AmeldeFıkhı-7-01

7- Amelde Fıkhı Ekber Ders 7

Amelde Fıkh-ı EkberDers-7

 

( Elhamdülillahi rabbi’l alemin vessalatü vesselamu ala Rasulina Muhammedin ve ala ali Muhammed Allahümme inni es’elüke bi külli ismin veleke semmeyte bihi nefseke ve enzeltehü fi kitabike ev allemtehü eheden min halgike vesteğserte fi ilmin ğayra indeke en tecalel Kur’ane’l azime nurassad fih verabia galbi vevecüla vizni ve zabehen minh, rabbi zidni ilmen ve fehmen ve elhigni bissalihin birahmetike ya Erhamerrahimin  Elhamdülillahi rabbi’l alemin )

 

Ey kıymetli izleyenler, Allah her sözü her işi hak olan kullarından eylesin. Her sözü her işi nur olan kullarından eylesin. Bütün insanlığın kalbini hak olana, nur ve gerçek olan yüce İslam’a, onun ilmine, irfanına, onun hak imânına, amel-i sâlihine, bütün insanlığın kalbinin yönelmesini Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyor ondan istiyoruz. Şimdi amelde Fıkh-ı Ekber, itikatta Fıkh-ı Ekber dersimizden sonra, amelde Fıkh-ı Ekber ile dersimiz devam etmektedir. Kıymetli efendiler, konumuz yüce İslam içiyle, dışıyla, her şeyiyle yüce bir din olduğu için tertemiz hak ve gerçek insanlığı da tertemiz, içiyle, dışıyla bütün insanlığın tertemiz olmasına geldi. Kalplerin, ruhların temizliği, vücutların, evlerin, yerlerin, dünyanın, çevrenin temizliği ve fıtratın korunması gibi yüce İslam’ın yüceliklerle dolup taştığını görmekteyiz. Bunlardan biri temizliktir. Mutlaka Müslüman temiz olmalıdır. Neler temizleyicidir, temizlemek nedir, temizlik nedir, temizlenmek nedir, temizleyiciler nelerdir? Bunlardan da keşif notları vermeye devam edeceğiz. Taharet, temizlik, şer’an kesinkes farzdır. İşte bunun için Müslüman temiz olmak zorundadır. Farz olan taharet, cünüplük, hayız ve nifasdan dolayı su ile gusletmek ve abdest almak, suyun yokluğu veya kullanma güçlüğü halinde ise teyemmüm etmek ve necaseti yani o kirli maddeyi ortadan kaldırmaktır. Kıymetliler su, temizleme konusunda temizleyici olanların başında mutlak su gelmektedir. Şimdi gökten tertemiz su indirmiştir Yüce Rabb’imiz. Yeryüzünü denizlerle, okyanuslarla, ırmaklarla, pınarlarla, çeşmelerle doldurmuştur. Yüksek tepelerin en zirve noktalarından sular fışkırmıştır. Bu yüce kudretin her şeye kadir olduğunun açık delil ve belgeleridir. Sizi temizlemek için gökten su indirmiştir.

 

5:01

 

Yüce Allah bakın temizliği emrediyor ama temizlenmek için de her şeyi halk eylemiştir. Kıymetli efendiler; bizim kıymetli fakihlerimiz, dünyanın en büyük fakihleri, İslam filozofları, İslam fakihleri, İslam hukukçularıdır. İşte fakihler, yaprak veya taşla su bulunmadığı zaman, bu gibi yollara başvurmuşlardır, tabii bunlar imkânsızlıklar dolayısıyladır. Bunların da caiz olduğuna bunlar karar vermişler, hüküm vermişlerdir. Hem de ittifakla hüküm vermişlerdir Şimdi bu ekollerin içerisinde Hanefi âlimleri, İmâm-ı Âzam’ın ekolünde devam eden Hanefi âlimleri temizleyiciler konusunda bakalım ne diyorlar. Şimdi Hanefiler şöyle derler: Müstamel yani bir müstamel de olsa mutlak su, bununla hakiki ve hükm-i taharet hades ve cünüplükten temizlenme hâsıl olur demişlerdir. Bununla hakiki ve hükmi taharet hades ve cünüplükten temizlenmiş olur. Yağmur, nehir, deniz, kuyu, pınar sularıyla, sel sularının toplandığı göller, göletler gibi. Şimdi bunları tabii keşif notları içinde incelemeye devam edeceğiz İnşâAllah. Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri suyu tahur yani tertemiz yaratmıştır. Suyun aslı çok temizdir; yeter ki insanlar tabiatı, ekosistemi kirletmesinler. Furkan Suresi’nin 48. ayetin de Cenab-ı Hakk bunu bize bildirmiş. Su tahurdur, onu rengini, tadını veya kokusunu değiştirmesi dışında hiçbir şey kirletmez buyurmuştur sevgili Peygamberimiz. Bir suyun tadı, rengi, kokusu eğer mükemmelse, kokusu yoksa tadı güzelse, renk güzelse bu su aslı bozulmamıştır. Aslı işte gerçek tertemiz yaratılan suyun özellikleridir. Temiz sıvılar sıkılarak elde edilen veya necaseti giderebilenler. Hanefiler ve diğerlerinin ittifakı ile hükmi taharet, abdest ve gusül bu sıvılarla hâsıl olmaz, çünkü hükmü taharet Kur’an-ı Kerim’in nassı ile suya tahsis edilmiştir. Suyun bulunması ve kullanılması insanlar için daha kolaydır. Ancak hakiki taharet, elbise ve bedenden necasetin giderilmesi. Ebû Hanife İmâm-ı Âzam ve Ebû Yusuf’a göre bu sıvılarla olabilir. Yine müftabih olan görüş budur yani fetva bu görüşe göre verilmiştir. Mesela gülsuyu ve çiçek suyu, sirke, ağaç suyu ve nar gibi meyve suları, bakla suyu… Bunun gibiler pişmiş hali bunların kast edilerek pişirilmeden su değişirse bununla abdest caizdir; yani soğuduğunda katılacak kadar suyla pişmiş hali kastedilmektedir.

