Tefsir 196-01

196- Tefsir Ders 196 hayat veren nurun keşif notları

196- Kur’an-ı Kerim Tefsîr Dersi 196

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Kıymetli dinleyenlerimiz,

Yüce Allah’ın selâmı, saadeti, mutluluğu tüm inananların üzerine olsun, inanmayanlara da Cenab-ı Hakk’ın hidâyeti nasîb olsun. Hayat veren derslerimiz devam ediyor anlamını verdiğimiz âyetlerin şimdi de keşif notlarıyla dersimizi sürdürüyoruz. Bütün insanlığın her kesimine gerçek bir mesaj veriyor Yüce Allah tüm kullarına bütün ruhları okuyor, bütün yanlışlara doğrularla cevap veriyor. Geçmişi insanoğlunun önüne taptaze sergiliyor. Geleceğin tüm hak belgelerini de eline veriyor. Yüce Allah İslam ile Kur’an-ı Kerim ile Hz. Muhammed ile bütün insanlığın ebedî sönmeyen ışığını gönüllerde yakıyor. Tabii bunu kabul etmek insanoğlunun kendi özgür hür irâdesine bağlıdır. Şimdi Hristiyanlar olsun, Yahûdîler olsun onları da Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bunların yanlışlarına doğrularla cevap veriyor. Geçmişteki doğruların üzerini örtenlere de: “Siz şu doğruların üzerini örttünüz” diyor onu da haber veriyor. Şâyâ (AS.) Hababkuk Daniel kitaplarında Hz. Muhammed’in geleceğine dair müjdeler doludur. Bunlar Tevrât’a bakın, İncîl’e bakın bunlar da bulursunuz. Yani Hz. Muhammed’in geleceğine dâir müjdeler doludur. Ehl-i kitâba hitap eder. Müslüman olun diyor bütün dünyanın dini İslam’dır, bütün insanların Rabbi ’si Allah’tır. Bütün peygamberler Müslümandır. Tekrar ediyorum; Bütün ilâhî kitaplar İslam’ın kitaplarıdır. Peygamberlerin birinin görevi biter Allah öbürüne görev verir, peygamberi Allah seçer. Son görevli Hz. Muhammed’dir bunu unutmasın dünya bilsin bu gerçeğin üzerini örterseniz kimseye iyilik etmiş olmazsınız çünkü Allah’a gidip hesap verecekseniz. Devamlı nimetler yer de ki, gök de ki nimetler Rabbânî mevhibeler bağışlar. Cenab-ı Hak ne diyor; devamlı nimetlerimi diyor size vereceğim, yerde ki, gökte ki nimetlerimi vereceğim size nice Rabbânî mevhibelerle size lütufta, kerem de bulunacağım, hibeler de bulunacağım, bağışlar da bulunacağım diyor Cenab-ı Hak. Yeter ki gerçek îmân edin ve Amel-i Sâlih işleyin, gerçek Müslüman olun diyor. Şahsî teşebbüsün üretimi saadet hâline işaretle harekete geçme, Naim cennetine giriş bak bunların tümünü Cenab-ı Hak kullarına lütuf olarak diyor ki; Siz şahsî teşebbüsünüz de diyor gerçek üretim yapınız saadet hâline işaret ediyor. Tam harekete geçiniz ama meşrû hareketler de bulunun, meşrû kazanç sağlayın, meşrû harcamalarda bulunun Naim cennetine sizi girdireyim diyor Cenab-ı Hak. Şunu unutmayın ki, Allah’ın rahmet eli sürekli rahmet saçıyor.

Dakika 5:00

Çünkü Allah (C.C) rahmetiyle bütün âlemleri kuşatmıştır. Sürekli rahmet saçıyor, şu âlemlerin tümü Rahmet-i Rahmânın tecellîsidir, rahmetiyle yaratılmıştır. Ama bir de Cenab-ı Hakk’ın gazâp eli, azâb eli vardır o da azâb saçar. Niye? Şimdi iyiliğin karşılığında iyilik, küfrün, şirkin, zulmün karşılığında da Allah’ın gazâbı şiddetle azâbı var işte gazâbını saçıyor orada da. Hükmü ise Subhânî irâdesiyledir. Allah hükmeder. Neyle hükmeder? Kendisi Subhân’dır, Subhânî irâdesiyle de hükmeder. Subhânî irâde nedir? O şanı yüce eksiklik, kusurluk olmayan, bütün eksikliklerden münezzeh olan yüce sıfatların tamamını kendin de bulunduran, bütün âlemler de ezelî ebedî tesbih olunan Yüce Allah Subhân’dır. İşte Subhânî irâdesiyle de hükmünü vermektedir. Ve bütün âlemler de Cenab-ı Hakk’ın insanlığa önerisi iktisattır. İktisat ölçülü olmanın adıdır. Daima ölçülü olun yerli yerince kazanın, yerli yerince harcayın, meşrû yolda harcayın, her işiniz de itidal üzere olun, mutedil olun diyor. İktisat eden Hz. Muhammed fakirlik yüzü görmez diyor. İslam dini A’dan, Z’ye iktisattır. Yani her şey ölçülüdür, yerli yerindedir, bu ölçüleri koyan da Yüce Allah’ın kendisidir. Bunun için iktisatta tam bir adâlet vardır. Onun için iktisat fakülteleri vardır dünyada ama bir de bakın bütün dünyanın aradığı gerçek, gerçek ölçü ilâhîdir. İlâhî iktisada bir bakın, İslam’ı iktisada bakın bütün güzellikleri, hak ölçüleri orada bulursunuz. Âli İmrân Sûresi’nin 75’inci âyetine bir bakıver şöyle yüklerle diyor bakın malı sana noksansız iâde eder. Öyle kimseler var ki öyle dürüst öyle doğrudur ki, yüklerle dolu altın versen birine hiç arayıp sormasan kenarında zerresine ihânet etmeden emâneti korur. Yüklerle sana hazineyi tekrar devreder, teslim eder diyor bu âyet-i kerime de ve bunlardan örnek olarak da Abdullah Bin Selâm’ı örnek veriyor. Kim bu? Bir Yahûdî âlimiydi Müslüman oldu ve Müslüman olurken de şöyle dedi: Ben Tevrât’ta Hz. Muhammed’i öyle okudum ki, dedi öz evladımdan daha iyi biliyordum Muhammed’in geleceğini dedi. Yüce Allah Tevrât’ta, İncîl de anlatmıştı Hz. Muhammed’i öz evlatlarından iyi biliyorlardı Tevrât’ı bilenler, İncîl’i bilenler. Kendi çocuklarımdan şüphe ederim belki anaları başka bir iş yapmıştır ama Hz. Muhammed’in geleceğinden, âlemlere Peygamber olacağından, rahmet Peygamberi olacağından hiç şüphem yok. Çünkü Tevrât’ta okudum, gördüm diyen Abdullah Bin Selâm bir Yahûdî âlimi Hz. Muhammed’i duyar duymaz, görür görmez Müslüman oldu. Ve ona yüklerle dolusu altın emânet edilmiş ti emânetlerin zerresine ihânet etmeden sahiplerine verdi. Hem de ondaki emânetler kimindi? Yahûdîler vermişlerdi emânetleri putperestler de vermişlerdi. Kim verirse versin hiçbirine ihânet etmeden emânetleri sahiplerine iade ettiği tam bir dürüstlükle.

