Tefsir 137-01

137- Tefsir Ders 137 hayat veren nurun keşif notları

137- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 137

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Nisâ Sûresi 77’nci Âyet-i Kerime’den 87’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّواْ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُواْ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلا أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً ﴿٧٧﴾

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا ﴿٧٨﴾

 

Kıymetli ve muhterem dostlar,

Hayat veren reçetemiz devam ediyor. Cenab-ı Hak hayat bulmayı hepimize nasîb-i müyesser eylesin.

Kendilerine, “Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hattâ daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?” derler. Onlara de ki: “Dünya zevki ne de olsa azdır, âhiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.” Şunu da hiç unutmayın! Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir. Ölüm sadece zâlimlere karşı insanlığa sulhu, barışı ve hak ve adâleti İ’lâ ’yı Kelimetullah’ı yerleştirmek için, sulh, barışı sağlamak için yapılan savaşlarda değil ölüm sadece ölüm nerede olursanız olun ölüm size yetişir. Son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölümden kurtulamazsınız. Ölüm bir ilâhî kânûn işidir, ecel işidir. Onlara bir iyilik erişirse “Bu, Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu, senin yüzündendir.” derler. Kimi suçluyorlar? Allah’ın Rasûlü Muhammed’i suçlamaya kalkıyorlar. Ey Muhammed (A.S.V)! De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar? İşte söz anlamayan toplumların durumu budur.

Kıymetli dostum,

Hayırlı hizmetine devam et ecel saati gelmeden ölüm olmaz. Yeter ki Allah’ın kânûn ve kurallarına uy. Ötesi artık tamamen Yüce Allah’ın sana lütfuna, keremine bağlıdır. Eğer aksisini yaparsan o zamanda karşına Yüce Allah’ın hak ettiğin suçların karşılığı adâleti dikilir karşına. Bunu hiç mi hiç unutma!

Yüceler Yücesi Rabbimiz bize diyor ki;

مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ وَمَن تَوَلَّى فَمَا أَرْسَلْنَاكَ عَلَيْهِمْ حَفِيظًا ﴿٨٠﴾

وَيَقُولُونَ طَاعَةٌ فَإِذَا بَرَزُواْ مِنْ عِندِكَ بَيَّتَ طَآئِفَةٌ مِّنْهُمْ غَيْرَ الَّذِي تَقُولُ وَاللّهُ يَكْتُبُ مَا يُبَيِّتُونَ فَأَعْرِضْ

 عَنْهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ وَكَفَى بِاللّهِ وَكِيلاً ﴿٨١﴾

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفًا كَثِيرًا ﴿٨٢﴾

 

 

 

Dakika 5:45

 

Yüce Rab bak ne diyor bizlere; Sana gelen her iyilik Allah’tandır, dedikten sonra kim peygambere itaat ederse Allah’a da itaat etmiş olur. Bunu unutma! Kim peygambere itaat eder Allah’a da itaat etmiş olur. Bunu unutma! Kim peygambere itaat ederse Allah’a da itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik. Ey Sevgili Habîbim Muhammed! diyor. Yani sen hak ve hakîkati insanlara anlatan bir Peygambersin anlatmana devam et sana itaat etmeyenlerin biz hakkından geleceğiz diyor. Sana “Peki” derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah, onların geceleyin tasarladıklarını yazmaktadır. Onların gizli gizli ne yaptıklarını biliyor ve yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah’a güven, vekil olarak Allah yeter. Onlar hâlâ Kur’an-ı Kerim’i gereği gibi düşünüp anlamaya çalışmazlar mı? Eğer o Allah’tan başkası tarafından indirilmiş olsaydı mutlaka onda birçok çelişkiler bulurlardı.

İşte Kur’an-ı Kerim’in tamamen ilâhî bir hayat reçetesi olduğunu bil. Hiç mi hiç unutma! Çünkü bütün doğruları ortaya koyuyor yanlışların tümünden insanlığı kurtaran ve ilâhî bir reçetedir. Bütün insanlık onunla hayat bulur yeter ki Kur’an-ı Kerim’in içerisindeki yüce emirleri anlasın, kavrasın ve onu uygulasın. Onu keşif eylesin bak o zaman şu dünyanın tadına.

