HadısŞerifKülliyatı 66-01

66-Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 66

66- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 66

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

‘’Elhamdülillahi rabbil alemin vesselatü vesselamü ala rasulina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain’’ ‘’Euzu billahissemi ilalimi mineşşeytanirracim min hemzihi ve nefkıhi ve nefsih euzu billahimi mesteaze bihi Muhammed Mustafa Sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem ve musa ve isa ve ibrahimellezi veffa min şerri ma haleka ve zerea ve berea ve min şerri ma tahtessera ve min şerri külli dabbetin rabbi ahizün bina sıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azıym’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Çok kıymetli ve muhterem efendiler, 580. Hadisi şerife gelmiş bulunmaktayız. Yine dersimiz esbabı nüzul hakkındadır, hadisi şerifler külliyatından keşif notları ile derslerimiz devam ediyor. Bu hadis-i şerifi Ebubekiri Sıddık (R.A) Hazretleri buyurdu ki ben Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın yanında oturuyor idim. Ona şu ayeti kerimeyi inzal edildi; kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulunur. Yani dost da bulamaz yardımcı da bulamaz buyruldu Nisa Suresi ayeti kerime 123 bu ayeti kerime. Resulullah (A.S.V) bana inan bir ayeti sana okutayım mı? Dedi. Ben pek tabii de dedim, bana onu okuttu sanki belimin ayrıldığını hissettim ve o yüzden gerindim, Resulullah (A.S.V) neyin var ne oldu Ey Ebubekir? Diye sordu. Annem babam sana feda olsun ey Allah’ın Şanlı Resulü (A.S.V) dedim, hangimiz kötü amel de bulunamaz bulunmaz ki demek hepimiz işlediklerimiz yüzünden cezalandırılacağız ha diye üzüntümü ifade ettim diyor Ebubekir. Resulullah (A.S.V) efendimiz Allah’a kavuştuğunuz zaman siz de günah kalmaz, diğerlerine gelince onlarınkiler biriktirilir. Kıyamet günü cezaları toptan verilir bunu Tirmizi rivayet ediyor bu hadisi şerif’i, şimdi Peygamberimizin bu sözü ne buyurdu ey Ebubekir sen ve Müminler bunlar sebebiyle dünya da cezalandırılıyorsunuz öyle ki Allah’a kavuştuğunuz zaman siz de günah kalmaz, diğerlerine gelince onlarınkiler biriktirilir kıyamet günü cezaları toptan verilir. Müslümanların dünyadaki çektikleri çileler daha önceki derslerimiz de geçtiği gibi küçük veya büyük bütün üzüntüler günahları döker. Müminlerin böyle bir şansı var, ama mümin olmayanlar ise gayrimüslimler onlar dünya da nasiplerini alırlar, günahlarının da toptan cezasını öbür âlem de toptan cezaya çarpılırlar ve cehennemde de ebedi kalırlar.

 

Dakika 5:25

 

