Tefsir 149-01

149- Tefsir Ders 149 hayat veren nurun keşif notları

 

149- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 149

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

(Nisâ Sûresi 118’inci Âyet-i Kerime’den 126’ncı Âyet-i Kerime’ler)

 

 

لَّعَنَهُ اللّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا ﴿١١٨﴾

وَلأُضِلَّنَّهُمْ وَلأُمَنِّيَنَّهُمْ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ آذَانَ الأَنْعَامِ وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ وَمَن يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِيًّا مِّن دُونِ اللّهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَانًا مُّبِينًا ﴿١١٩﴾

 

 

Değerli dostlarımız,

 

Bu âyeti kerimelerde şeytan-ı lain insanlara neler yaptırmak istediğini anlatıyor. Fıtratı bozdurmak için en çok uğraşanlardan biri iblîstir, şeytandır. İşte insanların karakterini, iç dünyasını hayvanlara varıncaya kadar, ekosisteme varıncaya kadar, her şeyin tahrip olması konusunda şeytanın kendi kadrosu var. Hep yıkıcı ifsât edici bir kadro ki şeytan diyor ben insanlara hep bozmayı emrederim diyor ve emrediyor. Sapıtmayı emrediyor ve kadrosu var dünyada bunu inkâr edebilir miyiz? Şeytanın bu işleri yaptırdığı kadrosu var. İşi gücü bozmaktan başka, tahripten başka, hiçbir şeyi olmayan, her şeyi bozmak yıkmak için çalışan, bir kısmı da doğru yaptığını zannederek tahrip eden şeytanın kadroları var. İşte bunlardan bahsediyor bu âyet-i kerimelerde.

 

يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُورًا ﴿١٢٠﴾

أُوْلَئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَلاَ يَجِدُونَ عَنْهَا مَحِيصًا ﴿١٢١﴾

وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا وَعْدَ اللّهِ حَقًّا وَمَنْ أَصْدَقُ مِنَ اللّهِ قِيلاً ﴿١٢٢﴾

لَّيْسَ بِأَمَانِيِّكُمْ وَلا أَمَانِيِّ أَهْلِ الْكِتَابِ مَن يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ وَلاَ يَجِدْ لَهُ مِن دُونِ اللّهِ وَلِيًّا وَلاَ نَصِيرًا ﴿١٢٣﴾

 

Burada da Cenab-ı Mevlâ şeytan onlara diyor vaat eder ve onları boş umutlarla oyalar. Şeytanın her şeyi aldatmadır cilalar, süsler aldatmak için yapar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir diyor Cenab-ı Hak. Onların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar. Şeytana her şeyini kaptırmış, kalbini kaptırmış, ruhunu kaptırmış, o ne derse onu yapar hâle gelmiş, birde onun bütün yanlışlıkları, kötü alışkanlıklar, içine dışına yerleşmiş, şeytanın tam adamı olmuş. Cenab-ı Hak bu duruma düşenleri de eğer akıllarını azıcık irâdelerini kullanabilirlerse İslam bu herkesi kurtarmaya gelmiştir. Herkesi kurtarır, herkese güzel reçeteyi yazmıştır, yazar. Yalnız gerçek doktoru bırakıp da falcıya, cinciye gidenlerin işi ne kadar berbat oluyorsa şimdi doktoru bırakıyor aktörleri doktor zannediyor ve ilmi, irfânı olmayanların sarığına, cübbesine bakıyor. Sakalı uzunsa, sarığı kabaysa, cübbesi yerde sürünüyorsa onu daha iyi bilgili hoca zannediyor, âlim zannediyor. Bu cehaletlerden kurtulmak lâzım. İlim irfânın yeri kalptir, tercümanı dildir, birinciye budur ondan sonra insanoğlunu ne yapar? Bunlardan sonra insanın dışına bakılır insanın önce içi hazırlanır.

