Tefsir 156-01

156- Tefsir Ders 156 hayat veren nurun keşif notları

156- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 156

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Nisâ Sûresi 135’inci Âyet-i Kerime’den 147’nci Âyet-i Kerime’ler)

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاء لِلّهِ وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقَيرًا فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ وَإِن تَلْوُواْ أَوْ تُعْرِضُواْ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا ﴿١٣٥﴾

Yüce Rab, bizi yoktan var edip kendini bize tanıtan, İslam’ı bize teklif eden Yüce Rabbimiz, Ey îmân edenler diyor bize! Adâleti ayakta tutan ve kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabalarınız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zîrâ zengin de olsa, fakir de olsa Allah ikisine de sizden daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adâletten uzaklaşmayın. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Çekineceğiniz de Allah’tır, seveceğiniz de Allah’tır. Sakın başkalarının hatırına Allah’a âsî olma. Allah’ın rızasını düşün başkalarının rızasını düşünerek başkalarına kavuk sallama, doğru ol, dürüst ol.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ وَمَن يَكْفُرْ بِاللّهِ وَمَلاَئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيدًا ﴿١٣٦﴾

Yüce Rab, buyuruyor k; Ey îmân edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitâb’a yani Şanlı Kur’an’a ve daha önce indirdiği Kitâb’a îmân edin. Kim Allah’ın meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse sapıklığın en koyusuna, en derin sapıklığa düşmüş olur. Aklını başına al! Sakın inkârcılardan olma, Kur’an-ı Kerim’e iyi inan, neye inanacağını sana öğretiyor. Geçmişle ilgili, gelecekle ilgili hepsini öğretiyor. Gerçek îmânı ortaya koyuyor Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed unutma!

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ ثُمَّ كَفَرُواْ ثُمَّ آمَنُواْ ثُمَّ كَفَرُواْ ثُمَّ ازْدَادُواْ كُفْرًا لَّمْ يَكُنِ اللّهُ لِيَغْفِرَ لَهُمْ وَلاَ لِيَهْدِيَهُمْ سَبِيلاً ﴿١٣٧﴾

بَشِّرِ الْمُنَافِقِينَ بِأَنَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا ﴿١٣٨﴾

İşte Yüce Rab diyor ki; Îmân edip sonra inkâr eden, sonra îmân edip tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenleri Allah ne bağışlayacaktır ne de doğru yola eriştirecektir. Yani bunlara af yok, hidâyet de yok. Münâfıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azâb vardır. Kim bu münâfık? Dışı Müslüman içinde İslam, îmân yok dışını Müslüman göstermeye çalışıyor. İçinde ise ne İslam var, ne îmân.

Dakika 5:06

الَّذِينَ يَتَّخِذُونَ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَيَبْتَغُونَ عِندَهُمُ الْعِزَّةَ فَإِنَّ العِزَّةَ لِلّهِ جَمِيعًا ﴿١٣٩﴾

İşte Yüce Rab, onlar diyor başta münâfıklar olmak üzere mü’minleri bırakıp kâfirleri dost ediniyorlar. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. Bunu hiç mi hiç unutma! İzzet ve şeref Allah’a aittir. Bir başka âyette izzet Allah’ındır, Peygamber’inindir ve mü’minlerinindir buyurmuşlardır.

Bunun için Cenab-ı Hak;

وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ أَنْ إِذَا سَمِعْتُمْ آيَاتِ اللّهِ يُكَفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَأُ بِهَا فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذًا مِّثْلُهُمْ إِنَّ اللّهَ جَامِعُ الْمُنَافِقِينَ وَالْكَافِرِينَ فِي جَهَنَّمَ جَمِيعًا ﴿١٤٠﴾

Yüce Rab, buyuruyor ki; Allah size Kitâb’ı Kur’an-ı Kerim de: “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, yani senin kitâbınla alay ediyor birisi, kitâbın âyetleriyle alay ediyor. Bunu diyor işittiğin zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, o kâfirlerle oturmayın. Kur’an’la alay, istihza küfürdür. Onun yanında oturma başka bir söze geçmedikçe aksi hâlde sizde onlar gibi olursunuz.” Eğer onun istihza ve alayını sen onun yanında otururken tasdik ediyorsan sen de ondansın diyor Cenab-ı Hak. Ve Cenab-ı Hak biz bu şekilde diyor size hüküm indirdi Allah’u Teâlâ. Muhakkak ki Allah, münâfıkların ve kâfirlerin hapsini cehennem de toplayacaktır diyor. Îmânı olan, zerre kadar îmânı olan Kur’an’la, Kur’an-ı Kerim’in âyetleriyle alay edemez yüce değerlerle alay edemez. İslam bir şeye değer vermiş mi? O değeri veren Allah’u Teâlâ’dır onunla alay edemezsin, istihza da bulunamazsın ve onu tasdik de edemezsin, ettiğin an sende ondansın. Cenab-ı Hak bunu hatırlatıyor. Aklını başına al diyor!

