Tefsir 148-01

148- Tefsir Ders 148 hayat veren nurun keşif notları

148- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 148

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Nisâ Sûresi 114’üncü Âyet-i Kerime’den 119.’uncu Âyet-i Kerime’ler)

 

Kıymetli dostlarımız,

Şunu da herkes bilsin ki bir taşeron olarak birisinin borusunu öttürenlerden değiliz. Bir grubun emrine girip de bir borazan boru öttürenlerden değiliz. Hakk’ın emrinde olmanız gerekiyor, hakîkati söylememiz gerekiyor. Sonra bir sınıfa da hitap edenlerden de değiliz. Bizim tamamen muhatabımız insanlığın tümüdür, insanlığın tümüne doğruyu ve hakkı gerçeği tebliğ edebilmektir. Çünkü yerler gökler başta insanoğlu potansiyel olarak nedir? Bizim muhatabımızdır onlar bizden biz onlardanız. Biz Allah’ın kullarıyız, şerefli kullarıyız. Bu şerefimizi îmân, İslam, Kur’an’la artırarak Âlâyı Illiyyine çağırıyor Cenab-ı Hak buraya gel diyor eğer İslam ile yükselmezsen diyor aşağı gidersin. Aşağı gidersen tenzili rütbe var insanlıktan aşağı düşüyorsun, diğer yaratıklardan da aşağı düşersin. Çünkü îmân olmadığı zaman, Amel-i Sâlih olmadığı zaman, Kur’an’ı, Allah’ı tanımadığın Peygamberi tanımadığın zaman, Allah’ın kânûnlarını tanımadığın zaman burada tenzili rütbe vardır. Adı derekedir, cehennem derece, derece, derece aşağı gidiyor. Cennet de derce, derece yukarı gidiyor. İşte Cenab-ı Hak yukarı çağırıyor İslam yükseliştir. Senin çağların İslam’ın yanında sol da sıfırdır, senin göklerinde sol da sıfırdır. İslam Allah’ın nizâmıdır, İslam Yüce Allah’u Teâlâ’nın ezelî, ebedî kânûnlarıdır ebedî yükseliştir. Sen ne çağından bahsediyorsun? Çağ dediğin zamanı Allah yaratmış, mekânları Allah yaratmış, bunlar mahlûk. Îmân ve İslam ise ezelî ve ebedî değerler mahlûk yok olur gider. Ama Senin kitâbını ebedî kimse yok edemez. Îmânını ebedî kimsenin yok etme şansı yok ebedî. Îmân nedir biliyor musun sen? Allah’ı tanımak O’nunla beraber olmaktır. Bunu kim yok edebilir? O’nun emrinde ebedî beraber olmak, kulum kul kulluğumla şerefim o kadar yüksek ki yeter ki beni kulluğuma kabul etsin O, yeter ki şuraya hak O’nun kabul ettiği îmân buraya yerleşsin. Bundan büyük şeref olur mu? Ben bir damla sudan yaratılmadık mı? Bizi Cenab-ı Hak büyütüp, geliştirip büyütmedi mi? Delikanlı olduk, yaşlandık yarın eskiyeceğiz eskimeyen âleme bizi almak için söz vermiş, cennet de eskimek yok, ölmek yok, ihtiyarlık yok, hastalık yok, üzüntü keder yok. Mutluluk adına tariflere sığmayan, hayallere sığmayan bütün mutluluklar ve güzellikler cennette hazırlanmış, ölümsüzlüğü hazırlamış Cenab-ı Hak kullarına kul fânîdir. Bak fânîye kendisi bekâ sıfatı ne yapıyor? Bekâ mı bekâ sıfatı varmış gibi onu ebedî yaşatıyor. Hâlbuki kul kuldur fânîdir, ama devamlı yaşatıyor. Öyle bir âlem hazırlamış ki kuluna, kullarını ölümsüz ihtiyarlığı yok dünya sadece bir imtihan âlemidir. İyi çalış dünya da çok çalış, imtihanı iyi başar, dünyanın en çalışkan adamı sen ol. En bilgili, en îmânlı îmânda yarış, ilim irfân da yarış ama bu Allah’ın rızâsını kazanmak Allah’u Teâlâ’ya gitme yarışı olmalıdır.

