Tefsir 193-01

193- Tefsir Ders 193 hayat veren nurun keşif notları

193- Kur’an-ı Kerim Tefsir Dersi 193

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Çemen savaşında Hâricîler, kimleri tutuşturduysa ve bu işin içinde kasti olanlar, olmayanlar, kimler varsa mahşerde hesabını herkes verecektir. Orayı senin yargılayacak kadar sende bir hakemlik var mı? Orayı yargılama senin salâhiyetin dâhilinde mi? Orayı oraya bırakacaksın. Sen Kur’an’a, Sünnete, İcmâya, Kıyasa, İslam kardeşliğine bakacaksın. Ehlibeyt ile Sünnîlerin bir derdi yok, Ehlibeyt ’in tamamını Sünnîleri sever, gerçek Aleviler de sever, Sünnîleri sever, Sünnîler onları sever. Ama bu ara da balgam kusanlar var bunların tedâvisi gerekiyor. Neyle? Her cehâletin ilacı ilim irfândır. Onun için şairin biri demiş ki: “Cehâlet bir marazdır, devâsı ilmi, irfândır” diyor. “Bu ilacı kullanmayanın neresi insandır” diyor ilim irfân ilacını. İlim irfânla hareket et eline aldığın kaynak olsun Kur’an’ı bırakma önce Kur’an’a bak, Kur’an-ı Kerime bak, Peygamberine bak, sünnetine bak, yüksek Müçtehit Ulemâ ’ya iyi bak! Kendi rantını sağlamak için birkaç kişi etrafına toplayıp bunları kandırmakla sen en büyük yanlışı kendine yapıyorsun ve en büyük zararı kendine veriyorsun o zavallılarla beraber bundan da vazgeç. Vazgeçmem diyorsun o zaman sen bilirsin biz zorlama yok bizde tebliğ var, kardeşçe konuşmak var, ilmi teati var birbirimizden faydalanalım. Eğer iyi bildiğin bir şey varsa ortada Kur’an’dan daha üstün bir kitap olamayacağına göre, eğer Kur’an’ı sen bilmiyorsun, ben biliyorum dersen gel yanıma bakalım o sahifeye o âyetlere de seninle bir halledelim bu işi ve herkese söylüyorum. Yanlış yanlıştır, doğru doğrudur, yanlışları doğruyla giderelim mesele bu tedâvi budur.

Onun için Şîa Hz. Ali’nin imâmetini bu âyetle istidlal etmek istemişlerdir yani 55’inci âyetle, âyetin içeriğinde sadece Hz. Ali değil bak, Ebû Bekir var. Sen Ebû Bekir’i yok mu sayıyorsun? Biz Hz. Ali’yi öpüp başımıza koyuyoruz seviyoruz. Canımızdan daha fazla seviyorum ben ama Ebû Bekir’i sevmezsen o Peygamberin Ashâbı değil mi? Bütün Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat Ebû Bekir’in büyüklüğünü kabul etmemiş mi? Hz. Ali var ve diğerleri de bunun içinde bu âyetin içinde ve bu âyetin içinde niceleri var. Sonra Peygamberimiz Hz. Ali hakkında burada bunu söylüyor öbür tarafta Ebû Bekir hakkında neler söylüyor, Ömer hakkında neler söylüyor, başka Sahâbîler hakkında neler söylüyor. İşte İslam’a hizmet edecek nice kavim ve milletlere işaret ediyor. İslam kardeşliğini, birliğini bozmayalım, bozgunculuk yapmayalım, bütünlüğe zarara vermeyelim! İslam birliğine bakalım, İslam kardeşliğine bakalım İslam dünyanın sulhu ve barışıdır. Bölmeyelim, parçalamayalım, kardeş olalım (إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ) “inanlar ancak kardeştir” diyor. İnanıyorsa kardeş olmak zorundayız. Îmân orta da İslam’ın ortaya koyduğu hak îmân ortada o zaman mesele yok. Bak bir hizipten bahsediliyor; (Şîatullahi) Allah’ın taraftarları, (Ensârullâhi) Allah’ın yardımcıları, (Evliyâullâhi) Allah’ın dostları, Allah’ın taraftarlarıdır. Allah’ın fırkasıdır.

