HadısŞerifKülliyatı 205-01

205 – Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 205

205- Hadis-i Şerif Külliyatı Ders 205

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 

Sevgili dostlarımız,

 

Hulefâ-i Râşidin’in seçilme durumu ile ilgili dersimiz devam ediyor. Ubâde’nin halîfe olması meselesinde bütün Ensariler müttefik değillerdi onu sadece Ensar’ın Hazreç grubu istemektedir. Evsiler değil hatta evsiler onların hilafetinden rahatsızlık duyabilecekler ve İslam da ortadan kalkmış olan Evs Hazreç husumeti tekrar canlanabilecekti. Cenab-ı Hak bu tefrikaların hepsini ortadan kaldırdı ve birlik sağlandı, Ebû Bekir (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) ittifakla seçildi ufak tefek pürüzler hariç Ashab-ı Güzin ittifakla Hz. Ebû Bekir’i seçmişler ve hepsi de memnun olmuşlardır.

 

İbn-i Abbâs (R.A) anlatıyor ben muhâcirlerden birçoğundan Kuran-ı Kerim öğreniyordum Abdurrahman İbn-i Avf onlardan biriydi. Ben Mina’da onun menzilinde iken o da Hz. Ömer’in son defa yapmış olduğu hacda onun yanında idi. Abdurrahman yanıma dönüşte bugün Hz. Ömer’in yanına gelen bir adamı keşke sen de görseydin.

 

Dedi ki; Ey müminlerin emiri! Bir adam görsen ki sana keşke Ömer ölmüş olsa da falancaya Bezzâr’ın rivayetinde Talhâ İbnü Ubeydullah’a biat etsem. Vallâhi Hz. Ebû Bekir (R.A) Hazretlerinin biatı çabucak oldubitti dese ne dersin? Dedi.

 

Hz. Ömer bu söze daha önce hiç görmediğim kadar öfkelendi ve İnşa’Allah bu akşam halka hitap edip ahit ve müşavere de olmaksızın idareyi gasp etmek isteyen bu heriflere karşı onları uyaracağım dedi.

 

Abdurrahman ilaveten dedi ki bunun üzerine Hz Ömer’e,

 

Ey Müminlerin Emiri! Dedim böyle bir şey yapma zira hac mevsiminde insanların cühela ve serseri takımı bir araya gelir konuşmak üzere halkın içinde doğrulduğun zaman onlar ola ki etrafında ekseriyeti teşkil ederler. Korkum şu ki siz kalkar bir şeyler söylersiniz o cahillerin her biri bir başka şey anlar, esas ifade etmek istediğiniz maksat tamamen kaybolur. Şu halde acele etmeyin Medine’ye ulaşın, orası Dârul Hicret ve sünnettir. Hicretin yapıldığı sünnetin yaşandığı mahaldir. Orada fıkıh ulemâsı ve insanların eşrafı ile baş başa kalır dilediğinizi rahatça söylersiniz. Âlimler sözlerinizi eksiksiz öğrenirler ve maksadınız neyse onu anlarlar.

 

Bu sözün üzerine Hz. Ömer (R.A) pekâlâ Vallâhi İnşa’Allah Medine’ye vardığımda ilk fırsatta bu toplantıyı akdedeceğim dedi. İbn-i Abbâs (Radıyallâhu Anhüm ve Erdahüm Ecmaîn) devamla dedi ki; Zilhiccenin sonlarında Medine’ye geldik, cuma günü öğle olur olmaz camiye gitmede acele ettim.

 

Dakika 5:04

 

Rezin şunu da açıklar ki öğle sıcağında çıktım sonra önceki hadis-i anlatmaya İbn-i Abbâs devam etti ve dedi ki camiye gelince Said İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Nüfeyl’i (R.A)  minberin köşesinde oturmuş buldum, dizim dizine değecek şekilde yanına oturdum. Sağıma soluma bakmaya başlamadan Ömer İbnü’l Hattâb yerinden minbere doğru çıktı. Onun gelmekte olduğunu görünce yanındaki Saîd İbn-i Zeyd İbn-i Amr İbn-i Müfeyle bu öyle Ömer halîfe olduğu günden beri hiç yapmadığı bir konuşma yapacak dedim. Zeyd söylediğimi hoş karşılamadı ve daha önce konuşmadığı şeyi konuşması ne mümkün deyip beni reddetti.