 

Dakika 5:40

 

Enfüsî âlemini eğer sen hak dolgularla donatamazsan, dolduramazsan işte birileri orayı boş buluyor başka şeyler dolduruyor, yazık olmuyor mu? Îmân devletini kalbine kur, kalbin Allah’u Teâlâ’ya itaat eden bir îmân devleti hâlinde çalışsın. Bütün emir komutayı Allah’tan alsın kalbin. İblîsi ya emrine al, ya da onu oradan tard et kov oradan. Nefsini de Allah’a itaat ettir. Nefsine kul olma. Nefis sana binmesin sen nefsine bin Allah’a sür Allah’ın emrine koştur onu. Allah’ın emrinde kullan nefsini. Helallerin haddi hesabı yok. Nefis haramı, iblîs haramı ister. Bu kadar helal varken neden harama gideceksin ki? ‘Îmân varken neden şirke gideceksin ki? Allah varken ilahsızlığa, putlara, tağutlara, şirke neden gideceksin ki? Allah var. Onun emir, kânûnları varken neden cehâlete gideceksin ki? Her faydalı bilim kevnî âyetlerin keşfi ve kitâbî âyetlerin keşfiyle uğraş. Hak bilgilerle kâşiflerden olun, gerçek mütefekkir ol. Tefekkür yolunda ilerle ama hak olanları ele geçir tefekkürün oradan beslensin bâtıldan tefekkür beslenirse o zaman bâtılda istidraçlar ortaya çıkar. Ama hak davada tefekkürün olursa orada da faydalı bilinenden bilinmeyene terakkîler keşiften keşfe, kâşifler ortaya çıkar ve kâşiflerin keşfi ortaya çıkar. İslam dünyada doğdu bilim ilerledi ama ilâhî adâlet tecellî etmediği için zaman zaman bunu insanoğlu bu ilâhî adâleti kendi uygulamadığı için dünya ıstırap çekiyor. Ve üstelik bu ilâhî adâlet uygulanmasın diye de elden gelen yapılıyor. Bu Allah’a açılmış bir savaştır. Allah’a savaş açıp da savaş kazanan olur mu? Nemrut, İbrâhim’i (AS.) ateşe attı ne attı? Kanadı kırık bir sivrisinekle Nemrut’u dünyaya hükmeden Nemrut’u, bir sivrisinekle helâk etti. Burnundan girdi kafasını vura vura o Nemrut dünyaya hükmeden hükümdardı o Nemrut. İbrâhim’i de ateşe attı. Niye? Hakk’ı kabul etmiyor doğruyu kabul etmiyor. Şirkin, putperestin ta kendisi, tam bir Firavun, İbrâhim düşmanı. O günkü İbrâhim düşmanıydı, bir önceki Nuh düşmanıydı, daha sonraki Mûsâ, Îsâ düşmanıydı, bugünde Muhammed düşmanı, Kur’an düşmanı, İslam düşmanı. Yani her çağda iblîs kendi kutbuyla ne yapıyor? Kendi kutbunu güçlendirip îmân kutbuna saldırıyor. Bâtıl Hakk’a saldırıyor. Hakk’ın başında kim var? Yüce Allah var. Bâtıl kuvvetini nereden alıyor? Bâtıl kendi kendini mi yarattı? Allah ona verdiği kuvvetleri aldığı gün bâtılın işi biter. Îmân yükselir onun için bâtılın hakkı yok olmaktır, helâk olmaktır, Hakk’ın hakkı ise daima hâkim olmaktır.

 

Dakika 10:15

 

Allah’a mağlubiyet Allah’ta düşünülebilir mi? Allah mağlup olur mu? Allah ezelî, ebedî hâkimdir, azîzdir, hakîmdir. O azîzdir, onun kudretine nihâyet var mı? Onun kudretine nihâyet bulunmaz, irâdesine de karşı konulmaz. Bizden söylemesi ister inan ister inanma bizde zorlama yok. Bizde gerçekleri bilmek, yaşamak ve tebliğ etmek vardır. Bu Kur’an-ı Kerimin emridir. Cenab-ı Hak bunları duyurduktan sonra ne dedi bak müjdeyi de verdi. Şimdi müjdede ne diyor? Îmân edip iyi işler yapanları da altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğiz, orada ebedî olarak kalacaklardır. Îmânın, güzel amelin karşılığı cennettir hem de ebedîdir. Ölümsüz, ihtiyarlık yok, hastalık yok, üzüntü, keder yok, ebedî mutluluğun bizzat kendisi var, orada ebedî kalacaklardır. Bu, Allah’ın gerçek vaadidir. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir? Cenab-ı Mevlâ her şeyin doğrusunu söyleyen hak varlıktır. Yine buyurdular ki;

 

وَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتَ مِن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُوْلَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلاَ يُظْلَمُونَ نَقِيرًا ﴿١٢٤﴾

وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً ﴿١٢٥﴾

وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا ﴿١٢٦﴾

 