Dakika 10:10

Cenab-ı Hak bu âyet-i kerimede dürüst insanları misâl verirsen kimisi de var ki diyor bak, bir dînâra bile ihânet eder diyor. Bu da bir Yahûdî’nin beyânında bir tek dînâr varmış o bir dînârı da zoraki alabilmişler. Bak bir dînâra ihânet eden, ya onun eline nice emânetler geçseydi ne olurdu? Hazineler geçeydi, devlet hazineleri devlet, millet, vatan eline geçse ne yapar bunlar? İşte kendi menfaatine satarlar. Bunun için Cenab-ı Hak orada da misâl verdi kimisi de diyor bir dînâra bile ihânet eder diyor. İmrân Sûresi’nin 75’inci âyetine bakarsın. Kur’an-ı Kerim Cenab-ı Hak bütün âlemlere dürüst olun mesajını veriyor ve Abdullah Bin Selâm gibileri de örnek gösteriyor. Hz. Muhammed’i öldürmeye kast ederken Mekke putperestleri Hz. Muhammed güvenilir olduğu için, Hz. Muhammed’in düşmanlarının bile Hz. Muhammed de emânetleri vardı. Çünkü çok güvendikleri kişiye herkes emânetini getirmiş vermiş idi. Kendisini öldürmek istedikleri gece bile ne yaptı? Hz. Ali’ye dedi ki, şu emânetleri bir, bir yerine yerleştir. Bunlar benim düşmanım beni öldürmek istiyorlar bunların nasıl olsa bende bir sürü bir şeyleri var bunun bir zerresini de alıyım demedi. Ve bütün emânetlerin tamamını Hz. Ali’ye tembih etti emânetleri yerine ver sen de gel Medine’ye dedi. İslam Kürre-i Arz’dan, Arş’a kadar, ezelden ebede kadar dürüstlüklerin, doğruluğun tâ kendisidir. Allah adâletin sahibidir, Allah en âdil olan kendisidir. Doğruları, dürüstleri, âdilleri sever. Kimse kimseyi kandırmasın doğru olmadan, dürüst olmadan kimse cennete gireceğini de sanmasın. Bunların çâresi nedir? Tövbe istiğfar edip kul haklarını götürüp ödeyeceksin. İnsanlığın hakkını yeme, kimsenin bir tek kuruşunu dahi yeme, bir toplu iğnesini bile haksız yere alma sakın ola ki almışsan kesin helâlleş. İşte böyleler ölçülü tarafsız olan ehli kitâbın içinden böyle dürüstleri de vardır. Ne yaptılar onlar ehli kitabın içinden bu dürüstler? Müslüman oldular, hiçbir zaman yanlışa sapmadılar çünkü Tevrât’ta doğrulu emrediyor. İncîl de doğruluğu, dürüstlüğü emrediyor, Allah’ına bütün kitapları, Kur’an-ı Kerim’de ebedî doğruluğu emrediyor. Geçmişi yenilemiş ve bütün istikbâl boyu. Ne yapıyor? Bütün insanlığa hakkı, adâleti, doğruyu emrediyor. Cenab-ı Hak (فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ) “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” diyor. Ve şunu diyor Hz. Muhammed’e Cenab-ı Hak (وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ) Allah seni diyor insanlardan koruyacaktır ey Muhammed (S.A.V)! Dünya da ehli küfür, hak düşmanları, alla düşmanları, Kur’an düşmanları, İslam düşmanları, tüm peygamberlerin düşmanları, Hakk’ın hakîkatin gerçeğin düşmanları, Hz. Muhammed’in de azılı düşmanları olmuştur olacaktır. Allah’u Teâlâ ne dedi?

Dakika 15:00

Allah seni insanlardan koruyacaktır dedi  (وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ) diyor ve korudu. Dünya da en büyük inkılâbı, reformu yaptı. Önce gönüllerde ki putlar kırıldı, ruhlarda ki, kalplerdeki putlar kırıldı, tevhîd îmânı göğüsler de ruhlar da parladı ve İslam gibi yüce ilâhî nizâm yeryüzüne yerleşti. Yine Âlûsî’nin de kaleme aldığı peygamberlik görevini yapmazsan seni cezâlandırırım diyor. Bakın bir bunun öbür cephesine baktığımız ne diyor Cenab-ı Hak Peygamberimize? Peygamberlik görevini yapmazsan seni cezâlandırırım da diyor ki Allah’ın azâbından koruyacak muhafız yoktur diyor. Allah korursa kimse zarar verecek kimse yoktur ama Allah azâb ederse ondan kim koruyacak? Hiç kimse koruyamaz. Allah’ın koruması, İslam Allah’ın korumasına girmek onun emânetinde bulunmaktır. Aklını başına al! İslam Allah’ın koruyucu ezelî ebedî koruyucu kalâsıdır. İslam’a girdin mi, gerçek Müslüman oldun mu artık Allah’ın koruması altındadır. En asgari sana 300 Melek hizmet ediyor bütün vücudunda dışında ki hizmet eden melekler ayrı, göremediklerin ayrı, haber verilenler var, bir de haber verilmeyenler var. Yine 69’uncu âyetine, 65, 69’a baktığımız zaman bize nice hikmetler ve nice nurlar saçılmaktadır, hayat verilmektedir. İnsanlığa çağrı, tövbe, îmân, Amel-i Sâlih bütün insanlığa ne diyor? İman edin, tövbe edin, bütün kötülükleri terk edin, Amel-i Sâlih işleyin yani tek kelimeyle benim dinim İslam’dır diyor Yüce Allah Müslüman olun, gerçek Müslüman olun diyor. Sahte Müslümanlara da diyor ki; Siz de doğru Müslüman olun. Müslüman olmayanları da İslam’a çağırıyor, Yüce Allah ebedî rahmetine çağırıyor, ebedî merhametine çağırıyor, cennetine çağırıyor, bütün güzelliklerin tamamına çağırıyor. Ebedî nimetlere çağırıyor geçici değil ebedî. Kevnî sâbık geçmiş oluş, masikalehi sevk edilen yönü zâhirî Müslümanlık azâbtan kimseyi kurtarmaz. Şimdi dikkat edin! Ben Müslümanım diyor ama İslam’ın emirlerini yapmadığı gibi tersini yapıyor. Bu zâhirî Müslümanlıktır Allah’ın azâbından kimseyi kurtarmaz. Müslüman olmayan nasıl kurtulamıyorsa Müslüman olup da zâhiren İslam’ın tersini yapanlar da Allah’ın azâbından kurtulamazlar. Çünkü zâhirî Müslümanlık kişiyi azâbtan kurtarmaz. Gerçek Müslüman ol içinle ol, dışınla ol. İtikatta, amelde, ahlâkta, hukûkta ve yaşantında, ahlâkında, her şeyinde İslam’ı yaşa inan doğru inan doğru yaşa. İşte bu ebedî kurtuluş budur. Yahûdî’den, Nasrânî ’den ve diğerlerinden pek farkı olmaz. Kimin? Zâhirî Müslümanın yani zâhirî Müslümanlık Yahûdî’den, Nasrânî ‘den ve diğerlerinden pek farkı olmaz. Sadece nedir? (لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ) der.

