Tefsir 147-01

147- Tefsir Ders 147 hayat veren nurun keşif notları

147- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 147

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Nisâ Sûresi 105înci Âyet-i Kerime’den 113’üncü Âyet-i Kerime’ler)

 

Gönülleri nurlandıran ebedî mutlu hayata hazırlayan Yüce Allah’ın kullarına rahmet, mağfiret, necat ve kurtuluş reçetesi olarak yazdığı hayatın bütün kânûnlarını içine koyduğu yüce Kur’an’ın hayat veren dersleriyle derslerimiz devam ediyor. Cenab-ı Hak hepimize gerçek hayatı yaşamayı, mutlu olmayı nasîb-i müyesser eylesin. Lütfundan, kereminden, fazlından diliyoruz.

استعيذ بالله

إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللّهُ وَلاَ تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا ﴿١٠٥﴾

وَاسْتَغْفِرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿١٠٦﴾

Estağfirullah bi-adedi zünübina hattâ tufer Allâhu Ekber hattâ tufer”

وَلاَ تُجَادِلْ عَنِ الَّذِينَ يَخْتَانُونَ أَنفُسَهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ مَن كَانَ خَوَّانًا أَثِيمًا ﴿١٠٧﴾

يَسْتَخْفُونَ مِنَ النَّاسِ وَلاَ يَسْتَخْفُونَ مِنَ اللّهِ وَهُوَ مَعَهُمْ إِذْ يُبَيِّتُونَ مَا لاَ يَرْضَى مِنَ الْقَوْلِ وَكَانَ اللّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطًا ﴿١٠٨﴾

Yüce Rabbin yüce âyetleriyle size öz anlamlarını vererek sizlere keşif notlarıyla da dersimiz devam etmektedir.

Yüce Rabbimiz buyuruyor ki; Biz sana Kitâbı Kur’an-ı Kerim’i hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği şekilde hüküm veresin. Sakın hâinlerin savunucusu olma diyor!

Kıymetli efendi!

Biz sana diyor Şanlı Habîbi Muhammed Mustafa’ya âlemlerin rahmet Peygamberine diyor. biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik, Kur’an-ı Kerim’i de hak olarak indirdik, sana indirdik ey Muhammed diyor (A.S.V)! İnsanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği gibi bak dikkat et! Allah’ın sana gösterdiği gibi ne yapacaksın? Hüküm vereceksin diyor, sakın hâinlerin savunucusu olma diyor! Allah’tan bağışlanmanı dile. Şüphesiz Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. Rahmetine, merhametine, lütuf keremlerine nihâyet yoktur. Kendilerine hâinlik edenleri savunma! Muhakkak Allah hâin günahkârları sevmez. Habîbi Muhammedin şahsında bize duyuruyor yani insanlara bu Kur’an-ı Kerim’i ve içindeki yüce değeri duyur diyor mesaj tamamen bizlere, tüm insanlık âlemine ve cinler âleminedir.

Dakika 4:58

Bunlar insanlardan hâinliklerini gizlerler de, Allah’tan gizlemezler. İnsanlardan korkarlar, Allah’tan korkmazlar. Oysa O, geceleyin istemediği şeyi kurarlarken, plan kurarlarken onların yanı başlarındadır. Yani Cenab-ı Hak diyor ki; Ey hainler!  Nerede ne plan kuruyorsanız ben sizi orada kuşattım zaten yanınızdayım diyor. Size sizden yakınım, dilediğime azâbımla kuşatıyorum içten patlatır, dıştan patlatırım, dilediğimi rahmetimle kuşatırım, içten mutlu ederim, dıştan mutlu ederim. Dilediğimi yaparım ama hâinin kazancını karşılığı neyse o cezâyı veririm. Mazlumun karşılığını veririm, zâlimin zulmünün karşılığını veririm, îmân ve Amel-i Sâlih’in güzel amellerin karşılığını da güzel veririm diyor Cenab-ı Hak. Cenab-ı Mevlâ, Allah onların yaptıklarını ilmiyle kuşatmıştır, her şeyiyle kuşatmıştır. Yeter ki O dilesin sürekli duyuyor, sürekli dinliyor bizi duyuyor, sürekli içimize bakıyor. Kendisi görmeyenler, kendisi gâfil olanlar, câhil olanlar Allah’ın gördüğünü düşünmezler. Azrâil’in enselerinde bulunduğun da düşünemezler. Azrâil ensende duruyor, ecel saatini bekliyor alacak canını îmânlıysan ne güzel, îmânın İslam’ın yoksa isyânın küfrünle alıp götürecek seni Cenab-ı Hakk’ın huzuruna aklına başına al!