 

10:12

 

Mesela bakla suyunu, bunlara pişirilmeden su değişirse onunla abdest caizdir ve diğer sıkma ile elde edilen sular bunlardandır. Şimdi gerçek su bulunmadığı zaman katı necasetleri gidermekte öncelikle bunlar, ön bir temizlik olarak caizdir. Gerçek suyu bulunca tabii gerçek temizlik yapılacaktır. Şimdi bal, eritilmiş sadeyağ, zeytinyağı, mesela süt, et suyu ve bunun gibilerle temizlik yapılmaz, yani bunlarla da bir katı necaset gidereyim, gerçek suyu buluncaya kadar denilirse, bunlarla o temizlikler olmaz denildi (bizim gerçek âlimlerimiz Hanefi ekolünün âlimleri). Mesela bir suya temiz bir şey karışmış, o su ile temizlik câizdir, çünkü karışan da temizdir. Bununla herhangi bir temizlik yapılabilir, sabun ve zaferanın karıştığı sular gibi, mesela sabun karışmış, suya zaferan karışmış, bunun gibi. Yine suya toprak karışmış, temiz bir toprak, yaprak, ağaç gibi şeyler karışmış temiz olarak, temiz su bulununcaya kadar bununla da kaba necasetler, ön temizlikler yapılır. Şimdi kirlenmiş olan maddeler, zaferan boya vermişse, onunla da temizlik caiz olmaz. Kıymetliler, temizleme yollarından biri de sürtmedir. Sürtme yoluyla da Hanefi âlimleri temizliğin olacağını söylemişlerdir. Bu da temiz sıvılar, sıkılarak elde edilen veya necaseti giderebilenlerle temizlik olduğu gibi, bir de sürtme yoluyla da olur. Mesela başka temizleme şansın yok, sürtünme ile temizlenebilecek durumdaysan bu da olur demiştir Hanefi âlimleri. Şimdi görülen şeylere şöyle bir bakalım. Mesela idrar, hayvan tersi, kan, meni, sidik, toprağa karışmış içki gibi kuruduktan sonra da görülen şeylere denir ki bunlara girin denmektedir. En necaset bulunan şey kuvvetlice sürterek eğer bu gidebiliyorsa, bu yolla da yine gerçek temizlik imkânları olmadığı zaman bu yollara da başvurulabilir denilmiştir. Bunlar asgaridir. İslam mutlaka temiz olmayı emrediyor; zor şartlar altında bile olsa. Şimdi yaş olan necasetler de kuruduğu zaman, eğer ufalamak veya sürtmek ile gidilebilecekse, gerçek temizlik imkânları doğuncaya kadar bu yollara da başvurulur. Sizden biriniz, biri mescide geldiğinde nalinlerini çevirip baksın. Eğer bir kir, necaset görürse yere sürtüp temizlesin. Sonra da onlarla namaz kılsın.

