AmeldeFıkhı 81-01

81- Amelde Fıkhı Ekber Ders 81

AMELDE FIKH-I EKBER DERS 81

Kıymetli ve muhterem izleyenler; bizden size selam. Dersimiz orucun mekruhları ile devam ediyor. Hayat Veren Nur’un dersleri, Amelde Fıkh-ı Ekber’den keşif notları vererek devam ediyoruz. Mekruh olan oruçlardan birisi visal orucudur, yani peş peşe tutulan oruçtur. İki gün arasında yemek-içmek suretiyle iftar etmeyenler; bu visal orucudur ki bu mekruhtur. Kıymetli âlimlerimizin çoğunluğuna göre bu oruç, mekruh olarak kabul edilmiştir. Şafiîlere göre ise bu haramdır. Şanlı Peygamberimiz (A.S.V.) Efendimiz’e mahsustur, diye bir tahsis yapılmıştır. Bunun delili, Hz. Ömer’in oğlu (Radıyallahu anhüm ve erdahüm ecmain); ‘’Hz. Peygamber (A.S.V.) Ramazan-ı Şerif’te iftar etmeksizin peş peşe oruç tuttu. İnsanlar da öyle yapınca o Şanlı Resûl bunu yasakladı’’. Ashabı Gûzin (Radıyallahü anhüm ve erdahüm ecmain): ‘’Sen peş peşe oruç tutuyorsun ey Şanlı Peygamber!’’ deyince, şöyle buyurdu: O Allah’ın rahmet Peygamberi buyurdu ki: ‘’Ben sizden biri gibi değilim, beni Rabb’im yedirip içirir’’. İşte kıymetliler, o şefkat merhamet Peygamberi, ümmetinin rahatsız olmasını, güç kaybetmesini de istemiyor. Yine orucun mekruhlarından; oruçlu insanların öpüşmesi, ihtilâm gibi durumlara götüreceğinden dolayı nefsinden emin olmayanlar için bunlar haramdır, denmiş. Nefsinden emin olanlar için mekruhtur, denmiştir. Yani tehlikeye götüren şey de tehlikedir. Hoş koku sürünmek, aşırıya kaçmak -eğer aşırıya fazla kaçıyorsa- sakız çiğnemek bilhassa -sakızların erime ihtimali dâimâ vardır-; bunlar mekruhtur. Bir görüşe göre sakızın yaptığı tükürüğü yutmak orucu bozar diye bir görüşte bulunmaktadır. Hanefilere göre özürsüz olarak bir şeyi olarak tatmak ve çiğnemek mekruhtur. Yine sakızları çiğnemek mekruhtur. Oruç tutmamakla itham edilebilir. Yani öyle zannedenler olur. Kadın olsun, ister erkek olsun durum değişmez. Sakız çiğnemek mekruhtur, bunun sebebi ceva sakızıdır. Şimdi eriyen sakızlar komple orucu bozar. Erimeyen sakızlar hangisidir? Bu da kesin bilinmediği için bunlar tehlikeli bir durumdur. Hatta tabii sakız mekruh olunca, eriyen sakızlar orucu bozar.

Dakika 5:29

Yine öpüşmek, kucaklaşmak; nefsinden emin olmayanlar için Hanefilerde de -bu nedir- mekruhtur. Tükürüğü toplayıp sonra da yutmak, bu da mekruhtur. Kan aldırmak, hacamat yaptırmak, bunlar zarûret olmadıkça mekruhtur. Yine şunlar da mekruh değildir denmiş; eğer tehlikesi yoksa öpüşmenin zararı yoktur. Herkes hanımı ile helâliyle bunları yapar. Sevgili Peygamberimiz’in hanımlarını -annelerimizi- öptüğü rivayetleri vardır. Bu şefkate dayalı(dır), şehvete dayalı değildir. Çünkü imân ehlinde, bir defa yanlış yapmak, günah işlemek, onun ruhunda inancında olmadığı için; bunlar -sevgiye, şefkate dayalı öpüşmeler, kucaklaşmalar- ayrıdır. Bir de şehvete dayalı olanlar vardır. Bunun için Peygamberimiz hanımlarını öpmüştür ama herkes Peygamber kadar nefsine nefsinden emin değildir. Herkes kendini bilmelidir. Şehvete dayalı olarak öpülmez. Şehvetsiz, tehlikesiz öpüşme sevaptır -o da sevaptır helâliyle-. Yine hoş koku -bıyıklara hoş koku sürmek-, göze sürme çekmek bunlar mekruh değildir Hanefilerde. Zayıflatmadığı takdirde kan aldırmak, hacamat yaptırmak da mekruh değildir Hanefilerde. Misvak kullanmak, fırça kullanmak mekruh değildir. Ağza ve burnuna su verip çalkalamak, bunlar mekruh değildir. Yıkanmak veya ıslak bir beze sürünmenin kerahati yoktur. Bunlar Hanefi İmâm-ı Âzam ekolündeki yüksek şahsiyetlerin ortaya koyduğu deliller incelendikten sonra kanaatler, hükümler ortaya konur. Bu yüksek âlimlerin işidir (Rahmetullahi aleyhim ecmain). Eğer, ‘Hanefiler şöyle diyor Mâlikîler böyle diyor’ diye veya diğerleri, ortaya bir hüküm çıkıyorsa, bu yüksek âlimler bunları güzel inceledikten sonra; delillere baktıktan sonra söylüyorlar, kıymetliler. Sakın ola ki kimse kendini müçtehit yerine koymasın. Müçtehit olmayan herkes için söylüyoruz. Mâlikîlere göre bir şey tatmak mekruhtur. Sakız çiğnemek mekruhtur. Eğer sakız boğaza kaçarsa orucu kaza etmesi gerekir. Kadının yanına girmek -kendinden emin değil ise, bakın- Mâlikîlerde bunları yapmak haramdır. Çünkü orucu bozmaya götüren şeyler tehlikelidir. Hoş koku sürünmek yahut koklamak, peş peşe oruç tutmak -visal orucu- Mâlikîlerde de mekruhtur.

