Tefsir 19-01

19- Tefsir Ders 19 hayat veren nurun keşif notları

19- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 19

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

         Çok kıymetli ve muhterem izleyenlerimiz,

Derslerimiz devam ediyor. 62. 63’üncü derslerle devam ediyoruz.

 

Vehîb Hazretlerinin bizzât kendisinden mervîdir ki millî sorumluluk hilâfetin gereğidir. Her ben Allah’ın kuluyum diyen herkeste bir sorumluluk vardır. Bu sorumluluğun tamâmının birleşmesi, bir araya gelmesi, millî bir sorumluluk arz etmesi hilâfetin gereğidir. Umûmî vazîfelerde cemâat, ümmet bahis konusudur. Buraları Ümmet-i Muhammedîn bilhâssa iyi anlamış olması gerekmektedir. Millî sorumluluk hilâfetin gereğidir umûmî vazîfelerde cemâat, ümmet bahis konusudur çünkü ümmetin tümünü ilgilendirir. Farz-ı kifâyelerde herkes müşterektir. Sonrakiler öncekilerin vekîlidir. İnsanlar terakkî edecekleri zaman görüşler kalpler yükselir. Buraya da dikkat lâzımdır. İnsanlar terakkî edecekleri zaman görüşler kalpler yükselir. Akıllarıyla görülenin ötesine yükselir, geçerler. Görülmedik, işitilmedik saâdete ererler. Alçalıp çökecekleri zaman akılları kalmaz, kalpler körelir, gözüne bakmayana inanmaz, felâket gelmedikçe, ezip geçmedikçe, imhâ etmedikçe inanmaz. Bu sıfatlar ben Müslümanım diyene hiç yakışmaz, şiârından değil çünkü. Gözüne bakmayana inanmayan felâket gelmedikçe ezip geçmedikçe, imhâ etmedikçe inanmayan adam mahvolmuş ve mahveden kişi demektir. Bunlar sopasız yürümeyen körlere benzerler, Mâneviyatı evhâm sayarlar, tapmak için put ararlar, put yaparlar, puttan imdat ararlar, hiç olmasa öküz ararlar, öküzün altına buzağı koyarlar, durmadan öküzün altında buzağı ararlar. Şu hakîkî Müslümanlara yapılan iftirâlara bakarsanız, birde gâfil Müslümanların hâline bakarsanız bunları görürsünüz. Bunların Hakk’ı, hakîkati görmeye gözleri dayanmaz. Bunların içine küfür girmiş çıkacak yer bulamaz. Îmân oraya giremez çünkü girmesi için çeride yer olması lâzım îmâna yer yok Kur’an’a yer kalmamış çağ dışı karanlık bir zihniyet rûhlarını kaplamış kör mü kör, sağır mı sağır, dilsiz mi dilsizdirler. Hâlbuki görevimiz îmân edip tam inanmak idi. Hakk’ı görmeye gözlerin gücü yeter mi? Görsen dahî o Hak ihâta olunmaz.

Dakika 5:22

Kıymetli efendiler!

Hakk’ı görmeye gözlerin gücü yeter mi? Görsen dahî o Hak ihâta olunmaz. Ancak Hakk’a inanılır Hak Allah’u Teâlâ’nın ortaya koydukları da hakîkattir, haktır. İşte Müslümanın görevi bu Hakk’a, hakîkate inanmaktır, safsatalara karşı koymaktır. Kur’an-ı Kerim’in safsata dediği her şey safsatadır. Onun için hayat veren değer haktır, hakîkattir. (hıtta) deyin demiştik, sözü değiştirdiler. Bol, bol yiyin dedik nankörlük yaptılar. Yine de murdar azâba yakalandılar, ondan da kurtardık, saygı ve istiğfârda bulunmaları gerekiyordu dünyâ derdine düştüler ricz’e yakalandılar. Ricz için ileride göreceğimiz dersler var. Kıymetli efendiler, (hıtta) dedik diyor Cenab-ı Hak kararlı olunuz, istiğfâr ediniz, lütuf, inâyet, merhamet, insâf, istirhâm ediniz dedik tersini yaptılar. (hıtta) Ramazan-ı şerifinde adıdır aynı zamanda

فَاذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَاتِلا إِنَّا هَاهُنَا قَاعِدُونَ ﴿٢٤﴾

