HadısŞerifKülliyatı 202-01

202 – Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 202

202- Hadis-i Şerif Külliyâtı Ders 202

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

‘’Elhamdülillahi Rabbi’l-âlemin Vessalâtü Vesselâmü Alâ Rasûlüna Muhammed ve Alâ âli Muhammed”

 

‘’Eûzu billahis-semîîl- alimi mineşşeytanirracim min hemzihî ve nefgıhî ve nefsih’’

‘’Bismillahillezi lâ yedurru mâ’asmihi şeyün filardı velâ fissemâ vehüves-semîul âlim’’

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

 

Çok sevgili ve muhterem izleyenler, dersimiz İmamların ve Emirlerin tabii ki ve onların yanlarında çalışanlar hakkındadır. Tabii imamlar deyince devlet reisleri, emirler deyince devletin içinde çalışanların tümü. Evet, bu cümlenin kapsamında olduğunu görüyoruz.

 

Hz. Âişe-i Sıddıkâ Annemiz (Radıyallâhu Anha ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyor; “Hz. Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: “Yüce Allah (Celle Celâlüh) bir emir için hayır diledi mi ona doğru sözlü bir vezir nasip eder. Bu, ona unutunca hatırlatır, hatırladığı zaman da yardım eder. Yüce Allah Emir’e hayır dilemezse, kötü bir vezir musallat eder. Bu vezir, ona unuttuğunu hatırlatmaz, hatırlayınca da yardımcı olmaz.” Ebû Dâvûd, Nesâî haber veriyor bu hadis-i şerifi bunlar rivâyet ediyorlar.

Vezir, biliyorsunuz ki yardımcı demektir. Büyük, ağır mânâsına gelen “bizirden” alınmış olma ihtimâli vardır. Melikin yükünü çekmektedir, melce ve sığınak mânâsına vezirden alınması da mümkündür. Yardım ve muavenet mânâsına gelen “muazereden” gelebileceği de söylenmiştir. Evet, sevgililer, sâlihlik husûsunda da hem dünya işlerinde hem de âhiret işlerinde sâlih olması gerektiğini, sadece dünya işlerindeki sâlihliğin yeterli olmayacağını hem fiilen, hem kavlen doğruluk ve sâlihliğin gereğini vurguladığını görmekteyiz.

Evet, sevgili dostlarımız, demek ki içte de dışta da, özde de sözde de kişi gerçek Müslüman olacak.

Devleti’nin yıkılış sebebi nedir? Emevîlerin çocuklarından diye sordum diyor. Bunu soran Beyhakî Ali el-Cerrah’tan şunu naklediyor; Bana dört sebeple dediler ve açıkladılar; Emevî Devleti’nin yıkılış sebebi, vezirlerimiz izhâr etmemiz gereken şeyleri bize söylemediler. Vergi memurlarımız halka zulmetti, halk vatanlarından göç etti böylece hazinelerimiz boşaldı. Askerlerin maişetleri kesildi, böylece bize itaati terk ettiler.

 

Dakika 5:01

 

Adâletimizden ümitlerini kestiler ve başkalarında emniyet ve huzur aradılar. İşte görüyorsunuz, bir ülke ki kendi milletini başkalarına muhtaç edecek hâle gelirse milli yapısını kaybetmiş demektir. Çünkü Yüce İslam içte de adâlet, dışta da adâlet içte de merhamet, dışta da merhamet. Çünkü Allah’a kulluktur İslam Allah’a teslimiyettir, Allah’u Teâlâ’nın kânûn ve kurallarına uygulamaktır. Hz. Muhammed’e sıkıca tâbî olmaktır. Bunları yapmadığınız zaman yıkılırsın. Evet, kim ne derse desin işin aslı buradadır.

