HadısŞerifKülliyatı 133-01

133- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 133

133- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 133

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ*

وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ*

‘’Eûzu bi kelimatillahittâmmâti min ğazabih ve elîmi igâbih ve şerri ibâdih ve min şerri hemezâtiş şeyâtın ve eûzu bike rabbi en yahdurûn’’

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Sevgili dostlarımız,

 

Cihâdın vücubu hakkında ve cihâda teşvik konusundaki derslerimiz birbirine bağlantılı olarak devam ediyor.

 

Daha önceki dersimizde Tevbe Sûresi’nin 14, 15’inci âyet-i kerimesinin açıklandığı gibi kitâbı indiren ibâresiyle şu âyette işaret buyrulmuştur. Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azaplandırsın, zelil etsin ve sizi üstün getirsin de mü’minlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalplerindeki öfkeyi gidersin. İşte hak dâima bâtılın hakkında gelmedikçe insanlığın rahat etme, huzur bulma, barışa kavuşma şansı yoktur. Çünkü düşmanla karşılaşmayı temennî etmeyip bilemezsiniz belki de onlarla musibete uğrayacaksınızdır. İşte sevgili Peygamberimizden gelen bu haber Müslüman hiçbir zaman savaştan yana olmamıştır ama dünyada savaşı ve kahramanlığı da en iyi bilen Müslümanlardır. Niye? Sen barıştan yana oluyorsun ama karşı taraf savaştan yana oluyor. O zaman sen savaşmak zorundasın aslanlar gibi. Yeryüzünün en büyük savaşçısı, kahramanı sen olacaksın ey Müslüman! Çünkü sana saldırıyorlar. Onun için “cennet kılıçların gölgesi altındadır” buyrulmuştur. Müslüman dâima savaşa hazır olan insan demektir çünkü bâtıl hakka hakîkate saldırıyor, barışı adâleti yok etmeye çalışıyor. Onun için sen çağın silahları ile donanmak zorundasın. Evet, Hz Ali (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri de kimseyi mübârezeye çağırma, çağırırsan icâbet et o zaman yardıma mazhâr olursun. Zîrâ mübarezeye çağıran bağidir, haksız, âsî demektir. Evet, sevgililer! İşte görüyorsunuz Müslüman hiçbir zaman zorbalık yapmak istemez ama zorbaların hakkından gelmeyi bileceksin. Çünkü seni zorbalığa davet ediyor, mübârezeye çağırıyor meydan okuyor sana. O zaman bâtılın elinden o meydanı al hakkından gel barışı, adâleti koru yeryüzünde! Bakın Ebû Bekir Sıddık ne buyuruyor; “Afiyette olup şükretmeyi, imtihanda olup sabretmeyi tercih ederim”. Müslüman sürekli barıştan, sulhtan, kardeşlikten, haktan, adâletten yanadır ama karşı taraf zulümden ve zorbalıktan kâtillikten yana olup kan akıtan, insanlığın kanını akıtan kâtillere karşı ey Müslüman! Elin kolun bağlı duramazsın!

 

Dakika 5:01

 

Yeryüzünün en büyük kahramanı sen olacaksın. Onun için düşmanın bütün oyunlarını bozacaksın. İşte görüyorsunuz Hâzim-ül Ahzâb, Ahzâb’ı müttefikleri hezimete uğratan, bütün hayırların Allah’tan geldiğini beyâna işaret etmektedir. Çünkü düşman geçmişte de birleşiyordu, ittifâk hâlinde saldırıyorlardı toplu hâlde. Asırlardır Haçlılar birlikte saldırdılar. Ey Müslüman! Düşmanın hep birleşiyor. Ey Müslümanlar! Sizde birleşin. Ey Müslüman! Senin birlik ve beraberliğini Allah emrediyor. Bir olun, bütün olun birlikte hareket edin Allah’ın emrinde birleşin birlikte düşmanın hakkından gelin Allah’ın bu kesin emri. Ey Müslüman! Düşmandan yana olursan kendi yüce değerlerine ihânet etmiş hâinlerden olursun.