 

15:04

 

Bu da Arabistan’da su her zaman her yerde bol olmadığı için. Burada da Peygamberimiz İslam dini kolaylık dini olduğu için, hayatı, içinde bulunduğun şartlara göre en kolay hale getirir yüce İslam ve mutlu, kolay bir ortam hazırlar. Bu Hadis-i Şerifi kıymetli muhaddislerimizden rivayet etmişlerdir ve buna mürsel veya mensul diyenler olmuştur. Kıymetli efendiler, cirmi yoksa necasetin kuruduktan sonra da olsa üç defa suyla yıkanması vaciptir. İşte esası budur. Mesela necasetin cirmi yoksa kuruduktan sonra da olsa üç defa su ile yıkanması vaciptir. Şimdi buradaki vacipler vücut ifade eden terimlerdir, bunları da anlamakta fayda vardır. Birçok yerde vücup kelimesi, vacip kelimesi farz anlamındadır. Ayşe Annemiz (R.A.)  Resulullah’ın elbisesindeki meni kuruysa ovalıyor yaş ise yıkıyordu. İşte bunu da yine kıymetli muhaddislerimiz, Hz. Aişe’den rivayet etmişlerdir bu Hadis-i Şerifi ve bu Hadis-i Şerife garip diyenler olmuştur. Necasetin eserlerini giderecek bir silme; bakın silme de Hanefilerde bir temizleme aracıdır. Mesela kılıç, ayna, cam, yağlı kaplar, tırnak, kemik gibi porselen, nakışlı olmayan gümüş levhalar ve bunların içine necaset sızmaz. Eğer necasetin eserlerini giderecek bir silme ile bunlar giderilebiliyorsa yine bir ön temizliktir. Bunlar gerçek imkânlar doğuncaya kadar bu şekilde de temizleme yoluna gidiniz diyor. Güneş veya hava ile kuruma ve necasetin eserinin kaybolması yoluyla da temizlik yapılabiliyor. Bunlar gerçek temizliğe kavuşuncaya kadar yapılması gerekmektedir. Çünkü bir maddenin, temizlenmesi gereken bir eşyanın pis kalması tabii normal değildir. Onun için bunlar birer birer gerçek temizliğe ulaşıncaya kadar ön temizlik ve içinde bulunduğun şartlara göre temizlenme metotlarıdır. Bunları da Müslümanların bilmesinde fayda vardır. Çünkü yüce İslam hayatı kolaylaştırır. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) onun zamanında mescitte geceliyordum diyor sahabîden birisi. Hatta Hazreti Ömer’in oğlu söylüyor. Ve genç ve bekârdım, yine kelpler diyor mescide gelirler ve kirletirlerdi diyor. Girip çıkarlardı. Bunlar tabii ki mescidin uzak kıyıda köşesinde kalan yerlerini -güneş ve topraktan yapılmış mescitler olduğu için- bunların bir kısmını güneş temizliyor, bir kısmının üzerine toprak atılıyor, bir kısmı da suyla temizleniyordu.

 

20:08

 

Burada da güneş veya hava ile kuruma ve necasetin eserinin kaybolması yoluyla; yani öyle bazı necasetler oluyor ki güneş ve kuruma yoluyla o necaset kayboluyor. Bu da temizleme metotlarından birisidir. Bakın güneş, hava, kuruma ve necasetin kaybolması. Bu da doğal temizleme metotlarındandır. Kıymetli efendiler, abdestte suyun temizleyiciliği istendiği gibi, teyemmümde de toprağın temizleyiciliği aranmaktadır. Onun için teyemmüm konusunda da toprak veya toprak cinsi önemlidir. Mescidi bir bedevinin kirletmesi olayı ve oraya büyük bir kova suyun dökülmesini Peygamberimiz emretmiş. İslam dini dünyanın en cahil çöl bedevilerini dahi eğitmiş, en medeni hale getirmiştir. Öyle günler yaşanmıştır ki caminin içini bedeviler açıkça kirletebiliyorlar, küçük abdestini açıktan yapabiliyorlardı. Çünkü bunlar çöl insanlarıydı. Eğitim, öğretim, medeniyet denilen tahsil, kültür denilen şeyden hiç nasip almamışlardı. Yüce İslam bütün insanlığı eğiten, öğreten, en medeni hale getiren bir yüce vesvesedir. En kolayından en faziletlisine doğru insanlığı zirveye çıkarır, yükseltir ve İslam’da geri kalma diye bir olay yoktur. İslam’da sürekli yukarı, ileri hareket vardır. Mescide, bedeviler bakın kirletiyor. Sevgili Peygamberimiz onu kirleten adama dokunmayın işini bitirsin diyor, ona kötü davranmak isteyenlere müsaade etmiyor ve peşinden o adamın şahsına bile seslenmiyor. Umuma seslenerek temizliği, caminin kutsallığını ve İslam’da temizliğin ne olduğunu insanlara tebliğ ediyor, telkin ediyor. İşte Yüce İslam hem eğitir hem öğretir hem de insanlığa en temiz, en nazik, en tatlı irşat metotlarını da uygular. Kıymetli efendiler, yine Hanefi ekolündeki temizleme metotlarından şunları da görmekteyiz: Pis ve temiz yere değen uzun elbise yürümenin tekrarıyla temizlik kazanır. Burada Ümmü Seleme annemiz buyurdular ki: Ben eteğimi uzun tutan bir kadınım, pis yerlerde yürüyorum, Resulullah (S.A.V) ona sonradan değen yerler, onu temizlemiştir, temizler dedi. Fakat tabi bu kirin olmadığı anlamındadır. Kir eseri görülüyorsa burada yine kesin temizleme emri vardır. Yıkama imkânın varsa, tabii kir de varsa derhal yıkaman gerekiyor. Bunlar içinde bulunduğun şartlara göredir ve hayatın içinde bulunulan şartlarını sana Yüce İslam her konuda kolaylaştırır, önüne mutlu bir hayat tarzını sunar.

