hayat veren Tefsir 166-01

166- Tefsir Ders 166 hayat veren nurun keşif notları

166- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 166

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Kıymetli dinleyenlerimiz,

Mâide Sûresinin 1’le, 5’e kadar olan âyetlerin bir kısım manasını verdikten sonra şimdi onların izâh tarzından bazı kıymetli ve pek kıymetli notlar vereceğiz. Cenab-ı Hak orada haram olan maddeleri saymıştı bunlardan bir tanesi (الْمَيْتَةُ) meyte âyet-i kerime de (الْمَيْتَةُ) meyte geçmişti. Yani tezkiyesiz ölenler haramdır diyor. Kesilmeden eti yenen bir hayvan kesilmezse o kesilmeden tezkiyenin de şartları yerine gelmeden diyor ölenler yenmezler, haramdır diyor Cenab-ı Hak buna (الْمَيْتَةُ) meyte diyor. Yani ölmüş hayvan, kesilmemiş. Tezkiyenin şartlarından aslî olan biliyorsunuz ki Müslüman olmak, en az ehli kitap olmaktır. Yoksa müşriklerin kestikleri yenmez bir de Müslüman tabii ki Bismillâhi Allah’u Ekber keser bu da Müslüman olmasının gereğidir. Haram olanlardan biri de (وَالْدَّمُ) yani akıtılmış kandır. Bunlar da akıtılmış kan da yenmez haramdır. (لَحْمُ الْخِنْزِيرِ) domuz eti aynen necistir ve katiyen yenmez. Domuzun kendisi aynen pistir, necistir, eti bizzat eti haramdır bizzat her şeyi haram olduğu gibi eti de bizzat haramdır. Yine Allah’tan başkasının ismiyle kesilen (Bismillah بسم الله) dese bile… Dikkat edin buraya! Allah’tan başkasının ismiyle kesilen hayvanlar yenmez haramdır. (Bismillah بسم الله) dese bile yine yenmez. Çünkü bu Bismillah’ın yanında başkasının ismi Allah’tan başkasının ismiyle kesiliyorsa (Bismillah بسم الله) dese bile yine yenmez. Burada da yine şirk vardır. Allah’ın isminin yanında başka isim olmaz. Allah’ın dengi, şeriki, naziri yok ki hattâ ya Muhammed diye kessen yine yenmez. Ya Îsâ, ya Mûsâ desen, ya Ali diye kessen yenmez. Ya (بسم الله الله أكبر) sırf Allah’ın adı anılacak, bir de sırf Allah için kesilecek, araya başkaları da girmeyecek. Allah’ın başkasının ismiyle, Allah’tan başkasının ismiyle kesilen hayvanlar yenmez. Hattâ ( Bismillah  بسم الله) dese bile çünkü başkasının ismi karışıyor oraya, karışıyorsa böyle durum böyle, sırf Allah’ın ismi olursa sırf Allah rızâsı için, Allah için oluyorsa yenir. Bir de (وَالْمُنْخَنِقَةُ) boğulan, nefesi tıkanarak ölenler, boğulmuş, ölmüş, kesilememiş, tezkiye yapılamamış bunlar haramdır. (وَالْمَوْقُوذَةُ) darbe ile vurulup ölenler kafasına vuruyor kesmiyor da bir darbe vuruyor öldürüyor bunlar yenmez haramdır. İslam dinine şanlı Kur’an’a göre tabii ki bilimin, bunların haramlığına gücü yetmez. Neden haram diye bilim bunun bir kısmını bulabilir.

Dakika 5:00

Ama tamamını bulamaz çünkü Yüce Allah bu kuralları Allah koymuş yarattığını nasıl faydalı olacağını, hangi durum da zararlı olacağını en iyi bilen Allah’ın kendisidir. Bir şeye haram dedi mi ona dikkat et. O hem haram da Allah’a işlersen haramı Allah’a isyân vardır, hem de bütünüyle zarar vardır. Yüksekten düşerek ölenler ( وَالْمُتَرَدِّيَةُ) yüksekten düşmüş ölmüş bunlar da haramdır. Tokuşarak, süsme yoluyla ölmüşler buna da (وَالنَّطِيحَةُ ) bunlar da süsüşmek, tokuşmak yoluyla ölmüşse bir hayvan bunlar yenmez haramdır. Yırtıcıların artıkları bunlar da yenmez der. Yırtıcılar yapısında sonradan olma değil kendi aslî yapısında yırtıcılık olanlar, cana saldıranlardır ki bunlara (السَّبُعُ) domuz, aslan, kaplan, kurt, köpek, sırtlan, yırtıcı kuşlar ve diğerleri ki, tabiatında cana saldırma olanlar bunlar da yenmezler. Bunların artıkları da yenmez. Bir hayvanı bunlar öldürmüş tabi av için beslenenler hâriç bunlar yenmez. Tabii ki domuzu darbe ile vurularak öldürüleni de bunlar yemektedirler. Aslında Hz. Muhammed’in şeriatı geçmiş şeriatların tamamını yenilemiştir. Hiçbir zaman domuzun yenileceğine dâir önceki şeriatlarda da öyle bir durum yoktur. Bir istisnâ hem Munkatı, hem de Muttasıl olamayacağı Muttasıl mümkün iken, Munkatı’ya gidilemeyeceği burada ki ise Muttasıldır. İmâm-ı Mâlik ve Leys, evdaç ve nefes borusu kesilmelidir. Yani tezkiyenin durumu inceleniyor müçtehitlerimiz tarafından. Şimdi biliyorsunuz ki, tezkiye boğazlamak anlamındadır. Bu bir peltek yumuşak ‘’ze’’ ile tezkiye diye anılmaktadır, bir de zekâtta ki keskin ‘’ze’’ ile tezek ki anlamın da olan vardır. Bunların anlamları farklıdır. Birbirine karıştıranlar bazen hatâya düşmüşlerdir. Bazı doktorlar da iki kelimenin anlamını anlayamadıkları için yine yanlış beyân edenler olmuştur. Tezkiye boğazlamak, kesilecek kısım, alet, diyanet, besmele gibi şartlar bulunmaktadır tezkiye de. Yani yerli yerce hayvanı kesmenin adına tezkiye deniyor. Boyun dibinden çene altına kadar gerdan buna lebede denmektedir ve boğaz denmektedir. Efendimiz (A.S.V) (Fil lebeti vel hâlkı) buyurmuşlardır. İmâm-ı Âzâm Ebû Hanîfe (Rahmetullâhi Aleyh) altı, ortası, üstü boğazlanabilir demiştir o da yani kesilecek kısmı ki Peygamberimizin sözünü açıklamaktadır. Yine nefes borusu buna ‘’hulgum’’ deniyor. Yeme, içme borusu var buna da ‘’meri borusu’’ meri denmektedir.