Yüce Rab diyor ki;

وَإِذَا جَاءهُمْ أَمْرٌ مِّنَ الأَمْنِ أَوِ الْخَوْفِ أَذَاعُواْ بِهِ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَى أُوْلِي الأَمْرِ مِنْهُمْ لَعَلِمَهُ الَّذِينَ يَسْتَنبِطُونَهُ مِنْهُمْ وَلَوْلاَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُ لاَتَّبَعْتُمُ الشَّيْطَانَ إِلاَّ قَلِيلاً ﴿٨٣﴾

فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ تُكَلَّفُ إِلاَّ نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَسَى اللّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ الَّذِينَ كَفَرُواْ وَاللّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلاً ﴿٨٤﴾

Yüce Rab bak ne diyor; Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı pek azınız hâriç şeytana uyardınız.

Burada da çeşitli ilâhî siyaseti, insanların menfaatine olan siyaseti ve yerli yerince yapılacak hareketleri bildirmektedir. Her türlü hak ölçüler bu ilâhî kitâbın Şanlı Kur’an’ın içerisinde bulunmakta her konuda hayat vermektedir. Zarardan kurtarırken ayrı hayat veriyor. Gönüllerden şirki, nifâkı, küfrü çıkarıp, atıp yerine tevhîd nuru parlıyor oradan hayat veriyor. Zulmü dünyadan kaldırıyor adâleti hâkim kılıyor, oradan hayat veriyor. Bütün ruhların, kalplerin ölümsüz hayatı işte hayat veren yüce değerlerin tamamı nereden bakarsanız bakın Kur’an-ı Kerim hayat veriyor.

Dakika 11:00

(Ey Muhammed A.S.V) Allah yolunda savaş! Sen ancak kendi yaptığından sorumlusun. Mü’minleri de savaşa teşvik et. Umulur ki, Allah kâfirlerin gücünü kırar. Hiç şüphesiz ki Allah kuvvet ve kudretçe çok daha güçlü ve cezası daha çetindir.

Burada da bütün insanlığı yaratanının gücünü görmeye dâvet ediyor. Tâğûtların gücünü görenler Yüce Yaratıcının kudretini görmeyenler işte putlara, tâğûtlara takılıp kalanlar onlar. İlâhî gücü göremediler. Kur’an-ı Kerim’in bütün âyetlerinin penceresinden onun nuruyla baksalardı kâinatın ve âlemlerin eşsiz muktedir hükümdarını görürlerdi ve putlardan kurtulurlardı, tâğûtlardan kurtulurlardı. Zaten ilâhî nur, tevhîd nuru kalplere hâkim olmadan dünyaya barış gelmez. Kalpler bir defa o barışın tadını, lezzetini kalplerde hissedecek bütün dünyaya da o barışın, o sosyal adâletin, ilâhî merhametin kâinatı kuşattığını, kucakladığını görecektir. Kur’an-ı Kerim kendi Kur’an’a düşman olanları da kurtarmaya geldi. Kur’an’ı ne kadar inkâr eden varsa onları da kurtarmaya geldi. Ne diyor bütün inkârcılara, bütün müşriklere, bütün münâfıklara âsî bâğî, tâğî zâlimlere ne diyor bu kötülüklerden vazgeçin îmân nuruyla gönlünüzü parlatın. Tövbe edin, istiğfar edin, Allah’ın himâyesine girin. İslam Allah’ın himâyesidir. Çünkü İslam ilâhî nizâmdır, ilâhî kânûnlardır, ilâhî reçetedir, hayat veren yüce değerlerin tamamı oradadır. Gel ey insanoğlu! Hepimizi Allah yarattı, hepimiz Âdem’in çocuklarıyız. Gel Rabbine karşı koymaktan vazgeç. Kur’an’ın evrensel ruhu, Muhammed’in ruhu âlemi kucaklamakta âleme rahmet ve merhamet kanatlarını açmakta ve bütün insanlığı cennete çağırmaktadır. Küfür ehli küfür cehenneme çağırıyor. İşte mahvolan, mahveden ortama çağırıyor. Allah’ın mülkünde Allah inkâr edilerek bir insanın mutlu olması düşünülemez. Allah’ın mülkünde, Allah’ın nimetlerini yiyerek, Allah’ı inkâr ederek O’nun ortaya koyduğu kânûn ve kurallar olan İslam’ı reddederek bir insan Allah’ın azâbından ebedî kurtulamaz. Çünkü sen Allah’ın verdiği canı, ruhu taşıyorsun. Onunla yaşıyorsun, O’nun nimetlerini yiyorsun. O’nun mülkündesin. O’nu inkâr edemezsin. Kur’an-ı Kerim Allah’ın kitâbı, O’nun âyetlerine karşı çıkamazsın, çıktığın zaman hesabını vereceksin. Azrâil (AS.) gelecek senin canını alıp hak ettiğin yere götürecek. Mezar senin için ya cennet ya cehennem olacak.

