Tefsir 109-01

109- Tefsir Ders 109 hayat veren nurun keşif notları

109- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 109

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Âli İmrân Sûresi 181’inci Âyet-i Kerime’den 197’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

لَّقَدْ سَمِعَ اللّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاء سَنَكْتُبُ مَا قَالُواْ وَقَتْلَهُمُ الأَنبِيَاء بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُواْ عَذَابَ الْحَرِيقِ ﴿١٨١﴾

ذَلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ اللّهَ لَيْسَ بِظَلاَّمٍ لِّلْعَبِيدِ ﴿١٨٢﴾

الَّذِينَ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ عَهِدَ إِلَيْنَا أَلاَّ نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىَ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍ تَأْكُلُهُ النَّارُ قُلْ قَدْ جَاءكُمْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِي بِالْبَيِّنَاتِ وَبِالَّذِي قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ ﴿١٨٣﴾

فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَآؤُوا بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنِيرِ ﴿١٨٤﴾

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ ﴿١٨٥﴾

 

Yüce Rabbimizin nur saçan ebedî rahmetini âlemlere takdim edip bütün insanlığı âlemleri rahmetiyle kuşatan bütün varlıkları İslam rahmetine ölümsüz hayata çağıran Yüce Allah’ın bu yüce âyetlerini sizlere özlü olarak takdime ve keşif notları vermeye hayat bulmak için derslerimiz devam etmektedir. Bunlar ezeli, ebedî hayat dersleridir.

Yüce Allah (C.C), “Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.” diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve Peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: “Tadın o yakıcı azâb!” İşte Siyon Yahûdî’si vaktiyle bu katliamları yaptı. Bugünde Filistin’de kan akıtmaya devam ediyor. Siyonizm’in şu dünyada yaptıklarına bakın Allah’a da böyle söylediler bunlar. Ne dediler? “Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz dediler.” Bunlar tarih boyunca bu yanlışlarının ağır cezalarını gördüler bir türlü ibret dersi alamadılar. Gerçek Mûsâ’ya gerçek Tevrât’a inanan ve Kur’an-ı Kerim’i Hz. Muhammed’i Tevrât’ta okuyan Yahûdîlere bir sözümüz yok. Esas kendi Tevrât’ına da, kendi Mûsâ (AS.)’a da ve İncîl’e Îsâ’ya da inanmayan Kur’an’ı, İslam’ı inkâr eden zihniyet işte bu zihniyettir. “Bu, kendi ellerinizin yapıp öne sürdüğünün karşılığıdır.” Allah kullarına asla zulüm etmez. Bu azâbı siz hak ettiniz. “Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere îmân etmeyeceğimize dair Allah bize ahitte bulundu.” diyenlere de de ki: “Benden önce size bazı peygamberler açık belgelerle ve sizin dediğiniz şeyle geldi. Eğer doğru insanlarsanız, ya onları niçin öldürdünüz?”

Dakika 5:28

Eğer seni yalanladılarsa, senden önce açık deliller, hikmetli sayfalar ve aydınlatıcı kitap getiren Peygamberler de yalanlanmıştı. Ey Şanlı Peygamber ey Muhammed! Seni yalanlayan zihniyet tarihte de öbür peygamberleri yalanlamıştı. Her canlı ölümü tadacaktır. Azrâil’e (AS.) canını verecektir, ruhunu teslim edecektir. O ruh îmânlı, İslam’lı değilse siccine doğru, aşağıya cehenneme götürülecek. İmanlı ruhlar ‘Âlâyı ılliyyine’ çıkacaktır. Kıyâmet günü ecirlerini size eksiksiz olarak verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o gerçekten kurtuluşu ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı zevkten başka bir şey değildir. Ey dostlarım! Şanlı Kur’an’a kalbini ver, Kur’an-ı Kerim’i iyi anla, iyi dinle ki hayat bulasın! Ölümsüz hayatı işte sana verecek olan Allah Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı Muhammed’i sana hayat bulsun diye gönderdi. Hayatı veren Yaratan’dır. İşte Yaratanın sözleri, Yaratanın Kitâbı, Yaratanın ilkeleri, O’nun nizâmı, O’nun kânûnları işte hayat bulmak burada. Birlikte hayat bulmak istiyorsak bu hayat veren ilâhî dersleri birlikte tahsil etmemiz gerekiyor.