 

Hz. Ömer (R.A) minbere oturdu, müezzin ezanını tamamlayınca doğruldu. Cenab-ı Hakk’a layık olduğu Hamdü Senâ da bulundu, sonra şunları söyledi; (Amma ba’d), ben şimdi sizlere Cenab-ı Hakk’ın söylememi takdir buyuracağı bir konuşma yapacağım bilemiyorum belki de ecelim yakındır, bu son hutbem olur. Kim bu sözlerimi anlar ve hafızasına alabilirse bineğinin götürdüğü her yerde nakletsin. Kimde anlamış olmaktan korkarsa hiç kimseye hakkında yalan söylemesini helal etmiyorum. Yüce Allah (Celle Şânuhü) Muhammed’i (A.S.V) hakla gönderdi, kendisine kitap indirdi, Allah’ın indirdikleri meyanında recm ayeti de vardı. Biz onu okuduk anladık ve ezberledik, Rasûlullah (A.S.V) recm cezası verdi. Ondan sonra da bizler verdik şahsen oradan fazla zaman geçince bazılarının çıkıp Allah’ın kitabında biz recm ayeti bulamıyoruz diyerek Allah’ın indirmiş olduğu bir farzı terk edip sapıtmalarından korkuyorum. Recm Allah’ın kitabında muhsan yani baliğ, akis, sahih bir evlilikle evlenmiş ve gerdek yapmış olduğu halde zinâ eden kadın ve erkeklere ispatlayıcı beyyine veya hamilelik veya itiraf olduğu takdirde uygulanması gereken bir hattır. Zinâ haddi ile Bab’da zikri geçmiş olan İbn-i Abbâs hadisi 1589 numaralı hadis gibi zikrettikten sonra dedi ki Vedai bana ulaştı ki birileri şöyle demiş; Ömer ölünce herkesle istişare biat aramaksızın falancaya biat edeceğim. Sakın hâ hiç kimseyi Hz. Ebû Bekir’in seçimi de oldubittiye geldi, biz de onun seçilme tarzına uygun olarak birini seçebiliriz gibi sözler aldatmasın haberiniz olsun. Evet, onun seçimi çabuk olmuştur bu doğru ancak yüce Allah umumiyetle çabuk yapılan işlerde bilâhare karşılaşılan şerlerden bu ümmeti korumuştur. Sizden hiç kimseye Hz. Ebû Bekir (R.A) Hazretlerine yapıldığı şekilde alaka göstererek boyunlar koparcasına, nazarlar çevrilip baş uzatılmaz. Öyle ise Müslümanların istişâre ve teyidi tahakkuk etmeksizin kim başkasına biat ederse bilsin ki ne biat edene ne de edilene itibar edilmeyecektir.

 

Dakika 10:15

 

Böyle bir biat akdi edeni de edileni de ölüme maruz bırakacaktır. Hz. Ebû Bekir’e yapılan biat böyle 40 düşüncelerin zannettiği gibi değildir. İçyüzünü anlatayım Resulullah’ın (A.S.V) ruhunu Cenab-ı Hak kabzettiği vakit haberimiz oldu ki Ensar büyük bir grup halinde bizden ayrı olarak ‘’Beni Saide Sakifin’de’’ toplanmışlar. Ali Zübeyir ve bunlarla birlikte Abbâs gibi diğer bazıları bizden ayrılarak cenaze ile meşgul olmak üzere geride kaldılar.

 

Muhâcirler de Hz. Ebû Bekir (R.A) Hazretlerinin etrafında toplandılar. Hz. Ebû Bekir’e, ey Ebû Bekir haydi şu Ensârî kardeşlerimizin yanlarına gidelim dedim onlara bir an önce yetişmek üzere yürüdük. Yakınlarına varınca onlardan iki salih zatla karşılaştık.

 

Kavmin Sâd İbn-i Ubade’yi halîfe seçme hususundaki kararlarını zikrettiler. Sonra da ey Muhâcirler cemaati nereye gidiyorsunuz? Diye sordular.

