiflik onların hakkıdır, sakın kimse yanlışa düşmesin. Rahmet deryasından faydalanmaya baksın. Herkes kendi mezhebinin delillerini iyi öğrensin, mezhebinin delilleriyle yaşasın. Ama öbür mezheplerin de kıymetli delillerinin olduğunu, kıymetli kâşiflerinin, müçtehitlerinin olduğunu da unutmasın. Bunların hepsi rahmet deryasının müçtehitleridirler, ilim deryasının kâşifidirler.

 

Dakika 1:09:33

 

 

 

(Visited 69 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}