 

25 : 14

 

Hangi ortam da olursan ol, amaç tertemiz olmaktır. Ama imkânlara göre de o içinde bulunduğun şeriatı değerlendirmektir. Şimdi İslam dini, hayat dini olduğu için, hayatı ve insanı öne almıştır. İslam’da her şey insan içindir. İnsan Allah’a imân ve kulluk, ibadet içindir. Ey insanoğlu kendini tanı, Rabb’ini tanı, İslam Okulu’nda gel okuyalım beraber. Bu okulda okumayan cahil kalır, asi kalır. Allahu Teâlâ’ya karşı, yaratılışa karşı da isyan etmiş olur. Gel, hayat okulu İslam’dır. Bu okulda beraber okuyalım. Evet kıymetliler, şimdi bir de ovma yoluyla temizleme metodu vardır. Bazı kirler vardır ki ovulunca giderilir. Yine Hanefilerin temizleme metotlarından biri de budur. Mesela Ayşe annemizden rivayet edilen haber de ne diyordu annemiz (R.A.) Sevgili Peygamberimiz’den (A.S.V.) şöyle rivayet etmişti, hatırlatalım: Kuru ise Resulullah’ın elbisesinden meniyi ovuyor yaşsa yıkıyordum diyor. İşte bakın, içinde bulunduğu ortamı en güzel şekilde değerlendiriyor. Bu da temizleme metotlarından biri. Sürtme ve ovmayı bir sayabiliriz. Bunda da duruma göredir, yani oradaki temiz olmayan maddeler yok edilebiliyorsa bu metotla, bu da bir temizleme metodudur. Meninin necisliği hükmü hakkında Malikiler de Hanefiler gibidir. Şafiler ve Hanbeliler ise bir başka rivayete göre şöyle demişlerdir: Issır, kokulu bir ot veya bir bez parçası ile onu üzerinden sil. O tükürük misalidir. Rivayeti Hz. Abbas’tan gelen bir haberi onlar ölçü almışlardır, Dare Kutni’nin de rivayet ettiği gibi hadisle amel ederek insanın menisinin temiz olduğunu söylemişlerdir. İbn-i Abbas’tan da gelen bir haberde Issır yani kokulu bir ot veya bir bez parçası ile onu üzerinden sil, o tükürük misalidir diye söylemiştir. Hatta diğer sümkürmeden çıkan madde misalidir haberine de istinad ederek İmâm-ı Şafii ve Hanbeli böyle demişlerdir. Bunlar da hayatın kolaylaştırılması açısından çok önemlidir. Aslî olanın; yine temizlik ve tertemiz olmanın önemi ortadadır. Bunu zaten söylemeye gerek yoktur. Yüce İslam, asil; tam temizlikten yanadır.

 

30:08

 

Hz Abbas’tan gelen haberin de merfu bir haber olduğu söylenmiştir. Yine Hz. Ayşe hadisinde bir defasında yıkıyor, bir defasında ovuyor ama niçin ovduğunu da niçin ovaladığını da söylüyor. Yine meni hem pis şeylere, hem de temiz şeylere benziyor, her ikisine de benzemektedir. Yani burada dört tane büyük hukukçunun aralarındaki ihtilâfın sebebi bunlara dayanıyor demişlerdir. Pamuğu atma yani hâlc etme şeklinde bir temizleme metodu vardır. Yani pamuklar atılırsa onun bir metodu vardır, bilenler biliyor. O şekilde temizleme metodu olarak da uygulanır demişlerdir. Temizleme metotlarından biri de pamuğun atılmasıdır. Yani hâlc etme; hallaçlar bunu yapmaktadır. Yine kirlenen bölümü atma, donmuş yağ,  pekmez ve bunun gibi maddelerde yapılır. Bunların da sadece kirlenen bölümü donmuş oldukları için oralar alınıp atılır, temiz yerler israf edilmez. Mesela bir fare yağa düştü, katı bir yağa ve içinde öldü. Sevgili Peygamberimiz’e soruldu: Onu ve etrafını atın, yağında temiz kalan kısımlarını da yiyin israf etmeyin. Çünkü İslam dinini hislerle, hayallerle yapılan işleri kabul etmez. İslam dini, ilim, akıl, mantık dinidir. Onun için kirli yerlerin hepsi alınıp atılır, tertemiz olan yerler israf edilmez, bu bilimin, aklın gereğidir. Yüce İslam bilimler üstü bilim, akıllar üstü akıldır. İslam Allah tarafından ortaya konmuştur. Ulemamız da bunu keşfetmeye çalışmışlardır. Sıvı bir şeye düşmüşse cumhura göre o temizlenmez. Artık kirlenmiştir, kullanılmaz hale gelmiştir. Yalnız zaruretler ortada olduğu müddetçe, temizleme metotları da var olduğu müddetçe Hanefilere göre yine onlar bu konuda da temizleme metodu yoluna gitmişlerdir. Yağ üstte kalacak veya üste çekilecek durumda, suyun gitmesi için de delik açılır. Bunun gibi metotlar mümkün olduğu zaman temizleme metotları burada da uygulanır demişlerdir Hanefiler. İmkânlar, metotlar var olduğu müddetçe, bunlar uygulanır ve hiçbir madde israf edilmemeye de çalışılır ama tabii ki kirli maddelerin kullanılması, mikrop kapmışların kullanılması İslam’da caiz değildir. Çünkü İslam dini, koruyucu hekimliğin üzerinde bir koruyucudur.