Yine Yüce Rab bak ne diyor;

 

لَتُبْلَوُنَّ فِي أَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُواْ أَذًى كَثِيرًا وَإِن تَصْبِرُواْ وَتَتَّقُواْ فَإِنَّ ذَلِكَ مِنْ عَزْمِ الأُمُورِ ﴿١٨٦﴾

وَإِذَ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلاَ تَكْتُمُونَهُ فَنَبَذُوهُ وَرَاء ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْاْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ ﴿١٨٧﴾

لاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَواْ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُواْ بِمَا لَمْ يَفْعَلُواْ فَلاَ تَحْسَبَنَّهُمْ بِمَفَازَةٍ مِّنَ الْعَذَابِ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ﴿١٨٨﴾

Ey kıymetli dostlarım, ey Allah’ın kulları, ey Ahsen’i Takvim üzere en üstün biçimde yaratılan ey insanoğlu! Bütün yerleri, gökleri, âlemleri Cenab-ı Hak cennette dâhil insan için yarattı. İnsanı da Yüce Allah beni tanısın, emirlerimi yerine getirsin, Bana ibadette, kullukta bulunsun diye insanı yarattı.

Dakika 9:56

Allah’ı tanımayan, aslî olan bu îmân ve rahmeti tanımayan, zihniyet içinde kendilerinin icâd ettiği Hakk’ı inkâr ederek, küfrü icâd ederek küfrü nifâkı icâd eden zihniyet içinde hak ettikleri suçların karşısına cezalar koydu. Adâletini ortaya koydu ve bu adâletin gereği de dünyada belâlar, insanoğlunun ruhunda patlamalar, beyninde patlamalar, çeşitli musibetler, çeşitli belâlar dünyada, mezarda kabir azapları, mahşerde de mahşerin sıkıntısı ve cehennemi yarattı. Aklını başına al! Aslî olan îmân ve rahmet İslam’dır. Aslını inkâr ederek kendi uydurduğun küfrün peşine, şirkin peşine gitme bırak bunları tabuları, tağutları, çivitleri bırak. Ne diyor Şanlı Kur’an da bu âyetler de Yüce Rab? Kullarım hayat bulsun diye bu Kur’an’ın âyetleri sana bak ne diyor; “Muhakkak ki siz, mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan olunacaksınız. Unutma bunu! Yüce Allah seni mallarınla, canlarınla ve evlatlarınla imtihan ediyor neyin varsa sen imtihandasın. İmtihanı kazan Rabbin dediğini tutar onun yasaklarından sakınırsan imtihanın, kazanmanın aslı buraya dayanır. Sizden önce kendine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan size eziyet verici birçok söz işiteceksiniz. Bak burada Cenab-ı Hak ne diyor Ehl-i Kitap dediği kendilerine kitap verilenler Yahûdîler, Hristiyanlar ve müşriklerden diyor bunlardan ve müşriklerden size eziyet verici birçok söz işiteceksiniz. Bunu kim diyor? Yüce Allah. Bak bugün şu anda bu çağda bile Hz. Muhammed gibi âlemlere rahmet Peygamberine dil uzatan bugün çağdaş hâinler, çağdaş sapıklar bulunmaktadır. Bunlar bir kısmı Allah’ın gazâbına uğramış, bir kısmı delâlettekiler, bir kısmı da artık Allah bile tanımıyor. Eğer sabreder ve Allah’tan gereği gibi korkarsanız, şüphesiz işte bu azmi gerektiren işlerdendir. Bir zaman Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, kitâbın içindekileri gizlemeyeceksiniz.” diye söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler ve az bir dünyalığa değiştiler kitâbın içerisindeki gerçekleri sakladılar. Yaptıkları bu alış veriş ne kadar kötüdür. Neyi sakladılar en çok? Hz. Muhammedi öz oğullarından daha iyi biliyorlardı. Tevrât, İncîl Hz. Muhammed’i iyice tanıyordu, açıklıyordu bunları öncelikle gizlediler. Hattâ Yahûdî âlimi Abdullah Bin Selâm’a Hz. Ömer ona yemin vererek sordu.