Dakika 20:00

Bu yönüyle öbürlerinden ayrılır. Ama yaptığı kötü amellere bakarsanız o zaman İncîl’e, Tevrât’a ihânet eden, tersini yapan, Tevrât’ın, İncîl’in tersini yapan Yahûdî nasıl yanlışın içine saplanmışsa Kur’an’ın, İslam’ın dediğinin tersini yapan zâhirî Müslüman da aynı duruma düşer. Zâhir ve bâtın içi dışı Müslüman olan tam îmân Amel-i Sâlih sahibi Müslüman her korkudan kurtulur. İslam her korkudan seni kurtarandır. Bir tek Allah korkusu, Allah sevgisi kalır. Bu da sana iki kanattır Allah’a uçarsın başka bütün korkulardan seni İslam kurtarır. Ruh dünyanda kurtuluş vardır, kalp dünyan da kurtuluş vardır, zâhirinde kurtuluş vardır. Niye? Allah’ın himâyesindesin de ondan İslam Allah’ın himâyesidir. Çünkü İslam Allah’a teslimiyettir. Birilerine teslimiyet değildir. Birileri de senin gibi Allah’a muhtaç zaten, herkes Allah’a muhtaç. Zâhir ve bâtın yani dışı, içi Müslüman tam îmân ile Amel-i Sâlih sahibi Müslüman her korkudan kurtulur. Âyetlere bakın bunları göreceksiniz. Allah’a, sıfatlarına, indirdiği hükümlerin hepsine inanmaktır. Allah’a inanacaksın ama O’nun yüce sıfatlarına ve yüce esmâsına, indirdiği hükümlerin tamamına… Neyi indirdi? Kur’an-ı Kerim’i indirdi, inzâl eyledi. İndirdiği hükümlerin tamamına Allah’tan ne gelmişse Peygamberimize ve peygamberlere hepsine îmân etek, inanmaktır. İnzâl ettiği şekil de inanmak gerekir, inzâl ettiği şekil de inanacaksın yani Kur’an’ı doğru anlayacaksın, doğru îmân edeceksin, doğru tanıyacaksın. Geçmişin bütün şahitliği Kur’an-ı Kerim’de olduğu için Kur’an’a doğru inanmadan ne geçmişi ne geleceği tasdik etmiş olmasın. Bir defa Kur’an-ı Kerim’i doğru tanı, Hz. Muhammed’i doğru tanı. O zaman inzâl ettiği şekilde inandığın zaman işte bu îmân seni ebedî kurtaracak olan îmân bu îmândır. Allah’ın indirdiği hükümlerin tamamına inzâl ettiği şekilde inanacaksın ve kelimeleri eğmeyeceğim, büzmeyeceğim, bozmayacağım dosdoğru gerçek bilenle hareket edeceksin. Gerçek bilen ekol, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat ekolüdür. Bunun dışında ehli bid’at ve dalâlet zihniyeti vardır. Doğruları vardır ama yanlışları da vardır. Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat yoluna dikkat et! Kur’an-ı Kerim İslam’ı doğru anlayan işte gerçek Allah’ın yolu Hz. Muhammed’i takip eden yol Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemâat yoludur. Bunun için Nisâ Sûresi 136’ncı âyet-i kerimesi, bütün insanlığın tamamını îmâna çağırıyor Cenab-ı Hak. İhlâs istiyor samîmîyet istiyor. Bakara Sûresi’nin 112’nci âyetine de bakıver. Sana hangi nur saçan öğütlerini veriyor. İki dini manzara birisi hakîkî Müslüman zâhiren, siyaseten, Müslim, gayrimüslim toplumu İslâmî hükmün altında bulunanlar. Bakın;

Dakika 25:00

İki dini manzara hakîkî Müslüman, bir de zâhiren siyaseten Müslüman, birde gayrimüslim toplum bunları İslam dini kendi çatısı altında tarihler ve asırlar boyu ne yapmış bunları idâre ederek hiç birinin hakkını çiğnetmeden gelmiştir. Mensup oldukları dinleriyle tanınır. Şimdi bak din, din hürriyetlerine riâyet edilir. Şimdi adam diyor ki; Ben gayrimüslimim, ben Yahûdî’yim tamam kendisi özgürdür Yahûdî dinin de dinini özgürce yaşayabiliyor. Öbürü Hristiyan’ım diyor. Bende ona da Hristiyanlığı özgürce yaşayabilirsin. İslam dini asırlar boyu herkese bu özgürlüğü vermiş başkalarına da vermiş. Müslümana verdiği kadar başkalarına da bu özgürlüğü vermiş ve Yahûdî’ye, Nasranî’ye de vermiş. Ve İslam dini bütün milletlere ne yapmıştır? Özgürlük tanımıştır. Gözetilirler yani bunlar korunur, hakları korunurlar bunlar zorlanmazlar. Yani sen şunu şöyle inanacaksın, böyle inanacaksın, şöyle giyineceksin, böyle kuşanacaksın zorlanmazlar. İslam dini bunlara müsaade etmez herkes özgürce inancındadır inançlarına karışılmaz. Gerçek özgürlüğü dünya ya İslam tanıtmıştır, İslam vermiştir. Şimdi ise dünya da okul kapılarından geri çevriliyorlar kılığından, kıyafetinden dolayı bir de şu dünyaya medeniyet dünyası bilim dünyasından birde medeniyetten bahsediyoruz. Daha hâlâ insanlar kendi öz yurdunda hakîkî özgürlüklere kavuşamamıştır. Anayasalar da yazılıdır hak ve özgürlükler inanç hürriyeti ama gelin görün ki, sistemlerin içinde birileri çıkmış sistemi bahâne ederek, birilerini bahâne ederek özgürlüklerin önüne geçmiş ve dayatıyor. Benim dediğim gibi olacak diyor bu özgürlük değil dayatmadır. İslam dini tarih boyunca hiçbir millete bunu yapmamıştır. Dinleriyle baş başadırlar herkes Tevrât’a, İncîl’e sevk edilirler. Kim? Ben Yahûdî’yim diyen Tevrât’a sevk edilir aha kitâbına… Ben Hristiyan’ım diyen İncîl’e sevk eder, öbürleri de inançlarına bırakılır. İslam’da ki özgürlüğün sahası budur ve Müslüman da İslam’a sevk edilir. Bugün %99’u Müslüman olan bir ülke de adam diyor ki, ben inancımın gereği ben böyle yaşayacağım diyor ve kitâbında yazılı resmî devletin resmî makamlarından, yetkili makamlarından fetvâlar çıkıyor. Ama adam diyor ki, benim inancım bu diyor hayır diyor ki o dayatan, yok sen bunu şu maksatla, bu maksatla yapıyorsun diyor. Sen benim beynimi okuyacak kadar benim özgürlüklerime sen bu kadar baskı yapacak kadar bu salâhiyeti nerden aldın? Elindeki silahtan mı aldın? Mevki makamından mı aldın? O silah başkasının eline geçerse şimdi sen bölücülük yapmıyor musun? Ve inananı dışlarsan inancından dolayı o da sana karşı inancını müdafaa ederse bölücülüğü yapan sen misin, o mu? Dayatmacı sen misin, o mu? Zırtapoz sen misin, o mu? Yapmayın bunu bütün milletlere.