Dakika 10:28

Ağza su verip çalkalamak, buruna su çekmekte mübalağa etmek de mekruhtur, Mâlikîlerde. Diş kovuklarını tedavi etmek; gündüz ağrı söz konusu olursa mekruh değildir zarûrete istinaden. Sonra oruçlunun çok uyuması da mekruhtur. Lüzumsuz işler yapması da mekruhtur. Kan aldırmak, hacamat -Mâlikîlerde- gereksiz yere oluyorsa mekruhtur. Şafiîlere göre kıymetliler, kan aldırmak hacamat yaptırmak öpüşmek, eğer boşalma korkusu olursa haramdır. Eğer olmazsa mekruhtur, Şafiîlerde de. Takmak herhangi bir şeyi (sakız çiğnemek), hamama girmek, lezzet verici şeylerde aşırıya kaçmak; bunlar mekruhtur. Eğer şehveti tahrik ederse, öpüşmek tahrimen mekruhtur Şafiîlerde de. Evet, kıymetliler, kıymetli âlimlerimiz söylüyorlar, biz de sizlere bu hükümleri duyurmaya çalışıyoruz. Fıkıh ekolünde okuyalım okutalım. Yine Şafiîlerde zeval vaktinden güneşin batışına kadar misvak kullanmak da mekruhtur. ‘’Yemin olsun ki oruçlu kişinin ağız kokusu Allah katında kıyamet gününde mis kokusundan daha güzeldir daha üstündür’’ diye haber var, Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir. Ağza ve buruna su verirken mübalağa etmek de mekruhtur. Hanbelilere göre kıymetliler, tükürüğü toplayıp yutmak, sümüğünü yutması; bunlar haramdır, demiş Hanbeliler. İşte görüyorsunuz, ‘ağza ulaştıktan sonra yutulursa’ diyor Hanbeliler. Yine bunlar orucu bozar da, demişler Hanbeliler. Mübalağa etmek de mekruhtur diğer mezheplerde olduğu gibi. Delilleri; ‘’Suyu ağıza çalkalamakta mübalağa et, oruçlu isen müstesna’’ buyurdu. Kim? Şanlı Peygamberimiz (A.S.V.). Kime söyledi bunu? Lakit Bin Sabiha’ya söyledi ki; bu da umuma hitaptır. Gereksiz bir şeyi tatmak da mekruhtur Hanbelilerde yine. Boğazında hissederse orucu bozar. Sakız çiğnemek; sakızın tadını boğazında hissederse orucunu bozar. Ağızda dağılan sakız ve benzeri maddeleri çiğnemek haramdır. Görüyorsunuz, eriyen sakızları çiğnemek Hanbelilerde haramdır. Şehveti tahrik olan kimseler için öpüşmek de mekruhtur. Şanlı Peygamber (A.S.V.) oruçlu iken hanımını öper, cinsi ilişki dışında şakalaşırdı. Hz. Peygamber (A.S.V.) Efendimiz, kendine en çok sahip olanınızdır.

Dakika 15:33

Yeryüzünde, âlemlerde, en çok güvenilen, tek önder Hz. Muhammed’dir. Kimse kendini onun yerine koymasın. Yine Hz. Peygamber (A.S.V.) bir genci bundan yasakladı. Fakat yaşlıya müsaade etti. Görüyorsunuz, o Şanlı Peygamber, gençlerde şehvet (galebe çaldığı) için genci yasakladı. Ama yaşlıya müsaade etti. Çünkü yaşlıda şehvet zayıflamış veya kalmamış. Öpüşmeden dolayı boşalmanın olacağı zannedilirse, bu ihtilâfsız haramdır oruçlu olan için. Dişleri arasında yemek artığı bırakması mekruhtur. Yine kokuları koklamakta emin, boğazına kaçma tehlikesi gibi durumlarda. Mesela Şanlı Peygamber (A.S.V.) cünüplükten yıkanır sonra da orucuna devam ederdi (Aleyhissâlâtü vesselam). ‘’Oruçlu iken misvak kullandığını gördüm’ diyor. Kim diyor? İbn-i Rabia (Radıyallahu anhüm ve erdahüm ecmain). Kıymetliler, misk, kâfur, yağuranber ve benzeri insan nefesiyle, boğazına kaçmalarından emin olunmayan kokuları da koklamak mekruhtur. Hanbelilerin ekolünden bahsediyoruz. Kıymetliler, şimdi de kimler oruç tutmayabilir veya kimler orucu bozabilir, buna bakalım. Kıymetli âlimlerimiz delilleri incelemişler. Bunlardan birisi sefer, yani yolculuktur. Sefer, yolculuğa çıkmaktır. Bunlar oruç tutmayabilir ve sonraki günlerde kaza ederler. Şanlı Peygamber’in (A.S.V.), ‘’Allah’a ve ahiret gününe imân eden bir kadının mahremsiz olarak, bir gün bir gecelik mesafeye yolculuk yapması helâl olmaz’’ Hadis-i Şerifi burada zikredilmiştir. Yine bu da seksen dokuz kilometre civarında bir mesafedir, demişler. Cumhura göre oruçlu kişinin seferde oruç bozması için sabah vakti girmeden önce seferî başlatmak, sınıra kadar ulaşmak şarttır. Beldenin evlerini arkada bırakacak şekilde, yani yol almış olmaktır. Hazar ile sefer bir araya gelince hazarın hükmünü, sefer hükmüne üstün tutmak gereğidir.