Dakika 15:00

Tevrât’ta dedi Muhammed’i görüyor musunuz? O da dedi ki: “Öz oğlumdan daha iyi görüyorum, öz oğlumdan daha iyi tanıyorum.” Çünkü oğlumun annesi beni aldatmış olabilir dedi, babasının kim olduğunu belki dedi şüphe ederim oğlum için. Ama Hz. Muhammed için hiç şüphem yok ki, öz oğlumdan daha iyi tanıyorum Tevrât’ta dedi, İncîl de böyle Îsâ müjdeledi, Mûsâ haber verdi kavmine. Kimi? Hz. Muhammed’i. Bunlar daha neler gizlendi. Ne oldu? Müslüman olmayınca, Müslüman olmasın diye toplumu, dünyayı bölmek, parçalamak, bir olan Allah’ın emirlerinin dışına çıkmak birçok sanki ilâh varmış gibi insanlığı parçalamak hem kendine ihânettir, hem de insanlığa ihânettir. O yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle de övülmek isteyenlerin onacaklarını, kara geçeceklerini sanma! Onların azaptan kurtulacaklarını da sanma! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.

İşte Şanlı Kur’an gerçekleri bir, bir açıklamaktadır. Şimdi artık kendisini bütün âlemlerin eşsiz mutlak hükümdarı, muktedir hükümdarı olduğunu da şöyle açıklıyor.

وَلِلّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاللّهُ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ﴿١٨٩﴾

إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ ﴿١٩٠﴾

الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ ﴿١٩١﴾

رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ ﴿١٩٢﴾

رَّبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلإِيمَانِ أَنْ آمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأبْرَارِ ﴿١٩٣﴾

رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلاَ تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ ﴿١٩٤﴾

İşte o âlemlerin eşsiz muktedir hükümdarı şimdi bizlere ne diyor; kendini tanıtıyor. Gerçek âlemlerin muktedir mutlak hükümdarı Allah’ı tanımayanlar yeryüzünde putlar icâd ettiler. Başka hükümdarlar icâd ettiler, mahlûku ilâhlaştırdılar, Halikı göremediler. Çünkü yüceyi görmeyince cücelere insanlar tanrı diye takılır kalır. Putlar tanrı olur, nefisler tanrı olur, mal mülk para tanrı olur, rütbeler tanrı olur. Birisi biraz kahramanlık yapınca hemen o tanrı ilan edilir. Yüceyi tanımayanların tanrısı oktur. Birde bakarsınız nefisler, tanrılar savaşı başlar, rantlar savaşı başlar.

Dakika 20:00

O bir olan asıl hükümdarı tanıyamayanların kendi başlarına getirdikleri belâ ve insanlığın başına getirdikleri belâlar işte bu tanrılar savaşı, rant savaşlarıdır. Îmân yok, adâlet yok, sevgi yok sırtlanlardan beter bir davranış var.