 

Ebû Saîd ve Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anhüma ve Erdahüm Ecmaîn) anlatıyorlar; “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: “Yüce Allah (Celle Celâlüh) bir peygamber gönderdiği veya onun yerine bir halîfe getirdiği zaman, mutlaka onun iki tane de yakını olmuştur. Biri mârufu emretmiş ve ona teşvik etmiş, diğeri de şerri emretmiş ve şerre teşvik etmiştir. Mâsum (yani kötülükten korunmuş) olan Yüce Allah’ın koruduğu kimsedir.” Buhârî, Nesâî bu haberi veren de. Yüce Allah seni insanlardan korur, (وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ) buyuruyor Cenab-ı Hak (Mâide 67’nci âyet-i kerimede): “Sen Allah’a kulluk eder O’na itaat edersen, Rasûlüne tâbî olursan Allah sana yardım eder.” Peygamberlerini koruduğu gibi, onlara ismet sıfatını verdiği gibi, bu âyet-i kerime de açıklandığı gibi. Öyleyse Hz. Peygamber’in (Aleyhissalâtu Vesselâm) yakınları melek ve şeytandır. Demek ki insanın yanından ayrılmayan iki dostu vardır, biri düşmandır bunun, biri dost olan melektir, düşmanın şeytandır.

 

‘’ Rabbi eûzu bike m‘in hemezâtiş şeyâtîn ve eûzu bike Rabbi en-yahdurûn’’

 

Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) bir hadis-i şeriflerinde buna temas eder ve şeytanının Müslüman olduğunu belirtir. “Evet, Allah bana şeytanıma karşı yardım etti ve şeytanım Müslüman oldu” buyurdu Peygamberimiz. Sen de öyle bir Müslüman ol ki Allah sana yardım eylesin, şeytanların şerrinden seni emin eylesin. Âlimler hadisi şerif’te geçen iki yakından maksadın 2 vezir şeytan ve melek Nefs-i Emmâre ve Nefs-i Levvâme olabileceğini de söylemişlerdir. Hepsi de hamletmeyi câiz gören de olmuştur. Muhibbüddin et-Taberî bir tane evliyâ ve asfiyâdır demiştir.

Evet, sevgili dostlarımız, o cümlenin kapsamında hepsi vardır ama Peygamberimiz gerekeni açıklamıştır.

 

Kâ’b İbnü Ucre (Radıyallâhu Anh) anlatıyor; “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) bana şunu söyledi; “Ey Kâ’b, İbnü Ucre seni benden sonra gelecek ümerâya karşı Allah’a sığındırırım.

 

Dakika 10:02

 

Kim onların kapılarına gider ve onları yalanlarında tasdik eder, zulümlerin de onlara yardımcı olursa o benden değildir, ben de ondan değilim. Âhirette Havz-ı Kevser’in başında yanıma da gelemez, kim onların kapısına gitmez, yalanların da onları tasdik etmez, zulümlerin de yardımcı olmazsa o bendendir ben de ondanım. O kimse Havzın başında yanıma gelecektir. Ey Kâ’b İbnü Ucre! Namaz burhandır, oruç sağlam bir kalkandır, sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürdüğü gibi. Ey Kâ’b İbnü Ucre! Haramla biten bir ete mutlaka ateş gerekir”. Tirmizî ve Nesâî bunu da haber veriyor.

Evet, sevgili dostlarımız, gerçekleri duymak istiyorsan Allah ve Peygamberini iyi dinle, öyle uzun laflara hiç gerek yok. Boş laflara hiç gerek yok, dolu hazineler varken o da Yüce Allah’ın kelâmı, Peygamberimizin sözleridir. Öncelikle hadisi şerifleri, Kur’an-ı Kerim’i ve hadis-i şerifleri iyi anla iyi dinle, tek kelimeyle Allah’ı Peygamber’i dinle. O zaman gerçeklerle donatılmış olursun, her şeyin hak olur nur olur, her işin hak hakîkat nur olur. Allah’ı dinlemez Peygamberi dinlemezsen birilerini dinliyorsun demektir. Onlar hiçbir zaman seni hakîkate sevk etmezler. Çünkü Allah’ın şeriki naziri yok, sen başka ilâh mı buldun? Onun Peygamberi Hz. Muhammed’dir sen başka Peygamber mi buldun? Kimi dinlersen dinle, Allah’ın sana emrini Peygamberin şeriatını anlatmıyorsa gerçeği söylemiyor demektir. Başkalarını dinlerken buna dikkat et, âyeti doğru anlatıyor mu? Hadis-i şerifleri Ehlisünnet müçtehitlerinin fâkihlerinin ilmini doğru anlatıyor mu? Kendi müçtehit mi? İşte tutmuş birinin birine bağlanmışsın, ne olduğunun ne idiğünün farkında mısın? İşte o bağlandığın adamlar seni ateşe götürüyorlar. Kimisi masonlara bağlanıyor, kimi Vatikan’a gidiyor, kimisi bilmem şimale gidiyor, kimisi bilmem nereye gidiyor… Şu izime bu izime seni götürüyorlar. Bir ideolojiye bağlamak, bir kuruma bağlamak başına bir yular takmak istiyorlar, önüne de kazın önüne yem döker gibi yem döküyorlar. Gözlerin perdelenmiş kazın yağlandığı gibi yağlanmışsın, gözüne perdeler çekilmiş gerçeği görmüyorsun. Gerçek hakîkat Yüce Allah’ın kelâmında şanlı Peygamberin şeriatındadır ve bunun da âlimi fâkihlerimizdir. Tefsir de müfessirler, hadiste muhaddisler, fıkıh ilminde fâkihler müçtehitlerdir, bunları dinle bunları. Ehlisünnet Ve’l-Cemâate onun İslam anlayışına sıkı bağlan.

