HadısŞerifKülliyatı 181-01

181 – Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 181

181- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 181

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

 

‘’Elhamdülillahi rabbil âlemin vesselâtü vesselâmü alâ rasûlina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihî ecmaîn’’

‘’ Rabbi Eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en yahdurûn’’

 

‘’Eûzu bi kelimatillahittâmmâti min  ğazabih ve elimi igâbih ve şerri ibâdih ve min şerri hemezâtiş şeyâtin ve eûzu bike rabbi en yahdurun’’.

 

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok kıymetli ve muhterem izleyenler,

 

Dersimiz zina haddi ile ilgili devam etmektedir. Zina eden kadın ve erkek muhsan olduğu takdirde recm edilirler. Zina itiraf veya beyyine ile sabit olur. Evet, Cenab-ı Hak âlemi İslam’ı insanlık âleminin tümüne haysiyet şeref namuslu olmayı nasip eylesin.

 

İtiraf kişinin zina yaptığını Kadıya, Hâkime gelip beyan etmesidir. Beyyine şehadeti makbûl 4 erkeğin veya 8 kadının zinaya şahitlik yapmasıdır. Şahitlerin sayısı bu rakamdan aşağı düşerse zina suçu sübût bulmaz. Âlimler bu hususlarda ittifak ederler. Ancak itirafın sayısı ve şahitlerin sıfatları gibi bazı teferruatta ihtilaf vaki olmuştur. Sözgelimi Hanefîlerle Hanbelîler ihtilâfı 4 ayrı mecliste vâki olmasını şart koşarlar. İmâm-ı Mâlik ve Şafiî’ye göre kişinin zina yaptığını bir kere ikrar etmesi kifayet eder, suç sübut bulur demişlerdir. Gebelik zinaya delil olur mu? Bu sus ihtilaflıdır. Hz. Ömer (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretlerine göre gebelik zinaya delildir, recme sebep olur. İmâm-ı Mâlik ve ashab-ı da aynı kanâattedirler. Kocası veya efendisi bilinmeyen bir kadın gebe olur ve zinaya icbar edildiği de bilinmezse recmi gerekir. Ancak yabancı ise ve çocuğun kocasından veya efendisinden olduğunu söylerse beyanına itibar edilir demişlerdir. İmâm-ı Âzâm, Şafiî ve ulemanın Cumhur’una göre gebelik mutlak surette zinaya delil olmaz. Bu hususta kadının kocası veya efendisi olmuş, olmamış kadın yerli veya yabancı olmuş zinaya mecbur edildiğini söylemiş, söylememiş hüküm aynıdır. Beyyine olmadıkça veya itirafta bulunmadıkça recm edilemez. Zira şer-i hadler şüphe ile ortadan kalkar ve sâkıt olur.

 

Evet, sevgili dostlarımız;

 

Şimdi hadis-i şeriflere bakıyoruz. İbn-i Abbâs (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hazretleri anlatıyor; Allah’u Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri Kuran-ı Kerim’de, ‘’Kadınlarınızdan fuhşu irtikâp edenlere karşı içinizden dört şahit getirin, eğer şehadet ederlerse onları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar kendilerini evler de alı koyun. İnsanlarla ihtilattan men edin buyurdu’’. Nisa Sûresi ayeti kerime 15.

 

Dakika 5:09

 

Cenab-ı Hak bu ayeti kerime de zina meselesinde önce kadını zikrettikten sonra erkeği kadınla birlikte ele alarak şöyle buyurmuştur;

‘’Sizlerden fuhşu irtikâp edenlerin her ikisini de kınayarak eziyete koşun, eğer tövbe edip nefislerini ıslah ederlerse artık onlara eziyetten vazgeçin. Çünkü yüce Allah tövbeleri çok kabul eden en çok esirgeyendir. O Tevvâbür Rahim’dir’’. Bu da Nîsa Sûresinin 16. ayeti kerimesi.

 

Cenab-ı Hak bu ayeti celde ayeti ile nesh ederek şöyle buyurdu;

 

‘’Zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Eğer yüce Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız bunlara Allah’ın dinini tatbik hususunda acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir zümre de bunların azabına bu cezalarına şahit olsun’’. Bu da Nur Sûresinin 2. Ayeti kerimesi.

