HadısŞerifKülliyatı 124-01

124- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 124

124- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 124

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ*

وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ*

“Eûzu billâhi mineşşeydânirracîm min hemzihî ve nefgıhî ve nefsih’’

‘’Eûzu bi kelimatillahittâmmâti min şerri mâ haleka ve zerea ve berea’’

‘’ Rabbi Eûzu bike m‘in hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en yahdurûn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Sevgili dostlarımız,

 

Yine rüya tâbirleri ile ilgili derslerimiz devam ediyor. Ebû Hûreyre (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor. Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki; Biz önce geçen sonuncularız. Ben uyurken bana arzın hazineleri getirildi elime altından 2 bilezik kondu bunlar benim nazarımda büyüdüler ve beni kederlendirdiler. Bana: “Bunlara üfle diye vahiy edildi, ben de üfledim” derken uçup gittiler. Ben bunları çıkacak olan ve aralarında bulunduğum iki yalancı olarak tevîl ettim. Birisi Sahanın lideri diğeri de Yemâme’nin lideridir. Yani yalancı peygamberlerin çıkacağını burada haber verdi Peygamberimiz. Bu rivâyet Buhârî, Müslim ve Tirmizî ’den gelmektedir.

 

Sevgili dostlarımız, en son kitap verilen ümmet de olsalar yani Hz Muhammed’in ümmetinden bahsediliyor. Âhirette hesabı ilk defa verecek ve ilk defa cennete girecek ümmet olacaklarını ifade buyurmaktadır. Bu Muhammed ümmetinin özelliklerindendir. Hazinelerden muradında İslamî fetihlerle Îran, Bizans gibi fethedilen yerlerden elde edilen ganimetler olduğu belirtilmiştir. Buradaki vahiyden muradın ilhâm, irşâd olduğu, üflemek kolay bir amel olması sebebiyle rüyada üfleme görmenin kolaylığa, önüne çıkan herhangi bir engelin kolaylıkla izâle edileceğine delil olduğu belirtilmiştir. Üflemek kelamdır diyen de olmuştur. Sevgili dostlarımız, Sanâ’da çıkıp da Peygamberlik iddia eden yalancı, sahtekâr, yalancı Peygamberlerin biri Esved el-Ansî’dir. Bu Sanâ’da çıkan sahtekâr yalancıdır. Diğeri de Yemâme’de çıkıp yine aynı bâtıl iddialara girişen Müseylemet-ül Kezzab’tır. Yani çok yalancı çok sahtekâr, kendini peygamber ilan eden Müseylemet-ül Kezzab’tır. Çok yalancı bir sahtekâr… Esvet Rasûlullah henüz hayatta iken tepelenilmiş ve öldürülmüştür. Müseyleme ile Rasûlullah’ın vefatından sonra savaşılmış ve Hz. Ebû Bekir zamanında o da tepelenmiştir. Altın bilezikleri yalancılarla tevîl etmesi erkeğe ziynet verilmiş olmasına dayanır.

 

Dakika 5:00

 

Çünkü erkeğe haram olan bir şeyin verilmesi yerinde olmayan bir iş yapılmasıdır. İki el iki memleketle tevîl edilmiştir. Sanâ ve Yemâme âlileri aslında Müslüman olarak İslam’a iki el iki yardımcı durumuna gelmişlerdi. Altın bilezikler iki yalancıya delâlet etmiş o iki elde belde de çıkmışlardır.