Dakika 20:02

Beldenin binalarını sabah vakti doğmadan önce geçmek suretiyle yolculuğa başlasa, iftar etmesi caiz olup kaza etmesi gerekir. Bu cumhura göre kıymetliler. Şiddetli bir sıkıntıyla karşılaşırsa orucunu bozup sonradan kazasını yapar. Bu konuda deliller mevcuttur. O rahmet Peygamberi (A.S.V.) Efendimiz fetih günü, yani Mekke’ye çıktı ve Kura-ül Gamim denilen yere kadar oruç tuttu. İnsanlar da onunla beraber oruç tutuyorlardı. ‘Kendisine, oruç, insanları çok bunalttı. İnsanlar senin ne yapacağına bakmaktadırlar’ denilince, bir bardak su getirerek ikindi vaktinde su içti. İnsanlar da kendisine bakıyorlardı. Bazı insanların oruçlarına devam ettikleri haberi kendisine ulaşınca ‘onlar asilerdir’ buyurdu. Dikkat edin! Seferî konumunda, bir de savaş ortamında Peygamberimiz ikindileyin orucunu açtı ve diğerlerine de ‘açın’ dedi. İçinden oruca devam edenlere ise ‘onlar asilerdir’ buyurdu. Yolculuğa çıkması durumunda orucunu gündüzün bozabileceğine delil vardır. Cumhurun görüşüdür bu, kıymetliler. Hanbeliler, zevalden sonrada olsa yolculuğa çıkan kimseye iftar etmeyi mubah kılmışlardır. Yani seferî olan oruç bozmayı mubah kılmaktadır; seferî olmak oruç bozmayı mubah kılmaktadır. Yine delillerden birisi; Ebû Busra sefere başladıktan sonra oruç bozmuş ve şöyle demiştir: ‘’Bunu yapmak Hz. Peygamber’in sünnetidir’’ dedi. Çünkü o Peygamberimiz’i (A.S.V.) böyle yaparken gördü ki böyle söyledi. Hanefiler dışındaki Cumhura göre, mubah bir yolculuk olması ve seferde dört gün ikamete niyet etmemesidir. Mâlikîler geceden iftar etmeye niyetlenmektir, demişler. Hanefiler ise günah işlemeye yönelik bir yolculukta da olsa, oruç bozmayı mubah görmüşlerdir. Yani yolculukta seferî olmak oruç bozmaya cevaz verir. Orucunu kişi bozabilir, yolculuğa çıkıyorsa. Ama tutması daha hayırlıdır gücü yetiyorsa; içindeki bulunan şartlara bağlı bu. Mâlikîler, namazları kısaltacak uzaklıkta olması, mubah bir yolculuk olması, sabah vaktinden önce başlamış olmak, iftara geceden niyet etmiş olmak gibi Mâlikîlerde, bu gibi şartlar ileri sürülmüştür. Seferî kişi oruçlu olarak sabahladıktan sonra orucunu bozması caiz olup; Şafiî ve Hanbelilere göre herhangi bir günahı yoktur. Bununda delili, yine İbn-i Abbas’tan gelen haberdir.

Dakika 25:19

Şanlı Peygamberimiz (A.S.V.) Mekke’nin Fethi esnasında orucunu gündüz bozması olayıdır. Hanefi ve Mâlikîlere göre iftar etmek haramdır ve yapan günahkâr olur. Cumhura göre kazası gerekir. Mâlikîlere göre ise hem kaza hem de kefaret gerekir. Evet, kıymetliler, şöyle baktığımız zaman, deliller kıymetli müçtehitlerimiz tarafından incelendikten sonra bu kanaatler ortaya konur. Hanefi ve Şafiîlere göre eğer bir zarar görmeyecekse, seferî olan kimsenin oruç tutması daha faziletlidir. Hanefi ve Şafiîlere göre. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah (وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ) ‘’Bakara Suresi 184’’ buyurmuştur. ‘Oruç tutmanız sizin için çok hayırlıdır’ ayet-i kerimesine istinaden. Hanbelilere göre yolculukta oruç bozmak sünnet, oruç tutmak mekruhtur. Şanlı Peygamber’in Mekke’nin Fethi gününde oruç tutanlar için ‘onlar asilerdir’ dedi. Seferde oruç tutmak, takvadan değildir. Birinci görüş daha uygundur. Ayette şöyle buyruluyor. ‘’Oruç tutmanız sizin için çok hayırlıdır’’. Mekke’nin fethi gününde oruç bozmak savaş sebebiyle idi. Yani delilleri çok iyi incelemek gerekiyor. Bu delilleri ve çağın şartlarını çok iyi keşfeden ekolden birisi Hanefilerdir. Oruç tutmamak, yolcuya ruhsat olarak mubah kılınmıştır. Yolcu ile hasta, oruç tutarlarsa dört mezhebin ittifakı ile farz yerine geçer mi? Geçer. Zahirilere göre, farz oruç yerine geçmez bu da Zahirilere göredir. Şimdi, ‘’Sizden her kim hasta olur yahut seferde olursa diğer günlerden sayılı günleri oruç tutsun’’ ayetinden anlaşılan mânâdaki farklılıktır. Burada da yine âlimlerimizin keşifleri farklı olduğu için sonuçta farklı olabiliyor ama burada Zahirilere göre bu diğer dört mezhebin durumu izah edilmeye devam edildi ve ediyoruz. Cumhurun görüşünü Enes’in Hadis-i Şerifi güçlendirmiştir. ‘’Bizler Hz. Peygamber (A.S.V.) ile beraber sefere giderdik. Oruç tutanlar, oruç bozanları oruç bozanlar da oruç tutanları hiç ayıplamazdı’’. Çünkü ikisi de mümkündür, herkesin durumu da farklıdır; şartlar farklı olduğu gibi insanların sağlık durumları da güç ve kuvvet durumları da farklıdır. Zahirilerin görüşü İbn-i Abbas’tan gelen haberde; ‘’Hz. Peygamber (A.S.V.) Ramazan-ı Şerifte Mekke’nin fethine çıktı. Kedid’e varıncaya kadar oruç tuttu. Kedid, usfon ile kudid arasında bulunan bir suyun adıdır. Kendisi de orucunu bozdu. İnsanlar da oruçlarını bozdular’’.