Dakika 5:05

Allah’ı inkâr yarışı değil. Yazık oluyor kimisi gidiyor onun eline kapanıyor, kimisi ötekine gidiyor, kimisi ağlıyor, kimisi sızlıyor, kimisi nâra atıyor. Bunların hiçbirisi ölçü değildir, geçerli de değildir. Ağlarken Allah’a ağla başkasına ağlama başkasına yardım etmeye git gücün nispetinde cesur ve kahraman ol bir tek Allah’a ağla! O da ıssız köşelerde ağla, sakın milletin içinde ağlama, düşmanın karşısında hiç ağlama sakın bunu da bil! Îmân küfrün karşısında ağlamaz. Cephe de sen düşmanınla savaşıyorsun, ağlayarak mı savaşacaksın? Îmân küfre karşıdır, cehâlet ilme irfâna karşıdır. Bütün gericilik yobazlıklar küfrün ve cehâletin içinde bulunmaktadır. Bütün zulüm, yobazlık orada bulunmaktadır. Hangi kisveti giyersen giy, hangi kılıkta olursan ol. İçine için de ne var? İçinde îmân, İslam varsa, ilim irfân varsa, aydın ve münevver Allah’u Teâlâ’nın rızâsına uygun parlayan beynin de bir aydınlık varsa ki bu şirkin karanlığı değil îmânın aydınlığı varsa. Adam şirk koşuyor, puta tapıyor dünyanın en aydın kendini görüyor. Bu neye benziyor? Câhillerin bir araya gelip en câhili kahraman ilân etmesine benziyor. Bu buna benzer çakallar bir araya gelince en cesur çakal hangisiyse onu başına ne yapar? Reis tayin ederler, önderimiz bu derler, liderimiz bu derler. Îmânsız ve İslam ’sız, ilim ’siz, irfân ’sız, bilim ’siz hareket eden ve zulüm üstüne zulüm yapan, bilhassa da îmânın ve İslam’ın önündeki tâğutî güçlerin en şerlisi başlarında ne oluyor? İşte başlarına onu lider seçiyorlar. Bir dünya eğer gerçek ilim irfândan koparılırsa bu dünyada da böyle olur, devletler böyle olur, milletler de öyle olur, cemiyetler de öyle olur, âilede de öyle olur. Âile de bir zorbanın eline geçerse bir Âile o Âilenin çekeceğini düşün. Ama İslam Âlemi kucaklayan bir merhamet Allah’ın rahmeti, ilmi irfânıdır. Bunu insanlardan niye esirgiyorsunuz? Niye bu Kur’an-ı Kerim’in, İslam’ın eğitimini niye doğru vermiyorsunuz? Bunu dünyaya versek de dünyanın en büyük Üniversitesi Kur’an’ı öğreten oradan mezun olan Üniversite var olması lâzım. Hem de tedrici ta ilkokuldan, anaokulundan dünyanın en büyük Arş Üniversitesi, Arş-ı Âlâ Üniversitesinden gelen derslerin okutulup oradan mezun edilmesi lâzım. İşte bu insanlığın tümü o zaman rahat edecektir. Korkma! Allah’ın idaresinden korkma! Kur’an ve İslam’ın nizâmı Allah’ın irâdesidir. Biz O’nun kulları emrinde çalışırız. Allah kimseye kötü yap demez ki, kimseye zulmet demez ki Allah’ın irâdesini sen çağ dışı dersen işte o Azrâil seni alır çağ dışı fikrinle Allah’a yakalar götürür. İşte Allah’ın nizâmına ve Allah’a çağdışı diyenler ne kadar çağ dışıysa İslam’ı bilmeden din adına İslam’ın arkasına saklanıp din sömürüsü yapanlar da o kadar çağ dışıdırlar.