 

34:59

 

Mesela et, buğday, tavuk gibi pişirilenlerden ise onun kirleri ile beraber ateşte kaynatma yoluyla artık temizlenemez. Buna göre mesela hayvan başları ve işkembe eti yıkanıp temizlenmeden kaynatılacak olursa bir daha temizlenmez. Çünkü pislik onun bütün bünyesine kaynayınca yayılmıştır, temizleme şansı kalmamıştır. Tavuk da karnı yarılmadan tüyleri kolay yolunsun diye; tavuk kaynatılırsa içi temizlenmeden, tüyleri yolunmadan tavuk kaynatıldığı zaman o tavuk yenmez, temizlenmez de. Hiçbir metot da onu kurtaramaz. Bunun için 14 asır önce İslam âlimlerinin temizlik konusunda yüce İslam’dan aldıkları ilham Kur’an ve sünnete dayanarak yaptıkları keşifler ve metotlara bir bakın. Ne kadar mükemmel olduğunu görürsünüz. Malikiler ve Hanbeliler, Hanefilerle aynı görüştedirler bu konuda. Yine metotlardan biri, necaset bulaşmış kısmın temiz olan kısmından ayrılması yoluyla müteneccisin taksimidir. Bu yolla da temizlenme -bir metot olarak temizleme- yoluna gidilmiştir. Yani necaset bulaşmış kısmın temiz olan kısmından ayrılması yoluyla ne yapılıyor? Burada da temizlik yoluna gidiliyor, temizleme yoluna. Yine değiştirme metoduyla da; mesela geyik kanının misk olması. Bazı geyik kanları vardır ki bunlar miske dönüşürler. Mesela içkinin sirkeleşmesi, mesela tuzlaşma, bazı maddelerin tuzlaşması, yine bazılarının sabun yapılması gibi. Mezheplerin ittifakıyla sirkeleşen içki gibi olmuştur demişlerdir. Fakat Hanefilerde eğer bir içki sirkeye dönüşmüşse o temizlenmiştir. Malikilere göre soğan ve yanık ekmek gibi bir katkı ile sirkeleştirilirse temizlenir. Şafii ve Hanbelilere göre ise temizlenmez. Bunların da burada görüşleri budur. Bunlar yüksek âlimlerdir; her görüşe saygımız vardır. Kıymetli kâşiftirler bunlar. Hepsi de kıymetli metotlar ortaya koymuşlardır. Ama bu bir güzellik yarışması, bir metot yarışmasıdır. Hanefilerinkinin her zaman önde gittiğini görüyoruz. İmâm-ı Şafii’nin de dediği gibi zaten dünyadaki bütün fıkıh ilminden nasip alanlar İmâm-ı Âzam’ın çocukları, ehl-i iyâli, talebesi gibidir diyor. “Dünya uykudaydı, fıkıh konusunda İmâm-ı Âzam dünyayı uyandırdı” diyor İmâm-ı Şafii. Bunlar çok değerli şahsiyetlerdir hepsi de. Kıymetliler, temizleme metotlarından biri de tabaklamadır. İnsan derisi tabaklama yoluyla temizlenmez, kullanılmaz. Domuz derileri de katiyen temizlenmez, tabaklanmaz.