Cenab-ı Hak kullarına en güzel eşi bulunmayan öğütleri veriyor ve diyor ki;

هَاأَنتُمْ هَؤُلاء جَادَلْتُمْ عَنْهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا فَمَن يُجَادِلُ اللّهَ عَنْهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَم مَّن يَكُونُ عَلَيْهِمْ وَكِيلاً ﴿١٠٩﴾

وَمَن يَعْمَلْ سُوءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّهَ يَجِدِ اللّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا ﴿١١٠﴾

Bir yanda bütün tehlikeli her şeyi haber verirken bir yandan müjdeler vermektedir.

Haydi, siz dünya hayatında onları savunu verdiniz diyelim. Hâinleri savunanlara diyor, zâlimleri savunanlara diyor. Peki, kıyâmet gününde, Allah’ın huzurunda onları kim savunacaktır? Yahut onlara kim vekil olacaktır? Dünya da yalancı şahit bulabilirsin ve bol parayla avukatlar, vekiller tutabilirsin ama adâleti tam olan hâkimler hâkimi, hükümdarlar hükümdarı olan Allah’ın huzuruna geldiğin zaman o yüce mahkeme de, Mahkeme-i Kübrâ da, Rûzi Cezâ da. Peki, bütün avukatları, hâkimleri, hükümdarları, bütün generalleri, zenginini, fakirini, İlahiyatçısını ve ötekisini berikisini Allah huzuruna alıp da orada mahkemeye çektiği zaman, rüşvetlerin yalanın para etmediği zaman, ilâhî adâlet tam tecellî ettiği zaman orada kim kimi savunacaktır?

Dakika 9:58

Bütün orduları Allah’ın orduları kuşatmış zincire vurulmuş herkes Allah’ın sevgili itaatkâr kulları da ne yapmışlar? Arşın altında, Miski Amber tepesinde yakut zümrüt kürsülerindeler. Her iyiliğin karşılığı iyiliktir, her kötülüğün karşılığı da gerektiren kötülüktür. Allah’ın lütfu uçsuz, bucaksızdır. Bir sevap işlersen bunu 10 kat 700 kat daha fazla artırıyor. Bir günaha işlersen bir günahı iki günah yazmıyor. Bu O’nun lütfu kereminin, fazlının, rahmetinin, merhametinin önde gittiğini ve âlemleri kuşattığını gösteriyor. Bunun için îmânınla, amelinle Allah’ın huzuruna gideceksin. Cenab-ı Hak kim bir kötülük işler veyahut nefsine zulüm eder sonra da Allah’tan bağışlanmasını dilerse, Allah’ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.

İşte Cenab-ı Hak bunları bizlere açıkça buyuruyor. Ne diyor?

وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلَى نَفْسِهِ وَكَانَ اللّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا ﴿١١١﴾

Kim bir kötülük işlerse, kendi nefsine kötülük etmiş olur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir. Bunu da hiç mi hiç unutma!

Yine yüce Rab buyuruyor ki;

وَلَوْلاَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكَ وَرَحْمَتُهُ لَهَمَّت طَّآئِفَةٌ مُّنْهُمْ أَن يُضِلُّوكَ وَمَا يُضِلُّونَ إِلاُّ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَضُرُّونَكَ مِن شَيْءٍ وَأَنزَلَ اللّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكَ عَظِيمًا ﴿١١٣﴾

Yüce Rab âlemlerin eşsiz Rabbisi muktedir hükümdarı Yüce Allah ne buyuruyor?

Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Peygamberimizi bile o haklı davasından vazgeçilmek için ne kadar uğraşıldı. Önünde tüm dünyanın emperyalistleri vardı, bütün dünyanın tâğutî güçleri vardı. Bütün şer güçler onun karşısında idi. Ne yapıyorlardı? Peygamberi de davasından caydırmaya çalışıyorlardı. Cenab-ı Hak ne diyor? Hâlbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar. Benim Habîbim Muhammed’i bu dünya gibi nice dünyalar bütün şer güçler bir araya gelse saptıramazlar diyor. Sana hiçbir zarar veremezler ey Şanlı Peygamber diyor (S.A.V)! O Peygamberi bize âlemlere gönderen Allah’a bitmez tükenmez hamdü senâlar olsun. Bu şanlı Kur’an’ı, nurlu İslam’ı bütün âlemlere rahmetiyle tecellî ettiren Allah’a uçsuz, bucaksız hamdü senâlar olsun. Öyle diyor sana hiçbir zarar veremezler diyor Cenab-ı Hak veremediler. O yetim doğdu, yetim büyüdü ve kendi akrabalarının bile pek çoğu ona karşı çıktı. Tâğût ve put devletinin bütün orduları güçleri ona zulüm etmek istedi, inananlara zulmetmek istediler, daha güneş doğarken batırmak istediler.

