İslam Tarihi Ders 48

İslam Tarihi Ders 48

48- İslam Tarihi Ders 48

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler!

Sevgili Peygamberimizin atalarından dersimiz Kusâyy ile dersimiz devam ediyor;

Peygamber Efendimizin (Aleyhissalâtu Vesselâm) soy direği ataları arasında bulunan ve dedesi Abdülmuttalib’ten yukarı doğru dördüncü sırada yer alan Kusâyy diğer adı (Zeyd b. Kilâb) babasının vefâtında sütten henüz kesilmiş bir çocuktu,  Kusâyy ’ın kardeşe “Zühre” ise büyümüş delikanlı olmuş bulunuyordu. Kilâb b. Mürre’nin vefâtından sonra Kudâalardan Rebîa b. Haram b. Gınne b. Abîd b. Kebîr b. Uzre b. Sâ’d Hüzeym, hac etmek üzere geldiği Mekke’de ikâmet etmekteydi. Rebîa b. Haram Kusâyy ‘ın annesi Fâtımâ Binti Sâ’d b. Seyer ile evlendi, onu alıp Şam’ın yukarı tarafında Benî Uzre’lerin oturdukları yurduna götürdü.

Kusâyy ‘ın üvey babasının yanında büyümesi;

Fâtımâ Hâtun Kusâyy’ı pek küçük olduğu için yanında götürdü büyük oğlu Zühre ise Mekke’de kavminin içinde kaldı, Mekke’den ayrılmadı. Zeyd’e küçük yaşında kendi kavminin yurdundan uzak düştüğü için Kusâyy adı takıldı. Fâtımâ Hâtun ikinci kocası Rebîa’dan Rizâh adındaki oğlunu doğurdu. Kusâyy Benî Uzre’lerin yurdunda ve üvey babası Rebîa’nın terbiyesi altında büyüdü. Fakat o babasının Rebîa’dan başkası olduğunu bilmiyor ve ancak Rebîa’nın oğlu olarak çağırılıyordu, ona nispet ediliyordu.

Kusâyy’ ın öz babasını öğrenme meselesi;

Kusâyy bir gün Kudâa veya Benî Uzre’lerden Rüfey adındaki adam ile ok atışı yarışı yaparlarken adam kızdı, birbirleri ile tartışırlar ve ağız kavgası yaptılar. Adam:

“Sen bizden değilsin, sen bize sonradan katılmışsın sen gidip kendi kavmine,  kendi soyuna katılsana!” diyerek Kusâyy ‘ın garipliğini başına kaktı. Kusâyy ona:

“Öyle ise ben kimlerdenim?” diye sordu. Adam:

“Bunu sen annene sor?” dedi.

Kusâyy hemen annesinin yanına döndü soyu hakkında içine bir sorgu sual düştü. Annesine:

“Benim babam kimdir?” diye sordu. Annesi:

“Senin baban Rabîa‘dır” dedi. Kusâyy, Rüfey ’in söylediklerini annesine anlattı. “Ben Rebîa’nın oğlu olsaydım sürülür,  kovulur mu idim” dedi. Annesi:

“Vallâhi ey oğulcuğum! Sen o adamdan şahısça da babaca da soy-sopça da daha üstün, yükçe de daha şereflisindir.  O adam doğru söylemiş, sen onlardan değilsin. Fakat senin aile halkın onun aile halkından daha hayırlıdır. Senin ataların onun atalarından daha şereflidir. Sen Kureyşî’sindir, senin baban; Kilâb b. Mürre b. Lüey b. Gâlib b. Fihr b.  Mâlik b. Nadr b. Kinâne -tül Kureyşî’dir.