 

Biz şu Ensârî kardeşlerimize gidiyoruz dediler.

 

Hayır, onlara yaklaşmayın hükümlerini versinler dediler.

 

Ben Vallâhi onlara gideceğiz dedim ve yürüdüm. Onları Beni Saide sakifinde buldum ortalarında üzeri örtülü birisi vardı. Bu da kim? Dedim.

 

Bu Sâd İbn-i Ubade ’dir dediler.

Ben nesi var? Diye sordum.

Titriyor dediler. Biraz oturmuştu ki hatipleri şehâdet getirerek söze başladı. Cenabı Hakk’a layık olduğu hamd ve senayı ifade ettikten sonra şu konuşmayı yaptı; (Amma ba’d) biz Allah’ın Ensar’ı ve İslam’ın ordusuyuz. Siz ey Muhâcirler asıl kavminden kopup gelmiş içimizden az bir grupsunuz. Anladık ki bunlar aslen müstahak olduğumuz fonksiyonlarımızdan bizi koparmak, emirlikten uzak tutmak istiyorlardı. Hatip sözlerini tamamlayınca konuşmak arzu ettim. Bu esnada içimden söyleyecek güzel sözler hazırlamıştım, bunlar hoşuma da gitmişti. Bunları Ebû Bekir’in (R.A) huzurunda söylemek istiyorum. Ben bazen onun hiddetini yatıştırıyordum, konuşmak istediğim sırada Ebû Bekir acele etme dedi onu öfkelendirmek istemedim ve konuşmaktan vazgeçtim.

 

Ebû Bekir (R.A) konuştu, O aslında benden daha çok ilme sahip daha vakur idi. Allah’a yeminle söylüyorum içimde hazırladığım bütün güzel sözleri eksiksiz aynı güzellikte ve hatta daha da güzel bir biçimde bu konuşması esnasında söyledi. Demişti ki hakkınızda söylediğiniz hayır ve fazilet ne varsa hepsine layıksınız ancak bu emirlik işi Kureyş kabilesine meşru tanınır. Onlar mezhep yönüyle de, yurt yönüyle de Arab’ın ortasında yer alır. Ben sizin için şu iki şahıstan birini uygun buldum, bunlardan hangisini isterseniz ona biat edin. Böyle deyip benim ve Ebû Ubeyde İbnü’l Cerrâh’ın ellerimizden tuttu, Ebû Bekir ikimizin arasında oturuyordu. O’nun ikimizi imamlığa teklif eden cümlesinden başka bütün söyledikleri hoşuma gitti. Vallâhi Ebû Bekir’in bulunduğu bir kavmin başına emir seçilmektense ortaya çıkarılıp boynumun vurulmasını gerektirecek bir günah işlemek bana daha sevgili gelirdi.

 

Dakika 15:09

 

Ancak nefsimin bana ölüm anında hoş gösterdiği şey şimdi bulamıyorum derken Ensar’ın Hubâb İbnü’l Münzir adındaki bir sözcüsü beni hasta hayvanların kaşınarak rahatladıkları kaşınma çubukcağızı yaslandığı dikme ile ayakta duran hurma fidancığı kabul edin ve fikrimi dinleyin. Diyorum ki sizden bir emir bizden de bir emir olsun ey Kureyş Cemaati dedi.

 

Bunun üzerine her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Gürültü çoğaldı, öyle ki ihtilaf çıkacak diye korktum. Hz. Ebu Bekir’e ey Ebû Bekir uzat elini dedim elini uzattı, ben ona biat ettim, Muhacirler de biat ettiler, sonra da Ensar biat etti. Sâd İbn-i Ubâde Hazretlerinin üzerine atıldık derken onlardan biri Sâd İbn-i Ubâde’yi öldürdünüz demez mi? Ben de Sâd İbnü’l Ubâde’yi Allah öldürsün dedim.