Dakika 10:00

Şah damarları bunlara da ‘’evdaç’’ denmektedir. Şimdi bunlar kesilmelidir. Bunlar yerli yerince kesildiği zaman hayvanı kesme işlemi yerli yerince yapılmış olur ve tabii kesen doğru kesmesi gerekiyor, kesenin Müslüman veya ehli kitap olması gerekiyor ve sırf Allah’ın adının anılması gerekiyor ve sırf Allah için kesilmesi gerekiyor. Başkalarını araya karıştırmamak gerekiyor. Bu saydığımız ‘’edvacın’’ şah damarları, ‘’hulgum’’, nefes borusu, yeme içme borularının kesilmesi Hanefî’ler bunların çoğu kesilirse yenir demişlerdir. Ebû Yusuf’ta yine büyük müçtehitlerimizden borular ve damarın biri kesilmedikçe yenmez demiştir. Yine İmâm-ı Mâlik ‘’evdaç’’ ve nefes borusu kesilmelidir demiştir. Sevrî ‘’evdaç’’ yani iki boru kâfidir demiştir. İmâm-ı Şâfiî en az iki boru kesilirse câiz olur buyurmuşlardır. Âlet keskin olmalıdır, rahat bir ortam da kesilmelidir. Hayvanı rahatça yatırın, üzmeyin, incitmeyin. Yine yerinde ki diyor diş ve tırnakla câiz değildir. Bıçak bulamadın da mesela yerinde sabit duran bir dişle veya tırnakla kesmeye kalktın câiz değil buyurulmuştur câiz değildir. Çıkmış tırnak ve yerinden çıkmış boynuz, kör bıçak, kemik, dişle olanlar bunlarla kesilirse mekruhtur denmiştir yine diyanetten Müslüman ve ehli kitap olmalı, ihrâmlı olmamalıdır kesenler besmele çekmesi gerekmektedir ki sırf Allah’ın adı anılmalıdır. Bu da asgari (بسم الله الله أكبر) tezkiye ile pis temizlenmez, temiz pis ölmekten kurtarılır. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. İşte tezkiye ile bugün zekâtta ki geçen tezekki bunlar ayrı, ayrı anlam taşır. Tezkiye ile pis temizlenmez, temiz pis ölmekten kurtarılır. Buna dikkat lâzım buraları, bir doktorun Müslümanlara domuz eti yedirmek için düştüğü yanlışlık şuradadır; Aynen necis olduğunu değil kirişinden dolayı değil ilmen ve kimya ile bu mikrobun yok edileceğini, temizleyeceğini ileri sürmüş bura da tezkiye ile zekât kelimesinde ki keskin ‘’Z’yi’’ birbirine karıştırmış ve farkını görmemiştir. Domuzun sadece mikrobu değil kendisi eti haramdır. Mikrobunu aldın etini ne yapacaksın? Etine Cenab-ı Hak aynen necis pis diyor. Etini de alırsan geriye bir şey kalır mı? Kalmaz. Onun için Vahyi İlâhî’yi ilim tamamen keşif edemez. Vahyin belirttiğini vahiy Allah’ın emridir. Allah’ın ortaya koyduğu kesin hükümlerdir.

Dakika 15:00

Bunun için ilim bazı şeyleri keşfeder ama hepsini keşfedemiyor bak görüyorsun. Hâlâ daha bugün dünya da keşif olunacak neler var şu kâinatta ilmin gücü yetmiyor ancak İslam,  Kur’an-ı Kerim, kitâbî âyetler ve kevnî âyetler iyi keşif edilirse o zaman ilerleme devam edecektir. İnşâ’Allah’u Teâlâ bundan dolayı domuzun kendisi tamamen haramdır, aynen necistir, pistir. Tam tahlile tâbî tutarsanız et ismini kaybeder, artı orta da et de kalmaz. Çünkü et de necistir. Buna temizleme demek de yanlış olacaktır ki burada ki doktor yanılmıştır. Domuzu ne yaparsanız yapın, domuzu temizleyemezsiniz. Çünkü yaratılışını Cenab-ı Hak kendi yaratan Allah kendi olduğu için ona diyor ki; Domuz aynen necistir diyor etiyle, her şeyiyle. Şimdi haram olanlardan biri de nusup dikili taşlar resimli, nakışlı olması şart değildir. Dikili taşlar ki bunlara Kur’an-ı Kerim hem nusup, hem esnam diyor. Adî Bin Hakîm boynunda hac ile gelmiş bir gün Peygamberimiz ’in yanına, boynundan şu putu at demiş Peygamberimiz. Evsan akide derler tek parçadan da, yığın hâlinde de olabilir. Yani bunun nusupların esnamların yani putların yığın hâlinde olması şart değil tek olarak da yine nusupsa, esnamsa put puttur. Bu taşlara kurbanlar keserlerdi, yani putlara kurban kesiliyordu. İslam dini şanlı Kur’an nusuplara, o dikili taşlara, isimli akışlı olması şart değil bazıları nakışlı resimlidir. Bu dikili taşlara kesilen kurbanlar haramdır. Çünkü puta kesiyor. İhrâmdan bunlara kurbanları keserler ihrâmdan çıkarlardı ve Cenab-ı Hak bunları da haram buyurdu. Burada şirk vardır bu haberin kaynağında Mücâhit var, Katâde var İbn-i Abbâs’tan gelen bir haber bu (Radıyallâhu Anhum ve Erdahüm Ecmaîn) bunlar 360 kadar vardı diyor. Yani bu putların sayısı çoktur 360 kadar vardı Kâbe’nin etrafında bunları serperler, etleri üzerlerine koyarlardı. Putun 360 olması şart değil, iki üç olması da şart değil bir tane de olsa parçası da olsa put puttur. Hac Sûresi’nin 37’nci âyet-i kerimesinde de ayrıca bunlara açıklık getirilmiştir. Hürmet içererek her kim adına olursa olsun besmele olsa da haramdır. Hürmet içererek kime kesiyorsan eğer onun hürmetine kesiyorsan birinin onun hürmetine kesiyorsan o kurban kesilen yenmez, besmele olsa da yenmez bunlara kesilen de aynı puta kesilenler gibidir. Adam geliyor işte falanca mevkiinin, makamın adamı diye, sırf ona hürmet içermek için o adama kurban kesiliyor.