Onun için imansızın nasibi dünyadadır ahirette nasibi yoktur. Sevgili dostlarımız, Ali İbnü Zeyd annesinden anlatıyor (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmain); annesi Hz. Ayşe Radıyallahu Anha ’ya Cenabı Hakk’ın şu ayetinden içinizdekini açıklasanız da gizleseniz de yüce Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar dilediğine de azap eder diyen ayeti kerime ki Bakara suresinin 284. ayeti kerime. Ve keza kim fenalık yaparsa cezasını görür diyen Nisa Suresi’nin 123. ayeti kerimesinden sordu dikkat edin bir kadın ki Ali İbnü Zeyd’in annesi Ayşe annemize soruyor bu ayetlerden soruyor şimdi Hz. Ayşe şu cevabı verdi; benim Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’dan bu hususta sorduğum günden bu yana sorduğum günden bu yana kimse meseleyi bana sormadı. Resulullah (A.S.V) şöyle cevap vermişti; bu yüce Allah’ın hastalık ve kazadan tut cebine koyduğu basit bir eşyanın kaybı ile duyduğu üzüntüye varıncaya kadar maruz kaldığı musibetlerle kulunu yüce Allah dünya da cezalandırmasıdır. Böylece kul peyderpey günahlarından arınmış olarak çıkar, tıpkı tam ham altını körükten saf kızıl çıktığı gibi oda günahlarından çıkar bunu da Tirmizi rivayet etmektedir. İşte görüyorsunuz müminin dünyadaki üzüntüleri günahlarının kefareti olmaktadır. Ey sevgili dostlarımız, işte herkes Allah yolun da Allah için çalışmaya gayret etsin. Şimdi Sevde Bintü Zemâ İbnü Kays El Kureyşiyye validemiz (Radıyallahu Anha) bakın bu ikinci zevceyi pakleridir Peygamberimizin, bu annemiz Sevde şöyle demişti; kıyamet günü senin zevcelerinden biri olarak haşr edilmek istiyorum. Yaşlandı Sevde annemiz de nikâhı altın da Peygamberimizin kalmak istedi ve senden senin dedi nikâhın altın da kalayım ve yarın mahşer de senin hanımın olarak mahşere geleyim, senin nikâhın altın da öleyim ve senin zevcelerinden biri olarak haşr edilmek istiyorum dedi. Erkeğin kadına karşı beraber yatmayı terk etmek, öfke sebebiyle nafakasını kısmak, hanımlarından daha güzel olana meyil ile kendisinden yüz çevirmek gibi davranışlarla kabalaşmasını, geçimsizleşmesini ve kadının evlilikten doğan haklarını kısmasını ifade eder. Evet, kıymetliler bu nüşuz hakkındadır nüşuz biliyorsunuz kadının erkeğe karşı tutumunun itaatsiz bir hale gelmesi, erkeğin de kadına karşı böyle bir tutumunun olması buna nüşuz denmektedir. Erkek ya hakkını tam olarak eda eder yani kadının hakkını tam yerine getirir yahut da ayrılırlar. Eziyet etme hakkı kimsenin kimseye yoktur. Ey Müslümanlar işinizi Allah’ın emrine göre yapınız, karı kocalar da aralarındaki geçimsizliklerin nedenini araştırsınlar ve Allah’ın emrine bağlı kalsınlar. Birbirlerine asla eziyet etmesinler, tatlıca yaşayacaklarsa yaşasınlar eğer tatlı bir şekil de yaşamak istemiyorlarsa tatlıca ayrılsınlar. Buradan çıkan işte emirlere bakıyoruz (Yesliha) kelimesi (Yusaliha) kelimesi (Musalaha) olmaları manası söz konusudur. Şimdi sulh ayrılmaktan geçimsizlikten ve yüz çevirmekten daha hayırlıdır aranızı düzeltin, Allah’ın emrine bağlı kalın iki tarafta, bağlı kalacağınız yer Allah’ın emirleri olunca orada sulh barış güzel olur kolay olur, ayrılmak son çaredir. Ayrılınca problemler bitmiyor bunu da bilesiniz, nefisler menfaatperestliğe meyyaldir, eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki yüce Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. Nisa Suresi 128. Şuh cimri demektir, eğer iyi davranır yani kadınlarınıza adaletle muamele ederek güzel geçim yolunu tutar ve onlara haksızlık etmekten sakınırsanız bilin ki yüce Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır. Sizi bu davranışınız sebebiyle mükâfatlandıracaktır. İyiliğin karşılığın da Cenabı Hak kulunu daima mükâfatlandırır, işte Nisa suresinin 128. ayeti kerimesinden bunların anlıyoruz, kötülüğün karşılığında da kişi cezalandırılacaktır bunu kimse unutmasın affa uğramak için de tövbe istiğfar etmeli ve kötülükte ısrar etmemelidir. Kul işte Ashabı Güzin biliyorsunuz, bakın ne kadar ayeti kerimelerin anlamı iyi anlıyorlar ve hemen Allah korkusu ile Peygambere soru soruyorlar nasıl kurtulacağız diye, her ayeti kerimeye göre sahih sünnete göre Müslümanlar yaşadılar. İşte ayetlerin hadisi şeriflerin hükmünü de ortaya koyan müçtehit âlimlerimiz tarihler boyunca nasıl güzel çalıştılar. Aklınızı başınıza alın modern bir sofra hazır vaziyette Müslümanların önüne konmuştur müçtehitler tarafından, yüksek İslam âlimleri tarafından. Ey Müslümanlar bu hazır sofra da oturup da kardeşçe Allah’ın nimetlerinden faydalanın.