 

Hz. Ömer (R.A) derki; Vallâhi biz Hz. Peygamber’in (A.S.V) defni sırasında Hz. Ebû Bekir’in seçiminden daha ehemmiyetli bir şey düşünmedik. Biat gerçekleşmeden halkı terk etmemiz hâlinde oradan ayrılınca arkamızdan kendilerinden birini halîfe seçiverecekler diye korktuk. Öyle bir durumda ya bize de razı olmaya biat edecek veya muhalefet edecek ikisi de fesat olacaktı. Bilesiniz Müslümanlarla istişâre etmeden kim bir başkasına biat ederse ne biat edene ne de kendisine biat edilene itibar edilmez. İkisinin de öldürülmesinden korkulur, bunu Buhârî, Müslim haber vermektedir. Hz. Ömer’in bu konuşmasını Buhârî, Müslim haber vermektedir sevgili dostlarımız. Rivayet Hz. İbn-i Abbâs’tan gelmektedir.

 

Hz. Ömer bunu duyunca fenâ hâlde öfkelenir ve bunu riyâsetin gaspı olarak değerlendirir. Hz. Ebubekir’in halife olması hususunda o günün şartları gereği acele edilmiştir. Bu doğru ancak büyüklüğü herkesçe müsellem ve üstelik ilk Müslüman olmak, Hz Peygamber (A.S.V) tarafından imam seçilmiş olmak, hicreti sırasında mağarada Hz. Peygamber’e (A.S.V) can yoldaşlığı yapmış olmak, Kuran-ı Kerim’de zikredilmiş olmak gibi pek çok imtiyazı olan ve faziletçe üstünlüğü, itibarının yüceliği herkesçe bilinen Hz. Ebû Bekir gibi birinin seçilmiş olması meseleye gölge düşürmeye imkân bırakmıyordu. Hz. Ömer’in vefâtı halinde aynı tarzda seçim meşru addedilse ortaya birçok imam çıkabilir ve fitne kopabilirdi. Bu sebeple Hz. Ömer kulağına gelen bu sözü ciddiye alır ve anında üzerine gitmek ister ancak yapılan tek yerinde bir tavsiye üzerine mesele hususunda Efkârı Umumiye’nin aydınlatılmasını Medine’ye dönme zamanına bırakır. İbn-i İshâk’ın rivayetinde Hz. Ömer’in ölümü ile birlikte Hz. Ebû Bekir’in seçimi tarzında yenilerini seçmek isteyenler bir değil, birçok kişidir. Yani halîfe Hz. Ömer’in meseleyi ciddiye almasın da haklı bir durum var, kulağına gelen rastgele bir söz değil siyasi komplo hazırlıklarının istihbarıdır. Hz. Ömer ümmetin ileri gelenleriyle istişare yapıp ahit almadan kimsenin kimseye biat edemeyeceğini, aksi halde devlete savaş açmış kabul edeceğini belirtir.

 

Dakika 20:11

 

Nitekim Hz. Peygamber’de (A.S.V) mevcut bir imam varken ikinci bir kimsenin çıkıp biat almasını haram ilan ediyor ve öldürülmesini emrediyor. Hz. Ömer (R.A) hilâfetin seçimi meselesini ele almazdan önce recm ayeti ile ilgili açıklama yapması şöyle bir yoruma tâbi tutulmuştur. Hz. Ömer Kuran-ı Kerim’de yazılı olmamakla beraber nasıl ki tatbikatta recm cezası mevcuttur kimseye Kuran-ı Kerim’de recm ayeti yok, ben recmi kabul etmiyorum diyemez ise aynı şekilde Kuran-ı Kerim’de halîfeyi şöyle, şöyle seçin diye bir emir yoktur. Biz istediğimiz gibi halîfe seçeceğiz diyemez, demek istemiştir.

 

Evet, sevgili dostlarımız;

 

İnşa ’Allah’u Teâlâ bu konuda bunun bazı hükümlerle de bir sonraki dersimiz devam edecektir. Cenab-ı Hak Ümmeti Muhammed’e birlik beraberlik nasip eylesin, birlikten beraberlikten ayırmasın, düşmanın ve iblisin ordularının şerlerinden Ümmeti Muhammedi korusun. Birliğine ve O’nun huzuruna İslam’da birlik ve beraberliğin getireceği hayırlara engel olacak hiç kimseye fırsat vermesin. Cenab-ı Hak ümmeti birlikten, beraberlikten, kardeşlikten ayırmasın.

 

Dakika 22:12

 

 

(Visited 25 times, 1 visits today)