hayat veren Tefsir 191-01

191- Tefsir Ders 191 hayat veren nurun keşif notları

191- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 191

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

(Mâide Sûresi 51’inci Âyetten 61’inci Âyetler ve 68’inci Âyetten 75’inci Âyet-i Kerimeler)

 

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ ﴿٥١﴾

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌ فَعَسَى اللّهُ أَن يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِّنْ عِندِهِ فَيُصْبِحُواْ عَلَى مَا أَسَرُّواْ فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ ﴿٥٢﴾

Ey îmân edenler! Yahûdîleri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Siz Müslümanlar bütün cihanın dostusunuz, ama onlardan size dost olmayanlar var bunu bilin onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah zâlim kavmi doğru yola iletmez. Kalplerinde hastalık bulunanların: “Bize bir felâket gelmesinden korkuyoruz” diyerek, onların arasına koştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih isyân eder veya katından bir emir (iş) getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.

Kalbi bozuk olanlar, İslam’a düşman olanların arasına girerler ve birçok bahâneyle İslam karşıtı güçlere karşı onlar dost olurlar. Hâlbuki onlar İslam’ın dostu değillerdir. Müslümanlar bütün âlemin, tüm milletlerin dostudur. Ama dost olmayanlara karşı Kur’an-ı Kerim uyarmaktadır.

وَيَقُولُ الَّذِينَ آمَنُواْ أَهَؤُلاء الَّذِينَ أَقْسَمُواْ بِاللّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُواْ خَاسِرِينَ ﴿٥٣﴾

İşte bu âyet-i kerimede de, Ey îmân edenler: “Sizinle beraber olduklarına dâir, Allah’a bütün güçleriyle yemin edenler bunlar mı?” derler. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir ve kaybedenlerden olmuşlardır.

Yine Cenab-ı Hak buyurur ki;

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ ﴿٥٤﴾

Ey îmân edenler! Sizden kim dininden dönerse, tek din, hak din İslam dinidir. Bundan kim dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları, onlarda Allah’ı severler. Mü’minlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücâhede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah geniş ihsân sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.

İşte kıymetli dostlar, Yüce Rab gerçekleri söylüyor.

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلاَةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ ﴿٥٥﴾

Dakika 5:10

Cenab-ı Hak buyurur ki; Sizin asıl dostunuz Allah’tır, O’nun Rasûlü’dür, Muhammed’dir ve namazlarını kılan, zekâtlarını veren ve rükû eden mü’minlerdir buyuruyor.

İşe Cenab-ı Hak gerçek dostu bize bildirmektedir. Gerçek dost Allah’tır, Rasûlü’dür, hakîkî mü’minlerdir.

وَمَن يَتَوَلَّ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ فَإِنَّ حِزْبَ اللّهِ هُمُ الْغَالِبُونَ ﴿٥٦﴾

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿٥٧﴾

 

Cenab-ı Hak burada da buyuruyor ki; Kim Allah’ı, O’nun Rasûlünü ve mü’minleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları galip geleceklerdir. İşte Allah’ın tarafındakiler bunlardır. Allah’ın tarafında olmayan herkes şirkin, küfrün, iblîsin tarafındadır. Ey îmân edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfilerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin. Eğer (gerçekten) îmân ediyorsanız, Allah’tan gereğince korkun.

İşte Cenab-ı Hak burada da gerçeği duyurmaktadır.

وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى الصَّلاَةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَعْقِلُونَ ﴿٥٨﴾

Namaza çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu onların, akıllarını kullanmayan bir toplum olmalarından dolayıdır. Allah’ın emriyle alay edilir mi? İstihzâ edilir mi? Kim ederse dinden, îmândan çıkar.

Bunun için Cenab-ı Hak,

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ هَلْ تَنقِمُونَ مِنَّا إِلاَّ أَنْ آمَنَّا بِاللّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَاسِقُونَ ﴿٥٩﴾

De ki: “Ey kitap ehli! Sadece Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmışlarsınız.” Onlara böyle söyle diyor. Cenab-ı Hak.

