Tefsir 115-01

115- Tefsir Ders 115 hayat veren nurun keşif notları

 

115- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 115

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Nisâ Sûresi’ndeki dersimize geçmeden önce İmâm-ı Âzâm’ın (Rahmetullâhi Aleyh) sevgili Peygamberimizi ziyaretinde onu ziyaret esnasında ki dile getirdiği övgüleri ve duayı sizlere takdim etmeye çalışacağız ki buradan da önemli hayat veren dersi almış olalım hep beraber.

 

Sevgili Peygamberimize Salâtü Selâmdan sonra diyor ki; “Ey Yüce Rabbim! Sen Habîbim’e tâbî olun dedin, Habîbinin getirdiği şeriata be tâbî oldum, Habîbinin ziyaretine geldim. Kalbin Senin sevginle Senin için olan, Habîbine olan sevginle dolu. Allah’ım! Senin katında o Habîbi Kibriyâ’n Muhammed Mustafa’n hürmetine, ey Yüce Rabbim! Sen (Levlâke levlâke lema halaktü’l eflâk) buyurdun. Habîbine Sen olmasaydın, Sen olmasaydın felekleri yaratmazdım dedin. Bütün âlemleri Hz. Muhammed’in cevherinden yarattın. Onu ise ıstıfa eyledin ve Mustafa kıldın. Allah’ım! Sen onu nur kıldın, ay güneş ışığını ondan almaktadır. Allah’ım! Miraçta gökler onunla şereflendi, Habîbi’nle şereflendi. İlâhî Sen ona sevgilim dedin, merhaba dedin. Ümmetine lütuf istedi sadece ona ümmetine verilen kimselere verilmeyen lütufları verdin. Allah’ım! Kimselere verilmeyen lütuflarla döndü miraçtan. Âdem, İbrâhim, Eyyûb onun hürmetine dua ettiler. Muhammed Ümmetine dediler duaları kabul oldu Aleyhimüsselâm. Îsâ (AS.) Habîbin Muhammed’i müjdeledi, Mûsâ onun himâyesine sığındı. O gün tüm Peygamberler, Melekler, tüm kâinat halkı Allah’ım, onun sancağı altına gelmeye can atarlar. Tüm mucizeler, faziletler ona âittir Sen ona verdin Allah’ım. Zehirli pişmiş koyun butu önüne kondu oyunu konuşturdun Allah’ım. Muhammedi zehirlemek istediler keler emrine hazırım dedi. Kurt ile ceylan ona sığındılar, vahşiler ona sığınıyorlardı. İlâhî bu mucizeleri Habîbine veren Sensin. Deve yapılan zulmü Habîbine şikâyet eyledi, ağaçları çağırıyordu geldiler. Elinden pınarlar akıyor, çakıl taşları elinde tesbih ediyordu. Allah’ım! Bu mucizeleri Habîbine veren sensin.