Dakika 30:13

Zahiriler buraya istinad etmişlerdir ama buranın savaş ortamı olduğunu unutmamak gerekir. Hastalık nedeniyle de insanlar orucunu açabilir. Orucu açmayı mubah kılar. Ne? Hastalık. Bu konuda delil ise; ‘’Sizden herkim hasta olursa yahut yolculuk yaparsa başka günlerden sayılı günleri oruç tutsun’’ ayet-i kerimesi burada delildir. Hastalığın ölçüsü de şudur: Ölmesinden veya hastalığın artmasından korkmak veya tedavinin gecikmesinden korkmak. Hastalık, oruç tutmamayı mubah kılan bir hastalık olmalıdır. O zaman hasta kişi oruç tutmayabilir veya oruçlu ise açabilir ve sonraki günlerde sağlığına kavuşunca tutar, kaza eder. Müslüman ve mahir bir doktorun haber vermesi neticesi oluşan kuvvetli zanna göre ‘hasta veya zayıf düşmekten korkan sağlıklı kişi’ de Hanefilere göre hasta gibidir. Mâlikîlere göre hasta gibidir. Şafiî ve Hanbelilere göre sağlam adam(dır) hasta gibi değildir derler. Bakın, burada da keşifler farklı ama işin özüne bakarsanız aynı. Tabiplere göre hastalığın ölçüsü şudur: Şiddetli kalp hastalığı verem ve ciğer iltihabı gibi tıbbi sahayı ilgilendiren durumlardır. Şiddetli zarar görmesi orucu bozmak o zaman vacip olur. Hanefilerde, savaşta zayıf düşmekten korkan askerin, oruç tutmaması mubahtır. Cihat, -biliyorsunuz- oruç tutmamayı mubah kılan sebeplerden biridir. Kuvvetli olmak ve Mekke’nin Fethi sırasında Şanlı Peygamber’in uygulaması ile amel etmektir. Cumhura göre hastanın niyet etmesi vacip değildir. Şafiîlere göre ise vaciptir. Hanefi ve Şafiîlere göre hastalık, oruç tutmamayı mubah kılar. Yani hasta olan oruç tutmayabilir. Sonra kaza eder. Hanbelilere göre hastanın oruç tutması mekruhtur. ‘’Sizden her kim hasta olur yahut seferde bulunursa, diğer günlerde tutamadığı günler sayısınca oruç tutsun’’ ayet-i kerimesine istinaden, Hanefiler değil de Hanbeliler böyle söylediler. Mâlikîlere göre hastanın dört türlü durumu göz önünde tutulur temelde: Tutamayacak durumda olması, zorluk çekerek -eğer durumda bir zorluk varsa oruç tutmasında- tutmaması caizdir. İbn-i Arabi’ye göre oruç tutmaması müstehaptır, demiştir. Bunlar ve bunlar gibi sebeplerle oruç tutmayabilir hasta olan kişi. Hamilelik ve emziklilik durumu da mazerettir. Uzman bir Müslüman doktorun haber vermesiyle kuvvetli kanaate dayalı olan hastalıktır. Bunlar da durumlarına göre tehlike varsa, hamileler, emziklilerde tutmayabilir. Sonra kaza ederler.

Dakika 35:42

Şanlı Peygamber’in (A.S.V.) Allahu Teâlâ Vetekaddes Hazretleri, yolcudan orucun ve namazın yarısını kaldırmıştır. Hamile kadınlarla, emzikli kadınlardan da orucu kaldırmıştır. Evet, bunu beş tane muhaddisimizin rivayet ettiğini görmekteyiz bu Hadis-i Şerifi. Hamile yahut emzikli kadınlar kendilerine yahut çocuklarına bir tehlike gelmesinden korkarlarsa, oruç tutmaları haram olur. Evet kıymetliler, bazı tehlikeler ölüme sürükleyebilir. Kaza ederler, bunlar. Bu Hanefilerin görüşüdür. Şafiî ve Hanbelilere göre hem fidye hem de kaza lâzım gelir. Mâlikîlere göre emzikli kadınlara fidye ile birlikte kaza gerekir. ‘Hamile kadınlara sadece kaza gerekir’, diye mezhepler görüşlerini ortaya koymuşlardır. Yaşlılık; mesela yaşlı -oruç tutamayacak kadar yaşlı- olanlar, âciz olan, çok yaşlı erkek ve kadınların oruç tutmamaları caizdir. Yani yaşlılık da bir mazerettir. Bunlar(ın) fidye vermeleri gerekir. Mâlikîlere göre fidye vermek müstehaptır. Yüce Allah (C.C.): ‘’Oruç tutmaya gücü yetmeyenlerin bir fakiri doyuracak kadar fidye vermeleri gerekir’’ buyurmaktadır. Bu ayet-i kerime çok yaşlı ve oruç tutamayan erkek ve kadınlarla ilgilidir. Bunlar, her bir güne karşılık bir fakiri doyururlar yani fidye verirler. Kim? Çok yaşlı olup oruç tutamayanlar. İyileşme ümidi olmayan hastalarda yaşlılar gibidir. ‘’Allah (C.C.), sizin için İslam dininden bir güçlük ortaya koymamıştır. Güçlük kılmamıştır’’. Yüce İslam hayatı kolaylaştıran en mutlu eşi bulunmayan hayat tarzı Yüce İslam’ın hayat tarzıdır. İslam’da zorluk yoktur. Şiddetli açlık ve susuzluk tehlikesinin oruçlarını bozmaları; bu durumlarda caizdir. Burada açlık ve susuzluk tehlikesi eğer gerçek bir tehlike arz etmişse oruçlarını açabilirler. Kaza etmeleri gerekir. Ölüm tehlikesinden korkuluyorsa oruç tutması haram olur. ‘Kendinizi tehlikeye atmayınız’. Bu da ayet-i kerime.