Yine buyuruyor ki;

قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَلِكَ مَثُوبَةً عِندَ اللّهِ مَن لَّعَنَهُ اللّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُوْلَئِكَ شَرٌّ مَّكَاناً وَأَضَلُّ عَن سَوَاء السَّبِيلِ ﴿٦٠﴾

وَإِذَا جَآؤُوكُمْ قَالُوَاْ آمَنَّا وَقَد دَّخَلُواْ بِالْكُفْرِ وَهُمْ قَدْ خَرَجُواْ بِهِ وَاللّهُ أَعْلَمُ بِمَا كَانُواْ يَكْتُمُونَ ﴿٦١﴾

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede de bak ne diyor. De ki: “Allah katında cezâya çaptırılma bakımından bunlardan daha kötüsü haber vereyim mi? Allah kimlere lânet etmiş ve gazâbına uğratmışsa; kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana tapanlar yapmışsa, işte bunların makamı daha kötüdür ve onlar düz yoldan daha çok sapmışlardır.” Onlar size geldikleri zaman, “îmân ettik” dediler. Oysa yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıkmışlardır. Allah, onların gizlediklerini çok iyi bilir.

Dakika 10:27

İşte kıymetli dostlarımız,

Kur’an-ı Kerim bütün gerçekleri enine boyuna gün ışığında açıklamaktadır. Onun için bunu çok iyi kavramak, hayat bulmak gerekmektedir. Doğruyu bulmak, yanlıştan korunmak o zaman gerçek hayatı bulmaktır.

قُلْ يَا أَهْلَ الْكِتَابِ لَسْتُمْ عَلَى شَيْءٍ حَتَّىَ تُقِيمُواْ التَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا فَلاَ تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ﴿٦٨﴾

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede de bak ne diyor; De ki: “Ey kitap ehli! Tevrât’ı, İncîl’i ve Rabbinizden size indirileni uygulamadıkça bir esas üzerinde değilsiniz. Bak hem Tevrât’a, hem İncîl’e, hem de Kur’an’a çağırıyor Cenab-ı Hak. Şüphesiz ki Rabbinden sana indirilenler, onların çoğunun azgınlığını ve inkârını arttıracaktır. Hz. Muhammed’e diyor. Ey Şanlı Peygamber! Sana indirilenler onların çoğunun azgınlığını ve inkârını arttıracaktır. Şu hâlde kâfir olan bir toplum için üzülme! Diyor.

Mûsâ Aleyhisselâm’a da demişti üzülme bu fâsıklar için! Demişti.

Muhakkak ki, Yahûdîler, Sâbiîler ve Hristiyanlardan kim Allah’a ve âhiret gününe îmân eder ve güzel amel işlerse, onlar için bir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.

İşte Cenab-ı Hak burada da gerçeği göstermektedir. Ne diyor;

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالصَّابِؤُونَ وَالنَّصَارَى مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وعَمِلَ صَالِحًا فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿٦٩﴾

لَقَدْ أَخَذْنَا مِيثَاقَ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَأَرْسَلْنَا إِلَيْهِمْ رُسُلاً كُلَّمَا جَاءهُمْ رَسُولٌ بِمَا لاَ تَهْوَى أَنْفُسُهُمْ فَرِيقًا كَذَّبُواْ وَفَرِيقًا يَقْتُلُونَ ﴿٧٠﴾

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimesinde de: Andolsun biz, İsrâiloğulları’ndan söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Fakat ne zaman bir peygamber nefislerinin hoşlanmadığı bir şey getirmişse, bunlardan bir kısmını yalanlamışlar, bir kısmını da öldürmüşlerdir.

İşte Tevrât’a ihânet eden Mûsâ’ya itaatini ihânet eden ve peygamberleri katleden biri size ruhları okuyor, Yahûdî ruhları okuyor Kur’an-ı Kerim. Tevrât’a, Mûsâ’ya ve diğer peygamberlere inananlardan söz etmiyor. Gerçek Müslüman Yahûdî’den söz etmiyor. Ya? Peygamberleri katleden Yahûdî’den söz ediyor. Aynı zihniyet Hz. Muhammedide öldürmek isteyen işte yıllardır kan akıtan zihniyet devam etmektedir.