Dakika 5:00

Hurma kütüğü ağlıyor, bulutlar ona gölge oluyordu, kum üstünde izi yoktu ama kayalar da kalıp, kalıp izi vardı. Yeryüzü onunla şifa buldu ey Yüce Rabbim, bereket doldu. Onu Sen âlemlere rahmet Peygamberi olarak gönderdi. Körlerin, Katâde’lerin gözü açılıyor. Hastalar İbn-i Husayn’ler şifâ buluyordu. Ölüler, şehitler, Afra oğlu Habîbler dirildiler Hz. Muhammed’e bu mucizeleri de verdin. Hz. Ali Hayber de hasta idi İlâhî Habîbi’nle şifâ buldu. Ölü Câbir’lere onun duasıyla can verdin. Ümmi Mâbed ’in kurumuş koyunu onun elinde sile geldi, kıtlıklar onun duasıyla bolluk oldu, rahmetler boşandı. Mü’minler davetine koştular. Küfrü Allah’ım, Habîbin Muhammed’le yıktın, yıktırdın. Îmân, İslam yükseldi.                                       Ya Rabbel-âlemin! Düşmanların Bedir de karıp kuyusuna atıldılar, rahmetten mahrum oldular, melekler savaş için geldiler. Mekke’nin fethinde madde mânâ kapıları açıldı, Hendek’te yardımlar geldi. Hz. Hud, Hz. Yunus Habîbin Muhammed hürmetine dua ettiler. Hz. Yusuf’a güzellik Habîbin Muhammed’in nurundan yansıdı. Ey İsrâ sırrına Habîbini erdiren Allah’ım! Tâhâ, Yâsin, Müddesir diye onu vasıflandırdın. İncîl onu müjdeci olarak, Muhammedi müjdeledi. İncîl Habîbin Muhammedi müjdelemek üzere İncîl’i indirdin.  Kur’an-ı Kerim onu överek geldi, Kur’an’ı gönderdin kalbine yerleştirdin. Şairler, yazarlar Senin Habîbini övmekten âciz kaldılar. Ağaçlar kalem denizler mürekkep olsa insanlar, cinler onu anlatmaktan âciz kaldılar ve âciz kalırlar. Ya Rabbi! Habîbine bu hayrı kesirleri veren Sensin. (إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ) diyen Sensin Yüce Allah’ım. Kalbim ve canım senin sevginle çırpınıyor. İlâhî Senin rızân için Habîbini seviyorum. Habîbinin sevgisi de kalbimde çırpınıyor. Konuşmam, susmam seni övmektir. Allah’ım! Habîbini Senin rızân için Sen Habîbini sevdiğin için seviyorum. Kulağım sesini, gözüm izini arar. Ya Rabbi! Allah’ım, Sana Habîbine muhtacım şefaat eyle.

Dakika 10:00

Muhammed’in şefaatini nasip eyle. İnsin, Cin’in en cömertti senin Habîbin idi. Allah’ım! Habîbi’nden başka kimsem yok. Allah’ım! Senden başka kimsem yok. Seni ve sevdiklerini Habîbin Muhammedi seviyorum. Getirdiğin kopmaz ipine sarıldım, şefaatini diliyorum ilâhî Habîbin Muhammed’in şefaatini diliyorum. Senden ancak iyilik görülür. Allah’ım! Habîbinin şefaatini istiyorum. Hamd sancağı altına beni de al. Ya Rabbi! Habîbini Sen hidâyet önderi olarak rahmet, şefaat Peygamberi olarak gönderdin. Habîbin Muhammed’i işte ziyarete geldim onun makberine yüz sürüyorum. Salâtü Selâm, rahmet, bereket Allah’ım, Senin Habîbin Muhammed’e, onun Âline, Ashâbına ve ona tâbî olanlara olsun âmin.

Sevgili dostlarımız,

İmâm-ı Âzâm’ın bu yalvarışını Peygamberimizi ziyaretinde bu yalvarışını ibn-i Abbâs rüyasın da görüyor ve bunu okuyun demiş. Mecmuatü’l-Kübra da, Şems-ül Eimme el-Hulvânî orada kayıtlıdır. Yani arayanlar o kaynağa bakabilirler. Cenab-ı Mevlâ tabii ki şefaat Yüce Allah’ın izniyle olmaktadır. Habîbine de tabii ki O izin verdiği zaman O’nun izniyle, O’nun şefaatini biz Cenabı Hak’tan istiyoruz ve ona bütün varlığımızla Habîbine tabi olmak istiyoruz. Cenab-ı Hak Tevfik’iyle, hidâyetiyle, refikiyle, lütfu ihsânı ile tam mânâsıyla rahmetinin ve fazlının içine aldığı kullarından eylesin. Eğer insan içinde ki nefsini, şeytanını fethederse iç dünyasın da îmân İslam devletini kalbinde, ruhunda kurarsa dışarda ki dünya da fetihler yapmak işte o zaman kolaylaşıyor. Komutan ne güzel komutan oluyor, askeri ne güzel asker oluyor. Hz. Muhammed bunun müjdesini de işte bunun içi vermiş. “İstanbul mutlak fetih olunacaktır, onu fetheden komutan ne güzel kumandan, onun askeri de ne güzel, ne mübarek askerdir” diye asırlar önce İstanbul’un fethini Sevgili Peygamberimiz haber vermiştir ve haber verdiği gibi de olay gerçekleşmiştir. Onun için bizler kalbimizi ruh dünyamızı fethetmeyi tabii fethetmeye çalışmalıyız ve onu fethederken de artık ondan sonra dünyayı, dünyanın tamamına ilâhî adâletin tecellîsi için çalışacak bir kadro ortaya çıkacaktır. Bunun için yine bir İslam Akaidi Said Havva’dan rivâyet edilen o kaynak da bulunan bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimizden şu rivâyet vardır;