Dakika 15:12

Daha dava doğarken öldürmek istediler. Ama küfrün canı cehennemedir, ilk tâğutun başını çeken önde gelen firavun sınıfı bunları ne Allah canlarını cehenneme gönderdi. Bedir de harikalar, mucizeler üstüne mucizeler zuhur etti. Allah’a kimsenin gücü yetmez. Ey baba yiğit! Sende ki güç tamamen Allah’a aittir. Geri alırsa sende bir şey kalmaz, bir nefes soluyorsun ikinci nefesi Allah sana vermezse orada canın çıkar gidersin. Îmânla solu nefeslerini, her nefesinde Allah’a şükret, Allah’a îmân et, Kur’an-ı Kerim’e îmân et. Kur’an-ı Kerim Allah’ın kitâbıdır bunda şek ve şüphe yoktur. Aklını başına al! Sen benden ben sendenim onun için söylüyorum bunu biz biziz, Allah’ın kullarıyız, biz Muhammed’in Ümmetiyiz, biz Âdem’in, Havvâ’nın çocuklarıyız, biz biziz. Onun için söylüyorum, İslam âlemi kucaklayan bir din onun için söylüyorum. Kur’an-ı Kerim evrensel bütün ruhları, kapsamında tutan bütün vicdanları ve içinde toplayan bir Kitâbı Mübin Azimüşşan olduğu için, Kitâbı Azimüşşan olduğu için bunu söylüyorum, hem de çok sevdiğim için söylüyorum. Çünkü Yüce Rabbin kullarıyız sevileceği mutlaka seveceğiz, yerileceği yereceğiz, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyeceğiz, Hakk’a hak bâtıla bâtıl diyeceğiz. Yağcılık yapmayacağız yağcılıkta ihânet vardır, gerçeklerin üstünü örtmek vardır, bâtılı yanlışı öne çıkartmak vardır. Bu vicdanlara sığar mı? Sana ben yağcılık yapsam ve ya ötekine şuna ağa desem, şuna paşa desem, şuna şöyle desem, bunlara yağ yaksam gerçek nerede kalacak? Yapmayalım doğrular bizim tükenmez hazinelerimizdir cehâlet hepimizin düşmanıdır. Hepimiz cehâletin karşısında olalım, ilim irfân yarışında olalım. İşte îmânların, ilimlerin, irfânların kaynağı akılların vicdanların ilham aldığı membaı Kuran-ı Kerim’dir, İslam’ın bizzat kendisidir. Kur’an-ı Kerim kitâbî âyetlerdir. Allah’ın âyetleri, kâinat ‘’Kevnî Âyetlerdir’’ onlar da Allah’ın âyetleri biz Allah’ın mülkündeyiz en şerefli yarattığı kul insanoğludur. En şereflidir yer, gök insan içindir. Cennet insan içindir. Keşke insanoğlu küfre gitmeseydi, şirke gitmeseydi, Allah’a isyân etmeseydi de cehennem yaratılmasaydı. Ama insanoğlu Rabbi ’sini dinlemiyor. Îmânın yerine ne yapmış? Küfrü koymuş, Tevhîdin yerine şirki koymuş, ilmin irfânın yerine cehaleti koymuş, itaati edeceği yerde Allah’a isyânı koymuş. Bunun için de adâletin gereği cehennemde hazır ol vaziyette duruyor (أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ) diyor. (فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ) o diyor yakıtları insanlar ve taşlar olan o diyor cehennemden çekinin, korunun, Allah’tan korkun!

Dakika 20:02

Ve o inkârcılar için hazır ol vaziyette şuan da pusuda durmaktadır diyor. Cehennem adâletin gereği bir cezâ evidir. Her suça uygun cezâdır Allah’ın adâleti tamdır. Allah zulümden münezzehtir hiç kimseye hak etmediği cezâyı vermez, pek çoğunu affeder gerekenden de cezâlandırır. Bu O’nun bir yandan rahmetinin, merhametinin bütün âlemi kuşatması bir yandan da adâletinin tecellî etmesidir. Îmânla küfür, iyilikle kötülük bir olur mu? Cehâletle ilim irfân bir olur mu? Mazlumla zâlim bir olur mu? Birisi zulüm ediliyor mazlum zulmün altında inim, inim inliyor biri ona zulmediyor bir olur mu? Burada adâlet tecellî etmesin mi? Kimsenin yanına kalmayacaktır. İster ağa ol ister paşa, istersen omuzların dünyanın bütün mareşallerinin tamamının rütbesinin üstünde rütbe al istersen, ne olursan ol îmânla Allah’ın huzuruna itaatle, Amel-i Sâlih’le, Allah’a itaatle Allah’ın huzuruna gitmedikçe buna kalbi selim diyor Cenab-ı Hak. (يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ ﴿٨٨﴾)  (إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ﴿٨٩﴾) önünüzde bir gün var diyor ne mal, ne evlat, ne mevki, ne makam, ne rütbe, ne zenginlik, ne fakirlik hiçbir şey para etmez orada diyor. Ya (إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ ﴿٨٩﴾) Allah’a itaat eden kalbi selim ile işte o menfaat görecek diyor. Kalbi selim îmân dolu kalptir.

Dakika 22:36

 

(Visited 94 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}