Dakika 15:30

İnkâr edenlerin kesin mezarı berzahta da cehennemi bulacak. Kabrin hem suali hem kabir azâbları var. Bizden söylemesi biz insanlar tamamen bizden bizde onlardan olduğumuz için hepimiz bir olan Allah’ın kulları olduğumuz için biz insanlığın hayrına çalışmak zorundayız. “İnsanlığın efendisi insanlığa hayırlı hizmetlerde bulunandır” diyor. Kim? Hz. Muhammed diyor. Yüce Allah ne diyor? Kur’an-ı Kerim’i bütün dünyaya iyi anlatmak ise Cihâd-ı Kebir’dir diyor. Bunun için bunun aczimizle Allah’ın lütfu keremiyle bunun çırpıntısı içindeyiz. Hayat bulalım ve birlikte hayat veren dersleri tedris edelim, hayat bulalım, hayat reçetesini uygulayalım. Birlikte ebedî mutlu olalım. Bütün âlem Allah’ın sevgi ve rahmetinin içinde yaratılmıştır. Rahmet, Rahmet-i Rahmân tecellî etmiştir âlemlerde. O en çokta insanı sevmiş ve insan için yaratmış. Bütün varlığımızla biz Allah’ı seviyor o da bizi sevdiği için yaratmış. Şimdi bu bizi Seven, bizi Yaratanı biz inkâr edersek bir defa bizim zerre kadar şu tarafımda haklı denilecek azâbtan kurtulacak bir tarafımız kalıyor mu? Allah’u Teâlâ kânûnlarını açıklamış. İnkârın karşısı, karşılığı kesin ebedî cehennemdir diyor. Dünyada belâlar var mezarda kabir azâbları var öbür âlemde de tam bir azâb var tam bir cehennem var. O gün karşısında îmânın Allah’a itaatin karşılığında da cennet var niye kaybedelim bunu? Ebedî Allah’ın Rahmet-i Rahimi Cennet-i Âlâ ile tecellî etmektedir. Cennet Allah’ın Rahmet-i Rahiminin tecellîsidir. Yani îmân ve Amel-i Sâlih karşılığında veriyor onu vesile kılıyor. Yoksa kimse cennetten bir karış yer alamaz. Kimsenin buna gücü yetmez. Sonra kimsenin bir nefes alıp verecek kadar kimse kimseye hayat veremez. Allah bize hayat veriyor, yaşatıyor. Ebedî hayat bulsunlar mutlu olsunlar diye de İslam gibi yüce bir reçete yazmış bize buyurun kullarım kullanın, bunu uygulayın, bütün ruhların dermanı şifâsı, afiyeti, mutluluğu buradadır diyor. Hz. Muhammed’in eliyle de bunu uygulatmış dünyaya ve yerleştirmiş. Elimizde Kur’an, göğsümüzde îmân, 14 asırlık yaşanan İslam, yerleşmiş İslam, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat yoluyla bize kadar gelmiş kıyâmete kadar gidecektir. Ehl-i Bid’at ve dalâlet yollarına sapmadan İslam’ı doğru anlayarak yolumuza devam edelim hayat veren reçeteyi uygulayalım. İşte o Allah’ın yazdığı ve bize gönderdiği Kur’an-ı Kerim’dir, İslam’dır ve Hz. Muhammed’in uyguladığı ortaya koyduğu ilâhî kânûnlardır.