 

Dakika 15:21

 

Kötülükten ne çıkar iyi olmaya bak, iyi olarak mutlu olarak yaşayın, illa ayrılacaksanız iyilikle ayrılın. Tarık İbnü Şihap anlatıyor; Yahudiler Hz. Ömer Radıyallahu Anh’a şöyle dediler siz bir ayet okuyorsunuz ki o şayet bize inseydi o günü bayram ittihaz eder her yıl kutlardık dediler. Hz. Ömer (R.A) diyor ki; ben onun indiği anı ve yeri indiği sıra da Resulullah Aleyhisselatu Vesselam’ın bulunduğu noktayı biliyorum. Arefe günü inmişti o zaman ben de Arafat’ta idim ve bir cuma günü idi. Kast ettikleri ayet de size bugün dininizi tamamladım diyen Maide Suresi’nin 3. Ayeti kerimesidir. Bunu da Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai gibi muhaddislerimiz rivayet etmektedir. Ayeti kerime Arafat’ta cuma gününe müradif Kurban bayramı sırasın da nazil olmuştur, Resulullah (A.S.V) cuma günü için de Müminlerin bayramıdır buyurduğuna göre ayeti kerime üst üste iki bayramın yaşandığı bir günde inmiş olmaktadır. O gün yıllık olarak her sene başta Arafat olmak üzere İslam dünyasının her meskûn mahallin de kutlanmakta, namazlar kılınıp kurbanlar kesilmekte en yeni elbiseler giyip ziyaretler tebrikleşmeler yapılmakta, bir bayram da ishar edilen sürur mutluluklar ve şenlikler azami derece de yaşanmaktadır. Ayrıca cuma günü de haftalık bayram olarak diğer günlerden farklı bir muhteva da yaşanmaktadır. Nitekim İshak’ın rivayetinde de şöyle der; mezkûr ayeti kerime Arefe ’ye müradif bir cuma günü nazil oldu, elhamdülillah her ikisi de bizim için bayramdır. Bu da Tirmizi’nin kaydettiği aynı zaman da bir rivayette de Yahudi’nin muhatabı İbnü Abbas’tır, İbnü Abbas Radıyallahu Anh’ın verdiği cevapta şöyledir; o ayeti kerime iki bayramın yaşandığı bir gün de inmiştir cuma günü ve Arefe günüdür. Arefe’yi bayramdan sayıyoruz çünkü akşamı bayram akşamıdır ve ertesi günü de Kurban bayramı günüdür. Cevapların hepsi mükemmel görüyorsunuz. Kıymetli ve muhterem efendiler, bu ayeti kerimenin İslam’ın tastamam olduğunu din olarak Cenabı Hak İslam’ı seçtiğini, İslam’da bir eksik ve kusurun olmadığını bildiren ayeti kerimenin, her sene her hafta Müslümanlar bunun farkın da olarak veya olmayarak bakın İslam’ın kemale erip tamamlandığını din olarak İslam’ın seçildiğini, Cenabı Hak bu ayeti kerimeyi de bakın Arefe günü cuma günü inzal eylediğini ve bunun da her sene Arafat’ta ve cuma günleri cuma namazların da cuma günlerin de bu kutlanmaktadır.

 

Dakika 20:16

 

Ama Müslümanlar bunun farkın da olurlar olmazlar, tabii olanlar da var olmayanlar da var. Onun için ey dünya Müslümanları yüce İslam insanlık için bir bayramdır, insanlığın kurtuluşu için her hafta her sene Arafat dağın da bu kutlanmaktadır, bu İslam’ın bayramıdır. Ey dünya Müslüman olda dünya barışa kardeşliğe kavuşsun, dünya kurtulsun bütün milletler kurtulsun, gelin yanlış yapmayın, İslam’ı ortaya koyan yüce Allah’tır onun Peygamberi Hz. Muhammed’dir bu din Allah’ın kuluyum diyen herkese teklif edilmiştir, herkes İslam’a çağrılmaktadır, İslam ise herkesi cennete çağırmaktadır bizden söylemesi siz bilirsiniz. İbnü Abbas Hazretleri (R.A) dedi ki; yüce Allah (C.C) ve Peygamber’i ile savaşanların ve yeryüzün de bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektedir. Onlara ahirette büyük azap vardır, şu kadar ki siz kendileri üzerine kadir olmazdan, kendilerini ele geçirmezden evvel tövbe eden muhaliflerle yol kesenler müstesnadırlar. Bilin ki Allah çok affedici ve çok merhamet sahibidir, bakın dünya da güveni sağlamak için emniyeti sağlamak için suçsuzların toplumun bütün güvenliği ki suç işlemeyenlerin güvenliğini sağlayıp suça caydırıcı ceza vermek için Maide Suresi’nin 33 ve 34. ayeti kerimeleri müşrikler hakkın da inzal edildi. Kendileri mağlup edilmezden önce kim gelip de teslim olursa yani tövbe istiğfar da bulunursa görüyorsunuz bunlara kurtuluş kapısı açılmaktadır. Bu ona işlediği suç sebebiyle had cezası uygulanmaya mani değildir bunu da Ebu Davud ve Nesai rivayet etmektedir. Şimdi burada Allah ve Resulüne savaş açanlardan maksat kimdir? Bunlardan maksat nedir deyince farklı izahları ulaşabilmektedir, İslam âlimleri bunu başlıca üç kısım da mütalaa etmiştir. Fazla teferruata girmeden kısa özü verelim; birincisi mürtetler ister Müslüman ana babadan büyümüş, isterse önceden kâfir iken sonradan Müslüman olmuş bulunan bir kimse İslam dinini terk edecek olsa buna mürtet denir. İslam fıkhın da mürtede uygulanacak hükümler vardır, ikincisi bağiler haksız yere devlete devlet reisine devlete karşı gelen destek ve kudret sahibi kimselerdir.