Dakika 40:17

İkra, tehdit altında kalmak gibi durumlarda da orucun bozulması mubahtır. Cumhura göre kaza etmesi gerekir. Orucunuzu böylesi durumlarda bozabilirsiniz. En önemli özürlerdir mesela hayız nifas ve delirme; bunlar iftar etmeyi mubah kılan olaylardır. Bir de zor işlerde çalışma gibi durum; başka imkânı olmayıp zor işlerde çalışan kişi işini terk etmek hayatını söndürmesine zarar verecekse, bu da orucunu bozar ve tutamadığı günleri kaza eder. Cumhura, kıymetli âlimlerimiz cumhuruna göre şiddetli susuzluktan, açlıktan zarar görmesi dolayısıyla oruçlarını bozmaları caizdir. ‘’Kendinizi öldürmeyin! Şüphesiz, Allah size karşı çok merhametlidir’’. İşte kıymetliler, Yüce İslam insanoğlunu rahmetle Allah’ın rahmetiyle kucaklamıştır. İslam Allah’ın merhamet tecellisidir. Hiç kimseye gücünün yetmediğini yüklememiştir. Ey Müslüman sen samimi ol, ihlas sahibi ol, gücün nispetinde kulluk yapmaya gayret et. Yine bir insanı kurtarmak mesela boğulan insanları kurtarmak gibi. Hanbelilere göre boğulmak tehlikesi geçiren ve bunun gibi masum kimseleri kurtarmak için orucu bozmak vacip olur. Ona kefaret icap etmez. Boğazına su kaçarsa orucu bozulmaz. Çünkü hayat kurtarmaya gidiyor, hayat kurtarmak için çalışıyor. Nafile orucun durumuna bir de bakalım. Hanefilerce, özürsüz olarak orucu açmaları caiz değildir. Zevalden önce özürdür. Zevalden sonra özür değildir. Anne ve babaya isyan söz konusu olacaksa, o takdirde oruç bozulabilir. Nafile oruçlar, anne babanın hizmeti farz olduğu için, nafile oruç anne baba hizmetine engel olacaksa; nafile orucunu bozabilirsin, anne babana hizmet edersin. Bozarsa, onu kaza etmesi gerekir. Çünkü nafile oruçları bozulunca kaza edilir. Bu, bilhassa Hanefilerde böyledir. Yine oruca tekrar devam etme gibi durumlarda da Hanefilerle Hanbelilere göre gündüzün sonuna kadar kendini tutmak vaciptir. Şafiîlere göre müstehaptır. Mâlikîlere göre ne vacip ne de müstehaptır. Mesela bir özür sebebiyle orucu bozduktan sonraki durum burada söz konusu edilmiştir. Hanefilere göre orucu bozulan kimsenin, hayız ve nifas durumundaki kadının, daha sonra mukim olan yolcunun, iyileşen hastanın, aklı başına gelen delinin, ergenlik çağına giren çocuğun, Müslüman olan gayrimüslim kişinin günün geride kalan kısımda yemek ve içmekten kaçınması vaciptir.

Dakika 45:33

Bu Ramazan-ı Şerif’e saygıdan dolayıdır. Sebebi o Şanlı Ramazan-ı Şerif Ayı’na saygı göstermektir. Çünkü oruç ayı ibadet ayı milletin karşısında açıktan yeme şansın yoktur. Onun için ayrıca ayada oruç ayına da saygı gerekmektedir. Çocuk ile Müslüman olan gayrimüslim dışında hepsine kaza gerekir. Evet, kıymetliler, Mâlikîlere göre de durum çok farklı değildir. Şafiîlere göre de durum yine öyledir. Şimdi orucu bozan veya bozmayan gibi durumlara da şöyle bir bakalım. Hanefi ekolünün yüksek âlimlerine göre kazayı gerektiren durumlar orucu bozuyor, kazayı gerektiriyor. Gıda mânâsında olmayan şeyleri almak, bunlar kazayı gerektirir. Mesela çiğ pirinç, çiğ hamur gibi un gibi mesela çok miktarda tuz yese kaza gerekir. Tuz az olursa kefaret gerekir. Az tuz lezzet verir, çok tuz nefret verir. Çiğ meyve yese, dişleri arasında kalan nohut kadar olursa oruç bozulur kazası gerekir. Yine, bunun gibi şeyler, çiğ maddeler gıda mânâsında olmayan şeyler alınırsa; bunlar kazayı gerektirir. Fakat zevk veren, gıda veren bir maddeyi alırsa kefareti gerektirir. Mesela çekirdek, pamuk, yaprak, deri, çakıl taşı, demir, toprak, taş, para ve benzeri maddeler yutarsa; bunlar -ne yapması- gerekir. Bunlar da kazayı gerektirir. Mesela makattan ilaç konursa, burundan boğazdan bir madde girerse veya damlatırsa kulağına bir yağ damlatırsa kar ve boğazına kar ve yağmur suları giderse, kusuntu kişiye galip gelirse; bu durumlarda ittifakla oruç bozulmaz. Delil şu Hadis-i Şerif olarak gösterilmiştir. ‘’Bir kimseye kusmak gelir de kendisine hâkim olamazsa ona kaza gerekmez. Kendi isteği ile kusarsa o zaman kaza etsin’’ diye Peygamberimiz’den haber vardır. Yine hastalık, yolculuk, tehdit, hata, ihmal, şüphe ile ilaç almak; burada kaza etmesi lâzım gelir. İlaç beynine, midesine kaçarsa, şüphelendiği hâlde yer içer veya cinsi ilişkide bulunursa, fecir doğmuş olsa, şüphe ile bu işleri yaptığı için kaza gerekir.

Dakika 50:10

Güneşin battığını zannederek bozarsa; güneş batmamışsa yine kazayı gerekir. Şehvetini tahrik ederse, meşrû olmayan yollarla -mesela ölü ile veya herhangi bir hayvanla- bu gibi durumlarda, karısını ve öpmek, dokunmak gibi durumlarda, yine oynayarak şehvetini getirirse; bunlarda kaza gerekir. Hem kaza hem de kefareti gerektiren durumlar vardır. Şer’i bir özür olmadan gıda ve gıda özelliği taşıyan her türlü maddeleri bilerek almak, bilerek yemek, içmek, ilaç almak, sigara içmek, afyon, haşhaş ve benzeri şeyleri almak gibi… Buğday taneleri, susam taneleri ve benzeri bu maddeler ağızda çiğnenip ezildikten sonra yutulmazsa orucu bozmazlar, çiğnenirse bozar. Delil ise ‘’Mideye giren şeyden oruç bozulur’’ Hadis-i Şerifidir. ‘’Oruç, ancak mideye girenden bozulur, çıkandan bozulmaz’’ diye Peygamberimiz’den rivayet vardır. Cinsi arzuyu tam olarak tatmin etmek kefareti de: Köle azad etmek, peş peşe iki ay oruç tutmaktır. Atmış fakiri doyurmaktır. İşte orucun kefareti de böyledir. Orucu bozmayan durumlar da vardır. Hanefilere göre unutarak yemek, içmek, cinsel ilişkide bulunmak, unutarak yaparsa oruç bozulmaz. ‘’Oruçlu olduğu hâlde unutarak yiyip içen kimse, orucunu tamamlasın. Onu yedirip içiren ancak Allahu Teâlâ’dır’’ buyurmuş Sevgili Peygamberimiz. Bu Hadis-i Şerif bir cemaat tarafından rivayet edildiği kayda alınmıştır. Yine Ramazan-ı Şerif’te unutarak orucunu bozan kimseye kaza da kefaret de gerekmez. Oruçlu olduğunu hatırlayan hemen kendini çeker, orucuna devam eder. Ağzında bir şey varsa hemen tükürür temizler. Burada hatırlatmak vaciptir. Hatırlatmamak ise mekruhtur. Güçsüz ve zayıf kimse eğer unutarak yemek yerse, ona acıyarak orucu hatırlatmamak en iyisidir. Yani, zayıf yaşlı kimseler vakti unutmuş olur; oruçlu olduğunu unutmuş bir şey yiyor, ona karnını doyuruncaya kadar ses etme, biraz yesin. Ama genç güçlü ise hemen hatırlat. Burayı da iyice anlayalım. Bakmak, düşünmek suretiyle boşalmak; bunlar kasti yaptıkları için günahkârdırlar. Lezbiyenlik, bunlar günahkâr olurlar. Gündüzün ihtilâm olmakla da oruç bozulmaz. Göze damla, sürme çekmek de orucu bozmaz. Şanlı Peygamberimiz Ramazan-ı Şerif’te oruçlu iken sürme çekerdi.