Cenab-ı Hak;

وَحَسِبُواْ أَلاَّ تَكُونَ فِتْنَةٌ فَعَمُواْ وَصَمُّواْ ثُمَّ تَابَ اللّهُ عَلَيْهِمْ ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِمَا يَعْمَلُونَ ﴿٧١﴾

Dakika 15:05

Bu âyet-i kerimede Cenab-ı Hak; Onlar, bir fitne kopmayacak sandılar, kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine onların çoğu kör, sağır kesildiler. Allah, onların yaptıklarını görüyor.

Kıymetli dostlarım,

İşte Cenab-ı Hak tolerans veriyor, veriyor sonra da öyle bir sille atıyor, tokat atıyor ki kendini kişi cehennemde buluyor.

لَقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ هُوَ الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ وَقَالَ الْمَسِيحُ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ اعْبُدُواْ اللّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمْ إِنَّهُ مَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ حَرَّمَ اللّهُ عَلَيهِ الْجَنَّةَ وَمَأْوَاهُ النَّارُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ ﴿٧٢﴾

Cenab-ı Mevlâ bu Mâide 72’nci âyet-i kerimesinde de: Andolsun, Allah, kendisi yemin ediyor diyor ki; “Alla Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuşlardır diyor bu âyette. “Meryem’in oğlu Îsâ’ya Allah diyenlere”, “Allah Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler elbette kâfir olmuşlardır diyor. Kim? Allah’u Teâlâ bu âyet-i kerimede. Oysa Mesih yani Îsâ, Ey İsrâiloğulları! Onlara Îsâ demişti ki: “İsrâiloğulları’na, hem benim hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz Allah onlara cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer cehennemdir. Zâlimlerin yardımcıları da yoktur” demişti.

Bakın Îsâ’ya Allah diyenler bugün ne yaptılar? Îsâ’nın dediğinin tersini yaptılar. Îsâ Allah’ın oğlu diyenler Îsâ’nın, İncîl’in, Tevrât’ın, Mûsâ’nın ediğinin tersini yaptılar ve kâfir oldular, müşrik oldular. (Salisü, selâse) Allah üçtür diyenler Îsâ’nın (AS.) dediğinin tersini yaptılar. Nitekim Yüce Allah burada Îsâ’ya kim Allah diyorsa bunların kâfir olduğunu açıkça beyân ediyor. Îsâ’nın yolu bu değil Îsâ ben Allah’ın kuluyum dedi. Allah benim Rabbim, sizin de Rabbiniz dedi İsrâiloğulları’na, hepimiz Allah’a kulluk edeceğiz, ibadet edeceğiz dedi. Ne yazık ki bitaraf bunun tersini yaptı ifrata gitti. Bir tarafta ne yaptı? Îsâ’yı öldürmek istedi. Bitaraf Îsâ’ya Allah diyor tapınıyor. Bitaraf da Îsâ’yı öldürmek istiyor. O da İsrâil, o da İsrâil. Kıymetli dostlarımız, bize düşen Yüce Allah’ın kelâmını doğru aktarabilmektir.

(لَّقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُواْ إِنَّ اللّهَ ثَالِثُ ثَلاَثَةٍ) bak Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede de ne dedi? (Salisü, selâse) diyenler de kâfir oldular dedi yemin ederek Cenab-ı Hak. Allah, üçün üçüncüsü değil, Allah üç değil (Salisü, selâse) değil Allah bir. (وَمَا مِنْ إِلَهٍ إِلاَّ إِلَهٌ وَاحِدٌ) Allah’tan başka İlâh yok ki o Allah bir tane olan İlâh’tır. Ancak o bir olan Allah var başka İlâh yok.