Dakika 15:00

“Canım elimde olana yemin ederim ki aranız da Meryem’in oğlunun adâletle hükmetmek, haçı kırmak, domuzu kaldırmak, Cizre’yi kaldırmak üzere ineceği gün gelecektir. O vakitte mal artacak ona kimse itibar etmeyecektir” diye bir hadis-i şerif rivâyet olunmaktadır. Bunun anlamı şudur. Kim dünyaya gelirse Îsâ da olsa Muhammed’in emrinde gelecektir ve Muhammed’in ortaya koyduğu çağları da öte aşan yepyeni İslam’ın şeriatıyla hükmedecektir. Herkesin görevi bu Îsâ da gelse görevi budur. Yine Sevgili Peygamberimiz (El-Esas Fi’s Sünne) de İslam Akaidi Said Havva da aynı kaynakta şu hadis-i şerifte rivâyet olunmaktadır; Ahmet Mikdâd Bin Esved’den rivâyet etmiştir. Ahmet Bin Hanbel ve sahîh bir hadis olduğu söylenir. Gerek çamurdan, gerek kıldan yeryüzünde hiçbir el bırakılmaksızın, kalmaksızın Yüce Allah hepsinin içine İslam’ı yerleştirir yani İslam her ev dünya da hâkim olur. İslam ya izzeti ile bir eve girerek o evin halkını kendi mensuplarından eyleyerek onlara da izzet kazandırır. Çünkü İslam azizdir nereye girerse, nereye hâkim olursa orayı aziz kılar, oraya izzet verir. Veyahut gücü ile girerek o insanları hâkimiyetine alır ve onlar da İslam’ın gücüne boyun eğerler diye rivâyet olunmuştur. Yine aynı kaynakta: “Yüce Allah her yüzyılın başın da bu ümmet için dinini yenileyen Müceddid gönderir” diye rivâyet bulunmaktadır. Bu da şunu gösteriyor İslam hiçbir zaman şunu gösterecektir, yeniliği devam edecektir. Sürekli İslam dinini yepyeni çağı kuşatan İslam’ın yenilikleriyle bütün çağları kuşatan İslam’ı yenilikleriyle anlayıp kavrayacak bir kadronun daima bulunacağı, bunların için de seçkin ilim adamlarının olacağı ve İslam’ın çağları kuşatan ruhunu iyi anlayıp, iyi kavrayıp tüm insanlara onu en güzel şekilde anlatabilecek kadroların her asır da bulunacağı buradan da bu işareti bu müjdeyi almaktayız ki, ne mutlu ki bu hakkı hak olarak kavrayan, bâtılı da bâtıl olarak kavrayıp içtinap eden, Hakk’a tâbî olan kullarından eylesin. Tabii ki daima Ehl-i Bid’at ve delâletten hak anlayışının yanın da devam edecek. Dün olduğu gibi bugün, yarın da Ehl-i Bid’at ve delâlet ehli bulunacaktır. Bir misal gerekirse Ebû Ya’lâ’nın rivâyet ettiği bir haber de Râfızılar diyor; Hz Ali hakkında 300 bin hadis uydurmuşlardır yani Şiî’ler.