 

Sonra Nur Sûresinde recm ayeti nazil oldu, önceki celdeyi emreden vahiy bekâr zâni içindi. Sonra recm ayeti tilavetten kaldırıldı, ancak hükmü baki kaldı. Bunu da Ebû Dâvûd haber veriyor. Bu rivayetin yüzer değnek vurun ibaresine kadar olan kısım Ebû Dâvûd’a aittir. Mütebâkisini Rezin ilave etmiştir. Sahabe ve müçtehit imamlar muhsan olan kimsenin dileyerek hür iradesi ile zina yapması halinde recm edileceği hususunda icmâ ederler. Hâricîlerle bir kısım Mûtezile Kuran-ı Kerim’de zikri yoktur gerekçesiyle recmi reddederler. Recme hükmeden “Ehli Sünnet vel Cemaat ” uleması bunu Hz. Peygamber’in (A.S.V) ve Ashab-ı kirâm’ın tatbikatına dayandırırlar. Çünkü önceki hadis-i şerif’te belirtildiği gibi onlar zamanında zânîlere recm cezası tatbik edilmiştir. İbn-i Abbas (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) der ki bu ayet-i kerime üzerine kadın fuhuş irtikâp edecek olsa hapsedilirdi. Bu esnada ölen ölür yaşayan evde, evde kalmaya devam ederdi, bu hâl Nur Sûresindeki zina eden kadınla zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun meâlinde ki ayet-i kerime yani Nur Sûresinin 2. Ayet-i kerimesi nazil oluncaya kadar devam etti. Böylece Cenab-ı Hak onlara önceki ayette temas ettiği yolu çareyi göstermiş oldu. Bundan sonra fuhuş irtikâp edene celde dayak tatbik edilip serbest bırakılıyordu.

 

Suyûtî derki; İslam’ın ilk yıllarında zina işleyenlerin hapsedilmeleri emredildi. Sonra onlara bekâr iseler yüz değneklik dayak ve bir yıllık sürgünden şâyet muhsan iseler recm cezaları ile yol açılmış oldu.

 

Dakika 10:05

 

Ebû Hûreyre (R.A) Hazretleri anlatıyor; Sâd İbn-i Ubâde (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Ey Allah’ın Rasûlü! Ne buyurursunuz zevcemi bir erkekle yakalasam dört şahit getirmek için bekleyecek miyim? Diye sordu.

 

Rasûlullah (A.S.V) evet, bekleyeceksin dedi. Bunu da Müslim, Muvattâ, Ebû Dâvûd haber veriyor.

 

Müslim, Ebû Dâvûd ‘un bir diğer rivayetinde bir adam karısının yanında bir yabancı yakalasa onu öldürebilir mi ne dersin? Diye sorar.

 

Rasûlullah (A.S.V) hayır deyince,

 

Sâd bilâkis evet seni hak dinle şereflendiren Allah’a yemin ederim, fırsatı yakalarsam ondan önce kılıcımı işletirim der. Rasûlullah (A.S.V) Efendimizin ne söylediğine bakın buyurur.

 

Bu hadis-i şerif had cezasının tatbikinde şahidin gerekli olduğunu belirtmektedir. Sâd İbn-i Ubâde (R.A) zânîlerin cezalandırılması için 4 şahidi şart koşan ayeti kerime nâzil olunca Hz. Peygamber’e kişi karısıyla bir erkeği yakalayacak olsa onu öldürmeyecek mi? Diye sorar.

 

Rasûlullah (A.S.V) hayır, diye cevap vermesi üzerine nasıl hayır, seni hak din ile şereflendiren Zat-ı Zülcelal’e kasem olsun evet diyerek reaksiyon gösterir. Ancak Rasûlullah’ın bazı açıklamaları sonucu hatasını itiraf eder. Bu hâdise ile ilgili teferruâtı daha önce 1664 numaralı hadis-i şeriften sonra yer vereceğimiz cezayı devlet verir adlı tahlilde sunacağız. Bunun biz izahı ileride gelecektir. Ancak şunu hemen belirtelim ki İslam dininin zina gibi insanların şeref ve hayatını ilgilendiren meseleler de işi ciddi tutması cürmün sübûtunu dört erkek şahit getirmek gibi pek ağır şartlara bağlaması, hele kocaya karısı ile zina halinde yakaladığı erkeği öldürme hakkı tanımayışı, dinimizin yüce yönlerinden biridir. Bu hususlarda ki ruhsat pek çok istismarlara tecavüz bahanesine bağlanan haksız cinayetlere kapı açardı. Müsaade edilseydi kim kime, öldüren öldürene, bu işin önü bulunmazdı. Şüphe eden gerçeğe dayanmadan birbirini öldürürdü. Katilliğin önüne de geçilemezdi. Yüce İslam’ın her emri insanoğlu için hikmetler ile dolup taşmaktadır. Yüce İslam’ı iyi anlayın iyi dinleyin. Rasûlullah’ın Sâd için efendimiz demesi Sâd’ın Ensar’ın şeflerinden biri olmasıdır. Malum olduğu üzere Ensar Evs ve Hazreç diye iki büyük gruba ayrılıyordu. Burada adı geçen Sâd İbn-i Ubade Hazreçlilerin reisi, Sâd İbn-i Muaz da Evsîlerin reisi idi (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn). Tercümeyi hâl kitaplarında Sâd İbn-i Ubade’nin çok kıskanç bir kimse olduğu belirtilir.