 

Dakika 25:28

 

Bununla ilgili ahkâm da ayrıdır, mesela devlete karşı geliyor İslam devletine Müslüman idarecilere karşı geliyor. Bunlar gibi bunların da verilecek cezaları vardır. İlgili ahkâm da bu ayrıdır, diğeri de yol kesenler eşkıyalar bunlar Müminlerin daha ziyade mallarını ele geçirmek için eylem yapan kimselerdir. Yukarıda kaydedilen ayeti kerime de bunların kast edilmediği âlimlerimizin çoğunluğunca kabul edilmiştir, bu sebeple bura da onlar üzerin de biraz durmak gerekiyor. Muharip eşkıya, Müslümanların malına canına kasteden eşkıyalar yani yol kesiciler olduğu belirtilmiştir. İmamı Şafii olmak üzere başta birçok âlimler öldürme olmasa bile silah çekerek mala kast eden kimseler, bu şeni fiillerini dağda veya şehir de işleseler bile ayette zikredilen muharip eşkıya sayılacağını kabul etmiştir. Ancak İmamı Azam ve İmamı Muhammed şehir dâhilindeki vakalar da imdat isteme imkânı olduğu için bunların eşkıyalık değil hırsızlık sınıfına dâhil edilmesi gerektiğini söylemişlerdir. Zaten âlimlerimizin hepsi doğru söylemektedir suçun şekli ortaya çıkınca o şekle göre de ceza verilecektir. İmamı Malik Hazretleri de eşkıyayı muharip yol kesen nerede olursa olsun insanları korkutup tehditte bulunan ve yeryüzün de fesat çıkaran kimsedir. Bu fiiller de bulunan birisi kimseyi öldürmemiş olsa bile muhariptir, yakalandığı takdir de öldürülür İmamı Malik Hazretleri, öldürülmemiş ise imam yani devlet reisi öldürmek asmak çaprazlama el ve ayak kesmek nefyetmek sürmek cezasından birini vermekte serbesttir. Yine devlet Malik’e göre tedhiş işini aleni veya gizli yapması arasın da fark yoktur. Mal talebiyle korkutma da bulunur yol keser veya öldürürse bu insanlarca duyuldu mu ayette zikredilen muharebe vaki olmuştur. İşte görüyorsunuz ulema, bu işi devletin inceleyecek suçun özelliğine göre cezalandıracaktır, bütün müçtehitlerimiz doğru söylemektedir. İmamı Azam ve Muhammed’e göre imdat talep edilebileceği için hırsızlık addedilmesi gerektiğini söylemişlerdir, şehir dâhilin de ise tabii suçun özelliğin de hırsızlık varsa, ama şartlar değişmiş eşkıyalar da çeşitli teröristler ortaya çıkmıştır, amaçları tespit edilmiştir, teröristlerin durumuna göre cezalar verilmektedir verilmelidir.

 

Dakika 30:01

 