Dakika 20:00

Bunlar veya bir hayvan boğazlanıyor o adam adına, şimdi bunlar hürmet içererek birisine yapılıyorsa bunlar da yenmez, bunların eti de bir âmirin büyüklerden birinin gelişinden dolayı kesilen kurbanlar da böyledir yenmezler, eti yenmez haramdır. Çünkü kurban katıksız, katkısız sadece Allah’a için kesilir. Bunun arasına ne mevki, ne başkası, ne makam hattâ araya peygamber bile giremez, melek dahi giremez. Allah’ın eşi benzeri yok ki ibadet Allah’a yapılır. Kurban ibadetse ibadet ki kurban ibadettir, Allah’a yaklaşmanın adıdır. Bütün ibadetler Allah’a yapılır, araya birisi sokulmaz onun içinde ona dikkat lâzım. Şimdi dedelere, tekkelere kesilenler de böyledir. Dedeye tekkeden imdat istimdat ederek kurban kesiliyorsa bu da o kurbanın eti yenmez. Kurban sırf Allah için kesilir eğer birisinin ruhuna sevabını bağışlayacaksan o başka yardım da istimdat da sadece Allah’tan istenir. Allah’tan istenecekler kulundan istenmez, kulundan istenilecekler ayrıdır, kulu dahi verirken onun Allah tarafından verildiğini ve tamamen vesileleri Allah’ın yarattığını doğrudan kimsenin bir ilâh payı kendinde taşıyamayacağı, Allah’ın yapacağı bir işi kulunun yapamayacağını düşünmek gerekmektedir. Fakat Allah için misâfire ikrâm ediyorsun fakirlere dağıtmak için sadaka olarak kesmek câizdir. Dikkat et buraya! Sırf Allah için kesiyor misâfirine de ikrâm ediyor, fakirlere de ikrâm ediyor ve dağıtıyor. Sadaka olarak bunu yapıyor ama tekrar ediyorum, sırf Allah için kesiyor. Başka katkı, katkı yok ortada misâfiri de yer onu, fakir fukara da yer, başkaları da yer içer o zaman bunlar câizdir. Bunun bir sakıncası yoktur. Bu tehlikelerden kurtulmanın yolu sırf Allah için yapmaktır. Ama sırf Allah için yapıyor da bir dedenin, tekkenin yanına rastlamış orada o mekân da kesiyor o mekân da kesmenin zararı olmaz ama sırf Allah için olmak şartıyla sevabını da bütün Evliyâların ruhlarına bağışlayabilirsin. Herkesin ruhuna, bütün mü’minlerin ruhlarına bağışlayabilirsin onda bir sakınca yok ama ibadeti sırf Allah için yapman gerekiyor. Dededen tekkeden bir şey bekleyerek yaparsan veya bir başkasından işte burada ortaya durum tehlikeli bir durum çıkıyor. Yine üç zar ile bir kısmet çekerlerdi bunlar hep câhiliye putperest devrinde bunlara kısmet zarları deniyordu ve yap yapma diye zar vardı, bir de boş bir isim vardı. Mühim bir işte bunu yaparlarmış putperestler. Falcılık yasaklanmış Cumhur’un görüşü, bu zarlarla kısmet dağıtımı yasaklanmış, İslam dini safsata olan her şeyi yasaklamıştır. Şirke giden yolları kapatmıştır. Bunun için bunlara dikkat lâzımdır. Diyet işlerinde 7 zar çekerlerdi mesela birine diyet verilecek buna (elakli) diye bir okları vardı, o zarları kime çıkarsa ona ödettirirlerdi.

Dakika 25:00

Bunlar câhiliye devri putperest devrinin yaptığı şeylerdir. Bunlar ve bunlara benzeyen emsâli ne gibi şirke giden safsata olan uydurma ne varsa îmâna, İslam’a, bilime aykırı, akla aykırı, örfe aykırı bunları İslam dini ret etmiş, hak ve hakîkati ve bilimi, aklıselimi ortaya koymuştur. Bunların zarlarının birisinin adı “neam”, birisinin ki “la”, birisinin ki “minküm”, birisinin ki “ğayriküm”, yine başka bir zarlarının adı “mürsak” ve birisinin adı da “miyahün” gibi isimler vermişlerdi. Birde 10 zarları vardı ayrıca kumar, piyango zarlarıydı bunlar da hem kumar da, hem de fal da kullanıyorlardı ve kura da çekiyorlardı. Kura her şey de câiz değildir, bazı meşrû şeylerde câizdir. Gayrimeşrû bir kumara yol açacaksa câiz değildir. Kumara gitmeyecek şeyler de olur. Tam âdil taksimatta kura çekilebilir ama âdil bir taksimat yapıldıktan sonra, yoksa kumara gidecek, haksızlığa yol açacak bir durumdaysa kura her şey de câiz olamaz ve olmadığı belirtilmiştir. Yani her şey de câiz değildir diyor. 11 madde ile bunlar sayılmıştır. Bakın buraya kadar haram olan 11 madde saydık kim bu 11 maddeden birisini haram olan bir şeyi yaparsa bunlar diyor fâsıklıktır. Allah’a itaatten ve Allah’ın yolundan çıkmaktır diyor. Fâsıklık Allah’a itaatten ve O’nun yolundan çıkmanın adına fâsıklık denmektedir. Îmân, akait, ahlâk, teşrî usulü, içtihâd kânûnlarını koydum diyor Cenab-ı Hak îmân ortada İslam îmânı, İslam’ın akaidi, İslam ahlâkı, teşrî usulü yani şeriatın usulü, usulü fıkıh, usulü hadis, usulü tefsir gibi teşrî usulü ve içtihâd kânûnlarını Cenab-ı Hak ne diyor; ortaya ben koydum, size öğrettim. Hz. Muhammed gibi âlemlere Rahmet Peygamberi bu gerçekleri bu İlâhî şeriatın tüm kânûn ve kuraklarını uygulayarak size gösterdi ve Yüce İslam da nesih ihtimali kalmadı. İslam geçmişi nesih etti, İslam kıyâmete kadar İslam’ı nesih edecek bir kuvvet yoktur. Çünkü Yüce Allah İslam ile geçmişi yeniledi. İslam da nesih ihtimâli kalmadı diyor ve size nimetimi tamamladım diyor Cenab-ı Hak. İslam nimeti tamamen tamamlanmıştır. Din olarak İslam seçilmiştir ve İslam kemâle erdirilmiştir. Artık İslam da kusur, eksiklik yoktur. İslam da kusur arayan kendi beynini yoklasın, İslam da kim kusur var diyorsa kendisi beyni özürlüdür. Bunu hiç unutma! Kalbi özürlüdür, îmânı özürlüdür, vicdanı da özürlüdür. İslam da kusur olmaz çünkü Allah, doğru söyler. Allah eksik söylemezi kusurlu söylemez. Ne diyor; (أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ ) diyor. “Ben sizin dininizi kemâle erdirdim diyor.