Dakika 55:08

Hacamat olmak yaptırmak da orucu bozmaz. Kan aldırmıştır. Misvak kullanmak orucu bozmaz hatta sünnettir. Ağza ve buruna su vermek çalkalamak orucu bozmaz. Serinlemek için yıkanmak, yüzmek yine serinlemek orucu bozmaz. Boğaza dolan tozlar, sinek ilaçların tadının girmesi; bunlar bozmaz. Diş çektirmek de orucu bozmaz. İhliline (yani içeriye) su, yağ ve benzeri şeylerin akıtılması, kulağa su girmesi de bozmaz. Sümüğü yutmak, bunları dışarı atmaktır. Kusma kendiliğinden içeriye giderse orucu bozulmaz. Sümüğü yutmamaya çalışmak lazım. Kasten ağız dolusu kusmak, kaza gerektirir. Nohut tanesinden az olan şeyler orucu bozmaz. Cünüp olarak sabahlasa bir insan orucu bozulmaz. Namaz kılmak için tabii abdest, boy abdesti, gusül abdesti farzdır. ‘’Eğer cünüp olursanız temizlenin’’ Yüce Allahu Teâlâ böyle buyuruyor. Melekler, içinde resim veya köpek yahut cünüp insanın bulunduğu yereü bulunduğu eve girmezler. Kim? Melekler. Kaslara, deri altına damara iğne yapmak (bozmaz); makattan yapılan şırınga orucu bozar. Evet, kıymetliler, kaslara, deri altına, damara iğne yapmak; bunlar her ne kadar orucu bozmazsa da akşama tehir etmek daha iyidir. Ama makattan yapılan şırınga orucu bozar, demişler. Hoş kokuları koklamak orucu bozmaz. Mâlikî Mezhebi, şöyle bir bakalım. Şimdi bundan önceki buraya kadar saydıklarımız Hanefilerdi. Şimdi de Mâlikîlere bir bakalım. Sadece kazayı gerektiren durumlar: Özürler sebebiyle orucunu bozmak; bunlara kaza lâzım gelir. Bütün oruç türlerinde bilerek orucunu bozan kişiye kaza gerekir. Ramazan-ı Şerif orucunda hem kaza hem de kefaret gerekir. Unutarak bozan kimseye kazasını yapmak gerekir. Nafile oruçlarda unutarak oruç bozulursa kaza da kefaret de gerekmez Mâlikîlerde. Ama Hanefiler de gerekir. Orucu bozan durumlara böyle bir bakalım kıymetliler. Cinsi ilişkide bulunan kişinin orucu bozulur. Bu öpüşmek yoluyla meni yahut mezi çıkarmak Mâlikîlerde orucu bozar. Kendi isteğiyle kusmak, geri yutulduğu takdirde orucu bozar orucu bozulur. Sıvı maddelerin boğaza gitmesi orucu bozar. Yine maddeler eğer buruna çekilir boğaza ulaşırsa oruç bozulur. Bir şeyin ter deliklerinden mideye ulaşması orucu bozar, demiş Mâlikîler ve kaza lazım gelir de demişler.

Dakika 1:00:27

Sıvı maddelerin mideye ulaşması orucu bozar hem kaza hem de kefaret gerektiren durumlar. Bilerek cinsi ilişkide bulunmak hem kaza hem kefaret gerektirir. Düşünmek ve bakmak suretiyle boşalmak adeti ise orucu bozulur ve hem kaza hem de kefaret gerekir, demiş Mâlikîler. Yalnız onlarda da yine tercih edilen görüşe göre kefaret gerekmez, kazası gerekir diye de görüş beyân etmişlerdir. Bilerek yiyip içmek, ağızdan alınıp boğaza ulaşan her şey de orucu bozar ve kefaret de gerekir. Kefaretin ve illet ve sebebi: Haram hükmünü çiğnemektir. Devamlı olarak bunu yaparsa -devam etmekten dolayı boşalmak adeti ise- kişiye kefaret kesin olarak gerekir de demişler Mâlikîler. Oruç tutmamak niyetiyle sabahlamak da kefareti gerektirir, yine Mâlikîlere göre. Özürsüz, bile bile oruç bozmak kefareti gerektirir. Kasten oruç bozmak isteğiyle orucu bozmak; bozmanın haram olduğunu bilmiş olmak; bunlar birer birer hem kazayı hem kefareti gerektirir. Yine Şanlı Ramazan’ın hürmetini ihlal ederek, buna aldırmamış olmak. ‘’Her kim hasta olur yahut yoluculuğa çıkarsa diğer günlerde aynı sayıda oruç tutsun’’. Bak, hastalar için bile ne diyor, yolcular için ‘sonra oruç tutsunlar’ diyor. Sağlam olanlar düşünsün, mazereti olmayanlar. Maddelerin ağızdan alınmış olması oruçları bozar. Yine maddelerin mideye ulaşması; bunlar oruçları bozar. Şimdi bozmayan durumlarda diğer mezheplerde olduğu gibi bunlarda da buna benzer beyânlar edilmiş, beyân ortaya konmuştur. Şafiî Mezhebi, bunlarda da sadece kaza gerektiren durumlara şöyle bir bakalım. Maddi bir şeyin içeriye girmesi orucu bozar. Bunları ağız, açık olan deliklerden bilerek almak gerekir ki oruç kendini korumaktır. Hükmünü bilmeyerek yer içerse orucu bozulmaz, demiş Şafiîler. Sigaraya ve benzeri enfiye, nargile içmekle oruç bozulur, demiş Şafiîler. ‘’Şanlı Peygamber’in (A.S.V) oruçlu iken ismit (sürme) ile sürmelenirdi’’. Sümüğü yutmak; atmayıp da içeriye kadar ulaşırsa orucunu bozar. Ağza ve buruna su vermeyi aşırı yapsa su içeriye ulaşırsa oruç bozulur. Meşrû olmayan bir iş sebebiyle su içine girerse, orucu bozar. Kendi arzu ve isteğiyle kusmak orucu bozar. Oruçlu iken bir kimseyi kusma tutsa, ona orucunu kaza etmek gerekmez. Fakat ‘’Kendi isteğiyle kim kusarsa orucunu kaza etsin’’ buyrulmuştur.