Dakika 5:40

Dedi ki annesi çocuğa gerçek soyunu açıkladı: Sen Kilâb b. Mürre b. Kâ’b b. Lüey b. Gâlib b. Fihr b.  Mâlik b. Nadr b. Kinâne -tül Kureyşî’sin, sen böyle bir soydan gelen bir oğulsun. Senin kavmin kardeşin ve amcaoğulların Mekke’de Beytü’l-Haram’ın yanında ve çevresindedir. Senin kavmin Allah’ın Beyti’nin halkı olup haremi içinde bulunmaktadır. O Allah’ın evi olan Kâbe-i Şerif’in,  Beytullâh’ın hizmetçisidir senin soyun-sopun ki işte Hz. Muhammed’in soyunu kadın böyle açıkladı. Onlar Allah’ın Beyti-Haram’ının komşularıdır dedi. Kusâyy ‘ın içine bu gerçekler parladı, Kusâyy ‘ın Mekke’ye gidişi arzusu ortaya çıktı ve gideceğine karar verdi. Bunun üzerine Kusâyy Kudâaların yurdunda bir garip olarak kalmak istemedi, hemen kavminin yanına gitmek istedi. “Vallâhi hiçbir zaman burada durmam!” dedi. Kusâyy Mekke’ye gitmeyi hazırlanınca annesi: “Ey oğulcuğum, Hac zamanı gelinceye kadar otur! Haram olan ay girmedikçe gitmek için sakın acele etme! Kudâaların hacılarının içinde git dedi. Çünkü ben senin başına bir tasa verecek bir hâl gelmesinden korkarım” dedi. Kusâyy annesinin sözünü tutup Kudâaların yurdunda bir müddet oturduğu haram olan ay girdi ve Kudâa hacıları yola çıktığı zaman Kusâyy onların arasına katılarak Mekke’ye gitti.

Kusâyy ‘ın Mekke’de kalışı;

Kusâyy Mekke’ye vardığını zaman ağabeyi Zühre, sağ olup çok yaşlanmıştı kendisini gözleri de görmez olmuştu. Zühre de Kusâyy da çok saçlı idiler. Kusâyy Zühre’nin yanına varıp ona:

“Ben senin kardeşinim” dedi. Zühre:

“Yanıma yaklaş dedi. Kusâyy’ı eliyle yoklayarak: “Vallâhi sen benzerliğinden tanıdım dedi. Ses benzerliğinden tanıdım” dedi.

Hacılar hac ibadetini tamamlayıp yurtlarına dağılmaya başladıkları zaman Kudâa hacıları kendileri ile birlikte yurtlarına dönmesi için Kusâyy’a teklifte bulundular. Kusâyy gitmekten kaçındı Mekke’de kaldı.

Kusâyy ‘ın bazı özellikleri;

Kusâyy cesaretli, asaletli,  pehlivan yapılı, bilgili, üstün görüşlü, faziletli bir yiğit delikanlı idi.

Dakika 10:00

Kusâyy ‘ın Mekke Emir’i ve Kâbe Mütevellisinin kızı ile evlenmesi;

Kusâyy o zaman Kâbe Mütevellisi ve Mekke Emir’i bulunan Huleyl b. Habeşiyyet’ül-Huzâî’nin kızı Hubbâ’ya tâlip oldu. Huleyl Kusâyy ‘ın soyunu sorup öğrenince, hemen muvâfakat etti kızını hemen verdi. Hükümdar, oranın hükümdarıydı o. Kızını Kusâyy ile evlendirdi. Kusâyy çocukları doğuncaya kadar kayınpederi ile birlikte oturdu. Hubbâ Peygamberimizin yukarı doğru dördüncü sırada yer alan babaannesi idi.

İşte sevgili dostlarımız, Kusâyy ‘ın oğulları;

Kusâyy Hubbâ annemizden dört oğlu doğdu, bunlardan birisi Abdüddâr diğeri Abdümenâf. İşte Peygamberimiz bu Abdümenâf soyundan gelmektedir. Abdüluzzâ ve Abîd bunlar erkek çocuklarıdır Kusâyy ‘ın. Kusâyy ‘ın kız çocukları,  Hubbâ’dan doğma iki kızı da vardı; bunlardan biri “Tahmür” diğeri de “Berre idi.