Dakika 10:10

Bizim kavuk sallayacağımız kimsemiz yok bu dünya da ama herkesi sevdiğimiz için herkese doğru söylemek zorundayız. Din sömürüsü de yapamazsın inanana, Müslümana, gerçek Allah’a kulluk ederek çalışana, İslam’ı bilene de çağ dışı diyemezsin. O ne kadar dini sömürüyor, vampirlik yapıyorsa sende ondan beterini yapıyorsun unutma! Beter beteri ne yapıyor? İşte böyle kutuplaştırıyor. İki beter var ortada niçin oluyor bu iki beter? İki beterin arasında dünya inim, inim inliyor. İki beterin arasında dünyanın inlemesi nedir? Bu Kur’an’ı doğru öğretseniz dünya da insanlara o zaman hurâfeler, düzmeceler, bidatler ortadan kalksa hakîkat bütün beyin ve ruhları aydınlatsa da o zaman bu iki beterin elinden bu dünya kurtulsa olmuyor mu? Dünyanın bunlar kanını emiyorlar kanını. Fakirin sırtından rant kazanıyor, mazlum ve mağdurun sırtından rant kazanıyor göbek şişiriyor ve şişkinliğinden hastalanıp geberip gidiyor. Öbürü de tutmuş, dayatmış, eline almış gücü kuvveti vuruyor ve vurarak dünyayı kan akıtarak o da oradan dünyaya zulmediyor birilerini bahâne ederek. Her ikisi de insanlığın başının belâsıdır. Bütün gücünü, kuvvetini ilime irfâna kullan, bütün insanlığın beynini aydınlat, yanlıştan insanları kurtarmaya çalış korumaya çalış, hak bilgileri ver insanoğluna. Almışsın gücü kuvveti, topu tüfeği eline sen istediğine vuruyorsun ve istediğin gibi de sömürüyorsun. Dünyanın bir tarafı ekmek bulamıyor sen rantiyecilerle beraber yığmışsın da yığmışsın etin yenmez, senin pişirdiğin de yenmez, senin sofrana bile oturulmaz. İnsanlığın hakkını yiyorsun sen bir tane yetimin değil, 500 yetimin değil ki dünya da ne kadar zavallı, mazlum, mağdur varsa bunların hakkını sömürüyorsun. Bu dünyada ki Allah’ın nimetleri herkese yeter artar. Niye âdil bir taksimattan yana olmuyorsun? Nerede senin adâlet duyguların, merhamet duyguların nerede? Eşitlik dediği şey nerede? Birkaç zenginin arsında nimetleri bölüştürmek mi senin acaba eşitlik anlayışın, adâlet anlayışın, dünyanın yarısını ekmek bulamaz hâle getirmek mi senin adâlet anlayışın. Senin merhametin bu mu? Ey dünya! Allah’u Teâlâ’yı dinle diyorum ben yanlış konuştuğum zaman sakın beni de hiç dinleme, doğru konuştukça dinle! Yanlışlarıma doğrulukla karşılı ver elini öpeyim, öperim hemen hem de sevine, sevine elini öperim. Biz doğrudan, Hak’tan, hakîkatten yanayız. Yalnız neyin doğru, neyin yanlış olduğunu önce tespit etmemiz gerekiyor, teşhis etmemiz gerekiyor. Allah’ın dedikleri doğru, Kur’an-ı Kerim’in dedikleri doğru, Muhammed’in (A.S.V) dedikleri doğru bunda şüphe yok gel bu doğrularla bir kere birleşelim.