Evet, sevgili kıymetli ve muhterem izleyenler,

Ebû Mûsâ (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki, rüyamda kendimi Mekke’den hurma ağaçları bulunan bir beldeye hicret ediyorum gördüm. Ben bunu hicretimin Yemâme’ye veya Hacer’e olacağı şeklinde tahmin etmiştim meğer Yesrip şehrine imiş. Bu rüyamda kendimi bir kılıcı sallıyor gördüm, kılıcın başı kopmuştu. Bu Uhud Savaşı’nda mü’minlerin mârûz kaldıkları musibete delâlet ediyormuş. Sonra kılıcımı tekrar salladım bu sefer eskisinden daha iyi bir hâl aldı. Bu da Cenab-ı Hakk’ın fetih ve Müslümanların bir araya gelmeleri, benim de lütfettiği nimetlerine delâlet etti. O aynı rüyamda sığırlar ve Allah’ın verdiği başka hayrını gördüm. Sığırlar Uhud gününde mü’minlerden bir cemâate çıktı. Gördüğüm başka hayır da Yüce Allah’ın Bedir’den sonra nasip ettiği fetihlerin hayrı ve bize Rabbimizin lütfettiği Bedrü’l-Mev’id sıdkının sevabı olarak çıktı. Bunu da Buhârî, Müslim haber vermektedir. Hacer Bahreyn’de Abdül Kays kabilesinin ikâmet ettiği bir diyarın ismidir. Medine yakınlarında aynı ismi taşıyan küçük bir köyün kastedildiği de söylenmiştir. Bunu İbn-i Hacer izâh etmektedir. Yesrip, Medine’nin eski ismidir. Kaliteli hurmaları ile meşhur idi. Rasûlullah (A.S.V) ashâbını kılıçla ifade etmiştir. Kılıç sallaması düşmanla cihâddır, cihâdıdır. Başının kopması Uhud’ta Müslümanların mârûz kaldığı musibete yorumlanmıştır. Bazı rivâyetlerde kılıç da gedik açılmış olduğu ifade edilmiş ve bu da âilesinin birisinin Hz. Hamza’nın şehit düşeceği şeklinde tarafından yorumlanmıştır. Bazı rivâyetler bu kılıcın Zülfikar olduğunu tasvir ederler. Kılıcın tekrar sallanması mücadelenin devamı, kılıçtaki kopukluğun düzelmesi müteâkip savaşlar da Müslümanların zafere ereceklerinin alâmeti bilinmiştir. Evet, sevgili ve kıymetli efendiler, tâbirciler kılıcı değişik yorumlara tâbî tutmuşlardır. Mesela rüyada kılıç elde eden kuvvet elde eder.

 

Dakika 10:01

 

Valilik elde eder emanet elde eder. Emânet vediâ elde eder, zevce elde eder, çocuk elde eder. Kezâ kılıcı kınına koyan evlenir. Birisiyle onun kılıcından daha uzun kılıçla oluşan ona galebe çalar. Evet, birisiyle onun kılıcından daha uzun kılıç ile vuruşan ona galebe çalar. Kılıç kuşanan bir işe girer vesâire gibi yorumlar yapılmıştır. Görülen sığırlar Uhud’ta şehit düşen Müslümanlara yorumlanmıştır. Yüce Allah’ın bu ölümde hayır kılacağı veya bu ölümden sonra Allah’ın hayırlar, zaferler vereceği gibi değişik yorumlara imkân tanınmıştır. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) “Allah’a kasem olsun Allah’ın yaptığında Uhud’ta ki musibette hayır gördüm, hayır var” demiştir. Bedir’den sonraki fetihlerden maksat Hayber’in fethi ve Mekke’nin fethidir. Evet, kıymetliler ibâresinde kelimesi barç kelimesi bazı rivâyetlerde rivâyette ‘’bade’’ şekline gelmişlerdir. Buna göre tevîl de farklı olmuştur. Bade okunurken mânâ Uhud’tan sonra demektir. Bu durumda ‘’Yevm’’ kelimesi de nas yapılarak ‘’yevme bedrin’’ okunması icap eder. Mânâ şu olur; “Gördüğün başka hayır da Allah’ın Uhud’dan sonra Bedrü’l-Mev’id günü sıdkımıza sevap olarak verdikleriyle sonradan verdiği ganimet başarı evinden hayra çıktı”. Bedir günü verilen deyince müşkül bir durum çıkmaktadır. Çünkü Bedir Savaşı Uhud Savaşı’ndan öncedir. Hâlbuki anlatılan tarihi ve mantıkî sıraya göre Uhud’dan sonrası söz konusu. Âlimler bunu şöyle çözerler; “Hadis-i Şerif’te geçen Bedir’den maksat Bedrü’l-Mev’id denen ikinci Bedir gazvesidir. Müteakip sene Bedir’de ikinci kere buluşmak üzere anlaşırlar. Rasûlullah (A.S.V) ertesi yıl Hac mevsiminde Bedir’e gider fakat Mekkeli müşrikler gelemezler. Böylece Müslümanlar savaş yapmadan bol ticaret yaparak dönerler. Bu ikinci Bedir gazvesi önceden anlaşılarak tespit edildiği için buna: “Bedrü’l-Mev’id” denmiştir. Sevabı sıdk tâbiri gerçekten bu seferin vasfını ifade eder. Verdikleri yani Müslümanlar müşriklere verdikleri sözü tutmakla sıdık üzere hareket etmiş oldular. Bunun Yüce Allah indinde uhrevî sevabı olduğu gibi Müslümanlara moral, müşriklere gözdağı ve korku olması haysiyetiyle siyâsî, dünyevî sevapta elde edilmiştir. Evet, hayır ile bu Bedrü’l-Mev’id seferi sırasında yapılan karlı ticaret dahi kastedilmiş olabilir diye yorumlanmıştır. Sığır ve hayır görmüştür Sevgili Peygamberimiz (A.S.V). Sığır Uhud’ta öldürülenlerle ve onlarla tevîl edilmiştir.