Kâbe hizmetini Kusâyy’a tevdî edilişi ve Huzâaların ayaklanışı;

Kusâyy ‘ın çocukları ve malları çoğaldı, şerefi arttı. Kâbe’nin anahtarı Huleyl de bulunur ve Kâbe’yi o açardı. Huleyl hastalandığı zaman anahtarı kızı Hubbâ’ya verdi. Yani Huleyl hükümdardı o zaman, kızı da Hubbâ hükümdar kızı idi ve Kusâyy ile evlendi. Kâbe’yi bir müddet de Hubbâ açtı. Hubbâ da hastalanınca anahtarı kocası Kusâyy’a veya oğullarından birine verdi, Kâbe’yi onlar açtılar. Kusâyy Kâbe’yi açma işini böylece benimseyip yürütünce Huzâaların adı anılmaz oldu. Huleyl ölüm döşeğine düştüğü zaman Kusâyy ‘ın tutum ve davranışına ve kızından yetişen oğullarına bakıp Kusâyy’ı yanına çağırdı. Ona: “Sen Kâbe hizmetine ve Mekke Emirliğine Huzâalardan daha lâyıksın” dedi. Beytullâh’ın Mütevelliliğini ve Mekke Emirlerini Kusâyy’a vasiyet etti. Artık Kusâyy Mekke’nin hükümdarı oldu”. “Sen buna lâyıksın!” dedi o kayınpederi olan hükümdar. Kâbe hizmetini ona tevdî ve Hubbâ’nın yanında bulunan Kâbe-i Şerif anahtarını da teslim etti. Huleyl vefât edince Huzâalar onun Kâbe hizmetini Kusâyy’a bırakmasına kızdılar. Hubbâ’dan Kâbe anahtarını aldılar sözü çoğalttılar en sonunda Kusâyy ve Kureyşî’ler ile çarpışarak onları Mekke’den ve Mekke dışından tard etme husûsunda sözbirliği ettiler.

İşte dünyanın böyle bir işi ehline verdiğin zaman ehil olmayanlar devreye girmeye çalışıyorlar ortalığı karıştırmak istiyorlar. Fakat hak neyse yerini bulur ve bulmuştur eninde geçinde.

Dakika 15:07

Kusâyy ‘ın Kâbe-i Şerif Mekke idâresini geri almaya hazırlanışı ve alışı;

Ona Kusâyy’a bu emânet verildi emâneti başkaları ondan zoraki almak istiyorlar. Fakat emâneti korur asil insanlar. Kusâyy mensup bulunduğu Kureyş kabilesinin İsmâil b. İbrâhim (Aleyhisselâm)’ların soyundan olanların en ileri geleni ve kendisinin de İsmâil (Aleyhisselâm)’ın soyundan gelen oğullarının en hayırlısı bulunduğunu göz önünde tutarak Kâbe hizmetine ve Mekke Emirliğine kendisini Huzâalarla Benî Bekirlerden daha lâyık ve müstahak görüyordu. Ehil insanlar bu durumu bilirler. Bunun için Kureyş ve Kinâne oğulları ricâlinden bazıları ile konuşup Huzâalarla,  Benî Bekirleri Mekke’den çıkarmaya ve bu hususta kendisine yardımcı olmaya onları dâvet etti. Biz bu vazifelere onlardan daha lâyığız dedi. Zaten Kâbe-i Şerif’i de yapanlardan birisi İbrâhim (Aleyhisselâm)  ve İsmâil (Aleyhisselâm). Zaten Kusâyy da Peygamberimizin dedesi İsmâil (Aleyhisselâm)’ın soyundan geliyor bir peygamber soyu. Kureyş ve Kinâne oğulları Kusâyy ‘ın dâvetine hemen icâbet ettiler,  Kusâyy ‘a tâbî oldular ve bey ’at ettiler. Zaten Kureyşî’ler Kusâyy ‘ın kıymetini ve faziletini takdir etmekte ve kendisine son derecede saygı göstermekte idiler. Reislik ve Seyitlik Kusâyy’ı Kusâyy üzerinde böylece kararlaşmıştı. Kavmi kendisinin dâvetini icâbetle karşılayınca Kusâyy ana bir kardeşi olan Rizâh b. Rebîa’ya yazı yazarak kendisinin Beytullâh hizmetini yapmasına Huzâaların engel olduklarını bildirdi. Onu da kendisine yardımcı olmaya ve kendisi ile birlikte ayaklanmaya dâvet etti. Rizâh Kudâaların ulu kişisi ve kumandanı idi, Kusâyy ‘ın yazısını alınca “Hun, Mahmut ve Cürhime” Kudâa kabilesinden kendilerine uyan kimselerle birlikte Arap hacıları topluluğuna katılarak yola çıktılar ve Kusâyy ‘ın yardımına geldiler Rizâh ’ın mahiyetindeki atlıların sayısı binden fazla idi. Yani binden fazla süvâri geldi Kudâa kabilesinden. Toplum Mekke’de toplandılar. Bütün insanlık toplamı hacılar ne kadar insan varsa Mekke’de toplandılar hac için gidip Arafat ve Müzdelife vakfelerini yaptılar ve Mina’ya gelip kondular. Kavs b. Mürr b. Ud b. Tâbihâ b. İlyâs b. Mudâr, halka hacda Arafat vakfesinden topluca dönüş emrini verme vazifesini üzerine almıştı. Kendisinden sonra da bu vazifeyi soyundan gelen oğulları üzerlerine aldılar.