 

40:11

 

Ve küçük yılan ve fare gibi derisi tabaklanmayacaklar dışında diğer deriler tabaklama yoluyla temizlenirler. Hanefi metodunda domuzun derisi neden tabaklanınca temiz olmuyor? Domuz hakkında Cenab-ı Hakk yüce Kur’an’da aynen necis demiştir. Domuzun her şeyi necistir; necisin tamamı necis olduğu için temizlenme şansı yoktur. Derisi dahi tabaklanma yoluyla temiz olmaz. Hangi deri tabaklanırsa temiz olur? Sevgili Peygamberimiz’den -bak domuz hariç ve bazıları hariç tutularak Hanefi metodunda- diğer deriler için hangileri tabaklanırsa temiz olur buyurmuştur. Bu Hadis-i Şerifi birçok muhaddisimiz İbn-i Ömer’den rivayet etmişlerdir. Yine Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.) Tebük gazvesinde bir grup evin önünden geçiyordu. Onlardan su istedi. Bir kadın: “Ya Resulullah, sadece ölmüş hayvan derisinden yapılmış bir kırbada su var” dedi. Resulullah (A.S.V.):  “Onu tabaklamamış mıydın?” dedi. O kadın da dedi ki: “Evet tabaklamıştım” deyince tabaklanması temizlenmesidir buyurdu Sevgili Peygamberimiz. Bakın işte bu da tabaklamanın bir metot olduğunu, tabaklama yoluyla birçok derilerin temizlenebileceğinin delilidir bu Hadis-i Şerif. Tabaklama rutubet ve akıcı kanı giderir. Tabaklama, deriyi necaseti temizlenmiş elbise gibi yapar. Kıymetli efendiler, bu Hadis-i Şerifin İbn-i Hibbân’ın sahihinde yer aldığını görmekteyiz. Yine Ahmet bin Hanbel’in Müsned’inde de, Tirmizî’de, Ebû Davut’ta, Nesâî’de bu Hadisin rivayet edildiğini görmekteyiz. Yine Nasbü’r Raye’de görüyoruz ki, yine İbn-i Abbas’tan gelen haberde dedi ki: “Meymune’nin azatlılarından birine bir koyun sadaka edildi, o koyun da öldü, onunla Resulullah’a gitti. Derisini alıp tabaklayarak yararlansana, yararlanacaksan al” buyurdu. “O meytedir” dediler. “Ancak yenmesi haramdır” buyurdu. Derisi tabaklanınca temiz olacağını, Peygamberimiz’den böyle bir rivayet yapıldı. Bu cemaat tarafından yapılan bir rivayettir, sadece İbn-i Mace yoktur bu rivayetlerin içinde. Hadis ıstılahında cemaat İmâm-ı Ahmet ile Kütüb-i Sitte sahiplerine sahiplendiğini ifade etmektedir. Yani muhaddislerimizin sahih kaynaklarının çoğunluğunu içine almaktadır. Mesela Kütüb-i Sitte ve Ahmet Bin Hanbel kastedildiği zaman bunlara cemaat denmektedir.

 

45:00

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler, Hanefi ekolündeki o yüksek âlimlerimize göre topraklama ve güneşte tutma temizleyicidir dediler. Tabaklama mutemet olan görüşe göre köpek ve filin derisini temizler. İnsan derisinin istisna edilmesi; bu da insanın çok kıymetli bir eşref-i mahlûkat olmasından gelmektedir. Çünkü insan derisi kullanılmaz. Çünkü insana Allah çok büyük değer vermiştir. Yani burada bir ilahî bir tekrim vardır, bundan dolayıdır. Domuz derisinin istisnası da bizatihi pis ve necasetindendir. Domuzun hiçbir şeyi temizlenmez ve temiz değildir; bizatihi pistir, necasettir domuz. Onun için derisi de hiçbir şeyle temizlenmez. Kıymetli efendiler, tabaklama Şafilerde de temizleyicidir. Kazıyıcı bir aletle olması şarttır demişlerdir. Tabii tabaklamanın içinde bulunduğumuz çağın şartlarına göre birçok imkânları da doğmuştur. Eski dünyaya göre imkânlar farklıydı. Bugünkü imkânlar farklıdır. Evet, bir tarafta dünya kirleniyor, yıpratılıyor, ekosistem bozuluyor; bir tarafta teknik ilerliyor. Evet efendiler, şöyle bakıyoruz: Malikiler ve meşhur olan görüşlerine göre Hanbeliler necis olanın derisi tabaklama ile temiz olmaz demişlerdir. Bakın Malikilerle Hanbelilerin görüşleri de böyledir. Çünkü onlar biraz daha kirden kaçarken, nimetlerin ıslahı konusunda öbürleri gibi düşünmemişlerdir. Öbürleri hiçbir nimetin israf edilmemesi, eğer fayda varsa bir şeyde ondan hareket etmişler; hayatın kolaylığını, hayatın tamamen kolaylıklarla donatıldığını, İslam tarafından ortaya koymuşlardır. Bunlar da biraz daha kirden uzak kalmayı tercih etmişlerdir. Hepsinin de görüşü güzeldir. Müslümanlar çok şanslıdırlar; bu yüksek âlimlerin hangisinin görüşünü alsalar hepsinin görüşlerinde bir kıymetli delil bulunmaktadır. Yine Abdullah Bin Ubey’in rivayetinde dedi ki Resulullah (S.A.V); vefatından bir ay önce bize leşin deri ve sinirinden yararlanmayın diye mektup yazdı. Bunu da Ahmet ve dört sünen sahibi rivayet etmiştir. Tabii bunların incelenmeye ihtiyacı olan yönleri vardır. Ulemâ bunları incelemiş, Hanefi ve Şafiler o kanaate varmışlar, berikiler de kendi kanatlarına varmışlardır -ki biz bunların hepsini saygıyla takdirle karşılarız-. Tabaklanan herhangi bir deri temizdir. Bak bu da Hadis-i Şerif. Onun için tabaklanmayan leşin derisi hangi deriydi ki Peygamberimiz onu yasakladı? Şimdi öyle anlar olur ki deri çürüyecek hâle gelmiştir, bütün yönüyle bozulmuştur. O deri tabaklanmaz. Onun için ulemânın bütün inceledikleri konular çok kıymetlidir, güzel incelemişlerdir.