Dakika 14:58

Îsâ’nın dediği de doğruydu ama o gün doğruydu bugün onun görevi Muhammed de. Mûsâ’nın dediği de doğruydu bugün Mûsâ’nın görevi Muhammed de (A.S.V) Allah hepsine selam eylesin, hepsinin üzerinde Allah’ın selâmı ve salâtı eksik olmasın. Onların dedikleri doğruydu onların adına yalan uyduranlar çıktı. İşte bu yanlışlardan dünyayı birlikte kurtaralım. İncîl’e dokunmasalardı o zaman İncîl’in dediği de o zaman doğruydu. Ama Allah o İncîl’i ne yaptı? Kur’an’la yeniledi. Tevrât’ın dediği doğruydu ama ne yaptılar? Tevrât’a ihânet ettiler. Allah Tevrât’ı da Kur’an’la yeniledi bunlar Allah’ın kitapları. Yeniliği Allah yapar, dindeki yenilikler Allah’a aittir. Bir önceki kânûnlarını Allah bir sonraki kânûnlarıyla yeniler. Bir önceki şeriat kânûnlarıyla bir sonraki şeriat kânûnlarıyla ne yapar? Öncekinin hükmünü ortadan kaldırır ve yeniler. İslam ile her şey yenilenmiştir, Kur’an’la, Muhammed’le her şey yenilenmiştir. İslam da eski diye bir şey yoktur. İslam’ı bilmeyenlerin kafası eskimiş, ruhları eskimiş. İslam onları da yenilemek için onları çağırıyor gel iyice tanışalım, iyi anlaşalım bende hepsi yeni diyor İslam dini. Allah’ın eskisi olmaz, Allah eskimez, Allah yenilemiş İslam şeriatını, onun nizâmını. Ne diyor? Gel iyice tanışalım, iyice konuşalım, şu Kur’an’ı, sünneti iyi kavrayalım. Neresinde bir eğer senin anlayamadığın bir şey varsa birbirimize yardımcı olalım. İslam ebediyetin yenileri ve benim dediğimden daha da ileri, daha da yeni çünkü ben bir insanım becerdiğim kadar tarif edebiliyorum. Allah’ın zâtını biri tarife kalksa yapabilir mi, gücü yeter mi? Bütün akıllıları bir araya getirin, Allah’ın ancak sıfatlarını, isimlerini bir de eserlerine bakarsın kitabıyla Allah’ı ne yaparsın? Kendi gücün nispetinde anlarsın. Allah’ı Allah olarak tam bilmen için Allah olman lâzım o da Allah’tan başka ilâh olma şansın yok kimse de. Mahlûk ilâh olmaz, mahlûk Hâlik olmaz. Haddini bilsin herkes! Bunları kendi nefsime söylüyorum. Ama biz biziz, biz sizlerden, siz bizlerden olduğumuz için tabii hak davayı birlikte paylaşıyoruz. Bunlar birer, birer hayat dersleridir. Mutlu olmak hepimizin hakkıdır. Mutlu olalım, birbirimize yardımcı olalım. Hayat mutluluk üzere kuruldu insanlar bunu cehenneme çevirmeye çalışıyor. Adam yanlış reçete kullanıyor, doğu reçete önünde duruyor onu kullanmıyor, gerçek doktoru dinlemiyor, gerçek bilimi dinlemiyor, yanlışı kullanıyor. Niye? İblisiyle nefsinin işine öyle geliyor onla da başını belâdan kurtarmıyor. Başı belâda içinde her gün deprem oluyor, her gün stres oluyor, dalacak yer arıyor. Niye? İçin de huzur yok, îmân olacağı yerde başkaları var, ilim irfân olacağı yerde başkaları var. Öyle kalp rahat eder mi? reçete ortada birisi çıkmış şöyle konuşuyor, öbürü çıkmış böyle konuşuyor. Hak ölçülere uyan haktır. Bir defa ağzından çıkana dikkat et! Konuştuğuna dikkat et! Birinin borusunu öttürme birisi üflüyor o ötüyor oradan böyle olmaz önce hakîkati kavra kaynağından. Birisinin yazıp da önüne koyduğu şeyi getirip de bunu anca zoraki okuyacak yapı da olan birisi onun içeriğini, önünü, sonunu, kaynağını bilmeden konuşanların hâline bakın!

Dakika 20:20

Cenab-ı Mevlâ bütün insanlığın tümüne mutluluklar diliyorum, Allah’ın hidâyetini diliyorum. Başka bir gayemiz olmadı olamaz. Çünkü biz Allah’ın kullarıyız, birbirimize kötülük düşünemeyiz. İyilikten başak bir gayemiz olamaz olmamalıdır.