Onun için Cenab-ı Hak diyor ki; Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Mülk ve saltanat Allah’ındır bütün Âlemler ezelî ebedî Allah her şeye kâdirdir. Kâdir olmasa idi bu âlemi yaratabilir miydi? Yarattıklarıyla her şeye kâdir olduğu apaçıktır. Senin kafanı iki omzunun üstüne koyabilir miydi? Sinir sistemini milyarlarca o sinir sistemini, senin hücrelerini, dokularını, sistemlerini, ruhunu, bedenini, o gözlerini, kulaklarını, konuşan dillerini, aklı sezen anlayan aklını ve kalbin ve ruhun muhteviyâtını bunların hangisini kim yapabilir? İşte her şeye kâdir olan Allah bu kâinatı yarattı ve insan için yarattı. İnsanı da mükemmel yarattı, Ahsen’i Takvim üzere yarattı ve insanı da kendine kulluk için yarattı. İşte bu Yüce Hükümdar, insanı yaratan mutlak Hükümdardır. Mülk ve saltanat O’nundur O’nu tanıyacaksın, O’nun emrine gireceksin, putlardan kurtulacaksın, şirkten kurtulacaksın. Tevhîd Îmânı göğsün de parlayacak bu îmânla parlayacaksın. Aydınlık bura da çağdaşlık bura da başlar. Ey Allah’ı tanımayan bir damla sudan yaratılıp, geberince kokan leşten beter olan adam! Allah’ı inkâr eden adam, O’nun kânûnlarını tanımayan adam Azrâil’e can vereceksin. Yoktan yaratıldığın gibi ölüp diriltileceksin, mahşere geleceksin, bütün hâkimleri, bütün hükümdarları o mutlak hükümdar mahşer de hesaba çekecektir. Doğru hüküm ver ey hâkim, görevini doğru yap ey hükümdar, görevini doğru yap ey general, ey memur, ey amir, ey işçi, ey işveren, ey çoban, ey patron görevini doğru yap Allah’a hesap vereceksin! Hele de bu Kur’an’ı doğru açıklamayan ve rant sağlamak için birilerinin emrine giren sahte etiketliler, sahte İlâhiyatçılar bu Kur’an’ı doğru açıklayın millete, tağutlardan, putlardan korkmayın. Allah’tan korkun Allah’ı sevin o zaman bu sevgiyle mahlûkatı seversiniz ve bu korkuyla bütün mahlûkata kötülük yapamazsınız. Çünkü korku terktir Allah korkusu, sevgi tektir Allah sevgisi bu sevgiyle Allah’ın mahlûkatı sevilir. Kimi seveceğini, kimi sevmeyeceğini de Allah’ın ortaya koyduğu ölçüler belirler. Kendi keyfine göre de değil bu ölçüler ilâhî ölçülere göredir. Onun için göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişin de selim akıl sahipleri için gerçekten açık, ibretli deliller vardır.

Dakika 25:00

İşte kafanı çalıştır. Kevnî Âyetleri ve o âyetlerin kânûnlarını keşfetmeye çalış. Ama Allah’ı tanıyarak, îmân ederek, gücü kuvveti, kudreti ondan aldığını bilerek, her şeyinle O’na âit olduğunu bilerek tabiat kânûnlarını da keşfetmeye çalış. Sevgili Peygamberimiz bu iki âyeti okudu, okudu, okudu sabaha kadar ağladı. Okudu, okudu bu iki âyeti sabaha kadar ağladı. Niçin ağladığını âyetin içini düşünürsen anlarsın! Bugün ümmetinin düştüğü duruma bakarsan niçin ağladığını anlarsın! Onlar ayakta iken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerlerin yaratılışı üzerin de gereği gibi düşünürler. Ve “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin bizi ateşin azâbından koru” diye yalvarırlar. Göklere bakınca kudreti görürler, yerlere bakınca o yüce kudreti görürler. Kulluk edemediklerini itiraf ederler, aczini itiraf eder, cehlini gafletini itiraf eder, yüceye karşı görevini hakkıyla yapamadığını itiraf eder ve yalvarışa geçer. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zâlimlerin hiç yardımcıları yoktur.” Zulüm kişinin bir kendine yaptığı zulüm vardır, bir de hem kendine hem de başkalarına yaptığı zulüm vardır. Kendine yaptığı zulüm kendiyle mahduttur ama başkalarına da dokunan zulüm ise işte o zaman durum değişmektedir. Bunun adı fevâhiştir ve fuhşiyattır. Başkalarına zulüm işte tam zâlimlerin yaptığı zulümdür, kendilerine yapanlar zulmü kendilerini helâk ederler. Ama başkalarına zulmedenler başkalarının da selakine sebep olmak isterler. İşte İslam bunların ikisine de dur diyen hakkın, hakîkatin tâ kendisidir. İslam zulme geçit vermez, insanlığın burnunun kanamasını ve insanlığa toz konmasını istemez, haksızlığı istemez. İlâhî Rahmetin âdil ve eşit şekil de taksiminden yanadır. Allah adâletin sahibidir. Allah adâleti emrediyor, zulmü yasaklıyor. “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize îmân’ edin diye îmâna çağıran bir davetçi işittik, hemen îmân ettik. “Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizin üzerini ört, bizleri sana ermiş kullarınla beraber yanına al.” İşte bunlar ebrar kullar ki şeriatı uygulayanlardır.