Mûsâ (AS.) da ne dediler; sen ve Rabbin git ikiniz savaşın biz burada oturacağız dediler. İşte İsrâil’in rûhunu okurken Cenab-ı Hak dünyâya bunu duyururken niçin duyuruyor? Ey Müslüman, ey insanlık âlemi! Sizlere ibret sahnesini gözünüzün önünde sergiliyoruz. Aklınızı başınıza alın bu durumlara düşmeyin, karakterinizi, ahlâkınızı, inancınızı bozmayın diyor Cenab-ı Hak Hakk’a, hakîkate inanın İslam tamâmen baştan sona hak ve hakîkattir, ezelî, ebedî nûr nûrun güneşidir ve aydınlığıdır. Hayat verecek ebedî olan değerler İslam’ın değerleridir. Cenab-ı Hak buraya çağırıyor.

وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ ﴿١٠٥﴾

Şunu da hiç unutma biz diyor Zebur da andolsun ki yazdık. Zikirden sonra diyor bakın muhakkak ki arz oraya vâris olur kürreyi arza. Kim? Sâlih kullar diyor. Ben-im sâlih kullarım kürre-i arza vâris olurlar. Yâni bu dünyâyı idâre etmek ehli küfrün yediğinde değil, mîrâsında değil bu dünyâ tamâmen sâlihler için Cenab-ı Hak mîrâs bırakmıştır. Sâlihler vârisidir bu dünyânın, bu dünyâyı idâre edecek Sâlihlerdir.

Cenab-ı Hak bu nîmetleri verdiği nîmetleri Ben-i İsrâil’e saymaya devam ediyor. 12 pınar, asanın, cennetin mersin ağacından olduğu 10 arşın boyunda başı çatallı olduğu turdan veya âsâ ile beraber Hz. Şuayb’dan (AS.) aldığı mervîdir ama en iyisini Yüce Allah bilir.

Dakika 10:35

12 pınar, asa bunlarda Yed-i Beyda Hz. Mûsâ’nın mûcizelerindendir. Bunlar ameli konu değildir, kesin nas da yoktur. Âsâyı taşa vurmakla 12 pınar akıyor, İstiska gerçekleşiyor. Kuru taşlardan Yüce Allah pınarlar akıtıyor. İrşâd ediyor yiyin, için fesâd çıkarmayın diyor. Yürekten ihlâs ile duâ etmelidir. Semeresi rûhî inkişâflardır. Rahmânî ilhâmlardan faydalanmayı bilmelidir. Fen alanındaki büyük keşifler insan kalbine şimşek gibi çarpan İlâhî bir telkînin eseridir. Bunu kimi hayra, kimi de şerre kullanır. Diğer nîmet ise nîmete nankörlük ve kâtillik olayları, Peygamber kâtilleri, bıldırcından, kudret helvasından bıktık dediler Hz. Mûsâ’ya bu Ben-i İsrâil, Rabbine yalvar diyorlar, terbiye dışına çıkıyorlar. Rabbimize demiyorlar sefilliğe, köleliğe yeniden dönüş refâhı, hürriyeti kaybediyorlardı, netîce, netîce aşağılandılar, hakâret, ağır vergi, fakirlik, eziklik tepelerine kondu, devletleri yıkıldı, dağıldılar, perîşân oldular. Çünkü Mûsâ (AS.) sürekli başlarında duracak hâli yok o da bir Allah kulu görev bitince o da bu dünyâdan göçüp gidecektir.

Nitekim Hakk’a oda yürüdü gitti. Netîcede çünkü azmışlar, haddi aşmışlardı. Hz. Şâyâ, Hz. Zekeriyâ, Hz. Yahyâ gibi (AS.) Nebîleri şehit ettiler, bunlar Peygamber kâtilidir. İstisnâlar kaideyi bozmaz. Her toplumun içinde iyisi de vardır ama bunların durumunu Cenab-ı Hak böyle anlatıyor. Küçük günâhta ısrar, büyük günâha götürür, büyük günâhta ısrar küfre götürür, küfür ise her kötülüğe götürür. Aklını başına alda tüm kötülükleri, günâhın büyüğünü, küçüğünü terk etmeye çalış, tam bir tövbe et.