Cenab-ı Mevlâ bu âyet-i kerimeler de bunları dedikten sonra buyurdu ki;

لاَّ خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلاَّ مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلاَحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ ابْتَغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿١١٤﴾

وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيرًا ﴿١١٥﴾

إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا ﴿١١٦﴾

 

Çok kıymetli muhterem efendiler,

Yüce Rabbin yüce âyetleri bize hakîkati takdime devam ediyor. Nur saçıyor, hayat veriyor.

Bir sadaka vermeyi veyahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arsını düzeltmeyi emredenlerin ki hâriç, onların aralarında ki gizli, gizli konuşmaların çoğun da hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızâsını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükâfat vereceğiz.

İşte insanlığın zararına gizli alınan kararlara varıncaya kadar, gizli illegal örgütlerin yaptıklarına varıncaya kadar insanların hayrına olanlar hâriç diğer gizli yapılanlar da hayır yoktur diyor Cenab-ı Hak. İnsanlığın hayrına olacak. Vampirlerin, emperyalist sömürücülerin değil bütün insanlığın hayrına olacak bütün çalışmalar. Alınan kararlar gizlisi açığı insanların hayrına olacak.

Cenab-ı Hak; Kim kendisine Doğruyol besbelli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir. Burada da bütün dünyayı îmâna, îmânda birleşmeye çağırıyor îmânlı toplumdan da sakın ayrılmayın diyor Cenab-ı Hak. Eğer mü’minlerin, îmânlıların yolundan başkasına uyup giderse diyor onu döndüğü yolda bırakırız. O yanlış yolunda bırakırız diyor Cenab-ı Hak ve cehenneme de sokarız diyor. Orası ne kötü bir gidiş yeridir diyor. Allah gerçek hükümrandır her dediği doğrudur kulları için, yarattığı kulların ruh ve dış yapılarını biliyor, iç ve dış yapılarını ona göre emrediyor. Her güzel hak olanı da söylüyor. Uyanan uyanır, uyanmayan da kendi bilir!

Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, affetmez. Allah’ın affetmediklerinden biride şirk koşmaktır.

Dakika 25:00

Şimdi şirki insanoğlu doğru anamadığı müddetçe tevhîde kavuşamaz. Tevhîd Îmânına kavuşamadıkça bir defa cennete giremez. Cennete girmenin birinci şartı Tevhîd Îmânıdır. Şirkten, küfürde, nifâktan öncelikle kurtulmaktır. Şirk âlemlerin eşsiz, mutlak, muktedir hükümdarının Allah olduğunu bu dünyada da, göklerde de, yerde de, insanlar arasında da geçerli kânûnların Allah’ın kânûnları olduğunu ve Allah’u Teâlâ’ya Kemâl sıfatlarıyla muttasıf olup noksan sıfatlardan münezzeh olduğuna, her şeyinde bir olduğuna O bir olanın emrinde O’na itaat ederek yaşamanın gerekliliğini ortaya koyuyor. Eğer O bir Allah’ın yerine başkalarını koyduğun müddetçe ben Allah’ın kânûnlarını, İslam’ın kânûnlarını çağdışı buluyorum onun için başka kânûnları da çağdaş ve muasır biliyorum diye Allah’u Teâlâ’nın emirlerini, Kitâbını, Kur’an’ını, Peygamberini eğer bırakıp da O’nun yerine başkalarını koyduğun zaman ortaya başka ilâh çıkıyor. İşte şirk budur, her konu da budur. Yerler, gökler, her şey Allah’ındır. Kur’an-ı Kerim Allah’ın Kitâbî Âyetleridir, Kitâbî kânûnları ve Anayasasıdır. Göklerde ki tabiatta ki kânûnlar da Kevnî Âyetlerdir. Bunlar da Allah’ın kânûnlarıdır. Bizim görevimiz bu kânûnları keşfetmek ve insanlığı doğru idâre etmek, doğru yaşamak, doğru hayat tarzın yakalamak, bütün insanlığa bu mutluluğu tattırmak. Çünkü ilâhî düzendedir mutluk ve kurtuluş. Adâlet, sosyal adâlet, ilâhî merhamet buradadır. Onun için şirk koşmaya Cenab-ı Hak affetmiyor. Kim şirk koşarsa diyor şirkle ölürse onu affetmeyeceğim diyor bu âyet-i kerime de.

Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah’a ortak koşan, yani şirk koşanlar muhakkak ki derin bir sapıklığa düşmüştür diyor. Kim diyor?  Cenab-ı Hak kendisi söylüyor. Size söylediklerimiz tamamen âyet-i kerime (لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا) buyuruyor. İşte kim şirk koşarsa Allah’a en derin sapıklığın içindedir diyor. Sapmıştır derin bir sapıklıkla sapmıştır diyor ve o sapıklığın içine düşmüş, İslam ise, Kur’an-ı Kerim ise insanlığı oradan şirkten çıkarmak tevhîde ulaştırmaktır. Yani Allah’a kul yapmak, kula kulluktan kurtarmaktır. Yüce Allah’ın emir ve kânûnlarını tanımayan, Allah’a itaat ve taatte bulunmayan başkasının emrindedir kesin. O başkasıyla beraber mahşere gelecek Cenab-ı Hak hadi o başkasına sen itaatte bulundun, beni tanımadın, benim kânûnlarımı tanımadın, emirlerimi tanımadın o senin tanıdığın seni o kurtarsın diyecek. Onlarla beraber ne yapacak? Gereken hak ettiği neyse o karşılığını bulacak şirke af yok.

Dakika 29:55

Onlar, Allah’ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar, böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar.

Şimdi dünya da bakın kadın haklarından bahsedenlerin bir kısmı kadını ne hâle getirdiler birde ona bakın! Kadın İslam’da en haysiyetli, şerefli mevki ve makamındadır. İnsanlığın annesidir kadın. Haysiyet ve bütün şeref, erkek ve kadın bir bütün olarak bütün değerleri, eşrefi mahlûkatta bulunması gereken değerleri Cenab-ı Hak kadınla erkeği bir bütün olarak vermiştir. Sen bunu birbirinden kopardın, âilede mutluluk bırakmadın, karı-koca arasında mutluluk bırakmadın, her şeyi maddeye şehvete bağladın, kadını perişan ettin. Kadını annelikten çıkardın, çocuklar annesiz büyümeye başladı ve Cenab-ı Hak onun göğsünde süt fabrikası sanki işler gibi o çocuğun hakkı annenin bağrındaydı sen çocuğun hakkını da yedin, annenin hakkını da yedin, onun hakkını da sömürdün, sömürü âleti hâline getirdin. İstisnâlar kâideyi bozmaz. Herkese hak ettiği değerli mevkii veren de insanın fıtratına hitap eden Kur’an-ı Kerim’dir. Fıtrat kişinin yaratılışı gereği ne lâzımsa bütün ihtiyaçları Kur’an-ı Kerim’de, İslam’da Cenab-ı Hak ne yapmış? Fıtratın gereğini ortaya koymuştur en güzel şekilde. Neden? Yarattığına ne lâzım yaratan biliyor da ondan. Bir makinist ne yapar? Makinasının nasıl çalışacağını daha iyi o bilir. Onun için yaratan da yarattığının ne ile mutlu olacağını iyi bildiği için çünkü yaratıcı ona göre ne yapmış? Ona bir reçete, plan proje eline vermiş bunlarla hareket edersen ebedî mutlu olursun demiş. İşte bu reçete, bu plan proje, bu kânûn ve kurallar İslam’ın, Kur’an’ın kendisidir. Bunu uygulayan en ehil şahsiyetler, kıymetli şahsiyette Hz. Muhammed’dir (A.S.V). Ve onun okulunda da onun Sahâbeleri okumuş ortaya Sıddıklar, Fâruklar çıkmış ve Zinnureynler, Murtazalar çıkmış, öyle ünlü kahramanlar çıkmış, öyle bahadırlar çıkmış, öyle âdil devlet başkanları çıkmış, o ekolden ne muazzam şahsiyetler çıkmış. 14 asır dünyaya ne yapmışlar? Işık tutmuşlar. Kur’an-ı Kerim’den iyi ışık aldıkları zaman iyi aydınlanmışlar, dünyayı aydınlatmışlar. Kur’an-ı Kerim’den gerçeği alamadıkları zaman onlar da ışıkları azalmış bazen de karanlıkta kalmışlar. Şuan da dünyanın ruh dünyası kararmış. İçi cilalı, dışı süslü dudak boyasından geçilmiyor. Ama ruh dünyasına bak kimse kimseden ne memnun nede emin güven diye bir şey yok. Polisiye tedbirleriyle silah yarışında, silahlanma yarışıyla kan akıtmakla dünya da, terör estirmekle dünyada huzur olmaz. Terörü bir yandan üretenler bir yandan da ne yapıyor? Terörle savaştığını söylüyor. Dünyada hak ve adâlet, sosyal adâlet uygulanmadan dünyada kargaşanın önüne geçilmez, terörün önüne geçilmez. Dünyayı sömürenlerdir terörü üretenler.