Dakika 30:00

Ve din olarak size İslam’ı seçtim nimetimi de tamamladım” diyor. Onun için kıyâmete kadar bütün çağları kuşatan, bütün ruhları ve kalpleri kuşatan bir ilâhî nizâmdır İslam bütün mutlulukların kaynağı odur, sana hayat veren odur, sana hayat bulduracak, mutlu kılacak tek İslam’dır. Bunu unutma! “Tevfik ve hidâyetle tam saadete erdirdim” diyor Cenab-ı Hak. “Tevfik ve hidâyetle tam saadete erdirdim” diyor, galip ve muzaffer kıldım diyor. İslam ebedî galiptir, ebedî muzafferdir. İslam’a karşı konmaz Müslüman görevini yaparsa azîzdir. İslam ile azîz kılınmıştır. İzzetlidir Müslüman mümin ama İslam’ı gereği gibi inanmaz, gereği gibi emirleri yerine getirmezse o zaman Müslüman da yerde sürünür, hem de Müslümanın diye, diye Müslüman inanacak gereğini yerine getirecektir. Onun içi ümmetin tamamı, Ümmet- Muhammed’in tamamı ne diyor? (لَبَّيْكَ) diyor. (لَبَّيْكَ) diyerek emir ve fermanına hazırım diyor ümmetin tamamı ve birlikte cihâda sarılmışlar ki, dünyaya barışı, sosyal adâleti, mutlu hayatın dünyaya yerleşmesi içindir. Bütün insanlığın kârinedir ve böyle olmuştur, böyle olacaktır. Kişiler kusur işleyebilir, kişilerin hatâsı kusuru olur ama o kusurlar İslam’ın kusuru değildir. Bunlar ferdîdir, kişiseldir, suç işleyenindir o kadar. Ve İslam demek hayırda yarışmak demektir ayrıca Bakara Sûresi’nin 150’nci âyetine de baktığımız zaman Cenab-ı Hak ne diyor; “Yalnız benden korkun, nimetimi tamamladım” diyor. Nimet tamamlandı, doğruyu tamamen ortaya koydu Cenab-ı Hak o zaman Allah’tan korkmalı yalnız Allah’tan ve bütün varlığınla Allah’ı sevmeli, Allah’a sevilmenin yolu iyi Müslüman olmaktan geçer. Unutma bunu! Allah’ın emirlerine isyân ederek kendini Allah’a sevdirebilir misin? İtaat ederek sevdirirsin. İslam Allah’a itaat etmektir. İsyân etmemenin de adıdır. Hiç unutma! (الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ) bu âyeti hiç mi hiç unutma! Mâide Sûresi’nin 3’üncü âyeti ve konumuz bu âyetlerin keşfiyle ilgili hayat veren derslerimiz devam etmektedir. Bu âyet geldikten sonra 80 gün kadar Sevgili Peygamberimiz anca yaşamıştır. Bu âyet neyi gösteriyordu ayrıca? Peygamberimiz görevini tamamladığını gösteriyordu. Peygamber görevini dünya da tamamlamış, din kemâle ermiş, Peygamberler görevini tamamladıktan sonra giderler, Hakk’a yürürler. Çünkü Hz. Muhammed Rabbi ’sini seviyor. Rabbi ‘si de ona Habîbim demiş Allah’ın sevgilisi, Makâm-ı Mahmûd cennetin en üst makamı ona hazırlanmış. Dünya da görevini yapınca, bitirince Hakk’a yürüdü. Bu âyeti okuyunca sahabe sevinmişti, Ebû Bekir ağlamıştı. Ebû Bekir’e sordular (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn)

Dakika 35:00

Niye sen ağladın ya Ebû Bekir? Din tamamlandığını söylüyor Cenab-ı Hak dini kemâle erdirdiğini. Bak ne diyor Ebû Bekir farkı işte Sıddık olduğu için farklı bir yapısı var. Diyor ki; Allah’ın Rasûlü Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in vefatının yakın olduğunu diyor anladım bu âyetten de ona ağlıyorum demişti. İşte Ebû Bekir ömür boyu Hz. Muhammed’in sağ dizinin dibinden ayrılmamış, hiç muhalefet etmemiş, ona sadık kalmış, Allah’ın emirlerini tam tasdik ettiği içinde Sıddıklardan olmuştur. Sahâbînin içinde başı Sıddık olarak çektiği konusunda Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat’in çoğunluğunun, Cumhur’un da ittifakı vardır ve Sıddık’tır. Peygamberlik mertebesinden sonra Sıddıklar gelir. Protokol böyledir Sıddıklar, Şehitler, Sâlihler Peygamberden sonra protokolü şöyle de tam sayarsak; “Peygamberlik müessesesi, Sıddıklar, Şehitlik ve Sâlihlik” protokol böyle sıralama, derece. Onun için Kur’an-ı Kerim’de bu âyet var mı? Var, bunun geçmiş derslerimiz de protokolü size yine açıklamıştım âyet-i kerime ile. Bunun için Peygamber Efendimiz bu âyetten sonra 80 gün kadar yaşamıştır ve Hakk’a yürümüştür. Bir gün sonra Bakara Sûresi’nin 281’inci âyetinde: “O günden sakının ilâhî huzurda amellerin karşılığı verilir” diyen âyet-i kerime inzâl ediliyor. Arafat’ta cuma günü veda haccında dinin ikmâl edildiği Hz. Habîbin Muhammed Mustafa’nın görevinin tamamlandığı âhirete gideceği bildirilmiş, 81’inci günü Hakk’a yürümüştür yani bu âyet geldikten 81 gün yaşamış, 81’inci gün Hakk’a yürüdüğü rivâyet olunmaktadır ve güçlü sağlam rivâyettir. Şunu da hiç kimse unutmasın! İlimler ilerledikçe Yüce İslam’ın daha iyi anlaşılacağı, Kur’an’ın eşsiz yüce kitap olduğu, İslam’ın gerçek hak din olduğu anlaşılacaktır. Ne zaman? İlimler ilerledikçe daha iyi anlaşılacaktır. İslam dini hayatın her şeraitine cevap verdiği için zarûrette zorda ve darda kaldığın zamanda o zorda ve dardaki durumuna göre de sana İslam kolaylıklar yüklemiştir ve ruhsat kapıları açmıştır. Mesela ölümle pençeleştiğin zaman açlıktan öleceksin ama yanında haram maddeler var. Ölmen mi gerekiyor, yoksa ölmeyecek kadar yemen mi gerekiyor? Ne diyor; Ölme yaşa diyor, zarûret miktarını geçme diyor, birinin elinden alma diyor. Yani başkasının da ölümüne sebep olma! Ölümden kurtuluş için sana ruhsat veriyor. Zarûretler haramı mubah kılar ama zarûret miktarını aşmayacaksın. Yenmesi haram olanlar darda, zorda kalanlar zarûret miktarı ölmeyecek kadar yiyebilirler.