Dakika 30:00

“Rabbimiz bize peygamberlerine vadettiğini ver, kıyâmet günü bizi rezil etme. Muhakkak sen verdiğin sözden dönmezsin.” Şimdi bu yalvarışa Cenab-ı Hak nasıl karşılık veriyor, cevap veriyor. Dikkat et bu yalvarıştaki işte kalbi selim kulların yalvarışına!

Cenab-ı Hak şöyle cevap verdi;

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لاَ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخْرِجُواْ مِن دِيَارِهِمْ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُواْ وَقُتِلُواْ لأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّن عِندِ اللّهِ وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ ﴿١٩٥﴾

لاَ يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ فِي الْبِلاَدِ ﴿١٩٦﴾

مَتَاعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ ﴿١٩٧﴾

İşte şimdi Cenab-ı Hak o yalvarışa bu cevapları verdi. Bu cevaplar neler bir de onları iyiden iyiye Rabbimizin lütfuyla dinleyelim.

Rabbisi onlara şu karşılığı verdi: “Ben erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zâyî etmeyeceğim. Buraya dikkat et! Erkek olsun, kadın olsun, hiç kimsenin amelini zâyî etmeyeceğim meşru ameller, işe yarayan amellerin hiç birine zâyî olmak yok. Yalnız îmân ve Amel-i Sâlih, îmânla beraber olan amellerdir. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolunda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler… Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de yerleştireceğim. En güzel mükâfat Allah katındadır.” İşte buraya dikkat et! Ne dedi Cenab-ı Hak sizler birbirinizdensiniz dedi. Ne demek bu? Hepimiz Allah’ın kulları, Âdem ve Havva’nın çocuklarıyız. Bu insanlığa bölmeye, parçalamaya hiçbir daha zerre kadar haklı bir sebep var mı? İnsanlık Allah’ın kulları Âdem ve Havvâ’nın çocukları din bir, İslam bir, Allah bir insanlığı neden parçalıyorsunuz? Bu Allah’ın dinini, bütün peygamberlerin dini bir getirdikleri kitapların tamamı İslam’ın, İslam dinine âit kitaplar, İslam’ın Amentüsü bunların tümüne îmân ediyor. Ayırım İslam da yok İslam’a karşı koyan Allah’ı ve onun ilkeleri kabul etmeyenlerdedir ayrım, ayrım İslam da yoktur. Ayrım evrensel bir dindir. Hz. Muhammed evrensel bir Peygamber’idir. Şehir Peygamberi, devlet Peygamberi, ırk Peygamberi değildir. Âlemlere ve tüm insanlığın Peygamber’idir. İslam evrenseldir. Bunun için Kur’an-ı Kerim’i dünyaya doğru anlatalım, doğru tanıyalım, bütün insanlığı Allah’ın rahmeti kuşatmıştır.