Dakika 19:55

 

مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا وَمَن يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُ كِفْلٌ مِّنْهَا وَكَانَ اللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ مُّقِيتًا ﴿٨٥﴾

وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا ﴿٨٦﴾

 

Ey sevgili dostlarım! İşte Şanlı Kur’an’ın hayat veren âyetleri ile dersimiz devam etmektedir. Diyor ki Yüce Rab;

Kendilerine diyor korku veya güven hususun da bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Hâlbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Bunlar kim? İşte İslam’ı iyi bilen Kur’an’ı müçtehit âlimlerimizdir. Müçtehit âlimler Kur’an-ı Kerim’den İstimbat yapanlar, hüküm çıkaranlardır ki buna kıyas deniyor. Kıyası fukahâ işte müçtehitlerin önemi, İslam’ı bilen âlimlerin önemi kıyâmete kadar önemi çok önemli olarak, önemine de önem katarak devam etmektedir. Bilenle yoluna git bilmeyenle zifiri karanlıkta yola gidersen, körlerle yola çıkarsan kuyulara düşersin. İslam’ı, Kur’an-ı Kerim’i doğru bilmeyenler, doğru anlatmayanlar, birisinin baskısı altında veyahut ta rant (getirim) kavgasıyla Kur’an-ı Kerim’i, İslam’ı doğru anlatmayan ve benim liderim şöyle diyor, önderim böyle diyor, şeyhim şöyle diyor, Ali böyle diyor, Osman böyle diyor diye din anlatırsan orta da din kalmaz. Allah ne diyorsa, peygamber ne diyorsa, müçtehit ne diyorsa kitap da sünnet de, icmâ, kıyas da, aslî kaynaklar da olanın ferî kaynaklarla beraber ne yapacaksın? Dinin aslına dayalı olarak din anlatılacaktır. Ağanın dini, babanın dini, atanın dini liderin dini, falanca üstadın dini din anlatılmaz. Din Allah’ındır, âyetler ortadır, peygamberin hadis-i şerifleri ortadadır. Bütün Müçtehitlerimizin Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat kanalından gelen bütün içtihâdlar da ortadadır. Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâatin, yani Peygamberimizin, Sahâbînin orayı takip eden Müslümanların gerçek ilim irfân ile din anlayışı ortadadır bu Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat yoludur. Bunun başka bir adı isim konması da doğru değildir başka bir isme gerek yoktur. Mezhep kelimesinin dahi tamamen peygamberin yolunu bile müçtehitler demektir, o müçtehitlerin yolu yani İslam’ı bilenlerin yolu demektir mezhep budur. Onun için bu ismi almışlardır yoksa hiçbir mezhep âlimi, hiçbir müçtehit kendi kafasına göre bir din anlayışı ortaya koymamış. Kur’an-ı Kerim’i, sünneti, icmâyı iyice öğrendikten sonra bildikten sonra kıyasa geçmişler. Ya kıyas etmişler bunlar büyük, büyük fâkihler, dünyanın en büyük filozofları hukûk âlimleri bunlar aynı zaman da, bunlar ayrı bil yol icâd eden kişiler değil İslam’ı bilen yüksek ulema, bunlar müçtehit.