 

50:14

 

“Ölüden hiçbir şeyde yararlanmayın” diyen bir Hadis-i Şerifin izaha ihtiyacı vardır, keşfe ihtiyacı vardır. Bu da yine müçtehitlerin görevidir ve bunu incelemişlerdir. Kıymetli efendiler, yine temizleme metotlarından biri, bir de hayvan kesimi: Şer’i bir hayvanı kesme yoluyla hayvan temizlenir. Çünkü hayvan kesimi İslam’da çok önemlidir. Müslüman veya ehl-i kitabın eti yenmeyen de olsa bir hayvanı kesmesidir. Hanefilerde fetva verilen en sahih görüşe göre eti yenmeyen bir hayvanın derisi boğazlama ile temiz olur. Bakın derisi; eti ve yağı olmaz. Mesela eti yenmeyen bir hayvanı bir Müslüman kesti. Derisinden başka onun temizlenen yönü yoktur. Hanefiler bu keşifte bulunmuşlardır, Hadis-i Şeriflerden bunu anlamışlardır. Buraya dikkat et! Eti yenmeyen bir hayvanın derisi boğazlama ile temiz olur; et ve yağı temiz olmaz. Derisi tabaklama ile temiz olan her hayvanın derisi boğazlama ile de temiz olur; fetvaya esas olan görüş de budur. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V.): “Derinin tabaklanması, boğazlanmasıdır” buyurarak boğazlamayı, tabaklamaya ilhak etmiştir. Deri tabaklama ile temiz olduğuna göre boğazlama ile de temiz olur. Yine bu konuda insan ve domuz derisi hariçtir. İnsan çok kıymetli olduğundan kullanılmaz ve tabaklanmaz. Domuz da her şeyiyle pis ve necis olduğu için temizlik kabul etmez; bin kere tabaklasan da yine temiz olmaz, o necistir. Kıl, koparılmış kuş tüyü, boynuz, ayak ve kemik, yağlı olmadığı müddetçe temizdir. Kıl, kuş tüyü, boynuz, ayak ve kemik, yağlı olmadığı sürece temizdir. Sahih olan görüşte sinir necistir demişlerdir.  Misk kabı misk gibi temizdir demişlerdir. Malikiler de şöyle derler: “Yırtıcı hayvan ve kuşlar kesme ile temiz olur”. Yırtıcılar gibi yenmeyenler boğazlanırsa eti, yağı ve derisi temiz olur demişlerdir. Bak Malikiler burada Hanefilerden ayrılmışlardır. İnsan ve domuz hariç demişlerdir onlar da. İnsan haramlığından ve tekrimden dolayı, domuz ise bizatihi necis olduğu için. Sabi ve Derdir diyor ki: Mezhepte meşhur olan görüşe göre boğazlama; eşek, katır, at, köpek ve domuzun yenmesindeki haramlığı kaldırmaz. Bakın Malikilerin içinde de esas fetva şöyle verilmiştir.