Dakika 20:06

Şimdi tabii ki bunun kökeninde Abdullah İbn-i Seben’in grubu Yahûdî İbn-i Seben’in grubu da bulunmaktadır. Yine Muâviye ile ilgili hadislerde böyledir. Onun hakkında da birçok hadisler uydurulmuştur. Yalnız şunu bütün dünya bilmelidir ki, uydurma hadisler, sahîh hadislerimizin arasına girememiştir. Sahîh hadisler ve sahîh kaynaklarımız hep tapulu senetlidirler. Daima bir erdemli grup dünya da var olup gelecektir. Garipler vardır azınlıktadır bunlar erdemliler ama daima dünya da bulunacaklardır. O erdemli, faziletli kişiler En’âm Sûresi’nin 116’ncı âyetine de bakınca bu işareti görmekteyiz. Bunun için daima insanların ruhunda, kalbinde neye muhtaç durumu varsa itikâdı ilimlere mi ihtiyacı var amelde mi, ahlâkta mı problemler var bunları bir, bir gidermek için çalışmak gerekmektedir. Bir örnek gerekirse: “Çölde aç kalana inci, altın değil birkaç lokma ekmek lâzımdır.” Çünkü ora da açlık savaşı veriyor. Çöl de ne inci para eder, ne altın açıkmış açlıkla pençeleşen birisine ne lâzımdır orada öncelikle birkaç lokma ekmek lâzımdır ki, onun hayatı kurtulabilsin. Bunun için Ehl-i Bid’at konusunda Müslümanların uyanık olması lâzım bütün İslam Âlemi önce kendi cehâletiyle, sonra da bütün dünyada ki cehâletle savaşması lâzım cehâletin karşısına ilmi, irfânı dikmesi lâzım. Bazıları kabir sorgusunu da inkâr etmektedir. Mesela ilgili hadisler kabir sorgusuyla ilgili hadisleri kabul etmeyenler bulunmaktadır. Akılcı bir ekol vardır, kendilerini akılcı zanneden hadis-i şerifleri ret ederler ve hadis-i şerifleri ret etmekte de sakınca da görmezler. Yine Mu’tezile bunlardan şefaati kabul etmez, Allah’ı görmeyi de ret eder. Hâlbuki ki Yüce Allah cennette cemâlini kendi istediği şekil de gösterecek bu konuda âyet-i kerime olduğu gibi bir de hadis-i şerif bulunmaktadır. Bu nedenle daima ihtiyatlı olmalı, gerçeklere kulak tıkamamalı, göz yummamalı uydurma olanlarda da son derece sakınmalıdır. İbrâhim Bin Ethem (Rahmetullâhi Aleyh )(Kuddise Sırruhu) size bir nasihatini, öğütlerini, burada bildireyim. Diyor ki o zât-ı muhterem; “Allah’ın nimetini ya yeme veyahut ta isyân etme” diyor. Çünkü Allah’ın nimetini yiyorsun bir de isyân ediyorsun diyor. Yine diyor ki: “Ya mülkümden çık veyahut ta isyân etme” diyor. Çünkü bu mülk Allah’ın mülküdür.