Dakika 5:00

Kim? Mü’minim, Müslümanım diyen herkes karınca kaderince herkes Allah’ın tarafındadır. Îmânı, İslam’ı varsa hepsi o grubun içindedir. Ama birisi büyük yıldız gibi parlar, birisi biraz az parlar. Yıldızların parlaklığı nasıl bir değil ise herkesin ilmi de, ameli de, ahlâkı da, karakter yapısı da birbirinin aynısı olamaz olmuyor zaten her insan ayrı bir değerdir. Becerdiği kadar, yapabildiği kadar Müslümandır. İllâ bunu bu kadar yapıyor diye onu biz yargılamayız ama gerçeklere yeter ki karşı çıkmasın, kendi aczini bilsin herkes, herkes kendi aczini bilecek, cehlini bilecek, gafletini bilecek, yolcu olduğunu bilecek. İlim yolunda ilerlemek için gayret içinde, dinamizm içinde olacak İslam bunu emreder. Yoksa ben doğruyum, öteki yanlış diye bir durum yok yanlış senin kafanda yanlışı yanlış, doğruyu doğru bilmek için hakkı, doğruyu, ilmi, irfânı bilmen gerekiyor. Kur’an’ı bir defa A’dan, Z’ye sünneti, icmâyı, kıyası bilmen gerekiyor. Bilmeden rastgele konuşmak o yanlış senin kafandaki yanlış bu senin cehâletin sen ben konuşmayacağız, hak hakîkat konuşacak. Allah konuşacak Peygamber din dediğin zaman Kur’an konuşacak, sünnet konuşacak, icmâ konuşacak, müçtehit konuşacak. Din dediğin zaman bu budur, ötekiler bundan faydalanacak ve bunu öğrenmeye çalışacak. Öğrenmişten öğrenemeyen öğrenmeye çalışacak, bilmeyen bilenden soracak, okuyacak, öğrenecek, beşikten de mezara kadar öğrenmeye de devam edecek. Bu Peygamberimizin sözü, bu Peygamber sözü değil diyen varsa on zaman bak bakalım! Cenabı Hakk’ın ilk âyeti اقْرَأْ oku deme dimi? Nefsini okut önce nefsini, hakkı kendine tebliğ et. Kendine söyleyerek ailene ve insanlığa tebliğ et, önce kendine tebliğ et. Mânâ kalbini, nefsini önce kuşatsın. Nasîbini almadan başkasına sen bir şey diyemezsin ki!

Bunun için Rifâa Bin Zeyd, Süveyd Bin Hâris gibi fesâd saçan münafık dönme kâfirlere dikkat de çekilmiştir. İslam içinde dönmeler vardır yani sürekli fesâd saçanlar vardır, münâfıklar vardır. Ve bunlar sürekli ifsât ve bozmak için, bozgunculuk için çalışırlar. Âyet-i kerimelerde de bunlara dikkat çekilmiştir. Bak dikkat et! Rifâa Bin Zeyd, Süveyd Bin Hâris gibi diyor fesâd saçan münâfık dönme kâfirlere dikkat de çekilmiştir. Sebep has hüküm umûmidir. Yani sebep özel hüküm geneldir. Buna dikkat et! Bazen özeli Cenab-ı Hak zikreder, umûmu kast eder. Onun için burada da durum budur diyor. Sebep özel, hüküm geneldir. Mânâsız diyor çanları dinleyen yüce mânâlı ezandan hoşlanmayanlar gibi. Buna da dikkat et! Hz. Ali ne diyor – çan sesini duyduğu zaman çan diyor teslisi ret ediyor, şirki ret ediyor. Ne diyor? Allah, bir diyor, Hak Subhanallah diyor, hak diyor, Subhanallah diyor, Samet diyor. Çan böyle söylüyor dedi tabii bu Ali gibi (R.A) mânâdan anlayan kâinattaki her sesin mânâsını bilenler var.