Nebî Vahiy ile Allah’tan haber getiren Peygambere denir. Bunlar Hz. Muhammed’e (A.S.V) suikast düzenlemişlerdi. Öbür Peygamberleri katleden bu zihniyet Hz. Muhammedi de öldürmek istiyordu. Fakat Allah’ın safında, tarafında olana kimsenin gücü yetmez. Ölse, ölse şehit olur, en yüksek dereceyi bulur.

Dakika 15:00

Tevrât ve İncîl’in hükmünce en büyük Peygambere (A.S.V) Hz. Muhammed’e îmân ile mükellef idiler. Dikkat edin buraya! Tevrât ve İncîl’in hükmünce en büyük Peygambere (AS.) Hz. Muhammed’e îmân ile mükellef idiler. Tevrât ve İncîl bunu böyle emrediyor, böyle hükmediyordu. (وَأَوْفُواْ بِعَهْدِي) Cenab-ı Hak ne diyor? Bakara 40’ıncı âyette bana verdiğiniz sözü yerine getirin, ahdimi yerine getirin. Hz. Muhammed’in Peygamberliğini inkâr etmeye imkân var mı? Gökteki yıldızların bâzılarını kabûl edipte, güneşi inkâr edebilir misin? Hz. Muhammed diğer yıldızların karşısında en büyük güneştir. Muhammed inkâr edilemez, Kur’an-ı Kerim inkâr edilemez, İslam inkâr edilemez. Çünkü yıldızı kabûl ediyorsun, güneşi inkâr ediyorsun bu senin körlüğünden başka bir şey değil, bu senin tamâmen bedbahtlığın o âlemlere rahmet olan rahmet Peygamberinin (A.S.V) rahmetinden mahrûm kalmandan başka, İslam’ın nûrundan, îmânından seni cennete götürecek hidâyetinden mahrûm kalmandan başka, tepetakla cehenneme yuvarlanmandan başka bir mânâ ifade etmez. Hz. Muhammed inkâr edilemez. İnkâr edenin îmânı, îmân olmaz. Çünkü Hz. Muhammed’e îmânı Allah emrediyor. Tevrât’ta, İncîl de emreylemiş, Kur’an-ı Kerim de emreyliyor ve onun Peygamberliğine Yüce Allah ben şâhidim diyor. Allah’ın şâhitliğini de kabûl etmiyorsun kitâbını da bir de tutmuşsun ben Mûsâ’ya inandım kimi kandırıyorsun. Mûsâ ile Muhammed aydı dînin görevli Peygamberleridirler (AS.) Allah’ın bir Peygamberini kabûl edip öbürünü inkâr edebilir misin? Allah’ın bir emrini alıp öbür emrini atabilir misin? İslam îmânında, İslam’ın Amentüsünde bütün Peygamberler, bütün İlâhî kitaplar bulunur. İslam şerîatı geçmişin tümünü içinde toplar. Nesh edilecekleri nesh etmiş, yenilenmesi gerekenlerin tümünü yenilemiştir. Yepyeni İslam dîni Hz. Muhammed’le kıyâmete kadar devam etmektedir. Yahûdî’nin, Hristiyan’ın, Sâbîî’nin kurtuluşu Kur’an-ı Kerim’e, Kur’an-ı Kerim’in istediği îmân ve Amel-i Sâlih’e bağlıdır. Açıkça biz bütün insanlık Âdemin çocuklarıyız, biz kardeşiz, annemiz Havvâ, babamız Âdem biz kardeşiz birbirimize doğruyu söyleyelim.

          Kıymetli efendiler!

Yahûdî’nin, Hristiyan’ın, Sâbîî’nin diğer bütün milletlerin kurtuluşu Kur’an-ı Kerim’e, Kur’an-ı Kerim’in istediği îmân ve Amel-i Sâlih’e bağlıdır, kurtuluş buradadır. İslam’ın dâveti cihân şümûldür. Yâni İslam bütün insanlığın ve cinlerin tamâmını kendîne çağırıyor. İslam da siyâsî anlaşma ile her millete hürriyet vardır. İslam demek bütün milletlere hürriyet demektir, sosyal adâlet demektir, evrensel rûh demektir.