Dakika 30:00

Müslümanlar İslam’ı yaşasınlar. 1400 senedir İslam kadını tesettürlüdür. Kur’an-ı Kerim’in emridir, tesettür İslam da asîldir. Sen bunu yok sayıyorsun yok sen Kur’an’ı öyle anlamayacaksın, dediğim gibi anlayacaksın. Sen kimsin Müçtehit misin? Hayır. Müfessir misin? Hayır. Muhaddis misin? Hayır. Sen kimsin? Hiçbir şey değilsin dayatmacısın. İmâm-ı Âzâm’dan iyi mi biliyorsun? İmâm-ı Mâlik’ten iyi mi biliyorsun? Şâfiî’den, Hanbelî’den iyi mi biliyorsun? Ve o ekolden gelen bugün dünyanın mükemmel ilim adamları var, bilim adamları var. Bunlardan iyimi biliyorsun? Hayır. Ya? Dayatmaya, dayatmayı biliyor. Eline zorbalık almış, bir şey almış eline yetkiyi özgürlüklerin önünü kesmek için kullanıyor. Bu millet rejime senden daha sadık, vatanına daha sadık senden, bu millet senden daha iyi vatanperver ve bütün değerlerini senden daha iyi korur bu millet. Sen dayatmadan vazgeç bu milleti birbirine kırdırmak istiyorsun sen, senin zihniyetin yanlış. Bu millet o kadar olgun bir millettir ki susar sabreder, susar sabreder bir gün şahlanırsa sana haddini bildirir. Nasıl bildireceğini de meşrû yoldan iyi bilir. Çünkü bu millet asil bir millettir. Meşrûiyet çizgisi içinde yürümüş o meşrû çizgilerle sana haddini bildirir. Senin gibi zorbalık yaparak değil. Ahkâm, hükümler dünyaya ait muamele bakımından aynı anayasa tabi tutulur. Herkes özgür olmak kaydıyla yani ahkâm bakımından, hükümler bakımından, dünyaya ait muamele bakımından herkes aynı anayasaya tabii tutulur. Ama o anayasa özgürlükleri korumak içindir o anayasa 14 asır özgürlükleri korumak için konmuştur. Özgürlüklerin önünü kesmek için anayasa konmaz. İslam anayasası tarih boyunca mecelleye de bakın, Kur’an-ı Kerim’in âyetlerine bakın bütün dünya da insanların özgürlüğünü korumuştur, muhafaza altına almıştır. Sen özgürlüklerin sahası olarak batıda kullanılan bir maddeyi sen Türkiye de özgürlüklerin önünü kesmek için kullanıyorsun. Bizim örneğimiz ne doğudur, ne batı kişi Müslüman ise İslam da onun yaşamak hakkıdır ve yaşamalıdır. Hristiyan’sa, Budiz’se, putperestse istediği gibi yaşasın ama herkes birbirine söylemekten de çekinmesin ve doğruların alış verişi devam etsin. Bu teatidir, tebliğdir, insanlar birbirinden faydalanmak zorundadır. İfâde özgürlüğünü eğer sen düşünce özgürlüğünü, düşündüğün ifâde özgürlüğünü de vermezsen orada yine özgürlüklerin önü kapalı beyinlere beton atmış olursun o millet ilerlemez. Düşünmeyeceksin diyorsun adama diyorsun ki sen düşünmeyeceksin, düşünürsen benim gibi düşüneceksin. Var mı böyle bir kâide dünya da? Yüce Allah bile İslam’ı ortaya koymuş ama herkesi özgür bırakmış. Ne diyor? Ben hak bir Allah’ım İslam hak bir din ama ben senin irâdene sunuyorum. Dünya bir imtihan âlemidir inanırsan kendi lehine, inanmazsan kendi aleyhinedir. Dünya da özgürlükleri Allah hür ve özgür bırakıyorsun ve kısıtlamıyor Allah’ın bu hakkı olduğu hâlde o da zor kullanmıyor.

Dakika 35:00

Sen ise zor kullanıyorsun dünkü yaptığın kânûnu biraz sonra bozduğun hâlde o kânûnunu sen Allah’ın kânûnlarını, emirlerini yok sayarak sen şimdi kendi dünkü yaptığın kânûnu öbür gün bozuyorsun. Ama Allah’ın ezelî, ebedî geçerli kânûnları var. Sen Allah’a inanmıyorsan inanalar var. Sen gözlerini yummuş kulaklarını, kalbini kaybetmişsen, gözünü kulağını kaybetmeyen var. İnanan var kendinden önce Allah’ın varlığına inanan var, bu âlemden önce Allah’ın varlığına inanan var, Allah olmazsa bu âlem olmaz diyen var. Kesin Muhammed’in Peygamberliğine inanan var, Kur’an-ı Kerim’in hak kitap olduğuna bir buçuk milyar inanan var. Bütün insanlık doğru anlatın herkes Müslüman olacaktır. Anlatmamanın kökünde de, dayatmanın da kökünde bu var işte. Terör üretiyorsunuz, bölücülük yapıyorsunuz, irticanın kaynağı da sizsiniz. Kim? Anayasalarda ki hakları vermeyenler, verdirmeyenler, milletin meşrû hakkını vermeyenler, özgürlük sahasını yok edenler, dayatmacılar. Bunun için hukûk ve görevler de eşitlik diyor olarak eşitlik, adâlet, hürriyet müjdelemiştir. Kim? Yüce İslam, hukûk ve görevler de eşitlik olarak eşitlik, adâlet, hürriyet müjdelemiştir. Tarih şahittir İslam tarihi ve dünya tarihi, Müslüman milletlerin egemenliği altında tarih boyunca her inançta insan rahatça yaşamıştır. İstanbul’un fethinde bile oradakiler ne demişlerdir, orada ki kilisenin adamları? Biz Osmanlı sarığının burada görmek isteriz demişlerdir ve Fatih bütün inanç sahiplerine, Hristiyan’ına, Yahûdî’sine özgürsünüz sizin canınız benim canım diye onları güvence altına almıştır ve bütün tarihimiz buna şahittir. Hz. Ömer gayrimüslimlerin kervanlarını kendisi bizzat gece bekçiliğini yapmıştır. 30 Türkiye’nin Halîfesi birini de gönderebilirdi. İslam’a iftirâ etmeyin. Bazı insanlar yanlış yapabilir ama İslam da ne yanlış var, ne kusur var. Bütün yanlışlık İslam’a saldıranlar da, İslam’ı bilmeyenler de. Bunun için İslam şeriatının sosyal ve siyâsî değerlerinden gayrimüslimler faydalanmıştır. Onların hak ve hukûku özgürlükleri tarih boyunca kısıtlanmamıştır. Mutlak müjde uhrevîdir, o da ebedî saadettir. İslam dini hem dünyanın güvencesidir hem de ebedî ve uhrevi bir saadettir, mutlak müjdedir. İslam’ın verdiği müjdeler tam mutlak müjdedir, ebedîdir. Hayalle hiç alâkası yoktur, İslam da hayal yok, safsata yok, hurâfe bid’at yok, hakîkat vardır çünkü Allah’ın kelâmıdır. Asırlar boyu bütün inanç hangi inançta olursa olsun bütün milletlere asırlar boyu Müslümanlara onlara özgürlük içinde yaşamalarını sağlamıştır. Dünyevî müjde hakîkî Müslümana, uhrevî müjde de yine nedir?