 

Dakika 15:01

 

Ehl-i bid’at’a taşma, Ehlisünnetin dışına çıkma, Ehl-i bid’atten yana olma, Ehl-i bid’at seni ne yapar babana top attırır, babana kurşun attırır ve kendi ordusuna top attırır kendi ülkesini yıkmaya çalıştırır. İslam birliğini İslam kardeşliğini yok etmeye çalışır, bunlar kaş yapıyorum derken seni perişan ederler. Gözlerini çıkarırlar ondan sonra da parçalarlar. Tarihte Hâriciler Hz. Ali’ye karşı koydukları zaman ne yaptılar? Bunlar Kur’an-ı Kerim’i okuyorlardı ama daha doğru anlamıyorlardı. Ashâb-ı Güzin’e kılıç çekiyorlardı Ashâb-ı Güzin’e, büyük Ashâblara Hz. Ali gibi zât-ı muhteremlere kâfir diyorlardı. Bunlar Hâricilerdir bu çağın Hâricilerine dikkat edin, Hâriciler Müslüman’a kılıç çalarlar gâvurları işleri yoktur bunların. İslam’ı doğru anlamayan fırkalar böyledir. Ehl-i bid’at hep böyledir, Hâriciler öne çıkmıştır ama öbürleri de öbür Ehl-i bid’at ve veddalâlet meşrepleri o mektepler var ya o meşrepler, o bâtıl mezhepler var ya, İslam’ı yanlış okuyan yanlış okutan o mektepler meşrepler var ya bugün de düşmanın desteği altında bunlar besleniyor. Müslümanların Birliği’ne Ehlisünnet anlayışına Ehlisünnetin İslam anlayışına karşı koy da kim olursan ol seni desteklerler. Bugün batı da Ehl-i bid’at fırkaları at oynatıyor. Niye? Çünkü onlar destekleniyor. Bugün el-Ezher Üniversitesine İngilizler yardım ediyor ve diğerleri Vatikan’ın dünyaya ayırdığı misyonerlere ayırdığı 200 milyarın üzerindeki para hep İslam’ı bölmek parçalamak Ehl-i bid’atı desteklemek içindir. Osmanlı’yı yıkarken de böyle yaptılar ve gördüğünüz Hz. Ali’nin önündeki engeller de bunlardı. Emevîlerin içinde Ehl-i dünya olup da adâleti terk edenlerin yanında yine düşman vardı. Abbasîlerin içerisindeki Ehl-i bid’atı öne çıkarmak için çalışanların arkasında yine bu düşmanlar vardı. Türkleri, Türk komutanlarını, Türki Cumhuriyetler de bugünkü Türkistan âlemindeki Türk komutanları Müslüman-Türk Müslümanları birbirine tutuşturanların arkasında yine Haşhaşîler, yine Ehl-i bid’at, yine düşman vardı. Osmanlı’yı içinden vurmak için nice hamleler yaptılar, Ey Müslüman düşmanını tanı ama İslamiyet’i ilk önce tanı, İslamiyet’in tanıttığı düşmanı tanı. Allah kime dost dediyse o dostundur, kime düşman dediyse o düşmanındır. Kur’an-ı Kerim sana açık açık 1500 senedir şu düşmanındır diyor sen onun kucağına oturmaya çalışıyorsun. Bir de Kur’an-ı Kerim’i anladığını Müslüman olduğunu zannediyorsun, düşmandan yana olan düşmandır. Gâvurdan yana olan onun küfrünü tasdik eden herkes kâfirdir. Gâvuru destekleme, İslam düşmanını destekleme, İslam düşmanlarının kucağına oturma, onlarla berâber olma!