Dakika 10:00

Hz. Ali de bunlardandır, Hz. Ömer de bunlardandır ve diğer zât-ı muhteremler vardır bunları anlayan nerede bir yaprak kımıldasa bir ses çıksa oradan onun bir mânâsı vardır. Cenab-ı Hak eşya da nice mânâlar ortaya çıkarır. Onun için kâinat hep konuşur. Tüm kâinat Allah’ı zikreder, duyabiliyorsan, anlayabiliyorsan! Ama ezanın ki içiyle, dışıyla, her şeyiyle hak ve yüce olarak ortadadır. Ne diyor? Apaçık, herkesin anlayacağı şekilde (الله أكبر) diye göklerde haykırıyor. Allah en büyük, ondan başka büyük yok diyor, eşsiz büyüktür, en büyük o diyor, eşsiz mutlak hükümdar diyor. Günde 5 defa Cenab-ı Hak kendinin büyüklüğünü ne yapıyor – en az 30 defa bir defa ezanda duyuruyor günde 30 defa ezanın başında 4 defa, sonunda da 2 defa (الله أكبر) diye müezzin göklerden haykırıyor. Bu yüce sedâ tâ Arş’a çıkıyor, Arş’tan buraya iniyor. Buradan Arş’a çıkıyor, ezele gidiyor, ebede gidiyor, bu Hakk’ın sesidir, haktır ve gerçektir. (الله أكبر) diye haykırıyor. Hz. Muhammed Allah’ın isminin yanında Muhammed Rasûlullah günde defalarca haykırılıyor. Muhammed Allah’ın Rasûlü’dür diyor son Peygamberi bütün geçmişi, geçmişin şeriatlarını yenileyen kıyâmete kadar Şîa’nın, Minhâc’ın Peygamberi, İslam Peygamberi, bütün milletlerin, çağların Peygamberi diye göklerden haykırılıyor. Haydin diyor namaza, haydin kurtuluşa felâha diyor. Haykırıyor sabahleyin de ne diyor? Namaz uykudan hayırlıdır diyor müezzin efendi ey uykudakiler uyanın! Allah, huzuruna çağırıyor diyor. Bütün kullarını Allah, huzuruna çağırıyor günde 5 defa Allah çağırıyor, Allah. Ey müezzin! Bunu haber veriyor hem de en yüce kelimelerle haber veriyor. Allah çağırıyor sen yatıyorsun, Allah çağırıyor gitmem mi diyorsun? Peki, gitmem diyorsan sen kime gitmem diyorsun? Onbaşı, çavuş gelse kapıdan, polis gelse gitmem demiyorsun da, Allah çağrınca neden gitmem diyorsun? Birisi 5, on kuruş vereyim gel dese hatırdan kalkıp gidenlerin sayısı az değil ama Allah her şeyi Allah vermiş Allah çağırıyor gitmiyorsun. Gitmeyenlere diyoruz tabii ki git kardeşim seni O Allah yarattı. Allah çağırıyor huzuruna git. O yarattı, O’ndan geldin O’na dönüp hesap vereceksin, Azrâil seni istesen de alıp götürecek, istemesen de Allah’ın orduları götürecek git kardeşim itaat ederek severek git. Hırsız gibi kaçarak yakalanma, haydutlar gibi Azrâil’e kaçarak yakalanma, canı çeke, çeke alınanlardan olma! Seve, seve Rabbime gidiyorum seve, seve can verenlerden ol. Zaten Rabbime aittim ben de, O’na aittim dünyadayken de, mezar da O’na aitim, mahşer de O’na aitim ben de severek git kardeşim O bizim Rabbimiz. Sen niye ondan kaçıyorsun ki kaçınca kurtulma şansın var mı? Kaçtığın yer de Allah yok mu? Kaçtığın yer de Azrâil’in orduları yok mu? Seni ne kadar çok sevdiğimi bilsen onun için söylüyorum. Ama tabii Allah için seviyoruz.