Cenab-ı Hak nur saçan bu âyetlerinde de bakın ne diyor. Diyor ki: “İş, diyor ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Burada Müslümanı da, Hristiyanları da, Yahûdîleri de uyarıyor. İşler diyor kuruntuyla olmaz. Kötülük yapan, diyor onun yüzünden kötülüğün yüzünden cezalandırılır. O kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir. Burada bütün Hristiyanları, Yahûdîleri ve Müslümanları da uyarmaktadır. Ne diyor; Hepiniz Allah’ın kitâbını iyi tanıyın, iyi inanın anca o zaman kurtulursunuz. Yoksa kuruntularla, boş hayallerle, milliyetçilikle, faşizmle, ırkçılıkla ve benim dediğim doğru diyen bencillikle değil, hak ve hakîkat ile kurtulabilirsiniz. Bu da nedir? Kur’an-ı Kerim’i doğru anlamak. Gerçek Îsâ Kur’an’da, gerçek Mûsâ Kur’an’da, gerçek İbrâhim, Nuhlar, Süleymanlar, Âdemler, Hudlar, Yâkup, Yusufların ve bütün peygamberlerin tamamı doğru olarak Kur’an’da ve İslam’ın Amentüsünün içinde, ilâhî kitaplarda Kur’an’da. Bütün hepsini yenilemiş Cenab-ı Hak Kur’an ile. Onun için bütün insanlığın kitâbıdır Kur’an-ı Kerim. Müslüman doğru anlamadığı müddetçe yani Hristiyan’ın düştüğü hatâya düşer, Yahûdî’nin düştüğü hatâya düşer yani yanlış Müslümana da yanlıştır başkalarına da yanlıştır. Doğru Müslüman da doğrudur başkasında da doğrular doğrudur. Ama doğruların kaynağı İslam’ın kendisidir. Çünkü geçmişin değerleri ve geçmişin şahidi Kur’an’dır, Hz. Muhammed’dir. Geleceğin delilleri tamamen Kur’an-ı Kerim’dedir.

 

Dakika 15:40

 

Yüce Allah kendisi son kitap olarak Kur’an-ı Kerim’i indirdiği için böyle diyor. Yani biz bir taassupla bunları söylemiyoruz. Kur’an-ı Kerim’in kendi belgeleri, kendi ortaya koyduğu gerçekler. Yani bir taassupla yani Müslüman olduğu için Kur’an-ı Kerim’i işte öne çıkarıyor. İslam’ı öne çıkarıyor diyenlerden değiliz öyle yapma şansımız da yok ya gerçek hakîkat bu bunu Kur’an-ı Kerim söylüyor. Ben söylersem tekrar ediyorum ben söylersem kabul etme ama bunlar Kur’an-ı Kerimin gerçekleri bunlar hak ve hakîkatin ta kendisi.

 

Erkek veya kadın, kim mü’min olurda güzel amellerden işlerse, dikkat et! Bak erkek ve kadı kim mü’min olurda güzel amellerden işlerse, işte onlar cennete girerler. Kadına da erkeğe de îmân ve Amel-i Sâlih lâzım bu da İslam’ın tümüne inanacaksın. İslam’ın tümüne inandığın zaman geçmişin bütün peygamberleri bunun içinde, geçmişin bütün kitapları bunun içinde, geleceğin bütün değer ve belgeleri de bunun içinde bir kaybın yok ki, İslam kimseyi dışlamamış ki, yanlışı dışlamış İslam. Kadını da erkeği de buraya çağırıyor. Başkaları dışlıyor İslam’ı dışlayanlara sorun siz bunu, Îsâ’yı yanlış tanıyan, Mûsâ’yı yanlış tanıyan, Muhammed’i yanlış tanıyanlara sorun siz bunu. Kur’an her şeyin doğrusunu ortaya koyuyor. Gerçek Amentü îmân Kur’an’ın, İslam’ın ortaya koyduğu îmândır. Başkaları da Allah’ı tanıyor. Nasıl? İstediği gibi, puta benzeterek, birine benzeterek Allah tanıyor. Kur’an-ı Kerim ise Allah’ı, Allah’ın tanıttığı gibi tanıtıyor sana birilerinin tanıtması değil. Kur’an-ı Kerim’in Allah tanıtması Allah’ın kendini, kendini tanıtmasıdır. Bunlar böyledir çünkü Allah’u Teâlâ’nın kendi sözleri kendi kelimeleri Kur’an-ı Kerim.