 

Dakika 20:00

 

Onlarla berâber olan onlardandır. Senin gözlerine perde çekmişler gerçeği görmüyorsun. Seni ayı besler gibi domuz besler gibi besleyen düşman keyfinden beslemiyor seni. Müslümanların içinde fitne çıkarsın, Müslümanları bölsün parçalasın diye besliyor, kucağına almış seni süslüyor cilalıyor. Hem de lüks ortamlar da yaşamana ne yapıyor zemin hazırlıyor. Localar da en büyük rütbeyi sana vermeye çalışıyor, yeter ki İslam âlemini böl parçala, Müslümana kılıç çal, Müslümanın tepesine bomba yağdır. Seni düşman besliyor bunun için, Anadolu’yu ayağının altından kaydırmak için besliyor. Aklını başına al. Ey Müslümanlar! Tövbe istiğfâr edin kardeş olun bir olun bütün olun. Yanlıştan dönün bunun çaresi budur, yanlıştan dönün, mü’min Müslüman birbirinin kardeşidir. Din yeryüzünde (Lâ İlâhe İllallah Muhammedür Rasûlullah) diyen herkes birbirinin kardeşidir, günahlarıyla kardeşidir sevapları ile kardeşidir. Günahlarımıza tövbe etmemiz gerekir ve kardeş olmamız bir ve bütün olmamız gerekir. Yüce Allah birliği emrediyor siz dağılıp parçalanıyorsunuz. İslam A’dan Z’ye birlik bütünlüktür. Ehlisünnet çoğunluğu nerede orada ol, aşırı fırkaların içinde olma. Ehlisünnet İslam anlayışının çoğunluğu nerede en asgari orada ol.

 

Evet, sevgili dostlarımız!

 

Biz aczimizle beraber gerçekleri tebliğ etmeye çalışıyoruz ama kendimize söylüyoruz, diğer kardeşlerimize de faydalı olalım diye çırpınıyoruz. Allah’ın rızâsından başka hiçbir amacımız olmadı olmayacaktır. Allah’tan başka ilâh yok biz Allah’ın kullarıyız. Allah’ın emrinde kul olmazsan, Peygamberine tâbî olmazsan sen kimin kulusun kendine sorsana, kime hizmet ediyorsun? Kime hizmet ediyorsan onun kulusun. Allah’ın emrinde isen Allah’a itaat ediyorsan Peygambere tâbî isen Allah’ın kulusun Peygamberin ümmetisin. Başkasının emrinde hareket ediyorsan onların kullarısınız, başkasına kulluktan kendinizi kurtarın.

 

Cübeyr İbnü Nüfeyl (Radıyallâhu Anhü) anlatıyor; “Kesir İbnü Mürre, Amr İbnü’l Esved ve el- Mikdam (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) dediler ki: “Rasûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buyurdular ki: “Emir, halka karşı suizanna düşerse halkı ifsâd eder”.

Görüyorsunuz baştakiler kendi milletinden kuşku duymayacak, onları hakka sevk edecek gerçekçi olacak. Eğer kendi milletine suizanda bulunuyorsa toplumu ifsâd eder diyor bakın. Emir, kendi Müslümanlığından emin olacak, toplumu da Yüce İslam’ın gerçeklerine sevk edecek, suizan etmekle sen bir şey yapamazsın. Suizan edilecek tarafını görürsen hüsnü zana çevirmeye çalış, görevin bu, kendi milletinden şüphe edersen o zaman yabancıya da gider bana yardım edersen hâinlerden, alçaklardan, şerefsizlerden olursun.