 

Dakika 15:00

 

Ebû Hûreyre ve Zeyd İbn-i Hâlid (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) şunu anlattılar; Rasûlullah’a (A.S.V) muhsan olmayan cariye zina yaparsa ne gerekir? Diye sorulmuştu?

 

Şöyle cevap verdi; Câriye zina yaparsa ona celde uygulayın, yine zina yaparsa yine celde uygulayın, yine zina yaparsa yine celde uygulayın ve sonra onu kıldan mamul adi bir ipe mukâbil de olsa satın gitsin. Bunu da Buhârî, Müslim ve diğerleri haber vermektedir. Bir rivayette efendisi ona celde tatbik etsin bir de ayıklamasın denmiştir.

 

Evet, sevgili dostlarımız;

 

Nisâ Sûresinin 25. ayet-i kerimesi 50 sopa vurulur câriyelere. Ebû Hanife, İmâm-ı Mâlik, Şafiî ve Ahmet İbn-i Hanbel’in görüşleri böyledir. Köleler hakkında muhsan olmayı Küfe uleması ile İmâm-ı Mâlik Müslüman olmak diye anlamışlardır. İmâm-ı Âzâm ve bir kısım fukaha köle ve câriyenin cezasını hâkimin vermesi gereğine hükmederken diğer üç mezhep imamları Ahmed, Şafiî, Mâlik sahiplerince verilmesine hükmederler. Seleften bazıları köle ve câriye evli değil iseler zinalar sebebiyle bunlara had tatbik edilemez demişlerdir. İbn-i Abbâs (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) Tâvûs, Atâ, İbn-i Cüreyc ve Ebû Ubeyd’in bu görüşte olduğu belirtilmiştir. Onlara göre verilecek ceza tedip hududunda kalmalıdır.

 

Evet, sevgili dostlarımız;

 

Kuran-ı Kerim câriyeler muhsan oldukları halde fuhuş irtikâp ederlerse onlara muhsan olan hür kadınlara verilecek azabın yarısı vardır buyrulmuştur. Bu da Nisâ Sûresinin 25. ayeti kerimesinde.

 

Ebû Hûreyre (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) hür kimseye teeddüp eden haddin bölünebilen çeşidinin yarısını köleye hükmetti. Sözgelimi zina yapan bakirenin haddi iftira, kazif haddi ve şürb-i hamr içki haddi böyledir. Bunlar bölünebilen hadlerdir. Köleye hep yarısı tatbik edilir, Rezin’in ilavesidir.

 

İbn-i Ömer (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Rivayete göre câriyelerinden birine had tatbik etmiş, bu maksatla ayaklarına ve bacaklarına vurmaya başlamıştı. Bunu gören Sâlim Rahimehullah kendisine, sen niye böyle yapıyorsun? Cenab-ı Hakk’ın bunlara Allah’ın dinini tatbik hususunda acıyacağınız tutmasın Nur Sûresinin 2. ayeti kerimesini, bu sözü nerede kaldı der.

 

Abdullah İbn-i Ömer (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) de beni ona şefkatli davranıyor mu buldun? Herhalde Cenab-ı Hak onu öldürmemi emretmedi cevabını verdi. Rezin ilavesidir bu da.

 

Dakika 20:10

 

Vâil İbnü’l Hucur İbn-i Rebîa (R.A) anlatıyor; Rasûlullah’ın (A.S.V) sağlığında namaz kılmak maksadıyla bir kadın evinden çıkmıştı. Yolda ona bir erkek rastladı kadına çullanıp ihtiyacını giderdi, kadın bağırdı adam ise sıvıştı gitti. Çığlığı üzerine kadına bir erkek uğramıştı, ona başından geçeni anlatıp bir adam bana böyle, böyle yaptı dedi.