Dakika 35:02

İslam Allah’ın âlemleri kuşatan rahmetidir. Hz. Muhammed âlemlere rahmet Peygamber’idir. Bunu Yüce Allah kendi söylüyor. (وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ) buyuruyor. “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” diyor. Neden bölüyorlar insanlığı parçalıyorlar? İnsanlığın hakkını yiyorlar, âdil taksimatta bulunmuyorlar. Sırf insanoğlu nefsinin, iblîsin, tâğutun, putların dediğini yapıyor. Allah’ın dediğini yap seni Allah yarattı. Allah’a itaat et, Peygamberine itaat et ve onun getirdiği ilkelere tâbî ol. Kur’an hayat veren Allah kitâbı bunu iyi anla, iyi dinle, bütün 7’den 70’ine, bütün zürriyetine bunu iyi anla, iyi dinle, iyi yaşa hayat bulursun, gerçek hayatı bulursun! Hayatımı yaşayacağım değil Allah’u Teâlâ’nın hayat veren, eşi bulanmayan hayat tarzı olan İslam’ı yaşa ki hayat bulasın. İslam’ın dışındaki hayat hangi hayat? Allah’tan başka hayat veren mi var? Yanlış yol da yaşayıp, yanlışın içinde doğru aranır mı? Ne kadar sen İslam dışında stres atmaya kalsan da hoplasan stresin artar, zıplasan stresin artar. Stres döküyorum zannedersin. Oyna mı oynadıkça, hopladıkça, zıpladıkça gerçekleri inkâr ederek, hakkı kabul etmeyerek ne kadar hopluyorsan, ne kadar zıplıyorsan stresin artıyor. İnan, inan kalpte îmân güneşi parlasın ki mutluluk ora da mutluluk ışığı yansın ilâhî sevgi orayı doldursun ki deniz de bir balık veya okyanusta bir damla misâli sevgiden beslen. Sevgi okyanusun da bir damla olursan o damla koskoca okyanustan beslenir. O sevgiyle beslenen bir damlaya bak! Allah’ın İslam Allah’ın rahmetidir. Sevgisinin tecellîsidir, rahmetinin tecellîsidir, adâletinin, merhametinin tecellîsidir. İslam’ın içine gir İslam baştanbaşa Allah’ın rahmeti ve sevgisidir. Orada beslen Allah’ı severek okyanusu, ummanları inkâr ederek değil. Okyanusu inkâr edersen sen bir damlasın oradan sıçrar kenarda kurursun veya seni bir canavar oradan içer ve canavarın içine düşersin. Sen bir damlasın, zaten bir damla olmayan sudan yaratıldın. Allah sana şeref verdi, İslam’la şereflendirdi ve şerefini yükseltmek için de yüce değerleri gönderdi ve seni cennetine almak istiyor. Bir de üstelik cemâlini de göstermek istiyor. Sen fânîsin sana ebedî hayat vermek istiyor. Aklını kullan ey insanoğlu! Biz Âdem’in çocuklarıyız ben kardeşime yalvarır gibi sana yalvarıyorum. Yüce Allah kuluna yalvarıyor etme, yapma kulum diyor. Benim azâbımda şiddetlidir, rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Beni ve ilkelerimi, kânunlarımı kitâbımı âyetlerini inkâr edersen benim azâbımda şiddetlidir. Adâletim vardır, İslam ise tamamen îmân ise rahmetimdir. Sevgimle kuşattım âlemleri rahmetimle gel İslam’a, Kur’an’a diyor. Gelmiyor musun? Gelmeyen sen bilirsin! Gelen gelirse işte o sevgi deryâsında beslenir ebedî mutlu olur.

Dakika 40:07

Dedi, demedi demeyin! Kur’an-ı Kerim’i iyi açıklamayanların ağzına ateşten g em vurulacak. Allah’ın lâneti unların üzerine olmuştur ve lâneti üzerlerine olacaktır. Çünkü Allah’ın kitapları gizlenemez. Bu doğru keşfedilir, doğru tefsir edilir, doğru anlatılır, inanır veya inanmaz onu herkes kendi bilir. Bizde zor yok bizde sevgi var, bizde tebliğ olmak Allah’ın verdiği bize görevi yapmak var, yapmak mecburiyetindedir. Herkes gücün ne kadar yetiyorsa hak bilgi neyi varsa hak ve doğru onu esirgeyemez, gizleyemez, yanlışta söyleyemez. İslam tamamen doğrudur. Yanlışlar kullara âittir, bizlere âit doğrular İslam’a âittir. Bunun için “kâfirlerin diyar, diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın!” Yüce Allah böyle diyor. Ne diyor? (لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي الْبِلَادِ) buyuruyor. “Kâfirlerin diyar, diyar dolaşmaları, onların kurduğu lüks hayatlar sakın seni aldatmasın!” Geçici bunlar çok geçici hem de ânî geçici hele mezardan öte hiçbir işe yaramaz başına belâdır. Çünkü îmân olmadan mezar ve mahşer daha berbat ve ebedî hüsrandır. Onun için inkârcıların diyar, diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın! Bunların lüks hayatları, bol servetleri, şatafatları seni aldatmasın, cilaları seni aldatmasın! Îmâna bak îmâna, Amel-i Sâlih’e bak! İşte fayda burada ebedî kurtuluş burada îmân da ve İslam da îmânı ve İslam’ı yoksa Hakkı tanımıyorsa, Hakk’ın âyetleri olan Kur’an’ı ve yüce bu kitâbı, O’nun ilkelerini, O’nun âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamberini tanımıyorsa bunlar seni aldatmasın bunlar çok ânî ve geçici! İnkârcılar ebediyyû’l-ebed cehennemdedir. “Bu az bir geçimliktir” bakın Cenab-ı Hak öyle diyor. Bu (مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ) diyor. Dikkat et buna! Bu dünya hayatı az bir geçimliktir. Şu ömrüne bir bakıver bunu kolay anlarsın aklın varsa ömrüne bak çocukluğuna, yaşlılığına, sıhhatli yaşayıp yaşamadığın günlerine geceyi gündüze, uykularına, çalışmalarına şöyle bir bak! İşe yarar kaç sene kalıyor dünya da işe yarayan neyin kalıyor? Onun için dünya an meselesidir. İşte dünya çok an meselesi olduğu için Müslüman çok çalışmalıdır. Niye? Çok hayır kazanacak, insanlığın hayrına ne kadar çalışıyorsa Allah’ı râzı edecek. Çalışmanın ilkeleri zaten kuralları, ölçüleri İslam da belirlenmiş Allah belirlemiş. İlim, irfân ve îmân ile işin başında en çok çalışan çalışkan kişi âhirete yatırım yapacak, dünyası âhiretin yanın da bir şantiye olacak çok çalışacak kişi Müslümandır.

