hayat veren Tefsir 170-01

170- Tefsir Ders 170 hayat veren nurun keşif notları

170- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 170

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Yani bütün uygulamayı Hz. Muhammed’den öğreneceksiniz. Kur’an-ı Kerim sana abdesti emreder, namazı emreder. Ama onun nicelik ve niteliğini, kemiyet ve keyfiyetini, nasıl uygulanacağını onun Kur’an’ın, sünnetin, icma’nın, kıyasın bütün temelinde ki uygulama ve Kur’an’ı anlama anlatma, yaşama ve hayata uygulaması Hz. Muhammed’e âittir. Onun için Kur’an-ı Kerim Hz. Muhammed’in kalbine yerleştirilmiştir. Canlı İslam Hz. Muhammed’dir. Kur’an-ı Kerim onun belgeleri, kitâbî âyetlerdir. Muhammed ’siz İslam olmaz. Sünnetleri bazıları hafife almak istiyor. Hadis-i şerifleri, sahîh hadis-i şerifler de içinde dâhil olmak üzere birçok sahîh hadisler ki, hazine bunlar bunları yok saymaya kalkıyorlar. Sahîh hadisleri yok saymaya kalktığın zaman ortada İslam kalmaz. Muhammed’i yok sayıyorsun sen o zaman çünkü Kur’an-ı Kerimi tefsir eden, bilen, uygulayan Hz. Muhammed’dir. Muhammed’in uygulamaları da sözlü, fiili ve kavlî, taklîdi sünneti seniyye, hadis-i şeriflerle, sahîh hadislerle, sahîh kaynaklarla ve tapu ve senetlerle güzelim sünnet korunarak gelmiştir. Sünnet bugün düşmanlığı yapanlara dikkat edin, câhilliğinden bunu yapanlara dikkat edin. Sünnet, hadis-i şerifler tamamen sahîh kaynaklarda korunarak gelmiş uydurma hadislerden temizlenmiştir. Eğer senin bir şeyine mantığın yatmıyorsa o senin mantığın çalışmadığındandır. Doğru çalışmıyor. O hadisler demeti hakkında İmâm-ı Âzâm’ın bir sözü var dikkat et ona! Hadisler diyor demet hâlinde bahçedeki güzelim çiçeklere benzer diyor İmâm-ı Âzâm. O çiçeklerden nasıl ilaç yapılacağını doktor bilir diyor. Eczacı da sana ne yapar? Doktor bilgisine dayanan onarı ilaçları eczacı sana verir. Ama burada doktor kimdir? Hadisler demetinden çıkacak neticeyi ortaya koyacak müçtehittir, Fâkih Ulemâdır. Fâkih Ulemâ olmadan bunlar olmaz. İmâm-ı Âzâm ne ile tanınıyor? Metodolojide büyük Fâkih olarak tanınıyor. Büyük İslam hukûku âlimidir. Mâlikî de böyle, o ekoller de böyle, Şâfiî, Hanbelî de böyle, onların ekolleri de böyle o ekoller de nice âlimler yetişmiştir. Ekol nedir? İşte müçtehit yetiştiren okul demektir. İslam’ı bilen kişiler bunlar ki, ilmin yolu bilenlerin ortaya koyduğu hak bilginin yoluna denir mezhep. Yoksa hak bilgi ilim irfânın olmadığı şey o zaman ne olur? Herhangi birinin ortaya çıkarttığı uydurma yol olur. Bu böyle değil, Hz. Muhammed’in yolunu İslam’ı bilen ilim ehlinin ortay koyduğu ilim anlayışıdır bu ki İslam’ı bunlar güzel biliyorlar. Nereden biliyorsun dersen? Bizde en az 40 seneden fazladır. Bunların hepsini inceleyeme çalıştık aczimizle, cehlimizle, gafletimizle beraber bunlara ben hayranlık duydum hepsine de hepsi mükemmel.

Dakika 5:00

Ehl-i Sünnet Ve’l Cemâatin dışında da çok gayret sarf edenler olmuş ilmi açıdan onlarında yanlışları olmakla beraber onlarında doğru taraflarını ve gayretlerini takdir ediyorum. Ama hiçbir zaman yanlış onlara da zarar verir, bize de zarar verir. Yanlıştan yana olmayacağız. Bizim ortaya koyduklarımız bütün doğru olmak zorundadır. Doğruyu ortaya koyarsanız yanlışlarla savaşmanız kolay olur. Doğruyu ortaya koymadan falan yanlış, filan yanlış derseniz o zaman senin hani ya ortaya koyacağın doğrular demezler mi? Biz bütün doğruları ortaya koymaya çalışıyoruz. Doğrular bilinince zaten yanlışlar kendiliğinden ortadan kaybolur. Güneş doğunca karanlığın ortadan kaybolduğu gibi, doğrular böyledir parlar karanlık yanlış ve cehâlet ortadan kalkar. Cehâlet karanlıktır, bilmemek karanlıktır, yanlış bilmekte daha da karanlıktır. Buna da dikkat etmemiz gerekiyor. Bunların tamamını kendime söylerken sizi de kendimden bildiğim için söylüyorum bunu çünkü biz Allah’ın kullarıyız. (C.C) bunda tereddüt yok.

Şimdi geldik teyemmüme teyemmüm, kasti bir niyet teyemmüm de gereklidir. Temiz toprakla yüz de kollar da mesh edilir. Yani iki darp bir niyet diye tarif edilmiştir. Ta çocukluğumuz da dahi bize öğretilmiştir. Kaynağı bilinmese de bilgilerin kendisi doğru kaynaklardan için Ümmet-i Muhammed’in bilgisini çoğu çok doğrudur ve güzeldir. Yalnız hurâfe karıştıysa işin içine hikâyeler karıştıysa, uydurmalar itaatler karıştıysa onlar başka. Yoksa bizim milletimize çok güzel bilgi vermiş ecdâdımız. Ama bu sonradan inkıraza uğramış bir kesintiye uğramış, bilgi örf ve âdet yoluyla da gelmez olmuş. Kesintiye uğramış, tahsil yoluyla da gelmemiş bir kesintiye uğramış. Bu arada bir boşluk meydana gelmiş o boşluğun içine birileri saldırmış ki, birileri Ehl-i Sünneti dışlayalım yerine Ehl-i Bid’atı yerleştirelim diye bir zorlama var. Buradan da İslam karşıtı güçlerin çok kârı var, çok kazancı var. Nedir? Ehl-i Sünneti dışlarsanız, Ehl-i Bid’atı ortaya koyarsanız insan sayısı kadar ortaya ne çıkar? Mezhepler çıkar, suyu içilmeyen meşrepler çıkar. Bunun için bölmüşler, parçalamışlar. Ehl-i Sünneti yok etmek için bir gayret sarf edilmiş. Bu demekler beyhude Ümmet-i Muhammed kıyâmete kadar hakkın emrinde Allah’u Teâlâ’nın hizmetkârıdır. Bunun için dikkat!

Dakika 9:19

 

 

 

(Visited 76 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}