Dakika 40:00

İslam kemâle erdirilmiştir. Ey insanlık âlemi! İslam kemâle ermiş insanlığı da eğer kemâle erdirmek istiyorsanız bu İslam’ı insanlara iyice öğretin. Allah söylüyor insan kemâle ermiş bütün insanlığı da olgunluğun zirvesine, medeniyetin zirvesine ancak İslam’ın taşıyacağı, İslam kişiliği ile insanlığın da kemâle ulaşacağı ve yükseleceği açıkça ortadadır. Allah’u Teâlâ’nın ortaya koyduğu ebedî geçerli model budur. Allah başkâtipleri kabul etmiyor, adam başka îmân taşıyor kabul etmiyor, başka hukûk taşıyor kabul etmiyor. İslam’a, O’nun adâletine, O’nun yüce değerlerine, yani tek kelimeyle İslam Allah’ın kânûnları, O’nun kurduğu düzen ve O’nun sevdiği beğendiği hayat tarzı öbürleri hayatı mahveden hayat tarzlarıdır. İslam hayat verir çünkü Allah’ın ortaya koyduğu hayat tarzıdır ve insanlar hayat bulsun, mutlu olsun diye yapılmış zaten Cenab-ı Hak kulunun mutluluğu için İslam’ı göndermiş. Bundan dolayı yine İkrime Muhammed Bin Kâ’b’dan da rivâyet edilmektedir ki Cebrâil (AS.) şöyle dedi bir gün: Hayatın her durumuna kadar cevap veren İslam evler de köpek bulundurmayın diyor. Cebrâil (AS.) dedi ki: “Biz köpek bulunan eve girmeyiz” dedi. Konu burada av köpekleri, eğitilmiş av köpekleri de, avcılık da bu âyetlerde geçtiği için ona da değindik ki ve sahîh bir rivâyettir bu da. Ebû Râfi de, başıboş köpeklerin zararsız hâle getirilmesi için diyor Peygamberimiz gereken emri verdi diyor. Köpeklerden toplum zarar görmemesi için ve onların zararsız hâle getirilmesi için tabii ki bunların içerisinde topluma tehdit edecek, sağlığını tehdit edecek durumlar da İslam koruyucu bir hekimliktir. Yer, gök bütün her şey insan içindir. İnsanın huzuru tehlikeye girdiği zaman tedbir alınır, yok edilecekler yok edilir. Çünkü insanoğlunun mutluluğu esastır. Ebû Râfi de bu konuda diyor (Radıyallâhu Anhüm) ben görevlendirildim diyor Peygamberimiz tarafından. Yine Ali Dırın diyor, Ali Ebî Havriyye’nin av köpekleri diyor yabânî sığır ve diğer yabânî hayvanları avlıyorlardı diyor Peygamberimizin zamanında, saadet devrinde. Dolayısıyla em Peygamberimizden, hem de Kur’an-ı Kerim de bakın meşrû avcılık avcılığında kuralları var. İslam hayatın bütün boyutlarına ne yapmış? Gereken emrini vermiştir, cevap vermiştir. Hayatta İslam’ın cevap vermediği bir şey olmaz ve yüce bir ilâhî cevaplar olduğu için bundan güzeli de olmaz. Ama insanoğlu az anlarsa az faydalanır, iyi anlarsa iyi faydalanır. İyi keşfetmek Kuran-ı Kerimi, İslam’ı iyi keşfetmek gerekiyor. Falcıların, cincilerin, masalcıların, safsatacıların, bidatcıların eline bırakırsanız, dini de öyle zannederseniz hem kendinize hem de İslam’a hem de tüm insanlık âlemine en büyük kötülüğü yapmış olursunuz.

Dakika 45:00

Bu dini daima ilim adamlarıyla beraber ehliyle insanlığa takdim edilmesi gerekmektedir. İslam bütün safsataları, bilimdışı, akıl dışı, faydaya aykırı ne varsa bunları ortadan ret etmiş, faydalıyı celp etmiştir. Bir de (وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ) yenilen hayvan ve bitkiler, hoş ve temiz olanlar size diyor ne yapıldı? Helâl kılındı diyor, sizin için temiz olanlar helâldir diyor. Bütün insanlık ve Müslümanlar için, tüm insanlık için Cenab-ı Hak haramları, helâlleri belirtmiş ve                     ( وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَآئِثَ) nerede çirkin ve murdar pis şeyler varsa Allah diyor onların üzerine o murdar ve pis olanları da haram kılar diyor. Onlara güzel şeyleri helâl, çirkin zararlı şeyleri de haram kılar diyor. Onlar da âyet-i kerime A’râf Sûresi 157’nci âyet-i kerime. Sâibe bir de yine putperestlerin câhiliye devrinin yine başka âdetleri de vardı. Sâibe puta adanan develer, putlarına develer adıyorlardı. Vasîle ikiz doğanlar bir ham vardı 10 yavru yapan develere denmekteydi ve bunlar içinde ne yapmışlardı bunları hep putlarına adamışlardı. Bunlar hep putperestlikten kalma, câhiliye döneminden kalmadır. İslam bunları birer, birer ortadan kaldırmış ve ret etmiştir.  Şirki kökünde kaldıran Tevhîd Îmânını bütün göğüsler de, kalpler de parlamasını isteyen İslam dinidir. Tevhîd dinidir çünkü. Yine A’râf Sûresi 32’de: “Helâli kimse haram kılamaz”, harama kimse helâl diyemez, helâlleri de kimse haram kılamaz. Çünkü bir şeyin haram olması için Allah’ın haram demesi lâzım. Kuran-ı Kerim de ve sahîh haberler de bunların olması lâzım. Kimse harama helâl diyemez çünkü helâllerin sayısı pek çoktur sayamazsınız. Haramların sayısı bellidir. Onun için bir şeye haram derse kişi helâl olan bir şeye o kişinin îmânı tehlikededir. Bir harama da helâl derse kesin haram olan bir şeye yine îmânı büyük tehlike içindedir. Hattâ haberler de kâfir olur, dinden çıkar hükmü verilmiştir. Bunun için Yüce Allah haramı da ortaya koyan kendisidir, helâl diyende kendisidir. Her konu da hükmün hâkimiyetin sahibi hüküm koyan, şeriatın kânûnlarını koyan Şârî Teâlâ Allah’ın kendisidir. Bir insan kafasına göre şuna helâl buna haram diyemez. Mutlaka bunun ilâhî olan bir delile, belgeye dayanması gerekiyor. Başta Kur’an da arayacaksın, ikinci Hz. Muhammed’in sahîh haberler de Hz. Muhammed bir şeye haram demiş mi, dememiş mi? Ve onun uygulamasına, icmâ ümmete bakacaksınız. Kitap, ümmet, icmâ ümmet uygulamaya bakacaksın. İcmâ ümmet bütün müçtehit âlimlerin o konuda ki ittifâkına bakacaksın ve ondan sonra da kıyasa ki müçtehit âlimlerinin hüküm çıkarmadıklarına içtihâdi olan durumlara bakacaksın.

Dakika 50:06

Şimdi cevârih konusunda da yine bu âyetler de yaralama kazanma aleti, av tutan yırtıcı hayvan ve kuşlara da kevasif cevarih denmektedir. Demek ki; Yaralama kazanma aleti, av tutan yırtıcı hayvan ve kuşlara da: Kevâsif, cevârih denmektedir. Mükellibin tarafından av için eğitilmiş köpeklere de bu isim verilmektedir. Mükellibin köpekleri eğitenler demektir. Şimdi avı 3 defa tutup yemeyen sahibine avı teslim eden av köpeği eğitilmiş kabul edilir. İslam dininde bu âyetlerden anlaşılan ve Peygamberimizden gelen haberler de bunun uygulanması da kesin doğru haberlere dayanmaktadır. Demek ki; Bir köpeğin eğitilmiş olması için ne lâzım? Ava 3 defa salıyorsun avı tutuyor yemiyor, sahibine de avı teslim ediyor işte bu eğitilmiş köpektir. Onun avı yenir sahibini dinleyen kaçmayan av köpeği bu eğitime de teklib denir. Yani köpeğin eğitimine de teklib denir, eğitenlere de Mükellibin denmektedir. Ahmed Bin Hanbeli (Rahmetullahi Aleyh) ikiyi, Hasan-ül Basrî 1’i yeterli görmüştür. Bu büyük zâtlar da böyle anlamışlardır. Bunlar avı sahibi için yakalar, tutar, yaralar, öldürürse yine de yenir. Onun yaralaması boğazlama yerine geçer yani kesme yerine geçer ki zevih denmiştir diğer adı tezkiye. Ok, mızrak, tüfekte ve emsali de böyledir. Onlar da yine kesmiş kabul ediliyor. Tüfeğinle attığın zaman ( بسم الله الله أكبر) diyerek o tüfeğin vurması da kesme yerine geçiyor ve ok, mızrak ve emsâlleri de böyle av köpeği avını öldürür yerse o av yenmez diyen müçtehitlerimiz vardır, Hanefî’ler bu görüştedirler. (مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُم) “Size tuttukları yenir”, işte âyet-i kerimeyi doğru anlamak lâzım (مِمَّا أَمْسَكْنَ عَلَيْكُم) “Size tuttukları yenir.” Avı kendisi için hayvan tuttuysa o zaman senin için tutmamış oluyor ve eğitilmiş köpek kabul edilmiyor. Selmâ’nı Fârisî (Radıyallâhu Anh), Sâ’d Bin Ebî Vakkâs, İbn-i Ömer, Ebû Hûreyre, Mâlik, Evzâî yenir demişlerdir. Av hayvanının öldürüp yediği de yenir demişlerdir. Burada da bu sahabeler bu görüştedirler onlar öyle anlamışlardır. Ama Hanefî’ler kuşun yediği yenir demişlerdir. Av hayvanını salarken de besmele çekin emri verilmiştir. Yani ( بسم الله الله أكبر) deyin hayvanınızı ava salarken diyor. Bir de taam kelimesinin hangi anlamlara geldiği konusunda da şu görüşler ortaya çıkmıştır; Vacip bir yorum çoğunluğun görüşü kurbanlık, taam demek kurbanlık Cessas bunlardandır.