Dakika 19:56

وَإِن لَّمْ يَنتَهُواْ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ﴿٧٣﴾

Şimdi 73’üncü âyette de Cenab-ı Hak ne diyor: “Allah, üçün üçüncüdür” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Bak bunlar da kâfir oldular. O ise tek ilâh’tan başka ilâh yoktur. Eğer söylediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azâb dokunacaktır. İşte Hristiyanlar, işte Yahûdîlerin durumu meydanda.

Kıymetli dostlarımız,

Kendi peygamberlerine böyle dediler, kendi kitaplarına bakın nasıl ihânet ettiler, kendi peygamberlerinin dediğinin nasıl tersini yaptılar. Hz. Muhammed’i de Kur’an-ı Kerimi de inkâr ettiklerine göre tabi inkâr edenlere diyoruz, Müslüman olup da hidâyet edenlerin de haddi hesabı yok. Cenab-ı Hak bu şiddetle azâbın dokunacağını onlara cennetin haram kılındığını, bunların cehenneme gideceğini açıkça beyân ediyor. Şirkten vazgeçmek gerekiyor. Allah’ın birliğini, Îsâ’nın, Mûsâ’nın, Muhammed’in Peygamberliğini ve diğer peygamberlerin tümünü, Kur’an-ı Kerim’i, İncîl, Tevrât ve diğer bütün ilâhî kitapların tümünü tasdik etmek gerekiyor. Hepsini yenileyen İslam şeriatıyla da amel etmek gerekiyor.

Cenab-ı Hak bunu da duyurduktan sonra şöyle buyuruyor;

أَفَلاَ يَتُوبُونَ إِلَى اللّهِ وَيَسْتَغْفِرُونَهُ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ﴿٧٤﴾

مَّا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ وَأُمُّهُ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلاَنِ الطَّعَامَ انظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الآيَاتِ ثُمَّ انظُرْ أَنَّى يُؤْفَكُونَ ﴿٧٥﴾

İşte bak Kur’an-ı Kerim Îsâ’ya, Mûsâ’ya nasıl sahip çıkıyor, nasıl koruyor. Meryem Annemizi nasıl koruyor. Ne diyor? (كَانَا يَأْكُلاَنِ الطَّعَامَ انظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ الآيَاتِ ثُمَّ انظُرْ أَنَّى يُؤْفَكُونَ) Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimelerde de: Hâlâ Allah’a tövbe edip O’ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Bütün Hristiyanları ve Yahûdîleri Allah Allah’ın birliğine, Muhammed’in Peygamberliğine, Îsâ’nın, Mûsâ’nın Peygamberliğine çağırıyor. Allah’ın birliğine çağırıyor. Kur’an-ı Kerim geçmişi, geçmişin şahitliğini yapıyor, hakîkate çağırıyor.

Meryem’in oğlu Mesih’i “Îsâ (AS.)” sadece bir Peygamberdir. Ondan önce de Peygamberler gelip geçmiştir. Anası da dosdoğru bir kadındır. Meryem Annemiz Yahûdî’nin, İsrâil’in dediği gibi kötü yolda bir kadın değildir, tertemiz bir kadındır Meryem Annemiz, çok namuslu bir kadındır. Ve Betül’dür kendisi yani Meryem’i Betül’dür, yani çok iffetli, namusludur. Her ikisi de yemek yerlerdi. Yani annesi de yiyor, içiyor, Îsâ (AS.) da yiyip, içiyordu bunlar kul çünkü Allah’ın kulları yer içer. Îsâ (AS.) çocuk, ne yapardı? Altını da ıslatırdı ve nitekim diğer insanlar gibi o da bir insan sadece fark peygamber olmasıdır. Birde babasının olmamasıdır Âdem (AS.) da hem anası yok, hem babası yoktur. Allah, dilediği gibi yaratır. (كُنْ) deyince (فَيَكُونُ) Allah’ın yaratmasını dilediği her şey (كُنْ) deyince (فَيَكُونُ) oluverir. Allah yaratıcıdır, yaratmanın her türlüsünü biliyor.