Dakika 24:53

Müçtehidin adını bile bilmeyen, içtihâdı bilmeyen, Kur’an-ı Kerim’i bilmeyen, birinin yazdığını bile zor okuyan, sünneti bilmeyen sünneti de nasıl doğrumu mânâ vermiş sünnete ve o birçok bir konu da mevcut hadis-i şeriflerin tamamından nasıl bir hüküm çıkarılmış. Bunları bilmeden, araştırmadan kendi kafasına göre din anlatmaya kalkanlar, dini bilmeyen kişilerdir, işte o zaman kafalar karışır. Kimin kafası? Dini bilmeyenlerin kafası karışır. Bilenler ne yapar? Hiçbir zaman karışmaz, doğruyu söyler. Cenab-ı Hak burada istimbat ulemâsına bakın böyle bir hak ve selâhiyeti Allah kendi veriyor. Müçtehitlerin içtihâd etme hakkını Allah veriyor, istimbat ulemâsı müçtehitler ve o derece de olan da âmirler hükümdarlar da onlar da müçtehit iseler sözleri geçerlidir. Hükümdar olur ama âlim olmaz, o din adına hüküm veremez, hükümdar olması onun bir şey ifade etmez. Onun hükümdarlığı gerçek ve hakikati bilerek veyahut bilenlerle hareket ederek ancak o şekil görev yapabilir. Yoksa ben hükümdarım diye kendi kafasına göre kimse din adına konuşamaz. Bu iş bilenin hakkıdır, iş dâima ehlinin hakkıdır. Cenab-ı Hak ne diyor; “Emâneti ehline veriniz”. (أَن تُؤدُّواْ الأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا) ve aranızdan hüküm ettiğiniz zaman da adâletle hükmediniz. İslam’ın hukûkunu, kânûn ve kurallarını, ilâhî adâleti yerli yerince bilmeyen bir kişinin kendi kafasına göre hüküm vermesi düşünülemez, kabul edilemez. Onun için İslam A’dan, Z’ye adâlettir. Yerler, gökler ilâhî mîzan ile ilâhî terazi ile o ilâhî kânûnlarla yerli yerince bütün âlemler yaratılmış o ölçüye göre, o teraziye göre âlemler varlığını sürdürmekte o terazi o kânûnlar mîzan kânûnları işte ona kader denilen şey her şeyin ölçüyle yaratılmasının adıdır kader. Her şeyde Cenab-ı Hak bir ölçü bir miktar koymuş işte o miktar o ölçü kaderdir. İnsanoğlunu ise özgür bırakmış, onu mükemmel insan olarak yaratmış ama insanı hem önüne ilâhî kânûnları koymuş, her doğruyu önüne koymuş, yanlışı da haber vermiş, sonucu da haber vermiş, özgür olarak hür bırakmış, insanoğlunu dünyada imtihana tâbî tutmuş.

Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kimde kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Yüce Allah diyor bunları sakın kötülüğe vesile olma, sakın kötülüğün önderi olma! Allah her şeyi gözetip karşılığını verir. Siz bir selâm ile selâmlandığınız zaman, sizde ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.

Dakika 29:58

Her şeyin hesabını yapmasaydı bu âlem bu kadar güzel ve muntazam yaratılır böyle güzel dizayn edilir miydi? Ne kadar güzel yaratılmış, şu insanoğlunun bir yaratılışına bak insanı ne kadar güzel yaratmış kadınıyla, erkeğiyle.

“Zulmün topu var, dehşeti var, savleti varsa hakkında bükülmez kolu var, kuvveti var.”

Çünkü Allah’ın öyle bir kudreti var ki sınırsız kudrete sahip. Kudretine kimse mi kimse sınır koyamaz, irâdesine de kimse engel olamaz.

Bunun için kıymetli ve muhterem izleyenlerimiz, Cenab-ı Hak bütün doğruları söylemektedir. Allah çünkü doğruyu söyler, Kur’an-ı Kerim Allah’ın sözleridir kânûnlarıdır, İslam ilâhî kânûnlardır, Hz. Muhammed (A.S.V) onları uygulayan yeryüzüne yerleştirendir. Kıyâmete kadar da herkesten bunlar istenmektedir. Yeryüzüne yerleşen İslam’ı, biline İslam’ı, bozulmayacak Kur’an’ı artık bütün insanlık eğer hayatı da uygularsa gerçek hayat tarzını bulacak ve ebediyyû’l-ebed mutlu hayata kavuşmuş olacak, ölümsüz hayatı yakalayacak. Çünkü İslam Allah’ın himâyesidir, bütün ebedî nimetleriyle seni donatıyor himâyesine alıyor. Bu İslam bunun garantisidir çünkü ilâhî kânûnlardır. Bunun karşısında ikinci bir alternatif yoktur olamaz.