Dakika 40:07

Hakîkî Müslümanadır. Nedir? Dünyevî müjde hakîkî Müslüman, gerçek Müslüman olduğu müddetçe dünyası da güzeldir bütün milletlerinde hayrına çalışır. Ama esas onun hakîkî müjdesi mükâfatı ise cennettedir. Niye? Cennete îmân ve Amel-i Sâlih’le girilir. Dünya da herkes adâlet altında, İslam adâlet altında dünya da herkes bu müjdeden bu nimetten nasibini alır. Ama cennete girmek için gerçek îmân, gerçek Amel-i Sâlih olacak. Müslüman görünüp de gâvurdan kötü daha iş yapan tabii ki cennete ebedî giremeyecek. Bunlar münâfıklardır. Ez- Zeylâi bak ne diyor; (lehüm mâ lanâ ve aleyhim mâ aleynâ) diyor. Bizim aleyhimize olan onlarında aleyhine, bizim lehimize olan onlarında lehinedir diyor. Kime diyor? Gayrimüslim kim varsa Müslüman olmayan bütün milletler, bizim diyor Müslümanın lehine ne varsa onlarında lehine, Müslümanın aleyhine ne varsa Müslümanların aleyhine yani biz ne isek onlar o diyor eşitlik var diyor. Bunu kim söylüyor? Sıradan biri değil, ez-Zeylâi diyor. İslam’ı iyi bilenlerden birisi, onun için dünyevî ve uhrevî müjde hakîkî Müslümanadır. Dünya da herkes bu müjdeden nasibini almıştır ama gerçek Müslüman olan kişiye ise hakîkî müjde verilmiştir. Dünya öyle böyle geçer hangi müjdeyi alırsan al, hangi dinden olursan ol dünyan geçer. Ama dünyanın bir de berzahı var, mezar var, oradan kalkış ve ebedî bir âhiret âlemi var dönüşü de yok oranın. Dünyanın bir gidişi var dünyaya geldik geri döneceğiz, dönüyoruz. Niceleri döndü berzah âleminde şu anda biz de döneceğiz. Ama oradan da âhirete intikâl edip ebedî âhirette kalacağız. Âhirette de 2 âlem var cennet âlemi bir de cehennem âlemidir ikisi de boşuna yaratılmadı. Bakara Sûresi’nin 40’ıncı âyetinde, ehli kitâba Cenab-ı Hak ne diyor; hem özgürlüklerini veriyor, he onları muhafaza ediyor hem de onlara diyor ki Yüce Allah: Sözünüzü tutun, siz bana söz vermiştiniz Mûsâ’ya, Îsâ’ya söz verdiniz yani Müslüman olacaktınız, Muhammed gelince onun Peygamberliğini tasdik edecektiniz. Sözünüzü yerine getirin diyor Cenab-ı Hak. Nerede?  Bakara Sûresi’nin 40’ıncı âyetinde ve daha birçok âyet-i kerimeler de İslam’a çağırıyor herkesi Allah bir O’nun dini birdir. Allah İslam’la dini yenilemiştir tek dindir, önce de tekti, şimdi de tek. Onun için bütün dünyayı İslam’a çağırıyor ve özgür bırakıyor herkesi, zorlamıyor. Ve seve, seve şüphesiz katî, kesin bir îmân ile îmân edilmesini istiyor. Kesin olmayan îmânları kabul etmiyor. Yakîn îmân gerçek kesin îmândır. İslam devleti kurulmuş, adâlet tecellî etmiştir. Cenab-ı Hak Allah sözünü yerine getirmiştir Allah sözünden caymaz. Muhammed gelecek dedi geldi, Kur’an inecek dedi indi, İslam dünya da uygulanacak dedi uygulandı 14 asırdır, kıyâmete kadar var.

Dakika 45:03

Artık dünkü dünyayı aydınlatan güneş bugün aydınlatmaz demek mümkün değil bu İslam bir hakîkat, bir gerçek. Onun için bu dünya hakîkate, gerçeğe çağırılıyor. Ehl-i kitap sözlerini diyor yerine getirmemiştir. Getirselerdi dünya da bu ikilik kalkacaktı zaten Allah birdi bir dinde, İslam da herkes birleşecekti. Bak fakat ehli kitap Yahûdî ve Hristiyanlar başta olmak üzere sözlerini yerine getirmediler diyor. Müslümanı Kur’an’la kandırmak için hâlâ ak neler yapılmak isteniyor. Müslümanı başka yönden kandıramayınca Kur’an-ı Kerim ile kandırma yoluna gittiler, çalıştılar, asırlar boyu çalıştılar, şimdi çalışıyorlar. Ne diyorlar? Şimdi kazmireski bazıları Kur’an analize yazarları Kur’an tercümesinde Frenkler âyetleri parçalamışlar. Bakın, Frenkler âyetleri parçalamışlar müsteşrikler notlar koyarak önce Cezâyir Müslümanları üzerinde Fransız siyasetine uygun oyunlar oynanmıştır. Bu oyun dünyanın her tarafında oynanmaktadır. Şuanda başta Türkiye ve Mısır ve Pakistan geliyor, Cezâyir de bunun içinde. Kuran’la Müslüman âlemini kandırmaya çalışıyorlar. Ne diyorlar? Kur’an analize yazarları bunlar kendilerine göre âyetleri parçalayıp yanlış mânâ verip dünyaya yanlış bir Kur’an sunmaya çalışıyorlar. Hiçbir şey para etmez Kur’an-ı Kerim’in karşısında Kur’an’ı bilenler var. Sen bir tane kitâbı, kendini bozarsın milyarlarca doğru dürüst kitaplar var yanlışı Kur’an kabul etmez ki, yüzüne çarpılır o, bu doğulu olsun, batılı olsun fark etmez. Kur’an-ı Kerim’e ihânet eden kendi helâk olur, hep oldular. Bazı zavallıları kandırabilirsiniz ama Allah’ın hak düzeni ve hak kânûnlarını ebedî bozamazsınız, çünkü bozamadınız, bozamayacaksınız diyen de Allah’u Teâlâ’dır.

(فَإِن لَّمْ تَفْعَلُواْ وَلَن تَفْعَلُواْ فَاتَّقُواْ النَّارَ الَّتِي وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِينَ)

“Yapamadınız yapamayacaksınız.” Cehennem pusu da duruyor inkârcılar için. Kimi? Kur’an-ı Kerim2i, Kur’an-ı Kerim’i inkâr edenler için cehennem pusu da duruyor hazır ol vaziyette. Gel cennete gel ey Allah’ın kulları, Âdem’in evlatları gelin cennete gelin! Kur’an’ı inkâr etmekle ne kârınız olacak? Ebedî hüsrân ve zarar olacak, yazık olacak. Hz. Muhammed’in yolunu ilk müçtehitler unuttular diyor bakın, bu Kur’an analize Kur’an’la insanları kandırmaya çalışanların ortaya attıkları yalan ve sahtekârlıktan birisi şu diyorlar ki; Hz. Muhammed’in yolunu ilk müçtehitler unuttular. Verileri, insani değerleri bıraktılar, İslami zaferler onları heyecanlandırdı. Batının üstünlüğü İslam’ı, gururu sükûnete erdirdi. Kânûn babaları gelecek demişler, batı eğer faydalandıysa, bir şeyler elde ettiyse İslam sayesinde elde etmiştir. Fransa da yeni bir mezhep kurulmasına başlanmış.