 

Seleme İbn-i Nüfeyl el-Kindi (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki; Ümmetimden bir grup hak yolunda mücâdeleye hiç ara vermeden devam edecektir. Yüce Allah’ta onlarla mücâdele sebebiyle bazı kavimlerin kalplerini saptıracak ve bunlardan alınanlarla onların rızkını sağlayacaktır. Bu hâl kıyâmet gününe, Allah’ın vaadinin gelme anına kadar devam edecektir. Atın kıyâmete kadar alnında hayır bağlıdır. Rabbim bana aranızda kalıcı değil gidici olduğumu, ruhumu kabzedeceğini, sizin de beni birbirinizin boynunu vuran gruplar olarak takip edeceğinizi bildirdi. Sakın birbirinizin boynunu vurmayın. Mü’minlerin fitne sırasında emniyette olacakları asıl yerleri Şam’dır. Bunu da Nesâî haber vermektedir. Evet, sevgili dostlarımız! Rasûlullah (A.S.V); Yalan söylüyorlar asıl şimdi harbin zamanı geldi diyerek söze başlar ve ümmetimden bir grup hak yolunda mücâdeleye kıyâmete kadar devam edecektir diye açıklamasını devam ettirir. Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanlar atları kaldırdı, silahları da terk etti, artık cihâd bitmiştir, harplerde sona ermiştir diyorlar, demesi üzerine Peygamberimiz böyle söyledi. Yalan söylüyorlar, asıl şimdi harbin zamanı geldi diyerek söze başlar ve ümmetimden bir grup hak yolunda mücâdeleye kıyâmete kadar devam edecektir.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Hâlık için yapılan cihâdın, yani Allah için yapılan cihâdın sancağı gönderde dalgalanmaya kıyâmete kadar devam edecektir. Atın alnına bağlanmış olan hayrı âlimler sevap, ganimet, izzet, makam, zafer olarak tevîl etmişlerdir. Sizin de beni birbirinizin boynunu vuran gruplar olarak takip edeceğinizi bildirdi. Ey dünyada birbiriyle uğraşan Müslümanlar! Allah’ı Peygamber’i dinleyin, kardeşsiniz siz kardeş olun.

 

Dakika 10:00

 

Rasûlullah devrinde Suriye henüz fethedilmiş değildi. Bu da bir mûcizedir. Oradan da fethedileceğini, ayrıca Şam’ı da işaret etmişti ve fethedildi. İşte Peygamberimizin mûcizelerinden biri budur. Böylece hadis-i şerif Rasûlullah’ın (A.S.V) istikbali doğru olarak haber veren bir mûcizesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendisinden hemen sonra Suriye fethedilecektir. Bu sıralarda patlak verecek fitne hareketleri sırasında Irak ve Hicaz bölgeleri fitne hareketlerinden huzursuz olurken Suriye bölgesi kargaşanın dışında kalacaktır. Hz Ömer (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretlerinin şehâdeti ile başlayıp Hazreti Osman’ın şehâdeti ile kızışıp Sıffin ve Kerbelâ hadiseleri ile gelişen fitne hareketleri Suriye’ye sıçramamış, bazı haberler fitnenin dışında kalmak için Suriye’ye hicret bile etmiştir. Bazı Sahâbeler Suriye’ye bile hicret etmiştir, bakın! Tabii zamanın şartları değişince hükümler değişmektedir şartlara göre. Bir an gelir bunlar Peygamberimizin mûcizeleridir durum öyledir, onun dediği gibi olmuştur. Allah’ın dediği Peygamberin dediği gerçektir, haktır, doğrudur. Yalnız insanoğlu yanlış yapmamaya gayret etmelidir. Bakın, İslam’da cihâdın bir de adabı vardır. Hz Enes (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) gazve yaptığı zaman: “Ey Rabbim! Sen benim destekçim ve yardımcımsın. Senin sayende çare düşünür, senin sayende saldırır, senin sayende mukatele ederim” derdi. Tirmizî, Ebû Dâvûd haber veriyor. Görüyorsunuz her an her ortamda kalpler Allah’a bağlı, Allah’ın emrinde, Allah’ın yardımıyla mensur ve muzaffer oluyor Müslümanlar.