Dakika 20:00

Kavs ile oğullarına “sofe” denilirdi. Arafat vakfesinden sonra dönüş emri ancak sofelerin vazifelisi tarafından verildiği gibi Mina’da cemreleri atma merâsimi de yine önce vazifelinin atması ile başlar toplum ancak ondan sonra cemreleri atabilirdi. Cemrelerin atılışı bitip Mina’dan dönüleceği zaman yine dönüş “sofe” vazifelisinin izniyle olur ve bütün sofeler vâdîden geçip gittikten sonra yol açılır ve halk ancak onların peşinden gidebilirdi. Müzdelife ’den Mina’ya dönüş emrini verme vazifesi ise öteden beri Advânların üzerinde bulunuyor ve büyükten büyüğe geçilerek sürdürülüyordu. Sofelerin her yıl yaptıkları gibi bu yıl da halka Arafat Dağından dönüş emrini vermişlerdi Mina’ya gelinmişti. Kusâyy bin Kilâb kendi kavmi olan Kureyş ve Kinâneler ile Kudâa kabilesinden bazı kişileri yanına alarak Mina’da Akabe yanında bulunan sofelere vardılar: “Biz bu vazifeyi sizden daha lâyığız!” dediler. Sofeler Kusâyy ile yanındakilerin onlarda sofelerin liyâkatlarını ret ve inkâr ettiler. Bunun üzerine sofeler Kusâyy ile kavgaya tutuştular, iki taraf halkı birbirine girdiler şiddetle çarpıştılar. Neticede sofeler ağır bir yenilgiye uğradılar, Kusâyy da onların elinde bulundurdukları vazifeyi üzerine aldı. Bundan sonra Huzâalarla Benî Bekirler Kusâyy ‘ın sofelerin hac vazifelerine mâni olduğu gibi kendilerinin Kâbe hizmetine ve Mekke Emirliğine de mâni olacağını anladılar ve Kusâyy ile ilgilerini kestiler. Onlar böyle ilgilerini kesince o da onlarla savaşmaya karar verdi. Kardeşi Rizâh b. Rebîa kavmi olan Kudâalardan yanında bulunan kimseler ile birlikte Kusâyy ‘ın yanında kaldılar, onu yalnız bırakmadılar. İşte kardeşlik böyle olmalı. Mina’nın sonuncu günü gelince Kusâyy Kudâalardan bazı kimseleri Huzâalar’a gönderdi. Onlar Huleyl ’in Kusâyy‘a tevdî etmiş olduğu şeyi Kâbe anahtarını kendisine iade etmesini istediler. Harem içinde büyük bir savaş olabileceğini söyleyerek Mekke’de zulüm ve azgınlık yapmaktan onları sakındırdılar. Cürhimî’lerin Mekke’de ne durumda bulunduklarını zulüm ve taşkınlıkla haktan yüz çevirdikleri zaman ne hâle geldiklerini onlara hatırlattılar. Huzâalar Kâbe anahtarının Kusâyy’a teslim edilmesi hakkındaki teklife son derece kızdılar. Huzâalar ile Benî Bekirler Kusâyy ‘ın üzerine yürüdüler, iki taraf Ebtah’da Mina’da iki dağ arasındaki vâdîde karşılaşıp şiddetle çarpışmaya başladılar, her iki taraftan da pek çok ölenler, ağır yaralananlar oldu. Mudarlardan ve Yemen’den gelen bütün Arap hacıları bu çarpışmada çekimser ve tarafların çarpışmalarına seyirci kaldılar. Diğer Arap kabileleri ise araya girdiler Haremde kan dökmelerini, günah işlemelerini her iki tarafa da çok gördüler. En sonunda taraflar birbirlerini sulha ve Araplardan bir zâtı aralarında anlaşamadıkları şey hakkında hüküm vermek üzere hakem yapmaya dâvet ettiler.