Dakika 20:03

Bütün kalplerin bir araya toplayacağı işte İlâhî nizâm evrensel rûh İslam’ın rûhudur. Bütün kalpleri merkezine almıştır. Yahûdî Arapçada (Hede, yehudu, heden)  tövbe etmek buzağıya ve diğer cinâyetlerinden dolayı (Yehuza) ise Hz. Yâkup ’un büyük oğludur. Yâhut kavim anlamında Yahûdî de kavme mensûb anlamındadır. Daha önceki söylediğimiz kelime anlamıydı.

Ne yazık ki bakın isme bakın şimdi burada ki tövbenin gereği buzağıya tapmalarından dolayı îmâna şirkten vazgeçip ‘’Tevhîd Îmânına’’ gelmeleri için bu gerekliydi. Onun için Yahûdî kelimesi tövbe etmek anlamındadır ve tövbe etmiş olsalardı, topyekûn tövbe etselerdi bugünkü durum olmayacaktı. Birde tarihte başlarına neler geldi, bunlar gelmeyecekti. (Nasara) Nasrânî’nin çoğulu Îsâ’nın indiği ‘’nasıra köyüne’’ nispetle yardımlaşmadan dolayı Îsâ (AS.) (مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللّهِ) deyince (نَحْنُ أَنصَارُ اللّهِ ) dediler. Frenkler krist derler. Hristos’a nispette vardır. Hristos cankurtaran akçe diye açıklanır. Sâbîîn ise Sabîî’ye İslam’ın Yahud ve Nasrânî’nin dışındakilerdir. Meleklere, yıldızlara tapanlardır. Yıldızlara saygı ve kıble olarak yine bunlar iyiliği, kötülüğü yeryüzünde idâre edip, yönlendiren yıldızlardır derler. Allah yıldızları bunun için yarattı derler. Dünyânın Rabbi yıldızlardır diyerek Rab gibi tapınırlar, yıldızlar aracıdır derler (gıldaniler) bunlardandır. İbrâhim (AS.) bunların reddi için gelmiştir. Yıldız falı bunlardan kalmadır, yaldızlama. Bunun için Cenab-ı Hak bize Yahûdî’yi, Nasrânî’yi bize tanıtıyor, onların rûhunu okuyor. Onları İslam’a, îmâna, Kur’an’a, Hz. Muhammed’e çağırıyor. Verdiğiniz sözü yerine getirin diyor. Çünkü Yahud cumartesiyi de ihlâl ettiler, gurur ve kibir netîcesinde de ne oldular? İşte maymuna çevrildiler. Tevrât’ın hakkını vermediler. Mûsâ’ya, Mûsâ’nın ortaya koyduğu gerçek İslam Tevhîdinden saptılar. Görevlerini gereği gibi yapmadılar. Tur dağının kaldırılması, sözlerinden caymaları, cumartesi yasağı, maymun olmaları suçlarının netîcesinde İlim, İdrâk, Mârifet, İzandan mahrûm olarak maymun kılıklı, sefil, boynu bükük sürünen kimseler oldular.

Dakika 25:05

Mücâhidin görüşü zamanımızdakilerin anlayışı bu yöndedir. Diğer pek çok müfessirin Mesîh sûret değişikliği olduğunu söylemişlerdir yâni maymun olmuşlardır. Çünkü insanla maymun arasında kuyruk ve kıl farkı değil, akıl, mantık huy, ahlâk farkı vardır. Maymunun hüneri taklittir. Önünde ateş yakınız, ısınmayı gösterin, kıra götürün yanına çıra, odun, kömür koyun üşüdüğü zaman ateş yakamaz. Mânevî dünyâsı maymun olan insanlar kör taklitten başka bir şey yapamaz. Bir insanın mânevî dünyâsı, maymunlaştığı zaman mânen taklide yönelir, bütün becerisi, başarısı taklittir. Maymun fındığı yer fındık ağacı dikemez, akıl edemez. Âraf Sûresi 179 bunlar Cenab-ı Hak bu gibi insanlara. Bugün İslam’ı bırakıp da kendîni Müslüman sanan başkalarını taklit eden, kendîni Müslüman kabûl eder ama Kur’an’ın ilkelerine karşı çıkan nice Müslüman gruplar bulunmaktadır. Müslüman tipler var bunlarda sınıftadırlar.  بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ  Cenab-ı Hak Âraf Sûresinin 179’uncu âyetinde ne diyor;

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ

Kıymetli efendiler!