 

55:02

 

Bak Malikilerin çoğu Hanefilere yaklaşmışlardır neticede. Şimdi meşhur olan Malikilerin görüşüne göre de -ki bunların başında Sabi ve Derdir geliyor- boğazlama; eşek, katır, at, köpek ve domuzun yenmesindeki haramlığı kaldırmaz. Yani kim keserse kessin, Müslüman kesse de yine bunlar yenmez diyor. Yani haramlık kalkmaz ortadan. Sadece derisi temiz olur. Ama tabi bunların içinde at konusunda farklı görüşler vardır. Yırtıcı hayvan ve kuşlar kesme ile temiz olur. Bakın Malikiler bunu da söylemişlerdir. Yırtıcı hayvan ve kuşlar kesme ile temiz olur demişlerdir. Eti yenmeyen hayvanlar kesmekle sadece derileri temiz olur Hanefilere göre. Şafiler ve Hanbelilerin görüşü ise boğazlamanın yenmeyen hayvanlarda bir tesiri olmaz. Bak bunlar da Hanefiler gibi düşünüyor Malikiler. Çünkü asıl olan; boğazlamanın etin mübahlığına tesiridir. Deri ise ete tâbidir. Boğazlama Mecusi’nin boğazlaması veya gayri şer’i boğazlama gibi ete tesir etmiyorsa diğerlerine de tesir etmez demişlerdir. Boğazlama tabaklamaya kıyas edilemez. Tabaklama pislik ve rutubetin hepsini giderir, daha sonra değişmeden kalabilecek bir kıvama getirir deriyi. Boğazlama ile bu hâsıl olmaz. Benim meylettiğim görüş de budur efendiler. Çünkü taabbudi ibadetlerde kıyas makbul bir iş değildir. Ateş bazı yerlerde temizleyicidir. Bu da temizleme metodlarındandır. Ateşle necaset değişiyor veya eseri kayboluyorsa temizlik hâsıl olur. Hanefilerin dışındakilere göre ateş temizleyici değildir der öbürleri. Aslında ateş mikropları da kırar, temizleyicidir de. Ancak Malikilerin meşhur olan görüşlerine göre istisna ettikleri bazı şeyler vardır. Necisin külli ateşle temiz olur. Necisin dumanı ve necaset bulaşmış; yakacak da ateşle temiz olur demişlerdir. Yine Hanefilere göre: Temizleme metotlarından biri necis olmuş kuyunun suyunu boşaltma veya gereken kadar su çıkararak kuyuyu temizlemek de bir temizleme metodudur. Mesela bir kuyu kirlendi. Bu kuyunun suyu ya tamamen çıkarılır veyahut da duruma göre bir temizleme su çıkarma metodu uygulanır. Gereken miktar suyu veya tamamını çıkartma işlemidir. Şimdi mesela kuyuya bir domuz düştü: Domuz gibi bizatihi necis ve pis olan bir hayvan düşmüşse kuyuya, bütün kuyunun suyunun çıkarılması gerekir diyor.

 

1:00:04

 

Hanefi ulemâsı böyle demişlerdir. Düşen şey bizatihi necis değilse bakılır; insan olması hâlinde kuyu necis olmaz. Düşen eti yenmeyen yabani yırtıcılar ve kuşlarsa sahih olan görüşe göre kuyu necis olur; eşek, katır ise su şüpheli hâle gelir demişlerdir. Yine düşen eti yenen bir hayvan ise; böyle bir hayvan ölü olarak çıktığında su necistir. Şişmiş veya dağılmışsa kuyu suyunun tamamı çıkarılır. Eğer fare ve benzerlerinde fare düşmüşse veya benzerleri düşmüşse 20 veya 30 kova su çıkarılır, atılır. Tavuk ve benzerinde 40 veya 50 kova su çıkarılır kuyudan. İnsanda kuyunun tamamı çıkarılır. İnsan ölmüşse; o zaman düşmüş, ölmüşse kuyunun suyunun hepsi çıkarılır. Bu konudaki delilleri de Ashab-ı Gûzin’in (R.A.) fiilidir. Bu konuda sahih bir hadis varit değildir. Ama Ashab-ı Gûzin böyle uygulamışlardır, delil budur demektedir Hanefilerin meşhur kıymetli yüksek âlimleri. Efendiler, küçük bir havuzdaki su kadar bir suyun üç defa bir taraftan girip öbür taraftan boşalması ile de su temizlenir, kuyu temizlenir veya havuzu temizlenir. Çünkü bir taraftan girip öbür taraftan çıktığı takdirde, toprağın sürülmesi veya bellenmesi onu temizler. Elbisenin veya bedenin bir tarafını yıkamak: Mesela necaset bulaşan yerin yıkanması gibi -ki bunlar temizleme metotlarındandır-. Şimdi İnşâAllah dersimiz diğer kıymetli âlimlerimizin de görüşleriyle devam edecektir. Cenab-ı Hakk içi temiz, dışı temiz, içi imân ve İslam, dışı imân ve İslam’ın bütün tezahüratı ile yaşayan ve Yüce İslam’ın ölümsüz hayatını, onun yüce hayat tarzını yaşayan, iki cihanda mutlu olan kulların zümresine ilhak eylesin tüm inananları.

 

1:03:39

 

 

(Visited 139 times, 1 visits today)