Dakika 25:30

Yağmur b. Avf b. Kâ’b b. Âmir b. Leys b. Bekir b. Abdümenâf b. Kinâne’yi hakem yaptılar. Yağmur, üstün şerefli bir zât idi hakem yaptıkları kişi. Taraflara: “Yarın buluşma yeriniz Kâbe’nin etrafıdır” dedi. O gün iki taraf Kâbe’nin etrafında toplandılar, her iki kabilenin ölülerini saydılar. Huzâaların ölüleri Kureyş, Kudâa ve Kinâne’lerin ölülerinden daha çoktu. Kinâne oğullarının hepsi Kusâyy ‘ın yanında çarpışmaya katılmış değillerdi. Ancak Kureyş ile Benî Kinâne kabilelerinden az bir kimse çarpışmaya katılmış, Bekir b. Abdümenâflar ise onlardan tamamıyla ayrılmışlardı toplum Kâbe’nin etrafında topladıkları zaman Yağmur ayağa kalktı:

“Haberiniz olsun ki… Yani bu hakem karar veriyor. “Kusâyy ‘ın Kâbe hizmetini öğrenmeye ve Mekke Emirliğine Huzâalardan daha lâyık bulunduğuna,

Kusâyy’ ın Huzâalılarla Benî Bekirlerden öldürdüğü kimselerin kan bedellerinin ayaklar altına alınmasına, hükümsüz sayılmasına,

Huzâalarla Benî Bekirlerin ise Kureyş Kinâne ve Kudâalardan öldürdükleri kimselerin kan bedellerini ödemelerine,

Kusâyy ‘ın Kâbe hizmeti ve Mekke yönetiminde serbest bırakılmasına,

Huzâaların Mekke’deki evlerinden çıkarılmamalarına hüküm ettim” dedi.

Bundan sonra Huzâalar Kâbe’nin ve Mekke’nin idâresini Kusâyy ‘a terk ve teslim ettiler. Harem dâhilinde kan dökmeyi büyük cürüm saydılar. Toplanmış bulunan toplumda yurtlarına dağıldılar. Kusâyy savaşı bitirdikten sonra kardeşi Rizâh b. Rebîa da kavminden yanında bulunan kimseler ile birlikte dönüp yurduna gittiler.

Rizâh ‘ın bir şiiri;

Rizâh Mekke’ye gelişini ve Kusâyy’a yardım edişini söylediği bir şiirde şöyle dile getirmiştir;

Kusâyy tarafından elçi gelip dostunuzun dâvetine icâbet dediniz deyince hemen ona doğru ayağa kalktık, en iyileri seçtik. Ağırcanlı ve zayıfları geride bıraktık, geceleri sabahlara kadar gider gündüzleri gizlenirdik. Atalarımız Kusâyy’dan gelen elçinin dâvetine icâbet etmek üzere bağırtlak kuşlarının suya inişleri gibi dörtnala gidiyorlardı. Eşmezeyn kabilelerinden ve bütün kabilelerden bölükler topladık. “Ey sayısı binden fazla olarak geceleyen, hızla giden süvâri atlıları, ne güzel durumun var!”