 

İbn-i Ömer (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) ve askerleri sefer sırasında tepeleri tırmandıkça tekbir getirirler. İnişe geçince de tespihte bulunurlardı. Namaz dahi buna göre vaaz edildi. Bunu da Ebû Dâvûd haber veriyor. İşte görüyorsunuz her an rahat ortamda da savaş ortamında da en huzurlu ortamda en zor ortamda kalpler Allah’a bağlı olacak, dilin, kalbin Allah’la beraber olacak Allah diyeceksin. Allah, Allah, Allah’u Ekber, Subhanallah. Hiç bunları Elhamdülillah, dilinden gönlünden hiç bir zaman bırakma! Yamaçlarda tekbir yani Allah’u Ekber demek, inişlerde tespih yani Subhanallah demek gibi. İşte Müslüman’ın her hâlinde Allah’ın huzurunda Allah’ın emrinde bir asker olduğunu unutma! Ey Müslüman! Sen Allah’ın emrinde kahraman bir askersin. Allah’ın emri Allah’tan alıyorsun. İslam A’dan Z’ye Allah’ın nizâmı ve kânûnları değil mi? Sen Müslüman askersin.

 

Seleme İbnü’l Ekvâ (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor;

 

Dakika 15:00

 

Rasûlullah (A.S.V) bir gazve sırasında başımıza Hazreti Ebû Bekir (R.A) Hazretlerini komutan tâyin etti. Bu sefer de müşriklerden bir gruba gece baskını yaptık. Onlardan çokça öldürüldü.  Ben kendi elimle 7 kişi öldürdüm. Bunlar farklı âilelerdendi. O gün parolamız: “Ey Mansûr! Yardım gören, öldür, öldür1 idi. Ebû Dâvûd haber veriyor. Bu da savaşın içinde bulunduğu taktiklerden biridir. Evet, parola şiâr kelimesi ile ifade edilmiştir. Ey yardımcı, nasır düşmanı öldür! Yani Allah’a burada yalvarış var. Mühelleb İbn-i Ebû Sufle (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri Rasûlullah’ı (A.S.V) dinleyen birisinden Efendimizin şöyle söylediğini naklediyor: “Düşman size gece baskını yaparsa (Hâ Mîm, la yunsarun. Hâ Mîm, la yunsarun) deyin”. Bakın bu da ayrı bir Yüce Allah’tan istimdattır. Bunu da Tirmizî, Ebû Dâvûd haber veriyor.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri’nden gelen haber de ‘’Hâmîm’’ Allah’ın isimlerinden biridir. Atâ el-Horasânî demiştir ki, Ha harfi Cenab-ı Hakk’ın şu isimlerinin baş harfidir: “Hâlim, Hamît, Hakîm, Hannan”. ‘’Mim’’ harfi de şu isimlerin baş harfini temsil eder: “Melik, Mecid, Mennan, Muktedir, Müntakim”. Aliyyu’l-Kârî’nin Müslümanların kendilerine Nusret, düşmanlarına da belâ gelmesini talep ettikleri zaman başvuracakları vesilelerden olduğunu bildirmek istemiştir. Pekâlâ, ‘’Hâmîm’’ dedikten sonra ne demeliyiz şeklinde vaki olacak muhtemel bir soruya cevap olarak: “La yunsarun” “Onlar yardım görmeyecekler deyin”. Allah Müslüman’a yardım eder, gâvura yardım etmez. Gâvura verdiği imkânları gâvur kötü yolda kullanmaktadır. Müslüman’a verilen kuvvetler de Allah yolunda kullanılmaktadır. Allah yolundakini Allah yardım eder. Kâfirler Allah’ın yardımını görmezler. Müslüman’a Allah’ın yardımı gelince Müslüman mensur ve muzaffer olur zaferi kazanır. Evet, sevgili dostlarımız! Kâ’b İbn-i Mâlik Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V)  gazveye çıkmaya karar verdiği zaman şaşırtarak başka bir zan uyandırır ve harp bir hiledir derdi. Ebû Dâvûd, Buhârî, Müslim haber veriyor. Savaşta düşmana üstün gelmek için savaş anında gereken taktik neyse onları uygulayacaksın ey Müslüman! Evet, harp ilimdir çünkü karşındaki ilimden îmândan anlamayan zorba bir düşman vardır.