 

Dakika 15:04

 

Hayırda Mekke fethine kadar yapılan Bedir ve diğer savaşlarda cihâd için Müslümanların izhâr ettikleri sıdk ve sabırdan dolayı kazandıkları sevapla tevîl edilmiştir. Cenab-ı Hak onlara mükâfaten Uhud’dan sonraki Kureyzâ, Hayber ve diğer zaferleri müyesser kılmıştır.

 

Yine Hz. Enes (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Hz Peygamberin (A.S.V) şöyle buyurduğunu işittim: “Ben bu gece rüyamda kendimi Ukbe İbn-i Râfi’nin evinde imişim gördüm. Orada bana İbn-i Tab denen cinsten taze hurma getirildi. Ben bu rüyayı şöyle tevîl ettim. Yükselme dünyada bizimdir, âhirette de hayırlı âkıbet bizimdir, dinimizde tamamlanmıştır”. Bunu da Müslim-i Şerif Ebû Dâvûd rivâyet etmişlerdir. Evet, hayra yormak kelimesi teferrüldür uğur çıkarmak anlamında. Uhbeyi aynı kökten gelen ukba âkıbet kelimeleriyle de tevîl etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (A.S.V) rüyada kendisini Ukbe İbn-i Râfi’nin evinde görmüştür. Râfi yüksek, yükselen gibi mânâlar ifade eder. Bundan Rıf’ât yükselişe geçerek bu isimleri dünyada yükseliş bize, âhirette hayırlı âkıbet de bize şeklinde tevîl etmiştir. Esasen bu mânâlarda âyetler mevcuttur. (وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ) âyetinde olduğu gibi: “Âkıbet muttakilere aittir”. Âraf Sûresi 128’inci âyet. Kezâ “îmân inanıyorsanız mutlaka galipsiniz”. Bu da Âli İmrân Sûresi 139’uncu âyet-i kerimesi (وَأَنتُمُ الأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ) buyrulmuştur. Kezâ ikrâm edilen hurmanın ismi İbn-i Tab’dır. Burada tab tayyip yani güzel mükemmel anlamına gelir. Dinin kemâle ermesi ile tevîl buyurmuştur. Bugün size dininizi tamamladık, tamamladım buyuruyor Cenab-ı Hak Mâide âyet 3’de. Rüyada iyi isim görmeyi hep iyiye yormak prensibini vaaz etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim âyetleri ile tespit edildiği nazarı dikkate alınınca Rasûlullah’ın (A.S.V) bu hadisi îrâd etmede asıl gayelerinden birini rüya tâbirlerinde bu prensibi ortaya koymak olduğu söylenebilir. Çocukları ve diğer eşyaya verilecek isimlerin güzel olması hususundaki tavsiyelerine bir takviye gayesi de ortaya konmuştur. İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) şöyle buyurmuştur; Ben rüyamda saçları karmakarışık  siyah bir kadının Medine’den çıkıp Mehyâ’ya indiğini gördüm. Burası Cuhfe’dir.