Dakika 15:00

Allah için sevmek zorundayız. Sevginin kaynağı Allah sevgisidir. Allah için seversen o sevgi tükenmez başka bir maksatla seversen o maksat biter, o sevgi biter. O sevgi, sevgi değildir. Allah için sevgi, sevgidir. Sevgi tektir Allah sevgisi o da ebedî sermâyedir. Her şeyi sevmeye yeter artar Allah için sevmeye onun için ezan Hakk’ı haykıran hak kelimelerdir. Yüce mânâları içinde taşır ama bu yüce mânâdan Hakk’ı haykıran ezandan hoşlanmayan zihniyet kalbi hasta zihniyettir. Ruhları hasta zihniyettir bunlar derin hastadırlar. Bunlara İslam reçetesinden başka da tedâvileri mümkün değildir. Allah’ın hidâyeti olması gerekir. Reçetenin başında bir şart vardır Allah’ın hidâyetidir. O hidâyete mazhâr olmak içinde Allah’ın sana verdiği bütün kuvvetlerini îmâna, Allah’a îmâna kullanacaksın. O zaman bil ki Allah’ın merhameti, hidâyeti ulaşır. Ezanın meşrû olduğu alay edenin, hafife almanın da küfür olduğuna delâlet vardır bu âyet-i kerimeler de. Çünkü ezan bide fa meşrudur İslam da âyet-i kerimede de işaret vardır apaçık. “Alay edenin ise ezanı hafife alanın ise küfre gireceğini” alay etmenin, istihzânın küfür olduğunu burada ne yapmışlardır – insanlara hatırlatmışlardır. Ezanla Kur’an’ın yüce değerleriyle sakın ola ki kimse alay etmesin, hafife almasın! İslam’da hafif, değersiz bir şey yok İslam’ın hepsi ilâhî’dir ve yücedir. Aklını başına al! Bir maymun bile kendisiyle alay edilmesini istemez. Bir çocuk dahi kişiliği vardır alay edilmez. Çocuğun dahi çocukça bir kişiliği vardır alay edemezsin o bir şey sorarsa ona en yetkili filozofa cevap veriri gibi onun anlayacağı seviye de ona doğru dürüst cevap vermen gerekir. Çocuk diye alaya alma o senin hafifliğindendir. Hele yüce İslam’ın emirlerini, ilâhî olanları alaya alırsan senin beynin safsatayla doludur. Bir defa değersizlik sende bundan kurtar kendini İslam kendisiyle alay ettirmez. İşte ettirmiyor bak, Kur’an-ı Kerim’in hangi âyetiyle kim alay eder, hafife alırsa kâfirdir diyor. O kadar var mı bir diyeceğin? Senin babanın defteri değil Kur’an-ı Kerim Allah’ın kitâbı. Sen kimsin de Allah’ın kitabını alaya alıyorsun? Kur’an sana rahmet olarak, nur olarak, hidâyet olarak seni cennete Allah’ın tükenmez rahmetine çağırmaya geldi Kur’an-ı Kerim. Sen onunla alay ediyorsun öyle mi? Kendini mahvediyorsun, yazık ediyorsun yapma sakın yapma! Ezana icâbet vaciptir. İşte âyet-i kerimeler geçti namaza kalkınca Yahûdîler yine kalktılar diyorlardı Peygamberimizin zamanında bazı Yahûdîler aha Müslümanlar yine kalktılar, kalkmaz olasılar diyorlardı bazıları. Namuslu, şerefli Tevrât’ı iyi bilen Yahûdîler değil bunlar hep Müslüman oldular.

Dakika 20:00

İnşâ’Allah daha olacaklar var Hristiyanlar da böyle, İncîl’i iyi bilenler hep Müslüman oldular. İnşâ’Allah Müslüman olacaklar var.

