Tefsir 104-01

104- Tefsir Ders 104 hayat veren nurun keşif notları

 

104- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 104

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

(Âli İmrân Sûresi 153’üncü Âyet-i Kerime’den 163’üncü Âyet-i Kerime’ler)

 

 

إِذْ تُصْعِدُونَ وَلاَ تَلْوُونَ عَلَى أحَدٍ وَالرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِي أُخْرَاكُمْ فَأَثَابَكُمْ غُمَّاً بِغَمٍّ لِّكَيْلاَ تَحْزَنُواْ عَلَى مَا فَاتَكُمْ وَلاَ مَا أَصَابَكُمْ وَاللّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ ﴿١٥٣﴾

 

ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّن بَعْدِ الْغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغْشَى طَآئِفَةً مِّنكُمْ وَطَآئِفَةٌ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ الأَمْرِ مِن شَيْءٍ قُلْ إِنَّ الأَمْرَ كُلَّهُ لِلَّهِ يُخْفُونَ فِي أَنفُسِهِم مَّا لاَ يُبْدُونَ لَكَ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الأَمْرِ شَيْءٌ مَّا قُتِلْنَا هَاهُنَا قُل لَّوْ كُنتُمْ فِي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ إِلَى مَضَاجِعِهِمْ وَلِيَبْتَلِيَ اللّهُ مَا فِي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحَّصَ مَا فِي قُلُوبِكُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ ﴿١٥٤﴾

 

صَدَقَ اللهُ اْلعَظِيمُ

 

 

Çok Kıymetli ve muhterem izleyenlerimiz,

 

Hakk’a gönül veren ve Allah’ın bütün kullarına Cenab-ı Hak hayat veren Yüce Kur’an’ı bütün insanlığa rahmet olarak, hidâyet olarak, nur olarak ebedî hayat bulsunlar diye, ebedî mutlu olsunlar diye, Rahmet-i Rahmâna ve Rahmet-i Rahîme mazhar olsunlar diye Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı ve Hz. Muhammed’i gönderdi. Ne mutlu inanıp hayat bulanlara… Okuduğum âyet-i kerimelerde Cenab-ı Hak, peygamber sizi arkanızdan çağırıp dururken, siz boyna uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size gam üzerine gam verdi ki ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Sonra o kederin ardından Allah üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah’a karşı câhiliyet zannı gibi Hakk’a aykırı bir zan besliyorlar ve bu işten bize ne diyorlardı. Deki; “Bütün iş Allah’ındır.” Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik.” Onlara şöyle söyle: “Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile üzerlerinize öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları öldürülecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi.” Ölüm saatinde nerede olursan ol seni bulacaktır. Allah bunu göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir. Ey kıymetli dostum, Yüce Rabbin kelimelerine tek tek dikkat et! Buyuruyor ki Yüce Rabbimiz;

 

Dakika 4:45

 

 

إِنَّ الَّذِينَ تَوَلَّوْاْ مِنكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ إِنَّمَا اسْتَزَلَّهُمُ الشَّيْطَانُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُواْ وَلَقَدْ عَفَا اللّهُ عَنْهُمْ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ ﴿١٥٥﴾

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ كَفَرُواْ وَقَالُواْ لإِخْوَانِهِمْ إِذَا ضَرَبُواْ فِي الأَرْضِ أَوْ كَانُواْ غُزًّى لَّوْ كَانُواْ عِندَنَا مَا مَاتُواْ وَمَا قُتِلُواْ لِيَجْعَلَ اللّهُ ذَلِكَ حَسْرَةً فِي قُلُوبِهِمْ وَاللّهُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَاللّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿١٥٦﴾

 

Yüce Rab buyuruyor ki: “İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, Halîm çok yumuşaktır, Halîmdir. Ey îmân edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: “Eğer bizim yanımız da olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi.” diyenler gibi olmayın. Ölüm sizi nerede olursanız olun ecel saatinde bulur. Allah bunu onların kalplerine bir hasret yarası olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir. Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz Allah’ın bağışlaması ve rahmeti onların topladıkları dünyalıklarından daha hayırlıdır. Andolsun ölseniz de öldürülseniz de Allah’ın huzurunda toplanacaksınız. İşte kıymetliler,

 

وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌ مِّنَ اللّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ ﴿١٥٧﴾

 

وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لإِلَى الله تُحْشَرُونَ ﴿١٥٨﴾

 

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ حَوْلِكَ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ ﴿١٥٩﴾

 

إِن يَنصُرْكُمُ اللّهُ فَلاَ غَالِبَ لَكُمْ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا الَّذِي يَنصُرُكُم مِّن بَعْدِهِ وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكِّلِ الْمُؤْمِنُونَ ﴿١٦٠﴾

 

وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَغُلَّ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ثُمَّ تُوَفَّى كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ ﴿١٦١﴾

 

أَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّهِ كَمَن بَاء بِسَخْطٍ مِّنَ اللّهِ وَمَأْوَاهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ ﴿١٦٢﴾

 

هُمْ دَرَجَاتٌ عِندَ اللّهِ واللّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ﴿١٦٣﴾

 

Sen o zaman sırf Allah’ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla. Onlar için Allah’tan mağfiret dile. Yapacağın işlerde onlara da danış. Bir kere de azmettin mi artık Allah’a sığın, ona güven. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever. Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur. Buraya dikkat et! Allah’ın yardımını almak için işte gerçek îmân, gerçek Amel-i Sâlih, gerçek cihâd gerekiyor.

 

Dakika 10:04

 

Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, artık ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler ancak Allah’a güvenip dayansınlar. Hiçbir peygambere ganimet malını gizlemesi, (devlet, millet malını aşırması) yaraşmaz. Kim böyle bir aşırma ve ihânette bulunursa kıyâmet günü aşırdığını boynuna yükleyerek getirir. Devletin malını yiyenler boynunda bunlar takılı olarak mahşere gelecekler sonra da herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir, onlar haksızlığa da uğramazlar. Milletin hakkını yiyenler işte o zaman iflas edecekler müflis onlardır, hüsrandadırlar. Kimsenin zerre kadar sakın ola ki hakkını yeme. Yediklerin varsa götür ve helalleş. Allah’ın rızasına uyan kimse, Allah’ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse gibi midir? Varış yeri olarak ne kötüdür orası o cehennem! Onlar insanlar Allah katında derece derecedirler. Allah, onların yaptıklarını görmektedir.

 

İşte muhterem Kur’an-ı Kerim nur saçmaya devam ediyor. Nur saçıyor, hayat veriyor.

 

Dakika 12:06

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 72 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}