Allah kimseyi bu durumlara düşürmesin Kur’an-ı Kerim bu duruma düşenlerin oradan kurtulmasını diğerlerinin de buralara aslâ düşmemesini önceden haber veriyor ki sakın böyle bir duruma düşmeyin diyor. Kur’an-ı Kerimi dünyâya doğru anlatmayan insanlar dünyâdan Allah’ın rahmetlerini yasaklayan insanlar demektir. İnsanlığın dostu isen Allah’ın ezelî, ebedî rahmeti hayat veren o nûru İlâhîyi gerçek hakîkati Kur’an-ı Kerimi insanlara doğru açıklamak insanlara dost olmaktır. Çünkü yarın mahşerde Allah benim Kur’an’ı mı bilenlere niye anlatmadınız, öbürlerine niye dinlemediniz, niye anlamadınız diyecektir hesap sorulacaktır. Yoksa sen onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yâhut düşüneceğini mi sanıyorsun –Hayır. Onlar

كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلّ سَبِيلًا  ُ

Furkân Sûresi 44’üncü âyet-i kerimeye de bakarsan bu gerçekleri görürsün. Bakara Sûresi kurban olayı Bakara erkek veya dişi sığır sırf erkeğine ‘’bakur’’ denir, bakır yarmak anlamına çift süren toprağı yaran anlamınsa da gelmektedir. Mısırlılar apis öküzüne taptıkları en büyük mâbûdları Firavun kavminin de tanrısı olduğu için kurbanda zorlandılar yâni öküze tapıyorlar.

Dakika 30:10

Onun içinde sığır kurbanını kesmek onlara tanrılarını kesmek gibi geliyordu.

Dîndar Sâlih birinin bir oğlu varmış. Allah’a (C.C) ısmarlamış. Çocuğu küçükmüş kendi ölmüş. Dağdaki sığırları da varmış. Çocuk büyümüş bu sığırlarını derisi dolusu altınla satın almışlar. Bu da Cenab-ı Hakk’ın Sâlih bir kulunun yetim kalan evlâdına bir ikrâmıdır.

İkinci diğeri de kâtillik olayı. Yaşlı zenginin bir oğlunu öldürüp malına vâris olmak isteyen zenginin yeğenleri tarafından öldürülmüş. Kapıya koyup cenâzeyi bağırıp çağırmışlar. Başkalarının üstüne atmışlar. Kurbanın bir parçası ölüye vurulunca ölü diriliyor. Ölü kâtilleri haber veriyor. Akılların almayacağı şekilde mûcize zuhûr ediyor. Gerçeğe inanmamak aksi zanda bulunmak akıl noksanlığındandır. Bu âlem mûcizeyle dolup taşmaktadır. İnkârla kimse güneşe yok dese de, bağırsa, patlasa, çatlasa da öğleyin güneş yok dese, güneşi kökünden inkâr etse kendisinden başkasına bunu inandıramaz. Kendi aklının yokluğu ortaya çıkar. Îmânının yokluğu ortaya çıkar.

Kıymetli efendiler!

İşte Cenab-ı Hak hikmet üstüne hikmet, ibret dersleri üstüne ibret dersi vermektedir.

Yahûd dünyânın ömrü yedi bin senedir diyor. Her bin sene için bir gün azâb çekeceğiz demişler. Bu Yahûdî aklı doğru tabî düşünen istisnâi olan kişiler hâriç bu yanlış her ne kadar Yahûdî de varsa bu yanlışlar başkalarında da olduğu zaman aynısıdır.

Birde cehennemin bir tarafından zakkuma kadar 40 senelik yoldur derler. Bir senelik yolu bir günde alırlar, 40 günde tamâmlarlar. Îmânı olmayanın ebedî kalmayacağını vehmetmek İlâhî adâleti inkârdır. Böyle bunların bu şekil inançları vardır. Ne Tevrât’ta, ne Kur’an da, ne İncîl’de bunlar safsatadır. Bunlar İlâhî kitaplar bu yanlışları ret eder. Çünkü îmânı olmayan ebedî cehennemde kalacaktır. Bu ister adı Müslüman olsun, ister Yahûdî olsun, ister Hristiyan ister bir başkası kim olursa olsun. İslam îmânına inanmadan ki İslam ebedî, ezelî dünyânın, insanlığın tek dînidir. Bu Muhammed devrinden kıyâmete kadar da böyledir. Muhammed’den önce Îsâ devrinde, Îsâ’dan önce Mûsâ devrinde de böyledir. Mûsâ’dan önce İbrâhim ve tâ Âdeme kadar da durum böyledir. İslam’ın ortaya koyduğu îmân ebedî değişmemiştir değişmez bu Tevhîd Îmânıdır. İşte bu İslam’ın gerçek îmânını bugünkü Kur’an-ı Kerim’ini Hz. Muhammed tevhîd inancıyla hak ve hakîkati ortaya koymuştur. İslam bu îmânın kurallarının ta kendisidir.