Öyle diyorlardı ve bunlar Müslümanlarla gülüyor, alay ediyorlardı. Medine de bir Hristiyan vardı ki müezzin اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ derken ne diyordu müezzinin ezanının peşinden ben şâhidim Muhammed Allah’ın Rasûlü’dür deyince bak o Hristiyan şöyle diyordu (Ahrekâllâhul kâzibe) diyordu. Ne demek: “Allah yalancıyı yaksın derdi” hep yani Muhammed’in Allah’ı Peygamberi olduğuna bu Hristiyan inanmıyor ve her ezan okunmada da, (Ahrekâllâhul kâzibe) diyor. Allah yalancıyı yaksın diyor. Bak Allah, nasıl yaktı o Hristiyan’ı; Hizmetçisi vardı o Hristiyan’ın bir kıvılcım düşürüyor evine uykuda iken bu Hristiyan ve ailesi tamamen yanıyor. Bak burada Hristiyan kendine beddua ettiğinin farkında değil. Ebû Cehil de ‘’Bedir Savaşına’’ giderken nasıl dua ederek gitti biliyor musun? Diyor ki; Ebû Cehil; (Ehdel, ehdel ferikâyn ekramel hizbeyn) diyordu Ebû cehil ne diyor; Şu iki ordunun en diyor doğrusuna Allah’ım sen yardım et diyordu ve şu iki grubun en yükseğine sen yardım et diyordu en iyisine. Peki, Ebû Cehil mi bunun en doğrusu en iyisi yoksa Hz. Muhammed mi onun ordusu mu? Ebû Cehil burada kime beddua etti? Muhammed’e beddua ettiğini zannediyordu Bedir’e giderken ‘’Bedir Savaşına’’ ne oldu orada? Hakk’ın tokadını ve İslam’ın kılıcını yedi geberdi, Bedir kuyusunu doldurdular, cehenneme yollandılar. Güçlü ordusu vardı İslam ordusuna ne diyordu? “El-Cezur” diyordu yani bir çiğimle çiğnemlik ‘’eklühüt cezur’’ diyordu. Bir yiyimlik diyordu İslam ordusunun gözünde böyle tamamen hiç görüyordu. Ama orada ki Hakk’ın kuvvet ve kudretini, îmânın kuvvetini, Allah’tan aldığı yardım ve desteği görünce îmânın, İslam’ın yenilmez bir kuvvet olduğunu, ne kadar azîz olduğunu şimdi geberdikten sonra anladı. Oğlu Müslüman oldu bak öyle bir azılı düşman Müslümanının karısı, kız kardeşi Müslüman oldu. Bak, bak bu da Ebû Cehil ’in yakınları, Ebû Cehil’e bak, İslam’ın merhametine bak! İslam intikamcı olsaydı. Ebû Cehil o kadar azılı İslam düşmanı iken onun soyunu, sopunu bırakır mıydı? İslam âlemi kucaklayan merhamet ve rahmettir. İnsanları öldürmeye gelmedi. İnsanlığa Hakk’ı yok etmek isteyen, insanlığı öldürenlere karşı çıktı, hakkı getirdi, Hakk’ı ve cenneti takdim ediyor. Allah’a ve cennete çağırıyor. Dünyan cennet olsun diyor, mezarın cennet olsun diyor daha ne desin. Onun için kıymetli dostlarımız, herkes aklını başına alırsa, Allah’tan hidâyet isterse Allah’ın hidâyeti bol, rahmeti sınırsız her şeyi rahmetiyle kuşatmış.