 

Dakika 25:09

 

Kendi milletine kasteden kendi milletinin yüce değerlerini yok etmeye çalışan yabancıların emrinde hareket eden, yabancı cereyanlar ve ideolojileri kendi milletine dayatan ve empoze (dayatılmış) eden zâlim ve alçak ve şerefsizleri iyi keşif eyle. Bunlar kendi milletini yok etmeye çalışan İslam milletinin içteki düşmanlarıdırlar. Düşman sokmuş bunları içine, ya bunları ıslâh edeceksin ya bunları yok edeceksin ikisinin biri. Çünkü sen ona tolerans tanıyorsun, hak ve özgürlüklerini veriyorsun, o bunları kötüye kullanıyor. Onun kötülüğe kullanmasına müsaade etmeyeceksin, ona göre tedbirini alacaksın. Bu milletin ne çektiğini gerçek Müslümanlar biliyor, 150 seneden beri neler olduğunu bu milletin Müslümanları biliyor. 100 seneden beri de balyozun Müslümanların tepesinden kalkmadığını da görüyor. Akan kanların hep Müslüman kanı, akan gözyaşlarının hepsinin Müslümanların gözyaşları olduğunu iyi biliyor. Hep bunlar içindeki düşmanın eliyle yapılıyor. Ya geceleyin odun topluyorum diye yılanları topladın çuvala doldurdun sırtına aldın. İşte o yılanlar seni ısırmaya başladı. Aklını başına al! İslam’ın nuru ile feraseti elde etmek için İslam’ı bilmen lâzım, Kur’an-ı Kerim’i doğru bilmen lâzım, sahîh sünneti doğru bilmen lâzım, müçtehit âlimlerin ilmini fıkıh ilmini okuman lâzım. İşte baştan sona bunun için çırpınıyoruz.

Yine Ebû Dâvûd da aynı yerde Rasûlullah’ın (Aleyhissalâtu Vesselâm) şu tavsiyeleri yer almaktadır; “Ey Muaviye! Eğer insanların kusurlarını araştırırsan, onları ifsâd edersin veya ifsâd olma noktasına getirirsin. Kim bir kusur görür ve onu örterse diri gömülmüş birisine hayat vermiş gibi olur”. Burayı da doğru anlaman gerekir. Yanlışları gördüğün zaman onu açığa çıkarıp yaygara yapmak değildir, o yanlışların karşısına doğruyu koyup bu milletin irşâdına, ıslâhına, eğitimine, öğretimine gayret etmen gerekir, beşikten mezara kadar doğru bir sistem eğitim sistemi kurman gerekir. “Kim bir kusur görür ve onu örterse diri gömülmüş birisine hayat vermiş gibi olur”. İşte yanlışları düzeltmek budur, bütün yanlışların yerine doğruyu koy, işte hayat oradadır gerçek hayat tarzı da İslam’ın hayat tarzıdır bunu da unutma! Yanlışın içinde bıraktığın insanları diri, diri toprağa gömmüş gibisin, onların yanlışlarını usulü dairesinde eğer giderir, onları o yanlıştan kurtarabilirsen kırmadan dökmeden kurtarabilirsen işte o zaman da ne yaparsın? O diri, diri toprağa gömülen insanın kurtuluşuna vesile olursun.

 

Evet, sevgili dostlarımız, İnşâ’Allah’u Teâlâ bundan sonraki dersimiz de İslam’da halîfe seçimi nasıl olmuş, hilafetin durumu onunla ilgili dersimiz bir sonraki derste devam edecektir. Cenab-ı Hak devletiyle, milletiyle, idarecilerle, amirlerle, memurlarla, ümmeti ile milleti ile bir bütün olup Allah’ın emrinde kul, Peygambere tâbî olan bir ümmet olmayı bir ve berâberce hareket etmeyi Cenabı Hak Ümmet-i Muhammed’in tamamına nasîb-i müyesser eylesin. Evet, bu İslam birliği, İslam kardeşliğinden doğan kuvveti ve gücü iyi tanı, o kuvvetin karşısında bâtıl barınamadı barınamayacaktır, bir ol, bütün ol.

 

Dakika 30:58

 

(Visited 129 times, 1 visits today)