Dakika 35:05

Bunun için İslam’ın ortaya koyduğu îmân bütün Peygamberlerinde ortaya koyduğu îmân idi. İslam’ı inkâr eden bir kişinin Mûsâ’ya inanmış olması, Tevrât’a inanmış olması mümkün değildir. İncîl’e inanmış olması, Îsâ’ya inanmış olması mümkün değildir Aleyhimüsselâm.

Birde cehennemin bir tarafından zakkuma kadar kırk senelik yoldur demeleri de safsatadır. Birde telvîn-i hitâp belâgat üslûbudur. Emânî ümniyyenin çoğulu bâtıl idealler yâni kuruntular, uydurmalar, safsatalar, evhâmlar, boş hayâller mânâsınadır. Frenklerin idealizmi ki bunu ahlâki konuda benimsemişlerdir. Yâni evhâmlar, boş hayâller mânâsınadır. Frenklerin idealizmi ki bunu ahlâki konuda benimsemişlerdir. Ülkü Lugati’t-Türkçe Türk de Peyman’dır feymandır. Feyman Farsçadaki peymandır. Peyman şart, ahit, misâk anlamındadır. İdeal demek değildir. Nefiste zerre hayır îmân varsa yâni nefisteki zerre hayır îmân varsa İlâhî rahmetin üstünlüğü ateşte ebedî bırakmaz İnşa’Allah. Bunun için ülkünün anlamını da iyi anlamak gerekmektedir. Ülkünün İslam’daki anlama tarzını Kur’an-ı Kerim’in kâşifi olan müfessirlerimizin görüşünü de iyi bakmalıdır. Ülküyü iyi anlamalıdır ve emânî kuruntuları evhâmları da iyi anlamalıdır. Kur’an-ı Kerim iyi keşfedilmelidir. Hayat verecek yüce değerlerin hepsi Kur’an-ı Kerim’dedir. Kur’an, sünnet, icmâ, kıyas bu işin aslıdır. Hepsinin aslı ise Kur’an-ı Kerim’dir ve Hz. Muhammed’dir. Onun için ülkünün şart, ahit, misâk anlamında olduğunu unutma. Neyin şartı, neyin ahdi, neyin misâkıdır ülkü. Bunlara dikkat et! Burada geçerli olan Allah’a verilen sözdür. İşte o zaman ülkü gerçek anlamını burada bulur ve o sözünden caymadan İslam’ın bütün emirlerini kanunlarını kendîne hâkim kılarsın. İşte o zaman ülkü anlamı ortaya çıkar. Yoksa hayâlden ibâret kalır ki İslam’da hayâl kuruntu, ırkçılık bunlarda olmadığına göre yalnız hakkı hakkın mensupları sevilir çünkü Allah sevmiştir. Herkes kendi milletini îmânından İslam’ından dolayı sever. İslam milleti dünyâda tek millettir. Gayri Müslimlerde tek millettirler. Âdem’in çocukları olması bakımından dünyânın hepsi bir millettir ama inanç da ayrılmaktadırlar. Hak ve bâtıl konusunda ayrılmaktadırlar. On adet misâk bakın burada da Cenab-ı Hak on konuda Ben-i İsrâil ’den ayrıca söz aldı.