Dakika 55:00

İkincisi: Ekmek, meyve gibiler bu da bu görüş de Zeydiye İmamlarına âittir. Üçüncüsü: Helâl her çeşit yiyecektir. Kitap ehlinin taamı da, avladıkları da, kestikleri de bu grubun içine girer onlar da yenir. İbâre ve işaretin delâletiyle denmiştir bu üçüncü görüşte. Dış görünüşüyle yetinmek câiz olmakla beraber eğer Mesih’in adına keserse ehli kitâbın kestiği yenir ama eğer Mesih’in adına, Îsâ adına diye keserse diyor veya köpeğine ava böyle salarsa katiyyen yenmez. Niye? Şu âyete aykırıdır, (مَآ أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ) Cenab-ı Hak ne diyor; “Allah’tan başkasının ismiyle kesilen yenmez.” Ya? Allah’ın ismiyle kesilecek, katıksız katkısız sadece Allah’ın ismiyle kesilecek. Ne Îsâ dersen yine yenmez, Mesih dersen yenmez, Îsâ, Muhammed, Mûsâ desen yine yenmez, Ali, Veli diyerek dede, tekke, türbe diyerek kesersen yenmez. Hangi kahramanın, hangi ünlünün ismini anarsan an yenmez, Allah’ın eşi benzeri olmaz, şeriki, naziri yoktur. Şirkten kurtulmayan îmân, îmân da değildir. Müslümanın dış görünüşüyle de yetinmek hangi mezhepten olursa olsun, Ehl-i Sünnet olsun veya olmasın kestiği yenir câizdir denmiştir. Ehli kitâbın kestiği yenince tabii ki Müslümanım diyen herkesinki de yenir. Bu kesme işleminde böyledir ama her konu da böyle değildir. Kesme işleminde böyle olmasının hikmetleri vardır. Niye? Yüce Allah’ın sayısız nimetleri var eğer böyle olmazsa niyetin isrâf olma tehlikesi var. Burada kesme işleminin sahasını Cenab-ı Hak geniş tutmuş ki, kullarım diyor nimetlerimden mahrum olmasınlar diye sonra ehli kitâbın kızının alınması da böyledir. Bütün hak ve hakîkat İslam tarafında olduğu için, bütün insanlığın İslam tarafına gelmesi ve Müslümanlarında bütün nimetlerden âzamî, minimum derece de faydalanması için Cenab-ı Hak sahayı geniş tutmuştur. Bu da onun yine nimetinin kullar üzerinde görmesini istemesindendir. Cenab-ı Hak kullarının nimetten mahrum olmasını değil, nimetlere gark olmasını istiyor helâl olmak şartıyla, ilâhî emirlere uygun olmak, ilâhî ölçülere uygun olmak şartıyla. Herkesin anlayacağı dile indirgemeye çalışıyoruz ki herkes anlasın diye yoksa söyler geçeriz bunları ama bir kısmı anlayamaya bilir. Herkes anlasın faydalı olalım bütün mesele bu. İslam’dan çıkıp kitap ehline de katılsa birisi, kestiği yenir mi? Yenmez bu mürtettir çünkü mürtedin kestiği yenmez. İslam’dan çıkış ebedî değerleri kaybetmektir. Yüce değerlerin hepsinden çıkıştır bu. Onun için İslam’dan çıkan mürtet olan biri Hristiyanların arasına girse Yahudi olsa yine kestiği yenmez. Mürtet konusu ayrıdır, bunu da öbürüne karıştırma, mürtedin burada cezâsı ağırdır.

Dakika 1:00:00

Neden ağırdır? İslam gibi ezelî, ebedî nimetleri, yüce değerleri terk ettiğindendir. Sen İslam’ı terke ettiysen, İslam da seni erke etmiştir. Müslüman da seni terke etmiştir. Ancak ne yapar? Seni geri gel, ebedî nimetlere gel, Allah’ın ebedî ziyafet sofrasına rahmet tecellîsine gel, yanılmışsın, aldanmışsın, sapmışsın gel, İslam’a gel diye geri çağırır. Bu da herkesi çağırır, onu da çağırırız. Bunu İslam çağırıyor, bu da Allah’ın engin merhametinin gereğidir. Kitap ehlinin kadınları ile evlenmek de câizdir. Niye? İslam’ın izzetine, yüceliğine çağırışım vardır. Ama putperestlerinkine bu şans verilmemiştir. Onlar direk Müslüman olmaları gerekiyor İslam’a gelmeleri için. Ehl-i kitâbın kökeninde bir kitap meselesi olduğu için ilâhî bir kitap onun Müslüman olma ihtimali büyüktür. Yalnız yine de ortada bir mâzeret yoksa mekruhtur fakat Müslümandan başkasına kadın, kız vermek aslâ câiz değildir. Müslümanların kızları ve kadınları Müslüman olmayanlarla katiyyen evlenemezler. Bu ezelî yasaktır ezelden gelen bir yasak, fıtri bir yasak ebediyyâta kadar yasaktır. Bakara Sûresi 221’inci âyet-i kerimeye bir bak. “Dinsizle, müşrikle evlenme, gayrimüslimlerle sakın evlenme!” Bu âyetteki yasak kitap ehli kadınlardan kaldırılmıştır. Kitap ehli kadınlardan iyi anla. Onları nikâhlamak câiz olmuştur çünkü zayıf olanları güçlü olanlar idâre eder. İslam izzettir bütün izzet, yücelik İslam’da olduğu için burada ehli kitâbın kadınlarını Cenab-ı Hak ne yapıyor? İslam’ın izzetine gelmelerini uygun bulmuş, câiz bulmuştur ama tercih sırasına gelince çünkü orada da tehlikeler bulunduğu için bazı ortamlarda çünkü zamanın şartları her zaman aynı değildir eğer zelîl olan, azîz olana hükmedecekse o zaman tehlike vardır. Bunlara da dikkat et! Müslüman kadın kitap ehliyle katiyyen evlenemez. İzin aslâ verilmemiştir, haramlığı üzerine bâkî kalmıştır çünkü izin yok izin verilmemiştir. İzin verilmemesinin sebebi ortadadır. İslam yücedir yüce terk olunmaz. Bakara Sûresi 29’uncu âyet-i kerimesinde: “Yerde ve gökte ne varsa sizin içindir” diyor. هُوَ الَّذِي خَلَقَ لَكُم مَّا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء  diyen âyeti kerimede: “Yerde, gökte ne varsa sizin içindir” diyor. İnsanoğluna Allah değer vermiş, insanı da İslam, îmân ile de yükseltmeyi, cenneti vermeyi Allah vaad etmiş. İslam ’sıza da, îmânsıza da cehennemi adâletinin gereği cehennemi vereceğini vaad etmiş. Orada hem vaad hem vaid var. Yani korkunç bir azâb çetin bir azâb var, tehdit var, ültimatom (kesin uyarı) var. Ne diyor? Îmânsız karşıma gelme, İslam’sız karşıma gelme diyor Cenab-ı Hak. Eğer îmânsız, İslam’sız mezarından seni askerler, Allah’ın orduları huzuruna getirip îmânsız geldiğin zaman ki herkes orada toplanacak dinli, dinsiz, îmânlı, îmânsız herkes îmânsızlar içinde Mahkeme-i Kübrâ’da adâletin gereği cehennem hazırlanmıştır.