Dakika 25:00

Biz O’nun mülkün de barınıyoruz. Diyor ki; “Ya mülkümden çık veyahut ta isyân etme” diyor. “Günah işlerken görmediği bir yer bul diyor. Sen günah işlerken Allah göre, göre günah işliyorsun, mâdem günah işliyorsun Allah’ın görmediği bir yer bul diyor veya günah işleme” diyor. İşte büyükler Cenab-ı Hakk’ı yakînen tanıyanlar böyle söylerler. Yine diyor ki; “Azrâil ’den tövbe için izin iste veyahut ta şimdi hemen tövbe et” diyor. Azrâil ‘den izin alabilirimsin? Dur şimdi canımı alma da ben bir tövbe edeyim deme şansın var mı? Yok. Öyleyse hemen şimdi tövbe et, ibadetlerine hemen başla ve günahların tümünden vazgeç diyor. Ne kadar güzel nasihat ediyor. Bakın, yine diyor ki; “Mezar da Münker Nekiri kov diyor. Mezardan Münker Nekiri kovabilir misin? Kovamazsın öyle ise hemen şimdiden kabir sualine şimdiden hazırlan” diyor. Madem kovamayacaksın Münker Nekir mezar da sana kabir de gelecek, sana sual soracaklar. Kovmayacağına göre hemen hazırla diyor. Günahı olanlar cehenneme gitsin deyince ben gitmem deyin diyor diyemezseniz öyleyse şimdiden çaresine bak şirkten, küfürden, nifâktan, bütün günahlardan vazgeç diyor. Yani itaat et Allah’a âsî olma, günah işleme diyor. Ne kadar güzel söylüyor biliyor musunuz? İşte Velîler Cenab-ı Hakk’ın ermiş kulları daima güzel söylerler. Çünkü Hz. Muhammed’den iyi ilhâm almışlardır, onun yoluna iyi bağlanmışlardır, Kur’an-ı Kerimi ve Hz. Muhammed’i iyi keşfetmeye çalışmışlardır. Şimdi bir de olgun kişilerin sıfatlarından biride şudur; bir kişi olgunsa onu biri tenkit etse sevinir diyor. Ama değersiz kişiler onu övünce sevinirler diyor. Dikkat et! Nefis övülmeyi ister ama olgun insanlar, büyük insanlar tenkidi hoşlanırlar. Birisi onun nefsini tenkit ederse oradan ders alırlar. Çünkü insanların sözleri Hakk’ın kalemleridir diye anlar onlar. Söyleyene değil, tenkit edene değil, tenkit ettirene bak derler onlar. Mûsâ (AS.) Yarab! Yalnızım, hastayım, yabancıyım arkadaşı olmayan yalnızdır, doktoru olmayan hastadır, benimle ilgisi olmayan gariptir dedi. Burada da dikkat et! Mûsâ (AS.) bu yalvarışın da ruhun da ne var? Allah’tan ayrı kalan insanlar var ya her şeyi mahvolmuştur, hiçbir çâresi kalmamıştır. Allah’ın sevgisini kazanan ise her şeyi kazanmıştır. Bunu unutma! Mûsâ’nın yalvarışında, onun ruhunda da bu yatmaktadır. Mâide Sûresi’nin 105’ine de bir bakıver. Yahûdîleri tarihler boyunca Müslümanlar koruyarak gelmişlerdir, hep korumuşlardır.