Dakika 25:10

Bunun için vicdansızlar, fâsıklar, dar kafalılar doğruları sevmezler. Doğru Allah’ın doğru dedikleridir, yanlış Allah’ın yanlış dedikleridir. Şimdi biz Yüce Allah’ın doğru dediklerine doğru demeye o da Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu İslam’ın içeriğidir. İslam doğruların tamamen kendisidir, çünkü ilâhî kânûnlardır. Ama vicdansızlar, fâsıklar, dar kafalılar doğruları sevmezler, kuvvetli îmân sahibi Müslümanları da sevmezler. Bunların içerisinde İncîl’i doğru anlamamış, Tevrât’ı doğru anlamamış, İsâ’ya, Mûsâ’ya iftira etmiş ehli kitâbın çoğunluğu da böyledir. Kendilerini ehli kitap zannederler ve Müslümanların içindeki münâfıklar da böyledir, hak düşmanlarının tamamı böyledir Hak hakîkat düşmanlarının. Bunlar bilimle, îmânla, Hak’la, hakîkatle hareket etmezler. Bunların aklıselimleri de yoktur, akli maaşları vardır. Kötünün uşağı olmuştur onların aklı, akıllarını da kötüye kullanırlar. Ebû Cehil çok akıllıydı ama aklını kötüye kullandı. Firavun da akıllıydı, aklını kötüye kullandı. Şimdi Nemrutta akıllıydı, Şeddâd da akıllıydı akıllarını kötüye kullandılar. Akıl Allah’ın emrinde olan akıl akıldır. Vahyi İlâhî’den beslenmeyen, Vahyi İlâhî ile hareket etmeyen akıl işte böyle olur. Vahyi İlâhî nedir? Kur’an-ı Kerim’dir, İslam’ın değerleridir, bunlar ilâhî’dir, Allah’tan gelmiştir. Ve geçmişi yenilediği için taptazedir. Kıyâmete kadar ebedî de tazedir, eskimez. “Tüm peygamberlere ve onlara indirilenlere biz îmân ederiz.” Bakara Sûresi 136 (قُولُواْ آمَنَّا بِاللّهِ) Müslümanlar dikkat et bu âyet-i kerimeye (قُولُواْ آمَنَّا بِاللّهِ) tüm peygamberlere ve onlara indirilenlere dikkat et! “Onlara indirilenlere biz îmân ederiz.” Kur’an-ı Kerim bunu emrediyor, tüm peygamberlere Müslüman îmân eder. Tüm İlahi kitaplara îmân eder çünkü hepsini Kur’an-ı Kerim, İslam şeriatı yenilemiştir. Kur’an-ı Kerim’in ve Muhammed’in tasdikinden geçen geçmişin değerleri de bizimdir, geleceğin değerleri de bizdedir. Çünkü bütün belgeler geçmişi, geleceği içine alan belgeler Kur’an-ı Kerim de, İslam’dadır. Onun için İslam’ın îmânı da evrenseldir. Öyle bir peygamberi alıp öbürlerini inkâr etmez ve ret etmez, edemez buna imkânı yoktur. Ederse îmânı, îmân olmaz! İlâhî kitaplar da böyle, emir de böyle çünkü tamamına îmân etmek Müslüman zorundadır. Gerçek îmân bu îmândır. Kur’an’ı yok sayarak îmân, îmân olmaz, Muhammed’i yok sayarak îmân, îmân olmaz. Bunu dostta bilsin, dost olmayanlar da bilsinler. Biz herkesin dostuyuz

İsâ’yı (AS.) duyunca Yahûdîler İsâ’ya toz kondurmaz, Mûsâ’ya kondurmaz, geçmiş peygamberlere toz kondurmaz, İsâ’yı Yahûdîler hiç kabul etmez. Çarmıha gerip öldürmek istediler bak mesela İsâ’ya (AS.) duyunca o zaman ki Yahûdîler, Yahûdîler dediler ki;