Dakika 50:00

O zaman Fransa’daydı şimdi çeşitli yerler de çalışılıyor. Emperyalist güçler dünyanın her tarafında çalışıyorlar. İslam’ın Ortodokslaşması sağlanacak, mevcut Ortodokslardan daha az Ortodoks olmayacak demişlerdir. Şimdi İslam dinini bir Ortodokslaştırmak için bir gayret var. Bu mezhebe simsarlık etmek isteyen gâfil gençler var, İslam dünyasında gâfil gençler var ve gâfil gençler üzerinde bunlar Frenk eseriyle meşgul olan, siyâsî gâyesi olan kimselerdir. Bunların mevki makamlar da gözleri var. Yanlış kanaatler bırakmıştır bunlar da. Yeni eski müçtehitlerimizin tamamı ve diğer âlimlerimizin arasında bu âyetlerin mensûh olmasını isteyen tek kişi yoktur, ihtimâl de yoktur. Bizim ne eski müçtehidimiz, ne yeni müçtehidimiz bu âyetlerin mensuhtur, hükmü ortadan kalkmıştır diyecek bir tek müçtehidimiz yoktur olamaz. Varsa müçtehit olmayan birilerinin kullandığı uşaklardır, câhillerdir. Bunlar da müçtehit değildir, ne eski ne yeni müçtehitlere kimse iftirâ etmeye de hakkı yoktur. İnanç esaslarında, diğer esaslar da verdiği haberler de nesh yoktur ve bunda da ittifak vardır. Burayı bir daha söylüyorum inanç esaslarında, diğer esaslar da verdiği haberler de nesh yoktur neshin olmadığına dair de ittifak vardır. Nesh ’in konusu nedir? Zaman ve mekânın değişmesiyle durumun menfaatin farklılığı ile ilgili ferî hükümlerdedir. Aslî hükümler de değil, ferî hükümlerdedir. Ferî hükümlerde de nedir? Şartlar değişir ama İslam ona yeni hükümler getirir, İslam yine değişmez. Ferî hükümler de değişen şartlara ne yapar? Ferî hükümlerle yeni kurallar getirilir ve cevaplar verilir ve İslam çağları peşinden getirir. İslam çağların önündedir. Bütün çağlara gelim peşimden diyen din İslam’dır. Sen hangi medeniyetten bahsediyorsun? Dünya bunun milyarlarca kat daha üstünde medeniyet kursa Kur’an medeniyeti onun peşinden haydi biraz daha gel diye peşinden çağıran ezelî, ebedî ilâhî medeniyet İslam medeniyeti. Sen dar kafanla çağın içine sıkışmış kalmışsın İslam’ın, Kur’an’ın ufkuna gir bütün çağları İslam’ın peşinden nasıl çağırdığını gör. Bâtıl inançlar fâsid fikirler esasta da, fürûda da ret ve iptal edilir. İslam dini bütün batıl inançları zaten ret etmiştir. Fâsid fikirleri İslam ret etmiştir, esasta da, fürûda da ret etmiştir. İslam’ın aslî hükümleri de mükemmeldir ferî hükümleri de içtihâd kapısı kıyâmete kadar açıktır. İslam’ın engin çağlara, çağları kuşatan engin bilgisinden bilinenden bilinmeyene terakkî etmek gâyet kolaydır. Hangi konu da olursa olsun.

Dakika 55:00

Hz. Muhammed’in (A.S.V) tebliğ ettiği îmân esaslarını her peygamber Hz. Mûsâ ve Hz. Îsâ da tebliğ etmişlerdir. Yani Muhammed’in îmânı ne ise Îsâ’nın, Mûsâ’nın îmânı aydır, peygamberlerin tümünün îmânı aynıdır. Bunu sen mensûh deme şansın var mı? Nesh olundu deme şansın var mı? Allah ezelde de bir, ebette de bir. Allah’ın bütün peygamberleri, hak peygamberler, melekler nurdan yaratılmış Allah’ın kulları, dünya ve âhiret, cennet ve cehennem, Mahkeme-i Kübrâ, mîzan ve amel defterleri bunların hiçbirini inkâr etme şansın var mı? Bunlar neshe uğrar mı? Bunlar ebedî bir defa mensûh olmayan aslî hükümlerdir. Bunun için kabul etmeyenler yani Hz. Muhammed’in, Mûsâ’nın, Îsâ’nın tebliğ ettiklerini kabul etmeyenler Yahûdîlerden, Hristiyanlardan, İslam içinde bulunan münâfıklardan ve diğerleri bunların hepsi kâfir olmuşlardır. Yani peygamberlerin tebliğ ettiğini kim inanmazsa onlar kâfirdir. İster Müslüman görünsün, ister başkası olsun, ister Yahûdî, ister Hristiyan olsun. Peygamberin tebliğ ettiğine inanmadı mı ora da din îmân olmaz. Kimse kendini kandırmasın. Müçtehitler hakkında ki sözleri açık bir yalandır. İslam müçtehitleri hiçbir zaman bu âyetler mensûhtur dememişlerdir. Bunlar müçtehitlere iftirâdır, çok câhilcedir. Büyük müçtehitlerimizin, büyük müfessirlerimizin eserlerine bakın bunları bulabileceksiniz. Bunların aynısına benzeyen kanaatleri göreceksiniz. Kurtubî’nin eserlerine bakın tefsirine ve Fahrettin Râzî’ninkine bakın, Muhammed Hamdi Yazır Elmalı’nınkine bakın bu gerçekleri bulacaksınız daha nicelerinde bulacaksınız.

Yeni Fransız mezhebine davet için Frenk doktorlarının hücumu ve iftirâsıdır. Kime? İslam müçtehitlerine bunlar hücumda bulunmuş ve iftirâ atmışlardır. Başka çâre bulamamışlardır gerici tam çağ dışı siyasettir. İslam müçtehitleri dünyanın en büyük hukûk âlimleridir, İslam âlimleridir. Her ilim sahibi, hak ilim sahibi kıymetlidir kim olursa olsun İslam, İslam müçtehitleri de çok kıymetlidir. Müçtehitlere insânî prensipleri unuttular demeleri garip bir iftirâdır. Yaptıkları insânî olmayan bir gururun neticesidir. Hz. Muhammed (A.S.V) her konu da olduğu gibi dünyaya en yüksek siyaset dersi verdiği de şüphesizdir. Dünyanın en büyük âdil siyaseti, hak ve yüce siyaseti Hz. Muhammed’in siyasetidir ve bu dünyaya ne öğrettiyse Hz. Muhammed öğretmiştir. Dünya ne doğru öğrendiyse Hz. Muhammed’den öğrenmiştir. Gidin Bismarck’ı, Bismarck ne diyor? Rooy ne diyor? Ve bir başkaları bakın, şimdi doğu da batıda bu gerçeği bilenler var, itiraf edenler var. Ama İslam’a hücum eden, İslam müçtehitlerine hücum eden ne kadar çağdışı zihniyetler de var.