 

Dakika 20:01

 

Ben bunu Medine’de ki vebânın oraya nakledilmesini yorumladım. Bunu da Buhârî ve Tirmizî haber vermektedir. Evet, sevgili dostlar burayı tekrar ediyorum ki hatırda kalması için. Ben rüyamda saçları karmakarışık siyah bir kadının Medine’den çıkıp Mehyâ’ya indiğini gördüm. Burası Cuhfe’dir. Ben bunun Medine’de ki vebânın oraya nakledilmesine yorumladım buyurdular.

 

Evet, sevgili efendiler!

 

Bakın, yâ Rab! Bize Medine’yi sevdir, hurmasını da Cuhfe ’ye naklet diye dua buyurmuştur sevgili Peygamberimiz. Evet, ‘’Allahümme habbi ileynel medinete’’ diye bu duayı yaptığını görüyoruz. Buradaki gizli Cuhfe’nin burada hastalık gâyesi olmasının sebeplerinin Allah ve Rasûlü iyi bilmektedir.

 

Bir gün rüyamda iki meleğin beni yakalayıp cehennemin kenarına kadar getirdiklerini gördüm. Cehennem kuyu çemberi gibi çemberlenmişti kezâ, kova takılan kuyu direği gibi ikide direği vardı. Cehennemde bazı insanlar vardı ki onları tanıdım. Hemen istiâzeye başlayıp üç kere ateşten Allah’a sığınırım dedim derken beni getiren iki meleği üçüncü bir melek karşılayıp bana: “Niye korkuyorsun? Korkma” dedi. Ben bu rüyayı kız kardeşim Hafsâ’ya (Radıyallâhu Anha) anlattım, Hafsâ da Rasûlullah’a (A.S.V) anlatmış. Rasûlullah da (A.S.V) Abdullah ne iyi insan keşke bir de gece namazı kılsa demiştir. Bu rüyayı gören Abdullah İbn-i Ömer’dir (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn).

 

Evet, sevgili dostlar! Sâlim der ki; “Abdullah bundan sonra geceleri pek az uyur oldu”. Bunu da Buhârî, Müslim haber vermektedir. Gece namazı ateşten ateşe yakınlaşmaktan koruyan belli başlı tedbirlerden birisidir. Bunun için Abdullah bundan sonra (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) gece namazını terk etmemiştir. Gece namazının ehemmiyetini bize burada anlatmaktadır bu hadis-i şerif ve bu rüya aracılığı ile.

 

Evet, sevgili ve kıymetli efendiler!

 

Abdullah İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) bir başka rivâyette şöyle demektedir; “Rüyamda avucumda seraka denen iyi cins ipekten bir parça gördüm. Cennette her nereye arzu etsem beni oraya uçuruyordu. Bu rüyayı Hafsâ ‘ya (Radıyallâhu Anha ‘ya) anlattım. O da Rasûlullah’a anlatmış, Rasûlullah (A.S.V) kardeşin sâlih bir kimse diye yorumlamış. Bunu da Buhârî, Müslim haber vermektedir. Abdullah sâlih bir kimsedir, bir de gece namazı kılsa buyurmuştur. Rüyada yastığının altında çadır direği gören adındaki başlığı ile bunu birleştirip İbn-i Ömer’in rüyada yastığının altında çadır direği de gördüğünü ifade edip yorumlarının müsatini geniş tutmuşlardır. Direk İslam’la yorumlanmıştır, kezâ ipek de din ve ilimle dinle kazanılan şerefle yorumlanmıştır. Bunu elde eden âhirette cennette istediği yere onun sâyesinde gidebilir, yani İslam’ın sâyesinde. Evet, sevgili dostlarımız rüyada cennete girmek İslam’a girmekle yorumlanmıştır. Kim iyi bir Müslüman ise işte o iyi Müslümanlığının neticesi Cennet-i Âlâ’dır. Çünkü cennete girmenin yegâne vâsıtası İslam’dır, iyi bir Müslüman olmaktır. İpeğin uçması kuvvete delildir. Yani cennette istediği yere gidebilecek güce, manevî yüceliği sahiptir demektir.

 

Evet, sevgili dostlarımız! İnşâ’Allah derslerimiz bir sonraki dersimizde rüya ile devam edecektir.

 

Dakika 26:58

 

 

(Visited 39 times, 1 visits today)