 

Sonra bir grup muhâcire rastladı, başından geçeni onlara da anlatıp bir adam bana böyle yaptı dedi. Hep beraber yürüyüp kadının kendisine tecavüz ettiği kimseyi yakalayıp kadına getirdiler.

 

Kadın evet, bu odur dedi.

 

Sonra adamı Hz. Peygamber’in (A.S.V) yanına götürdüler. Rasûlullah adamın recmedilmesini emrettiği sırada kadına tecavüz etmiş olan kimse kalkıp,

 

Ey Allah’ın Rasûlü! Suçlu benim diye itirafta bulundu.

 

Rasûlullah (A.S.V) kadına git Allah günahlarını affetti dedi. Zan altında kalmış olan kimseye de güzel sözler söyleyip gönlünü aldı. Mütecâvizin recm edilmesini emretti ve recmedildi.

 

Sonra Rasûlullah (A.S.V) şunu söyledi; Bu adam öyle bir tövbe ile tövbe etti ki böyle bir tövbeyi Medine ahâlisi yapsaydı kabul edilirdi. İşte böyleleri de var.

 

Tirmizî şu ziyadede bulunmuştur; Vâil (Radıyallahu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) Hz. Peygamber’in (A.S.V) kadına Mehir takdir edip etmediğini zikretmedi. Tirmizî ve Ebû Dâvûd ‘un haberi.

 

İbn-i Abbâs (Radıyallahu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; Hz. Ömer’e zina yapmış olan deli bir kadın getirildi. Recm edilip edilmeyeceği hususunda halkla istişare ederek recmedilmesine hükmetti.

 

Kadına Hz. Ali (R.A) uğradı, hazırlığı görünce bunun hali nedir? Diye sordu.

 

Kendisine falanca kabileden deli bir kadındır zina yapmıştır. Hz. Ömer (R.A) recm edilmesine hükmetmiştir dediler.

 

Hz. Ali (R.A) kadını geri götürün dedi. Sonra Hz. Ömer’e uğrayıp ey müminlerin emiri bilirsiniz ki Rasûlullah (A.S.V) kalem üç kişiden kaldırılmıştır, artık onlar yaptıklarından sorumlu değildirler. Buluğa erinceye kadar çocuktan, uyanıncaya kadar uyuyandan, şifa buluncaya kadar bunamıştan yani deliden bu biçare kadın falanca kabilenin bunağıdır. Ona tecavüz eden muhakkak ki akli noksanlığı sırasında tecavüz etmiştir dedi. Bunu da Ebû Dâvûd haber vermektedir. İşte görüyorsunuz kıymetliler, birinin hatırlamadığını öbürü hatırlayınca gerçek ortaya çıkıyor.

 

Habib İbn-i Sâlim (R.A) anlatıyor; Abdurrahman İbn-i Huneyn denen bir adam karısının câriyesine temasta bulundu. Hâdise Küfe Emir’i Numan İbn-i Beşir’e (R.A) götürüldü. Ben dedi hakkınızda Rasûlullah’ın (A.S.V) hükmüyle hükmedeceğim.

 

Dakika 25:00

 

Eğer zevcem câriyeyi sana helâl ederse yüz değnek yiyeceksin. Helâl etmezse recm edileceksin. Sonra tahkîk etti karısının câriyeyi adama helâl ettiğini görünce emir yüz değnek vurdu. Bunu da Tirmizî, Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn-i Mace haber vermektedir.

 

Seleme İbn-i Muhabbak (R.A) anlatıyor; Rasûlullah (A.S.V) hanımının câriyesine temas eden bir adam hakkında şöyle hükmetti; Eğer adam câriyeyi zorladıysa câriye hürdür. Adam câriyenin efendisine, yani karısına misli borçlanmıştır. Câriye rıza göstermişse câriye adamın olur. Câriyenin efendisine onun bir mislini borçlanır. Ebû Dâvûd, Nesâî, İbn-i Mace haber veriyor bunu da. Beyhâkî de Süneninde benzer bir ifade ile bu hadisin hudut üzerine vârit olan ahbarla nesh edildiğine delil teşkil eder der. Eş ’asın şu sözünü kaydeder; bana ulaştı ki bu hadisin hükmü hudutla ilgili ahkâmın vahyinden önce muteber idi.

 

Evet, sevgili dostlarımız;

 

İnşaAllah’u Teâlâ derslerimiz hadis-i şerifler külliyatından keşif notları ile devam etmektedir. Yine bu konu da derslerimiz bir sonraki dersimizde de devam edecektir.

 

Dakika 27:16

 

(Visited 16 times, 1 visits today)