Dakika 1:05.32

Evet, İbn-i Hibban’dan gelen bir rivayet bu. Kendi kendini tatmin etmek, kendi eliyle, karısının eliyle dokunmak, kucaklamak, öpüşmek; meninin çıkması da bu yoldan, meninin çıkması orucu bozar. Şafiîlerden bahsediyoruz. Hatasının ortaya çıkması -bu da ne yapar- kaza gerekir. Yani yanlışlıkla ‘daha vakit var’ diye bir şeyler yemiş içmiş. Bu bir hatadır ama yine de kaza gerekir, demiş Şafiîler. Kaza kefaret ve tazir gibi bu cezaları gerektiren nedenlere bir bakalım. Cinsi ilişki sebebiyle oruç bozulur. Geceden oruca niyetlenmiş olmak; eğer kişi geceden oruç tutma niyetini terk etmişse orucu sahih değildir. Bütün gün yiyip içmemesi vaciptir yine. Evet, kıymetliler, Şafiîlerin durumundan bahsediyoruz. Yine kasten haram olduğunu bilerek yaparsa, biliyorsunuz oruç bozulur. Cinsi ilişkinin, Ramazan-ı Şerif’te meydana gelmiş olması Allahu Teâlâ şöyle buyurur: ‘’Oruç gecelerinde hanımlarınıza hanımlarınızla ilişkide bulunmak size helâl kılınmıştır. Onlar sizin elbiseleriniz siz de onların elbiselerisiniz sonra orucu geceye kadar tamamlayın’’. Cinsi ilişki sebebiyle bozmuş olmak, cinsi ilişki sebebiyle günahkâr olması lâzımdır. Unutarak zinâ eden kişiye de kefaret gerekmez. Evet, kıymetliler, orucun sıhhatine inanmış olmak, hata ile olmamak cima erkeğe nispet edilmiş olmalıdır. Erkek kendisi sebep ve tahrik etmişse kefaret gerekir. Kadının başka tarafından cima edilmesi, homoseksüellik aynen ön taraftan temas etmek gibidir orucunu bozar. Kefareti ile birlikte orucu kaza eder. Bir Ramazan’da, Ramazan-ı Şerif’te orucun birkaç kere bozulması ile bir kaç kere kefareti gerekir. Şafiîlerden bahsediyoruz. Bir gün kendi başına bir ibadettir, demişlerdir. ‘’Her bir gün kendi başına bir ibadetti’’r, demişlerdir. Yine Şafiîler orucun bozulmama konusunda; çünkü Hz. Peygamber (A.S.V.) oruçlu iken hacamat yaptırmış, yine ihramlı iken hacamat yaptırmıştır. İşte bu da bunlar ve emsalleri orucu bozmaz, demiş Şafiîlerde.

Dakika 1:10.06

Şimdi Hanbeli ekolüne bi rde bakmaya çalışalım, oradan da keşif notları vermeye çalışalım. Kıymetli ve muhterem izleyenler. Hanbeliler kazayı gerektiren durumlarla ilgili şöyle görüşlerini beyân etmişlerdir. Herhangi bir yoldan maddi birşeyin içeriye yahut beyine bilerek ve isteyerek girmesi -bakın- beyine diyor burada, Hanbeliler beyini de aldılar. Sevgili Peygamberimiz ihramlı ve oruçlu iken hacamat yaptırmıştır biliyorsunuz, bu orucu bozmaz. Yine Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberde; ‘’Ümmetimden hata, unutma ve tehdit altında yaptıkları işlerin günahları kaldırılmıştır’’. Evet, boğaza gidecek şekilde sürme çekmek; bu konuda da Peygamberimiz uyku esnasında insanı rahatlatan, ismitnin (bir sürme türü) sürülmesini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: ‘’Oruçlu kişi bundan sakınsın’’ Hanbeliler bunu delil almışlar. Bilerek kusmak için kendini zorlamak. Kendiliğinden kusan kimseye kaza gerekmez. ‘Zorlayarak kusan kimse orucunu kaza etsin’ buyurdu Peygamberimiz. Hacamat yaptırmak; hacamat yapanın da yaptıranın da kan çıkınca orucu bozulur, demiş Hanbeliler. Diğerleri başka görüşte bunların delili ‘’Kan alanın da aldıranın da orucu bozulur’’ Hadis-i Şerifidir. Delilleri yine, ‘’Şanlı Peygamberimiz’in (A.S.V.) ihramlı ve oruçlu iken kâhâ denilen yerde boynuz ve içten yapılmış alet ile kan aldırmıştır. Bundan dolayı kendine şiddetli bir zaaf hâli hissetmiş ve bu sebeple oruçlu kişilerin hacamat yaptırmasını yasaklamıştır’’ diye bir Hadis-i Şerif rivayet edilmiştir. Yine öpmek, istimna kendi kendini elle tatmin etmek orucu Hanbelilerde bozar. Oruçlu iken isteklendim ve hanımımı öptüm ve dedim ki: ‘Ya Resûlallah ben büyük bir hata işledim. Oruçlu iken hanımımı öptüm’. Şanlı Peygamber şöyle buyurdu: ‘’Baksana oruçlu iken ağzını su ile çalkalasan ne lâzım gelirdi’’. ‘’Bir beis yoktur’’ dedim. ‘’O hâlde sesini çıkarma’’ buyurdu. ‘’Yani orucun bozulmaz’’ dedi, ‘’Yeter ki iş ileri gitmesin’’. Hz. Peygamber (A.S.V.) oruçlu iken hanımlarını öperdi, o kendine en çok hâkim olanınızdı. Eşref-i mahlûkat o Peygamber -onun- gibi kimse olamaz. Yine mürtet olmak -eğer Allah’a eş koşarsan- elbette amelin yok olacaktır. Hanbeliler bunu da delil getirmişlerdir. Mürtedin orucu bozulur, diyor; din, imân kalmadı ki oruç kalır mı? Adak ve kefaret oruçlarını tutan kişinin ölmesi(nde) terekesinden bir fakir bir gün doyurulur, demişlerdir. Yanlışlıkla yemek yendiğinin ortaya çıkması. ‘Şüphe ederek yiyip içerse orucu bozulur ve kaza gerektirir’, demiş Hanbeliler.