Dakika 45:00

Çünkü az bir ömür var, az bir zaman, az bir zaman içinde çok çalış ki çok sevap kazan, günahları sil temelinden sil. Ne ile? Haram ve günahları terk et, bir de tövbe istiğfara devam et. Farzlardan, vaciplerde, sünnetlerden bütün amellerini işle, haram ve günahsa bir şey ondan uzak kal ve şüpheliden de uzak kal ki takvânı tamamla, buna (vera ) deniliyor, (vera ) şüpheliden de uzak kalmaktır. Çünkü İslam dini faydalıyı celp eden, zararı def eden tamamen ilim, irfân, bilim dinidir. Rastgele İslam da bir hareket yoktur, hep ilâhî ölçüdür, ilim, irfândır. Bir tarafı ilimler üstü tabiatüstü ilâhî kitaptır Allah’ın kitâbı ve Vahyi İlâhî’dir. Allah’ın ezelî, ebedî ilminden bize tecellî etmiştir Kur’an-ı Kerim. Birde bize verdiği imkânlarla elde ettiği bilimsel, insanlığın elde ettiği bilimsel çalışmalar var. Faydayı ortaya koyan bilim İslam’ın vazgeçilmez değeridir. O İslam’dır kim ortaya faydalı bir şey koyabiliyorsa İslam’dır, İslam da vardır o İslam’dandır daha iyi anlaşılması için nerede bir fayda var, doğru var, güzel var o İslam’dır.  Nerede bir zarar var ferdî ve içtimâî insanlığa o İslam dışıdır. Onun için ey Müslüman çok çalış! Hakk’ın hâkimiyetin de, O’nun hükümranlığı altın da O’na itaat ederek çalış, sakın tağutların, putların emrine girme! Çünkü bu dünya bu diyor az bir geçimliktir, sonra onların varacakları yer cehennemdir. Kimin? O inkârcıların ne kötü bir yataktır orası diyor. Adam cehennem çalışıyor, dünya da inkârcılar da çok çalışıyor ama nereye çalışıyor? Cehenneme çalışıyor. Neden? İnkâr ediyor, Allah’ın ilkelerini inkâr ediyor, kitâbını inkâr ediyor, peygamberini Allah’ın âyet ve kânûnlarını inkâr ediyor. Bunlar da çok çalışıyor ama nereye çalışıyor? Cehennem çalışıyor. Yazık olmuyor mu? İnkârcılığın sonu bu Cenab-ı Hak, kim neyi kazanırsa kazancının karşılığını veriyor. Küfrü kazanıp da cennet kazanacağını mı zannediyorsun? Küfrün, şirkin, nifâkın Allah’a isyânın karşılığı Adâleti İlâhî’nin gereği bunun karşılığı cehennemdir. Kuran-ı Kerim bunu kendisi söylüyor. Benim Kur’an’a rağmen bir şey söylemem mümkün mü? Söylersem, söylemişsem binlerce tövbe istiğfar ederim ve hemen içtinap ederim.