Dakika 30:00

Sizin dininizden kötü din bilmiyoruz dediler. ‘’Hâşâ Sümme Hâşâ’’ Kime diyorlar? İsâ’yı peygamber kabul etti diye Müslümanlara böyle dediler. İsâ’yı peygamber dedi diye.
Onlar ne diyor İsâ’ya? Onlara göre Veled-i Zinâ (Zinâ çocuğu) diyor onlar. ‘’Hâşâ Sümme Hâşâ’’ Îsâ hak bir peygamberdir, Meryem’in oğludur, Allah’ın kuludur. Kur’an-ı Kerimin bu ifadesidir, haktır ve doğrudur bu. Allah’ın oğlu değildir, ilâh değildir. Bu Hristiyanların yanlışıdır, şirkidir ve küfrüdür. Biraz önceki derslerimiz de bunlar geçti, âyetler de geçti. Îsâ ilâhtır, Allah’tır diyenler, Allah üçtür (Salisü Selâse) diyenler bunlar kâfirdir dedi Kur’an-ı Kerim Allah diyor. Îsâ Allah’ın kuludur, peygamberidir. Allah değildir, oğlu da değildir, olamaz kimse Allah’ın oğlu olamaz! Herkes Allah’ına kuludur, Muhammed de Allah’ın kuludur, Mûsâ da kuludur, diğer peygamberler de kuludur. Bütün mahlûkat Allah’ın yaratmasıyladır ve kuludur. Onun için Yahûdîler öyle dediler; İsâ’yı duyar duymaz bak bunlar Îsâ düşmanı, sizin dininizden kötü din bilmiyoruz demişlerdi. Kendi kötü hallerini din zannediyorlardı hâlbuki kendileri tam bâtıla saplanmış peygamber katili bunlar. Tabii o kötülüğü işleyenler, işlemeyenler konumuzun içinde değil. Şimdi bunlara da 60’ıncı âyet geldi Cenab-ı Hak, o Yahûdîlere 60’ıncı âyeti gönderdi. Ne diyor burada; Bak kırade bunları maymuna çevirdiğimiz diyor çevirdik bunları diyor. Aynı zihniyeti geçmişte, tarihte Allah maymuna çevirdiğini söylüyor. Bunlar maymunlar İsrâil’in Ashâb-ı Sebtin gençleri maymun oldular diyor. Yani o zaman ki kötü zihniyeti taşıyan gençleri diyor maymun oldular İsrâil’in gençleri, yaşlıları da diyor domuza çevrildiler, domuz oldular diyor. Buna da “hanâzir” diyor, domuzlara çevirdiler ve burada Mesih şekillerinin değişmesidir, çirkin sûrete bunların girmesidir. Allah onlara böyle bir sûret verdi. Yine İsâ’nın sofra arkadaşlarının da domuza çevrildiği rivâyet edilir. İsâ’nın sofra arkadaşları kim? Allah’tan sofra istiyorlar Cenab-ı Hak’ta: “Ben sofrayı indiririm ama kimseye yapmadığım azâbı size yaparım” dedi Cenab-ı Hak. Burada da bu rivâyet vardır, İsâ’nın sofra arkadaşlarının da domuza çevrildiğine dair bir rivâyet vardır. Yine (كُونُواْ قِرَدَةً خَاسِئِينَ) “aşağılık maymunlar olun” dedi Cenab-ı Hak Bakara Sûresi 65’inci âyet bu da. Mâide Sûresi 60’ıncı âyete bak! Bunda da Ashâb-ı Sebtin yani İsrâil manevî Mesih ahlâkî çöküş buna da manevî Mesih deniyor. Ahlâkî çöküş surî ve manevi, mesuh hakîkî Mesih, hayvan sûretine geçiş, değişim, üreme, tenasül olmaz denmiş. Sefalete, tükenmeye mahkûm oldular diyor. Yani zürriyetleri de kesilmeye başladı. İnsanın maymundan doğma genesetian insanın maymundan doğma doğum diyenleri bu âyet-i kerime ret ediyor. İnsan maymundan doğmadı.