Dakika 30:00

Zimmîleri koruması altında tutmuşlardır. Zimmileri koruması altında tutmuşlardır. Müslümanlar başka milletleri kendi canlarını koruduğu gibi koruyarak gelmişlerdir. Ama onlar ihânet etmişlerdir. Mescid-i Aksa ’yı yıkıp Süleyman Heykelini yapma planı içindedirler. Dikkat et! Hâlâ yanlışın içinde bulunmaktadırlar. Süleyman Heykelini yapma planı içindeler Yahûdî’yle bir din savaşı olması için Yahûdî’ler uğraşıp durmaktadırlar. Şunu da iyi hatırla ki, ellerinde ki talmutta bunlar yanılıyorlar, yanlış Tevrât okuyorlar ve o yanlışlara takılıyorlar, kan akıtıyorlar. Allah’ın kulları arasında kan akıtıyorlar ve Allah’ın peygamberlerini inkâr ediyorlar, Kur’an-ı Kerimi inkâr ediyorlar. Terör estiriyorlar, hem de devlet terörü estiriyorlar, kan akıtıyorlar. Şimdi Kur’an-ı Kerim’e bakarsanız dünya da bütün dostları anlarsınız, dost olmayacakları iyi anlarsınız. İslam ve Müslümanlar tüm insanlığın dostudur. Ne yazık ki bu dostluğun karşılığında dostluk değil düşmanlık görülmektedir. İşte İslam dini tedbir almakta yine de İslam’ın ebedî hayat veren rahmetini bütün insanlıkla paylaşmak istemektedir. Bütün insanlığın mutluluğunu istemektedir. Çünkü bütün peygamberlere, bütün ilâhî kitaplara Müslümanlar inanırlar. Müslümanların îmânı evrenseldir. Bütün hakîkatler İslam’ın Amentüsünde bulunur. Onun için Âdem (AS.), İdris (AS.), Şit (AS.), Nuh (AS.), Hud (AS.), Sâlih (AS.), İbrâhim (AS.), Şuayb (AS.), Lut (AS.), İsmâil (AS.), İshâk (AS.), Yâkup, Yusuf, Yunus, İlyâs, İlyas’a, Zülkifl’i, Mûsâ, Hârun, Dâvûd, Süleymân, Zülkifl’i ve diğerleri Zekeriyâ, Yahyâ, Îsâ ve Muhammed Mustafa (S.A.V) ve Aleyhimüsselâm hepsinin üzerine selam olsun. Bu peygamberler Kur’an-ı Kerim de ismi geçen peygamberlerdir. Bunların tamamına biz inanırız bir hakların da ihtilâf olan Üzeyir, Lokman, Zülkarneyn Aleyhimüsselâmlar vardır. Bunlar kimisi Velî’dir, kimisi Nebî’dir demişlerdir. Bir de Kur’an-ı Kerim de ismi geçmeyen ne kadar peygamber varsa İslam’ın Amentüsünde onlara da îmân vardır, Kur’an hangi haberi ermişse Kur’an-ı Kerim’in tüm haberlerini Müslüman îmân eder. Müslümanın Amentüsünde Kur’an-ı Kerim’in bütün haberleri bulunmaktadır geçmişe dâir ve geleceğe dâir. Onun için İslam’ın kendisi ve Amentüsü evrenseldir. Bütün insanlığı kucaklayan tek din rahmet dini ayırım yapmayan bütün insanlığa Hakk’ı tebliğ eden, telkin eden işte İslam dinidir.

Dakika 35:00

İslam bir tek yanlışı dışlar, küfrü dışlar, şirki dışlar, zulmü dışlar bu da hakla ve bâtılın bir arada olmayacağından, îmânla küfrün bir arada olmayacağından bu da kaçınılmazdır Yüce Allah’ın buda emridir zaten. Onun için cennetle cehennem ayrı, ayrı yaratılmıştır. Biri Hakk’ın, hakikatin, îmânın karşılığında öbürü de bâtılın, küfrün, şirkin, zulmün karşılığında cehennem yaratılmıştır. Onun için Mehmet Akif de (Rahmetullâhi Aleyhim) şöyle diyor: “Başın içine bakın dışına değil” diyor. Kişinin sûreti dış sûreti ne olur olabilir ama ne yaptığına, ne söylediğine öncelikle bak diyor. Başın içi önemli dışına değil başın içine bak diyor. Yine Mevlâna da şöyle diyor: Ev bir şey yok diyen hanımına diyor ki; Evde hanımı hiçbir şey yok diyor o da Allah’a hamd olsun diyor Mevlanâ’da evde bir şey yok diyor oda hamd ediyor. Niçin hamd ediyor biliyor musun? Evimiz Peygamber hanesine benzedi de diyor onun için Allah’a hamd ediyorum diyor. İşte bu da ayrı bir Peygamber sevgisi ayrı bir sünnete tamamen tâbî olmanın göstergesidir.