Yine Cenab-ı Hak buyuruyor ki;

استعيذ بالله

اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ لَيَجْمَعَنَّكُمْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ لاَ رَيْبَ فِيهِ وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللّهِ حَدِيثًا ﴿٨٧﴾

Kendinden başka ilâh olmayan Allah (C.C), sizi kıyâmet gününde mutlaka sizi bir araya toplayacaktır. Bunu unutma! Kıyâmet günü hepinizi toplayacaktır Mahkeme-i Kübrâ da hesaba çekecektir. Kur’an-ı Kerim’in bütün emir ve hükümlerinden hesaba çekilecektir. Orada anayasa Kur’an-ı Kerim’dir. Allah’ın dünyada da anayasasıdır, Mahşerde de Rûz-i Cezâ’da da Allah’u Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim anayasasıdır. İster kabul et ister etme! Senin etmemen senin beynini karartır, kalbinden îmân ışığını söndürür, ebedî cehennemin zifiri karanlıklarında seni bırakır bizden söylemesi, kimseye zararın değil sana ve kandırdıklarına olur. Bunda asla şüphe yoktur. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir? Ne diyor;     (وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللّهِ حَدِيثًا ) Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir. İkinci ilâh yok ki ben falanca ilâh daha doğru söylüyor desen Allah zâtında bir, sıfatlarında bir, efâlinde bir, her şeyinde bir olduğu da açık zaten Allah Vahid’ül Ehad-ü Samet’tir hem de Ferdüs Samet’tir unutma! Cenab-ı Mevlâ bütün gerçekleri yudum, yudum kalbiyle, aklıyla, ruhuyla hakkın nurunu bütün feyizleri yudumlayan kullarından eylesin, bâtıldan uzak eylesin (Amin)

Dakika 35:10

Şimdi sizlere bu âyetlerin ışığı altında keşif notları vereceğiz, ipuçları vermiş olacağız İnşâ’Allah daha iyi anlaşılması açısından.

Şimdi savaş ve işgal ne zaman ortaya çıkar? Halkı zulümden kurtarmak İslam’da hep maslahat vardır, faydalıyı celp zararı def vardır. İslam’ın savaşı da, işgali de budur. Kimseye zarar vermek değil, herkesi zarardan kurtarmaktır. Toplumu, halkları zulümden kurtarıp onlara Allah’ın âdil hükümlerini uygulamak ve rahmetin tecellîsi için meşrû olmaktadır diyor. Allah’ın âdil hükümlerini uygulamak ve rahmetin tecellîsi için işte savaş gerektiği zaman meşrûdur ve yapılmalıdır. Niçin? Zulümden kurtarmak küfür zulümdür, şirk zulümdür, nifâk zulümdür, insanlık âlemini sömürmek zulümdür, Yeryüzünde ki hak ve özgürlükleri gasp etmek zulümdür, Allah’ın nimetlerini eşit ve âdil şekilde taksim etmemek insanlığın hakkını sömürmek zulümdür. İslam adâletini sağlayıncaya kadar insanlık tam adâlete, sosyal adâlete, sosyal eşitliğe kavuşuncaya kadar İslam’da meşrû olanlar birisi de işte nedir? Savaştır gerekirse zâlimler işgal edilir insanlık kurtarılır. Zorbalar lânetle anılır İslam zorbalara karşıdır dayatmacılara bugün öyle sistemler var ki, adam inancının gereğini İslam gibi yüce değerlerini yaşamasına engel oluyor. Kim? Zorbalar, bu zorbaların hakkından İslam gelir, insanlığı bu zorbalardan kurtarır zorbayı zorbadan da kurtarır ayrıca mafyayı mafyadan kurtarır, terörü terörden kurtarır. Ne yapar? Hastayı hastalıktan kurtardığı gibi, mikropluyu mikropludan kurtardığı gibi İslam kurtarıcıdır. Neden?  İlâhî’dir. Allah haksızlık yapmaz. Yalnız benim bütün dünyaya başta Müslümanlara şu İslam, Kur’an-ı Kerim’i iyi anlayın, şu safsatacılardan kurtulun, İslam’ı kendi kaynağından öğrenin, bilenle hareket edin benim arzum bu. Kimsenin tarafını tutarak, bir tarafa taraf tutarak, İslam’ın tarafını tuttuğunu bilmeyerek, Hakk’ın tarafını tutuyor mu, tutmuyor mu bilmiyor. Birinin tarafını tutarak İslam olmaz. İslam Hakk’ın tarafıdır. Kur’an’ın tarafını, Allah’ın tarafını, peygamberin tarafını, hak ve hakîkatin tarafını tutmadan İslam olmaz. Sen birinin tarafını tutuyorsun, doğru mu, yanlış mı araştırmıyorsun. Niye? Kaynakları bilmiyorsun kaynakları bilenlerle hareket et. Bilenlere bilerek îmân ve amel ederek hareket edenlere bir sözümüz yok ki. Biz, bizim sözümüz hastaları hastalıktan kurtarmak, zorbaları zorbalıktan kurtarıp insanlara dayatmasına engel olmak. Bunlar yani siz zannediyor musunuz dünya da sadece dünya da muslin, sterin, hitler mi vardı dünya da?