Fakat Rablerinden gereğince korkanlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah’tan korkmanın, Allah’ı sevmenin belgesi alâmeti nedir? Allah’ın emirlerine bir, bir tâbî olmaktır. Bu hem Allah’ı seviyorum diyeceksin, hem emrini dinleyemeyeceksin ve emirlerini yerine getirmeyeceksin, itaat taatte bulunmayacaksın, hem de seviyorum diyeceksin. Bu nedir?

Dakika 50:00

Bu sahtekârlık, bu yalan kendini kandırıyorsun Allah’ı kimse kandıramaz başkalarını da kandıramaz yani kendini kandırıyorsun. Belki saf câhil bazı insanlar ona o an için inanmış olabilir. Allah’a itaat ederek Allah’ı sevdiğini ispat et. Haram ve günahlardan kaçarak Allah’a itaat ettiğini ispat et. Hem isyân edeceksin hem de Allah’ı sevdiğinin, Allah’tan korktuğunu söyleyeceksin. Bunu leş yiyen kargalar bile inanmaz buna! Çünkü o kargadır leşi yer mikroplu oradaki şeyleri yutar ağzında toprağa vurur temizliyorum der. Onun fıtratı öyledir ama sen küfrü yudum, yudum yudumlayacaksın îmânlı olduğundan bahsedeceksin. Bu mümkün mü? Onlar diyor orada cennette ebedî olarak kalacaklardır. Allah katından ağırlanacaklardır. Bunlar Allah’ın ziyafet sofrasındalar ebedî mutluluk sofrası Allah’ın tükenmeyen rahmet sofrasındalar ebedî. İyiler için Allah katındakiler daha hayırlıdır. Dünyadaki nimetler güzeldir ama daha güzeli âhirettedir. Hem de tariflere sığmayan yüceliktedir cennet onun için daha güzeline bu dünyada bir ölüm var, ihtiyarlık var, hastalık var, çile var şimdi bu dünyadaki hayatı ölümsüzlüğe hazırlıyor. Ne? İslam dini. Hastalığı olmayan bir hayata İslam hazırlıyor ve ihtiyarlığı olmayan bir hayata İslam hazırlıyor ölümsüz hayata bu cennete hazırlıyor. İslam aslında dünyanın da cennetidir ama insanoğlu gereği gibi İslam’ı kavrayıp gereği gibi yaşayamadığı için durum bu merkezde devam ediyor.

Kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a inanırlar, size indirilene ve kendilerine indirilene -Allah’a boyun eğerek inanırlar. İşte Ehl-i Kitap işte budur. İncîl’i doğru okumuş, Tevrât’ı doğru okumuş, Kur’an’a inanmış, Muhammed’in Peygamberliğine (A.S.V) inanmış ve diyor bakın bunlar var ya kitap ehlinden öyleleri var ki, Allah’a inanırlar, size indirilene yani Kur’an-ı Kerim’e inanırlar ve kendilerine indirilene de inanırlar. Kendilerine ne indi? Tevrât, İncîl, Zebur indi Suhuflar geldi onlara da inanırlar. Allah’a boyun eğerek… Dikkat et! İşte Ehl-i Kitap gerçek Hristiyan, Yahûdî nedir? Bu gerçeklere inanan kişidir. Allah’a boyun eğerek inanırlar. Allah’ın âyetlerini az bir değere değişmezler. Allah’ın âyetlerini satmazlar. Onların mükâfatı da Allah katındadır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir. Ey îmân edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, nöbet tutun, Allah’tan gereğince korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

Cenab-ı Hak ebediyyû’l-ebed kurtuluşa eren, mutlu olan, dünyası cennet, mezarı mahşeri cennet ve Cemâli İlâhî’ye nâil olan kullarından eylesin.

Dakika 55:40

 

(Visited 106 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}