 

Dakika 20:01

 

O düşmana karşı ne türlü savaşmak gerekiyorsa o türlü savaş ve taktiklerini, tedbirlerini tamamını uygula! Evet, sevgili dostlarımız! Muâz İbn-i Cebel (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) buyurdular ki: “Gazve iki çeşittir, birincisi kişinin Allah’ın rızâsını aramak için yaptığı gazvedir. Bu maksatla gazve yapan, imama da itaat eder, yani devletine, devletin başkanına itaat eder. En kıymetli şeyini harcar, ortağına kolaylık gösterir, fesattan kaçınır. Bunun uykusu da uyanıklığı da tamamen kendisi için mükâfat üstüne mükâfattır, ücret olur”. Birde: “Övünmek, riyakârlıkta bulunmak ve kendini satmak için savaşan, imama isyan eden yani devletine isyan eden arzda fesat çıkaran kimse vardır. Böyle gazveden asgari ücreti bile elde edemez. Bunlara Allah tarafından mükâfat yoktur”. Ebû Dâvûd, Nesâî, Muvattâ haber vermektedir bunu da. Gerçek Mücâhidin sırf Allah rızâsı için savaşması gerektiğini bildirmektedir. Komutanlara itaatkâr olmaya da burada emir vardır. Dünyevî maksatlarla savaşmak itaatsizlik, geçimsizlik vesâire bu da ücretsiz dönecek veya ölecek ama şehit olmayacaktır.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Kays İbn-i Abbât anlatıyor; “Rasûlullah’ın (A.S.V) ashâbı (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) savaş sırasında ses çıkarmayı sevmezlerdi”. Bunu da Ebû Dâvûd haber veriyor. Bu da duruma göredir. Ebû’d-Derdâ (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretlerinin anlattığına göre cihâda giderken yola çıkıp halkın geçeceği yere durarak herkese duyuracak şekilde söyle buyurmuş, şöyle bağırmış; Ey insanlar! Kimin üzerinde bir borç olduğu hâlde cihâda katılır ve bilirse ki öldüğü takdirde bu borç ödenmeyecektir. Hemen geri dönsün, sakın peşime takılmasın! Zîrâ o bu hâliyle cihadın karşılığını alamaz. Evet, sevgili dostlarımız. Burada da Rezîn’in bu bir takviyesidir. Müslüman her hâliyle Allah’a itaat eden, kul haklarını üzerine geçirmeyen, Allah haklarına, kul haklarına çok mu çok riâyet edip dikkat eden, görevini iyi yapmaya çalışan kişiler olduğunu görüyoruz. Burada da uyarılıyor Müslümanlar. Kul hakkıyla ölmeyiniz buyruluyor. Şehitler mükâfatlarını alırlar ama kul hakkından herkesin sakınması gerekir. Kul hakkı değil sadece bütün haklar ki: “Allah hakları kul haklarıdır”. Bütün mahlûkatın haklarını da göz önünde bulundur. Bugün karıncayı dahi, karıncayı dahi haksız yere incitme, hiçbir canlıya zulmetme, ancak ilâhî adâleti uygula. Yani düşmana, düşman da canlıdır diye düşmanına acıma düşmanla savaşırken iyi savaş. Buraları doğru anlamak doğru anlatmak gerekmektedir.

 

Dakika 24:57

 

 

 

(Visited 38 times, 1 visits today)