Dakika 34:57

Bir tarafı sen aç bırakırsan işte dünya böyle olur. Bir tarafa öz muamelesi, bir tarafa üvey muamelesi yaparsan bu dünya böyle olur. Hepsi Allah’ın kulları, niye eşit muamele yapmıyorsun? İşine gelmiyor. Bir devlet güçlendiği zaman o devletin güçlü olduğu nerede belli olur? Dünyaya adâlet, ilim irfân, insanlığı öğretir. Îmânı ve ilmi irfânı insanlara takdim eder önce. Şirki takdim edemezsin, küfrü îmân yerine koyamazsın, zulmü adâletin yerine koyamazsın, cehâlet ilmin irfânın yerine koyamazsın. Yaptığın meydan da sen gizli illegal örneklerden bahsediyorsun, sen açıktan vuruyorsun, sen açıktan illegalsin, açıktan kan akıtıyorsun, açıktan sömürüyorsun. Niye? Zorbalığına dayanarak ve güvenerek yapıyorsun. Buna dünya bir araya gelecek aklıselim sahipleri, aklın yolu nerede birdir? Doğru da birleştiği zaman birdir. Eğer akılların her birisi ayrı, ayrı birilerine esir olmuşsa akılın yolu ne yapılmıştır? Sapmıştır, bölünmüştür. Aklın biri şehvetin emrinde, biri îmânın emrinde, biri ilim irfânın emrinde, biri cehâletin emrinde. Böyle aklıselimin yolu bir olarak ortaya çıkar mı? Hakîkatte akıları birleştiriniz. Aklıselimiz yolu Sırât-ı Müstakîm’dir. Aklıselimin yolu birdir ama o da Sırât-ı Müstakîm’dir. Allah’ın çizdiği yoldur. Bütün güzellikler orada Allah’tan gelen, Allah’a giden yol bu, bu yolun bütün plan projesi Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Muhammed’in önderliğindedir. Bunları yok sayarak, Allah’ı yok sayarak kendinin içinde feverân eden duygularınla hareket ettiğin zaman kibirlerinle, gururlarınla ki iblisin sıfatıdır ğurur. Gurûr ayrı ğurur ayrı bunları karıştırıyorlar.

Bunun için kıymetli dostlarımız, Cenab-ı Hak dünyaya nur saçıyor. Nurdan kaçmayın nura gelin, gerçek hayat veren değerlere gelin, gelelim hep beraber.

Cenab-ı Hak bu âyeti kerimesinde de bak bize ne diyor;

إِن يَدْعُونَ مِن دُونِهِ إِلاَّ إِنَاثًا وَإِن يَدْعُونَ إِلاَّ شَيْطَانًا مَّرِيدًا ﴿١١٧﴾

لَّعَنَهُ اللّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا ﴿١١٨﴾

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا ﴿١١٩﴾

Allah şeytana lânet etti. Ve o da: “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah’ın yaratılışlarını değiştirecekler” dedi. Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.

Dakika 39:42

 

 

 

 

 

(Visited 395 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}