Cesmi, insâf, Kâmil, Mîzân buna dikkat et! Cesmi, insâf, Kâmil, Mîzân eksiğini bilmektir irfân. İşte insan bunun için uğraşmalı dâima kişi kendi eksiklerini gidermeye, kusurlarına bakmaya çalışmalı, kendi kusurlarını gidermek için uğraşmalıdır. Yine İbn-i Cevzi şöyle der; “Akılla zıtlaşan, nakille çelişen, usule muhâlif olan hadis mevzudur” diyor. Bir hadis-i şerifin uydurma olduğunu bilmek için ipuçları veriyor. Bak dikkat et! Akılla zıtlaşan, nakille çelişen, nakil nedir? Nakil, işte İslam’ın kaynaklarıdır. Bunlar nakil, kitap, sünnet, icmâ, ümmet, kıyas-ı fukahâ. Yine usule muhalif olan, Usul nedir? Asîl olanlardır, gerçek kânûn ve kurallardır. Her kuralın aslında bir ölçü vardır, usul ilmi ilimlerin aslıdır. Onun için usule muhâlif olan, akılla zıtlaşan, nakille çelişen hadisler mevzudur yani uydurmadır diyor. Bu notları veriyorum ki, bunlar da dersimizin arasında bu notlar da önemli işe yarar bizim dikkatlerimizi çekmek için. Yine bir haber de şöyle buyuruluyor. Şemseddin Sivâsî şöyle diyor; “Cuma gecesi Bakara Sûresini, Duhan Sûresini oku yer, gök nur ile dolar. Târık Sûresini yine yatakta yatarken oku yıldızlar sayısı kadar sevap verilir.”

Dakika 40:00

Dört Halîfe menkıbeleri işte Şemseddin Sivâsî Duha ve teheccütte kılmaya çalış kaza namazın yoksa bunları da kılmaya çalış. Kaza namazın varsa kazalarla uğraş.

Sevgili Peygamberimiz bir gün şöyle buyurdular Sahih-i Müslim’in rivâyetin de: “Yeryüzü dürülüp toplandı doğularını batılarını gördüm bu ümmetimin egemenliğidir. Ümmetim bütün dünyaya hâkim olacaktır” haberi verildi. Ey ümmet! İyi çalış, dünyan için iyi çalış, ukban için iyi çalış. Herkesten senin iyi çalışman gerekiyor çünkü İslam kurtarıcıdır. İslam’ın hizmetindekiler de Müslümanlardır öncelikle sonra da diğerleri gelmektedir. İslam her eve girecektir, İslam’ı aziz küfrü zelil kılacaktır. Bu da Heysemî’nin rivâyetidir. Nübüvvet, hilâfet, ısırıcı melihler, zorba despotlar tekrar yine hilâfet sırayla Allah’ın dilediği kadar hüküm süreceklerdir dedi ve sustu. Numan Bin Beşîr yine Müsned-i Heysemî de bulunan bir kaynaktadır bu haber de yani burada da nübüvvetten, Peygamber’den sonra hilâfet ortaya çıkacaktır diyor Peygamber’imizden rivâyet bu haber. Hilâfetten sonra ısırıcı melikler çıkacak bak, hilâfet artık saltanata dönüşüyor. Zorba despotlar çıkacak tarihe bak, bu habere bak. Tekrar hilâfet ortaya çıkacak sırayla Allah’ın dilediği kadar hüküm sürerler dedi. Yine Sevgili Peygamberimiz Konstantin’in de, Roma’nın da fethedileceğini söyledi. Şimdi Peygamber ne dediyse bunlar hepsi gerçekleşmiştir, gerçekleşmeyenler de gerçekleşecektir. Bunda kimsenin asla ve asla hiç şüphesi olmasın!…

Dakika 43:30

 

 

(Visited 90 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}