Dakika 1:05:12

Allah’a itaat et bizden söylemesi. Hepimiz Allah’ın kullarıyız itaat etmeliyiz hem de seve seve. Onun kuluyuz, Yüce’nin kuluyuz Yüce’nin kulu yüceye kul olur o zaman âleme sultan olur. Kula kul olursan âleme rezil rüsva olursun. Kula kulluk olur mu? Kulluk Allah’adır. Allah’a kul olan âleme sultan olandır. Aklını başına al! Ey Allah’ın kulları, Ey Âdem’in çocukları aklınızı başınıza alın! Alalım hep beraber. İslam Allah’a kulluğun adıdır. İslam’sızlık kula kuldur. Birisi ötekini ilâhlaştırmış, öbürü öbürünü ilâhlaştırmış, Îsâ ilâh, Mûsâ ilâh, Ali ilâh, Veli ilâh birisi liderini önderinin karşısında el pençe duruyor Allah’ın huzurunda el pençe durmuyor. Esas senin saygı göstereceğin seni yaratan o değil mi? Senin şu kafanı buraya içindeki sinir sistemini, ruh ve bedeni, sûret ve sîretini sana kim verdi? Allah’tan başka verecek biri var mı? Birinin karşısında el pençe duruyorsun da Allah’u Teâlâ’yı hatırına bile getirmiyorsun, Kur’an var mı yok mu demiyorsun, Muhammed’i Allah gönderdi göndermedi umursamıyorsun. Bir kısmı böyle bir kısmı da ağzını çirkefle doldurmuş dil uzatıyor pis herifler. Kendi pisliğini güneşe bulaştırmak istiyor. Güneşe pislik bulaşmaz o pislik senindir, sende kalacaktır. Ne zamana kadar? Îmân edipte, tövbe istiğfar edip îmâna gelinceye kadar güneş leke tutmaz ama bütün âlemi aydınlatır. Allah’ın ortaya koyduğu İslâmî değerler güneşten çok daha yücedir. Eşsiz yücelikler, değerler İslam’daki değerlerdedir. Nefis ve ırz haram olmak esastır. Dikkat et buraya da dikkat et! Dokunulmazlığı olan ebedî haram olanlardan biri nedir? Cana kıymak, haksız yere insan öldürmek ve kişinin namusuna, ırzına dokunmak bunlar ebedî haramdır ve aslî dokunulmaz haklardandır. Bunları daha önceki derslerimizde sizlere saydık burada da yeri gelmişken bu kadar değiniyoruz. Mü’mine gayrimüslimle evlenmesi ve geçmişteki haramlığı belgelenmiştir. Mü’mine gayrimüslimle evlenmesi aslî ve geçmişteki haramlığı belgelenmiştir. Aslî ve ezelî haramlık devam etmektedir yani Müslüman, mü’mine hâtun, Müslime kadın ne yapar diyor Müslümandan başka kimseyle evlenemez aslî ve ezelî haramlık devam etmektedir diyor. Aslî ve geçmişteki haramlığı belgelenmiştir çünkü izin yoktur. Müslümandan başka evlenmesine izin yoktur. Şimdi bazıları kafasına göre şöyle diyecek işte Müslümanların kimisi böyle, kimisi şöyle biz sana doğru Müslümandan bahsediyoruz. şöyleden, böyleden bahsetmiyoruz. Sen doğru Müslüman ol doğru Müslümanla evlenmeye mecbursun. Evlenen kişi, evlenecek kişi kendi Müslüman, evleneceği kişi de doğru dürüst Müslüman olacak ve evlenirken Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâatinden olmasına da dikkat et.

Dakika 1:10:00

Ehl-i bid’at ve delâlet yollarında bir sürü sapık Müslümanlar var. Bunlara dikkat et bunlarla Müslüman diye sakın kılığına, kıyafetine, fiziksel yapısına, onun görüntüsüne aldanma cilasına, süsüne. Müslüman, Müslümanla evlenecek, Müslüman gibi Müslüman, adam gibi adam. Adı Müslüman kendisi herzei karıştırıyorsa orda da senin aklın var, gözün var, kulağın var. Kendindin sen samîmî Müslümansan tabii karşıdan da neler beklediğini bilecek kadar gücün var aklın var. Bakara Sûresi 221’inci âyet-i bu âyette tekit edilmiştir. “Kadınlarınızı müşriklerin sakın evlendirmeyiniz ey Müslümanlar!” diyor. Bizden söylemesi ötesi herkesin kendine kalmıştır. Nisâ Sûresi’nin 141’inci âyetinde de bu haramlık yasaklama genel şekilde açıklanmıştır ve başka âyetlerde de bulunmaktadır. Yine Nisâ Sûresi 141’de: “Allah mü’minlere karşı kâfirlere asla yol vermeyecektir.” Dikkat et! “Allah mü’minlere karşı kâfirlere asla yol vermeyecektir.” Mü’mine kadın gayrimüslimle asla evlenemez kurallardan biri bu. Zarûret beyânı kasır tahsis vardır. Yani Müslüman kadın ehli kitapla gayrimüslim kimseyle evlenemez burada kasır da bulunmaktadır ve tahsis de bulunmaktadır. Buna dikkat et! Asrısaadetten beri ümmetin ittifâkı vardır. Hz. Muhammed’den bugüne kadar icmâ, ümmet burada hâsıl olmuştur. Asrısaadetten, Hz. Muhammed’in zamanından bugüne kadar ümmetin ittifakı budur. Yani Müslüman kadınlar, kızlar Müslüman olmayanlarla evlenemezler ittifâkı vardır ve uygulama böyle gelmiştir ayrıca bu da üçüncü delildir. İslâmî delilleri bilmeyen câhillerin Kur’an-ı Kerim de delil var mı demişlerdir. Bak, bak! İslâmî delilleri bilmeyen câhillerin Kur’an-ı Kerim’de delil var mı demişlerdir. İzin verilmemiş olması da yeterli bir delildir ayrıca. Delilleri saydık birde izin verilmediği de ortada izin var mı diye sormak lâzım. İzin yok, delil arama. Ya? Delil var ama izin var mı diye sor. İzin yok Hz. Ali Hristiyanlar için bak ne diyor; Ali (Kerremallâhu Veche) bunlar Hristiyanlıktan şarap içmekten başka bir şey anlamamışlar. Beni Talip, Arap Hristiyanları için söylemiş bunu tabii ki Hristiyan’dır. İstisnâlar kâideyi bozmaz. Nice Müslümanlar Hz. Muhammed’i İncîl’de okudular Müslüman oldular onlar ayrı, birde ehli kitap olan Hristiyanlar bir de Hz. Îsâ (AS.) ilâhlaştıran ona Allah diye tapanlar var. Bunların hepsi aynı kefe de bir defa tartılamaz. Bunlar Hristiyan hükmüne tâbî olamazlar demiştir Hz. Ali, İmâm-ı Şâfiî de bunu tercih etmiştir.