Dakika 1:00:05

İslam korur, geliştirir. Gelişim, değişim inkılap kânûnları İslam’ın aslında vardır. Çünkü İslam dâima insanlığı geliştirmeye gelmiştir İslam korur, geliştirir. Gelişim, değişim, inkılap kânûnları İslam’ın bizzat kendinde mevcuttur. Yoktur diyenler bu konuda dinsiz kalırlar bunu da söyleyelim din ile siyaset birleşmez sanırlar. Hayır, gerçek siyaset İslam’ın kendisidir. Dinsizler de koruma kânûnunu inkâr ederler yani sabit hükümleri inkâr ederler. Kim bunlar da? Dinsizler. Dini dar çerçevede anlayanların problemleri ayrı bir de dinsizlerin problemleri ayrıdır. İki problemi de çözen İslam’ın yine kendisidir. En’âm Sûresi 98’inci âyetinde: “Bir tek nefisten yarattı” diyor Cenab-ı Hak. Bütün insanlık Hz. Âdem’den yaratılmıştır. Âdem’in soyundandır. Bu kadar dünya da insanların parçalanmasına, bu kadar düşman olmasına sebep olacak tek bir neden yok. Yanlışları insanlar kendi ürettiler, Hak’tan insanlar kendileri saptılar. Cehennem aslî değil idi, cennet aslîydi, insanlar cehennemi yaratılmasına insanoğlu kendi sebep olmuştur. Küfür aslî değil ki îmân aslîdir. Küfrü insanoğlu icâd etti, kazandı, insan küfrü kazanınca, şirki kazanınca ve zulmü yapınca, fâsık olunca ne oldu? Îmânın yerine, ilmin irfânın yerine kişi ne yaptı? Şirki, küfrü koydu, Allah’ın yerine nefsini ve şeytanı ve başkalarını koydu. İşte o zaman ne oldu? Kişi, kendisi îmân ve hakîkati bıraktı, Allah’ı bıraktı, başka yanlış şeyler kazandı. Onun için de cehennem yaratıldı yazık etti insanoğlu kendine. Bizden söylemesi. Koruma, değişme, gelişme, ıstıfa, seçim nizamları ile yürür. Buna dikkat et! Koruma, değişme, gelişme, ıstıfa, nizamları ile yürür. Istıfa dâima nedir? Tam bir seçimdir. Istıfa tam bir kemâliyete ulaştırmaktır ve bütün cevherin içinden süzüp en güzelini alabilmektir ve en güzeli daha da gelişip kemâliyete doğru götürebilmektir. İslam bunun için vardır. Koruma kânûnu olmayan din, din değildir. Buna dikkat et! Koruma kânûnu olmayan din, din değildir. Onun için İslam dini koruyucudur, dokunulmaz hakları bir defa korur. Canı muhafaza, canı koruma, nesli muhafaza, dini muhafaza, aklı muhafaza, malı muhafaza, mülkiyeti, hürriyeti muhafaza gibi İslam’ın bir defa dokunulmaz hakları koruyan yönü vardır. Tam bir her insana bir dokunulmazlık hakkı vermiştir. Bundan dolayı İslam dini tam bir mukaddesâtı, hak değerleri, hak ve hukûku, hak ve özgürlükleri tam korur ve koruyucudur.

Dakika 1:05:00

Tamda gelişen geliştiren bir dindir aynı zamanda. Değişimi içermeyen din genel değildir. İslam dini evrensel dindir. Onun için sürekli dünyada yeni şartlara yeni çâreleri hemen gösterir İslam dini. Değişim İslam’da gelişim esastır ama faydalıda gelişim terakki, zararda değil. İnsanoğlunun bütün canlıların ve faydasına gelişim İslam da esastır. Onun için değişimi içermeyen din genel değildir. İslam dini evrensel dindir. İslam dini her kânûnu kâmil mânâ da içerir. İslam’da ki kânûnlar ilâhî kânûnlar olduğu için en kâmil mânâda ki kânûnlardır İslam’da ki kânûnlar, ilâhîdir, Allah’ın kitabı, Allah’ın kânûnlarıdır Kur’an-ı Kerim ve İslam’ın içeriği. Koruma aslın vasfıdır. Buna dikkat et! Değişim gelişim de ferin vasfıdır. İslam’ın aslî olan kuralları nedir? Bu tam korumanın adıdır, yani koruma aslın vasfıdır. Değişim gelişim ise ferin vasfıdır. Bundan dolayı dâima asıldan fere, bilinenden bilinmeyene hareket ederek yükseliş ilerleme devam etmelidir. İslam bunu istiyor, İslam budur. Din ve Hakk’ın hükümleri Muhammedî siyasetle beraber bütün Muhammedî varlıkta hâkimdir. Hz. Muhammed (A.S.V) dini siyaseti hayatıyla, tüm varlık ve insanlığıyla Hakk’ın emrine bakışını çevirmiş dînî bir zattır ve Allah elçisidir hem de bütün dünyaya hak siyaseti öğreten zât-ı muhteremdir. Ondan önce öbür peygamberler de öyleydi. Ama onlar kendi bulundukları topluma mesaj veriyorlardı. Hz. Muhammed’in mesajı evrenseldir, bütün milletlere, çağlara da kıyâmete kadardır ve ebedîdir. Cennette de onun durumu devam etmektedir, çünkü son Peygamberdir. Şimdi Kur’an analize yazarları (Kazmireski) gibi âyetleri parçalamasalardı bu kadar saptırıcı olmazlardı. Kur’an bunlara şu âyetlerle cevap vermiştir bile ( وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ) diyor ki; Kim ki diyor o yanlış İslam dışında İslam’a saldıran, İslam’a dost olmayan Müslümana dost olmayan kişileri kim dost edinirse o da onlardandır diyor Cenab-ı Hak işte Mâide 51’inci âyete bak 57’nci 59, 62, 63, 64’e bakıver. Cenab-ı Hak bu zihniyete cevap vermiştir, kıyâmete kadar her şeye Kur’an cevap verir.

Dakika 1:09:35

 