Dakika 30:05

Vaktâ ki, atlarımız, Ascede’ye uğradılar. Müstenah’dan, ovaya indiler. Verkan dağının eteğinden geçtiler. Arc vâdîsinde konaklamış bulunan bir kabileyi geçtiler. Atlarımız, “El-Hıl” ağaçlarının yanından geçerlerken, o ağaçlardan tatmadılar. Merr bölgesindeki yumuşak kumlu yeri kat etmek için, uzun bir gece geçirdiler. Kişnemelerini, etrafa duyurmamak için, taylı kısrakların yanlarına taylarını yaklaştırdık. Mekke’ye varıp ulaştığımız zaman, kabile kabile adamların seslerini çıkmaz, kanlarını mubah kıldık! Orada, onlara karşı kılıçlarla çarpıştık. Her defasında, onları şaşırtıp akıllarını başlarından aldık! Güçlü bir kimsenin, şaşkın bir kimseyi kovalayışı gibi kuvvetli atlar üzerinde olduğumuz hâlde, onları önümüze kattık! Huzâa kabilesini, kendi yurtlarında öldürdük. Benî Bekirleri de, korkutup kolayca öldürdük. Onları, Hükümdar Kusâyy ‘ın ülkesinden sürüp dışarı çıkardık. Artık, onlar, eskisi gibi, ovalık bir yere yerleşemezler. Bu kabilelerden aldığımız esir kadın ve çocuklar, zincire vuruldular. Böylece, her kabileden öcümüzü alıp içimizi ferahlandırdık!“

Kusâyy b. Kilâb ’ın teşekkür şiiri;

Üvey ana bir kardeşi ve diğer yardımcılarına bak nasıl teşekkür ediyor Kusâyy. Kusâyy b. Kilâb da kardeşi Rizâh b. Rebîa’ya teşekkür için söylediği bir şiirinde şöyle dedi;

„Ben, Harem’i ve Harem halkını koruyan Benî Lüeylerin oğluyum!

Benim durağım, Mekke’dir ve orada doğup yetiştirildim.

Batha da ve Merve’si de, benimdir.

Maadd’ler, bunu, çok iyi bilirler.

Ben, bunlara râzıyım, râzıyımdır.

Bu ülkede, Kayzar ile Nabıt oğullan yerleşip çoğalmadıkça, ben, kendimi, gâlip saymam.

Rizâh, benim yardımcımdır. Onunla övünürüm. Yaşadığım müddetçe, hiç bir zulümden korkmam!“

Rizâh ve Hunn’a hacc mevsimlerinde hürmet ve ikrâmlar yapılışı;

Rizâh ve Hunn, hacc mevsimlerinde gelip Kusâyy’ ın evine inerlerdi. Huzâa ve Benî Bekirlerle yapılan ölüm kalım savaşında, Kusâyy’ ın imdadına yetişip yanında yer alarak yaptıkları büyük yardım ve dostluktan dolayı, Kureyşîler vesâir Araplar, kendilerine son derecede saygı gösterirler, ikrâmda bulunurlardı.

Kusâyy’ ın kavmini Mekke’ye toplayıp yerleştirmesi;

Kusâyy, Kâbe hizmetini ve Mekke yönetimini eline aldıktan sonra, kavmini, kondukları yerlerden Mekke’ye getirip bir araya topladı. Kavminin ve Mekke halkının başına Hükümdar olarak geçti. Onlar da, Kusâyy’ı, Hükümdar tanıdılar.