Dakika 1:15:00

Yani bunlar ehli kitap değildir diyor, Hz. Ali diyor, İmâm-ı Şâfiî de aynı şeyi söylüyor. Âyeti mutlak olmak üzere çoğunluk ve kitâbın zâhirine göre tüm ehli kitâbın kestiği yenir demişlerdir. Sadece kesme konusunda, onların kızlarını alma konusundadır, burada ki Hanefî’lerin anlayışı da diğer konular da değil, diğer konular da hepsi aynı görüştedirler. Zaten öbürleri de o kesme konusunu böyle anlamışlardır ama başka anlayan da bulunmaktadır. İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anh) harbi olmayan ehli kitap sayılır demiş. Düşman ülkesinde ki Yahûdî ve Nasrânî’nin kadınlarının nikâhı câiz değil demiştir. Kim? İbn-i Abbâs diyor bunu da İbn-i Abbâs Sahâbînin yüksek âlimlerinden biridir. Âyeti mutlak olmak üzere âlimlerin çoğunluğu ise harbi olsun, zimmi olsun veya olmasın ehli kitâbın nikâhı câiz zarûret yoksa mekruhtur demişlerdir. Çoğunluğun görüşü de bu. Buna dikkat et! Âlimlerin çoğunluğu ise harbi olsun veya olmasın, zimmi olsun veya olmasın ehli kitâbın nikâhı câiz zarûret yoksa mekruhtur demişlerdir. Zarûret yoksa Müslüman kızı alırsan mekruhtur ama zarûret varsa ayrı bir durumdur demişlerdir. Şimdi bu kızlarını alma konusundadır. Verme değil almaktır, birde kestiklerinin yenme konusundadır çoğunluğun görüşü budur. Ve Müslümanların kızlarının ise Müslümandan başka kimseyle evlenemeyeceği üzerine basa, basa söyledik bunları yeri geldikçe yine de yeri geldikçe söyleyeceğiz. Düşman ülkesindekiler de İslam devletinin tebaasındakiler de câizdir denmiştir. Bunların yiyeceğini yerken, nikâh ederken, îmânı bozmaktan… İşte bakın tehlikeye dikkat edin! Bunların yiyeceğini yerken, nikâh ederken îmânın bozmaktan, dinden dönme tehlikesinden son derece sakınmalıdır. Onların hâkim ve egemen olduğu bir ortam da eğer bir Müslüman bir erkek tabii kadınlar bunun dışında Müslüman erkek bir Hristiyan kızını veya Yahûdî kızını aldığı zaman şunlara dikkat edecek: Bunların yiyeceğini yerken, nikâh ederken İmanı bozmaktan, dinden dönme tehlikesinden son derece sakınmalıdır, buna cesâreti varsa almalıdır. Onlar sana hâkim olmayacak Müslüman onlara hâkim olabilecek ki, İslam’ın sosyal adâleti ve yüceliği egemenliği altında o zaman herkes rahat eder. Ama yanlış sana hâkim olursa İslam azîzdir, İslam’a kimsenin hâkim olma durumu yoktur olamaz. Şâyet böyle bir Müslüman ülke birisi böyle egemenlik kurarsa o zaman diyor bu tehlikeleri göz önüne alarak diyor son derece sakınmalıdır. Bunun için düşman ülkesinde ki bir kadını almak mekruhtur denmiştir. Yine Bakara Sûresi 221’inci âyet-i kerimeye de istinâd ederek burada ki tehlikelerin neden mekruh olduğu da işte sakınılması gereken birçok sakıncalı tarafları da bulunmaktadır. Ondan dolayı mekruhtur, yoksa câizdir.

Dakika 1:20:10

Mecûsilere gelince, Mecûsilere ehli kitap muamelesi yapın kestiklerini yemeyin sakın. Mecûsilerin, putperestlerin kestiklerini yemeyin, kızlarını almayın ama bunun dışında ki konular da ehli kitap muamelesi yapın demiş Peygamberimiz. Ve bunların kızları hoşunuza gitse de, güzel olsalar da, zengin olsalar da Mecûsi putperest kızı almayın demiş. Müşrik eden biliyorsunuz ki mü’mine bir câriye, îmânı olan Tevhîd Îmânı olan bir câriye müşrik eden daha hayırlıdır diyor Peygamberimiz yine. ( وَلأَمَةٌ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِّن مُّشْرِكَةٍ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ) Bu da âyet-i kerime dikkat et bunlara! İslam şeriatını inkâr edenin tüm amelleri boşa gider. Eğer biri İslam şeriatını kabul etmeyerek ben Müslümanın diyorsa buna dikkat et bunun tüm amelleri boşa gitmiştir. Âyet Mâide 5’inci âyete de bak ve diğer âyetlere bak! “Size helâl olan kadınlardan alın nikâhlanın.” Nisâ Sûresi 3’üncü âyet-i kerime bu da. Nur Sûresi’nin 26’ncı âyetine de bak! Ne diyor; “İyi kadınlar iyi erkeklere zinâ, zinâkâra, müşrik müşrike, mü’min mü’mine diyor denktir. İyi kadın iyi erkekle evlensin, Müslüman erkek Müslüman kadınla evlensin, Müslüman kadın kayıtsız şartsız Müslüman erkekle evlensin Cenab-ı Hak (وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ ) diyor. “Temizler, temizler içindir, pisler, pisler içindir, zânîler, zânîler içindir, müşrikler, müşrikler içindir.” Bunu da unutma! Cenab-ı Mevlâ bütün insanlığa bu yüce değerleri iyi anlayıp, iyi kavrayıp gerçek îmân sahibi olmayı, iki cihan da mutlu olmayı Cenab-ı Hak nasip eylesin. Hayat veren derslerimiz İnşâ’Allah devam edecektir.

Dakika 1:23:07

 

 

 

 

(Visited 74 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}