 

Dakika 40:10

Birincisi yalnız Allah’a kulluk edeceksiniz hiç kimseye tapmayacaksınız yalnız Allah’a. İkincisi ana babaya ihsân edeceksiniz. Bunlar Tevrât’ta da yazılıydı, İncîl’de de yazılıydı, Kur’an’da da yazılı. Akrabaya iyilik edeceksiniz. Akrabanın yoksullarına bakacaksınız. İhtiyaçları varsa gidereceksiniz. Sıla-i Rahme dikkat edeceksiniz. Yetimlere gereken itinâyı göstereceksiniz, yoksullara iyilikte ihsânda bulunacaksınız, insanlara güzel söz söyleyeceksiniz. Yahûdî’den Allah’ın aldığı sözler bunlar devam ediyor. Namazınızı kılacaksınız, zekâtınızı vereceksiniz, birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, bakın bugün hâlâ geçmişte Peygamberleri katlettiler, büyük doğru dürüst Peygamberleri katlettiler, bugün hâlâ kan döküyorlar. Doğru dürüst olanlarına hiçbir zaman sözümüz olmamıştır. Birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayınız diye söz almıştık diyor Cenab-ı Hak.

Birde Hz. Muhammed’e, Kur’an’a hem Tevrât’a îmân ile söz alınmıştır. Bakın bu sözlerin şuanda hangisini tutuyorlar? Allah’a verilen sözlerin bugün hele Hz. Muhammed’e inanmaları gereken bu konuda verdikleri sözün tam tersini yapıyorlar.  Kur’an’a inanmaları gerekirken Müslüman kanı dökmeye devam ediyorlar. Tam bir Siyon felsefesinin dalâletini kendilerine prensip olarak seçmişler.

 

Kıymetli efendiler!

 

Bunları Cenab-ı Hak burada saydı, biz Yahûdî’den bu konularda söz aldık dedi. Buna ahdi misâk on adet misâktır bu anlaşma Yüce Allah’a Mûsâ (AS.) Tevrât aracılığıyla bu sözler verildi. Tevrât’ın İncîl’in hükümlerini bozdular. Hz Muhammed ile anlaşmayı bozdular, tabî bozanlar için bunlar. Kureyzâ öldürülmekle Ben-i Nâdir yurtlarından sürülmekle felâketi yaşadılar. Bu da devrisââdet zamanında Peygamberimiz zamanında da bunlar bu şekilde Peygamberimizle anlaşmalar yapıldı hep anlaşmaları bozdular. Bunlardan biri Kureyzâ idi, biriside Ben-i Nâdir idi.

Cenab-ı Hak Müslüman olmaları gerekirken  (أَوْفُواْ بِعَهْدِي ) buyurdu Cenab-ı Hak bana verdiğiniz sözü yerine getiriniz ama onlar hâlâ inanacakları dîne düşman olmakta ısrar ediyorlar, kan dökmekte ısrar ediyorlar, bunlar bundan vazgeçmezlerse Allah’ın şiddetle azâbından, kahrından, gazâbından kurtulamazlar. Kendilerine yazık ediyorlar. Onun için o günde Peygamberimiz onları çok idâre etti. Onlar sözleşmeleri bozdukça Peygamberimiz idâre etti, netîcede gereğini yaptı.

Dakika 45:06

Halif, muayyid anlaşmalı anlamındadır. Halif, muayyid anlaşmalı anlamındadır. Kur’an-ı Kerimde bunlar açıklanmaktadır. Bizde not olarak duyurmaktayız. Bâzılarında kâşiflerimizin keşiflerini haber vermekteyiz.

Kâfirin kalbi konusunda da bak ne diyor? Kâfirin öyle bir kalbi vardır ki îmân girecek yer bulamaz, küfür çıkacak yer bulamaz. Hayır, melekesi yoktur. Allah bu duruma düşenlerden eylemesin ve bu duruma düşenlere de kalpleri mühürlü değilse hidâyet eylesin. Tabî hepsinin, her türlüsünün en iyisini o bilmektedir.

Mütteki şirkten, haramdan sakınan, farzları yerine getiren, Allah’a (C.C) itaat edendir. Her Müslüman mütteki olmak zorundadır. Namaz Allah hakkıdır. Onu birleme, ona saygı, ona övgüdür. Farz namazlar olduğu gibi vâcipler var, sünnetler var ve müstehap namazlarda bulunmaktadır. Namazla cihâd îmândan sonra birinci vazîfesidir her Müslümanın ve Allah’ın kuluyum diyen herkesin görevidir.