Dakika 1:15.10

Hem kazayı hem kefareti gerektiren olayların başında cinsi ilişkiler bulunmaktatır. Ramazan-ı Şerif’te bu durum -cima- vuku bulursa kefaret öder. Oruç bir ibadet olup bu ibadet esnasında cinsi ilişkide bulunmak haramdır. Cinsi uyanıklık olmaksızın ilişkide bulunamaz. Tehdit altında kalmamış gibidir. Kadın ile erkek bu hususta eşittir. Kocasının tehdidi altında kalmak, kefaret gerekmez mazurdur, kazasını yapması gerekir. İki kadın birbirine sürterek boşalsalar -lezbiyen ilişkisi deniyor ki buna, oruçları bozulur. Kefaret gerekmez, oruçları bozulur, demiş. Kazası gerekir, diyor. Ramazan-ı Şerif’te iki ayrı günde cinsi ilişkide bulunup, birinci gün için kefaret ödememişse iki kefareti birden ödemesi gerekir. Haram tekrarlandığı için kefaret de tekrarlanır, demiş Hanbeliler. Akşama kadar yiyip içmemesi gereken herkesin, cima etmesi (dolayısıyla), kefaret ödemesi gerekir. Zamanın hürmetini ihlal ettikleri için kefaret şarttır. Sabah vakti gerince hemen çekilirse yine kaza ve kefaret gerekir. Çekilmek de cinsi ilişkidir. Çekilirken de zevk almaktadır. İşte kıymetliler, Hanbeli ekolünün durumunu duyurmaya devam ediyoruz. Şehvetin çok şiddetli, -kişi yırtılmasından korkarsa, mesanesinin yırtılmasından korkarsa- hanımı ile cinsi ilişkide bulunup kaza eder. Hükmü, organlarının patlamasından korkan kimsenin hükmü gibidir. Orucu bozmayan durumlara da gelince; sakınılması mümkün olmayan durumlar orucu bozmaz, demişler Hanbeliler. Sevgili Peygamberimiz’den gelen haberde (A.S); ‘’Yapmadıkça yahut konuşulmadıkça ümmetimin kalbinden geçenler af edilmiştir’’ buyurdu Şanlı Peygamberimiz. Demek ki iş kâvli ve ameli, fiiliyata dönüşmedikçe insanların kalbine gelen şeylerden sorumlu değildir, af vardır. Ama kalbine gelen kötülüğü yaparsa veya konuşursa o zaman günah yazılır. Allahu Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri ‘Ümmetimin kalbinden geçenleri günahını konuşmadıkça yahut yapmadıkça af etmiştir’ diyen Hadis-i Şerifin sahih olduğunu da kıymetli muhaddislerimiz dile getirmişlerdir. İstemeyerek herhangi bir şeyin içeriye girmesi de orucu bozmaz. ‘’Bir kimse oruçlu iken unutarak yiyip içerse orucunu tamamlasın onu yedirip içiren Yüce Allah’tan başkası değildir’’ buyurdu Sevgili Peygamberimiz. Şüphelenmekten dolayı oruç bozulmaz. Delil, ayetinin zahiri mânâsıdır. ‘Delil, ayetin zahiri mânâsıdır’. Siyah hat, beyaz hattan ayrılıncaya kadar yiyip için. Elinde olmayan kusma hâlinde; bu da galip olması durumunda oruç bozulmaz.

Dakika 1:20.20

Ramazan-ı Şerif’te gündüz cinsi ilişkide bulunmak hem kaza hem kefaret hem de günah kazanmıştır. Kalan kısmında yiyip içmemeyi gerektirir. Hanefi ve Mâlikîlere göre bile bile yemek içmek de hem kaza hem kefaret ve hem de kalan günü oruçlu geçirmeyi gerektirir. Evet, kıymetliler, birçok konularda Hanefilerin, Mâlikîlerin birbirlerine daha yakın olduklarını görmekteyiz. Diğer âlimler bu görüşte değillerdir. Birinci görüşün dayandığı delil, cinsi ilişkiye kıyastır. Ramazan-ı Şerif’in hürmetinin ihlaldir. Unutarak yemek içmek de orucu bozmaz. Ama Mâlikîlere göre bozar. Hanefilere göre oruç bozmanın tekrarlanması durumunda, sadece bir kefaret gerekir. Şafiî, Hanbeli ve Mâlikîlere göre kefaretler de tekrarlanır. Evet, kıymetliler, orucun kazası ile İnşâAllah dersimiz devam edecektir.

Dakika 1:22.07

 

(Visited 126 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}