Dakika 40:17

Eğer kutsal yüce inancını insan istediği gibi yaşamasına bir dayatmacı engel oluyorsa o dayatmacıların başka bir hitlerdir onlar, başka bir muslindir, başka bir nörondur onlar bunların sadece dozları değişiktir aynı adamlar bunlar. Bunların boyası değişik olabilir, kilosu gramı değişik olabilir. Ama adamların yaptığına bakın! Sosyal adâletin olmadığı yer de, sömürünün ve dayatmanın olduğu yer de siz hangi düzenden bahsediyorsunuz? Hocayı camiye koymuşsun Kur’an-ı Kerim’i anlatıyor mu, anlatmıyor mu? Hiç umurunda değil çünkü anlatmasa hoşuna daha iyi gidiyor. Cemaat dinini bilmezse o zaman ne oluyor? Bilmeyenleri koyun sürüsü gibi gütmeye alışmışsın, kesmeye alışmışsın yemeye alışmışsın, satmaya alışmışsın, çiftlikte üretir gibi hem kullanıyorsun, hem çalıştırıyorsun. Bu başka bir köleliktir, toplumu bilinçlendir. Neyle? Ruhun asıl gıdasıyla bilinçlendir. Ruhların muhtaç olduğu ilmi, irfânı ver. Kur’an-ı Kerim Yaratandan yaratılmış ruhlara geldi. Kur’an-ı Kerim kalplerin, ruhların kitâbı, Yaratan onu kalplere reçete olarak yazdı, ruhlara yazdı, beyinlere hafızalara gönderdi.  Kur’an ’sız ruh, Kur’an ‘sız kalp o zaman sen Yaratanı kabul ettiğin zaman Yaratanın yarattığı ruha hangi reçeteyi de yazdığını da kabul etmen lâzım. Onu uygulayanda yeryüzünün en mütekâmil, en kâmil varlığı insanı ki o da Hz. Muhammed’dir. (S.A.V).  İşte âlemlere rahmet olarak gönderilmiş (وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ) sen en büyük ahlâk, en yüce ahlâk üzere sin diye de Allah’ın övdüğü kişi Allah gönderdi. Onun elçisi Hz. Muhammed’i gönderen eşsiz, muktedir hükümdar Allah’u Teâlâ. Elçiyi kabul etmemek hükümdarı ret etmek değil midir? Her devletin elçisi gider bir yere o elçiyi ret eden o devleti ret etmiştir. Muhammed’i ret eden Allah’ı ret edendir, Kur’an-ı ret eden Allah’ı ret edendir. Tamam, bugün belki sana bir mehil müddet verdi Cenab-ı Hak sana özgürlük verdi özgürlüğünü sen ret de kullanıyorsan, küfre şirke kullanıyorsan yarın o özgürlüğün bir sonu var. Ecel saati Azrâil’in elinde listen var bu listenin ecel saati, saniyesi gelince gırtlağına basıp alıp götürecek Allah’a hadi gitmem de! Çağır ordularını, generalleri çağır, doktorları çağır, hükümdarları çağır. İlâhiyatçıları çağır sahte yağcı İlâhiyatçılar da var onları çağır istisnalar hariç, kimin varsa çağır, bombalarını yanına al, atomlarını al, Azrâil’e bomba at kurtarabilecek misin kendini? Hiç biri para etmez Seni Azrâil’in orduları (AS.) alıp götürecek, Allah’a seni teslim edip, Allah’a hesap vereceksin. Zebânilerin arsındasın ister inan, ister inanma! Ben seni sevdiğim için anlatıyorum. İnanlar zaten inanmış onlar inançta, kıvanç da, tasa da biriz onlarla, onlar bizi kabul etmiş biz onları biz bütün insanlık bizim insânî olarak kardeşimiz.