Muharibin cezası, eşkıyalar için ölüm asılma çaprazlama el ve ayak kesilmesi sürgün zikredilmektedir. Yine bu da suçun özelliğine durumuna göre, cezalardan biri eşkıyaya suçunun nevine göre takdir edilir. Tabii İslâm düşmanları şeriat düşmanları hemen yaygarayı basarlar şöyle ceza veriyor Müslüman şeriat böyle şeriat derler, Allah’ın adaletidir şeriat, sen şeriatı iyi anla iyi kavra, bunun da hükmünü bu işi bilene İslam hâkimine havale eyle o adalet yerini bulur. Mal almaksızın sadece öldüren öldürülür, hem mal alıp hem öldüren öldürülür ve asılır. Öldürmeksizin sadece mal alan çaprazlama el ve ayağı kesilir, sadece korkutma ve tedhiş de bulunan nefyedilir yani sürgün cezası verilir. İmamı Azam Hazretleri (R.A) devlet reisini şu 3 cezadan birini vermekte muhayyer kılar İmamı Azam, suçun da öldürme varsa bu terörist öldürmüşse birini haksız yere öldürülür. Önce çaprazlama hem öldürmüş hem de mal çalmış, soymuş mesela ortalığı, o zaman da önce çaprazlama el ayak kesmek ve sonra öldürmek. Önce öldürmek sonra asmak gibi cezalar veriliyor, bunlar teşhirden maksat toplumu suçtan kötülüklerden caydırmak uzaklaştırmak. Kötü suçların cezasız kalmayacağını kamuoyunun iyi bilmesi için gereken yapılmaktadır. İmamı Şafii ve Ebu Yusuf’a göre yani hem çalan hem öldüren mutlaka asılması gerekir demişlerdir. Evet, kıymetli efendiler, Nefi’den maksat İmamı Şafi’ye göre nefi yakalanmayan eşkıyanın ebediyen takibata tabi tutulmasıdır. Yani kanun kaçağı olarak yakalanma korkusu ile diyar, diyar dolaşmak durumun da olan eşkıyanın sürgün edilmesi demektir. Yakalanınca ayeti kerime de zikredilen cezalardan uygun olanı verilir. Ebu Hanife’ye göre (Rahmetullahi Aleyhim Ecmain) ondan maksat hapsetmektir, yani sürgün cezasından maksat hapsetmektir, bir nevi arzdan sürülmüş durumdadır. İbnü’l-Arabî de Nefi’den hapsetmeyi anlamıştır İbnü’l Arabi, o da Nefi’den sürgünden maksat hapsetmektir demiştir İmamı Azam gibi düşünmüştür. Mağlubiyetten önce tövbe işine gelince siz kendilerine kadir olmazdan kendilerini ele geçirmezden evvel tövbe eden muhariplerle, yol kesenler müstesnadırlar. Bilin ki Allah çok affedici ve çok merhamet sahibidir. İşte görüyorsunuz bura da tövbe kapısı da açıktır ve pişmanlık yasası diye bugün biliyorsunuz yasalar çıkarılmaktadır.

 

Dakika 35:09

 

Bu ele geçirilmeden önce kişi tövbe istiğfar eder, gelir yakalanırsa onun da durumu farklı olarak incelenir. Durumuna göre bura da ceza verilir veya durumu incelenir ona göre affı gerektiren bir taraf varsa, beratı gerektiren bir taraf varsa berat eder. Ama tövbe etmekle çok şey kazanır, teslim olmakla çok şey kazanır, bunların teferruatına da değinmiyoruz ki fıkıh ameli fıkhı ekber de bunları verdik, yeri geldikçe de vermeye devam ediyoruz. Evet, kıymetli efendiler, bu ayeti kerime tövbekâr olan ve muhakemeti, mukavemeti terk ederek teslim olan asilerin ceza dışı tutulmalarını gerektirmiştir. Hatta evvelce yapmış oldukları cerhten, katilden aksi maldan dolayı hukuki umumiye namına mesul olmazlar. Bazı fakihler tövbelerinin şayan görülebilmesi için yolculardan almış oldukları malları da mevcut ise aynen, değilse bedelen sahiplerine iade etmeleri gerektiğini aksi takdir de haklarındaki hat cezasının sakıt olmayacağını ileri sürmüşlerse de racih görüş sakıt olacağına kail olan görüşlerdir. bu görüşlerin için de hepsi incelenmiş netice de hâkimin oradaki suçlunun durumuna göre, pozisyonuna göre karar vereceği İslam hâkiminin karar vereceğini, ya hat cezası ya tazir cezası veyahut da affı gerekiyorsa affını hükmedeceği ortadadır, bu görev fıkıh ilmini iyi bilen İslam hukukunu iyi bilen hâkime bırakılmıştır. Devlet de bu işin arkasındadır, devlet adaletin yerine gelmesi için hâkimleri biliyorsunuz, tarafsız olarak adaletin tarafını tutmalarını devlet temin etmek zorundadır. Cenabı Hak İslam âlemine yüce İslam’ı en iyi bilen, en iyi yaşayan en iyi de dünyaya anlatan ve İslam’ı da dünyanın başına hâkim kılan, dünya da barış’ın temini için çalışan, Allah’ın rızasına ve cemaline kavuşan kullarından eylesin. Ey Müslüman sonuçta Allah’ın huzuruna gideceksin, hesap vereceksin, Allah’ın rızasını kazanmaya cemaline nail olmaya gayret eyle.

 

Dakika 39:03

 

(Visited 37 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}