Dakika 35:12

Kusâyy, Kâ’b b. Lüey oğullarından Hükümdar olan ve kavmi tarafından da, Hükümdar olarak benimsenip kendisine itaat edilen, ilk zât idi. Kusâyy; Araplardan bazılarının ellerinde bulunan dinî hizmetlerin el değiştirmesini dinen uygun görmediğinden, Safvân, Advân ve Mürre b. Avf oğullarının üzerlerindeki hizmetleri, eskiden olduğu gibi, yine kendilerinde bıraktı. Hicâbe, Sıkâye, Rifâde, Nedve, Livâ, Kıyâde gibi, en önemli ve şerefli vazifeleri, kendisi, üzerine aldı. Kusâyy; Mekke’yi ve çevresini, kavmine bölüştürüp herkesi, hissesine düşen yere yerleştirdi. Kureyşîler kendilerini, bir araya topladığı için Kusâyy’a (Mücemmi‘) adını verdiler. O zaman, Mekke’de, Mescid-i Haram’da evler yoktu. Gündüzleri, Mescid-i Haram’da bulunurlar, akşamları, oradan ayrılırlardı. Kusâyy; Kureyşîleri, Mekke’de toplamak isteyince, bu Araplarca çok iyi ve ileri bir görüş olarak kabul edildi. Kusâyy; Kureyşîleri, Harem’e indirdi. Onları, geceleyin topladı. Kâbe’nin çevresinde sabahlattı.

Benî Kinâne’lerin Eşrafı, Kusâyy’ ın yanına geldiler ve „Hiç şüphesiz. Senin bu hizmetin, Araplar katında büyük bir takdire mazhâr olacaktır. Seni, biz terk etsek, Araplar, terk etmeyecektir!“ dediler. Kusâyy; Mekke ve çevresini Kureyşîlere ayırıp verdiği ve onlar da, ev yapmak istedikleri zaman, Kusâyy’a „Mekke Haremi içinde bulunan ağaçlan ne yapacağız?“ diye sordular. Kesmek için, ondan izin istediler. Kusâyy, izin vermekten kaçındı. Çünkü Harem’in ağaçları kesilmez, canlılarına dokunulmaz. İstisnâlar hâriç. Harem’in ağaçlarını kesmekten, onları sakındırdı. Bu hususta uğrayacakları azâblarla korkuttu. Bunun üzerine, Kureyşîler,‘ evlerini, içinde ağaçlar bulunduğu hâlde, yaptılar. Yani evin içinde ağaca dokunmadılar, evin içinde ağaç vardı. Kusâyy, kendisi için yaptırdığı konağın kapısını Kâbe-i Şerif Mescidine doğru açtırmış, onu Dârünnedve yani (Danışma için toplanma evi) hâline getirmişti. Kureyşîler; en önemli işlerini, burada konuşur ve kararlaştırırlardı.

Evet, sevgili dostlarımız Dârünnedve de yapılan işler;

Kureyşîlerden hiç bir kadının nikâhı, Kusâyy’ ın konağından başka bir yerde kıyılmaz, hiç bir erkeğin evlenme töreni, onun konağından başka bir yerde yapılmazdı. Başa gelen önemli işleri de, Kusâyy’ ın konağından başka bir yerde konuşmadıkları gibi, muhaliflerine veya başka kavimlere karşı açacakları savaş sancağını da, onun konağından başka bir yerde bağlamazlar ve sancağı, ya Kusâyy veya onun oğullarından birisi bağlardı. Kureyşîlerden erginlik çağına basan kız çocuklarına, gömlekleri de, Kusâyy’ ın konağından başka bir yerde giydirilmez, gömleğin, yırtılması gereken yeri, orada yırtılarak kıza giydirildikten sonra kız, ailesinin evine götürülürdü. Kureyşîlerin yola çıkarılacak ticaret kervanları da, oradan göçürülür, uğurlanır, dönüşlerinde de, oraya gelinir, indirilirdi. Kusâyy oğulları dışındaki Kureyşîlerden kırk yaşında bulunmayanlar. Dârünnedve ’ye giremez, danışma meclisine katılamazlardı. Fakat Kusâyy’ ın bütün oğulları ile müttefikleri Dârünnedve ‘ye girebilir ve danışma meclisine katılabilirlerdi.

Evet, sevgili dostlarımız, Kusâyy ile ilgili dersimiz devam edecektir bir sonraki dersimizle de İnşâ’Allah’u Teâlâ. Çünkü Peygamberimizin dedelerinden biri de Kusâyy’dır ve şanlı-şerefli bir zât-ı muhteremdir.

Dakika 41:42

(Visited 66 times, 1 visits today)