Ne diyor? Müslüman İslam bütün âlemin dostudur ama İslam’a dost olmayanlar var onları da dost edinme diyor Cenab-ı Hak. İslam’a, Müslüman’a dost olmayanı dost edinme diyor. Biz herkesin dostuyuz dost olmak zorundayız ama bize dost olmayanları Allah tanıtıyor ve dost olma diyor. Onun için Müslümanlar dünyaya baksınlar, dünyayı iyi okusunlar, iyi tanısınlar İslam bütün dünyayı kurtarmaya gelmiştir. Yanlışa kimse kapılmasın Kur’an’la, sünnetle, icmâyla, kıyasla hareket etsin herkes. Mutlaka müçtehidin, Ehl-i Sünnetin dışında kimseyi taklit etmeyin. Müçtehidin ehlisünnetin dışında kimseyi taklit etmeyin, mukallit taklitçi olmayın. Taklit ettiğiniz şey mutlaka Ehl-i Sünnet yolu ve bir Ehl-i Sünnet müçtehitleri olması gerekir. Bir ekol ortada olması gerekir. Kur’an’ı kullanıp yanlış mânâ vermek isteyenlere dikkat et, çarpıtanlara dikkat et! Mezhep düşmanlarına ki bu mezhepten maksat nedir? İslam’ı bilen müçtehitlerin ilim yolu demektir, o ekoldür bunları devre dışı bırakmak isteyen ondan sonra dini başkalarının seviyesine indirmeye çalışanlar bunlar gizli, bilerek, bilmeyerek ne yaptığını bilmeyenlerdir. Bilerek İslam’a bu ihâneti yapıyorsa hâindirler, bilmeyerek yapıyorlarsa câhildirler dikkat edin bunlara. Hakk’ı batıla karıştırmayın Yüce Allah öyle diyor. (وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ) Hakk’ı batıla karıştırmayın, Hakk’ı gizlemeyin, İslam gizlenmez, Kur’an-ı Kerim gizlenmez. İslam güneşin neresini örteceksin? Güneşten güneş, Hak’tan hak olan, tek gerçek olan Allah’ın kitâbı Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in yeryüzüne İslam adına uyguladığı bütün ilâhî hükümler haklı ve gerçektir bu gizlenir mi? Hakk’ı batıla karıştırma diyor bir defa Kur’an-ı Kerim yanlışı reddeder. Kur’an’ı, İslam’ı bilirsen yanlış karışmaz bilmesen her biri bir şey söyler kandırırlar, aldatırlar, oyuna gelirsin. Cilalı, süslü reklamlara kanar aldanırsın, dikkat et! Mâide Sûresi 59’uncu âyetinde de Cenab-ı Hak öncekilere: “Kitaplara, peygamberlere inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz?” Kime diyor? Yahûdîlere diyor, Hristiyanlara diyor diğerlerine diyor. Müslümanlar bütün kitaplara inanır, bütün peygamberlere inanır, bütün peygamberlere indirilen ne varsa inanır. Yani biz böyle inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz deyin onlara diyor Cenab-ı Hak Allah diyor bunu da. Âyet 59 Mâide Sûresi anlamlarını daha önce verdim şimdi bunların keşif notlarını veriyoruz sizlere ki, konu anlaşılsın diye. Yine Nisâ Sûresi’nin 46’ncı âyetinde kelimeleri değiştirenler bunlar küfre, lânete saplanmış insanlardır. Tevrât’ı değiştirmek, kelimelerini değiştirmek isteyenler olmuştur. Kur’an-ı Kerime’de yanlış değiştiremiyor Kur’an’ı ama yanlış yorum yapıyor, beyni sapık, beyni değişmiş yanlış yorum yapıyor birilerine yanlış mesaj vermeye çalışıyor. Bunlar için nedir? Bunlar ehli küfür ve melûn lânetli kişilerdir bunlar. Allah’ın kitâbına ihânet edilir mi, Kelimeler değiştirilir mi hiç? En iyi şekilde bilmen en doğru şekilde topluma açıklaman gerekir. Doğruluk, dürüstlük budur. İnsanlığın hayrına çalışmakta budur. Frenklere değil İslam için çalışmayanlara, değerlerini unutmuş sürüntülere, kalıntılara yazıyoruz ki, sonlarını görsünler bu sözler daha çok kime? Müslümanım deyip de İslam için çalışmayanlara, değerlerini unutmuş olanlara, sürüntülere, kalıntılara yazıyoruz diyor. Kim? Müfessirlerimizde aynı şeyi söylüyor bende aynı şeyi söylüyorum ki, bunların diyor sonları bunlar sonlarını bir görsünler diyor.

 

Dakika 1:15:45

 

Dikkat et ey dostum! Müslümansın madem Frenkler Frenkliğini yapıyor. Öteki batılı batılılığını, doğulu doğululuğunu yapıyor, kuzeyli kuzeyliliğini yapıyor. Sen Müslümansın neden İslam için çalışmıyorsun? İslam için çalışmak bütün insanlığın hayrına çalışmaktır çünkü İslam bütün insanlığa gelmiştir. İnsanlığı kucaklayan Allah’ın rahmetidir bu ve ebedî saadet rahmetidir. Hem Rahmeti-Rahmân hem Rahmeti-Rahimdir çünkü cennetle de ebedî devam edecektir. Kâmil mü’min olup, çalışıp zaferi kazanmaktır işte görev bu. Her Müslümanım diyenin öncelikle her insanın görevi kâmil mü’min olup, çalışıp hem de en iyi şekilde çalışıp zaferi kazanmaktır ve İslam dünyaya barışı yerleştirir. İşte zafer budur. Hep gâlip olan İslam’a eksik fâsık mü’minler mağlubiyet lekesi sürerler. Dikkat et! İslam’da mağlubiyet yoktur. Hep gâlip olan İslam’a eksik kişiler, fasık kişiler, kendini Müslüman zannedenler mağlubiyet lekesi sürerler İslam’a. İslam’da mağlubiyet değil hep ebedî gâlibiyet vardır İslam’da. Allah mağlup olur mu? İslam Allah’ın nizâmı, sen İslam’a sahip çıkmazsan sen mağlup olursun. İslam mağlup olmaz, Allah mağlup olmaz. İsmi, resmi, şekli, resmiyeti Müslüman görünenler var. İslam için çalışmayanlardır ki, işte vaadi İlâhî ve îmân ve Amel-i Sâlih ehli olmadıkça Allah’ın müjdelerine Vaadi Subhânisine lütuflarına kimse kavuşamaz. Mutlaka İslam için çalışacaksın. İsmin Müslüman, resmin Müslüman, şeklin Müslüman, resmiyeti Müslüman böyle görünüyor ama İslam için aslâ çalışmıyor. Bunlara müjde yok Allah bunları ne yapıyor? Sen Müslümandın madem İslam için niye çalışmadın? Bu tüm insanlığın kurtuluşu barışın dünyaya yerleşmesi idi. Neden yapmadın? Vaadi İlâhî ise müjdeler kime? Îmân ve Amel-i Sâlih ehlinedir, gerçek Müslümana. Evet, doğu, batı değişir ilâhî kânûn değişmez. İşte Allah’ın vaadi değişmez. İş mü’min görünmekle değil kâmil mü’min olmakta, çalışıp zaferi kazanmaktadır. İşin aslı nedir? Mü’min görünmekle değil kâmil mü’min olmakta, çalışıp zaferi kazanmaktadır. Îmân, İslam ebedî mağlup olmaz. İslam için çalışmadın mı sen mağlupsun demektir. Bunu da bil unutma! Şimdi Cenab-ı Hak birçok insanlığın ruhunu okurken birde Sâbiîler var Sâbiîler bu Sâbiî meşhur bir dinden başka bir dine çıkanlara Sâbiîler denmektedir. ‘’Sâbiün’’.

 

Şimdi bunlar hakkında da sizlere bilgi veriyor Kur’an-ı Kerim bizde onun asli mânâlarını verdik şimdi keşfi ve tefsir notlarını da vermeye çalışacağız. Asım Efendi öyle diyor meşhur bir dinden başka bir dine çıkana denir Sâbiî diyor. İbnül Esir’de aynı şeyi söylüyor, Fahrettin Râzî de, Ebû Hayyan da aynı şeyleri söylüyorlar. Sâbiî, Şit veya İdrîs’in oğlu diyen de bulunmaktadır ve Süryanice vesâire bu görüşte olanlar da vardır. Birde yıldıza tapan sapık anlamına da gelmektedir bunlar Arapça terimlerdir.

 

Dakika 1:21:27

                                                                                   

 

 

(Visited 97 times, 1 visits today)
{"message":{"type":8,"message":"Undefined variable: show_right_meta","file":"\/home\/pwny9ik9\/public_html\/wp-content\/plugins\/cactus-video\/video-hook-functions.php","line":1155},"error":1}