Dakika 35:08

Ama insanın maymunlaşanları oldu, maymuna çevrilenleri oldu. İnsan maymundan meydana gelmez ama insan insanlığını yitirirse maymunlaşır,  domuzlaşır. İşte âyet-i kerime bunu anlatıyor ve “Darvin’in” yalanını ortaya koyuyor. “Darvin” tam bir yalancıdır. Onun için kendi maymunluğu ortaya çıkmıştır, “Darvin’in” maymunluğu ortaya çıkmıştır. Çünkü “Darvin” kendisi de Yahûdî’dir. İyi namuslu Yahûdîlere bir sözümüz yok ama Hakk’ı hakîkate karşı çıkanlara Kur’an-ı Kerim ne diyorsa bunları bizim de açıklamamız gerekiyor.

Bunlar neticede melun olmuşlar Gazâbı İlâhî, elemler, kederler gelmiş başlarına! Hakk’a karşı koyduktan sonra bu ister Yahûdî olsun, ister Müslüman olsun, ister Arap olsun, ister Türk olsun, ister Acem olsun, kim olursa olsun Hakk’a karşı koyuyor musun başına gelecekleri düşün! İşte bu zihniyet melun olmuşlar. “Gazâbı İlâhî, elemler, kederler, belalar gelmiş ve maymun olmuşlar her pisliği yiyen domuz olmuşlardır.” (Âyet 60 Mâide Sûresi) Bak, daha önce anlamlarını verdik biraz keşifleri tefsirleri üzerinde duruyoruz, tefsir keşif notları veriyoruz.

Nefret edilen alçaklık timsâli, tâğutâ tapan buna da be diyor, yine âyet-i kerime de Bakara 256 (بِالطَّاغُوتِ) diyor. “Tâğutâ tapanlar” Allah’a tapmayınca mutlaka birine tapıyorsun işte o da senin tâğutun. İlâh yerine koyduğun Yüce Allah’ı kemâl sıfatlarıyla tanımadığın müddetçe, O’na kulluk etmediğim müddetçe kime kulluk ediyorsan o senin için tâğuttur. Bunların görünen tağutlar vardır, dikili putlar vardır, canlısı vardır, cansızı vardır. Tağutların bir de görünmeyen iblîs vardır. Perde arkasında tağutların önünde iblîs vardır her yanlışın peşinde giden iblîse taptığını bilsin. Yani satanistler sadece bir grup değildir, nice satanistler vardır ama kendinin satanist olduğunu bilmez. Çirkin siyasetle halkın ahlâkını bozmuşlar âlimler, âmirler, politikacılar görevini yapmamışlar, haramdan yalandan sakınmamışlar, sakındırmamışlar. O zaman ne oldu? Çürüdüler, maymunlaştılar, domuzlaştılar. Her millet bu kötülükleri işlerse sonucu budur. Müslümanların içinde de domuza çevrilecek, maymuna çevrileceklerin olacağını Hz. Muhammed haber vermiştir. Aynı günahı işlediğin zaman senin ondan ne farkın var ki! Cenab-ı Hak bunları niye anlatıyor? İbret alsın bu dünya diye anlatıyor, ders alsın diye anlatıyor. Hz. Muhammed niye haber veriyor, mûcize haberi veriyor. Ümmetim ayağını denk alsın insanlık o Hz. Muhammedin Ümmet’idir bütün insanlık inanan, inanmayan herkes ayağını denk alsın diye anlatıyor, haber veriyor. İbn-i Mübârek: “Dini en çok bozanlar âmirlerdir ve âlimlerdir” demiştir. Hangi amir? Görevini kötüye kullanan amirler, ilmine amel etmeyen âlimler bu ikisi dini en çok bozanlar bunlardır demiş İbn-i Mübârek. İbn-i Mübârek büyük zatlardan birisi bunu unutmayın! “Dini en çok bozanlar görevini kötüye kullanan âmirler yetkililerdir ve ilmine amel etmeyen âlimlerdir” diyor İbn-i Mübârek.

Cenab-ı Hak ilmiyle âmil olan bütün maksadı, gâyesi Allah’ın rızâsını kazanmaya çalışan kullarından eylesin.

Dakika 40:51

 

 

 

 

 

(Visited 68 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}