İnfâk kulun hakkı Allah’ın kuluna iyiliğidir. Çünkü Cenab-ı Hak bir kulunun eliyle öbür kuluna lütuf eder, nîmetini o şekil verir. Onun içinde her Müslüman, her insan cömert olmak zorundadır. Allah’ın verdiklerini Allah için infâk edip harcamalıdır. Muhtaçlara, yoksullara vermeli birde Allah yolunda İ’lây-ı Kelimetullah uğrunda bol, bol harcamalıdır. Fesâd doğrudan sapmanın adıdır. Sefih dar görüşlü câhil demektir. (Ameh) şaşkınlık demektir. Yektaf hatıf süratle yakalamak, huttaf kırlangıç anlamındadır. Hak tekil bâtıl çoğul gelmiştir, çünkü hak birdir, bâtılın sayısı çoktur. Hâlk ise örneksiz yaratmak hicara leşten kötü kokan kükürt taşı cehennem yakıtı demektir. Misâk verilen söz yeminle ahit temînât vermek demektir. İz geniş zamanı geçmişe çevirir, ‘’İza’’ da geçmiş zamanı geleceğe çevirir. Halîfe Rabbâni emirleri uygulayan yeryüzünde Allah’ın hükmüyle hükmedendir. Yâni Allah’ın vekilidir ki her insan bunun için yaratılmıştır. Cinler yeryüzünde fesâd çıkartmışlar, melekler onları öldürmüşlerdi, şeytânın da eşi vardı. İblîs meleklerden değildir. Lütfu ihsândır ki Peygamberin beşer olması, çünkü Peygamber insan olmasaydı insanların onu anlaması, onunla görüşmeleri zor olurdu, anlamaları daha da zor olurdu.

Dakika 50:12

Onun için Peygamberin insandan beşer olması Allah’ın lütfudur. İstişâre öğretiyor Âdeme secde, selâm, hürmet, tâzîm secdesi, ibâdet secdesi değildir. Bunu çok iyi anlamamız gerekiyor çünkü anlatanların pek çoğu bu konulara değinmiyorlar. Yâkup’un (AS.) ve oğullarının Yusuf (AS.) olan secdesi işte buydu yâni selâmlama secdesi hürmet tâzîm idi ibâdet secdesi katiyen değildir. İlâhî lütfa mazhâr olan kimseye sonradan işlediği suç te’sîr etmez diyor Ârif’in biri. İlâhî lütfa mazhâr olan buraya dikkat edin! İlâhî lütfa mazhâr olmak, Allah’ın artık lütuflarına, himâyesine, rahmetinin içerisine girmek demektir. Te’sîr etmez demesi de Cenab-ı Hak sevdiği kullarının tövbelerini hemen kabûl eder. Nîmetin kulları çok, nîmeti verenin kulları azdır. Şefâat başkasını himâyesine almak Firavun amelika meliklerinin ismidir. Keferâne demek yâni firavunlaştı demek. Allah uğrunda kim sabrederse ona Velîler arkadaş olurlar. Bunu da unutma!

Rics daha önceki dersimizde geçmişti. İsrâil’in başına gelenlerden biride Rics’tir. Azâb, tağun hastalığı, ateş, yıldırı 1 saatte İsrâil’den 70000 kişi öldüğü mervîdir. Geçmişte bunlar hep yaşanan olaylardır. Kureyzâ, Ben-i Nâdir, iki Yahûdî kabîlesi Evs, Hazreç kabîlesinin birer müttefiki idiler.

Haklar Allah hakları, ana baba hakları, akraba hakları, yetimler miskinlerin hakları güzel söz, bunlar birer, birer haklar sınıfındadır. Güzel söz varken kötü söz söylemek hak hukuk çiğnemektir. Bir kalbi kırmak elbette ki Kâbe’yi yıkmaktan beterdir. Kâbe’nin mutlaka bir mîmârı bulunur, ama kabin mîmârı bulunmaz onun için kıymetli dostlarımız hiç kimseyi içitme iyilikte yarış. İslam güzelliklerin, gerçek hak güzelliklerin kendisidir, hayat veren değerlerin bizzât kendisidir. Cenab-ı Mevlâ baksın, görsün de bütün insanlığın tamâmına Allah’ın ebedî rahmeti olan, ebedî saâdeti olan, hayat veren nizâmı olan, hak ve hakîkat olan, İslam’ı, Kur’an’ı bütün insanlığın anlamasını îmân edip, amel edip dünyâsının da, ukbâsının da cennet olmasını Cenab-ı Hak nasîp eylesin.

Dakika 54:28

 

 

 

(Visited 125 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}