Dakika 24:57

Şu âlemi baksana canlı, cansız, çeşitli nasıl yaratmış, yaratmanın her türlüsünü bildiği için çeşitli canlılar yaratmış dişiyle, erkeğiyle. Bunların tümünü, bütün âlemi, her şeyi yoktan yaratmış. Îsâ da, Allah’ın yarattığı kullarından birisidir, şerefli, kıymetli bir kuldur, peygamberdir. Diğer peygamberler gibi ve Hz. Muhammed’i müjdelemeye gelmiştir. Onun için Hz. Muhammed İbrâhim (AS.) duasıdır, Annesinin rüyasıdır, Îsâ’nın da (AS.) müjdelediği
Peygamberdir. Yani Îsâ’nın müjdesidir. Îsâ’ya inanıyorsan, Îsâ’nın getirdiklerine inanıyorsan Îsâ Muhammed’i müjdeledi, İncîl müjdeledi. Îsâ’ya doğru inanırsan Muhammed’i inkâr etmezsin, Kur’an-ı Kerim’i İnkâr etmezsin. İncîl’e doğru inanıyorsan Muhammed’i inkâr etmene imkân ve ihtimâl yoktur. Gerçek İncîl’de Hz. Muhammed’i öz evlatlarını tanır gibi İncîl’i bilenler tanıyordu. İncîl’e doğru mânâ verirsen tahrip etmemiş, edilmemiş doğru İncîl’i okuyabilirsen gerçekler ortadadır. Allah, bir tane İncîl gönderdi, birçok İncîl göndermedi. Birçok İncîl’lerin içinden 4 tanesi seçildi İncîl diye topluma kabul ettirildi ve dayatıldı. Nerede Allah’ın gönderdiği İncîl nerede? İşte Kur’an-ı Kerim’de o. Hakîkî Tevrât Kur’an-ı Kerim’de çünkü Kur’an-ı Kerim geçmişi yeniledi geçmişin şahitliğini yapıyor. Kur’an Allah’ın kitâbı Allah geçmişi biliyor mu? Biliyor. Geleceği biliyor mu? Biliyor, öyleyse Kur’an’da geçmişi geleceği Kur’an-ı Kerim’e koydu ve geleceğin delillerini de koydu. İster inan ister inanma biz doğruları söylemek zorundayız! Kimseyi zoraki inansın diye bir gayemiz hiç yok. Sadece gerçeği söyleyeceğiz. Tebliğ boynumuzun borcu Allah’ın bize yüklediği görev, ne türlü gücümüz yetiyorsa birbirimize hepimiz Allah’ın kullarıyız. Doğruyu söylemek zorundayız şuan da yerin üstündeyiz. Yarın mezara hepimiz ineceğiz oradan kalkıp Allah’a mahşere Allah’a hesap vereceğiz. Mezardan kalkıp mahşere geleceğiz. Büyük mahkemede hesaba çekileceğiz o hesaba mahkemeye büyük mahkemeye şimdiden en iyi şekilde hazırlanmamız gerekmiyor mu? Kendine sor o büyük mahkemeye hazırlanmamız gerekmiyor mu? Doğruyu yaşamamız doğruya inanmamız gerekmiyor mu? Doğru bir îmân sahibi olup hakîkatçi ve gerçekçi olmamız gerekmiyor mu? Eğer beni kimse öldüremez beni kimse yaratamaz diyorsan o zaman topunu tüfeğini hazırla Azrâil (AS.) karşı koy. Hangi yiğit orduların varsa onları da getir seni kurtarsınlar buda mümkün değil. Öyleyse aklını başına al! Allah’a karşı konmaz. Îsâ’yı, Mûsâ’yı, Muhammed’i ve bütün gerçekleri doğru tanıyalım, mesele bu.

Şimdi sizlere bu âyet-i kerimelerle ilgili açıklayıcı keşif notlarından rivâyetten, dirâyetten hayat veren bu hayat derslerini açıklamaya devam ediyoruz. Cenab-ı Hak hayat bulmayı hepimize nasip eylesin.

Dakika 29:47

 

 

(Visited 48 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}