Dakika 45:12

Bütün insanlık, insanlık açısından kardeşimiz olduğu için biz onları da sevdiğimiz için anlatıyoruz. Allah’ın kulları, Âdem’in çocukları Kur’an-ı Kerim onlara da geldi bize de geldi hepimizin kitabı, Allah onların da İlâhı bizimde, ama onların yanlışa gitmesini, zarar etmesini biz istemiyoruz. Ama o ısrar ederse yanlışında ona da yapacak bir şeyimiz yok. Çünkü biz tebliğ ederiz ama hidâyet edemeyiz. Hidâyeti peygamberler de yapamıyor, hidâyet Allah’tan. Bunun için herkes birbirine faydalı olmaya çalışmalıdır. Zorbalar lanetle anılır ve yok olurlar dünyadan ve cehenneme silinirler. Silinir, süpürülür atılır cehenneme onlar çünkü zorbalar hep bulundukları yeri kirletirler. Bunlar mikrop üretenlerdir, mikropturlar. Bunlar ne dünya da, ne mezar da, ne mahşer de el ekilmez, bunların gideceği vardır. Bunlar her bulundukları yeri kirletirler, çevresine zarar verirler. İslam öyle bir İslam da yenilmez kuvvet vardır ki her zorbanın hakkından gelir, her dayatmacının hakkından gelir. İslam dünyayı da, ukbayı da kuşatan değerler manzumesidir çünkü İlâhî’dir. Mahşerin kânûnları var İslam da, mezarın kânûnları var, ezelî ve ebedî kânûnlar var. Kur’an-ı Kerim’de, İslam’da olmayan yok ki ama sen bilmiyorsun da bilmediğin içinde de İslam’da da bir şey yok diyorsun o senin beyninde yok. İslam da olmayan bir şey yok insanoğluna ne lâzımsa hepsi var, hem de ebedî lâzım olanlar var. Cenab-ı Hak Enbiyâ Sûresi’nin 105’inci âyetinde de: “Yeryüzüne Sâlihler vâris olurlar.” Bir ara zâlimler eğer o meydanı ellerine almışlarsa erinde, geçinde yeryüzünün vârisi Sâlihlerdir, Allah’ın iyi kullarıdır. Sâlih kullar hep sulhtan, barıştan, adâletten, iyilikten, Allah’a itaatten, Allah’ın adâletini uygulayan kişilerdir Sâlihler. Sâlih kelimesi sulhtan geliyor biliyorsunuz, ıslahtan geliyor. Buradan baktığımız zaman yeryüzünün vârisleri Sâlihlerdir. Kâtiller değil, münkirler, kâfirler değil, müşrikler değil, insanlığa kan kusturan değil, eli kanlı katiller değil. Ya? Dünyanın da vârisi Sâlihlerdir diyor Cenab-ı Hak. “Yeryüzüne onlar vâris olurlar” diyor. Aç Kur’an-ı Kerim’e bak işte Enbiyâ Sûresi 105’inci âyete bakıver Cenab-ı Hak ne diyor, yine Kasas Sûresi’ne bak 83’üncü âyete. Akıbet muttakilerindir yani elinde geçinde kurtuluş muttakilerindir, necat onlarındır, mutluluk onlarındır, bütün kazanç onlarındır. Ölümsüz mutlu hayat onlarındır. Kimin? Müttekilerin. Müttekiler kim? Allah’a itaat edenler, Allah’ın emrinde olanlar, İslam şeriatını milim milim uygulayanlar, iç dünyalarında takvâyı yaşarlar, dış dünyalarında da takvâyı yaşarlar, şeriata uyarlar, ilâhî ölçülere uyarlar.

Dakika 50:09

 

 

(Visited 68 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}