الَّذِينَ يَتَرَبَّصُونَ بِكُمْ فَإِن كَانَ لَكُمْ فَتْحٌ مِّنَ اللّهِ قَالُواْ أَلَمْ نَكُن مَّعَكُمْ وَإِن كَانَ لِلْكَافِرِينَ نَصِيبٌ قَالُواْ أَلَمْ نَسْتَحْوِذْ عَلَيْكُمْ وَنَمْنَعْكُم مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ فَاللّهُ يَحْكُمُ بَيْنَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَن يَجْعَلَ اللّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً ﴿١٤١﴾

Yüce Rab buyuruyor ki; Münâfıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Hâlbuki Allah, onların oyunlarını başlarına geçirecektir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel, tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı pek az anarlar. Onlar sizi gözetleyip dururlar. Eğer Allah tarafından size bir zafer nasip olursa: “Biz sizinle beraber değil miydik derler.” Şâyet kâfirlerin zaferden bir payı olursa: “Size üstünlük sağlayarak sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyâmet gününde aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhinde kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir.

Dakika 10:40

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً ﴿١٤٢﴾

Münâfıkların da bir alâmeti işte bura da Allah’ı aldatmaya kalkarlar fakat kendilerini aldattıklarını bilmezler. Tam bir serserilik bütün âlemler bir araya gelse Allah aldanır mı? Bunlar münâfıklar namaza kalkınca da diyor tembel, tembel kalkarlar ve gösterişte yaparlar, Allah’ı da az zikrederler diyor. Bunlar münâfık alâmetleri.

مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَلِكَ لاَ إِلَى هَؤُلاء وَلاَ إِلَى هَؤُلاء وَمَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ سَبِيلاً ﴿١٤٣﴾

Münâfıklar küfür ile îmân arasında bocalamaktadırlar. Ne bu mü’minlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın. Münâfık mü’min yanında mü’min değil, kâfir yanında da kâfir değil. İkisinin ortasında bocalıyor bu tarafa geliyor mü’min görünüyor, öbür tarafa gidiyor kâfir görünüyor. Ve küfür ile îmân arasında bocalayıp durmaktadırlar bunlar. Bu ne bu mü’minlere bağlanırlar, ne de şu kâfirlere. Allah kimi doğru yoldan saptırırsa, sen artık ona kurtuluş yolu bulamazsın. İşte münâfıkların hali böyledir. Allah, kimseyi münâfık yapmasın.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْكَافِرِينَ أَوْلِيَاء مِن دُونِ الْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُواْ لِلّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا ﴿١٤٤﴾

Yüce Rabbimiz buyuruyorlar ki; Ey îmân edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhiniz de Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? Buyurmaktadır. Buna da dikkat et! Ey Müslüman şunu da hiç unutma!

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا ﴿١٤٥﴾

Şüphesiz ki münâfıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Cehennemin en dibindedirler münâfıklar. Onlara bir yardım edici de bulamazsın yok. Allah’ın cehennemin dibine gönderdiğine kim yardım edecek. Yine buyuruyor ki, ancak her şeye çare göstermiştir Kur’an-ı Kerim, İslam dini yani Yüce Allah (C.C), ancak tövbe istiğfar. Adam küfründen vazgeçecek ki îmâna gelecek, münâfık nifakından vazgeçecek tevhîde gelecek. Ne diyor Cenab-ı Hak;

إِلاَّ الَّذِينَ تَابُواْ وَأَصْلَحُواْ وَاعْتَصَمُواْ بِاللّهِ وَأَخْلَصُواْ دِينَهُمْ لِلّهِ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ اللّهُ الْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿١٤٦﴾

Dakika 15:06

Ancak tövbe edenler, yalnız münafığın tövbe etme işi zordur. Her münâfık tövbe edemez, tövbe her münâfığa nasip olmaz. Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah, mü’minlere büyük bir mükâfat verecektir. Mü’minlerdir demedi münâfıklara tövbe edene bile mü’minlerle beraberdir dedi. Buraya dikkat et!

مَّا يَفْعَلُ اللّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَآمَنتُمْ وَكَانَ اللّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا ﴿١٤٧﴾

Eğer şükreder ve îmân ederseniz Allah size ne yapar? Allah, şükredenlerin mükâfatını veren her şeyi bilendir. Yani gerçek şükredersen o şükrün karşılığını bol, bol bulacaksın.

Dakika 16:23

 

(Visited 73 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}