 

Onun için güzel amel işleyen îmânlı erkek ve kadınlar ne yaparlar? Cennete girerler. Zerre kadar da haksızlığa kimse uğratılmaz. Çünkü zulüm yok adâlet var. Allah adâletini uygular birde lütfu keremi uçsuz bucaksızdır. Nihâyetsiz lütufları vardır dilediği zaman. İyilik yaparak kendisini Allah’a teslim eden iyilik yaparak Allah’a teslim eden İslam Allah’a teslimiyet demektir ve İbrâhim’in dinine dosdoğru olarak tâbî olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? İbrâhim’in dini dediği ne biliyor musun? Allah’ı birliyor. Allah’ın bir olduğuna İbrâhim (AS.) inanıyordu bütün peygamberler böyle idi. Nemrut’la İbrâhim savaşının sebebi de bu. Bütün peygamberlerin devrindeki sapıklarla, inkârcılarla savaş bu. Cenab-ı Hak burada İbrâhim’i örnek veriyor ve İbrâhim’in dini Hanîf dini İslam’dır diyor bütün peygamberler Müslümandır diyor. Din bakımından daha iyi kim olabilir diyor. Çünkü İbrâhim (AS.) Allah bir dediği için ateşe atıldı. Nemrut’a sen Allah’ın kulusun dedi, sen ilâh olamazsın dedi. Kimse ilâh olamaz peygamberler de ilâh olamaz. Onun için Nemrut ne yaptı İbrâhim’i? Sen Allah’ı tanıyorsun onun birliğini dedi beni tanımıyorsun dedi ateşe attı. Ateş İbrâhim’i yakmadı ama Nemrut çarpıldı, geberdi gitti.

 

Dakika 20:30

 

Allah İbrâhim’i dost edindi. İbrâhim’i niye dost edindi? Allah’u Teâlâ’ya tam îmân etti, Allah’ın birliğini tam kabul etti, Allah’ın emirlerini yerine getirdi, peygamberlik görevini. Ne yaptı? İbrâhim (AS.) İsmail’in babası, Muhammed’in dedesi, İshâk’ın babası ne oldu? Îsâ’ları, Mûsâ’ların da dedesi. Bütün peygamberlerin birinci ağaç kökü, Âdem’e doğru bizden, bizden Âdem’e doğru İbrâhim (AS.) peygamber ağacının iki büyük dalı var. Birinden İsmâil, Muhammed (AS.) öbürü de nedir? İshâk (AS.), Yâkup ve onun soyundan gelenler ve en son Peygamber İbrâhim’in soyundan yine Hz. Muhammed’e verildi. İnsanlar arasında ne ayırım yapıyorsunuz? Niye bölücülük yapıyorsunuz? Siyonizm’in aslı astarı şeytana dayanır. Mûsâ’ya dayanmaz, Îsâ’ya dayanmaz, Muhammed’e dayanmaz, peygamberlere dayanmaz. Irkçılığın aslı dünyada insanların bir kısmını yok edeyim benden başka insan yoktur öbürleri köledir diyen zihniyet Mûsâ’da, Îsâ’da, Muhammed’de olur mu böyle zihniyet? Bunlara iftiradır bu. Onlar büyük şahsiyetler. Irkçılık yoktur hakîkat vardır. Hakk’ın mensubu insanların tamamı kıymetlidir. Bâtılın mensubu herkes ne ise onların da değersizliği bâtılın derecesine göredir. Ne kadar insan bâtıl yoldaysa derecesi ne ise o kadar bâtıldır. Öbürü de ne kadar hak yolun yolcusuysa o kadar değeri yüksektir. Ayırım insanlar arasında değil doğru ile yanlış arasındadır. Hak ile bâtıl arasındadır, fayda ile zarar arasındadır ayırım başka yerde ayırım olmaz. Küfür ile îmân arasında ayırım vardır. Ama îmân edenlerin hepsi muhteremdir hepsi etmeyen ise kim olursa olsun o da o zararın içindedir. Îmânsızlık bir zarar helâktir, o da o zararın içindedir. Gayemiz nedir? Herkesi zarardan kurtarmak başka bir amaç yok ki. İslam kurtarmaya gelmiş. Onun için bütün peygamberlerin îmânının tevhîd îmânı olduğunu unutma! Her peygamber Müslümandır. Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Allah, her şeyi kuşatıcıdır. Ne diyor?

 

وَللّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَكَانَ اللّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطًا ﴿١٢٦﴾

 

Bütün âlemlerin eşsiz mutlak hükümdarı O’dur. Âlemlere hâkim olan her şeyi kuşatan da O’dur. Allah’ı tanıyacaksan doğru tanıyacaksan işte ki, tanımamız gerekli hepimizin. Kur’an-ı Kerim’in gerçeklerine bakacağız.

 

Dakika 24:34

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Visited 50 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}